İdare HukukuCEZA MAHKUMİYETİNİN MEMURLUĞA ETKİSİ

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi, oldukça sık tartışılan ve uyuşmazlıklar bulunan bir alandır. Ceza mahkumiyeti, alınan mahkumiyetin özelliğine göre kişinin memurluktan çıkarılmasına sebep olabilmektedir. Ancak her mahkûmiyet doğrudan memurluktan çıkarmayı gerektirmez.

CEZA MAHKÛMİYETİ KAVRAMI VE HUKUKİ ÇERÇEVESİ

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisini anlayabilmek için öncelikle ceza mahkumiyeti kavramının anlaşılabilmesi gerekmektedir. Ceza mahkumiyeti, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/5 maddesi gereğince sanığın suç işlediğinin sabit olması durumunda verilecektir. Ayrıca mahkûmiyet hükmünün varlığından bahsedebilmek için sanık hakkında yalnızca hapis cezası verilmesi gerekmemektedir. Zira sanık hakkında adli para cezası verilmişse bu durumda da mahkûmiyet hükmü verilmiş demektir.

ANAYASA VE 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU’NDA CEZA MAHKÛMİYETİNİN YERİ

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi, Anayasa ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenmektedir. Esasen T.C. Anayasası’nın 70. Maddesi gereğince her Türk kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Ayrıca hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemeyecektir. Devlet Memurları Kanunu’nun 48. Maddesinde devlet memuru olabilmek için gereken genel ve özel şartlar düzenlenmektedir. Bu şartlar, memur olurken gerektiği gibi göreve devam ederken de bulunmalıdır. Buna göre kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olanların devlet memurluğu sona erecektir. Bunun dışında yüz kızartıcı suçlar ve terörle ilgili suçlar da memuriyete engeldir.

MEMURİYETE ENGEL SUÇLAR (YÜZ KIZARTICI SUÇLAR VE TERÖRLE İLGİLİ SUÇLAR)

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisinde en kritik suçlar yüz kızartıcı suçlar ve terörle ilgili suçlardır. Zira Devlet Memurları Kanunu’nun 48/5 maddesi gereğince birtakım suçlardan mahkûm olunduğu takdirde memuriyet görevi mümkün değildir. Bu suçlar;

Devletin güvenliğine karşı suçlar;

  • Düşmanla iş birliği yapmak
  • Devletin birlik ve ülke bütünlüğünü bozma
  • Devlete karşı savaşa tahrik
  • Yabancı devlet aleyhine asker toplama
  • Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama
  • Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma
  • Düşman devlete maddi ve mali yardım

Şeklindedir. Bunun dışında anayasal düzene karşı suçlar da memuriyete engeldir. Anayasal düzene karşı suçlar;

  • Yasama organına karşı suç
  • Anayasayı ihlal
  • Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı
  • Hükûmete karşı suç
  • Yasama organına karşı suç
  • Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan
  • Silâh sağlama
  • Silâhlı örgüt
  • Suç için anlaşma

Şeklindedir. Memurluğa engel suçlardan diğer bir grup ise yüz kızartıcı suçlardır. Bu suçlar;

  • Rüşvet
  • Zimmet
  • İrtikap
  • Hırsızlık
  • Sahtecilik
  • Dolandırıcılık
  • Hileli iflas
  • Güveni kötüye kullanma
  • İhaleye fesat karıştırma
  • Edimin ifasına fesat karıştırma
  • Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama
  • Kaçakçılık

suçlarıdır. Bu suçların dışında kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olan kişiler, devlet memurluğunun sona ermesi ile karşı karşıya kalacaktır. Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi bu suçlar bakımından doğrudan karşınıza çıkmaktadır.

HAPİS CEZALARI VE MEMURİYETİN SONA ERMESİ

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi, belirli durumlarda memuriyetin sona ermesi ile sonuçlanabilir. Zira kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla süreli hapis cezasına mahkûm olan kişinin memuriyeti sona erecektir. Bunun dışında Anayasal düzene karşı suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar ve yüz kızartıcı suçlardan mahkûm olan kişilerin de devlet memurluğu sona erecektir.

ADLİ PARA CEZALARININ MEMURİYETE ETKİSİ

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi değerlendirilirken adli para cezalarının memuriyete etki edip etmeyeceği de gündeme gelecektir. Adli para cezalarının memuriyete engel olup olmadığının belirlenmesinde işlenen suç oldukça büyük önem taşımaktadır. Zira alınan adli para cezası herhangi bir suçtan dolayı alınmışsa memuriyete engel teşkil etmeyecektir. Ancak alınan adli para cezası Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5’te sayılan katalog suçlardan, anayasal düzene karşı suçlardan ya da devletin güvenliğine karşı suçlardan birisinden alınması halinde devlet memuriyeti sona erecektir. Buna karşılık alınan adli para cezası Devlet Memurları Kanunu’nda sayılan suçların dışında bir suçtan alınmışsa memuriyete engel oluşturmamaktadır.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI (HAGB) VE MEMURİYET

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi tartışılırken hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu da büyük önem taşımaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, teknik olarak bir mahkûmiyet hali değildir. Zira HAGB uygulanan kişi, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûm olmadığı takdirde hakkında açılan ceza davasının düşmesine karar verilecektir. Böylelikle kişi hiç mahkûm olmamış olacaktır. Bu sebeple hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması verilmesi genel olarak mahkumiyete engel değildir. Ancak Devlet Memurları Kanunu’nun 131/2 maddesi gereğince memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması halleri ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacaktır. Bu bağlamda işlenen suçun niteliğine göre memur hakkında bir disiplin soruşturması yürütülerek disiplin cezası verilebilmesi mümkündür. Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi konusunda  disiplin hükümlerinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

DİSİPLİN HUKUKU VE CEZA MAHKÛMİYETİ İLİŞKİSİ

Ceza mahkumiyetinin belirli şartlarda memuriyete etkisi bulunmaktadır. Zira sanık kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla süreli hapis cezası aldığı takdirde kişinin memurluğuna son verilecektir. Ayrıca sanığın anayasal düzene karşı suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar ve Devlet Memurları Kanunu’nda belirtilen yüz kızartıcı suçlardan mahkûm olması durumunda da memurluğun sona ermesi söz konusu olacaktır. Ancak esasen disiplin hukuku ve ceza hukuku farklı alanlardır. Disiplin soruşturması ve ceza soruşturması birbirlerinden ayrılan iki soruşturma niteliğindedir. Zira Devlet Memurları Kanunu’nda belirtildiği üzere disiplin cezası, kişinin ceza davasında mahkûm olup olmaması durumlarından bağımsız olarak verilmektedir.

CEZA MAHKÛMİYETİNİN MEMURLUĞA ETKİLİ İLE İLGİLİ YARGI KARARLARI

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi birçok Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararına konu olmuştur. Nitekim Danıştay 5. Daire Başkanlığı’nın 2023/5252 E., 2025/7525 K. Sayılı kararında;

“… Bu çerçevede, ilgililer hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararları, ilgili kişinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel teşkil etmediği gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden verilmiş bir mahkûmiyet kararı bulunması da, idari yargı mercilerince dava dosyasında yer alan veya ceza yargılamasında elde edilen bilgi, belge ve tespitlere dayanılarak, irtibat ve iltisak kavramları yönünden bir değerlendirme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır.

Dolayısıyla, idari yargı mercilerince, kişilerin terör örgütleri ile irtibat veya iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarece dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında ceza soruşturması veya yargılamasında elde edilen delillerin birlikte değerlendirilmesi; daha ileri bir araştırmanın gerekli görülmesi hâlinde ise yapılacak ara kararı üzerine ilgili kurumların sunacağı bilgi, belge ve tespitlerin dikkate alınması suretiyle karara bağlanması gerekmektedir …” Şeklinde karar vermiştir. Görüleceği üzere bu kararında Danıştay, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik, beraat ya da mahkûmiyet kararının idare mahkemesini araştırma yapmadan direkt aynı yönde karar vermemesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda idari yargı mercileri, kişilerin irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığını araştıracak ve değerlendirecektir.

Yine Danıştay Danıştay 8. Daire Başkanlığı’nın 2025/1557 E., 2025/5492 K. Sayılı kararında;

“… İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir …” Şeklinde karar verilmiştir. Görüleceği üzere Danıştay bu kararında da ilgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest olması durumunda idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesinin mümkün olmadığına karar vermiştir. Zira hakkında verilmiş ve kesinleşmiş bir cezai hüküm bulunmayan herkes masumiyet karinesine göre suç işlememiş kabul edilecektir. Danıştay da mezkûr kararında bu duruma vurgu yapmıştır.

Benzer hususta Anayasa Mahkemesi’nin 2021/42294 Başvuru Numaralı kararında;

“… 18. Bilindiği gibi ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir. Böyle bir durumda Anayasa’da güvence altına alınan masumiyet karinesinin, bir eylemi nedeniyle ilgili hakkında hem ceza hem de disiplin işlemlerinin yürütülmesine engel teşkil etmediğini, bu iki sürecin eş zamanlı olarak devam etmesinin de önünde anılan güvence bakımından bir mâni bulunmadığını belirtmek gerekir (Galip Şahin, § 45).

Ceza muhakemesiyle eş zamanlı olarak yürütülen, bir başka ifadeyle kişinin henüz suç isnadı altında olduğu, ceza makamları tarafından hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı süreçte devam eden disiplin soruşturma ve yargılamalarında masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus; kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (Galip Şahin, § 47)…

şeklinde karar vererek suç isnadı altında olan kişinin doğrudan cezai bir sorumluluk yüklenerek masumiyetine gölge düşürülmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca masumiyet karinesinin ilgili hakkında hem cezai hem de disiplin işlemlerinin yürütülmesine engel teşkil etmediğini belirtmiştir. Dolayısıyla cezai süreç ile disiplin süreci birlikte ve aynı anda da yürüyebilmektedir.

CEZA MAHKÛMİYETİNE KARŞI İDARİ BAŞVURU VE İPTAL DAVASI YOLLARI

Alınan ceza mahkumiyetinin ardından ilgilinin meslekten çıkarılmasına karar verilmesi durumunda idari yargıya başvurulması mümkündür. Bu durumda ilgili kişi dilerse öncelikle idari başvuru yapacaktır. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. Maddesi gereğince bu başvuruya 30 gün içinde cevap verilmediği takdirde başvuru reddedilmiş sayılacaktır. Bu reddedilmenin ardından ilgili, yapılan meslekten çıkarma işlemine karşı iptal davası yoluna başvurabilecektir. İptal davasının ardından mahkemece, meslekten çıkarma işleminin iptaline karar verilebileceği gibi davanın reddine de karar verilebilmektedir.

CEZA MAHKUMİYETİNİN MEMURLUĞA ETKİSİ KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisine ilişkin olarak en sık karşılaşılan sorunlardan biri, masumiyet karinesinin ihlalidir. Zira zaman zaman idari merciler kişiler hakkında başlatılan cezai soruşturma kapsamında, kişinin üzerine atılı suçu işleyip işlemediği belirlenmeden doğrudan meslekten çıkarma cezası öngörebilmektedir. Ancak bu husus masumiyet karinesini lekeyebilmektedir. İşbu duruma ilişkin en güzel çözüm, kişilerin masumiyet karinesinin lekelenmemesine dikkat edilmesi ve bu şekilde işlem yapılmasıdır. Her ne kadar ceza hukuku ve disiplin hukuku birbirinden farklı alanlar olsa da yürütülen disiplin soruşturması cezai soruşturmayı baz alarak yürüyorsa kanımızca cezai soruşturmanın tamamlanması ve bu sonuca göre disiplin soruşturmasının yapılması sağlıklı olacaktır.

CEZA MAHKUMİYETİNİN MEMURLUĞA ETKİSİ İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)

HANGİ SUÇLARDAN MAHKÛMİYET MEMURİYETİ KESİN OLARAK ENGELLER?

Anayasal düzene karşı suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar, rüşvet, zimmet, irtikap, hırsızlık, sahtecilik, dolandırıcılık, hileli iflas, güveni kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık suçlarından mahkûmiyet kararı verilmesi memuriyeti kesin olarak engeller. Dolayısıyla bu hususta verilen ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi kaçınılmazdır.

ADLİ PARA CEZASI ALAN MEMUR GÖREVİNE DEVAM EDEBİLİR Mİ?

Adli para cezası alan memur görevine devam edebilir. Ancak Devlet Memurları Kanunu’nun 48. Maddelerinde belirtilen suçlardan dolayı adli para cezası alınması halinde memurluk görevi son bulacaktır.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI (HAGB) MEMURİYETİ ETKİLER Mİ?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması memuriyeti kesin olarak etkilemez. Ancak burada işlenen fiile ve yürütülen disiplin soruşturmasına bakılması gerekmektedir. Devlet memurunun vakar ve tutumuna yakışmayacak bir davranış söz konusuysa memuriyeti etkileyebilir.

CEZA MAHKÛMİYETİNE RAĞMEN MEMURİYETE GERİ DÖNÜŞ MÜMKÜN MÜDÜR?

Ceza mahkumiyeti DMK m. 48’de belirtilen suçlardansa bu durumda memuriyete dönüş mümkün değildir.

DANIŞTAY’IN MEMURİYETE ENGEL MAHKÛMİYETLERLE İLGİLİ GENEL YAKLAŞIMI NEDİR?

Danıştay, genel olarak cezai soruşturma ile disiplin soruşturmasının birbirinden ayrı yürütülmesi gerektiğini kararlarında belirtmektedir. Aynı zamanda kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunmadığı takdirde kişilerin masumiyet karinesinin korunması gerektiğine vurgu yapmaktadır.

CEZA MAHKUMİYETİNİN MEMURLUĞA ETKİSİ KONUSUNDA AVUKATA SORU SORABİLİRSİNİZ.

CEZA MAHKUMİYETİNİN MEMURLUĞA ETKİSİ

CEZA MAHKUMİYETİNİN MEMURLUĞA ETKİSİ

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi konusunda alanında uzman avukata soru sormak için Avukata sor linkini tıklayarak sorabilirsiniz.

CEZA MAHKUMİYETİNİN MEMURLUĞA ETKİSİ KONUSUNDA AVUKATTAN ONLINE DANIŞMANLIK ALABILIRSINIZ.

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi kapsamında ortaya çıkan sorunların çözümünde konusunda uzman avukattan destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi konusunda uzman bir avukat ile iletişim kurmak ve danışmanlık almak için online danışmanlık sisteminiz üzerinden randevu almak, çok pratik bir çözüm olabilir. 

Sorularınızı ve bu sorularla ilgili evrakı sisteme yükleyebilirsiniz. Online danışmanlıkta istediğiniz gün ve saati seçebildiğiniz gibi görüşme tipini de seçebilmektesiniz. Zoom, teams, whatsapp ya da telefon üzerinden görüşme sağlanabilmektedir. Ödemenin ardından tarafınıza randevu yapıldığına dair mail ile bilgi gelmektedir. Sistemde yaşanan herhangi bir sorun olduğundan iletişim numaralarımızdan iletişime geçtiğinizde toplantı manuel olarak planlanabilir. Müvekkillerimizin doğru bilgiye hızlı ve güvenilir şekilde ulaşmasını sağlamak için kurulan Online Danışmanlık Sistemimizden yüzlerce randevu alınmış olup müvekkillerimizin faydalanması amaçlanmıştır.

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi

Ceza mahkumiyetinin memurluğa etkisi

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment