Devlet memurluğundan çıkarma cezası, Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenen en ağır disiplin cezasıdır. Bu ceza, memurun kamu görevinden kalıcı olarak çıkarılması anlamına gelir ve bir daha devlet memurluğuna dönme imkânı tanımaz. Devlet memurluğundan çıkarma cezası alan kişilerin, bu cezaya itiraz etmek amacıyla, kararın kendilerine tebliğinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açması gerekmektedir. Bu 60 günlük süre hak düşürücü süre olup, bu sürenin geçirilmesi halinde dava açma hakkı kaybedilir.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI NEDİR?

Devlet memurluğundan çıkarma cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu‘nun 125. maddesinin ilk fıkrasının (E) bendinde şu şekilde tanımlanmıştır:

“Devlet memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır.”

Bu tanım, devlet memurluğundan çıkarılan kişinin bir daha devlet memuru olarak atanamayacağını ifade eder. Dolayısıyla, memurluktan çıkarma cezası sadece mevcut kamu görevinden ayrılmayı değil, aynı zamanda gelecekte herhangi bir kamu görevi alma hakkını da kaybetmeyi içerir. Bu ceza, diğer disiplin cezalarından çok daha ağır ve kalıcı sonuçlar doğurur.

Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezasının Hukuki Dayanağı ve Usulü

Devlet memurluğundan çıkarma cezası, diğer disiplin cezalarına göre daha ağır sonuçlar doğurduğu için, uygulanmasında daha sıkı bir usul izlenir. Bu cezanın uygulanması, ilgili memurun savunmasının alınması, disiplin kurulunun görüşünün alınması ve nihai kararın yetkili amir tarafından verilmesi gibi aşamaları içerir. Ayrıca, bu cezanın verildiği kişilerin, 60 gün içinde idare mahkemesine başvurarak yürütmenin durdurulması istemiyle iptal davası açma hakkı vardır.

Anayasa ve Kamu Hizmetine Girme Hakkı

Devlet memurluğundan çıkarma cezasının, Anayasa’nın 70. maddesiyle düzenlenen kamu hizmetine girme hakkıyla bağdaştırılması tartışmalıdır. Anayasa’nın 70. maddesi şöyledir:

“Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.”

Devlet memurluğundan çıkarma cezası, bu anayasal hakkı ihlal eder nitelikte görülebilir, çünkü kişiye bir daha kamu hizmetine girme imkanı tanınmamaktadır. Bu durum, adli sicil kayıtlarının belirli bir süre sonra silindiği, memnu hakların iadesinin mümkün olduğu ve hatta bazı ceza mahkûmiyetlerinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla sonuçlarının doğmadığı durumlarla kıyaslandığında, memurluktan çıkarma cezasının ne kadar ağır ve kalıcı olduğunu ortaya koyar.

Telafi ve Geri Dönüş İmkânı

Adalet ve hakkaniyet ilkeleri gereği, devlet memurluğundan çıkarma cezası alan kişiler için de bir telafi ve geri dönüş imkânı sağlanması gerektiği ileri sürülebilir. Örneğin, belirli bir süre sonra, disiplin suçu nedeniyle devlet memurluğundan çıkarılan kişilerin, belirli şartları yerine getirmeleri halinde tekrar kamu hizmetine girebilmeleri sağlanabilir. Bu durum, hem Anayasa’nın 70. maddesine uygun olur hem de adalet duygusunu güçlendirir.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasının ağırlığı ve kalıcılığı dikkate alındığında, bu cezanın yeniden değerlendirilmesi ve belirli koşullar altında telafi mekanizmalarının oluşturulması, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle daha uyumlu olacaktır.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASINI GEREKTİRİN DURUMLAR

Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

“a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak

b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,

c) Siyasi partiye girmek

d) Özürsüz olarak (…)bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,

e) Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,

f) Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak,

g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,

h) Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,

ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,

j) Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,

k) 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.

l) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak.”

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI VERMEYE YETKİLİ AMİR VE KURULLAR

Devlet memurluğundan çıkarma cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 126. maddesi çerçevesinde, belirli usuller dahilinde uygulanır. Bu usuller, disiplin sürecinin adil ve hukuka uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. Aşağıda bu sürecin temel unsurları ve olası hukuka aykırılık durumları açıklanmaktadır:

  • Amirin Talebi: Devlet memurluğundan çıkarma cezası, memurun bağlı bulunduğu kurumun amirinin bu yolda bir isteği üzerine başlatılır.
  • Yüksek Disiplin Kurulu: Bu talep, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna iletilir. Yüksek disiplin kurulu, amirin teklifini kabul edebilir veya reddedebilir, ancak teklif edilen cezanın dışında bir ceza tayin etme yetkisi yoktur.
  • Kabul: Eğer yüksek disiplin kurulu amirin teklifini kabul ederse, memur devlet memurluğundan çıkarılır.
  • Ret: Eğer yüksek disiplin kurulu amirin teklifini reddederse, amir 15 gün içinde başka bir disiplin cezası verebilir.

Hukuka Aykırılık Durumları

Belirtilen Kanun hükümleri gereğince, memurluktan çıkarma cezasının hukuka uygun olabilmesi için belirli prosedürlerin doğru bir şekilde izlenmesi gerekmektedir. Aksi durumlar, cezanın hukuka aykırılığına ve dolayısıyla iptaline yol açabilir:

  • Amirin Doğrudan Cezayı Vermesi: Devlet memurluğundan çıkarma cezası, yalnızca yüksek disiplin kurulunun kararıyla verilebilir. Amirin doğrudan bu cezayı vermesi kanuna aykırıdır ve bu durum cezanın iptalini gerektirir.
  • Yüksek Disiplin Kurulunun Amirin İsteği Olmaksızın Cezayı Vermesi: Yüksek disiplin kurulu, amirin talebi olmaksızın devlet memurluğundan çıkarma cezası Bu durumda verilen ceza hukuka aykırı olur.
  • Yüksek Disiplin Kurulunun Amirin Talebini Reddetmesine Rağmen Cezayı Vermesi: Yüksek disiplin kurulu, amirin memurluktan çıkarma cezası talebini reddederse, bu ceza verilemez. Ancak amir, 15 gün içinde başka bir disiplin cezası verebilir. Aksi takdirde, verilen ceza hukuka aykırı olur.
  • Yetkisiz Amir veya Kurulun Sürece Dahil Olması: Disiplin sürecine yetkisiz bir amir veya yüksek disiplin kurulunun dahil olması da verilen cezanın hukuka aykırılığı sonucunu doğurur. Bu durumda, ceza iptal edilmelidir.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasının hukuka uygun olabilmesi için, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun belirlediği usullere sıkı sıkıya uyulmalıdır. Usul hataları veya yetki aşımı gibi durumlar, cezanın iptal edilmesine yol açar. Bu nedenle, disiplin sürecinin her aşamasında hukuki çerçevelere uygun hareket edilmesi önemlidir. Aksi durumlar, memurun haklarının ihlali anlamına gelir ve idari yargı yoluyla iptal edilebilir.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI SÜRESİ

Devlet memurluğundan çıkarma cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda belirlenen süreler içinde verilmelidir. Bu süreler, karar süresi ve zamanaşımı süreleri olarak ikiye ayrılır. Bu süreler, disiplin sürecinin adil ve hukuka uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla konulmuştur ve idari yargı organlarınca resen dikkate alınması gerekmektedir. Ancak, bu durumun dava dilekçesinde belirtilmesi önemlidir.

Karar Süresi

Devlet Memurları Kanunu’nun 128. maddesinin 3. fıkrasına göre, memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından yaptırılan soruşturmaya ait dosya, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna tevdi edildikten sonra azami altı ay içinde karara bağlanmalıdır. Eğer bu süre içinde karar verilmezse, memurluktan çıkarma cezası verilmesi hukuka aykırı olur ve iptali gerektirir.

Zamanaşımı Süreleri

Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesine göre, memurluktan çıkarma cezası için belirlenen zamanaşımı süreleri şunlardır:

  • Disiplin Kovuşturmasına Başlama Süresi: Memurluktan çıkarma cezası gerektiren fiil ve hallerin öğrenildiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmalıdır.
  • Ceza Verme Süresi: Memurun fiili işlediği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde memurluktan çıkarma cezası verilmelidir.

