Sağlık hukukuna konu olan eylemlerden biri de kürtaj yani gebeliğin sonlanmasına dair alınan karardır. KÜRTAJ NEDİR? Kürtaj genel oalrak istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için yapılan cerrahi operasyondur.
Sağlık hukukunda kürtaj, gebeliğin tıbbi yolla sona erdirilmesini ifade eder. Konuyu düzenleyen temel metin 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanundur. Sağlık hukukunda üç şart birlikte aranır. Bunlar süre, rıza ve tıbbi uygunluktur. Kanun metnine 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun bağlantısından ulaşabilirsiniz. Şartlara uyulmadan yapılan müdahale ceza sorumluluğu doğurur. Bu yazıda kürtajın hukuki çerçevesini, süreleri ve yargı kararlarını ele alıyoruz.
Kısa cevap: Türkiye'de kürtaj, gebeliğin onuncu haftası dolana kadar ve tıbbi sakınca yoksa kadının isteğine bağlıdır. On haftadan sonra rahim, kural olarak annenin hayatı tehlikedeyse veya çocukta ağır malûliyet varsa iki uzman raporuyla tahliye edilir. Acil hâlde yetkili hekim hemen müdahale eder. Evli kadında eşin rızası yalnız isteğe bağlı kürtajda aranır.
Sağlık Hukukunda Kürtaj Nedir?
Kürtaj, istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için yapılan tıbbi işlemdir. İşlemin mevzuattaki karşılığı rahim tahliyesidir. Sağlık hukukunda kullanılan terim de budur. Sağlık hukukunda bu işlem, sıradan bir tıbbi müdahale gibi değerlendirilmez. Kanun koyucu, işlemi süre ve izin şartlarına bağlamıştır. İşlemin Devletin gözetim ve denetimi altında yapılması da zorunludur.
Kanunun amacı 1. maddesinde açıklanmıştır. Metin, nüfus planlaması esaslarını ve gebeliğin sona erdirilmesi ameliyelerini düzenler. Sterilizasyon ve acil müdahale hâlleri de aynı kapsamdadır. Kanunun öngördüğü hâller dışında gebelik sona erdirilemez. Bu sınır, sağlık hukukunda kürtajın çerçevesini belirler.
Kadının Kendi Bedeni Üzerinde Karar Verme Hakkı
Beden bütünlüğü, istisnai hâller dışında kişinin serbestçe tasarruf edebileceği mutlak haklardandır. Gebelik ise kadının bütün hayatını etkileyen bir süreçtir. Gebeliğin sonlandırılması, kadının kendi geleceğini belirleme hakkı içinde değerlendirilir. Üreme konusunda karar verme yetkisi insanlık onuruyla doğrudan ilgilidir. Birey, sahip olacağı çocuk sayısı ve zamanlaması hakkında özgürce karar verebilmelidir. Sağlık hukukunda bu hak, rıza kurumunun temelini oluşturur.
Kürtaj ve Etik Tartışması
Sık Sorulan Sorular
Kürtaj için gebelikte en fazla kaç hafta beklenebilir?
Kadının isteğiyle yapılacak kürtajda sınır gebeliğin onuncu haftasıdır. Annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca da bulunmamalıdır. Tıbbi uygulamada gebelik haftası genellikle son âdet tarihine göre hesaplanır.
On haftadan sonra kürtaj hangi hâllerde yapılabilir?
Gebelik annenin hayatını tehdit ediyorsa kürtaj yapılabilir. Doğacak çocukta ağır malûliyet bekleniyorsa da aynı yol açıktır. Bunun için doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ile ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları aranır.
Evli kadın kürtaj için eşinden izin almak zorunda mıdır?
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
Kadının karar verme hakkı ile ceninin yaşama hakkı zaman zaman çatışır. Bu çatışmada genelleme yapmak doğru sonuç vermez. Sağlık hukukunda her olay kendi şartları içinde değerlendirilir. Temel etik ölçüt ise bellidir. Karar, ceninin yaşama hakkını mümkün olduğunca korumalıdır. Aynı anda kadının haklarını da en az ölçüde sınırlamalıdır.
Gebeliğin İsteğe Bağlı Sonlandırılması
Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un 5 inci maddesi gebeliğin sona erdirilmesi madde başlığıyla gebelikle ilgili farklı durumlar açısından kürtajı düzenlemektedir. Buna göre, “Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbî sakınca olmadığı takdirde istek üzerine rahim tahliye edilir”. Hüküm gebeliğin isteyerek sonlandırılması için gereken şartlar düzenlenmiştir. Buna göre; öncelikle gebeliğin 10. haftası doluncaya ibaresinden ne anlaşılması gerektiği önem arzetmektedir. Bu hususta baz alınan olgu ve olayları sıralarsak:
Tıbbi açıdan gebelik yaşı, kadının son âdet tarihine göre hesaplanır.
Cenin, son âdet tarihinden iki hafta sonra yumurtlama sonucu oluşur.
Ceninin yaşı, sağlık personelinin esas aldığı tıbbi gebelik yaşından iki hafta küçüktür.
Hesaplamada gebeliğin oluştuğu tarih yerine son âdet tarihi esas alınır. Bu yüzden normalde sekiz haftalık gelişim gösteren cenin on haftalık sayılır. Sonuç olarak kadın, isteğe bağlı sonlandırma hakkını çoğu zaman kullanamaz.
Süre hesabı bu nedenle uygulamada en tartışmalı başlıktır. Sağlık hukukunda on haftalık sürenin başlangıcı kesin biçimde belgelenmelidir. Ultrason bulgusu ile son âdet tarihi arasındaki fark dosyaya yazılır. Farkın kayda geçmemesi, sonraki uyuşmazlıkta hekimin aleyhine sonuç doğurur. Bu nedenle gebelik yaşının tespiti ayrı bir özen konusudur.
Süre sınırını 2827 sayılı Kanun'un 5. maddesi belirler:
“Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı takdirde istek üzerine rahim tahliye edilir.”
Sorunlu Gebelikler Açısından Kürtaj
Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre “Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını tehdit ettiği veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır malûliyete neden olacağı hâllerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ve ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile tahliye edilir”. Hükme göre, annenin hayatını tehdit eden veya cenin açısından ağır malûliyete neden olabilecek belirli durumların varlığı hâlinde gebelik herhangi başka şart aranmaksızın sonlandırılabilecektir. Özet olarak bir, on haftayı geçen anomalili gebeliklerde kürtaj için ayrıca bir sınır şartı yoktur.
Cinsel Saldırı Nedeniyle Oluşan Gebeliklerin Sonlandırılması
Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’da cinsel saldırı sebebiyle gebe kalınması durumunda krütajla ilgili herhangi bir hüküm yoktur. Ancak Türk Ceza Kanunu’nun 99 uncu maddesinin altıncı fıkrasına göre “Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması hâlinde, süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olmak koşuluyla, gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Ancak, bunun için gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi gerekir”.
Hükme göre cinsel saldırı sonucu oluşan gebelik yirmi haftaya kadar sonlandırılabilir. Kadının rızası da aranır. Sağlık hukukunda bu şartlar varsa fiili gerçekleştirene ceza verilmez. Ancak hüküm uygulamada işlevsiz kalmaktadır. Kadının cinsel saldırıya uğradığını kimin tespit edeceği açık değildir.
Kesinleşmiş bir mahkeme kararı aranırsa madde anlamını yitirir. Ceza yargılamasının süresi düşünüldüğünde yirmi haftada sonuç alınamaz. Sağlık hukukunda bu boşluk sık eleştirilir. Uygulamada hastaneler çoğu zaman savcılık soruşturma belgesiyle yetinir. Yine de tereddüt hâlinde hekim, adli makamdan görüş ister.
Kürtajda Eşin ve Kanuni Temsilcinin Rolü
Nüfus Planlaması Hakkında Kanunun 6. maddesi izin konusunu düzenler. Madde başlığı gebeliğin sona erdirilmesinde izindir. Hüküm, Kanunun 5. maddesindeki müdahaleler için izin belgesi aranmasını öngörür.
Hükme göre, “5 inci maddede belirtilen müdahale, gebe kadının iznine, küçüklerde küçüğün rızası ile velinin iznine, vesayet altında bulunup da reşit veya mümeyyiz olmayan kişilerde reşit olmayan kişinin ve vasinin rızası ile birlikte sulh hâkiminin izin vermesine bağlıdır. Ancak akıl malûliyeti nedeni ile şuur serbestîsine sahip olmayan gebe kadın hakkında rahim tahliyesi için kendi rızası aranmaz. 4 üncü maddenin ikinci ve 5 inci maddenin birinci fıkralarında belirtilen ve rızaları aranılacak kişiler evli iseler, sterilizasyon veya rahim tahliyesi için eşin de rızası gerekir. Veli veya sulh mahkemesinden izin alma zamana ihtiyaç gösterdiği ve derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil hâllerde izin şart değildir”.
Sağlık Hukukunda Kürtajda Aydınlatılmış Rıza
Rızanın geçerli sayılabilmesi için kadının bilgilendirilmesi gerekir. Sağlık hukukunda bilgilendirmenin kapsamı şu başlıkları içerir.
Müdahalenin sebebi anlatılır.
Müdahalenin önemi açıklanır.
Müdahalenin sonuçları paylaşılır.
Muhtemel tehlikeler ayrıntılı biçimde bildirilir.
Bilgilendirmenin ölçütlerini Hasta Hakları Yönetmeliği tamamlar. Yönetmelik 1 Ağustos 1998 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Metin, hastanın bilgi isteme ve rıza verme hakkını ayrıntılı düzenler. Matbu bir onam formu tek başına yeterli sayılmaz. Konuyu aydınlatılmış onam yazımızda ayrıca ele aldık.
Kürtaj Yasak Mıdır?
Ülkemizde kürtaj kural olarak yasak değildir. Nüfus Planlaması Hakkında Kanun, isteğe bağlı sonlandırmaya izin verir. Sınır, gebeliğin onuncu haftasının dolmasıdır. Annenin sağlığı bakımından tıbbi sakınca bulunmaması da aranır. Sağlık hukukunda yasak, bu sınırların dışına çıkan müdahaleler için söz konusudur.
Evli Çiftlerde Kürtajda Eş Rızası
Kanunun 6. maddesi izin konusunu ayrıntılı düzenler. Rızası aranan kişiler evli ise eşin de rızası gerekir. Kural, sağlık hukukunda hem rahim tahliyesi hem de sterilizasyon için geçerlidir. Sağlık hukukunda bu şart, uygulamada sık tartışılan bir konudur. Acil hâllerde ise izin şartı aranmaz.
“4 üncü maddenin ikinci ve 5 inci maddenin birinci fıkralarında belirtilen ve rızaları aranılacak kişiler evli iseler, sterilizasyon veya rahim tahliyesi için eşin de rızası gerekir.”
Kürtaj İşleminde Hekimin Cezai Sorumluluğu
Ceza sorumluluğunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 99. maddesi düzenler. Rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişi cezalandırılır. Ceza beş yıldan on yıla kadar hapistir. Tıbbi zorunluluk bulunmayan hâller için ayrı bir hüküm vardır. Rızaya dayalı olsa bile on haftadan büyük gebelikte düşürtme yapan kişi cezalandırılır. Ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir. Rıza gösteren kadın da cezasız kalmaz. Bu kişi için bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Sağlık hukukunda bu hüküm, süre sınırının yaptırım karşılığıdır.
“Tıbbi zorunluluk bulunmadığı halde, rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürten kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Maddenin devamı ağırlaştırıcı hâlleri sayar. Fiil kadının beden veya ruh sağlığına zarar verirse ceza artar. Ölüm meydana gelirse ceza çok daha ağırdır. Yetkisiz kişinin işlemesi hâlinde de ayrı bir yaptırım öngörülmüştür. Türk Ceza Kanununun 100. maddesi ise kadının kendi fiilini cezalandırır.
Sağlık Hukukunda Kürtaj ve Tazminat Sorumluluğu
Kusur, zarar ve illiyet bağı varsa ceza sorumluluğundan ayrı olarak tazminat sorumluluğu da doğar. Özel hastanede hekim ve hastane, kamu hastanesinde ise idare sorumludur. Ceza sorumluluğu ile tazminat sorumluluğu ayrı yollardan yürür. Özel hastane ve hekim ilişkisinin temeli vekâlet sözleşmesidir. Vekilin özen borcu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 506. maddesinde düzenlenmiştir. Hekim en hafif kusurundan bile sorumlu tutulur. Sağlık hukukunda bu ölçüt, davaların çoğunda belirleyici olur.
Kamu hastanelerinde ise idari yargı yolu işler. Zarar gören kişi önce idareye başvurur. Başvuru, zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılır. Her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıllık süre işler. Süreleri 2577 sayılı Kanunun 13. maddesi belirler.
Gebeliğin Sona Erdirilmesinde İzin
Kanunun 6. maddesi gebeliğin sona erdirilmesinde izin başlığını taşır. Maddenin hükümleri şu şekildedir.
Müdahale, gebe kadının iznine bağlıdır. Küçüklerde küçüğün rızası ile velinin izni aranır. Vesayet altındaki mümeyyiz olmayan kişilerde durum farklıdır. Vasinin rızası ile birlikte sulh hâkiminin izni gerekir. Akıl maluliyeti nedeniyle şuur serbestisine sahip olmayan gebe kadın hakkında kendi rızası aranmaz.
Rızası aranan kişiler evli ise sterilizasyon veya rahim tahliyesi için eşin de rızası gerekir.
Veli veya sulh mahkemesinden izin almak zaman alabilir. Derhal müdahale gereken hâllerde izin şartı aranmaz. Bu istisna, hayatı veya hayati organları tehdit eden acil hâller için geçerlidir.
Kürtaj ile İlgili Örnek Yargı Kararları
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/8692, K. 2016/6591, T. 3.3.2016.
Karara konu olayda gebe, 17 Haziran 2004 tarihinde muayeneye başvurmuştur. İkinci gebeliğidir ve daha önce sezaryenle doğum yapmıştır. Son âdet tarihine göre gebelik dokuz haftalıktı. Ultrason ölçümü ise yedi hafta gösterdi. Sonraki aylarda ölçümler sürmüştür. Gebelik on sekiz, yirmi iki, yirmi dokuz ve otuz altı haftalık bulunmuştur. Bütün ölçümlerde gebelik normal kabul edilmiştir.
Başka bir kurumda radyoloji uzmanı da üç ayrı tetkik yapmıştır. Bu tetkiklerde gebelik otuz, otuz beş ve otuz sekiz haftalık bulunmuştur. Doğum sezaryenle gerçekleşmiştir. Bebekte sağ femur hipoplazisi görülmüştür. Sağ tibia agenezisi de tespit edilmiştir. Ayak bileği, tarsal kemik ve falanksların gelişmediği de belirlenmiştir.
Bilirkişi mütalaası bir zaman aralığı vermiştir. Bu tür uzuv eksikliği on yedi ile yirmi yedinci haftalar arasında görülür. Kadın doğum uzmanı bu aralıkta muayene yapmıştır. Anomalinin bu muayenelerde fark edilmesi ve ailenin bilgilendirilmesi gerekirdi. Radyoloji uzmanının tetkikleri ise ileri gebelik haftalarına aittir. İleri haftalarda bu tür anomalinin araştırılması beklenmez.
Bilirkişi Mütalaasının Sonuç Bölümü
Mütalaanın sonucunda hekimlerin kusurlu olmadığı belirtilmiştir. Anomalinin hekim eylemine bağlı olmadığı da eklenmiştir. Tespit edilse bile anomalinin tedavisinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca herhangi bir haftada tespit hâlinde tıbbi tahliye endikasyonu bulunmadığı açıklanmıştır. Zararın yalnız tanı eksikliği ve bilgilendirme eksikliğinden ibaret olduğu sonucuna varılmıştır.
Daire bu raporda açık bir çelişki görmüştür. Rapor bir yandan anomalinin belirli haftalarda görülmesi gerektiğini söylemektedir. Öte yandan hiçbir haftada tıbbi tahliye endikasyonu bulunmadığını belirtmektedir.
Mahkeme ise anomalinin tespit edilememesiyle sonlandırma imkânının kalktığını kabul etmiştir. Bu gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa erken tespit hâlinde tıbbi tahliye endikasyonu bulunup bulunmadığı netleştirilmemiştir.
Daire bu nedenle yeni bir bilirkişi incelemesi istemiştir. Rapor düzenlemeye ehil bir üniversiteden kurul oluşturulmalıdır. Kurul, akademik kariyere sahip üç uzmandan meydana gelmelidir. Davalılara atfedilebilecek kusurun bulunup bulunmadığı bu raporla belirlenecektir. Erken tespit hâlinde tedavi veya tıbbi tahliye imkânı da ayrıca değerlendirilecektir. Eksik incelemeye dayanan hüküm bozulmuştur.
Anomali Tespitinde İdarenin Sorumluluğu
Danıştay 10. Dairesi, E. 2019/6346, K. 2020/5682, T. 3.12.2020.
Bu karara ilişkin karşı oy gerekçesi dikkat çekicidir. Karşı oy yazan üye önce anomalinin niteliğini değerlendirmiştir. Anomali gebelik takiplerinde fark edilebilirdi. Bu durumda gebeliğin sonlandırılmasından başka seçenek yoktu. Anomalinin tedavi yoluyla giderilmesi de mümkün değildi. Aksi hâlde bebek fonksiyon kaybıyla doğacaktı.
Üye, ailenin tutumunu da ayrıca ele almıştır. Üçlü tarama testi yaptırılmamıştır. Fetal anomaliye yönelik ultrason randevusuna da gidilmemiştir. Bu davranıştan ailenin sonlandırma seçeneğini tercih etmediği anlaşılmaktadır. Bebekte görülen arazlara anomalinin kendisi de sebep olabilir.
Karşı oy bu gerekçelerle idarenin sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. İdarenin işlem ve eylemleri ile zarar arasında illiyet bağı görülmemiştir. Üyeye göre tazminat taleplerinin tümü reddedilmeliydi. Manevi tazminatı kısmen kabul eden mahkeme kararı da bozulmalıydı. Çoğunluk ise aksi yönde karar vermiştir.
Kürtaj Hakkının Kullanılamaması İddiası
Danıştay 15. Dairesi, E. 2013/13092, K. 2018/3870, T. 17.4.2018.
İdare Mahkemesi kararında önce kusur sorunu ele alınmıştır. Sağlık personelinin kusuru yönünden bir tespit yoktur. Teşhis ve tedaviyi yürüten hekimler için de aynı sonuca varılmıştır. Davacılar da bu yönde bir iddia ileri sürmemiştir. İddia, anomalinin gebeliğin üçüncü ayında tespit edilip bildirilmemesine dayanmaktadır.
Davacılar bu nedenle kürtaj haklarını kullanamadıklarını savunmuştur. Dosyadaki belgelere göre anomali gebeliğin yirminci haftasında tespit edilmiştir. Daha erken bir tarihte tespit edilebileceğine ilişkin belge bulunmamaktadır. İdarenin sunduğu belgelerde el anomalilerinin yirminci haftadan önce kesin tanımlanamayacağı belirtilmiştir.
Mahkeme, erken tespit ihtimalini de ayrıca tartışmıştır. Üçüncü ayda tespit mümkün olsa bile kürtaj hakkı kesin değildir. Hakkın kullanımı, tıbbi sakınca bulunmaması şartına bağlıdır. Bu nedenle söz konusu imkân yalnız bir ihtimalden ibarettir. Ayrıca 5 Kasım 2009 tarihinde Perinatoloji Konseyi kürtaja gerek olmadığına karar vermiştir.
Konsey ayrıca bebeğin zamanında doğurtulmasına hükmetmiştir. Tespit edilen el anomalisinin hayatla bağdaşır olduğu da kabul edilmiştir. Mahkeme bu gerekçelerle davacıların iddiasını dayanaktan yoksun bulmuştur. İdarelere atfedilebilecek bir hizmet kusuru görülmemiştir. Sonuç olarak dava reddedilmiştir.
Sağlık Hukukunda Kürtaj Dosyasında Belge Düzeni
Yargı kararları ortak bir noktaya işaret ediyor. Uyuşmazlık çoğu zaman kayıtların yeterliliği üzerinden çözülüyor. Gebelik takip formu, ultrason raporları ve konsey kararları dosyanın çekirdeğini oluşturur. Sağlık hukukunda eksik kayıt, ispat yükünü fiilen ağırlaştırır. Bu nedenle her muayenenin tarihi ve bulgusu ayrı ayrı yazılmalıdır.
Bilgilendirmenin kaydı da aynı ölçüde önemlidir. Aileye hangi tarama testlerinin önerildiği dosyaya geçmelidir. Randevuya gelinmemesi hâlinde bu durum da kayda alınır. Sağlık hukukunda bu kayıtlar hem hasta hem hekim için koruyucu işlev görür. Kanun metinlerine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kürtaj Uyuşmazlıklarında İzlenecek Yol
Hukukumuzda sağlık hukuku avukatı adı altında ayrı bir unvan yoktur. Avukatlık Kanunu böyle bir uzmanlık dalı düzenlememiştir. Uygulamada bu ifade, çalışmalarını malpraktis dosyalarına yoğunlaştırmış avukatı anlatır. Kürtaj ve gebelik takibi dosyaları da bu alanın içindedir. Devlet ve özel hastanenin sorumluluğu bu alanın içindedir. Hekime rücu davaları da aynı başlık altındadır. Aydınlatma yükümlülüğü yine bu kapsamda ele alınır.
Süreç genellikle hasta dosyasının temini ile başlar. Ardından kusur ve illiyet bağı incelenir. Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki talepler için ayrıca başvuru yapılır. Konuyu sağlık hukukunda arabuluculuk yazımızda ele aldık. Sağlık hukukunda doğru yargı yolunu seçmek, sürecin en kritik adımıdır.
Sağlık Hukukunda Kürtaj Konusunda Avukat Desteği
Sağlık hukukunda kürtaj bakımından uygulanacak hukuki yol somut olayın özelliklerine göre değişir. Hasta dosyası, onam belgeleri ve varsa bilirkişi raporları birlikte değerlendirilir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilirsiniz. Talebinizi çevrim içi soru formu üzerinden de iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre şekillenir.
Sağlık hukuku alanındaki diğer yazılarımız da sürecinizde yol gösterebilir.
İsteğe bağlı kürtajda, yani on haftaya kadar, evli kadının eşinin de rızası gerekir. Tıbbi zorunluluk ve acil hâllerde bu şart aranmaz. Rızasız yapılan işlemde sorumluluk doğabilir.
Reşit olmayan kız çocuğu kürtaj için kimden izin alır?
Reşit olmayan küçüklerde küçüğün kendi rızası ile velinin izni birlikte aranır. Acil ve hayati durumlarda izin beklenmez. Vesayet altındaki kişilerde ise kişinin ve vasinin rızası ile sulh hâkiminin izni gerekir.
Suç sonucu oluşan gebelikte kürtaj süresi nedir?
Kadının mağduru olduğu bir suç, örneğin cinsel saldırı, sonucu oluşan gebelikte yirmi haftayı geçmemesi, kadının rızası olması ve uzman hekimlerce hastanede yapılması şartıyla gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Bu hüküm Türk Ceza Kanunu md. 99/6'da yer alır. Uygulamada hastaneler genellikle savcılık belgesi ister.
Kanuna aykırı kürtaj yapan hekim ne ceza alır?
Kadının rızası yoksa ceza beş yıldan on yıla kadar hapistir. Rıza olsa bile on haftayı aşan gebelikte tıbbi zorunluluk yoksa iki yıldan dört yıla kadar hapis verilir. Kadının zarar görmesi veya ölümü hâlinde ceza ağırlaşır.
Sağlık Hukuku
SAĞLIK MESLEK MENSUPLARINA RÜCU
Sağlık meslek mensuplarına rücu, bir sağlık çalışanının görevini ihmal etmesi veya hatalı tedavi sonucunda ortaya çıkan zararın, öncelikle sigorta şirketi ya da Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanması halinde, ödemeyi yapan kurumun bu tutarı kusurlu sağlık çalışanından geri alma hakkını ifade eder. Uygulamada doktora rücu olarak da adlandırılan bu mekanizma, kusur, zarar ve neden-sonuç ilişkisi…