Temerrüt, borç ilişkisinde taraflardan birinin edimini zamanında yerine getirmemesi veya ifadan kaçınması durumudur. Borçlu temerrüdü, borçlunun yükümlülüğünü süresinde ifa etmemesi; alacaklı temerrüdü ise borçlunun usulüne uygun ifa teklifini haklı bir gerekçe olmaksızın kabul etmemesiyle ortaya çıkar. Temerrüt, tarafların hak ve yükümlülüklerini etkileyerek ifa, tazminat ya da fesih gibi hukuki sonuçlara yol açabilir.
Kısa cevap: Temerrüt, borçlunun muaccel bir borcu zamanında ifa etmemesi veya alacaklının gereği gibi önerilen ifayı haklı sebep olmadan kabul etmemesidir. Borçlu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; ifa günü taraflarca belirlenmişse bu günün geçmesi yeterlidir. Temerrüde düşen borçlu, kusursuzluğunu ispat etmedikçe geç ifadan doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
Borçlu Temerrütü Nedir?
Borçlu temerrüdü, ifası hâlâ mümkün olan ve vadesi gelmiş bir borcun yerine getirilmesinde yaşanan gecikme durumudur. Bu tür bir temerrüt, borçlunun, alacaklının yaptığı ihtara rağmen borcunu ifa etmemesiyle ortaya çıkar. Daha açık bir ifadeyle, borçlu temerrüdü, borçlunun, sözleşme veya borç ilişkisinin gereklerine uygun olarak yerine getirmesi gereken muaccel bir borcu süresinde ifa etmemesi anlamına gelir.
Bu tür bir temerrüt, yalnızca borçlu sıfatına sahip taraf açısından gündeme gelmektedir. Ancak tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde her iki tarafın da hem alacaklı hem de borçlu sıfatına sahip olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle, her iki tarafın da kendi borcunu yerine getirmemesi durumunda, borçlu temerrüdü her iki taraf açısından da söz konusu olabilir. Böylelikle borç ilişkisinde taraflar arasında borçluluk sıfatı karşılıklı olarak temerrüt doğurabilir.
Borçlu Temerrütünün Şartları Nelerdir?
Borçlunun temerrüde düşmesi için borcun muaccel olması ve kural olarak alacaklının ihtarı gerekir. İfa günü birlikte belirlenmişse, haksız fiilde, sebepsiz zenginleşmede veya ihtar yararsızsa ihtar aranmaz. Edimin İfasının Mümkün Olması: Temerrüt, ifası mümkün bir edim için söz konusu olabilir. Eğer borcun ifası objektif olarak imkânsız hale gelmişse, borçlu temerrüde düşmez. Ancak imkânsızlık, borçlunun kusurundan kaynaklanıyorsa, borçlu alacaklının uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlü olur. Örneğin, borçlu mal teslimi borcunu yerine getirmesi gerekirken mal tamamen yok olmuşsa, teslim yükümlülüğü sona erer; ancak malın yok olmasında borçlunun kusuru varsa alacaklı zararlarını talep edebilir.
Borcun Muaccel Olması (Vadesinin Gelmesi): Borçlunun temerrüde düşebilmesi için borcun muaccel hale gelmiş olması gerekir. Muacceliyet, alacaklının borcun ifasını talep edebileceği, borçlunun ise borcunu yerine getirmekle yükümlü olduğu zamanı ifade eder. Borcun ne zaman muaccel olacağı, tarafların anlaşması, kanun hükümleri veya hukuki ilişkinin mahiyetine göre belirlenir. Eğer muacceliyet tarihi açıkça belirlenememişse, borç doğduğu anda muaccel hale gelir. Alacaklının, borcun ifasından önce hazırlık çalışmaları yapması gerekiyorsa, bu hazırlıklar tamamlanmadan borç muaccel hale gelmez.
Sık Sorulan Sorular
Temerrüt hangi andan itibaren başlar?
Muaccel bir borçta temerrüt, alacaklının ihtarıyla başlar. İfa günü birlikte belirlenmişse bu günün geçmesiyle temerrüt oluşur. Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşer; zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için bildirim gerekir.
Borçlu temerrüde düşünce alacaklı hangi haklara sahip olur?
Alacaklı her zaman ifayı ve gecikme tazminatını isteyebilir. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ayrıca uygun süre verir; süre sonunda ifadan vazgeçtiğini hemen bildirerek ifa edilmemeden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde dönme yerine fesih söz konusudur.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
Borçluya İhtar Yapılması: Borçlu, borcun muaccel hale gelmesinden sonra alacaklının kendisine ihtar göndermesiyle temerrüde düşer.İhtar, alacaklının borçludan ifayı talep ettiğini açıkça beyan etmesidir. İhtar sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir; ancak ispat kolaylığı açısından yazılı ihtar tercih edilir.
Türk Ticaret Kanunu’na göre tacirler arasında yapılan ihtarların noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza ile kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemi üzerinden yapılması gerekir. Belirli vadeli borçlarda ihtar şartı aranmaz. Sözleşmede açık bir vade belirlenmişse, bu vade dolduğu anda borçlu temerrüde düşer.
Bazı durumlarda ihtar yapılmasına gerek kalmadan borçlu temerrüde düşer.Sözleşmede belirli bir ifa günü kararlaştırılmışsa ve bu gün geçmişse, Sebepsiz zenginleşme hâlinde ise borçlunun kötü niyetli olduğu kabul ediliyorsa ihtar gerekmeden temerrüt oluşur. Ayrıca haksız fiil durumlarında borçlu, fiilin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşmüş sayılır.
Aynı zamanda ihtarın gereksiz veya yararsız olduğu durumlarda da ihtar yapılmasına gerek yoktur. Özellikle borçlunun borcunu ifa etmeyeceğini açıkça beyan ettiği veya ifanın mümkün olmadığının kesin olduğu durumlar buna örnek teşkil eder. Örneğin, borçlunun iflas ettiği, inşaatı terk ettiği veya adresinden ayrıldığı durumlarda ihtar gereksiz sayılır.
“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”
Alacaklının Edimi Kabule Hazır Olması: Alacaklının borçlunun ifa teklifini kabul etmeye hazır olması ya da edimin ifası için gerekli hazırlıkları yapmış olması gerekir. Eğer alacaklı ifayı kabule hazır değilse veya hazırlık yükümlülüklerini yerine getirmemişse, borçlunun temerrüdünden söz edilemez. Bu durumda alacaklı temerrüdü oluşur.
Borçlunun Edimi İfadan Kaçınma Hakkının Bulunmaması: Borçlunun, ödemezlik def’i gibi ifayı reddetme hakkı varsa, borçlunun ifa etmeyi reddetmesi temerrüt oluşturmaz .Örneğin, alacaklının borca aykırı davranışı nedeniyle borçlu ifadan kaçınma hakkını kullanıyorsa, bu durum borçlunun temerrüdünü engeller.
İfa Etmemenin Borca Aykırı Bir Davranış Olması: Temerrüt, borcun muaccel hale gelmesine rağmen borçlunun ifayı gerçekleştirmemesi durumunda ortaya çıkar.Eğer belirli bir vade kararlaştırılmışsa ve borçlu bu vadede ifayı gerçekleştirmezse, alacaklı talebine gerek kalmadan temerrüt hali oluşur.Temerrütte borçlu, borcun zamanında yerine getirilmesi yükümlülüğünü ihlal etmiş sayılır.
Borçlu Temerrütünün Sonuçları
İfasına Başlanmamış Sürekli Borç İlişkilerinde Temerrüt
Eğer sözleşmenin ifasına başlanmamışsa, alacaklı sözleşmeden geçmişe etkili olarak dönme hakkını kullanabilir. Bu durumda, taraflar ifa yükümlülüklerinden kurtulurken, borçlu temerrüdünün kusurundan arınmış olduğunu kanıtlayamazsa, alacaklı sözleşmenin sona ermesi nedeniyle uğradığı menfi (olumsuz) zararın tazminini talep edebilir. Ancak, doktrinde, ifasına başlanmamış sürekli borç ilişkilerinde alacaklıya tanınan seçimlik hakların (aynı ifa ve gecikme tazminatı, sözleşmeden dönme ve menfi zarar talebi ya da geleceğe etkili fesih ve olumlu zarar talebi) ifasına başlanmış borç ilişkilerine kıyasla daraltılmış olmasını eleştiren görüşler öne çıkmaktadır.
İfasına Başlanmış Sürekli Borç İlişkilerinde Temerrüt
Sözleşmenin ifasına başlanmış olması durumunda, alacaklının geçmişe etkili dönme hakkı yerine geleceğe etkili fesih hakkı devreye girer. Fesih ile tarafların yükümlülükleri ileriye dönük olarak sona erer, ancak geçmişte ifa edilen edimler kural olarak iade edilmez. Bununla birlikte, bazı istisnai durumlarda, sözleşmenin geçmişe etkili sona erdirilmesi ve ifa edilen edimlerin iadesi mümkün olabilir. Örneğin, borçlunun temerrüdü nedeniyle alacaklının önceki edimleri faydasız hale gelmişse, sözleşmeden dönme hakkı kullanılabilir.
Temerrüt Halinde Alacaklının Seçimlik Hakları
Aynen İfa ve Gecikme Tazminatı: Alacaklı, borcun aynen ifasını talep edebilir ve borçlunun kusurlu olduğu durumlarda, temerrüt sürecinde uğradığı zararların tazminini isteyebilir. Bu kapsamda gecikme nedeniyle doğan zararların tümü tazmin edilebilir.
Geleceğe Etkili Fesih ve Olumlu Zarar Tazmini: Alacaklı, sözleşmeyi feshederek borçlunun kusurundan kaynaklanan olumlu zararlarının (örneğin, yitirilen kazançlar) tazminini talep edebilir. Fesih yalnızca ileriye etkili sonuç doğurur; geçmişte yerine getirilmiş edimlerin iadesi ise kural olarak mümkün değildir.
Gecikme Tazminatı Şartları ve Kapsamı
Borçlunun temerrüde düşmesi durumunda, alacaklının uğradığı zararı gecikme tazminatı olarak talep edebilmesi için bazı şartların bir arada bulunması gerekir. Öncelikle borçlunun temerrüde düşmüş olması ve bu temerrüt nedeniyle alacaklının zarara uğraması gereklidir. Ayrıca, borcun geç ifa edilmesi ile oluşan zarar arasında uygun bir nedensellik bağının kurulması şarttır. Son olarak, borçlunun kusurlu davranışının gecikmeye sebebiyet verdiği ispat edilmelidir. Bu şartlardan biri eksik olduğunda, alacaklı gecikme tazminatı talep edemez.
Gecikme tazminatı, alacaklının malvarlığındaki zararı ifade eder ve borcun zamanında ifa edilmemesi nedeniyle oluşan farkı içerir. Bu zarar, alacaklının yaptığı ek masraflar, sözleşme dışı üçüncü kişilere ödenen tazminatlar ve mahrum kalınan kâr gibi kalemleri kapsar. Borçlu, bu zararlardan kurtulmak için gerekli tüm önlemleri aldığını ve gecikmede kusuru olmadığını kanıtlama yükümlülüğündedir.
Eğer ifa, beklenmedik bir olay nedeniyle gerçekleşememişse, borçlu bu durumdan sorumlu tutulabilir. Ancak borçlu, beklenmedik olayın ifayı zamanında gerçekleştirse dahi zarara yol açacağını ya da kusurunun bulunmadığını ispat ederse, gecikme tazminatına ilişkin sorumluluktan kurtulabilir.
“Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumludur.
Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.”
Borçlu Temerrüdünün İspatı
Alacaklı; borcun varlığını, muaccel olduğunu ve ihtarı (ya da ifa gününün geçtiğini) ispat eder; borcun ifa edildiğini ve temerrüde düşmekte kusurunun bulunmadığını ise borçlu ispatlar. Borçlu temerrüdünde, alacaklının haklarını kullanabilmesi için belirli şartların ispatını gerektirir:
Geçerli Bir Borcun Varlığının İspatı Öncelikle, taraflar arasında geçerli bir borç ilişkisi bulunmalıdır. Bu, genellikle yazılı veya sözlü sözleşmeler, faturalar, sipariş belgeleri veya ticari kayıtlarla kanıtlanır. Eğer sözleşme yazılı değilse, tanık beyanları gibi deliller de kullanılabilir.
İhtarın İspatı Borçlunun temerrüde düşmesi için alacaklının borçluyu usulüne uygun şekilde ifaya davet etmesi gerekir. Bu genellikle noter kanalıyla yapılan ihtarname, iadeli taahhütlü mektup veya resmi e-posta yoluyla gerçekleştirilir. İhtarda borcun içeriği, ödeme talebi ve süresi açıkça belirtilmelidir. Bu belgeler, temerrüt sürecinin ispatında temel delil niteliğindedir.
Borçlunun Kusurunun İspatı Alacaklının, borçlunun ifa etmeme durumunda kusurlu olduğunu ispatlaması gerekir. Ancak, borçlu kusursuzluğunu savunuyorsa, bunun aksini ispat yükü ona aittir. Örneğin, doğal afet veya mücbir sebep iddialarıyla borçlu, kusursuzluğunu belgelemek durumundadır.
Ek İspat Araçları
Yazılı Deliller: Sözleşme, ihtarname, dekont gibi belgeler.
Tanık Beyanları: Özellikle yazılı delilin mümkün olmadığı durumlarda.
Elektronik Deliller: E-posta yazışmaları veya dijital sözleşmeler.
Alacaklı Temerrütü Nedir?
Borç ilişkisinde borçlunun görevi, borçlandığı edimi yerine getirmek, alacaklının görevi ise tek tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun edimini kabul etmek; karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ise hem karşı edimi kabul etmek hem de kendi borcunu ifa etmektir. Ancak alacaklının edimi kabul etmemesi, genellikle sorumluluk doğurmaz. Bununla birlikte, bazı durumlarda edimi kabul etmek alacaklı açısından bir yükümlülük teşkil edebilir. Eğer alacaklı, borçlunun usulüne uygun şekilde yaptığı ifa teklifini haklı bir neden olmaksızın reddederse, alacaklı temerrüdü meydana gelir. Bu durumda, ifa engeli alacaklının hareketsizliğinden kaynaklanır.
Alacaklı temerrüdünün gerçekleşmesi için iki şart vardır: Borçlu, edimi ifaya uygun şekilde sunmalıdır; aksi halde alacaklı, edimi kabul etmeye zorlanamayacağından temerrüt gerçekleşmez. Alacaklı açısından ise, ifayı haklı bir neden olmaksızın reddetmek ya da ifa için gerekli hazırlık hareketlerinden kaçınmak gereklidir. Bu hazırlıklar teknik olarak bir borç teşkil etmese de, alacaklının yararına sonuçlar doğurması için bunların yerine getirilmesi önemlidir.
Borçlu, her açıdan usulüne uygun bir ifa teklifi sunmuşsa ve yalnızca alacaklının kabulü beklendiği halde alacaklı hareketsiz kalıyorsa, borçlu borcunu ifa ederek sorumluluktan kurtulma imkanından mahrum kalır. Bu durumda, borçluya yönelik kanuni düzenlemeler, alacaklının pasif davranışı nedeniyle borçlunun mağduriyetini önlemeyi amaçlar. Kanun, borçluyu sorumluluktan kurtaran ya da sorumluluğunu azaltan hükümler getirerek, sözleşmelerde taraflar arasındaki eşitliği ve hakkaniyeti korumaya çalışır.
Alacaklı Temerrüdünün, Borçlu Temerrüdü ve Ödemezlik Def’i ile İlişkisi
Borçlu, borcunu ifa etmeyi usulüne uygun şekilde teklif ettiğinde temerrütten kurtulur. Eğer alacaklı, bu teklifi haklı bir neden olmaksızın reddederse, alacaklı temerrüdü ortaya çıkar. Burada borçlunun temerrütten kurtulmasını sağlayan, teklifin yapılmasıdır; alacaklının reddi değildir.
TBK m. 97’ye göre, karşılıklı borç ilişkilerinde taraflar borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. Bir taraf, kendi borcunu ifa etmeden diğer taraftan ifa talep ederse, ödemezlik def’i ile karşılaşabilir. Ancak borçlu borcunu uygun şekilde teklif etmişse, alacaklı ödemezlik def’ini ileri süremez.
Eğer borçlunun edimi, alacaklının borcunun muaccel olma şartıysa ve alacaklı teklifi reddederse, borçlu kendi edimini yerine getirmemiş olsa bile alacaklının ifasını talep edebilir. Bu durum, alacaklı temerrüdünün, borçlunun ifa teklifinden doğan sonuçlarla doğrudan bağlantılı olduğunu gösterir.
Alacaklı Temerrüdünün İspat Yükü
Alacaklı temerrüdü söz konusu olduğunda, borçluya düşen temel yükümlülük, ifanın gereği gibi teklif edildiğini ve alacaklı tarafından reddedildiğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, borçlunun, borcunu yerine getirmek için gerekli hazırlıkları yaptığını ve ifayı alacaklıya teklif ettiğini somut delillerle ispat etmesi gerekir. Ayrıca, borcun ifası için gereken koşulları sağladığını, ancak alacaklının bu teklifleri kabul etmediğini veya süreci engellediğini de kanıtlamak borçlunun sorumluluğundadır.
Buna karşılık, alacaklı, borçlunun yaptığı ifa teklifini haklı bir nedenle reddettiğini iddia ediyorsa, bu durumda haklı gerekçesini kanıtlamak alacaklının yükümlülüğüdür. Örneğin, ifa teklifinin sözleşme koşullarına aykırı olduğu, ifanın kötü niyetle yapıldığı ya da borcun henüz muaccel olmadığı gibi iddiaları alacaklı taraf, geçerli ve somut delillerle desteklemek zorundadır.
Bu yaklaşım, ispat yükünün taraflar arasında dengeli bir şekilde paylaşılmasını sağlar ve alacaklı temerrüdüne ilişkin hukuki güvenliği artırır.
Alacaklı Temerrüdünün Genel Sonuçları
Alacaklı temerrüdü, genel kural olarak borçlunun borcunu sona erdirmez. Ancak kanun gereğince, alacaklının kefilin ifa teklifini kabul etmemesi durumunda kefil borcundan kurtulabilir. Bunun dışında, alacaklının temerrüde düşmesi borçluya bazı haklar ve avantajlar sağlar:
Muhafaza Masraflarının Alacaklıya Yüklenmesi Alacaklı, borcun ifasını geçerli bir neden olmadan reddettiğinde, borçlu malın korunması için yaptığı masrafları (paketleme, taşıma, saklama gibi) alacaklıdan talep edebilir. Bu durum vekâletsiz iş görme kuralları çerçevesinde değerlendirilir.
Borçlunun Sorumluluğunun Azaltılması Alacaklı temerrüdü sırasında, borçlu malı korumakla yükümlü olmakla birlikte, bu süreçte meydana gelen zararlardan yalnızca ağır ihmal veya kast durumunda sorumlu tutulur. Malın zarar görmesi, borçlunun hafif kusuruna dayanıyorsa, sorumluluğu azaltılır.
Hasarın Alacaklıya Ait Olması Alacaklı temerrüdü halinde, borcun ifası öncesinde malda meydana gelen hasar alacaklıya ait kabul edilir. Örneğin, eser sözleşmesinde iş sahibi eseri kabul etmezse ve eser zarar görürse, bu hasardan iş sahibi sorumlu olur. TBK m. 208’e göre, taşınır satışlarda alıcının temerrüde düşmesi durumunda, malın zilyetliği devredilmiş sayılır ve hasar alıcıya geçer.
Bu düzenlemeler, alacaklının temerrüdü nedeniyle borçlunun haksız bir yük altına girmesini önlemeyi ve borçluyu korumayı amaçlar.
Alacaklı Temerrüdünün Özel Sonuçları
Tevdi Hakkı: Eğer borcun konusu bir malın teslimi ise, borçlu, alacaklının temerrüdü halinde bu malı uygun bir yere tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Bu işlem sonucunda, borç ve yan haklar sona erer. Ancak borçlu, bu hakkı kullanmak zorunda değildir, yani tevdi işlemi onun takdirine bırakılmıştır.
Satış Yetkisi: Eğer borcun konusu olan mal, tevdi için uygun değilse, örneğin bozulma riski taşıyor ya da muhafaza masrafları çok yüksekse, borçlu alacaklıya bir ihtar çekerek, hakimin izniyle malı açık artırma yoluyla satabilir. Satıştan elde edilen bedel, borcun karşılanması için tevdi edilir. Ayrıca, borsada işlem gören veya piyasa fiyatı olan mallar için açık artırma şartı aranmaz. Bu durumda satış masrafları, alacaklı tarafından karşılanır.
Sözleşmeden Dönme Hakkı: Eğer borcun konusu mal teslimi değil de bir yapma edimi gibi bir şeyse, alacaklının temerrüdü halinde borçlu, sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Bu hak, borçlu tarafından tek taraflı bir beyanla kullanılabilir ve geri alınamaz. Yani, borçlu sözleşmeyi feshetmek istediği takdirde, bu iradesini bir kez beyan ettiğinde, sözleşme sona erer ve borçlunun bu kararı geri alması mümkün olmaz.
Alacaklı Temerrüdünde Tevdi Yerinin Belirlenmesi
Tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler; yalnızca ticari mallar hâkim kararı olmadan ardiyeye tevdi edilebilir. Alacaklının temerrüdü durumunda, borçlu, borcun ifası için mahkemeye başvurarak uygun bir tevdi yeri tayin edilmesini talep edebilir. Bu başvuruda, ifa yerindeki mahkeme yetkilidir. Taşınır mallar açısından, mahkemece belirlenen tevdi yerine teslimat yapılarak borç ifa edilebilir. Ancak taşınmaz mallar bakımından aynı yöntem geçerli değildir.
Örnek verilecek olursa , kiralanan bir taşınmazın tahliyesi sonrasında, anahtarın bırakılacağı yerin mahkeme kararıyla belirlenmesi gerekir. Ticari mallar bakımından ise TBK m. 107, ticari nitelikteki malların hakim kararına gerek kalmadan bir ardiyeye tevdi edilmesini mümkün kılmaktadır. Bunun dışında, borçlu kendi belirlediği bir yere malı bırakmak suretiyle borcundan kurtulamaz; bu ancak mahkeme kararıyla mümkündür.
“Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir.”
Tevdi işlemi, borçlunun borçtan kurtulması için bir imkân sunar. Ancak alacaklı temerrüdüne rağmen, borçlunun tevdi sürecine başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Sözleşme konusu malın doğası ya da işin niteliği nedeniyle tevdi uygun değilse, malın bozulma riski bulunuyorsa veya muhafazası yüksek maliyetlere yol açıyorsa, borçlunun öncelikle alacaklıya bir ihtar göndermesi gerekir. Alacaklı, bu ihtara rağmen malı teslim almıyorsa, borçlu mahkemenin izniyle malı açık artırma yoluyla satabilir. Satıştan elde edilen bedeli tevdi ederek ifa yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır.
TENERRÜT AVUKATINA SORU SORABİLİRSİNİZ.
Temerrüt, borçlunun borcunu zamanında ya da gereği gibi ifa etmemesi durumunu ifade eder. Başka bir deyişle, borçlunun sözleşme ya da kanunla belirlenmiş yükümlülüğünü yerine getirmede gecikmesi ya da tamamen ihmal etmesi hâlidir. Temerrüt konusunda alanında uzman Temerrüt Avukatına sorularınız için avukata soru sorma formunu kullanabilirsiniz.
Temerrüt kapsamında ortaya çıkan sorunların çözümünde konusunda uzman Temerrüt Avukatından destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. Temerrüt konusunda uzman bir Temerrüt Avukatı ile iletişim kurmak ve danışmanlık almak için online danışmanlık sisteminiz üzerinden randevu almak, çok pratik bir çözüm olabilir.
Sorularınızı ve bu sorularla ilgili evrakı sisteme yükleyebilirsiniz. Online danışmanlıkta istediğiniz gün ve saati seçebildiğiniz gibi görüşme tipini de seçebilmektesiniz. Zoom, teams, whatsapp ya da telefon üzerinden görüşme sağlanabilmektedir. Ödemenin ardından tarafınıza randevu yapıldığına dair mail ile bilgi gelmektedir. Sistemde yaşanan herhangi bir sorun olduğundan iletişim numaralarımızdan iletişime geçtiğinizde toplantı manuel olarak planlanabilir. Müvekkillerimizin doğru bilgiye hızlı ve güvenilir şekilde ulaşmasını sağlamak için kurulan Online Danışmanlık Sistemimizden yüzlerce randevu alınmış olup müvekkillerimizin faydalanması amaçlanmıştır.
Borçlu temerrüt sorumluluğundan nasıl kurtulabilir?
Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat ederek gecikme tazminatından kurtulabilir. Borcunu zamanında ifa etseydi bile zararın doğacağını kanıtlaması hâlinde beklenmedik hâl sorumluluğu da ortadan kalkar. Ödemezlik def’i gibi ifadan kaçınma hakkı varsa temerrüt zaten oluşmaz.
Alacaklı temerrüdü ne zaman oluşur?
Borçlu edimi gereği gibi önerdiği hâlde alacaklı haklı sebep olmadan onu kabul etmezse temerrüt doğar. Borçlunun ifası için alacaklının yapması gereken hazırlıklardan kaçınması da aynı sonucu doğurur. Müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşen alacaklı, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur.
Tevdi hakkı nedir ve tevdi yerini kim belirler?
Tevdi, alacaklı temerrüdünde borçlunun teslim edeceği şeyi bırakarak borcundan kurtulması imkânıdır. Hasar ve giderler alacaklıya aittir. Tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler; ticari mallar ise hâkim kararı olmadan ardiyeye bırakılabilir.
Temerrüt ihtarı nasıl yapılır?
İhtar için kanunda genel bir şekil şartı yoktur; ancak ispat kolaylığı nedeniyle noter veya iadeli taahhütlü mektupla yapılması tercih edilir. Tacirler arasında ihtar noter, taahhütlü mektup, telgraf veya KEP ile yapılmalıdır. İhtarda borcun içeriği ve ifa talebi açıkça belirtilmelidir.
Avukatlık Hizmetleri
MAL DEĞİŞİM SÖZLEŞMESİ TRAMPA
Mal değişim sözleşmesi (Trampa), tarafların karşılıklı olarak bir malı başka bir malla değiştirmeyi taahhüt ettikleri bir sözleşme türüdür. Bu sözleşmede para ödemesi söz konusu olmayıp, her iki taraf da birer malın maliki olur ve bu malların değişimi gerçekleşir. Yani taraflardan her biri hem borçlu (kendi malını vermekle yükümlü) hem de alacaklı (diğer malı almakla hak…