Bu süreler geçtikten sonra disiplin kovuşturmasına başlanamaz ve memurluktan çıkarma cezası verilemez. Sürelerin aşılması durumunda verilen cezalar hukuka aykırı olur ve iptali gerektirir.

Hukuka Aykırılık ve İptal Nedenleri

Belirtilen süreler içinde karar verilmemesi veya disiplin kovuşturmasına başlanmaması durumunda, verilen memurluktan çıkarma cezası hukuka aykırı sayılır ve iptali gerektirir. Bu sürelerin ihlali durumunda disiplin cezasına karşı açılacak iptal davalarında, idari yargı organları bu sürelerin ihlalini dikkate alarak cezayı iptal edebilir.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasının hukuka uygun olabilmesi için karar süresi ve zamanaşımı sürelerine uyulması zorunludur. Bu sürelerin ihlali, cezanın iptal edilmesine yol açar. Bu nedenle, disiplin sürecinde bu sürelere dikkat edilmesi ve disiplin cezasına karşı açılacak davalarda bu hususların belirtilmesi önemlidir.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASINDA SAVUNMA HAKKI

Savunma hakkı tanınmadan memurlara disiplin cezası verilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 129. maddesinin ikinci fıkrası gereği anayasal bir ilkenin ihlalidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu da memurun savunması alınmadan disiplin cezası verilemeyeceğini belirlemiştir (m.130/I). Bu nedenle, savunma hakkı tanınmadan verilen memurluktan çıkarma cezası, hem Anayasa hem de Kanun hükümlerine aykırıdır.

Kanun, memura savunması için en az 7 günlük bir süre tanınmasını zorunlu kılmıştır (m.130/II). Memura 7 günden daha az bir süre verilmesi mümkün değildir. Ayrıca, memurun savunma süresi, dosyanın kapsamı ve hacmi, suçlamanın niteliği ve cezanın ağırlığına göre belirlenmelidir. Özellikle memurluktan çıkarma gibi ağır cezalar söz konusu olduğunda, memura makul ve yeterli bir savunma süresi tanınmalıdır. 7 gün kuralına uyulsa bile, kapsamlı bir dosya veya ciddi bir suçlama karşısında yeterli savunma süresi verilmemesi savunma hakkının ihlali anlamına gelir ve verilen cezanın hukuka aykırılığına ve iptaline yol açar.

Kanun, memurluktan çıkarma cezası istenen memura soruşturma evrakını inceleme, tanık çağırma, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi ya da vekili aracılığıyla savunma yapma hakkı tanımıştır (m.129/II). Bu haklar, sadece memurluktan çıkarma cezası için geçerlidir ve kanun koyucunun bu konuya verdiği önemi gösterir. Memurluktan çıkarma cezası, diğer disiplin cezalarından daha ağır sonuçlar doğurduğu için, hukuka aykırılıkların tespiti ve cezanın iptali amacıyla bu hakların doğru ve usulüne uygun olarak kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle, profesyonel hukuki yardım almak son derece önemlidir.

Kanun, memurun belirlenen süre içinde veya belirtilen tarihte savunmasını yapmaması durumunda, savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağını hükme bağlamıştır (m.130/II). Özellikle memurluktan çıkarma cezasında, belirtilen süre içinde veya tarihte savunma yapılması önemlidir. Ancak, sürenin veya tarihin usulüne uygun olarak memura bildirilmemesi veya memurun geçerli mazeretlerinin göz ardı edilmesi durumunda, savunma hakkının kullanılamaması savunma hakkından vazgeçme olarak değerlendirilmez.

CEZA KOVUŞTURMASI İLE DİSİPLİN KOVUŞTURMASININ BİR ARADA YÜRÜTÜLMESİ

Memurluktan çıkarma cezasına neden olan fiil ve durumlar, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu ya da diğer kanunlar kapsamında suç olarak tanımlanmış ve cezai yaptırıma tabi olabilir. Bu durumda, memur hem disiplin soruşturması hem de ceza soruşturması ve kovuşturması ile karşı karşıya kalabilir. Sonuç olarak, memurluktan çıkarılan kişi aynı zamanda ceza yaptırımı ile de karşılaşabilir ve mahkumiyet alabilir. Kanun, “Yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiilin genel hükümler kapsamına girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez.” ifadesi ile bu durumu belirtmiştir (m.125/VII).

