Velayetin kaldırılması, çocuğun üstün yararı gözetilerek velisinin değiştirilmesi için dava açılarak mahkeme kanalıyla gerçekleştirilen bir hukuki süreçtir.
Velayetin kaldırılması, mahkeme kararıyla yürüyen bir süreçtir. Hâkim, çocuğun üstün yararını esas alır. Velayet her iki ebeveynden birden kalkarsa çocuğa vasi atanır. Dava sırasında ana baba ile çocuğun menfaati çatışırsa çocuğa kayyım atanması gündeme gelir. Bu yazı, velayetin kaldırılması şartlarını ve çocuğa kayyım atanmasının usulünü birlikte anlatır. Velayetin genel çerçevesi için boşanmada velayet yazımıza bakabilirsiniz.
Kısa cevap: Çocuğa kayyım, çocukla yasal temsilcisinin menfaati çatıştığında vesayet makamının çocuk için belirli bir işte atadığı temsilcidir. Velayetin kaldırılması davasında bu çatışma bulunduğundan vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi temsil kayyımı atar. Kayyım yalnızca kararda gösterilen işi görür; çocuğun genel yasal temsilcisi olmaz.
Velayet Nedir?
Velayet, çocuğun erginliğe ulaşana kadar ana ve babasının gözetiminde yetişmesidir. Velayet aynı zamanda hak ve yükümlülüklerin toplamıdır. Bu hak ve yükümlülükler çocuğun üstün yararını korur. Evlilik sürdüğü sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanır.
Velayet ana babaya bakım, eğitim ve sağlık sorumluluğu yükler. Çocuğun genel refahını sağlamak da bu sorumluluğun parçasıdır. Velayet, çocuğun maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlar. Velayet hakkı ana babaya yasal temsil yetkisi de tanır. Ana baba, çocuk adına hukuki işlem yapar. Çocuğun yaşamına ilişkin önemli kararları da ana baba alır.
Evlilik devam ederken velayeti ana ve baba birlikte kullanır. Boşanma veya ayrılık hâlinde hâkim velayeti kural olarak bir ebeveyne bırakır. Ölçüt yine çocuğun menfaatidir. Velayeti alan ebeveyn çocuğun eğitim, sağlık ve barınma ihtiyaçlarını karşılar.
Velayetin kapsamı Türk Medeni Kanununun 339 ve devamı maddelerinde gösterilir. Ana baba çocuğun bakımı ve eğitimi konusunda gerekli kararları alır. Kararlarda çocuğun menfaatini gözetirler. Ana baba çocuğu üçüncü kişilere karşı temsil eder. Çocuğun malvarlığını yönetme ve ondan yararlanma yetkisi de velayete bağlıdır. Bu yetkiler sınırsız değildir. Hâkim, çocuğun menfaati tehlikeye girdiğinde araya girer. Çıkar çatışması doğduğunda ise çocuğa kayyım atanması yoluna gidilir.
Velayetin Kaldırılması Davaları
Sık Sorulan Sorular
Çocuğa kayyım atanması için hangi şart aranır?
Bir işte yasal temsilcinin menfaati çocuğun menfaatiyle çatışıyorsa kayyım atanır. Yasal temsilcinin görevini yapmasına bir engel varsa da kayyım atanabilir (TMK m. 426). Vesayet makamı ilgilinin isteği üzerine ya da kendiliğinden karar verir.
Velayetin kaldırılması davasında kayyım atanmadan hüküm kurulursa ne olur?
Yargıtay velayetin kaldırılması davasında kayyım atanmamasını bozma sebebi sayar. Mahkeme önce vesayet makamına ihbarda bulunur ve sonucu bekler. Kayyımın davaya katılıp delil sunması sağlanmadan hüküm kurulması usule aykırıdır.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
Velayetin kaldırılması yalnızca mahkeme kararıyla mümkündür. Talepte bulunan taraf sebeplerini ispat eder. Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa hâkim velayeti kaldırır ve vasi atar. Dava sırasında menfaat çatışması varsa ayrıca çocuğa kayyım atanır.
Davayı ana ya da baba açabilir. Çocuğun vasisi de dava açar. Hukuki yararı olan üçüncü kişiler aynı hakka sahiptir. Büyükanne ve büyükbaba bu gruba girer. Cumhuriyet savcısı da durumu mahkemeye bildirir. Dava için bir hak düşürücü süre yoktur. Şartlar sürdüğü sürece dava her zaman açılır. Aynı dosyada çocuğa kayyım atanması da istenir.
Türk Medeni Kanunu’nun 348.Maddesinde yer alan “Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verir:
(Değişik: 1/7/2005-5378/38 md.) Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi.
Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.
Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.” maddesi gereğince gerekli şartlar gerçekleşince velayetin kaldırılması ve vasi tayini gerçekleşebilir.
Velayetin Kaldırılması Şartları
Diğer koruma önlemlerinden sonuç alınamaz ya da yetersiz kalacağı anlaşılırsa hâkim velayeti kaldırır. Bunun için ana babanın velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması gerekir. Maddenin birinci fıkrası temel şartı gösterir. Hâkim önce çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlere bakar. Bu önlemlerden sonuç alınamazsa velayeti kaldırır. Önlemlerin baştan yetersiz kalacağı anlaşılırsa da aynı yola gider. Çocuğun üstün yararı bazı dosyalarda bu kararı zorunlu kılar.
Birinci fıkranın (1) numaralı bendi görevi yerine getirememe hâllerini sayar. Deneyimsizlik, hastalık ve başka bir yerde bulunma bu sebepler arasındadır. Sayım sınırlı değildir. Ortak nokta, velayet görevinin sürekli biçimde yerine getirilememesidir.
İkinci bent ise ilgisizlik ve savsaklama hâllerini düzenler. Ana baba çocuğa yeterli ilgiyi göstermeyebilir. Yükümlülüklerini ağır biçimde de savsaklayabilir. Her iki hâl de velayetin kaldırılması sebebidir.
Maddenin ikinci fıkrası sonucu gösterir. Velayet her iki ebeveynden birden kalkarsa çocuğa vasi atanır. Karar, aksi belirtilmedikçe mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar. Vesayet makamı bu kararın ardından vasi tayini yapar.
Velayetin kaldırılması için görevin ağır biçimde kötüye kullanılması gerekir. Aşırı ihmal de aynı sonucu doğurur. Bu dava velayetin değiştirilmesinden farklıdır. Velayetin değiştirilmesi için yeni bir olgu aranır. Bu olgunun velayet görevini etkilediği de ortaya konur.
Velayetin kaldırılması son çaredir. Kanun önce daha hafif koruma önlemlerini öngörür. Hâkim, çocuğun menfaati ve gelişimi tehlikeye düştüğünde uygun önlemleri alır. Bu önlemler uyarı, danışmanlık ve denetim biçiminde olabilir. Yeterli gelmezse hâkim çocuğu ana babadan alarak bir aile yanına ya da kuruma yerleştirir. Bu adımlardan sonuç alınamazsa sıra velayetin kaldırılmasına gelir. Dava sürerken menfaat çatışması varsa çocuğa kayyım atanması ayrıca istenir.
“Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.”
Velayet Hem Anneden Hem Babadan Kaldırılabilir mi
Evet, mahkeme velayeti her iki ebeveynden birden kaldırabilir. Bunun için ana babanın yükümlülüklerini ağır biçimde ihmal etmesi gerekir. Çocuğun güvenliğini, sağlığını veya refahını tehlikeye atmak da aynı sonucu doğurur. Türk Medeni Kanunu bu hâlde çocuğun üstün yararını öne alır. Hâkim velayeti kaldırır ve çocuğa vasi atar.
Velayet aşağıdaki üç durumda her iki ebeveynden birden kalkabilir.
Ağır ihmal veya kötü muamele. Ana baba çocuğa fiziksel, psikolojik ya da duygusal şiddet uygulayabilir. Çocuğun bakımını tümüyle ihmal de edebilir. Hâkim bu hâlde velayeti kaldırır.
Çocukla ilgilenemeyecek durumda olma. Akıl sağlığı sorunu, uzun süreli hastalık, bağımlılık veya hapis bu kapsamdadır. Ana baba çocukla ilgilenemiyorsa mahkeme velayeti kaldırır.
Çocuğun çıkarlarına aykırı davranış. Çocuğun malvarlığına zarar vermek bu gruba girer. Eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamamak da velayetin kaldırılması sebebidir.
Velayet kalkınca hâkim çocuğun korunması için tedbir alır. Çocuğa vasi atanmasına karar verebilir. Çocuğu koruyucu aileye ya da devlet korumasına da verebilir.
Velayetin kaldırılması kararı kendiliğinden sonuç doğurmaz. Mahkeme kararı kesinleşince nüfus kaydına işlenir. Vesayet makamı bu bildirim üzerine vasi atar. Vasi göreve başlayana kadar hâkim geçici tedbir alabilir. Devam eden davalarda çocuğu temsil etmesi için çocuğa kayyım atanması da istenir. Bu iki kurum birbirinin yerini tutmaz. Vasi genel temsilci, kayyım ise belirli bir işin temsilcisidir.
Velayetin Kaldırılması Ana Babanın Yükümlülüklerini Sona Erdirir mi
Velayetin kaldırılması ana babanın velayet haklarını sona erdirir. Ancak yükümlülüklerin tamamı ortadan kalkmaz. Karar, çocuk üzerindeki hukuki yetkileri kaldırır. Buna karşılık bakım ve geçime katkı borcu sürer. Bu borç çoğu zaman nafaka biçiminde ortaya çıkar.
Nafaka yükümlülüğü. Velayeti kaldırılan ana baba çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılır. Hâkim, ebeveynlerden birine veya her ikisine nafaka yükleyebilir. Miktar için nafaka hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.
Kişisel ilişki hakkı. Velayeti kaldırılan ana baba çocukla kişisel ilişki kurabilir. Bunun şartı, çocuk bakımından bir risk bulunmamasıdır. Görüşme sıklığını ve biçimini hâkim belirler. Çocuğun üstün yararı gerektirirse hâkim bu hakkı sınırlar ya da kaldırır. Ayrıntı için boşanma davasında çocukla kişisel ilişki yazımıza bakabilirsiniz.
Mirasçılık. Velayetin kaldırılması mirasçılık sıfatını etkilemez. Ana baba ile çocuk arasındaki mirasçılık ilişkisi sürer.
Ana baba ile çocuk arasındaki soybağı da devam eder. Soyadı ve vatandaşlık bağı değişmez. Çocuk yine ana babanın mirasçısıdır. Karar yalnız velayet yetkisini kaldırır. Yetki boşluğunu vasi doldurur. Belirli bir iş söz konusuysa bu boşluğu çocuğa kayyım kapatır.
Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 350. Maddesinde “Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder. Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karşılanır. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.” ibaresi yer almaktadır.
Velayetin Kaldırılması Davasında Görevli Mahkeme
Bu davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Velayetin kaldırılması, Türk Medeni Kanununa göre bir koruma önlemidir. Yetkili mahkeme ise çocuğun yerleşim yeri mahkemesidir.
Dava, çocuğun güvenliği veya sağlığı tehlikeye girdiğinde açılır. Ana babanın velayet hakkını kötüye kullanması da dava sebebidir. Sorumlulukları yerine getirememe hâli aynı sonucu doğurur. Hâkim kararını çocuğun üstün yararına göre kurar.
Dava dilekçesinde talebin gerekçesi somut olaylara dayanmalıdır. Genel ifadeler mahkemeyi ikna etmez. Davacı, ana babanın hangi davranışının çocuğu tehlikeye attığını açıklar. Sağlık raporu, sosyal inceleme raporu ve tanık beyanı bu iddiayı destekler. Mahkeme gerekirse çocuğun geçici olarak yerleştirilmesine ihtiyati tedbir yoluyla karar verir. Aynı aşamada çocuğa kayyım atanması için vesayet makamına ihbarda bulunur.
Velayetin Kaldırılması Davası Nerede Açılır
Dava, çocuğun yerleşim yerindeki aile mahkemesinde açılır. O yerde aile mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.
Davayı çocuğun annesi, babası veya vasisi açabilir. Çocuğun korunmasında hukuki yararı bulunan diğer kişiler de dava açabilir. Hâkim kararını çocuğun üstün yararına göre verir. Şartlar oluşmuşsa çocuğa vasi atanmasına da hükmeder.
Velayetin Kaldırılması Davasında Yargılama Usulü
Velayetin kaldırılması davası basit yargılama usulüne tabidir. Bu usulde taraflar yalnızca birer dilekçe verir. Dilekçeler sunulduktan sonra iddia ve savunmayı genişletme yasağı başlar. Bu nedenle dava ve cevap dilekçesi titizlikle hazırlanmalıdır. Süreçte hukuki destek almak yararlı olur.
Velayet dosyalarında delil düzeni özellik taşır. Mahkeme resen araştırma ilkesini uygular. Tarafların sunmadığı delilleri de kendiliğinden toplayabilir. Uzman raporu bu davalarda belirleyici olur. Pedagog veya sosyal hizmet uzmanı çocukla görüşür ve rapor düzenler. Ayrıntı için velayet için pedagogun aldığı beyan yazımıza bakabilirsiniz. İdrak çağındaki çocuk ayrıca hâkim tarafından dinlenir.
Velayetin Kaldırılması Davasının Sonuçları
Velayetin kaldırılmasına ilişkin davalar çocuğun güvenliğini doğrudan ilgilendiren davalardır. Bu kadar önemli bir davada, velayet hakkına sahip anne ya da babanın, kural olarak temsil olunanın menfaatine hareket ettiği kabul edilse dahi, her zaman çocuğunüstün yararına davranmayacağı, herhangi bir sebeple çocuk aleyhine hareket ederek onun zararına bir durum yaratma ihtimali olduğu da kaçınılmazdır. Olağandır ki, bu tür davalarda davanın açılış amacı da diğer tarafın çocuğun menfaatine aykırı davrandığı iddiasıdır. O hâlde çocuk ile yasal temsilcisi arasında bir menfaat çatışmasının olduğu kabul edilerek Türk Medeni Kanunu’nun 426. Maddesinin ikinci fıkrası “Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa,” gereğince küçüğe bir temsil kayyımı atanması gerekmektedir.
Velayetin kaldırılmasının birkaç somut sonucu vardır. Velayeti kalkan ana babanın bakım ve eğitim giderlerini karşılama borcu sürer. Velayet her iki ebeveynden birden kalkarsa çocuğa vasi atanır. Dava boyunca menfaat çatışması varsa çocuğa kayyım atanması gerekir. Çocuğun güvenliği tehdit altında değilse hâkim kişisel ilişki de kurar.
Velayetin Kaldırılması ve Vasi Tayini
Velayetin kaldırılması ve vasi tayini Türk Medeni Kanununda düzenlenmiştir. Kanunun 404. maddesine göre velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına girer. Hâkim, velayeti kaldırdığı kararı vesayet makamına bildirir. Vesayet makamı ise çocuğa bir vasi atar. Vasi, çocuğun kişiliğini ve malvarlığını bütünüyle temsil eder.
Vasi atanması ile velayetin kaldırılması aynı dosyada yürümez. Aile mahkemesi velayeti kaldırır. Vesayet makamı ise vasiyi atar. Bu ayrım görev kurallarından doğar. Aynı ayrım çocuğa kayyım atanması için de geçerlidir. Kayyım talebini yine sulh hukuk mahkemesi karara bağlar.
Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir. Denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir. Vasi atanırken önce çocuğun yakınları düşünülür. Kanun, eşi ve hısımları öncelikli sayar. Vasi olacak kişinin bu görevi yürütmeye engel bir hâli bulunmamalıdır.
Vasi ile Kayyım Arasındaki Fark
Vasi ile kayyımın görev alanı birbirinden ayrılır. Vasi, çocuğun genel yasal temsilcisidir. Kayyım ise yalnızca belirli bir işi görür veya malvarlığını yönetir. Bu ayrım, çocuğa kayyım atanması taleplerinde belirleyicidir. Velayet devam ederken bile belirli bir iş için çocuğa kayyım atanabilir.
“Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır.”
Velayetin kaldırılması ve vasi tayini genellikle ağır olaylarda gündeme gelir. Aile içi şiddet ve istismar dosyaları bunların başında gelir. Ana babanın ölümü veya uzun süreli kaybı da aynı sonucu doğurur. Ana baba görevini yerine getiremeyecek durumdaysa hâkim yine vasi atar.
Vasinin Görev ve Sorumlulukları
Vasi, çocuğun bakımını ve eğitimini üstlenir. Malvarlığını özenle yönetir ve düzenli hesap verir. Önemli işlemler için vesayet makamının iznini alır. Bazı işlemlerde denetim makamının izni de gerekir. Vasi görevini kötüye kullanırsa hâkim onu görevden alır.
Vasi tayini çocuk için daha güvenli bir ortam kurmayı amaçlar. Hâkim kararını yine çocuğun üstün yararına göre verir. Aynı ölçüt, çocuğa kayyım atanması taleplerinde de geçerlidir.
Vasi, göreve başlarken çocuğun malvarlığının defterini tutturur. Yıl sonlarında vesayet makamına hesap verir. Görev süresi kural olarak iki yıldır. Vesayet makamı bu süreyi ikişer yıl uzatabilir. Vasilik ile çocuğa kayyım atanması birbirini dışlamaz. Vasinin menfaati çocuğunkiyle çatışırsa o iş için ayrıca kayyım görevlendirilir.
Velayetin Kaldırılması Davasında Uluslararası Sözleşmeler
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 3. maddesi temel ilkeyi koyar. Çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun üstün yararı esas alınır. Bu kural mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı için de geçerlidir. Kamusal ve özel sosyal yardım kuruluşları da aynı ilkeye bağlıdır. Taraf devletler çocuğun esenliği için gerekli bakım ve korumayı üstlenir. Bu amaçla uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. Devletler ayrıca bakım kurumlarının ölçütlere uymasını taahhüt eder. Güvenlik, sağlık, personel sayısı ve yönetim yeterliliği bu ölçütler arasındadır.
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 1. maddesi kapsamı belirler. Sözleşme 18 yaşına ulaşmamış çocuklara uygulanır. Amaç, çocukların üstün yararı için haklarını geliştirmektir. Sözleşme çocuklara usule ilişkin haklar tanır. Çocuğun kendisini ilgilendiren davalardan bilgilendirilmesini kolaylaştırır. Davalara katılmasına izin verilmesini de sağlar.
Sözleşme, hangi davaların kapsamda olduğunu da gösterir. Çocuğun ikameti ve çocukla kişisel ilişki kurulması bu kapsamdadır. Velayet sorumluluğuna ilişkin davalar da sözleşmeye tabidir. Her devlet, imza veya onay sırasında bir beyanda bulunur. Beyanda en az üç çeşit aile uyuşmazlığı belirtilir. Bildirim Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapılır.
Çocuğun Dinlenilme Hakkı
Taraflar ek beyanla kapsamı genişletebilir. Sözleşmenin 5, 9, 10 ve 11. maddeleri hakkında bilgi de verebilirler. Sözleşme, daha elverişli iç hukuk kurallarının uygulanmasını engellemez.
Aynı sözleşmenin 3. maddesi çocuğa üç hak tanır. Bu haklar, yeterli algılama yetisine sahip çocuklar içindir. Çocuk ilgili tüm bilgileri alır. Kendisine danışılmasını ve görüşünü ifade etmeyi ister. Görüşlerinin ve kararın olası sonuçları hakkında bilgilendirilir.
Sözleşmenin 6. maddesi adli merciye ödev yükler. Mahkeme, karar öncesinde yeterli bilgiye sahip olup olmadığını denetler. Gerekirse velayet sorumluluğunu taşıyanlardan ek bilgi ister. Çocuk yeterli idrak gücüne sahipse tüm bilgiyi edindiğinden emin olur. Çocuğun üstün yararına açıkça ters düşmedikçe çocuğa danışır. Danışma, çocuğun kavrayışına uygun bir ortamda yapılır. Mahkeme çocuğun görüşünü alır ve bu görüşe gereken önemi verir.
Çocuğa Temsilci Atanması
Sözleşmenin 9. maddesi temsilci atanmasını düzenler. Velayet sorumluluğunu taşıyan kişi çocukla çıkar çatışması yaşayabilir. İç hukuk bu hâlde onu temsil yetkisinden yoksun bırakır. Mahkeme o zaman çocuk için özel bir temsilci atar. Taraflar, mahkemenin gerektiğinde avukat tayin edebilmesini de sağlar.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu da aynı ilkeyi taşır. Kanunun 4. maddesinin (b) bendi temel ilkeyi gösterir. Uygulamada çocuğun üstün yararı ve esenliği gözetilir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi görüş açıklama hakkını düzenler. Görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuk kendini ilgilendiren her konuda görüşünü serbestçe açıklar. Devletler bu hakkı tanır. Çocuğun yaşı ve olgunluk derecesi göz önünde tutulur. Çocuğu etkileyen adli veya idari kovuşturmada dinlenme fırsatı verilir. Çocuk doğrudan, bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenir.
Çocuğun üstün yararı belirlenirken gelişimin bütünü gözetilir. Bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişim birlikte değerlendirilir. Ana babanın yararı ikinci sıradadır. Tarafların boşanma sürecindeki kusurları da aynı ölçüde dikkate alınır. Ahlaki değer yargıları ve sosyal konum yalnızca çocuğu etkilediği ölçüde önem taşır. Çocuğun yararı ile ana babanın yararı çatışırsa hâkim çocuğu korur.
Çocuğa kayyım atanması, mahkemenin çocuk için belirli bir işte temsilci görevlendirmesidir. Dayanak, Türk Medeni Kanununun 426. maddesidir. Maddenin ikinci bendi menfaat çatışmasını düzenler. Yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün menfaati çatışıyorsa vesayet makamı temsil kayyımı atar. Velayetin kaldırılması davası bu çatışmanın en tipik örneğidir. Davacı ana ya da baba, çocuğun menfaatine aykırı davranıldığını ileri sürer.
“Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atar: … Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa,”
Çocuğa kayyım atanması talebini vesayet makamı karara bağlar. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir. Mahkeme talebi ilgilinin isteği üzerine veya resen inceler. Aile mahkemesi, velayet davasında çatışmayı görürse vesayet makamına ihbarda bulunur. Çocuğa kayyım atanması kararı çıkana kadar aile mahkemesi davayı bekletir.
Çocuğa kayyım atanması yalnızca velayet davalarına özgü değildir. Çocuk adına hukuki işlem yapılması gereken her hâlde başvurulabilir. Mirasın kabulü veya reddi bu hâllerden biridir. Çocuğun malvarlığı üzerinde tasarruf gerektiğinde de aynı yol izlenir. Ana baba çocuk adına karar veremeyecek durumdaysa mahkeme yine kayyım atar.
Çocuğa kayyım atanması kararında ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme, kayyım adayının çocuğun menfaatini koruyup koruyamayacağını değerlendirir. Kayyım, çocuğun akrabalarından seçilebilir. Uygun aday yoksa mahkeme bir avukatı veya kamu görevlisini de görevlendirebilir.
Çocuğa Kayyım Atanmasının Kapsamı
Çocuğa kayyım atanması sınırlı bir yetki doğurur. Kayyım yalnızca kararda gösterilen işi yürütür. Malvarlığının yönetimi için atanmışsa yetkisi bu alanla sınırlıdır. Temsil kayyımı ise yalnızca belirli davada çocuğu temsil eder. Kayyım, çocuğun genel yasal temsilcisi hâline gelmez.
Çocuğa kayyım atanması çocuğun miras, mülkiyet ve tazminat haklarını da korur. Kayyım bu işlemleri çocuk adına yürütür. Önemli işlemler için vesayet makamının iznini alır. Kanun bazı işlemlerde denetim makamının iznini de arar.
Çocuğa kayyım atanması talebi dilekçeyle yapılır. Dilekçede çocuğun kimliği, temsil edilecek iş ve menfaat çatışmasının nedeni yazılır. Kayyım adayı gösterilebilir. Mahkeme adayı dinler ve görevi kabul edip etmediğini sorar. Karar, çocuğun üstün yararına göre kurulur. Çocuğa kayyım atanması kararı ilgili mahkemeye ve nüfus müdürlüğüne bildirilir. Kayyımlık, atanmayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasıyla veya işin tamamlanmasıyla sona erer.
Velayet kavramı esas olarak ana ve baba ile ilgilidir. Velayetin kaldırılması veya değiştirilmesi şartları oluşmadıkça hâkim velayet hakkına müdahale etmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 335.Maddesinde “Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.” ibaresi yer almaktadır.
Ayrılık ve boşanma hâlinde velayetin düzenlenmesi çocuğun geleceğini korur. Hâkim bu düzenlemede önce çocuğun üstün yararını gözetir. Amaç, çocuğun geleceğini güvence altına almaktır.
Velayet ve Kamu Düzeni
Velayet kamu düzenine ilişkindir. Hâkim ana babanın istek ve beyanlarıyla bağlı kalmaz. Ölçüt yalnızca çocuğun üstün yararıdır.
Ana baba velayet görev ve sorumluluklarını yerine getirmezse hâkim velayeti her ikisinden birden kaldırır. Karar yine çocuğun üstün yararına dayanır.
Velayetin kaldırılması kararı bütün çocukları kapsar. Karar, doğacak çocuklar için de geçerlidir. Hâkim kararında aksini yazabilir. Şartlar ortadan kalkarsa velayet geri verilir. Bunun için yeni bir dava açılır. Mahkeme yine çocuğun üstün yararına bakar. Dava sürerken çocuğa kayyım görev yapmaya devam eder.
Türk Medeni Kanunu’nun “Velayetin Kapsamı” başlıklı 339. Maddesinin birinci Fıkrasındaki; “Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar…” şeklindeki yasal düzenleme ile, Türk Medeni Kanunu’nun “çocuğun fiil ehliyeti” başlıklı 343. maddenin birinci fıkrasındaki; “Velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir…” yönündeki hüküm ile “Koruma Önlemleri” başlıklı 346. Maddesindeki “Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.” şeklindeki hüküm de çocuğun üstün yararına ilişkin temel noktaları içermektedir.
Yargıtay kararları da bu çerçeveyi doğrular. Şartlar oluştuğunda mahkeme velayeti kaldırır ve vasi tayin eder.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.03.2019 tarihli 2019/452 E.,2019/2833 K. “Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, babaanne tarafından açılan velayetin kaldırılmasına ilişkindir. Velayetin kaldırılmasına ilişkin dava ilgisi olan her kişi tarafından açılabilir. Velayetin kaldırılması davasında davalı anne-baba ve küçük çocuk arasında menfaat çatışması vardır. Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 4. ve 9. maddeleri ve Türk Medeni Kanunu’nun 426/2. maddesi gereğince çocuğu bu davada temsil etmek üzere temsil kayyımı atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulması, açılan davanın sonucunun beklenilmesi, çocuğu temsilen kayyımın davaya katılımının sağlanarak, gösterdiği takdirde tarafların ve kayyımın delillerinin toplanılıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” Kararı da velayetin kaldırılması davasında kayyım atanmasına ilişkindir.
Büyükbaba Tarafından Açılan Velayet Davası
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.05.2017 tarihli 2017/1280 E.,2017/5315 K. “Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı büyükbaba; velayet sahibi annenin eşinin ölümüne sebep olduğunu çocuğa sert tavırlarının olduğunu iddia ederek, “dava konusu küçük …’ın velayetinin kaldırılması, vasi olarak kendisinin atanmasına kabul edilmezse çocukla aralarında kişisel ilişki tesisini” talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir.
“Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesine” göre, çocukları ilgilendiren davalarda, iç hukuk gereğince, çocuklarla velayet sorumluluğuna sahip kişiler arasında çıkar çatışması söz konusu olması halinde çocukların, adli merci önündeki kendisini ilgilendiren davalarda bir temsilci atanmasını ön sorun görmektedir (Söz m.4).
Çocuklar ile velayet sorumluluğuna sahip olan anne arasında çıkar çatışmasının bulunduğu nazara alınarak çocukları davada temsil etmek üzere kayyım atanması için (TMK m. 426/2) yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulması, atanacak kayyımın duruşmaya çağrılması, göstermeleri halinde tarafların ve kayyımın delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” kararından da anlaşılacağı üzere velayet sahibi annenin velayet yükümlülüğünü yerine getirmediği çocuğa çok sert tavırları olduğu gerekçesiyle velayetin kaldırılması ve kayyım olarak çocuğun büyükbabasının atanması talep edilmiştir.
Kayyımın Yetkisinin Sınırı
Kayyım Türk Medeni Kanunu’nun 403. maddesinin ikinci fıkrasında da düzenlendiği üzere “Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır.” sadece belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için görevlendirilen kişidir. Kayyım olarak atanan kişi, bunun dışındaki işleri yapamayacağı gibi, temsil konusu olan belli olayın dışında kendisine atanmış olduğu kişinin genel temsil yetkisine sahip yasal temsilcisi durumunda da değildir.
Evet, atanabilir. Ana baba velayet görev ve sorumluluklarını yerine getirmezse hâkim velayeti her ikisinden birden kaldırır. Ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Menfaat çatışması bulunduğu için mahkeme ayrıca çocuğa kayyım atanmasına karar verir.
Çocuğa kayyım atamasını hangi mahkeme yapar?
Çocuğa kayyım atanmasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Sulh hukuk mahkemesi aynı zamanda vesayet makamıdır.
Büyükanne veya büyükbaba çocuğa kayyım olarak atanabilir mi?
Evet, atanabilir. Şartları taşıdığınızı ve talebinizi mahkemeye bildirmeniz gerekir. Hâkim uygun görürse sizi çocuğa kayyım olarak görevlendirir.
Velayet davasında avukatla temsil zorunlu mu?
Hayır, zorunlu değildir. Hukuk mahkemelerinde avukatla temsil kural olarak zorunlu tutulmaz. Velayet ve çocuğa kayyım gibi konular yine de teknik ayrıntı içerir. Süreci hızlı yürütmek için hukuki destek almanız yararlı olur.
Velayetin kaldırılması davasında dava ücreti ne kadar?
Evet, edilebilir. Vesayet makamının kararlarına karşı denetim makamına itiraz edilir. Denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir. Süre, kararın tebliğinden itibaren on gündür. Çocuğa kayyım atanması talebinin reddi kararı da aynı yolla incelenir.
Çocuğa Kayyım Atanması Dilekçe Örneği
Aşağıdaki örnek, velayetin kaldırılması davası sırasında çocuğa kayyım atanması için sulh hukuk mahkemesine verilecek dilekçenin iskeletini gösterir. Somut olayın koşullarına göre açıklamalar ve deliller değiştirilmelidir.
Müvekkil ile eşi ... Aile Mahkemesinin ... sayılı dosyasıyla ... tarihinde anlaşmalı olarak boşanmıştır. Anlaşmalı boşanma protokolüne göre müşterek çocuk ...in velayeti anneye verilmiştir.
... tarihinde baba, ... Aile Mahkemesinin ... sayılı dosyasıyla velayetin kaldırılması davası açmıştır.
... Aile Mahkemesi, ... sayılı dosyanın ... celsesinde ara karar kurmuştur. Ara kararda, velayeti elinde bulunduran davalı anneye çocuğa kayyım tayin ettirmesi için bir celselik süre verilmiştir. İşbu dava bu nedenle açılmıştır.
HUKUKSAL NEDENLER:
DELİLLER:
NETİCE-İ TALEP:
Açıklanan nedenlerle müvekkilin çocuğuna kayyım atanmasına karar verilmesini Sayın Mahkemeden saygıyla talep ederiz.
Hayır, kaldırmaz. Kayyım yalnızca belirli bir işte çocuğu temsil eder. Velayet sürerken bile o iş için kayyım görevlendirilebilir. Velayetin kaldırılması ise ayrı bir davada hâkimin kararıyla olur.
Velayetin kaldırılması davası için süre sınırı var mı?
Kanunda bu dava için hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Şartlar devam ettiği sürece dava açılabilir. Çocuğun zarar görmemesi için delilleri en baştan dilekçeye eklemek yararlıdır.
Büyükanne ve büyükbaba velayetin kaldırılması davası açabilir mi?
Hukuki yararı bulunan üçüncü kişiler bu davayı açabilir. Büyükanne ve büyükbaba da bu gruba girer. Çocukla ana baba arasında çıkar çatışması varsa kayyım için vesayet makamına ihbar yapılır.
Çocuğa kayyımlık ne zaman sona erer?
Temsil kayyımlığı, kayyımın görevlendirildiği işin bitirilmesiyle sona erer (TMK m. 477). Malvarlığını yöneten kayyımın görevi ise atanma sebebi ortadan kalkınca veya kayyım görevden alınınca biter. Kayyımın yetkisi kararda gösterilen işle sınırlı kalır.
Boşanma Avukatı
Boşanma avukatı; boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi aile hukukundan doğan uyuşmazlıklarda uzmanlaşmış, boşanma davalarında tecrübeli ve müvekkillerine bu alanda hukuki hizmet veren avukattır.