6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda belirli şartlar altında Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar belirtilmiştir.

TÜRKİYE’YE GİRİŞİNE İZİN VERİLMEYEN YABANCILAR

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu 7. Maddesinde Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar belirtilmiş

“(1) Aşağıdaki yabancılar, kabul edilemeyen yolcu kapsamına alınır ve Türkiye’ye girişine izin verilmeyerek geri çevrilir:

a) Pasaportu, pasaport yerine geçen belgesi, vizesi veya ikamet ya da çalışma izni olmayanlar ile bu belgeleri veya izinleri hileli yollarla edindiği veya sahte olduğu anlaşılanlar

b) Vize, vize muafiyeti veya ikamet izin süresinin bitiminden itibaren en az altmış gün süreli pasaport veya pasaport yerine geçen belgesi olmayanlar

c) 15 inci maddenin ikinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla, vize muafiyeti kapsamında olsalar dahi, 15 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan yabancılar

(2) Bu maddeyle ilgili olarak yapılan işlemler, geri çevrilen yabancılara tebliğ edilir. Tebligatta, yabancıların karara karşı itiraz haklarını etkin şekilde nasıl kullanabilecekleri ve bu süreçteki diğer yasal hak ve yükümlülükleri de yer alır.

(3) Bu madde kapsamındaki yabancılar, işlemleri sonuçlanıncaya kadar sınır kapılarında kendileri için belirlenen alanlarda bekletilir.”

Türkiye’de yabancıların girişine ilişkin prosedürleri düzenleyen 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu kanun, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar için belirli yetkilere sahip olduğunu ve gerekli durumlarda bu yetkileri kullanabileceğini belirtmektedir.

Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar için, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından ilgili kişiye bir tahdit kodu verilir. Bu kod, yabancının Türkiye’ye girişine izin verilmediğini belirtir. Dolayısıyla, Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar Türkiye’ye herhangi bir gümrük kapısından giriş yapmaya çalışsa bile, görevli memurlar bu kodu kontrol ederek durumu fark ederler. Yabancıya ülkeye giriş izni verilmez ve geri gönderilmesi sağlanır.

Bu düzenleme, Türkiye’nin sınırlarını ve güvenliğini korumak amacıyla yapılmış bir önlemdir ve yabancıların Türkiye’ye girişlerinin düzenlenmesini sağlar. Bu sayede ülkenin güvenliği ve kamu düzeni korunmuş olur.

Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı kararı39 verilmiş olan yabancıların, giriş yasağı süresi sona ermeden veya giriş yasağı kaldırılmadan ya da iptal edilmeden, vize alması kural olarak mümkün değildir (m.15/1-b). Bununla birlikte, giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla, ilgili yabancının belirli bir süre

için Türkiye’ye girişine izin verme konusunda Göç İdaresi Genel Müdürlüğü yetkilidir (m. 9/6). Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından böyle bir iznin verilmesi durumunda, yabancının Türkiye’ye girişi yasak olduğundan bahisle vize başvurusu reddedilemez. Vize başvurusunda bulunan yabancı hakkında Türkiye’ye giriş yasağı kararı verilmemiş olmakla birlikte, ülkeye kabulü Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün ön izin şartına bağlanmış olabilir (m.9/7). Bu durumda, yabancıya vize verilebilmesi için gerekli ön iznin alınması gerekir.” [1].

Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar, 6458 Sayılı Kanun’un belirttiği hallerde ve belirli prosedürlere uygun olarak uygulanmalıdır. İdarenin keyfi bir şekilde yabancıya giriş yasağı koyması mümkün değildir. Yabancının haklarını korumak adına, yasalara uygun olmayan bir şekilde konulan giriş yasağı durumunda yabancılar idare mahkemelerinde dava açarak hakkında konulan Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar ibaresinin kaldırılmasını talep edebilirler. İdare mahkemeleri, bu tür davalarda yabancıların haklarını değerlendirir ve yasalara uygun olmayan bir giriş yasağını iptal edebilir. Dolayısıyla, yabancılar hukuki yollarla haklarını arayarak Türkiye’ye gelme hakkını elde edebilirler. Bu şekilde, hukuka uygun olmayan uygulamaların önüne geçilir ve yabancıların hakları korunmuş olur.