Bu konu, Kanun’un 131. maddesinde ayrıca ve bağımsız olarak düzenlenmiştir. Maddeye göre: “Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktiremez.” “Memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz.” Kanun ayrıca, memurların suçları nedeniyle yapılan soruşturma sonuçlarının memurun bağlı olduğu bakanlık, kurum ya da kuruluşlara gönderilmesini öngörmektedir.

Kanun, ceza ve disiplin kovuşturmalarını birbirinden bağımsız olarak ele almaktadır. Memurluktan çıkarma cezası gerektiren bir eylemin aynı zamanda ceza hukuku kapsamında suç teşkil etmesi ve ceza soruşturmasına konu olması mümkündür. Bu durumda, memur hakkında hem disiplin hem de ceza soruşturması başlatılacaktır. İdarenin disiplin soruşturması başlatmak veya sonuçlandırmak için ceza soruşturmasının sonuçlanmasını beklemesi gerekmez. Ceza soruşturması sonucunda memur hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilse veya memur beraat etse bile, şartlar oluştuğunda memurluktan çıkarma cezası uygulanabilir. Yani, ceza hukuku kapsamında suç oluşturmayan bir eylem, memur ve disiplin hukuku kapsamında disiplin suçu sayılabilir ve disiplin cezasına konu olabilir.

Kanunda disiplin ve ceza soruşturmaları birbirinden ayrı ve bağımsız süreçler olarak düzenlenmiş olsa da, bu soruşturmaların birbirini etkilememesi düşünülemez. Örneğin, yargı kararı ile isnat edilen fiili işlemediği sabit olan bir memur hakkında, bu fiilden dolayı memurluktan çıkarma cezası verilemez. Bu nedenle, bu soruşturmaların doğru bir şekilde analiz edilip değerlendirilmesi ve başvuru yollarında uygun bir şekilde kullanılması son derece önemlidir.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASININ BİR ALT CEZASI UYGULANMASI

Kanun, geçmiş hizmetleri sırasında olumlu performans gösteren ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanın uygulanabileceğini hükme bağlamaktadır (m.125/III). Bu durumda, memurluktan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve halleri işleyen, ancak geçmişteki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi almış olan memurlar için bir derece hafif olan kademe ilerlemesinin durdurulması cezası uygulanabilir.

Bu nedenle, devlet memurlarının ve kamu personelinin özenli bir şekilde çalışmaları, gelecekte karşılaşabilecekleri memurluktan çıkarma cezasına muhatap olmamaları açısından büyük önem taşımaktadır. Kanun, bu konuda idarenin takdir yetkisine bırakmış olsa da, bu yetkinin mutlak olmadığı, hukuka ve hakkaniyete uygun bir şekilde kullanılması gerektiği ve yargı denetimine tabi olduğu unutulmamalıdır. Özellikle memurluktan çıkarma gibi ciddi maddi ve manevi sonuçları olan idari işlemlerde, idarenin takdir yetkisini objektif ve hukuka uygun bir şekilde kullanması ve gerekçelendirmesi büyük önem arz etmektedir. Memurluktan çıkarma cezasının bir alt cezası kademe ilerlemesinin durdurulmasıdır. Fiilin ağırlık derecesine göre, memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulması şeklinde uygulanır. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve durumlar şunlardır:

a) Göreve sarhoş gelmek veya görev yerinde alkollü içki içmek,

b) Mazeretsiz ve kesintisiz olarak 3 – 9 gün göreve gelmemek,

c) Görevi ile ilgili olarak herhangi bir şekilde çıkar sağlamak,

d) Amirine veya astlarına karşı küçültücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketlerde bulunmak,

e) Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri izinsiz olarak toplantı, tören ve benzeri amaçlarla kullanmak veya kullandırmak,

f) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek,

h) Ticaret yapmak veya devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak,

ı) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak ve kişilerin yarar veya zararını hedefleyen davranışlarda bulunmak,

j) Belirlenen süreler içinde mal bildiriminde bulunmamak,

k) Açıklanması yasaklanan bilgileri ifşa etmek,

l) Amirine, astlarına, iş arkadaşlarına veya iş sahiplerine hakaret etmek veya tehditte bulunmak,

m) Diplomatik statüsünden yararlanarak yurt dışında, geçerli bir sebep göstermeksizin ödeme kapasitesinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödememek suretiyle devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebep olmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek,

n) Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak,

o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASINA İTİRAZ

Devlet memurları, görevlerini yerine getirirken uyulması gereken kurallara aykırı davrandıklarında disiplin cezaları ile karşılaşabilirler. Disiplin cezaları; uyarı, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma şeklinde uygulanmaktadır.

