Sağlık HukukuHekimin Vekaletsiz İş Görmeden Sorumluluğu

Hekim acil bir durumda hastanın yararına tıbbi müdahalede bulunabilir, ve bu durumda hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğundan söz edilebilir.

HEKİMİN HUKUKİ SORUMLULUĞU

Evet, hekimin hukuki sorumluluğunu doğuran farklı sebepler bulunmaktadır ve bu sebepler şunlardır:

  • Sözleşme Öncesi Görüşmelerden Doğan Sorumluluk: Hekim ile hasta arasında bir sözleşme yapılmadan önce yapılan görüşmelerden kaynaklanan sorumluluk. Bu, hastanın bilgilendirilmesi, tedavi yöntemlerinin tartışılması ve karar verme sürecindeki etkileşimleri kapsar.
  • Hekimin Haksız Fiilden Sorumluluğu: Hekimin kusurlu davranışı sonucu doğrudan bir zararın meydana gelmesi durumunda sorumluluk. Bu, tedavi sırasında hatalı bir müdahalede bulunmak veya ihmal etmek gibi durumları içerir.
  • Hekimin Vekaletsiz İş Görmeden Sorumluluğu: Acil durumlarda veya hastanın rızası alınamayacak kadar acil durumlarda hekimin hastanın yararına tıbbi müdahalede bulunması durumunda sözleşme olmaksızın iş görme durumunda hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğundan söz edilebilir
  • Hekimin Sözleşmeden Doğan Sorumluluğu: Hekimlik sözleşmesi, hekim ile hasta veya hastanın yasal temsilcisi arasında gerçekleştirilir. Bu sözleşmenin hukuki niteliği, bir edimin yerine getirilmesinin üstlenildiği vekâlet sözleşmesi olarak kabul edilir. Hekimin, sözleşme ile üstlendiği tıbbi teşhis ve tedaviyi belirlenen şartlara aykırı olarak gerçekleştirmesi durumunda sorumluluk söz konusu olabilir.

Hasta, hekimin verdiği zarardan dolayı maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Ancak, hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu doğması için sözleşmeye aykırı davranışın yanı sıra hekimin kusurlu olması, hastanın zarar görmesi ve kusurlu davranış ile zarar arasında uygun bir nedensellik bağının bulunması gereklidir.

HEKİMİN VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDEN SORUMLULUĞU

Acil durumlarda veya hastanın rızası alınamayacak kadar acil durumlarda, hekimin hastanın hayatını kurtarmak veya ağır bir zarara uğramasını engellemek için tıbbi müdahalede bulunması durumunda, hekim ile hasta arasında bir sözleşme ilişkisi olmayabilir. Bu durumda, hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu devreye girer.

Vekaletsiz iş görme, taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin olmadığı durumlarda, ancak acil bir durumda veya hastanın rızası alınamayacak kadar acil bir durumda hekimin hastanın yararına tıbbi bir müdahalede bulunmasıdır. Bu durumda, hekimin yaptığı müdahale vekaletsiz olarak kabul edilir çünkü hasta veya hastanın temsilcisiyle önceden bir sözleşme yapılmamıştır ve hastanın rızası alınamamıştır.

Bu tür durumlarda, hekimin tıbbi etik kurallara ve mesleki standartlara uygun olarak hastanın en iyi çıkarlarını gözetmesi beklenir. Hekim, hastanın hayatını kurtarmak veya ağır bir zarara uğramasını engellemek için müdahale etmek zorunda olduğunda, vekaletsiz iş görme ilkesi hekimin bu tür acil durumlarda hareket etmesine olanak sağlar.

“Hekim, genellikle hastanın rızası ile bir hastalığın teşhis ve tedavisini üstlenir. Dolayısıyla, teşhis ve tedavi bir sözleşme ilişkisine dayanır. Doktrinde hekim ile hasta arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin eser sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, kendine özgü sözleşme ve vekâlet sözleşmesi olduğuna ilişkin görüşler mevcuttur. Bizim de katıldığımız hâkim görüşe göre hekimlik sözleşmesi vekâlet sözleşmesi niteliğindedir.

Hekimin yükümlülüğü, tıptaki güncel bilgiler ve standartlar çerçevesinde hastanın teşhis ve tedavisini gerçekleştirmektir. Teşhis ve tedavi sırasında, hekim özenli davranmalı ve gerekli önlemleri almalıdır. Hekimin özeninin niteliği tıbbi standartlara göre belirlenir. Sonuç olarak, hekimlik sözleşmesine göre hekim, hastanın sağlığına kavuşması sonucunu değil; hastanın sağlığına kavuşması için alınacak tedbirler ve izlenecek yöntemleri belirleyerek özenle iş görme borcunu yüklenmiştir.” [1].

Bilinci kapalı bir hastaya acil müdahalede bulunmak, beklenmeyen bir durumda fenalaşan bir kişiye ilk yardım sağlamak veya ameliyat sırasında beklenmeyen bir hayati durumla karşılaşmak gibi durumlarda, hekimin hastanın yararına tıbbi müdahalede bulunması vekaletsiz iş görme olarak değerlendirilir. Bu durumlarda, hastanın rızası alınamayacak kadar acil bir durum olduğundan ve müdahalenin hastanın üstün özel yararı için yapıldığından, bu tür müdahaleler hukuka uygun kabul edilir ve haksız fiil olarak değerlendirilmez.

Ancak, vekaletsiz iş görme durumunda bile, hekimin özenli hareket etmesi beklenir ve her durumda hasta veya hastanın üstün özel yararı gözetilmelidir. Hekim, tıbbi müdahale sırasında özenli davranmalı ve müdahaleyi gerçekleştirirken mesleki standartlara ve etik kurallara uygun hareket etmelidir.

Dolayısıyla, insan hayatı ve sağlığı üzerinde faaliyet gösteren hekimin, her durumda özenli hareket etmesi ve hastanın yararını gözetmesi gerektiği unutulmamalıdır. Hekim, vekaletsiz iş görme durumunda dahi hastanın üstün özel yararını gözeterek hareket etmelidir ve bu durum, ona daha az özenli hareket etme hakkı vermez.

Hastanın daha önce tedaviyi reddettiği veya tedaviyi istemediği bilindiği halde veya somut olayın özelliklerine göre bilinmesi gerektiği halde hekim tarafından yapılan vekaletsiz iş görme niteliğindeki tıbbi müdahalede, hekim tıbbi müdahale nedeniyle meydana gelen bütün zararlardan ve kazadan dahi sorumlu tutulabilir. Bu, hastanın olumsuz iradesinin hukuka ve ahlaka aykırı olduğunun dikkate alınmayacağı anlamına gelir.

Ancak, hukuki açıdan dikkate alınması gereken bir husus da hastanın olumsuz iradesinin hukuka ve ahlaka uygun olup olmadığıdır. Eğer hastanın olumsuz iradesi hukuka ve ahlaka aykırı ise, bu durumda dikkate alınmaz ve hekimin tıbbi müdahalesi yine sorumluluğu doğurabilir.

Ayrıca, bir haksız fiilden bedeni bir zarara uğrayan kişinin, tedavi yoluyla zararının artmasına engel olmak mümkün olduğu halde buna rıza göstermemesi, bir müterafık yani ortak kusur niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda, hastanın müdahaleyi reddetmesi ve sonucunda zararın artmasına katkıda bulunması, ortak kusur olarak değerlendirilebilir ve sorumluluğun paylaşılmasına neden olabilir.

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu kapsamında yaptığı müdahalelerde, hastanın olumsuz iradesinin hukuka ve ahlaka uygunluğu değerlendirilirken, hastanın müdahaleyi reddetmesi durumunda zararın artmasına katkıda bulunması da sorumluluğun paylaşılmasına neden olabilir.

HEKİMİN VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDEN SORUMLULUĞU ŞARTLARI

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğundan, bir kişinin sorumlu tutulabilmesi için üç temel unsurun bir arada bulunması gereklidir:

  • Kusurlu ve Hukuka Aykırı Davranışın İspatı: Öncelikle, hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu olabilmesi için, kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışın varlığının ispat edilmesi gerekir. Bu, hekimin tıbbi standartlara uygun davranmadığının veya hukuka aykırı bir tıbbi müdahalede bulunduğunun kanıtlanmasıyla mümkündür. Bunun için genellikle uzman görüşleri, tıbbi kayıtlar ve diğer deliller kullanılır.
  • Zararın İspatı: İkinci olarak, hekimin kusurlu davranışının bir başkasına zarar verdiğinin ispatı gerekir. Bu zarar, maddi veya manevi olabilir ve başkasının haklarının ihlaliyle ortaya çıkabilir. Zararın miktarı ve türü genellikle tıbbi raporlar, uzman görüşleri ve diğer delillerle desteklenir.
  • Nedensellik Bağının İspatı: Son olarak, hekimin kusurlu davranışının başkasına verilen zararla doğrudan bir nedensellik bağı olduğunun ispatı gerekir. Yani, hekimin davranışı ile zarar arasında bir nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. Bu da genellikle uzman görüşleri ve tıbbi raporlarla desteklenir.

Bu adımların tamamlanmasıyla birlikte, hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu ispat edilmiş olur. Bu süreç genellikle tıbbi davalarda kullanılan ve hukuki olarak karmaşık olan bir süreçtir, bu nedenle bir avukatın rehberliğinde ilerlemek önemlidir.

HEKİMİN VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDEN SORUMLULUĞUNUN İSPATI

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu durumunda, tazminat talep eden tarafın zarar gördüğü iddiasını kanıtlaması gerekmektedir. Bu iddiayı desteklemek için çeşitli kanıtlar sunulabilir ve bu kanıtlar aşağıdaki unsurları içerebilir:

  • Tıbbi Kayıtlar: Doktorun tıbbi kayıtları, hastanın sağlık durumu, alınan tedaviler ve tedavi süreci hakkında önemli bilgiler içerir. Bu kayıtlar, doktorun uyguladığı tedaviyi, tıbbi kararları ve hastanın durumunu belgeleyebilir. Ayrıca, herhangi bir hata veya ihmali ortaya çıkarmak için incelenebilir.
  • Tanık İfadeleri: Hastanın veya diğer tanıkların ifadeleri, doktorun uyguladığı tedavinin sonuçlarına dair bilgi sağlayabilir. Bu ifadeler, doktorun hatalı davranışlarını veya ihmallerini doğrulayabilir veya çürütebilir.
  • Uzman Raporları: Konuyla ilgili uzmanların hazırladığı raporlar, doktorun uyguladığı tedavinin standartlara uygun olup olmadığını değerlendirebilir. Uzman raporları, herhangi bir hata veya ihmali belirlemeye yardımcı olabilir.
  • Diğer Belgeler: Tıbbi faturalar, reçeteler, laboratuvar sonuçları ve diğer belgeler, doktorun uyguladığı tedavinin detayları hakkında bilgi sağlayabilir. Bu belgeler, doktorun hatalı davranışlarını veya ihmallerini doğrulamak için incelenebilir.

Tazminat talep eden tarafın, Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğundan dolayı maddi veya manevi zarara uğradığını kanıtlaması önemlidir. Maddi zararlar tıbbi faturalar, kayıp gelir ve diğer finansal kayıpları içerirken, manevi zararlar ise psikolojik etkileri içerebilir. Bu nedenle, tazminat talep eden tarafın, zararlarını desteklemek için mümkün olan en kapsamlı kanıtları sunması önemlidir.

HEKİMİN VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDEN SORUMLULUĞU İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

  • Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 09.04.2014 T. 2013/30822 E., 2014/10772 K.

“Davacı, davalı şirkete ait Ö.. H..’nde burnundaki kemik eğriliği sebebiyle tedavi gördüğünü, tedavi sırasında ameliyata alındığını, ameliyat sonrası kontrol amacıyla aynı hastaneye gittiğinde ameliyatı yapan davalı doktor İ.. E..’ın hastaneden ayrıldığını öğrendiğini, bu kez aynı hastanede başka bir doktorun tedavisiyle ilgilendiğini, yanlış ameliyat neticesinde burnunda kalıcı hasar olduğunu ve düzelme imkanının olmadığını söylediğini, yanlış tedavi nedeniyle çalışamadığını ve büyük üzüntü duyduğunu ileri sürerek,7.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan yasal faiziyle tahsilini istemiştir.

Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, alınan adli tıp raporu doğrultusunda, davalılara atfedilecek bir kusur bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacı, davalı hastanede yapılan burun ameliyatı neticesinde burnunda kalıcı hasar olduğunu ve düzelme imkanının olmadığını iddiası ile maddi ve manevi tazminat istemi ile eldeki davayı açmıştır.

Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. Borçlar Kanunu’nun vekalet akdini düzenleyen 386 vd ( Yeni TBK 502 vd ) maddeleri uyarınca, vekil vekâlet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur.

Acil durumlar ile, hastanın reşit olmaması veya bilincinin kapalı olduğu ya da karar veremeyeceği durumlarda yasal temsilcisinin izni alınır. Düzenlemesiyle aydınlatmanın ne şekilde yapılacağı açıklanmıştır. Aydınlatılmış onamda ise ispat külfeti hekim yada hastanededir. Öyle olunca, davalıların ameliyat öncesi muhtemelen hasıl olabilecek sonuç ve komplikasyonlar hakkında hastasını bilgilendirmeleri bir zorunluluktur.

Dosyaya ibraz edilen 6.7.2009 tarihli onam belgesinde davalı tarafın, davacıyı bu konuda bilgilendirdiği ve gerekçeli açıklamaları yaparak uyardığı hususu ve davacının yeterli derecede aydınlatılıp aydınlatılmadığı, operasyonun kopmlikasyonlarının bilinmesi halinde dahi bu operasyona davacının rıza gösterip göstermeyeceği konuları dosya içeriği ile anlaşılamamaktadır. Genel ifadelerle yan etki ve komplikasyonlardan haberdar olduğu bildirilmiş, bu tür ameliyatın ne tür komplikasyonlar olduğu izah edilmemiştir.

Öte yandan mahkemece aldırılan 03.10.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda,”…davacının, davalı Ö.. H..’nde septum deviasyonu tanısı ile SMR ameliyatının yapıldığı, yapılan ameliyat sonrası septum perforasyonu meydana geldiği, meydana gelen perforasyonun bu tip ameliyatlar sırasında meydana gelebilecek komplikasyonlardan olduğu, perforasyonun tespiti halinde hastanın bilgilendirilmesi gerektiği, ancak perforasyonun ne zaman geliştiğinin anlaşılamadığı…” belirtilmiştir.

Hükme esas alınan Adli Tıp raporu davalı hekimin kusurlu olup olmadığının tespiti için yeterli değildir halde mahkemece, davacının geçirdiği ameliyat konusunda KBB uzmanlarının bulunduğu tıp fakültesinden seçilecek bilirkişi heyetinden davacının burun ameliyatında, davalı hekimin kusurunun bulunup bulunmadığı ve ameliyat sonrası kalıcı araz bulunup bulunmadığının, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermelidir. Davacıda oluşan perforasyonun komplikasyon olduğunun belirlenmesi halinde aydınlatmanın yeterli olmadığı gözetilmeli ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönleri göz ardı ederek, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıdaki bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA…” denilerek kararda hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğuna vurgu yapılmıştır.

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 02.04.2015 T. 2015/1917 E., 2015/5441 K.

“Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacıya davalı doktor tarafından göğüs ve burun estetiği ameliyatları yapıldığını, ancak davalının vaat ettiği görünümden çok kötü bir sonuç meydana geldiğini, davacının manken ajansına bağlı olarak çalıştığını, bu yeni görünüm nedeni ile iş kaybına uğradığını beyan ederek, davalıya ödenen operasyon ücreti olan 7.500 TL maddi tazminat, 50.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş…

Davalı savunmasında; davanın zamanaşımına uğradığını, yapılan operasyonların usulüne uygun olduğunu, ancak davacının oluşan sonuçtan bir türlü tatmin olmaması nedeni ile bu davayı açtığını, davacıdan toplam 6.500 TL alınmış olup, bunun sadece 2.000 TL’nin kendisi tarafından alındığını, geri kalan bedelin botoks işlemi, ameliyat ücreti gibi giderlere kullanıldığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; maddi tazminat talepleri yönünden, davacının bu olay nedeni ile iş kaybına uğradığını ispat edemediği, bedeli ödenen operasyonların davacı ve davalının anlaşması sonucu gerçekleştiği gerekçesi ile reddine, manevi tazminat yönünden 5.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm her iki tarafca da temyiz edilmiştir.

Dairemizin, 16.09.2014 gün ve 2014/6966 E.-2014/11870 K.sayılı ilamı ile “…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Dava konusu uyuşmazlık, estetik amaçlı yapılan ameliyat neticesinde, yüklenicinin hatasına dayalı olarak işin sözleşmeye uygun yapılmaması nedeni ile verilenlerin iadesi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dosyada mevcut Adli Tıp Kurumunun raporunun incelenmesinden; “Burun operasyonu sonucunda burunda kalan eğriliğin, bu ameliyatın beklenen sonuçlarından olduğu, ikinci göğüs ameliyatından beklenen sonucun alınamadığı, bu durumun silikon protez etrafında kapsül oluşumu olduğundan beklenen sonuçlardan iken, kapsül oluşumu olmadığı durumlarda doktor kusuru olarak değerlendirilmesi gerektiği, dosya içindeki fotoğraf belgelerinde kapsül oluşumunu gösteren tipik bulgular olmadığı, adli dosya kapsamında kapsül olduğunu gösteren başka belgeler de yer almadığı göz önüne alındığında, davalının eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığı, ortaya çıkan kusurun büyük oranda düzeltilmesinin mümkün olduğu” sonucuna varıldığı görülmüştür….

Davacı iş kaybı olarak 50.000TL maddi tazminat ve ameliyat ücreti olarak ödediği 7.500TL maddi tazminat ve 50.000TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkemece maddi tazminat taleplerinin reddine, 5.000TL manevi tazminata hükmedilmiş, davalı lehine 600TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Talep edilen maddi tazminata ilişkin dava konusu uyuşmazlık, değeri para ile ölçülebilen bir uyuşmazlık olup, nisbi vekalet ücretine tabidir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereği davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, daha az miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

Ne var ki; hükmün davalı lehine de bu nedenle bozulması gerekirken, yanılgı sonucu davalının temyiz itirazlarının tümden reddedilmiş olmakla davalının karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1.bendde açıklanan nedenle davalının sair karar düzeltme talebinin reddine, 2.bendde açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün davalı lehine de değişik gerekçe ile BOZULMASINA…” denilerek kararda hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğuna vurgu yapılmıştır.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI SEÇİMİ

Ankara sağlık avukatı seçimi, sağlık hukuku davası surecinin hızlı ve profesyonelce yönetilmesi için ve davanın başarıya ulaşması için son derece önemli olup doğru Ankara sağlık avukatını bulmak için yaşanabilecek süreci adım adım anlatırsak;

1.ADIM: NE İLE KARŞILAŞACAĞINIZI BİLİN

İlk adım, davanız esnasında ne türde hukuki konu ve uyuşmazlıklarla karşılaşacağınızı anlamanıza yardımcı olacaktır.

  • Davanızı Anlama: Sağlık hukuku davası sürecinde karşılaşabileceğiniz sorunları belirleyin. Bu, Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu, tıbbi malpraktis, hasta hakları, mesleki sorumluluk veya sağlık kuruluşları hukuku gibi konuları içerebilir.
  • Hukuki İhtiyacınızı Belirleme: Davanızla ilgili özel hukuki ihtiyaçlarınızı belirleyin. Örneğin, hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunabilirsiniz.

2.ADIM: UZMANLIK VE DENEYİM ARAŞTIRMASI YAPIN

İkinci adımda, ihtiyacınız olan hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu alanında uzmanlaşmış Ankara sağlık avukatı bulmak için bir ön araştırma yapmanız maddi ve manevi bakımlardan önem taşımaktadır. İnternet ortamında avukatların web sitelerini inceleyebilir, forumlarda yer alan incelemeleri okuyabilir ve avukatların müvekkillerinin referanslarına ulaşabilirsiniz.

Seçtiğiniz avukatın referanslarını kontrol edin. Daha önce benzer davalarda başarılı bir geçmişi olan ve müvekkillerine etik ve profesyonel hizmet sunan bir Ankara sağlık avukat bulmak önemlidir.

 Örneğin, internet üzerinde “Ankara sağlık avukatı” araması yapıp Ankara sağlık avukatı internet sitelerini ziyaret edebilir ve özgeçmişleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Ayrıca web sitemizi inceleyerek Uzman Ankara sağlık avukatı ekibimizden yardım alabilirsiniz.

3.ADIM: İLK GÖRÜŞMELERİ ÖNCEDEN PLANLAYIN

Seçme ihtimaliniz olan Ankara sağlık avukatıyla yapacağınız ilk görüşmeler, size daha fazla bilgi ve tecrübe edinme ve kararlarınız için en doğru avukatı seçme fırsatı sunar. Bu görüşmeler esnasında, aşağıdaki hususlara değinmek ve örnek soruları sormak sizin açınızdan yol gösterici olabilir:

  • Deneyim ve Uzmanlık:

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu davalarında ne kadar deneyiminiz var ve benzer davalarda daha önce nasıl sonuçlar elde ettiniz?”

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu konusunda özel olarak uzmanlaştığınız veya önceki müvekkillerinizle benzer durumlarda başarı elde ettiğiniz örnekler var mı?”

  • Strateji ve Beklentiler:

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu konulu davamla ilgili en etkili strateji nedir ve beklentilerimi karşılayabileceğinizi düşünüyorsunuz?”

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu dava sürecinde benimle nasıl iletişim halinde olacaksınız ve kararlarıma ne kadar dahil olabileceğim?”

  • Ücretlendirme Politikası:

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu davasında ücret tarifeniz nedir ve masrafların nasıl hesaplandığını öğrenebilir miyim?”

“Ödemeler ve masrafların takvimi hakkında bana daha fazla bilgi verebilir misiniz?”

  • Davanın Süresi ve Sonucu:

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu davasının ne kadar süreceği ve sonucu hakkında önceden bir tahminde bulunabilir misiniz?”

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu davasında hangi aşamalardan geçeceğimizi ve sonucun ne zaman ortaya çıkabileceğini öngörüyorsunuz?”

Bu sorular, avukatınızın uzmanlığı, iletişim tarzı, ücret politikası ve hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu davasının muhtemel seyri hakkında size daha fazla bilgi sağlayabilir. Ayrıca, Ankara sağlık avukatınızın size güven verip vermediğini ve durumunuzu anladığını hissetmeniz de önemlidir. Bu görüşmeler, en uygun avukatı seçme sürecinde size rehberlik edebilir.

4.ADIM: ANKARA SAĞLIK AVUKATI, ÜCRETLERİNİ ANLAYIN

Dördüncü adımda, Ankara sağlık avukatınızla ücret ve vereceğiniz vekaletle ilgili sözleşme detayları hakkında net bir anlayış geliştirmeniz oldukça önemlidir. Örneğin; Ankara sağlık avukatınızın danışmanlık için sizden aldığı ücretin, Ankara sağlık avukatlı ücret tarifesince belirlenen asgari ücretlere ne kadar yakın olduğunu bilmeli, ekonomik bir tercih yapıp yapmadığınızı anlamalısınız.

5.ADIM: İŞ BİRLİĞİ VE İLETİŞİM

Ankara sağlık avukatınızla kaliteli bir iş birliği içinde olmak ve güçlü iletişim kurmak son derece önemlidir. Bu, karşılıklı güven oluşturmanıza ve dava sürecinin başarıyla yürütülmesine yardımcı olmaktadır.

Örneğin; Ankara sağlık avukatınıza, söz konusu davayla alakalı herhangi bir gelişme veya endişeniz olduğu zaman hemen başvurabileceğinizi bildirmeli ve Ankara sağlık avukatınızdan bu konuda teminat alabilmelisiniz. Aynı zamanda Ankara sağlık avukatınızın her duruşma ve gelişme neticesinde size düzenli olarak davanın ilerlemesi hakkında bilgi vermesini bekleyebilirsiniz.

6.ADIM: EN DOĞRU ANKARA SAĞLIK AVUKATI SEÇMEK

Sonuç olarak, Ankara sağlık avukatı seçimi, karmaşık ve stresli bir süreç olabilmekle beraber yukarıda sizler için sıraladığımız adımları izleyerek bu süreci daha etkili bir şekilde yönlendirmeniz mümkün. İhtiyaçlarınızı saptamak, deneyimli ve uzman bir Ankara sağlık avukatı araştırması yapmak, görüşmelerinizi planlamak, ücretleri anlamak ve etkili bir iletişim kurmak, doğru Ankara sağlık avukatını seçmenize yardımcı olacaktır. Bu şekilde, Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu dava sürecinizi daha az sıkıntılı ve çok daha başarılı bir şekilde sonuçlandırabilirsiniz.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI ÜCRETİ 2024

Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi vekalet ücretini düzenler. Bu maddeye göre vekalet ücreti, avukatlık sözleşmesi ile belirlenir. Ancak bu belirleme süreci Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile bağlıdır.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatların hizmetlerini sunarken talep edebilecekleri asgari ücretleri belirler. Avukatlar, bu tarife doğrultusunda vekalet ücretini belirlerken bu asgari ücret tarifesini dikkate almak zorundadır. Ancak bu tarife, avukatların sundukları hizmetlerin niteliğine, süresine, zorluk derecesine ve diğer faktörlere göre değişkenlik gösterebilir.

Ankara sağlık avukatı ücreti davanın niteliğine göre Ankara sağlık avukatı ve iş sahibi tarafından belirlenir. Ancak Ankara sağlık avukatı isterlerse Ankara Barosu En Az Ücret Tarifesine uyabilirler.

Ankara Barosu En Az Ücret tarifesi, asgari olarak Ankara’daki davalar bakımından önemli bir rehber niteliğindedir. Buna rağmen unutulmamalıdır ki her dava farklıdır ve müvekkiller Ankara sağlık avukatı ile özel olarak görüşerek özel durumlarını değerlendirmelidirler. Belirlenen ücretler, çokça farklı etkenden etkilenebilmekte ve davalarda ortaya çıkabilecek özel şartlarla ilintili olarak değişebilmektedir.

Ankara Barosu’nun bu tavsiye niteliği taşıyan asgari ücret tarifeleri, meslektaşlarımız ve kıymetli müvekkillerimizin adil bir hizmet sunma ve alımı için bir yol haritası sunar. Bu tarifelerin Adalet Bakanlığı’nın onayına tabi olması, güvenilirliği ve şeffaflığı artırır ve avukat-müvekkil ilişkileri açısından da gerçekleştirilecek hukuki işlemler için daha güvenilir bir çerçeve sunar.

Netice itibariyle, sağlık hukuku davalarında Ankara sağlık avukatı ücretleri mali açıdan ciddi bir yük olarak görülse de sağlık hukuku alanında uzman bir Ankara avukatına danışmamak daha fazla gider yapılmasına yol açmaktadır. Ancak doğru bir Ankara sağlık avukatıyla ve Akademik Hukuk & Danışmanlık gibi doğru bir hukuk bürosuyla iş birliği yaparak adil bir sonuca ulaşmak mümkündür. Bu noktada da en makul tercihi yapabilmek açısından Ankara sağlık avukatı için belirlenen asgari ücret tarifeleri önemli anlamda yol gösterici olabilmektedir.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI TUTMAK ZORUNDA MIYIM?

Ankara sağlık avukatı, hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu davası sürecinde kritik bir rol oynarlar. Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu davaları genellikle karmaşık, teknik ve uzmanlık gerektiren hukuki konular içerir. Ancak kural olarak bir Ankara sağlık avukatı tutmak zorunda değilsiniz.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI’NA NASIL ULAŞILABİLİR?

Ankara Barosu’na bağlı olan tüm Ankara avukatlarının iletişim bilgileri Ankara Baro levhasında yer almakta olup web sitesi ya da baroyu arayarak ulaşılabilmektedir. Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğu davası konusunda uzman bir Ankara sağlık avukatı arayışındaysanız, Baro Levhası üzerinden Ankara sağlık avukatı iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI AKADEMİK HUKUK & DANIŞMANLIK’TA

Hekimin vekaletsiz iş görmeden sorumluluğun konusunda uzman bir Ankara sağlık avukatından destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. Konusunda uzman Ankara sağlık avukatı ile istediğiniz yerden görüntülü ve farklı şekilde iletişim kurmak ve bilgi almak için Online Danışmanlık Sistemimizden randevu alabilirsiniz.

Hekimin hukuki sorumlulukları ile ilgili diğer makalelerimizi de inceleyebilirsiniz.

KAYNAK:

[1]-ŞAHİN, Musa Furkan. “HEKİMİN GERÇEK VEKÂLETSİZ İŞ GÖRMEDEN KAYNAKLANAN SORUMLULUĞU”. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 1, sy. 1 (Temmuz 2019): 135-68.

[2]- https://karararama.yargitay.gov.tr/

[3]-https://www.mevzuat.gov.tr/

[4]-https://dergipark.org.tr/tr/

Akademik Hukuk İletişim YÖK Denklik Avukatı

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap