ULUSLARARASI KORUMA BAŞVURUSU İLE İLGİLİ YARGI KARARI
ULUSLARARASI KORUMA BAŞVURUSU İLE İLGİLİ YARGI KARARI
Bir yabancı, kendi ülkesine dönmesi halinde ırkından, dininden, tabiatından, belli bir gruba üye olmasından, siyasi düşüncesinden dolayı zulme uğrama ihtimali varsa ve kendi ülkesi de bu korumayı…
Uluslararası koruma başvurusu, kendi ülkesinde zulüm riski altında olan yabancının Türkiye'den koruma talebidir. Başvuru valiliğe bizzat yapılır. İnceleme sonunda kişiye mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsü tanınabilir. Dayanak, 6458 sayılı Kanunun 61 ila 95 inci maddeleridir.
Uluslararası Koruma Nedir
Koruma, yabancının kendi ülkesinde zulme uğrama riski bulunduğunda gündeme gelir. Irk, din, tabiiyet, belli bir toplumsal gruba mensubiyet ve siyasi düşünce sayılan sebeplerdir. Kişi bu sebeplerle zulümden haklı korku duyuyorsa ve ülkesi koruma sağlayamıyorsa başvuru yapabilir. Temel düzenleme 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunudur.
Uluslararası Koruma Türleri Nelerdir
Türk hukukunda üç statü bulunur. Bunlar mülteci, şartlı mülteci ve ikincil korumadır. Statüler 6458 sayılı Kanunun 61, 62 ve 63 üncü maddelerinde tanımlanmıştır. Geçici koruma ise ayrı bir rejimdir ve bireysel değerlendirmeye dayanmaz.
Mülteci Statüsü Kimlere Verilir
Mülteci statüsü, Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar sebebiyle tanınır. Kişi ırkı, dini, tabiiyeti, siyasi düşüncesi veya toplumsal grubu nedeniyle zulümden haklı korku duymalıdır. Bu korku sebebiyle ülkesine dönemeyen yabancı mülteci sayılır. Türkiye coğrafi sınırlamayı sürdürdüğü için statü Avrupa kaynaklı olaylarla sınırlıdır.
Statü için korkunun haklı ve inandırıcı olması aranır. Değerlendirme her uluslararası koruma başvurusu için ayrı yapılır. Menşe ülke koşullarına ilişkin bilgiler de dikkate alınır.
Mülteci statüsü tanınan kişiye ikamet izni düzenlenir. Kişi çalışma hakkından ve sosyal yardımlardan yararlanır. Aile üyeleri de aynı statüden yararlanabilir.
Şartlı Mülteci Statüsü Nedir
Şartlı mülteci statüsü aynı zulüm sebeplerine dayanır. Fark, olayın Avrupa ülkeleri dışında gerçekleşmesidir. Bu kişiler üçüncü bir ülkeye yerleştirilinceye kadar Türkiye'de kalabilir.
Statü için yine haklı korku aranır. Zulüm sebepleri mülteci statüsündekiyle aynıdır. Coğrafi köken tek ayırt edici ölçüttür.
Örnek vermek gerekirse, Avrupa'da yaşanan bir olay mülteci statüsüne dayanak olur. Avrupa dışında yaşanan aynı nitelikteki olay ise şartlı mülteci statüsü doğurur. Bu ayrım, uluslararası koruma başvurusu sonucunda verilecek statüyü doğrudan belirler.
İkincil koruma, mülteci ve şartlı mülteci şartlarını taşımayan kişiler içindir. Kişi ülkesine döndüğünde ciddi zarar görme riski altında olmalıdır. Kanun bu riskleri üç başlıkta sayar.
Ölüm cezasına mahkûm olma veya ölüm cezasının infaz edilmesi riski.
İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalma riski.
Uluslararası veya ülke içindeki silahlı çatışmada ayrım gözetmeyen şiddet sebebiyle ciddi tehdit.
Riskin somut delillerle desteklenmesi beklenir. Yalnızca hapis cezası alma ihtimali tek başına yeterli sayılmaz. Hapis cezası, dünyanın birçok ülkesinde uygulanan olağan bir yaptırımdır.
Delil olarak mahkeme kararları, tutuklama belgeleri ve resmî yazışmalar sunulabilir. Mülakattaki beyanın tutarlı olması da değerlendirmeyi etkiler. Beyan ile belgeler arasındaki çelişki uluslararası koruma başvurusu bakımından olumsuz sonuç doğurur.
Geçici Koruma Bu Statülerden Nasıl Ayrılır
Geçici koruma kitlesel akınlarda uygulanır. Bireysel mülakat yapılmaz ve statü toplu olarak tanınır. Dayanak 6458 sayılı Kanunun 91 inci maddesidir.
“Geçici Koruma statüsü YUKK’un 91’inci maddesine göre; kitlesel olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına gelen ve uluslararası koruma talebi bireysel olarak değerlendirmeye alınamayan yabancıların uluslararası koruma ihtiyacının sağlanması için acil çözümler bulmak üzere geliştirilen korumayı ifade etmektedir. İçerik olarak ülke topraklarına serbest olarak kabul, geri gönderilmeme ilkesine riayet ve temel ihtiyaçların karşılanması unsurlarından oluşmaktadır (Çiçekli, 2013:313).” [1].
Kişi geçici koruma altındayken bireysel başvurusu işleme konulmaz. Statü sona erdiğinde bireysel yol yeniden açılır.
Uluslararası Koruma Başvurusu Şartları Nelerdir
Uluslararası koruma başvurusu için dört ölçüt birlikte değerlendirilir. Bu ölçütler aşağıda sıralanmıştır. Ölçütlerden biri karşılanmazsa uluslararası koruma başvurusu reddedilir.
Zulüm ölçütü. Kişi ırkı, dini, tabiiyeti, siyasi düşüncesi veya toplumsal grubu nedeniyle zulüm görmelidir.
Haklı korku ölçütü. Ülkesine dönmesi hâlinde karşılaşacağı risk ciddi ve gerçekçi olmalıdır.
Koruma yetersizliği ölçütü. Kişinin kendi ülkesinde etkili bir korumadan yararlanamaması gerekir.
Usul ölçütü. Başvuru, kanunun öngördüğü makama ve usule uygun biçimde yapılmalıdır.
Uluslararası Koruma Başvurusu Nasıl Yapılır
Uluslararası koruma başvurusu valiliklere bizzat yapılır. Başvuru kolluk birimine veya sınır kapısına yapılırsa valiliğe bildirilir. Süreç kayıt, mülakat ve karar aşamalarından oluşur.
Başvuru yeri ve şekli. Talep valiliğe bizzat iletilir ve kimlik bilgileri doğru biçimde verilir.
Belge yükümlülüğü. Yabancı kimlik ve seyahat belgelerini ibraz eder. Belge yoksa kişinin beyanı esas alınır.
Kayıt belgesi. Başvuru sahibine kimlik belgesi düzenlenir ve belirlenen ilde kalma hakkı doğar.
Tercüman desteği. Türkçe bilmeyen kişiye kurumda bulunan tercüman aracılığıyla destek sağlanır.
Başvuru Sürerken Yurt Dışına Çıkılabilir mi
Uluslararası koruma başvurusu sonuçlanmadan yurt dışına çıkılamaz. Bu kişilere seyahati engelleyen tahdit kodu uygulanır. Amaç, sürecin Türkiye'de tamamlanmasını sağlamaktır.
Statü tanınan kişiler için durum farklıdır. Bakanlıkça düzenlenen özel pasaportla yurt dışına seyahat edilebilir. Ancak zulüm riski bulunduğu ileri sürülen ülkeye gidiş statüyü tartışmalı hâle getirir. Bu nedenle seyahat öncesinde idareden bilgi alınması yerinde olur.
Yurt İçinde Seyahat Serbest mi
Kişi kendisine belirlenen ilde ikamet etmekle yükümlüdür. İl dışına çıkış valilik iznine bağlıdır. İdare, talebi gerekçesiyle birlikte değerlendirir. İdari gözetim altındaki kişiler için ayrı kurallar uygulanır. İzinsiz il değişikliği, uluslararası koruma başvurusu bakımından olumsuz sonuç doğurabilir.
Mülakat ve Karar Süreci Nasıl İşler
Mülakat, uluslararası koruma başvurusu sürecinin en belirleyici aşamasıdır. Beyanın tutarlılığı ve ayrıntısı kararı doğrudan etkiler.
Mülakat zamanı. Mülakat kural olarak kayıt tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır.
İfade imkânı. Kişinin kendisini ifade edebilmesi için gerekli ortam sağlanır.
Gizlilik ve kayıt. Mülakat gizlilik ilkesine uygun yürütülür ve ses ile görüntü kaydı alınır.
Başvuru Ne Kadar Sürede Sonuçlanır
Kanun altı aylık bir süre öngörür. Bu süre içinde karar verilemezse başvuru sahibine bilgi verilir. Uygulamada süre uzayabildiği için dosyanın durumu düzenli takip edilir. Uluslararası koruma başvurusu hakkında karar verilinceye kadar kişi belirlenen ilde kalır.
Uluslararası Koruma Başvurusunun Reddi Hâlinde Ne Olur
Ret kararı ilgiliye veya avukatına tebliğ edilir. Kararda gerekçe ve başvurulacak kanun yolları gösterilir. Ret sebebi çoğu zaman zulüm riskinin inandırıcı bulunmamasıdır. Başvuru şartlarının taşınmaması da ret sebebidir. Uluslararası koruma başvurusu reddedilen kişiye kanun yolları ayrıca hatırlatılır.
Karara karşı iki yol vardır. Kişi Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edebilir. Doğrudan idare mahkemesinde iptal davası açmak da mümkündür. Komisyon kararı değiştirmezse yine dava yolu açıktır.
Dava açma süresi karara göre değişir. Kanunun 72 ve 79 uncu maddeleri kapsamında verilen kararlara karşı süre, tebliğden itibaren on beş gündür. Bu maddeler kabul edilemez başvuru ile hızlandırılmış değerlendirme hâllerini düzenler. Diğer ret kararlarına karşı ise süre otuz gündür.
Yabancı, dava sonucu kesinleşinceye kadar Türkiye'de kalabilir. Bu kural hak arama özgürlüğünün güvencesidir. Kesinleşen ret kararından sonra sınır dışı işlemleri gündeme gelebilir.
Komisyona İtiraz Dava Süresini Durdurur mu
Bu soru uygulamada tartışılmıştır. Yönetmelik, komisyona yapılan itirazın dava süresini durdurmayacağı yönündedir. Buna karşılık tebligatta bu husus açıkça bildirilmemişse sonucun farklı olabileceği kabul edilmiştir. Aşağıdaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararı bu yaklaşımı göstermektedir.
Uluslararası Koruma Statüsü Ne Zaman Sona Erer
Statü belirli hâllerde sona erer. Sona erme sebepleri kanunda tek tek sayılmıştır.
Kişi, vatandaşı olduğu ülkenin korumasından kendi isteğiyle yeniden yararlanırsa statü sona erer.
Kaybettiği vatandaşlığı kendi isteğiyle yeniden kazanan kişi de kapsam dışına çıkar.
Yeni bir vatandaşlık kazanan ve o ülkenin korumasından yararlanan kişinin statüsü sona erer.
Zulüm göreceğini ileri sürdüğü ülkeye kendi isteğiyle dönen kişi korumadan çıkar.
Korumanın dayandığı sebepler ortadan kalkarsa statü sona erdirilir.
Türkiye'yi terk eden veya başka bir ülkeye kabul edilen kişinin statüsü de sona erer.
Statü Hangi Hâllerde İptal Edilir
İptal, statünün baştan itibaren hatalı verildiği hâllerde gündeme gelir. Sahte belge kullanımı, hile ve gerçeklerin gizlenmesi iptal sebebidir. Kişinin hariçte tutulacak kişilerden olduğunun sonradan anlaşılması da aynı sonucu doğurur. İptal kararı, uluslararası koruma başvurusu sırasında verilen bilgilerin denetlenmesine dayanır.
Bu nedenle uluslararası koruma başvurusu sırasında verilen bilgilerin doğru olması beklenir. Başvuru kabul edilse bile inceleme devam edebilir. İptal kararı da idari işlem olduğundan iptal davasına konu edilir.
Uluslararası Koruma Başvurusu ile İlgili Mahkeme Kararları
“Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi’nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Irak uyruklu davacılar tarafından uluslararası Koruma başvurusunun reddi işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Yozgat İdare Mahkemesinin 20.02.2020 tarih, E:2020/277, K:2020/121 sayılı kararı ile; Uluslararası Koruma Başvurusunun reddi işleminin, davacılara 12.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, sürenin bitim tarihinin adli tatile denk gelmesi nedeniyle en geç 09.09.2019 tarihine kadar iptal davası açılması gerekirken 30.12.2019 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun uygulamasına ilişkin Yönetmelik uyarınca Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna yapılan başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı gerekçesiyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacılar istinaf başvuru dilekçesi ile; Yönetmelikte bulunan düzenlemenin dava açma hakkını kısıtladığı, davanın esasının incelenmesi gerektiği, esas yönünden ise mülakatın usule ve yasaya uygun yapılmadığı, ülkesine gönderilmeleri durumunda zulme uğrama risklerinin bulunduğu, idarece gerekçesiz ret kararı verildiği ileri sürülerek, kararın istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir…
Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin “Komisyonun Kararları ve Niteliği” başlıklı 100. maddesinde, Komisyonun idarenin verdiği kararları usul ve esas yönünden inceleyeceği, gerekli bilgi ve belgeleri isteyebileceği, değerlendirme sonunda, başvuru sahibinin itirazını reddedebileceği ya da idareden, vermiş olduğu kararı usul ve esas yönünden gözden geçirmesini isteyebileceği hususların düzenlendiği görülmüştür…
Yapılan incelemede, davacılara Uluslararası Koruma başvurusunun reddine dair kararın 12.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, tebellüğ belgesinde karara karşı başvuru yolları ve süreleri belirtildiği görülmekte ise de, Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edilmesi halinde İdare Mahkemesinde dava açma süresinin nasıl işleyeceği hususunda açık bir bildirimde bulunulmadığı, davacıların da doğal olarak komisyona yapılan itirazın sonucunu bekledikleri, usul kurallarının hak arama hürriyetini engelleyecek şekilde katı olarak yorumlanmaması gerektiği, aksi yorumun dava açma hakkını ortadan kaldıracağı kanaatine varılarak, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen istinafa konu İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacıların istinaf isteminin KABULÜNE, istinafa konu Yozgat İdare Mahkemesi’nce verilen 20/02/2020 gün ve E: 2020/277, K: 2020/121 sayılı kararın KALDIRILMASINA,2577 sayılı Yasa’nın 45/5 maddesi uyarınca esastan karar verilmek üzere DAVA DOSYASININ MAHKEMESİNE İADESİNE…”
İzmir Bölge İdare Mahkemesi Kararında Yetki Sorunu
“Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “istinaf” başlıklı 45. maddesinde, “1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, … mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir…
Dava, A1 İlinde ikamet eden Irak vatandaşı olan ve 08.12.2016 tarihinde 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyarınca uluslararası koruma talebinde bulunan davacı tarafından, uluslararası koruma için gerekli kriterleri taşımadığından bahisle 6458 sayılı Kanun uyarınca “uluslararası koruma başvurusunun reddine” ilişkin A1 İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 05.04.2019 tarihli ve E.3935 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır….
Bu haliyle, uluslararası koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılmasından farklı olarak, “uluslararası korumu başvurusunun reddi” kararını verme yetkisinin Genel Müdürlükte olduğu, dava konusu “uluslararası koruma talebinin reddine” dair işlemin 05.04.2019tarihli olduğu, bir başka anlatımla yukarıda belirtilen 09.07.2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan KHK’dan yani yetki devrine ilişkin hükümlerin mülga olduğu tarihten sonraki ve 4 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca da03/12/2019 tarihinden önceki bir tarihte tesis edildiği, bu sebeple işlemi tesis eden A1 Valiliği’nin işlemi tesis ettiği tarihte yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, A1 Valiliğince 05.04.2019 tarihinde tesis edilen “uluslararası koruma başvurusunun reddine” ilişkin dava konusu işlemde yetki unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Kütahya İdare Mahkemesince verilen 24/09/2019 tarih, E:2019/234, K:2019/419 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline…”
Konya Bölge İdare Mahkemesi Kararında Vazgeçme Beyanı
“Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi’nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Afganistan uyruklu olan ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında uluslararası koruma başvurusunda bulunan davacı ile refakatindeki eşi K3. ve oğlu K4. hakkında, başvurusundan yazılı şekilde gönüllü olarak vazgeçtiğinden bahisle aynı Kanun’un 77/(1-a) maddesi uyarınca başvurusunun geri çekilmiş sayılarak değerlendirmesinin durdurulmasına yönelik olarak tesis edilen 07.11.2019 tarih ve E.10411 sayılı Afyonkarahisar Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır…
Bu durumda; davacının annesinin çok hasta olması sebebiyle ülkesine gitmeye karar verdiği ancak annesinin yaşadığı şehirdeki Taliban işgali ile İran askerlerinin tutumu sebebiyle vazgeçmek zorunda kaldıkları, bir kızının doğduğu ve 4 kişilik ailesini çok zor şartlarda ayakta tutabildiği, ülkesinde hayatlarının tehlike altında olduğu dikkate alındığında davacının vazgeçme başvurusundan sonradan meydana gelen gelişmeler sebebiyle tekrar vazgeçtiği, belirtilen hususların idarece değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın mevzuatın lafzından hareketle işlem tesis edildiği görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin kabulüne, Afyonkarahisar İdare Mahkemesi’nce verilen 12/03/2020 günlü, E:2019/831, K:2020/209 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline…”
Üç karar birlikte okunduğunda ortak bir çizgi görülür. İdari yargı, usul kurallarını hak arama hürriyetini daraltacak biçimde yorumlamamaktadır. Yetkisiz makamca kurulan işlem yetki unsuru yönünden sakattır. Vazgeçme beyanından sonra ortaya çıkan yeni olgular da idarece değerlendirilmelidir. Kararlar, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını da göstermektedir.
Kabul Edilemez Başvuru ve Hızlandırılmış Değerlendirme Nedir
Her uluslararası koruma başvurusu aynı usulle incelenmez. Kanun iki özel usul öngörmüştür. Bunlar kabul edilemez başvuru ve hızlandırılmış değerlendirmedir. İkisinde de dava süresi on beş güne iner.
Kabul edilemez başvuru, esasa girilmeden reddedilen taleptir. Yeni delil veya gerekçe sunulmadan yapılan mükerrer başvurular bu kapsamdadır. İlk iltica ülkesinden ya da güvenli üçüncü ülkeden gelen kişinin talebi de aynı başlıkta değerlendirilir. Karar, esas incelemesi yapılmadığı için gerekçesi bakımından ayrıca denetlenir.
Hızlandırılmış değerlendirme ise sürelerin kısaldığı usuldür. Yanıltıcı bilgi ve belge verilmesi bu usulü gerektirebilir. Kimlik veya seyahat belgesinin kötü niyetle yok edilmesi de aynı sonucu doğurur. Kamu düzeni ve kamu güvenliği bakımından tehlike oluşturan kişiler için de bu usul işletilir.
Hızlandırılmış usulde mülakat en geç üç gün içinde yapılır. Karar ise mülakattan sonra en geç beş gün içinde verilir. Kısa süreler nedeniyle belgelerin önceden hazırlanması gerekir. Bu usulde verilen ret kararına karşı dava süresi on beş gündür.
Başvuru Hangi Hâllerde Geri Çekilmiş Sayılır
Kişi talebinden yazılı olarak vazgeçebilir. Bazı davranışlar da geri çekme sayılır. Mülakata mazeretsiz biçimde gelmemek bunlardan biridir. Bulunulması gereken ilden izinsiz ayrılmak da aynı sonucu doğurur.
Bu hâllerde uluslararası koruma başvurusu hakkındaki değerlendirme durdurulur. Durdurma kararı ilgiliye tebliğ edilir. Kişi, kanunda öngörülen süre içinde yeniden değerlendirme isteyebilir. Talep kabul edilirse dosya kaldığı yerden incelenir.
Hariçte Tutulma Hâlleri Nelerdir
Bazı kişilere koruma sağlanmaz. Savaş suçu, insanlığa karşı suç ve barışa karşı suç işlediğine dair ciddi belirti bulunanlar bu kapsamdadır. Türkiye dışında ağır bir suç işlediği anlaşılan kişiler de hariçte tutulur. Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine aykırı fiillerde bulunanlar için de aynı kural uygulanır.
Hariçte tutulma kararı ağır sonuç doğurur. Bu nedenle karar somut delillere dayanmalıdır. Genel nitelikteki iddialar tek başına yeterli sayılmaz. Karara karşı iptal davası açılabilir ve deliller mahkemece denetlenir.
Başvuru Sahibinin Hakları Nelerdir
Başvuru sahibi, kayıt tarihinden itibaren belirli haklardan yararlanır. Genel sağlık sigortası kapsamına alınma imkânı bulunur. Prim ödeme gücü olmayanların primi devletçe karşılanabilir. Sağlık hizmeti kural olarak kayıtlı olunan ilde alınır.
İlköğretim ve ortaöğretim çağındaki çocuklar eğitim hakkından yararlanır. Kayıt işlemi il millî eğitim müdürlüğü aracılığıyla yapılır. İhtiyaç sahipleri sosyal yardım ve hizmetlerden de faydalanabilir. Yardım başvuruları sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına yapılır.
Haklardan yararlanmak kayıt şartına bağlıdır. Kayıt yapılmadan hizmetlere erişim sağlanamaz. Bu nedenle uluslararası koruma başvurusu yapıldıktan sonra kimlik belgesinin alınması önem taşır.
Kabul ve Barınma Merkezleri Nasıl İşler
Başvuru sahipleri kural olarak kendi imkânlarıyla barınır. İhtiyaç hâlinde kabul ve barınma merkezlerine yerleştirme yapılabilir. Merkezlerde konaklama, beslenme ve psikososyal destek sağlanır. Özel ihtiyaç sahipleri bakımından öncelik uygulanır. Merkeze yerleştirme talebi il göç idaresi müdürlüğüne iletilir.
Refakatsiz çocuklar merkezlere yerleştirilmez. Bu çocuklar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kuruluşlara verilir. Çocuğun yüksek yararı her aşamada gözetilir. Yaş tespiti tartışmalıysa ayrıca inceleme yapılır.
Özel İhtiyaç Sahiplerine Hangi Kolaylıklar Sağlanır
Kanun bazı kişilere öncelik tanır. Refakatsiz çocuk, engelli, yaşlı ve hamile kişiler bu gruptadır. Beraberinde çocuğu bulunan yalnız anne veya baba da aynı kapsamdadır. İşkence, cinsel saldırı ve diğer ağır şiddet mağdurları için de öncelik uygulanır.
Öncelik, işlemlerin daha hızlı yürütülmesini sağlar. Mülakat koşulları kişinin durumuna göre düzenlenir. Sağlık hizmetleri ile psikososyal destek ücretsiz sunulur. Bu kişiler bakımından mülakatın uzman görevlilerce yapılması beklenir.
Statü Sonrasında Kalış ve Yerleştirme Nasıl Düzenlenir
Başvuru sahibine düzenlenen kimlik belgesi ikamet izni yerine geçer. Bu belgeyle kişi belirlenen ilde kalabilir. Ayrıca ikamet izni almak gerekmez. Belgenin süresi kayıt yenilendikçe uzar.
Statü tanınması hâlinde ikamet izni düzenlenir. Uluslararası koruma başvurusu reddedilirse kalış hakkı dava süreci boyunca devam eder. Kesinleşen ret kararından sonra kişi genel hükümlere tabi olur. Bu aşamada ikamet izni için ayrı başvuru gerekebilir.
Üçüncü Ülkeye Yerleştirme Nasıl İşler
Şartlı mülteci statüsü kalıcı çözüm sağlamaz. Kişi, üçüncü bir ülkeye yerleştirilmeyi bekler. Yerleştirme işlemleri Göç İdaresi Başkanlığı ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği arasındaki iş birliğiyle yürütülür. Süreçte kişinin dosyası hedef ülkenin kabul ölçütlerine göre incelenir.
Yerleştirme bir hak değil, imkân olarak düzenlenmiştir. Kabul kararını hedef ülke verir. Bu nedenle uluslararası koruma başvurusu sonuçlansa bile yerleştirme garanti edilmez. Bekleme süresince kişi Türkiye'deki haklarından yararlanmaya devam eder.
Karar Sürecinde Tebligat Neden Belirleyicidir
Süreler tebligat tarihinden itibaren işler. Bu nedenle tebliğ belgesinin tarihi dosyada saklanır. Tebligat, ilgiliye ya da vekiline yapılır. Vekil varsa tebliğin vekile yapılması gerekir.
Tebliğ belgesinde başvuru yolları ve süreleri gösterilir. Bu bilgilerin eksik olması hak kaybına yol açabilir. Yargı kararlarında, eksik bildirimin ilgili aleyhine yorumlanmaması gerektiği kabul edilmiştir. Adres değişikliği bildirilmezse tebligat eski adrese yapılır ve süre yine işler.
Elektronik tebligat kullanılan hâllerde de aynı esaslar geçerlidir. Bildirimin ulaştığı tarih dosyaya kaydedilir. Süre hesabında tatil günleri dikkate alınır. Sürenin son günü resmî tatile denk gelirse süre ilk iş günü sona erer.
Uluslararası Koruma Başvurusunda Dilekçe ve Delil Hazırlığı
Dosyanın gücü, sunulan bilgi ve belgelerin niteliğine bağlıdır. Beyanın ayrıntılı, tarihli ve tutarlı olması beklenir. Menşe ülkeye ilişkin güncel raporlar da dosyaya eklenebilir. Uluslararası koruma başvurusu dosyasında her belgenin tarihi ve kaynağı açıkça gösterilir.
Hangi Belgeler Toplanmalıdır
Belgeler kişinin iddiasını doğrudan desteklemelidir. Sık kullanılan belgeler şunlardır.
Kimlik ve seyahat belgeleri, mahkeme kararları, tutuklama veya arama kayıtları, sağlık raporları ve tanık beyanları.
Beyanın Tutarlılığı Neden Önemlidir
Karar, çoğu dosyada beyanın inandırıcılığına dayanır. Tarih, yer ve kişi adlarındaki çelişkiler olumsuz değerlendirilir. Bu nedenle mülakat öncesinde olay kronolojisi yazılı olarak hazırlanır. Uluslararası koruma başvurusu bakımından beyan, en güçlü delil kabul edilir.
Travma yaşamış kişilerde beyan eksikliği olağan sayılabilir. Bu durum sağlık raporlarıyla açıklanabilir. İdare, çelişkiyi kişiye sorma ve açıklama isteme yükümlülüğü altındadır.
İdari Gözetim Kararına Karşı Ne Yapılır
İdari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Gözetim süresi düzenli aralıklarla yeniden değerlendirilir. Şartlar ortadan kalkarsa gözetim sona erdirilir. Gözetim kararına karşı yapılan başvuru, işlemi kendiliğinden durdurmaz.
Sınır Dışı Etme Kararına Karşı Ne Yapılır
Sınır dışı etme kararı ilgiliye tebliğ edilir. Karara karşı yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulur. Mahkemenin kararı kesindir ve başvuru işlemi durdurur. Ayrıntılar sınır dışı kararına itiraz başlıklı çalışmamızdadır.
Adli Yardım ve Avukat Desteği Nasıl Alınır
Kişi, avukatlık ücretini karşılayamıyorsa barodan adli yardım isteyebilir. Talep, baronun adli yardım bürosuna yapılır. Mahkeme aşamasında ise adli yardım talebi dilekçeyle ileri sürülür. Adli yardım talebi reddedilirse karara karşı itiraz yolu açıktır.
Mülakatta avukat bulunması mümkündür. Avukatın hazır bulunması beyanın usulüne uygun kaydını güvence altına alır. Tercümanın yeterliliğine ilişkin itirazlar da tutanağa geçirilir.
Aile Üyeleri Başvurudan Nasıl Yararlanır
Başvuru, birlikte gelen aile üyeleri adına da yapılabilir. Eş ve ergin olmayan çocuklar dosyaya dâhil edilir. Aile üyelerinden her biri ayrıca kendi adına da uluslararası koruma başvurusu yapabilir. Statü tanınan kişinin aile üyelerine de aynı statü tanınabilir.
Uluslararası Koruma Başvurusu Sahibi Çalışabilir mi
Çalışma ayrı bir izne bağlıdır. Başvuru sahibi ve şartlı mülteci, başvuru tarihinden altı ay sonra izin isteyebilir. Bu süre dolmadan yapılan başvuru değerlendirilmez. Uluslararası koruma başvurusu sahibinin çalışması işverenin başvurusuna bağlıdır.
Mülteci ve ikincil koruma statüsü sahipleri statüyü aldıktan sonra çalışabilir. Bu kişiler bağımlı veya bağımsız olarak çalışma imkânına sahiptir. İzin usulü için çalışma izni başvurusu başlıklı çalışmamıza bakılabilir.
Bazı meslekler yalnızca Türk vatandaşlarına ayrılmıştır. Bu mesleklerde izin verilmez. Sağlık ve eğitim alanlarında ise ön izin şartı aranır. Meslek icrası için ayrıca diploma denkliği aranabilir.
Çalışma izni, kişinin kalış hakkını tek başına güvence altına almaz. Statü sona ererse izin de geçerliliğini yitirir. Bu nedenle iki süreç birlikte takip edilir.
Uluslararası Koruma Başvurusu Konusunda Avukat Desteği
Uluslararası koruma başvurusu bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine, mevcut belgelere ve varsa idari veya yargısal kararlara göre değerlendirilir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Başvurunuz veya ret kararınız hakkında dosyaya özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya hukuki soru formu üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
[1]- NURDOĞAN, A., & ÖZTÜRK, M. (2018). GEÇİCİ KORUMA STATÜSÜ İLE TÜRKİYE’DE BULUNAN SURİYELİLERİN VATANDAŞLIK HAKKI. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 23(3), 1163-1172.
Deport avukatı; sınır dışı etme (deport), idari gözetim ve giriş yasağı gibi işlemlerde uzmanlaşmış, yabancılar ve göç hukuku davalarında tecrübeli ve müvekkillerine bu alanda hukuki hizmet veren avukattır.