Ankesör araması iddiası, silahlı terör örgütüne üye olma davalarında sık kullanılan bir delil türüdür. Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 2020/64 esas ve 2020/252 karar sayılı dosyada beraat kararı vermiştir. Tek başına kalan bir ankesör araması kaydı ile eski tarihli tanık beyanları mahkumiyet için yeterli görülmemiştir.
Kısa cevap: Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesi sanığı beraat ettirmiştir. Bu kararda tek başına kalan ardışık ankesör araması kaydı ve eski tarihli tanık beyanları, suçun işlendiğini sabit kılmamıştır. Mahkeme, CMK 223/2-e uyarınca beraat kararı vermiştir. Kayıt, başka delille desteklenmediği için örgüt üyeliğini göstermemiştir.
Gerekçede üç nokta öne çıkmıştır. Ardışık aranan kişi sanık aleyhine beyanda bulunmamıştır. Aramanın örgütsel olmadığını destekleyen tanık anlatımı ile sanığın savunmasına itibar edilmiştir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanmıştır. Tanık beyanları 17-25 Aralık öncesine ait olduğundan örgüt üyeliğini ortaya koyacak nitelikte görülmemiştir. Ankesör araması dışında dosyada başka delil bulunmamıştır.
Ankesör Araması Nedir?
Ankesör araması, kamuya açık telefonlardan yapılan aramaları anlatır. Market, büfe, kırtasiye ve lokanta gibi işletmelerdeki ücretli sabit hatlar ile Türk Telekom ankesörleri bu kapsamdadır. Soruşturmalarda ankesör araması kayıtları HTS verilerinden çıkarılır. HTS, bir hattın arama ve aranma trafiğini gösterir. Kayıt yalnızca aramanın yapıldığını gösterir, görüşmenin içeriğini vermez.
Soruşturmalarda üç arama biçimi ayrılır. Ardışık arama, kısa zaman aralığında peşi sıra yapılan aramaları ifade eder. Periyodik arama belirli gün aralıklarıyla tekrarlanır. Tek arama ise bir kez gerçekleşir. Bir ankesör araması bu üç biçimden hangisine girdiğine göre değerlendirilir.
Yargıtay Ankesör Araması Ölçütleri Nelerdir?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi ölçütleri iki kararında açıklamıştır. Kararlar 2018/5526 esas ile 2019/6842 karar ve 2019/1582 esas ile 2019/6838 karar sayılıdır. Kararlara göre örgütün askeri mahrem yapısında iletişimin esası randevulaşmadır. Randevu kurulamadığında ankesör araması yöntemine başvurulduğu belirtilmiştir. Daire kararlarına Yargıtay karar arama sistemi üzerinden ulaşılabilir.
Ölçütlere göre aranan kişilerin rütbe ve kuvvet bakımından denk olması aranır. Aynı hattan arka arkaya arama yapılması örgütsel niteliği güçlendirir. Aramaların kısa sürmesi ve tek taraflı olması da ayrı bir belirtidir. Buna karşılık her ankesör araması kaydı örgütsel sayılmaz. Kaydın somut olgu ve teknik veriyle desteklenmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Ankesör araması kaydı tek başına mahkumiyete yeter mi?
Bu dosyada yetmemiştir. Mahkeme, başka delille desteklenmeyen kaydı örgüt üyeliği için kesin delil saymamıştır. Sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
Ardışık arama ile periyodik arama arasındaki fark nedir?
Ardışık arama, kısa zaman aralığında peşi sıra yapılan aramaları anlatır. Periyodik arama ise belirli gün aralıklarıyla tekrarlanır. Soruşturmada kaydın hangi gruba girdiği ayrıca incelenir.
Eski tarihli tanık beyanı örgüt üyeliğini kanıtlar mı?
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
Sivil kişilerin arandığı kayıtlar ölçüt dışında kalır. Fırıncı, kaportacı veya esnaf gibi askeri personel sıfatı taşımayan kişilerin aranması olağan bir irtibattır. Aranan hattın gerçekte kimin kullanımında olduğu da incelenir. Ankesörden aranan hattın başkasına ait olması hâlinde ankesör araması iddiası zayıflar.
Ankesör Araması Tek Başına Mahkumiyete Yeter mi?
Bu kararda tek başına kalan ankesör araması kaydı mahkumiyet için yeterli görülmemiştir. Kayıt başka delille desteklenmediği için beraat kararı verilmiştir. Örgüt üyeliği için eylemlerde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk aranır. Tek bir ankesör araması kaydı bu üç unsuru karşılamaz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 223/2-e maddesi, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığında beraat kararı verilmesini öngörür. Bu nedenle ankesör araması iddiası başka delillerle birlikte değerlendirilir.
“(2) Beraat kararı; … e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Hallerinde verilir.”
Savunma bu noktada üç başlığa yoğunlaşır. Arama kayıtlarının teknik incelemesi, ardışık aranan kişilerin sıfatı ve aramanın gerçek nedeni ayrı ayrı ele alınır. Yargıtayın ankesör kriterleri bu incelemenin çerçevesini verir. Ankesör araması ölçütleri karşılanmıyorsa kayıt hukuka uygun delil sayılmaz.
Tanık Beyanı Beraat Kararını Nasıl Etkiledi?
Tanık beyanları sanığın örgüt üyeliğini ortaya koymadığı için beraat kararını güçlendiren unsur olmuştur. Mahkeme, ankesör araması kaydında adı geçen kişileri tanık olarak dinlemiştir. Sivil tanıklar sanığı tanımadıklarını beyan etmiştir. Asker olan tanık, sanığı tanıdığını ancak örgütsel faaliyeti hakkında bilgisi bulunmadığını söylemiştir. Sanığın eşi ise kendisini ve aynı hattan başka bir kişiyi aradığını doğrulamıştır.
Etkin pişmanlık kapsamındaki teşhis beyanları da yeterli görülmemiştir. Beyanlar 2001-2006 yıllarına ait bilgi ve görgüye dayanmaktadır. Benzer bir değerlendirme 17-25 Aralık öncesi tanık beyanları ve beraat kararı örneğinde de görülür. Uzak geçmişe ait anlatım, ankesör araması iddiasını desteklemeye elverişli sayılmamıştır.
Kararın Künyesi ve Yargılamanın Seyri
Karar Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri adına verilmiştir.
Yargılama Hakkari'de yapılmıştır.
Dosyaya 3. Ağır Ceza Mahkemesi bakmıştır.
Dosya numarası 2020/64 esastır.
Karar numarası 2020/252 olarak kayda geçmiştir.
Cumhuriyet Savcılığı esas numarası 2020/351'dir.
Aşağıdaki metin gerekçeli karardır.
Hüküm Türk Milleti adına kurulmuştur.
Heyete 139844 sicilli Tuğrul Durmaz başkanlık etmiştir.
Üyelerden biri 190409 sicilli Esma Türedi Kelep'tir.
Diğer üye 234792 sicilli Gökçen Şimşek Özelgül'dür.
Gözaltı 17/02/2020 ile 18/02/2020 tarihleri arasında gerçekleşmiştir.
İsnat edilen suç silahlı terör örgütüne üye olmadır.
Yakalama tarihi 17/02/2020 olarak kayıtlıdır.
Karar 11/11/2020 tarihinde verilmiştir.
Yargılamayı yapan mahkeme bağımsız ve tarafsızdır.
Duruşmada gereği düşünülmüştür.
İddianamede Neler İleri Sürüldü?
İDDİA:
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/1980 esas sayılı iddianameyi düzenlemiştir. İddianamede sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği ileri sürülmüştür. Sevk maddeleri TCK 314/2, 53, 58/9 ile TMK 5 olarak gösterilmiştir. İddianamenin dayandığı temel delil ankesör araması kaydıdır.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:Sanık hakkında silahlı terör
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasını sunmuştur. Mütalaada ankesör araması kayıtları ana delil olarak gösterilmiştir.
Mütalaaya göre sanık hakkında ankesör araması ve sabit hat üzerinden ardışık aranma kaydı bulunmaktadır. Bu kayıtların HTS verileriyle sabit olduğu belirtilmiştir. Örgütün mahrem yapısının asker kişilerle bu yöntemle haberleştiği ileri sürülmüştür. Tanıklar A. ve M.'nin beyanlarına göre sanığın örgüte müzahir evlerde kaldığı iddia edilmiştir. Sanığın, tanık beyanı alınmadan önce tanıkla iletişime geçmeye çalıştığı da belirtilmiştir. Farklı tarihlerde aynı doğrultuda ihbarlar yapıldığı eklenmiştir. Bu nedenle savunmaya itibar edilemeyeceği ve eylemlerin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği ileri sürülmüştür.
Mütalaada sanığın eylemlerine uyan maddeler ayrıca gösterilmiştir.
Sanığın 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1 ile TCK'nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması kamu adına talep edilmiştir.
Savunmada Hangi Noktalar Öne Çıktı?
SAVUNMA
Sanık müdafii, ankesör araması iddiasına duruşmada yanıt vermiştir. Müvekkilinin üç kez arandığını, dört kez cevap verdiğini belirtmiştir. Aramaların rastgele olduğunu, ayrıca yazılı savunma sunulacağını söylemiştir. Ardışık aranan yer ile müvekkilinin ikamet ettiği yerin çok yakın olduğunu, buna ilişkin belgeleri sunduğunu ifade etmiştir. Tanık beyanlarının yirmi yıl öncesine ait olduğunu, 17-25 Aralık dönemine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığını eklemiştir.
Sanık, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapmıştır.
Sanık suçlamaları kabul etmediğini söylemiştir. Terör örgütü ile bağlantısının olmadığını, yolunun hiç kesişmediğini belirtmiştir. 2001 yılına ilişkin tanık beyanlarını kabul etmediğini, örgüte müzahir evlere gitmediğini ve beraatini istediğini ifade etmiştir.
Sanık müdafii de mütalaaya karşı savunmada bulunmuştur.
Müdafi yazılı savunmasını tekrar etmiştir. Aramaların yalnızca dört kez yapıldığını, mahrem imam tarafından gerçekleştirilmediğini belirtmiştir. Bu aramaların Yargıtay içtihatlarına göre örgütsel sayılamayacağını savunmuştur. Son aramanın müvekkilinin eşi tarafından yapıldığını söylemiştir. Mesai boyunca müvekkilinin on beş kez arandığını, ulaşılamadığında başka bir kişinin arandığını anlatmıştır. Aranan kişinin müvekkili ile aynı devreden olmadığını vurgulamıştır. Aramanın nedeninin eşin ev arayışı olduğunu belirtmiştir. Eşin cep telefonu bulunmasına rağmen gün içinde cep telefonuyla arama yapılmamasını lehe delil saymıştır. Bir tanığın yakın tarihli olayı hatırlamayıp uzak tarihli olayı hatırlamasını husumet belirtisi olarak değerlendirmiştir. Diğer tanık beyanlarının ortaokul yıllarına ilişkin olduğunu söylemiştir. Ankesör araması iddiası düştüğünde geriye iki tanık beyanının kaldığını, bunların da 17-25 Aralık döneminden önceye ait olduğunu belirterek beraat talep etmiştir.
Tanık, kişinin isminin M. olduğunu belirtmiştir. Kendi dosyasının istinaf aşamasında olduğunu, altı yıl üç ay ceza aldığını söylemiştir. Kendi dosyasında da birçok kişiyle ardışık aranmasının göründüğünü anlatmıştır. Bölükteyken dışarıya malzeme almak için asker çıkardıklarını, esnaf ve askerlerle iletişimde sabit hattan arandığını düşündüğünü belirtmiştir. Odalarının yan yana olması nedeniyle eşinin kendisini aramış olabileceğini söylemiştir. Örgütle bağlantısının bulunmadığını ve etkin pişmanlıktan yararlanmadığını eklemiştir.
Tanık A. yeminli beyanında sanığı M. olarak tanıdığını söylemiştir. Askeri okula girdikten sonra aynı memleketten olmaları nedeniyle bir ekip hâline getirildiklerini anlatmıştır. Yanlarında E. isimli kişinin de bulunduğunu belirtmiştir. Görüştüğü kişilerin sürekli değiştiğini, 2001-2006 tarihleri arasında görüştüklerini söylemiştir.
Tanık M. yeminli beyanında ekranda gördüğü kişiyi tanıdığını söylemiştir.
Tanık, bu kişiyle 2000-2001 yıllarında cemaat içinde aynı grupta bulunduklarını belirtmiştir. Bir yıl beraber olduklarını, kişinin sonra sağlık astsubaylık okulunu kazandığını söylemiştir. Kendisinin normal liseye başladığını anlatmıştır. O dönemde üniversitedeki abilerin kendilerini lise sınavlarına hazırladığını belirtmiştir. Ders çalıştıran kişinin Abdullah isimli ev abisi olduğunu söylemiştir. Bir deneme sınavından sonra çağrıldıklarını ve ilgilenecek abiler bulunduğunun söylendiğini aktarmıştır.
Tanık H. yeminli beyanında ekranda gördüğü kişiyi tanımadığını söylemiştir.
Tanık, M. isimli birini de hatırlamadığını belirtmiştir. 25/03/2015 tarihinde İstanbul'da öğrenci olduğunu söylemiştir. Bylock kullanmadığını, sanığın ismini ilk defa duyduğunu ve jandarma subayı olduğunu eklemiştir.
Tanık A. yeminli beyanında M. isimli birini tanımadığını söylemiştir.
Tanık fırıncı olduğunu belirtmiştir. 02 ile başlayan hattın iş yerine ait olduğunu söylemiştir. Kendisini cemaatten arayan kimsenin olmadığını, örgüte para vermediğini ve işçi olarak çalıştığını eklemiştir.
Tanık O. yeminli beyanında ekranda gördüğü şahsı tanımadığını söylemiştir.
Tanık, M. isimli birini de tanımadığını belirtmiştir. Kaportacı olarak çalıştığını, hakkında yürütülen bir dava bulunmadığını söylemiştir. Cemaatle ilgisinin olmadığını, hattın kendisine ait olduğunu belirtmiştir. Ardışık aranmaya ilişkin bilgisi bulunmadığını, esnaf olduğu için aranmış olabileceğini ve aramanın örgütsel olmadığını söylemiştir. Kendisini kimin aradığını bilmediğini de eklemiştir.
Tanık R. yeminli beyanında H.'nin eşinin arkadaşı olduğunu söylemiştir.
Tanık, ev aramak için Yenimahalle'ye gittiğini belirtmiştir. KPSS kursuna gittiğini, denemeden çıktığını söylemiştir. Mesai sonuna doğru eşini aramak için telefonuna baktığında şarjının bittiğini anlatmıştır. Bunun üzerine sabit hattan eşini aradığını, ulaşamayınca H.'yi aradığını belirtmiştir.
Karara Esas Alınan Deliller
DELİLLER
Karara esas alınan deliller sınırlıdır. Savunma ile kolluk tespit ve tutanakları dosyadadır. HTS analizine ilişkin rapor incelenmiştir. Ankesör araması soruşturmaları ve askeri mahrem yapı açıklaması da değerlendirilmiştir. Bu kapsamdaki etkin pişmanlık beyanları ile sanık hakkındaki beyanlar dosya kapsamındadır.
Mahkeme Delilleri Nasıl Değerlendirdi?
OLAY, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, TARTIŞILMASI VE HUKUKİ KABUL:
Mahkeme öncelikle sanığa isnat edilen ardışık aramayı etraflıca incelemiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/5526 esas ve 2019/6842 karar ile 2019/1582 esas ve 2019/6838 karar sayılı ilamlarına dayanmıştır. Bu kararlarda askeri mahrem yapılanma ve ankesör araması yöntemi ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/5526 Esas ve 2019/6842 Karar sayılı kararında özetle;
“FETÖ Askeri Mahrem Yapılanmasında, öncelikle iletişimde Randevulaşma sisteminin esas
alındığı, Randevulaşma sisteminin bir örgüt mahrem sorumlusunun, bir öğrenci ile(askeri personel) kontrol, buluşma veya toplantı amacı ile bir araya gelmesi ve bir sonraki görüşmenin o gün netleştirilmesi olduğu, örgütsel gizliliğin sağlanmasını teminen “dışardan bir telefon bulup arama” metodunun örgüt içinde özel bir iletişim şeklinin ortaya çıkmasına yol açtığı, her ne kadar iletişimde esas olan usulün “Randevulaşma Sistemi” olduğu kabul edilse de örgütün mahrem sorumlularının, sevk ve idaresi altındaki askeri personel ile deşifre olmayı engellemek maksadı ile irtibat kurma yollarından birisinin de; “Kamuya açık ve birbirinden bağımsız Market, Büfe, Kırtasiye, İddia Bayii ve Lokanta gibi işletmelerde bulunan ve ücret karşılığı kullanılan sabit (kontörlü/voip) hatlar ile Türk Telekom’a ait Ankesörlü telefon hatlar” olduğunun tespit edildiği, örgütsel gizliliğin sağlanması için örgütün askeri mahrem yapılanmasında; Ardışık Arama(Yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra),Periyodik Arama(Farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde) ve Tek Arama şeklinde iletişimin gerçekleştirildiği ve irtibat sağlandığının saptandığı, yapılan soruşturma ve kovuşturmalar sırasında elde edilen bilgilerden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün “Mahrem Yapısı” içerisinde faaliyet gösteren örgüt mensuplarının, kendi sorumlulukları altında bulunan asker şahısların telefon numaralarını, deşifre edilmelerinin önlenmesi ve örgütsel faaliyetlerinin sürdürülebilir olması amacıyla şifreleme metotları kullanarak kaydettiklerinin de tespit edildiği, bu metotların özetle On (10) Rakamına Tamamlama;Sondan İkili Rakam Bloklarını Çapraz Yer Değiştirme;Rakam Bloklarını Ters Yazma;Sondan 4 üncü Rakamı Dört (4) Arttırma;Sondan 2 nci ve 4 üncü Rakamı Yer Değiştirme;Telefon Numarasını Oluşturan Rakamlara
Kararda örgütün, sorumluluğundaki asker şahısların telefon numaralarını şifreleme yöntemleriyle kaydettiği belirtilmiştir. Kullanılan yöntemler arasında on rakamına tamamlama, sondan ikili rakam bloklarını çapraz yer değiştirme ve rakam bloklarını ters yazma sayılmıştır. Sondan dördüncü rakamı dört artırma, sondan ikinci ve dördüncü rakamı yer değiştirme, rakamlara bir ekleme bir çıkarma yöntemleri de anılmıştır. Numarayı kredi kartı numarasına benzetme, operatör kodunu il alan koduna çevirme, doksan dokuza ve yüze tamamlama ile çaprazlama yöntemleri de tespit edilmiştir.
Kararda ayrıca örgütün, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki mensuplarının çok azına kriptolu haberleşme programı yüklediği belirtilmiştir. Geri kalan mensuplarla büfe, market ve benzeri yerlerdeki ücretli veya kontörlü telefonlarla haberleşildiği açıklanmıştır. Örgütsel irtibatta asıl yöntemin yüz yüze görüşme olduğu, bir sonraki görüşmenin yer ve tarihinin bu sırada belirlendiği ifade edilmiştir. Bu mümkün olmadığında her asker şahsın farklı ankesör ya da sabit hatlardan gezerek aranmak suretiyle irtibat kurulduğu belirtilmiştir.
Kararda arama işleminin genellikle tek taraflı ve kısa süreli olduğu vurgulanmıştır. Aramayı sorumlu şahısların yaptığı, asker şahsın karşı arama yapmadığı açıklanmıştır. Aranan askeri personelin büyük kısmının rütbe bakımından denk olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde kuvvetlerin de denk olduğu belirtilmiştir. Her sivil yöneticinin sorumluluğunda birden fazla hücre bulunduğu, hücrelerin iki veya üç asker şahıstan oluştuğu ifade edilmiştir.
Tek bir ankesör ya da sabit hattan farklı asker şahısların arka arkaya aranması, aramanın örgütsel olduğu kanısını güçlendiren bir ölçüt sayılmıştır. Kararda bu tür ardışık aramaların, mahrem sorumlunun tedbirsizliğinden kaynaklandığı da belirtilmiştir. Aramaların kısa olmasının nedeni, kararlaştırılan görüşmenin teyidi veya değişikliğin bildirilmesi olarak açıklanmıştır. Aramaların genellikle mesai saatleri dışında yapıldığı ifade edilmiştir. Sorumlu şahsın, hedefleri gizlemek için ilgisiz kişileri de aradığı belirtilmiştir. Görüşmelerin on beş günde, ayda veya iki ayda bir gerçekleştiği açıklanmıştır. Bu ölçütler, bir ankesör araması kaydının örgütsel sayılıp sayılamayacağını belirler.
Cep telefonu kullanımı hayatın olağan akışına uygundur. Buna karşılık market, büfe, kırtasiye ve lokanta gibi işletmelerdeki ücretli sabit hatlar ile ankesörlü hatlardan asker şahıslara gezerek ya da ardışık biçimde yapılan aramalar farklı değerlendirilmiştir. Mahkeme, bu tür bir ankesör araması yönteminin örgütün gizlilik kuralına uygun bir irtibat yolu olduğu kanaatine varmıştır.
Bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağında kuşku yoktur.” hususları ifade edilmiştir.
Dosya Kapsamında Hangi Tespitler Yapıldı?
Dosyamız sanığı kapsamında tüm dosya içeriği incelendiğinde;
*Samsun Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 19/02/2020 tarihli yazısı ekinde bulunan HTS inceleme ve tespit tutanağına göre, sanığın Samsun ilinde …..le ardışık olarak arandığı;
*Sanığın kullandığı GSM numarası ile HTS listesi alınan toplam3 (üç) ankesör – ücretli sabit telefon ile 14 (on dört) irtibatının bulunduğu, sanığın bu aramalardan 5 dakika öncesi/sonrası yapılan ardışık arama kaydının bulunduğu;
*02/12/2019 tarihli tutanak ile sanığın Bylock kaydının bulunmadığı, *03/03/2019 tarihli havuz sorgusunda sanığın Bank Asya kaydının bulunmadığı, dernek ve sendika üyeliğinin bulunmadığı,
*24/09/2019 tarihli Samsun Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan tutanak ile şahıs EGM personeli olmadığından hakkında örgüt kodlaması şeklinde veri bulunmadığı,
*02/10/2020 tarihli Hakkari Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan tutanak ile sanığın Hakkari ilinden ardışık arama kaydı bulunmadığı,
*22/10/2020 tarihli Tunceli Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan tutanak ile sanığın Tunceli ilinden ardışık arama kaydı bulunmadığı ancak bir adet tekil arama kaydının bulunduğu,
*Sanık hakkında M…….ır isimli şahısların etkin pişmanlık kapsamında teşhiste bulunduğu, hususları tespit edilmiştir.
Mahkeme Hangi Sonuca Ulaştı?
Tüm dosya kapsamı ve dosyada mevcut tüm deliller incelendiğinde, sanığın kullandığı GSM numarası ile Samsun ilinde HTS listesi alınan toplam3 (üç) ankesör – ücretli sabit telefon ile 14 (on dört) irtibatının bulunduğu; sanığın bu aramalardan 5 dakika öncesi/sonrası yapılan ardışık arama kaydının bulunduğu ve sanık hakkında 2 farklı şahsın fotoğraf teşhisi bulunduğu iddiası ile kamu davası açıldığı, bu hususta ardışık arama kaydında isimleri geçen şahısların tanık sıfatı ile Mahkememizce dinlendiği, ancak dinlenen şahıslardan A.. fırıncı olarak çalışmakta olup askeri personel sıfatını taşımadığı, aynı şekilde O..isimli şahsın dinlendiği ve kaportacı olarak çalışmakta olup askeri personel sıfatını taşımadığı, ayrıca yine askeri personel olmayan İ.. yargılamayı uzatmamak adına beyanlarının dosyaya bir yenilik katmayacağı düşünülerek dinlenilmesinden vazgeçildiği, askeri personel olmayan sivil vatandaşların ardışık arama kriterlerine uymadığı bu sebeple dinlenen tanıkların sanık aleyhine delil teşkil etmediği, dosyada ardışık arama kaydı olarak tespit edilen şahıslardan yalnızca H….n askeri personel olarak görev yaptığı, sanığı tanıdığı ancak örgütsel faaliyeti hakkında bir bilgisi veya görgüsü bulunmadığı, ayrıca sanığın istikrarlı şekilde H…’i ve kendisini eşinin sabit hattan aradığını beyan ettiği, tanık olarak dinlenen sanığın eşi R…’ın bu durumu doğrular nitelikte eşini sabit hattan aradığını, bazı zamanlar eşine ulaşamaması sebebi ile tanık Ha..’i aradığını bu sebeple ardışık olarak aranmış görünüyor olduklarını beyan ettiği, dinlenen tanık beyanları ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ardışık olarak kabul edilebilecek tek aramanın örgütsel bir arama olmadığına kanaat getirildiği, ayrıca sanık hakkında M….ve A.isimli şahısların etkin pişmanlık kapsamında fotoğraf teşhisinde bulunduğu, Mahkememizce M.. ve A…n tanık olarak dinlendiği, tanık M… sanığın örgütsel faaliyetine ilişkin bildiği hususların 2001 yılına, tanık Aın sanığın örgütsel faaliyetlerine ilişkin bildiği hususların ise 2001-2006 tarihlerine ait bilgi ve görgüden ibaret olduğu, bu sebeple 2001-2006 yılları arasındaki faaliyetlerin sanık hakkında örgüt üyesi olduğuna kanaat getirmek için yeterli delil kabul edilemeyeceği, 02/12/2019 tarihli tutanak ile sanığın Bylock kullanmadığının, 03/03/2019 tarihli tutanak ile de Bank Asya kaydının, dernek ve sendika üyeliğinin bulunmadığının anlaşıldığı; tüm bu hususlar dikkate alındığında iddianamede bahsi geçen ardışık arama kayıtlarının Yargıtay içtihatları doğrultusunda aranan ardışık arama kriterlerine uygun olmadığı, yalnızca tek bir aramanın kriteri sağladığı ancak bu hususun da Mahkememizce dinlenen tanık beyanları ile şüpheli hale geldiği, 2001-2006 tarihlerinden sonra da sanığın fetö terör örgütü ile irtibatının ve iltisakının bulunduğuna dair dosya kapsamında delil bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi karşısında sanığın ardışık arandığına dair kesin ve net bir kanaate varılamadığı, kaldı ki bu konuda eylemlerde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk kriterlerinin aranması gerektiğine yönelik birçok Yargıtay içtihadının bulunduğu, somut olayda sanık açısından süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarının gerçekleşmediği, dosya kapsamında mevcut delillere göre sanığın FETÖ örgütünün hiyerarşisine etkin şekilde dahil olup örgütsel eyleminin tespit edildiğini gösterir herhangi maddi bir delile ulaşılamaması nedeniyle sanığın atılı suçu işlediği hususunda şüphe oluştuğu, bu şüphe karşısında sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla sanığın CMK 223/2-e maddesi gereğince atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekmiştir.
İzah edilen gerekçelerle aşağıdaki hüküm Türk Milleti adına kurulmuştur.
Hüküm Fıkrası Nasıl Kuruldu?
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır. İddianamenin dayanağı ankesör araması kaydı ile tanık beyanlarıdır.
Sevk maddeleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 314/2, Terörle Mücadele Kanunu 5/1 ile TCK 53, 58/9 ve 63. maddeleridir. Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilememiştir. Bu nedenle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATINA karar verilmiştir.
İkinci olarak sanığın kişi hürriyetinden yoksun kaldığı süre değerlendirilmiştir.
CMK'nın 142/1-2 maddesi uyarınca tazminat isteminin nerede karara bağlanacağı hatırlatılmıştır. İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde incelenir. O yer mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise en yakın yer ağır ceza mahkemesi görevlidir. Talep, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılır. CMK'nın 141/1-e maddesine göre beraat edenler maddi ve manevi zararlarını Devletten isteyebilir.
“(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”
Üçüncü olarak vekalet ücretine hükmedilmiştir. Sanık kendisini müdafi ile temsil ettirmiştir. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 6.810,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine karar verilmiştir.
Dördüncü olarak kararın kesinleşmesi hâlinde bir örneğinin bildirilmesi kararlaştırılmıştır.
Bildirim, 5320 sayılı Kanunun 16. maddesi gereğince soruşturmada görev alan kolluk birimine yapılacaktır.
Beşinci olarak sanık hakkındaki adli kontrol tedbirleri ele alınmıştır.
Beraat kararı verildiğinden tedbirlerin KALDIRILMASINA hükmedilmiştir.
Altıncı olarak yargılama giderleri karara bağlanmıştır. Sanığın kusurundan ileri gelen gider bulunmamaktadır. Bu nedenle CMK'nın 327/1 ile 324-330. maddeleri gereğince giderlerin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Dair yüze karşı verilen kararın tefhiminden, yoklukta verilen kısa karara ait gerekçeli kararıntebliğinden itibaren verilen hüküm yedi gün içinde mahkememize verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere katibe yapılacak sözlü başvuru veya ceza infaz kurumuna veya tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle istinafa tabii olup Van Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere,Cumhuriyet Savcısının huzurunda ve sanık ve sanık müdafinin yüzüne karşı mütalaaya aykırı olarak oy birliği ile verilen karar açıkça okunup gerekçesi ana çizgileri ile anlatıldı.11/11/2020
Kararı 139844 sicilli başkan, 190409 ve 234792 sicilli üyeler ile 223140 sicilli katip imzalamıştır.
Karar elektronik imzalıdır.
Ankesör Araması Dosyasında Savunma Nasıl Kurulur?
Savunmanın ilk adımı HTS kayıtlarının teknik incelemesidir. Arama sayısı, saat aralığı ve arayan hattın kime ait olduğu tek tek çıkarılır. Ankesör araması kaydının hangi ilde ve hangi tarihte oluştuğu belirlenir. Kayıtta adı geçen kişilerin mesleği ve rütbesi ayrıca sorgulanır.
İkinci adım aramanın gerçek nedenini ortaya koymaktır. Aile bireyleri, iş yeri sahipleri ve esnaf tanık olarak dinletilebilir. Bu dosyada da eşin sabit hattan arama yaptığı beyanı sonucu değiştirmiştir. Ankesör araması kaydının olağan bir irtibattan doğduğu gösterilebiliyorsa örgütsel nitelik tartışmalı hâle gelir.
Üçüncü adım tanık beyanlarının dönemini tartışmaktır. Uzak geçmişe ait bilgi ve görgü, örgüt üyeliğinin kanıtı sayılmaz. Beyan sahibinin sanıkla husumeti bulunup bulunmadığı da sorulur. Ankesör nedeniyle ihraç ve göreve iade kararı örneği, ankesör araması iddiasının idari sonuçlarını gösterir.
Ankesör Araması Konusunda Avukat Desteği
Ankesör araması iddiasına dayanan dosyalarda izlenecek yol, kayıtların içeriğine göre değişir. Arama sayısı, ardışık aranan kişilerin sıfatı, hattın kime ait olduğu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilir. Bu nedenle her dosya kendi verileriyle incelenir.
Dosyanıza özgü bir değerlendirme için Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme talep edebilirsiniz. Ankesör araması dosyanıza ilişkin sorularınızı ücretsiz soru formumuz üzerinden de iletebilirsiniz. Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir ve somut dosya hakkında sonuç içermez.
Bu kararda kanıtlamamıştır. Beyanlar 2001-2006 yıllarına ait bilgi ve görgüye dayandığı için yeterli görülmemiştir. Uzak geçmişe ait anlatım tek başına örgüt üyeliğini ortaya koymaz.
Ankesörden aranan kişilerin sivil olması sonucu etkiler mi?
Etkiler. Yargıtay ölçütlerinde aranan kişilerin askeri personel olması ve büyük kısmının rütbe bakımından denk bulunması örgütsel niteliği güçlendiren belirtiler olarak görülür. Fırıncı veya esnaf gibi sivillerin aranması olağan irtibat sayılabilir.
Beraat eden kişi tazminat isteyebilir mi?
CMK'nın 141. maddesindeki şartlar varsa tazminat istenebilir. İstem, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılır. Her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl geçmemelidir. Beraat nedeniyle tazminat istemi 2024'ten beri 6384 sayılı Kanun uyarınca Tazminat Komisyonuna yapılır (CMK md. 142/2).
Beraat kararına karşı hangi kanun yoluna başvurulur?
Bu dosyada karar, istinaf yolu açık olarak verilmiştir. Bu dosyadaki 2020 tarihli kurala göre süre tefhim veya tebliğden itibaren yedi gündü. Bugün CMK md. 273/1 uyarınca istinaf, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye yapılır.
Ceza Hukuku
BAHİS SİTESİ DOLANDIRICILIĞI
Bahis sitesi dolandırıcılığı, gelişen teknolojinin ve sosyal medya kullanımının getirdiği reklamlar ve benzeri birtakım metodlar ile kişilerin dolandırılmasını ifade eder. Yasa dışı bahis sitesi dolandırıcılığı konusunda avukatlarımızı arayabilirsiniz.