Devlet memurluğundan çıkarma cezası, memurun görevinden ihraç edilmesi anlamına gelir ve bu ceza memurlar için en ağır disiplin cezasıdır. Devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı idari itiraz yolu bulunmamaktadır. Bu nedenle, hakkında devlet memurluğundan çıkarma cezası verilen memur, cezanın tebliğinden itibaren 60 gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açmalıdır.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı açılacak iptal davasında, memurun şu hususları ileri sürmesi mümkündür:

  • Cezanın hukuka aykırı olması
  • Cezanın orantısız olması
  • Cezanın verileceğine dair yeterli delil bulunmaması
  • Cezanın adil olmaması

İdare mahkemesi, iptal davasında bu iddiaları inceleyerek cezanın hukuka uygunluğunu, orantılı olup olmadığını ve cezanın verilmesine yeterli delil olup olmadığını değerlendirecektir. Mahkeme, cezanın hukuka aykırı veya orantısız olduğuna karar verirse, cezayı iptal edecektir.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı açılacak iptal davasında, memurun bir avukattan hukuki yardım alması faydalı olacaktır.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI ALAN NE YAPMALI?

Devlet memurluğundan çıkarma cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenmiş olan en ağır disiplin cezasıdır. Bu ceza, memurun memurluk sıfatı ile bağdaşmayan yüz kızartıcı ve utanç verici davranışlar sergilemesi durumunda uygulanır.

Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilen memur, cezanın tebliğ edilmesinden itibaren 60 gün içinde idari yargıda iptal davası açabilir. Bu dava, memurun son görev yaptığı yerin idare mahkemesinde görülür.

İptal davası açarken memurun, cezanın hukuka aykırılığını ileri sürmesi gerekmektedir. Örneğin, cezanın verilmesinde yasal veya usule ilişkin eksiklikler bulunuyorsa, cezanın objektif değerlendirme kriterlerine uygun olmadığı ya da memurun eylemine orantısız olduğu iddia edilebilir.

İptal davasında, mahkeme memurun lehine karar verirse, memuriyetten çıkarma cezası kaldırılır ve memur eski görevine iade edilir.

Devlet memurluğundan çıkarma cezası alan memurun dikkat etmesi gereken hususlar şunlardır:

  • Devlet memurluğundan çıkarma cezasının tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde iptal davası açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süredir.
  • Dava açarken devlet memurluğundan çıkarma cezasının hukuka aykırılığını ileri sürmek gerekmektedir. Yasal veya usule ilişkin eksiklikler, objektif değerlendirmeye uygunluk ve orantısızlık iddiaları ileri sürülebilir.
  • Davayı memur kendisi açabileceği gibi, bir avukata vekalet vererek de açabilir.

Devlet memurluğundan çıkarma cezası alan memur için iptal davası açmak, memuriyete geri dönme şansını artıran en önemli yoldur.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI İLE İLGİLİ DANIŞTAY KARARI

“YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, Özel …Hafif Düzeyde Zihinsel Engelliler İlkokulundaki okul müdürlüğü görevine son verilmesine ilişkin Gölcük Kaymakamlığı’nın … tarih … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla… davacının Özel … Hafif Düzeyde Zihinsel Engelliler İlkokulundaki okul müdürlüğü görevine son verilmesine ilişkin Gölcük Kaymakamlığı’nın … tarih … sayılı işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Uyuşmazlığa konu işlemin Gölcük Kaymakamlığı tarafından tesis edildiği görülmekte ise de; Kocaeli Valiliği’nin 20/10/2014 tarihli İmza Yetkileri Yönergesi uyarınca Kaymakamın yetkili olduğu anlaşıldığından işlemde şekil unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde, idarece kurum yöneticileri hakkında idari yönden görevde kalmasında kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda sakınca görülen durumlarda eylemlerinin kesin somut delillerle sübuta erdiğinin tespiti halinde genel hükümlerin uygulanması suretiyle her zaman yöneticilik görevine son verebileceği açıktır.

Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Bu durumda, davacının fiilinin sübuta erip ermediğine ilişkin bir değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme üzerine verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;

  1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
  2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA…

KARŞI OY :Olayda, soruşturma raporunda davacı hakkında idari yönden görevine son verilmesi yolunda getirilen teklif doğrultusunda öğretmenlik ve yöneticilik görevine son verilmesine ilişkin işlemin Gölcük Kaymakamlığı tarafından tesis edildiği görülmekte olup; Gölcük Kaymakamı tarafından imzalanan işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığından çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.”

İDARİ DAVA AVUKATI ANKARA KİMDİR?

İdari dava avukatı Ankara, idari hukuk ve idari yargılama uzmanlık alanlarına odaklanan Ankara avukatları tanımlamak için kullanılan ifadelerdir. İdari dava avukatı Ankara, bireylerin veya kurumların idari eylem veya işlemlerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarını ele alır ve müvekkillerini idari yargı sürecinde temsil ederler.

Hukuk sistemimizde avukatlar belirli bir uzmanlık alanında resmi bir sertifikasyon almak zorunda değillerdir. Ancak, bir avukatın belirli bir alanda deneyim ve bilgi biriktirmesi ve bu alanda özellikle etkili bir şekilde hizmet vermesi oldukça yaygındır. İdari dava avukatı Ankara da idari hukuk alanında uzmanlaşan Ankara avukatlarıdır.

İdari dava avukatı Ankara, iptal davaları, tam yargı davaları, idari sözleşmeden kaynaklanan davalar gibi idari hukuk konularında uzmanlaşmış Ankara avukatlarıdır. İdari dava avukatı Ankara, müvekkillerini idari hukuk konularında bilgilendirir, haklarını savunur ve idari davalarda temsil ederler.

İdari dava avukatı Ankara, idari hukuk konularında uzmanlaşmış ve bu alanda deneyim kazanmış Ankara avukatlarıdır. Bu uzmanlık, müvekkillerine hukuki sorunlarında yardımcı olmalarına olanak tanır.

İDARİ DAVA AVUKATI ANKARA’NIN BAKTIĞI DAVALAR

İdari dava avukatı Ankara idari hukuk alanında uzmanlaşmış profesyonellerdir ve idari hukuk davalarına bakabilirler. İdari dava avukatı Ankara’nın ilgilendiği başlıca davalar ise;

  • İdari İşlemlerin İptali Davaları: İdari dava avukatı Ankara, müvekkillerinin, bir kamu kurumunun veya idarenin aldığı bir işlemin hukuka uygunluğunu sorguladığı durumlar. Bu davalar, idare mahkemesinde çözümlenir.
  • Tam Yargı Davaları: İdari dava avukatı Ankara, müvekkillerinin, idare tarafından yapılan bir işlemin neden olduğu maddi veya manevi zararların tazmin edilmesini talep ettiği davalar.
  • İdari Yaptırım ve Cezalarına Karşı İtirazlar: İdari dava avukatı Ankara, müvekkillerinin idare tarafından uygulanan bir yaptırım veya ceza ile ilgili olarak itirazda bulunma hakkını kullanmalarına yardımcı olma.
  • Kamulaştırma Davaları: İdari dava avukatı Ankara, müvekkillerinin mülkiyet haklarına etki eden kamulaştırma işlemlerine karşı davalara müdahil olma.

Bu davalar idare mahkemesinde görülür. İdari dava avukatı Ankara, müvekkillerinin hukuki haklarını korumak, idareye karşı etkili bir hukuki mücadele yürütmek ve idari yargı süreçlerini yönetmek konularında uzmanlaşmış Ankara avukatlarıdır.