YABANCILARA TÜRKİYE’YE GİRİŞ YASAĞI NEDEN KONULUR?

6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre, Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar belirli durumlarda bulunmaktadır. Bu durumlar genellikle kamu sağlığına, kamu güvenliğine veya kamu düzenine yönelik bir tehdidin varlığıyla ilgilidir. Örneğin:

  • Yabancının bir terör örgütüyle bağlantısı bulunması,
  • Yabancının Türkiye’ye gelerek suç işlemek amacıyla geldiğine yönelik ciddi şüphelerin olması,
  • Yabancının daha önce Türkiye’de bulunup kamu düzenini bozacak eylemlerde bulunmuş olması gibi durumlarda, Türkiye’ye giriş yasağı konulabilir.

Bu tür durumlar, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve kamu düzeninin korunması amacıyla önemlidir ve idare tarafından gerekli önlemlerin alınması gerekebilir. Ancak yine de bu önlemler, yasalara uygun bir şekilde uygulanmalı ve yabancının hakları korunmalıdır. Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar, idare mahkemelerine başvurarak hukuk mücadelesi verebilirler. Bu şekilde yasalara uygunluğun sağlanması ve yabancıların haklarının korunması sağlanır.

TÜRKİYE’YE GİRİŞ YASAĞI NASIL KALDIRILIR?

Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar için belirli şartlar ve prosedürler bulunmaktadır. Türkiye’ye giriş yasağı olan bir yabancının yasağın kaldırılması veya Türkiye’ye giriş yapabilmesi için aşağıdaki adımları izlemesi gerekebilir:

  • İtiraz Hakkı Kullanma: Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar, Türkiye’ye giriş yasağının nedenini öğrenmek ve yasağın kaldırılması için idareye itiraz etme hakkına sahiptir. Yabancı, giriş yasağı ile ilgili olarak yapılan işlemleri öğrenmek için geri çevrildiği sırada tebligat alacaktır. Tebligatta, yabancının karara karşı nasıl itiraz edebileceği ve bu süreçteki yasal hakları ve yükümlülükleri açıklanır.
  • İtiraz Yoluyla Giriş Yasağının Kaldırılması: Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar, giriş yasağına karşı itiraz etmek için belirli bir süre içinde (genellikle tebligatın alındığı tarihten itibaren) idareye başvurabilir. Bu başvuruda, yabancının yasağın kaldırılması için gerekçelerini ve savunmasını sunması gerekir.
  • İdare Mahkemelerinde Dava Açma: İdareye yapılan itirazın sonucunda olumsuz bir cevap alınması durumunda veya yabancının memnun olmadığı bir karar alınması durumunda, yabancı idare mahkemelerinde dava açabilir. Bu dava sürecinde, yabancı yasağın kaldırılması için deliller sunabilir ve hukuki savunmasını yapabilir.
  • Geçici İtiraz (Yürütmeyi Durdurma) Talebi: Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar, idare mahkemelerinde dava açarken yasağın uygulanmasını geçici olarak durdurma talebinde bulunabilir. Bu talep, yasağın dava sonucu beklenirken yürütülmesini engelleyebilir.

YABANCILARIN TÜRKİYE’YE GİRİŞ İŞLEMLERİ

Türkiye’nin uyguladığı vize rejiminin ülke vatandaşlarına göre değişmektedir. Bazı ülke vatandaşları için vize muafiyeti veya e-vize uygulaması gibi kolaylıklar sağlanırken, diğerleri için vize başvurusu gerekmektedir. Ayrıca, AB üyesi ülkelerin vatandaşlarına belirli kolaylıklar sağlandığını ve vize muafiyeti bulunmaktadır.

Türkiye’ye seyahat etmeyi planlayan yabancı uyruklu kişilerin öncelikle Türkiye’nin vize rejimini incelemeleri önemlidir. Böylece, seyahat öncesinde gerekli vize işlemlerini yapabilirler ve seyahatleri sırasında sorun yaşamazlar.

Ayrıca, AB üyesi ülkelerin vatandaşlarının belirli koşullar altında vizeden muaf olduklarını ve sadece pasaportlarıyla Türkiye’ye giriş yapabilirler. Bu bilgi, AB üyesi ülkelerden olan kişiler için önemlidir ve vize başvurusu yapmadan seyahat edebilecekleri anlamına gelir.

Türkiye’ye seyahat etmeyi düşünen yabancılar, Türkiye’nin vize rejimini ve uygulamalarını dikkatlice incelemeli ve seyahatleri için gerekli belgeleri zamanında hazırlamalıdırlar. Bu şekilde, seyahatleri sorunsuz ve keyifli bir şekilde gerçekleşebilir.

Türkiye’ye seyahat edecek yabancı uyruklu kişiler için bazı önemli kısıtlamalar ve gereklilikler ise;

  • Türkiye’ye yapılan her giriş için en fazla 90 gün kalınabileceği ancak vize veya vize muafiyetinin sağladığı kalış süresinin her 180 günde 90 günü geçemeyeceği bilgisi önemlidir. Bu kural, Türkiye’ye seyahat edecek tüm yabancı vatandaşlar için geçerlidir. Ayrıca, çift pasaportlu yabancıların son 180 gün içerisinde farklı pasaportlarla ayrı ayrı 90 gün Türkiye’de kalamayacaklarını belirtiyorsunuz.
  • Pasaportun kullanılabilir durumda olmalıdır. Yırtılmış, çürümüş, fotoğrafı sökülmüş veya okunamayacak derecede silik pasaportlar işleme konulmayacaktır.
  • 90 günlük süreden daha uzun kalış istenildiğinde, turistik, iş adamı, resmi görev, eğitim ve çalışma gibi farklı vize türlerine başvurulması gerektiği belirtilmektedir. Bu vize başvurularının Türkiye’nin dış temsilcilikleri aracılığıyla yapılması gerekmekte olup, bazı durumlarda başvuru sahiplerinin ilgili dış temsilciliklere şahsen müracaat etmeleri gerekmektedir.

TÜRKİYE’YE GİRİŞLERİNE İZİN VERİLMEYEN YABANCILAR İLE İLGİLİ YARGI KARARLARI

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03.02.2020 T. 2019/12349 E., 2020/1679 K.

“Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21/04/2015 tarih ve 2014/10-623 Esas, 2015/117 sayılı kararında da yabancı uyruklu olup, yakalandığında üzerinde herhangi bir kimlik belgesi çıkmayan sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan sadece beyan edilen kimlik bilgilerine dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır denilmiştir.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 91’nci maddesinde geçici koruma “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.” şeklinde hüküm altına alınmış, bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülüklerinin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

6458 sayılı Kanun’un 91’nci maddesi uyarınca çıkartılan Geçici Koruma Yönetmeliği’nin (Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi: 13/10/2014 No: 2014/6883 Dayandığı Kanunun Tarihi: 04/04/2013 No: 6458 Yayımlandığı Resmi Gazetenin Tarihi: 22/10/2014 No: 29153) 21’nci maddesinde; bu Yönetmelik kapsamındaki yabancıların kayıtları sırasında kimliğine ilişkin belge sunamayan yabancının, aksi ispat edilinceye kadar beyanının esas alınacağı, fotoğraf, parmak izi ya da kimlik tespitine elverişli diğer biometrik verilerin esas alınıp merkezi veri tabanına kaydedileceği…

Mevcut biometrik verilerle eşleştirileceği, kayıt altına alınan yabancıların bilgilerinin derhal Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bildirileceği, yabancıların kayıt bilgilerinin doğum, ölüm, evlilik, boşanma, gönüllü geri dönüş gibi hallerde güncelleneceği, adres kayıt sistemine kaydedilecekleri düzenlemeleri getirilmiş, 22’nci maddesinde ise; kayıt işlemleri tamamlananlara, valilikler tarafından geçici koruma kimlik belgesi düzenleneceği, geçici koruma kimlik belgesi verilenlere, 25/04/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında yabancı kimlik numarası verileceği belirtilmiştir.

6458 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarak çıkartılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik 17 Mart 2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Somut olayımızda ise; sanıkların Suriye vatandaşı olduğu ve kendi beyanlarına göre kimlik bilgilerinin tespit edilmiş olduğunun anlaşılması, bu aşamada Suriye’ye yönelik adli yardımlaşma taleplerine Dışişleri Bakanlığınca yapılacak bildirime kadar ara verilmesi karşısında, sanıkların resmi kimlik bilgilerinin diplomatik yazışmalarla belirlenemeyeceği sabit ise de;

Soruşturma makamınca sanıkların beyanı üzerine tespit edilen kimlik bilgileri, dosya içerisindeki parmak izi ve fotoğraf kayıt formu ile sanıkların temin edilen fotoğraflarının Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliğinin 21 ve 22. maddeleri uyarınca sanıkların Türkiye’ye kabul edilen yabancılardan olup olmadığının ve varsa yabancı kimlik numarası ile adres kayıt sistemindeki kayıtlarının tespit edilmesi, şayet kimliklerinin bu şekilde belirlenmesinin mümkün olmaması halinde ise bu kez sanıkların fotoğraflarının karara yapıştırılması ve alınan parmak izlerinin de karara eklenmesi suretiyle hükümlülüklerine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA…”

  • Danıştay 10.Daire Başkanlığının 20.10.2021 T. 2016/938 E., 2021/4947 K.

“Dava konusu istem: Moldova uyruklu davacının kısa dönem ikamet izni başvurusunun reddine ilişkin İstanbul Valiliği’nin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararıyla; 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 33. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinde, hakkında geçerli giriş yasağı kararı bulunan yabancılara kısa dönem ikamet izni verilemeyeceğinin düzenlendiği dikkate alındığında; hakkında Ç-114 tahdit kodlu giriş yasağı bulunan davacının kısa dönem ikamet izin başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kendisine verilen eski ikamet tezkeresinde tahrifat yaptığı ileri sürülmüş ve bu sebeple ifadesi alınmış ise de, söz konusu suçlama ile ilgili olarak idarece bir araştırma yapılmadığı gibi yetkili adli makamlara da bir bildirimde bulunulmadığı, tüm araştırmalarına rağmen hakkında herhangi bir adli soruşturma bilgisi veya belgesine de ulaşamadığı…bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, hakkında daha önceki tarihte Ç-114 tahdit kaydı olduğu anlaşılan davacıya bu durumu sebebiyle kısa dönem ikamet izni alabilmesi için yeniden vize alarak ülkemize gelmesinin istenildiği, ancak davacının bu koşulu yerine getirmediği, bu sebeple de ikamet izni talebinin kabul edilmediği belirtilerek, dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığı, bu sebeple temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Moldova uyruklu olan davacı Türkiye’de bulunan annesi yanında belirli süreler dahilinde ikamet izni alarak ikamet etmiştir. Son olarak almış olduğu aile ikamet izni süresinin 02/06/2015 tarihinde dolacak olması nedeniyle davacı tarafından 28/05/2015 tarihinde İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne kısa dönem ikamet izni başvurusunda bulunulmuştur.

Söz konusu başvuru üzerine yapılan tahkikatta; davacı hakkında 12/02/2013 tarihinde, önceki ikamet izni üzerinde tahrifat suretiyle resmi belgede sahtecilik yaptığından ve bu durumu savcıya itiraf ettiğinden bahisle Ç-114 koduyla (haklarında adli işlem yapılan yabancılar) 1 yıl süreli tahdit veri girişi yapıldığının tespit edilmesi üzerine davacının özel meşruhatlı vize ile Türkiye’ye gelmesi gerektiği belirtilerek İstanbul Valiliği’nin … tarih ve … sayılı işlemiyle ikamet izin başvurusunun reddine karar verilmiş, bu işlemin iptali istemiyle de bakılan dava açılmıştır.

Öte yandan, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, 16/04/2013 tarihinde aile birleşimi amaçlı özel meşruhatlı vize ile Türkiye’ye gelen davacı hakkında, 12/02/2013 tarihinde alınan Ç-114 kodlu 1 yıl süreli giriş yasağı kararının 18/04/2013 tarihinde kaldırıldığı, ayrıca bu tarihten sonra davacıya 03/06/2014-02/06/2015 tarihleri arasında geçerli 1 yıl süreli aile ikamet izni verildiği görülmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Uyuşmazlıkta; Türkiye’de bulunan annesi yanında kalmak amacıyla tarafına verilen aile ikamet izinleri uyarınca Türkiye’de ikamet ettiği anlaşılan davacı tarafından, aile ikamet izni süresinin dolacak olması nedeniyle kısa dönem ikamet izni verilmesi istemiyle başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun, davacı hakkında Ç-114 tahdit kaydıyla 1 yıl süreli yurda giriş yasağı olduğu, bu sebeple amacına uygun özel meşruhatlı vize alarak ülkemize gelmesi gerektiğinden bahisle 04/09/2015 tarihli işlemle reddedildiği görülmekle birlikte; dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, davacı hakkındaki yurda giriş yasağının 18/04/2013 tarihinde kaldırıldığı ve 16/04/2013 tarihinde özel meşruhatlı vize ile Türkiye’ye gelen davacıya 02/06/2015 tarihine kadar geçerli aile ikamet izni verildiği anlaşıldığından, işlem tarihi itibarıyla davacı hakkında yurda giriş yasağı bulunmadığı açıktır.

Bu itibarla, “davacı hakkında yurda giriş yasağı bulunduğu” yolundaki davalı idare iddiası, dava konusu işlemin sebep unsuru olarak kabul edilemeyeceği gibi aile ikamet izninden kısa dönem ikamet iznine geçiş yapmak isteyen davacının, ilgili valiliğe ikamet izin başvurusunda bulunmasına yasal bir engel de olmadığından, amacına uygun özel meşruhatlı vize alarak ülkemize gelmesi şartının aranamayacağı sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, davacının kısa dönem ikamet izni başvurusu açısından Kanun’da aranan diğer şartlar yönünden değerlendirme yapıldıktan sonra işlem tesis edilmesi gerekirken, kısa dönem ikamet izni başvurusunun, davacı hakkında 1 yıl süreli yurda giriş yasağı olduğu ve bu sebeple amacına uygun özel meşruhatlı vize alarak ülkemize gelmesi gerektiğinden bahisle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

  1. Davacının temyiz isteminin kabulüne,
  2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının BOZULMASINA…”

ANKARA YABANCILAR HUKUKU AVUKATI SEÇİMİ

Ankara yabancılar hukuku avukatı seçimi, Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar ile ilgili dava surecinin hızlı ve profesyonelce yönetilmesi için ve Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar ile ilgili davasının başarıya ulaşması için son derece önemli olup doğru Ankara yabancılar hukuku avukatını bulmak için yaşanabilecek süreci adım adım anlatırsak;

1.ADIM: NE İLE KARŞILAŞACAĞINIZI BİLİN

İlk adım, Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar ile ilgili davanız esnasında ne türde hukuki konu ve uyuşmazlıklarla karşılaşacağınızı anlamanıza yardımcı olacaktır.

Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar ile ilgili dava sürecinde karşılaşabileceğiniz bazı hukuki konular ve uyuşmazlıklar ise:

  • Yasal Dayanakların İncelenmesi: Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar konusunda hangi yasal dayanakların kullanıldığı incelenir. Bu, ulusal yasalara ek olarak uluslararası anlaşmaları da içerebilir.
  • İzahat ve Delil Sunumu: Giriş yasağının nedenine ilişkin olarak, yabancının avukatının ya da temsilcisinin, yasağın uygulanma gerekçesini kabul edilebilir şekilde sorgulaması ve itiraz etmesi gerekir.
  • İnsan Hakları İhlalleri İddiaları: Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar kararının insan haklarını ihlal ettiği iddiasıyla yapılacak başvurular, hukuki bir konu olabilir. Bu bağlamda, adil yargılanma hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı gibi temel insan haklarına vurgu yapılabilir.
  • İdari Kararın İptali: Yabancının avukatı, idari kararın iptali için başvurabilir. İdari kararın yasal dayanağının yokluğu, keyfi uygulama veya sürecin hatalı işlemesi gibi nedenlerle idari mahkemede iptal davası açılabilir.
  • Mülkiyet Hakları ve Varlıkların Korunması: Yabancının Türkiye’deki mülkiyet hakları veya varlıklarıyla ilgili koruma talepleri de gündeme gelebilir. Bu tür talepler, yabancının Türkiye’ye girişinin engellenmesinin mülkiyet haklarına zarar verdiği iddiasına dayanabilir.
  • Uluslararası Hukukun Uygulanması: Yabancının ülkeye giriş yasağıyla ilgili olarak uluslararası hukukun nasıl uygulanacağı da dava sürecinde önemli bir konudur. İlgili uluslararası sözleşmelerin ve normların incelenmesi ve uygulanması gerekebilir.
  • Medeni Durum ve Aile Birleşimi Hakları: Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancıların Türkiye’deki aile üyeleriyle birleşme veya aile birleşimi hakkı gibi haklar, giriş yasağıyla çatışabilir. Bu tür durumlar, dava sürecinde ele alınması gereken önemli bir hukuki konudur
  • Göç Politikalarının İncelenmesi: Türkiye’nin göç politikaları ve uygulamalarının yasallığı ve insancıllığı, dava sürecinde tartışılabilir. Bu, yabancının avukatının Türkiye’nin uluslararası taahhütlerine uygunluğunu sorgulamasını gerektirebilir.

Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar ile ilgili hukuki konuları anlamak, Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar ile ilgili davanızı etkili bir şekilde yönetmenize haklarınızı korumanıza yardımcı olacaktır.

2.ADIM: UZMANLIK VE DENEYİM ARAŞTIRMASI YAPIN

İkinci adımda, ihtiyacınız olan Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar alanında uzmanlaşmış Ankara yabancılar hukuku avukatı bulmak için bir ön araştırma yapmanız maddi ve manevi bakımlardan önem taşımaktadır. İnternet ortamında avukatların web sitelerini inceleyebilir, forumlarda yer alan incelemeleri okuyabilir ve avukatların müvekkillerinin referanslarına ulaşabilirsiniz.

Örneğin, internet üzerinde “Ankara yabancılar hukuku avukatı” araması yapıp Ankara yabancılar hukuku avukatı internet sitelerini ziyaret edebilir ve özgeçmişleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Ayrıca web sitemizi inceleyerek Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar alanında uzman Ankara yabancılar hukuku avukatı ekibimizden yardım alabilirsiniz.

3.ADIM: İLK GÖRÜŞMELERİ ÖNCEDEN PLANLAYIN

Seçme ihtimaliniz olan Ankara yabancılar hukuku avukatıyla yapacağınız ilk görüşmeler, size daha fazla bilgi ve tecrübe edinme ve kararlarınız için en doğru avukatı seçme fırsatı sunar.

4.ADIM: ANKARA YABANCILAR HUKUKU AVUKATI, ÜCRETLERİNİ ANLAYIN

Dördüncü adımda, Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar konusunda Ankara yabancılar hukuku avukatınızla ücret ve vereceğiniz vekaletle ilgili sözleşme detayları hakkında net bir anlayış geliştirmeniz oldukça önemlidir. Örneğin; Ankara yabancılar hukuku avukatınızın danışmanlık için sizden aldığı ücretin, Ankara yabancılar hukuku avukatı ücret tarifesince belirlenen asgari ücretlere ne kadar yakın olduğunu bilmeli, ekonomik bir tercih yapıp yapmadığınızı anlamalısınız.

5.ADIM: İŞ BİRLİĞİ VE İLETİŞİM

Ankara yabancılar hukuku avukatınızla kaliteli bir iş birliği içinde olmak ve güçlü iletişim kurmak son derece önemlidir. Bu, karşılıklı güven oluşturmanıza ve dava sürecinin başarıyla yürütülmesine yardımcı olmaktadır.

Örneğin; Ankara yabancılar hukuku avukatınıza, Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar konusuyla alakalı herhangi bir gelişme veya endişeniz olduğu zaman hemen başvurabileceğinizi bildirmeli ve Ankara yabancılar hukuku avukatınızdan bu konuda teminat alabilmelisiniz. Aynı zamanda Ankara yabancılar hukuku avukatınızın her duruşma ve gelişme neticesinde size düzenli olarak davanın ilerlemesi hakkında bilgi vermesini bekleyebilirsiniz.

6.ADIM: EN DOĞRU ANKARA YABANCILAR HUKUKU AVUKATI SEÇMEK

Sonuç olarak, Ankara yabancılar hukuku avukatı seçimi, karmaşık ve stresli bir süreç olabilmekle beraber yukarıda sizler için sıraladığımız adımları izleyerek bu süreci daha etkili bir şekilde yönlendirmeniz mümkün. İhtiyaçlarınızı saptamak, Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar konularında deneyimli ve uzman bir Ankara yabancılar hukuku avukatı araştırması yapmak, görüşmelerinizi planlamak, ücretleri anlamak ve etkili bir iletişim kurmak, doğru Ankara yabancılar hukuku avukatını seçmenize yardımcı olacaktır. Bu şekilde, Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar konusunda dava sürecinizi daha az sıkıntılı ve çok daha başarılı bir şekilde sonuçlandırabilirsiniz.

ANKARA YABANCILAR HUKUKU AVUKATI ÜCRETİ 2024

Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi vekalet ücretini düzenler. Bu maddeye göre vekalet ücreti, avukatlık sözleşmesi ile belirlenir. Ancak bu belirleme süreci Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile bağlıdır.

Ankara yabancılar hukuku avukatı ücreti davanın niteliğine göre Ankara yabancılar hukuku avukatı ve iş sahibi tarafından belirlenir. Ancak Ankara yabancılar hukuku avukatı isterlerse Ankara Barosu En Az Ücret Tarifesine uyabilirler.

Ankara Barosu’nun bu tavsiye niteliği taşıyan asgari ücret tarifeleri, meslektaşlarımız ve kıymetli müvekkillerimizin adil bir hizmet sunma ve alımı için bir yol haritası sunar. Bu tarifelerin Adalet Bakanlığı’nın onayına tabi olması, güvenilirliği ve şeffaflığı artırır ve avukat-müvekkil ilişkileri açısından da gerçekleştirilecek hukuki işlemler için daha güvenilir bir çerçeve sunar.

Netice itibariyle, sağlık hukuku davalarında Ankara yabancılar hukuku avukatı ücretleri mali açıdan ciddi bir yük olarak görülse de sağlık hukuku alanında uzman bir Ankara avukatına danışmamak daha fazla gider yapılmasına yol açmaktadır. Ancak doğru bir Ankara yabancılar hukuku avukatıyla ve Akademik Hukuk & Danışmanlık gibi doğru bir hukuk bürosuyla iş birliği yaparak adil bir sonuca ulaşmak mümkündür. Bu noktada da en makul tercihi yapabilmek açısından Ankara yabancılar hukuku avukatı için belirlenen asgari ücret tarifeleri önemli anlamda yol gösterici olabilmektedir.

ANKARA YABANCILAR HUKUKU AVUKATI TUTMAK ZORUNDA MIYIM?

Ankara yabancılar hukuku avukatı, Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar ile ilgili dava sürecinde kritik bir rol oynarlar. Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar ile ilgili davaları genellikle karmaşık, teknik ve uzmanlık gerektiren hukuki konular içerir. Ancak kural olarak Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar ile ilgili davasında bir Ankara yabancılar hukuku avukatı tutmak zorunda değilsiniz.

ANKARA YABANCILAR HUKUKU AVUKATI’NA NASIL ULAŞILABİLİR?

Ankara Barosu’na bağlı olan tüm Ankara avukatlarının iletişim bilgileri Ankara Baro levhasında yer almakta olup web sitesi ya da baroyu arayarak ulaşılabilmektedir. Konusunda uzman bir Ankara yabancılar hukuku avukatı arayışındaysanız, Baro Levhası üzerinden Ankara yabancılar hukuku avukatı iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

ANKARA YABANCILAR HUKUKU AVUKATI AKADEMİK HUKUK & DANIŞMANLIK’TA

Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancılar konusunda uzman bir Ankara yabancılar hukuku avukatından destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. Konusunda uzman Ankara yabancılar hukuku avukatı ile istediğiniz yerden görüntülü ve farklı şekilde iletişim kurmak ve bilgi almak için Online Danışmanlık Sistemimizden randevu alabilirsiniz.

KAYNAK:

[1]-Teksoy, Barış. “6458 sayılı Yabancılar Ve Uluslararası Koruma Kanununa göre yabancıların Vize Alma zorunluluğu”. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 62, sy. 3 (Eylül 2013): 855-908.

[2]-https://www.mevzuat.gov.tr/

[3]-https://www.turkiye.gov.tr/

[4]-https://dergipark.org.tr/tr/

[5]- https://karararama.danistay.gov.tr/

[6]- https://karararama.yargitay.gov.tr/

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap