Dava Devam Ederken Doçentlik Başvurusu Yapılabilir. Söz konusu düzenleme 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in; 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4.
Bugün dava açan doçent adayları başvuru yapabilir; bunu engelleyen yönetmelik hükmü artık yürürlükte değildir. Danıştay Sekizinci Dairesi 26/5/2023 tarihli ve E.:2021/6349, K.:2023/2860 sayılı kararıyla bu fıkrayı iptal etmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 21/4/2025 tarihli ve E.:2023/2874, K.:2025/881 sayılı onama kararıyla iptal kesinleşmiştir. Fıkra bugün Doçentlik Yönetmeliğinin yürürlükteki metninde yer almamaktadır.
Aynı Danıştay kararı ikinci bir hükmü daha iptal etmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrasındaki asgari başvuru şartlarını sağlamayan adayın başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceğine ilişkin cümle de iptal edilmiştir. Bu iptal de aynı onama kararıyla kesinleşmiştir. Her iki iptal şerhi yönetmeliğin resmî metninde görülebilir.
Yürürlükte kalan sınır ayrıdır ve karıştırılmamalıdır. Yönetmeliğin 4. maddesinin yedinci fıkrası yürürlüktedir. Fıkra şu hükmü taşır: “Doçentlik başvurusu sonuçlanmamış adaylar aynı ya da farklı bilim/sanat alanından yeniden doçentlik başvurusunda bulunamazlar.” Yani engel, dava açmış olmak değildir. Engel, önceki başvurunun henüz sonuçlanmamış olmasıdır. Sürecin genel çerçevesi doçentlik yönetmeliği yazısında anlatılmıştır.
Sayfanın devamında 2021 tarihli yürütmeyi durdurma kararının tam metni kayıt olarak korunmuştur. Bu karar E.:2021/5314 sayılı dosyaya aittir. Fıkrayı esastan iptal eden karar ise E.:2021/6349 sayılı ayrı bir dosyada verilmiştir. İki dosya birbirine karıştırılmamalıdır.
Dava Açan Doçent Adayları Başvuru Yapabilir mi
Sorunun kısa cevabı olumludur: dava açan doçent adayları başvuru yapabilir. Dava açmış olmak, yeniden doçentlik başvurusu yapmaya tek başına engel değildir. Bu engeli getiren düzenleme 2021 yılında yürürlüğe girmişti. Düzenleme önce durduruldu, sonra iptal edildi ve iptal kesinleşti.
Engelleyici hüküm 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmî Gazete ile eklenmişti. Doçentlik Yönetmeliğinin 4. maddesine eklenen altıncı fıkra üç gerekçeyi kapsıyordu. Bu gerekçeler eser değerlendirmesinde başarısızlık, asgari başvuru şartlarının sağlanmaması ve etik ihlaldi. Başvurusu bu gerekçelerle iptal edilen aday dava açarsa, aynı alanda yeniden başvurusu davanın kesinleşmesine bağlıydı. Fıkraya göre bu hükme aykırı başvurular işleme alınmıyordu.
Sık Sorulan Sorular
Dava açan doçent adayı yeniden başvuru yapabilir mi?
Evet. Bunu engelleyen yönetmelik fıkrası Danıştay Sekizinci Dairesinin 26 Mayıs 2023 tarihli kararıyla iptal edildi. İptal, İdari Dava Daireleri Kurulunun 21 Nisan 2025 tarihli onama kararıyla kesinleşti. Fıkra bugün Doçentlik Yönetmeliğinin metninde yer almıyor.
İptal edilen fıkra hangi engeli getiriyordu?
10 Ağustos 2021 tarihinde eklenen fıkra üç gerekçeyi kapsıyordu. Bunlar eser değerlendirmesinde başarısızlık, asgari şartların sağlanmaması ve etik ihlaldi. Bu gerekçelerle başvurusu iptal edilen adayın aynı alandan yeniden başvurusu, açtığı davanın kesinleşmesine bağlanmıştı. Aykırı başvurular işleme alınmıyordu.
Uygulamada sonuç ağırdı. İdari yargıda bir iptal davası yıllarca sürebilir. Dava açan doçent adayı bu süre boyunca aynı alandan başvuru yapamıyordu. Hakkını aramak, adayın akademik takvimini fiilen donduruyordu.
Açtığımız davada bu sonucun hak arama özgürlüğünü zedelediği ileri sürülmüştür. Danıştay Sekizinci Dairesi 2021/5314 esas sayılı kararının gerekçesinde dilekçedeki değerlendirmeye katılmıştır.
“Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez.
Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır.” şeklinde karar vermiştir.
Kararın çekirdeği tek bir ölçüttür. Bir düzenleme mahkemeye erişimi etkisiz kılıyorsa hak arama özgürlüğüne uygun sayılmaz.
Daire, dava açan doçent adayı bakımından caydırıcılığı somut olarak değerlendirmiştir. Aday, dava açtığı takdirde bir sonraki dönemi kaybediyordu. Davadan vazgeçtiğinde ise hukuka aykırı bulduğu işlemi kabullenmiş oluyordu. Bu ikilem, yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde caydırıyordu.
Yürütmeyi durdurma kararı 2021 yılında verilmiştir. Kararın ardından dava açan doçent adayları başvuru yapabilir hâle gelmiştir. Başvuru dönemine ilişkin güncel şartlar için Üniversitelerarası Kurulun ilgili dönem duyurusu esas alınır.
Yürütmeyi durdurma kararı geçici bir korumadır. Esas hakkındaki iptal kararı ise hükmü baştan itibaren ortadan kaldırır. Bu davada her iki aşama da adayların lehine sonuçlanmıştır.
İptal Kararı Dava Açan Doçent Adayına Hangi Hakkı Verir
İptal kararı, hükmü yürürlükten kaldırmakla kalmaz. Hüküm hiç konulmamış gibi sonuç doğurur. Artık dava açan doçent adayları başvuru yapabilir; önceki dönemlerde uygulanan engel de tartışılabilir. Uygulanan engel nedeniyle kaybedilen dönemler ayrı bir uyuşmazlığın konusu olabilir.
İptal kararı otomatik bir başvuru hakkı yaratmaz. Aday yine dönemin başvuru şartlarını sağlamak zorundadır. Asgari şartlar, belge düzeni ve süreler eskisi gibi uygulanır. Değişen tek şey, davanın kendisinin engel sayılmamasıdır.
Dava açan doçent adayları başvuru yapabilir; aynı bilim veya sanat alanı da buna dahildir. Farklı bir alandan başvuru da mümkündür. Her iki hâlde de önceki başvurunun sonuçlanmış olması aranır. Bu şart, iptal edilen fıkradan bağımsız olarak yürürlüktedir.
Devam eden dava, yeni başvurunun sonucunu da etkileyebilir. Aday davayı kazanırsa önceki dönemin işlemi ortadan kalkar. Bu durumda iki süreç aynı anda ilerler. Sürecin ayrıntıları doçentlik davası devam ederken başvuru yazısında anlatılmıştır.
Yürütmeyi Durdurma Kararının Tam Metni
Danıştay Sekizinci Dairesinin Yürütmeyi Durdurma Kararı
Söz konusu düzenleme 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in; 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra ile ihdas edilmişti. Düzenleme şu şekildedir;
“(6) Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz.”
Tarafımızca müvekkilin başvurusunun iptal edildiği, Ankara 16. İdare Mahkemesinde anılan işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, Eylül 2021 döneminde tekrar başvuru hakkına sahip iken Yönetmelik değişikliği sonrasında başvurma hakkının elinden alındığı ve dava konusu düzenlemenin doçent adaylarının haklarını aramaktan caydırmayı amaçladığı ileri sürülmüştür.
Danıştay 8. Dairesi 2021/5314 esas sayılı kararının gerekçesinde dava dilekçemizde yazılan hususları aynen uygun görerek ;
“Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez.
Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır.” şeklinde karar vermiştir.
“KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,” karar verilmiştir.
Bu karar ve sonrasındaki iptal kararı doğrultusunda dava açan doçent adayları başvuru yapabilir. Başvuru dönemine ilişkin güncel şartlar için Üniversitelerarası Kurulun ilgili dönem duyurusu esas alınmalıdır.
D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5314
DAVACI VE YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEYEN : VEKİLİ : Av. Abdullah Enes BALTACI UETS adresi vardır.
DAVALILAR : 1- Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. Emrah KOCAMANOĞLU UETS adresi vardır. 2- Üniversitelerarası Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. Fatma KAHRAMAN UETS adresi vardır.
Dava Açan Doçent Adaylarının Başvuru Yapabilmesine Dair İstemin Konusu 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in; 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın iptali ve yürütmenin durdurulması istenilmektedir.
Dava Açan Doçent Adayının İddiaları
Davacı tarafından Ekim 2020 döneminde doçentlik başvurusunda bulunduğu, etik ihlali gerekçesiyle 30/06/2021 tarihli ve 7005 sayılı işlemle başvurusunun iptal edildiği, Ankara 16. İdare Mahkemesinde anılan işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, Eylül 2021 döneminde tekrar başvuru hakkına sahip iken Yönetmelik değişikliği sonrasında başvurma hakkının elinden alındığı ve dava konusu düzenlemenin doçent adaylarının haklarını aramaktan caydırmayı amaçladığı ileri sürülmektedir.
Davalı İdarelerin Savunmaları
YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NIN SAVUNMASI: Dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvurabilmenin bir adayın iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirdiği, adayların davaları kazanması ve yeni başvuru sürecinde de başarılı olması halinde doçentlik unvanının hangi tarihlerde verileceği, hangi sürecin iptal edileceği ile ilgili sorunlar yaşandığı, yapılacak bu değişiklik ile sorunların ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, ayrıca sözlü sınavın kaldırıldığı 7100 sayılı Kanundan önce doçentlik unvanının sözlü sınavda başarılı olunan tarih itibariyle verildiği, eser aşamasından sonra sözlü sınav aşaması olduğundan adaylar davayı kazansa bile eser aşamasından sonra sözlü aşama olduğundan adayların gireceği sözlü sınavda başarılı olup olmayacakları belli olmadığından Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı (ÜAK) aleyhine açılan tazminat davaları ile karşılaşılmadığı fakat sözlü sınav kalkınca davaların kaybedilmesi durumunda tam yargı davaları ile karşı karşıya kalındığı, bir bilim alanında jüri üyesi olarak görev yapacak profesör unvanlı akademisyenlerin sayısının belli olduğu, bu jüri üyelerinin belirli bir süre içinde çok sayıda doçentlik başvuru dosyası incelemek durumunda kaldığı, düzenlemelerle giderilmeye çalışılan çoklu başvuruların bu sayıları çok daha fazla arttırdığı, ülkemizde yargısal süreçlerin hızlandırılmış olması ve karar sürecinin oldukça kısalmış olması da göz önünde bulundurulduğunda düzenlemenin hukuka aykırı olmadığı savunulmaktadır.
ÜNİVERSİTELERARASI KURUL BAŞKANLIĞI’NIN SAVUNMASI: Doçent adaylarının sadece dava konusu edilen bilim/sanat alanından başvuruda bulunamayacağı, diğer tüm bilim/sanat dallarından başvuru yapabileceği, açılan davalar neticesinde Mevzuat Komisyonu görüşlerine göre adaya aynı alandan verilen diplomaların geri alındığı, yeni diplomalar düzenlendiği, bu uygulamaların hem adayın mağduriyetine sebep olduğu hem de kamu hizmetinin aksamasına neden olduğu, bununla birlikte adayın doçentlik kadrosuna atandığı üniversitedeki kadrosuna ilişkin işlemlerde de sürekli değişiklikler meydana getirdiği, olağan başvuru neticesinde başarılı olup davayı kaybeden adayın aldığı doçentlik belgesinin iptal edildiği, bu belgeye dayalı olarak yapılan atamalar ve geriye dönük ödemelerin iade edildiği, akademik camiada itibar kaybı yaşandığı, Yönetmeliğin diğer maddelerinde yer aldığı üzere eser incelemesi aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayların hemen doçentlik başvurusunda bulunamadığı, uygulamada ÜAK kararları ile yürütülen durumun mevzuatta düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğu, aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınması haksızlığının ortadan kaldırıldığı, farklı alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmalarının amaçlandığı savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Kararın İnceleme ve Gerekçe Bölümü
Dava; 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in; 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada “Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz.” hükmü yer almaktadır. Davacının Ekim/2020 döneminde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bilim alanından doçentlik sınavına başvurduğu; eser inceleme aşamasında etik ihlali bulunduğu gerekçesiyle doçentlik başvurusunun iptal edildiği ve anılan işlemin iptali istemiyle Ankara 16. İdare Mahkemesinin 2021/1477 sayılı dosyasında dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta Uygulanan Mevzuat
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, idari işlemin uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği kuralı yer almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Doçentlik ve atama” başlıklı 24. Maddesinde; “a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır.
Doçentlik Yönetmeliği’nin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde “(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.”, “Dayanak” başlıklı 2. maddesinde “(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.”, “Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri” başlıklı 3. maddesinde “(1) Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Danıştayın Hukuki Değerlendirmesi
Anayasa’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.”; “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde ise, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” kuralına yer verilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 29/09/2021 tarihli, Başvuru Numarası:2017/37390 sayılı kararında ise; “Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz.” ifadelerine yer verilmiştir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez.
Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı iddia edilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. Anılan madde hükmü yönünden; 2577 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 27. maddesinde yer alan koşulların birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kararın Sonuç Bölümü
Açıklanan nedenlerle; 1. 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA, 2. Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 (yedi) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na itiraz yolu açık olmak üzere, 02/02/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dava Açan Doçent Adayının Başvuru Hakkı Nasıl Doğdu
Engelleyici fıkra 10 Ağustos 2021 tarihinde yürürlüğe girdi. Aynı yıl açılan davada yürütmenin durdurulmasına karar verildi. Danıştay Sekizinci Dairesi 2023 yılında fıkrayı esastan iptal etti. İptal kararı 2025 yılında onanarak kesinleşti.
Bu dört aşama arasındaki fark önemlidir. Yürütmenin durdurulması, hükmün uygulanmasını geçici olarak askıya alır. İptal ise hükmü hukuk düzeninden çıkarır. Bugünkü dayanak kesinleşmiş iptal kararıdır ve dava açan doçent adayları başvuru yapabilir.
Karar metinlerine Danıştay karar arama sistemi üzerinden ulaşılabilir. Yönetmeliğin güncel hâli ise resmî mevzuat kaynağında yayımlanır. İptal şerhleri metnin ilgili maddelerinde gösterilir.
Yürütmenin Durdurulması ile İptal Kararı Arasındaki Fark
Yürütmenin durdurulması kararı için iki şart birlikte aranır. İşlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekir. Ayrıca uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya olanaksız bir zarar doğmalıdır. Bu şartlar İdari Yargılama Usulü Kanununda düzenlenmiştir.
Düzenleyici işlemlerde bu karar herkes için sonuç doğurur. Yönetmelik hükmünün yürütmesi durdurulduğunda idare o hükmü uygulayamaz. Bu tarihten sonra dava açan doçent adayları başvuru yapabilir hâle gelmiştir. İptal kararı ise sonucu kalıcı kılmıştır.
Dava Açan Doçent Adayının Önündeki Tek Sınır
Bugün geçerli olan sınır yalnızca bir tanedir. Doçentlik başvurusu sonuçlanmamış aday yeniden başvuru yapamaz. Bu kural aynı alan için de farklı alan için de geçerlidir. Kuralın amacı, aynı adayın iki süreci birlikte yürütmesini önlemektir.
Sınırın ölçütü davanın varlığı değildir. Ölçüt, önceki başvurunun sonuçlanıp sonuçlanmadığıdır. Başvurusu iptal edilen adayın süreci o dönem için sonuçlanmış sayılır. Bu nedenle izleyen dönemde dava açan doçent adayları başvuru yapabilir.
Karışıklık genellikle terimden doğar. Sonuçlanma, adayın başarılı olması anlamına gelmez. Başvurunun reddi, iptali veya başarısızlık kararı da bir sonuçtur. Sonuç açıklanmadan yapılan başvuru ise işleme alınmaz.
Dava Açan Doçent Adayı Farklı Bilim Alanından Başvurabilir mi
İptal edilen fıkra yalnız aynı bilim veya sanat alanını kapsıyordu. Davalı idare de savunmasında farklı alanlardan başvurunun mümkün olduğunu belirtmişti. Bugün her iki yol da açıktır. Aynı alandan da farklı alandan da dava açan doçent adayları başvuru yapabilir.
Farklı alandan başvuruda ayrı bir sınır bulunur. Daha önce doçentlik unvanı almak için kullanılmış eserlerle başka bir alandan başvurulamaz. Böyle bir başvuru Doçentlik Komisyonu tarafından reddedilir. Bu kural, dava açan doçent adayı için de geçerlidir.
Alan değişikliği tek başına avantaj sağlamaz. Yeni alanın asgari şartları farklı olabilir. Eserlerin yeni alanla ilgisi ayrıca tartışılır. Bu nedenle alan tercihi başvurudan önce değerlendirilmelidir.
Başvurunun Sonuçlanması Hangi Anda Gerçekleşir
Başvuru süreci birkaç aşamadan oluşur. Önce belge ve şekil incelemesi yapılır. Ardından asgari başvuru şartları değerlendirilir. Son aşamada jüri eserleri inceler ve sonuç açıklanır.
Her aşamanın sonunda verilen karar, o dönemin başvurusunu sonuçlandırabilir. Belgeleri eksik veya hatalı olan başvuru reddedilir. Başvurusu reddedilen aday takip eden dönemlerde yeniden başvurabilir. Eser değerlendirmesinde başarısız sayılan aday da izleyen dönemde başvuru hakkını kullanır.
Etik İhlal Gerekçesiyle İptal Edilen Başvuruda Durum
Etik ihlal iddiası ayrı bir usule tabidir. Doçentlik Komisyonunca etik ihlalde bulunduğu değerlendirilen adayın dosyası Etik Komisyonuna gönderilir. İnceleme sonunda etik ihlalde bulunduğuna karar verilirse başvuru iptal edilir.
Bu hâlde yeniden başvuru zamanı özel olarak düzenlenmiştir. Başvurusu etik ihlal nedeniyle iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınarak en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Kural aynıdır: üçüncü dönemden itibaren dava açan doçent adayları başvuru yapabilir. Dava açmış olmak bu süreyi ne uzatır ne de kısaltır.
Etik ihlal kararına karşı iptal davası açılabilir. Dava kazanılırsa işlem ortadan kalkar ve süre kısıtı da dayanaksız kalır. İtiraz ve dava yolu doçentlik etik ihlal itirazı yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Asgari Şart Gerekçesiyle İptal Edilen Başvuruda Durum
Asgari şart incelemesi teknik bir hesap işidir. Aday, dönemin başvuru koşullarındaki puanı sağlamak zorundadır. Puanın sağlanmadığı sonucuna varılırsa başvuru sona erer. Bu işleme karşı iptal davası açılabilir; dava açan doçent adayları başvuru yapabilir.
Yönetmeliğe 2025 yılında eklenen cümle bu noktayı açıklığa kavuşturmuştur. Başvurusu iptal edilen aday, iptal gerekçelerini dikkate alarak ve başvuru şartlarını sağlamak kaydıyla izleyen dönemde yeniden başvurabilir. Eksiklikler giderilmeden yapılan başvurular ise reddedilir. Asgari koşul itirazı ve dava yazısı bu aşamayı ele alır.
Başvurusu İşleme Alınmayan Aday Ne Yapmalıdır
Uygulamada bazı adayların başvurusu sistem üzerinde durdurulabilir. Böyle bir durumda önce gerekçenin yazılı olarak istenmesi gerekir. Gerekçe, hangi hükme dayanıldığını göstermelidir. İptal edilmiş bir fıkraya dayanan işlem hukuki dayanaktan yoksundur.
Yazılı cevap gelmezse veya olumsuz olursa iptal davası açılır. Dava süresi tebliğden itibaren altmış gündür. Yetkili mahkeme, işlemi kuran idarenin bulunduğu yer mahkemesidir. Dava yolu doçentlik iptal davası yazısında anlatılmıştır.
Dava Dilekçesinde Hangi Hususlara Yer Verilir
Dilekçenin ilk bölümünde işlem ve tarih açıkça gösterilir. İşlemin tebliğ tarihi süre hesabı için yazılır. Ardından işlemin dayandığı hüküm belirtilir. Hüküm iptal edilmişse iptal kararının künyesi eklenir.
İkinci bölümde adayın kişisel durumu anlatılır. Dava açan doçent adayı, hangi dönemde hangi alandan başvurduğunu gösterir. Devam eden davanın esas numarası da belirtilir. Böylece mahkeme iki süreç arasındaki ilişkiyi görebilir.
Yürütmenin Durdurulması Talebi Ne Zaman İşe Yarar
Doçentlik başvuruları dönemsel olarak alınır. Bir dönemin kaçırılması geriye alınamayan bir kayıptır. Bu nedenle dava açan doçent adayı dilekçesinde yürütmenin durdurulmasını da isteyebilir. Talep dönemin kapanmasından önce sonuçlanırsa dava açan doçent adayları başvuru yapabilir.
Talebin kabulü için hukuka aykırılığın açık olması aranır. İptal edilmiş bir hükme dayanan işlemde bu şart kolay karşılanır. Zarar unsuru ise kaybedilen başvuru dönemiyle açıklanır. Mahkeme talebi reddederse karara itiraz edilebilir.
14 Ekim 2025 Değişikliği Dava Açan Doçent Adaylarını Nasıl Etkiler
Doçentlik Yönetmeliğinde 14 Ekim 2025 tarihinde değişiklik yapılmıştır. Değişiklik 33047 sayılı Resmî Gazete ile yürürlüğe girmiştir. Değişiklik, dava açan doçent adayının başvuru hakkını kısıtlayan yeni bir hüküm getirmemiştir.
Değişiklikle jüri bilgilerinin paylaşımı yeniden düzenlenmiştir. Jüri bilgileri, sonucun açıklandığı tarihte adayın erişimine açılır. Değerlendirmeye esas alınan raporlar da adaya gösterilir. Bu düzenleme, dava açan doçent adayının dilekçesini somutlaştırmasını kolaylaştırır.
Aynı değişiklikte asgari şartın anlamı da açıkça yazılmıştır. Adayın asgari başvuru şartlarını sağlamış olması, eser değerlendirmesinde başarılı olduğu anlamına gelmez. Değişikliğin tamamı doçentlik yönetmeliği değişikliği yazısında incelenmiştir.
Doçentlik Uyuşmazlıklarında Süreler Nasıl Hesaplanır
İdari işleme karşı dava süresi altmış gündür. Süre, işlemin adaya tebliğini izleyen günden başlar. Elektronik ortamda yapılan bildirimlerde erişim tarihi esas alınır. Dava açan doçent adayı bu tarihi belgelemelidir.
Süre içinde idareye başvurmak da mümkündür. İşlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi istenebilir. Bu başvuru dava süresini durdurur. İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır.
Sürenin son günü çalışmaya ara verme zamanına rastlayabilir. Bu hâlde süre, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzar. Kural yalnızca sürenin son gününe ilişkindir. Süre hesabında bu ayrıntı gözden kaçırılmamalıdır.
İptal Kararından Sonra Kaybedilen Dönemler İçin Ne Yapılabilir
İptal edilen fıkra bazı adaylara fiilen uygulanmıştı. Bu adaylar bir veya birden çok başvuru dönemini kaybetmiş olabilir. Dava açan doçent adayı, bu kaybı ayrı bir dava ile ileri sürebilir. Bu dava tam yargı davası olarak açılır.
Tam yargı davasında zararın varlığı ayrıca ispatlanır. İdari işlem ile zarar arasındaki nedensellik bağı gösterilir. Akademik kadro ilanına başvuramamak somut bir zarar olarak ileri sürülebilir. Mahkeme bu iddiayı dosyadaki belgelere göre değerlendirir.
Tam yargı davasının süresi ayrıca hesaplanır. İptal davasıyla birlikte açılabileceği gibi sonrasında da açılabilir. Kararın kesinleşmesi beklenirse süre buna göre işler. Bu tercih dosyanın özelliklerine göre yapılır.
Dava Açan Doçent Adaylarının Uygulamada Karşılaştığı Sorunlar
İlk sorun bilgi eksikliğidir. Bazı adaylar iptal edilen fıkranın hâlâ yürürlükte olduğunu düşünür. Bu yanlış bilgi nedeniyle başvuru hiç yapılmaz. Oysa böyle bir engel kalmamıştır ve dava açan doçent adayları başvuru yapabilir.
İkinci sorun sonuçlanma şartının yanlış okunmasıdır. Aday, davası sürerken önceki başvurusunun sonuçlandığını fark etmeyebilir. Başvurunun iptali de bir sonuçtur. Bu ayrım yapılmadığında başvuru dönemi boşuna kaçırılır.
Üçüncü sorun belge düzenidir. Yeni başvuruda aynı eserler yeniden beyan edilir. Bu sırada eksik veya hatalı belge sunulursa başvuru reddedilir. Ret kararı, davadan bağımsız yeni bir engel oluşturur.
Dördüncü sorun süre takibidir. Başvuru dönemleri ile dava takvimi birbirine uymaz. Aday, davanın sonucunu beklerken başvuru dönemini kaçırabilir. Dava açan doçent adayının iki takvimi birlikte izlemesi gerekir.
Beşinci sorun beyan bütünlüğüdür. Aday, özgeçmiş ve eserler listesinde tüm akademik çalışmalarını göstermek zorundadır. Eksik beyan sonraki aşamalarda ayrı bir tartışma doğurur. Bu yükümlülük yönetmelikte açıkça düzenlenmiştir.
Jüri Raporları Dava Açan Doçent Adayı İçin Neden Önemlidir
İptal işleminin gerekçesi jüri raporlarında yer alır. Aday, raporu görmeden hangi eserin neden sayılmadığını bilemez. Dava dilekçesi de bu bilgi olmadan somutlaşmaz. Rapor talebi bu yüzden ilk adımdır. Talep yazılı olarak yapılır ve dosyaya konur.
Yönetmelik hangi raporların adaya açılacağını belirler. Etik ihlal tespitinde bulunan rapor adaya gösterilir. Asgari şartın sağlanmadığını belirten rapor da paylaşılır. Diğer jüri üyelerinin raporları erişime açılmaz.
Dava açan doçent adayı, raporu dilekçesine ek yapar. Rapordaki tespitin belgeyle çeliştiği noktalar tek tek gösterilir. Bu karşılaştırma mahkemenin işini kolaylaştırır. Soyut itirazlar ise sonuç doğurmaz. Her tespit için ayrı bir belge gösterilmelidir.
Doçentlik Davasında İstinaf Aşaması Nasıl İşler
İdare mahkemesinin kararı son karar değildir. Taraflar süresi içinde istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf incelemesini bölge idare mahkemesi yapar. Kanunda sayılan hâllerde ayrıca temyiz yolu açıktır.
Düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar Danıştayda görülür. Yönetmelik hükmünün iptali istemi bu nedenle Danıştaya sunulmuştur. Daire kararına karşı İdari Dava Daireleri Kurulu incelemesi yapılır. Bu davada da kesinleşme bu yolla gerçekleşmiştir.
Kesinleşme, dava açan doçent adayı için pratik bir sonuç doğurur. İdare artık iptal edilen hükme dayanamaz. Buna rağmen kurulan işlemler yeni bir davanın konusu olur. Bu davalarda kesinleşmiş karar doğrudan dayanak gösterilir. Kararın künyesi dilekçede tam olarak yazılır.
Kararın Diğer Doçent Adayları İçin Anlamı
Karar, tek bir adayın dosyasını aşan bir ölçüt kurmuştur. Yargı yoluna başvurmayı caydıran düzenleme hak arama özgürlüğüne uygun sayılmaz. Bu ölçüt, doçentlik dışındaki akademik uyuşmazlıklarda da tartışılabilir.
Pratik sonuç nettir: dava açan doçent adayları başvuru yapabilir. Dava açmak, izleyen dönemde başvuru yapmaya engel değildir. Yine de her başvuru kendi döneminin şartlarına tabidir. Dönem duyurusu ve başvuru kılavuzu başvurudan önce okunmalıdır.
Dava Açan Doçent Adayları Konusunda Avukat Desteği
Dava açan doçent adayının başvuru hakkı bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Mevcut belgeler ve varsa idari veya yargısal kararlar da dikkate alınır. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya soru formumuz üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
Danıştay iptal gerekçesini hangi ilkeye dayandırdı?
Daire hak arama özgürlüğünü esas aldı. Mahkemeye erişimi etkisiz kılan veya yargı yoluna başvurmayı caydıran düzenlemeler bu özgürlükle bağdaşmaz. Aday dava açtığında dönem kaybediyor, davadan vazgeçtiğinde ise hukuka aykırı bulduğu işlemi kabullenmiş oluyordu.
Hâlâ yürürlükte olan başvuru sınırı nedir?
Doçentlik Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin yedinci fıkrası yürürlüktedir. Bu fıkraya göre başvurusu henüz sonuçlanmamış aday, aynı ya da farklı alandan yeniden başvuramaz. Engel dava açmış olmak değil, önceki başvurunun sonuçlanmamış olmasıdır.
Aynı karar başka bir hükmü de iptal etti mi?
Evet. Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan bir cümle de iptal edildi. Bu cümle, asgari şartları sağlamayan adayın başvurusunun Doçentlik Komisyonunca iptal edileceğini öngörüyordu. İptal, aynı onama kararıyla kesinleşti.
Yürütmeyi durdurma ile iptal arasındaki fark nedir?
Yürütmeyi durdurma geçici bir korumadır ve işlemin uygulanmasını askıya alır. İptal kararı ise hükmü baştan itibaren ortadan kaldırır, hüküm hiç konulmamış gibi sonuç doğurur. Bu uyuşmazlıkta iki aşama da adaylar lehine sonuçlandı.
İptal kararı adaya kendiliğinden başvuru hakkı verir mi?
Hayır. Aday yine ilan edilen dönemin asgari şartlarını, belge düzenini ve sürelerini karşılamak zorundadır. Değişen tek nokta, açılmış bir davanın başvuruya engel sayılmamasıdır. Güncel şartlar için ilgili dönem duyurusuna bakılmalıdır.
Doçentlik
Doçentlik Davası Devam Ederken Başvuru Yapılması
Doçentlik davası devam ederken yeniden başvuru yapmak mümkündür. Yeni başvuruyu davanın kesinleşmesine bağlayan yönetmelik hükmü Danıştay tarafından iptal edildi. Bekleme dönemleri, hukuki yarar ve yürütmenin durdurulması bu yazıda ele alınıyor.
e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Üniversitelerarası kurul” başlıklı 11/b-6 maddesinde “Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek” Üniversitelerarası Kurulun görevleri arasında sayılmış olup; “Yönetmelikler” başlıklı 65. maddesinde “a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: “..(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri” hükmü yer almıştır.