İDARİ DAVA AVUKATI ANKARA’NIN FAYDALARI

İdari dava avukatı Ankara idari hukuk konularında uzmanlaşmış profesyonellerdir ve müvekkillerine bir dizi fayda sağlayabilirler. İdari dava avukatı Ankara, müvekkillerine çeşitli avantajlar sağlayarak, idari hukuk alanındaki uyuşmazlıkların etkili bir şekilde çözülmesine yardımcı olurlar. İşte bir idari dava avukatı Ankara’nın sağlayabileceği faydalardan bazıları ise:

  • Hukuki Bilgi ve Deneyim: İdari dava avukatı Ankara, idari hukuk konusunda uzmanlaşmış profesyonellerdir. Bu alandaki mevzuatı ve yargı pratiklerini yakından takip ederler. Bu sayede müvekkillerine güçlü bir hukuki temsil sunabilirler.
  • Dava Stratejisi Geliştirme İdari dava avukatı Ankara, müvekkillerinin durumunu değerlendirir ve en etkili dava stratejisini belirler. Hukuki riskleri değerlendirir ve müvekkillerini olası sonuçlar konusunda bilgilendirir.
  • İdare Mahkemesinde Tecrübe: İdari dava avukatı Ankara, idare mahkemesindeki prosedürleri, kuralları ve beklentileri bilmektedir. Bu tecrübe, müvekkillerinin davalarını daha etkili bir şekilde yönetmelerine yardımcı olur.
  • Belge Toplama ve Delil Hazırlama: İdari dava avukatı Ankara, dava sürecinde gerekli olan belgeleri toplar, delilleri değerlendirir ve idari işlemlere karşı güçlü bir savunma oluşturur.
  • Müzakerelerde Yardımcı Olma: İdari dava avukatı Ankara, müvekkillerinin lehine sonuçlar alabilmek için idare ile müzakerelerde bulunabilir. Anlaşmazlık çözümüne yönelik olarak müvekkillerini temsil ederler.
  • Hukuki Güvence Sağlama: İdari dava avukatı Ankara, müvekkillerinin haklarını koruyarak, hukuki güvence sağlarlar. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunu değerlendirir ve müvekkillerini hukuki açıdan en iyi şekilde temsil ederler.
  • Hızlı ve Etkili Çözüm: İdari dava avukatı Ankara, idare mahkemesindeki prosedürleri ve süreçleri iyi bilir, bu da davaların daha hızlı bir şekilde çözülmesine katkı sağlar.
  • Yasal Değişikliklere ve Güncellemelere Hâkim Olma: İdari dava avukatı Ankara’nın idari hukuk alanındaki yasal değişiklikleri ve güncellemeleri takip ederler. Bu, müvekkillerine en güncel ve doğru hukuki bilgileri sunmalarını sağlar.

İDARİ DAVA AVUKATI ANKARA ÜCRETİ 2024

Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi vekalet ücretini düzenler. Bu maddeye göre vekalet ücreti, avukatlık sözleşmesi ile belirlenir. Ancak bu belirleme süreci Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile bağlıdır.

İdari dava avukatı Ankara ücreti davanın niteliğine göre İdari dava avukatı Ankara ve iş sahibi tarafından belirlenir. Ancak isterlerse Ankara Barosu En Az Ücret Tarifesine uyabilirler.

Ankara Barosu’nun bu tavsiye niteliği taşıyan asgari ücret tarifeleri, meslektaşlarımız ve kıymetli müvekkillerimizin adil bir hizmet sunma ve alımı için bir yol haritası sunar. Bu tarifelerin Adalet Bakanlığı’nın onayına tabi olması, güvenilirliği ve şeffaflığı artırır ve avukat-müvekkil ilişkileri açısından da gerçekleştirilecek hukuki işlemler için daha güvenilir bir çerçeve sunar.

Akademik Hukuk İletişim

Netice itibariyle, idari hukuk davalarında İdari dava avukatı Ankara ücretleri mali açıdan ciddi bir yük olarak görülse de idari hukuk alanında uzman bir Ankara avukatına danışmamak daha fazla gider yapılmasına yol açmaktadır. Ancak doğru bir Ankara avukatıyla ve Akademik Hukuk & Danışmanlık gibi doğru bir hukuk bürosuyla iş birliği yaparak adil bir sonuca ulaşmak mümkündür.

Devlet memurluğundan çıkarma cezası konusunda uzman bir idari dava avukatı Ankara’dan destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası konusunda uzman  idari dava avukatı Ankara ile istediğiniz yerden görüntülü ve farklı şekilde iletişim kurmak ve bilgi almak için Online Danışmanlık Sistemimizden randevu alabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap