Hukuk büromuzca Ceza ve İdari Dava sürecini yürüttüğümüz müvekkil hakkında Van 4. İdare Mahkemesince YD kararı verilmiştir. Karar Ek te sunulmuştur. T.C. VAN 4. İDARE MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/… YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI İSTEYEN (DAVACI) : …… VEKİLİ : AV.
Ankesör ihraç göreve iade kararı, ardışık arama iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan kişilerin aradığı sonuçtur. Aşağıda Van 4. İdare Mahkemesinin verdiği yürütmenin durdurulması kararı yer alır. Kararda tek delilin altı adet ardışık arama kaydı olduğu belirtilmiştir. Karar, ankesör ihraç göreve iade tartışmasının idari yargıdaki seyrini gösterir.
Karara Konu Olayın Özeti
Hukuk büromuz bu dosyayı iki cephede yürüttü. Hem ceza yargılamasını hem de idari davayı takip ettik. Van 4. İdare Mahkemesi sonuçta yürütmeyi durdurdu. Kararın metni aşağıda yer alıyor.
T.C. VAN 4. İDARE MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/…
YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI İSTEYEN (DAVACI) : …… VEKİLİ : AV. ABDULLAH ENES BALTACI -UETS[16951-59355-63897]
KARŞI TARAF (DAVALI) : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI / ANKARA VEKİLİ : AV. DİDEM ÖZYÜCEL
İstem ve Savunmanın Özeti
İSTEMİN ÖZETİ : Davacı, Hakkari ilinde üsteğmen olarak görev yapıyordu. Davalı idare onu FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı gördü. Bu gerekçeyle davacıyı kamu görevinden çıkardı. İşlem, Bakan oluru ile tesis edildi. İşlemin tarihi 24.08.2021, sayısı 2021/97 idi. Dayanak ise 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesidir. Davacı bu iddiayı kabul etmemektedir. Hiçbir terör örgütüne üye ya da mensup olmadığını ileri sürer. Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2021/… sayılı dosyası da derdesttir. Davacı bu dosyada beraat edeceğini öngörmektedir. Ona göre işlem hukuka aykırıdır. Bu nedenle işlemin iptalini ister. Ayrıca yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarını talep eder. Talep, yasal faizi de kapsar.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Davalı idare savunmasında şu hususları ileri sürmüştür. Davacı hakkında bilgi ve belgeler edinilmiştir. Bunlar Geçici 35. madde kapsamında değerlendirilmiştir. Dava konusu işlem bu değerlendirme sonucunda tesis edilmiştir. İdareye göre bazı kişilerin görevden çıkarılması zaruridir. Bunlar terör örgütleriyle bağı değerlendirilen kimselerdir. Millî güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapılarla bağ da aynı sonucu doğurur. Bağ üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat olabilir. İdareye göre davacı devlete sadakat yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu nedenle işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yürütmenin Durdurulması Şartları
Karar veren Van 4. İdare Mahkemesi dosyayı inceledi. İncelemenin dayanağı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunudur. Kanunun 27. maddesi bu usulü düzenler. Mahkeme, yürütmenin durdurulması istemi hakkında işin gereğini görüştü.
Yürütmenin durdurulması şartlarını 2577 sayılı Kanunun 27. maddesinin 2. fıkrası belirler. Fıkra iki şart arar. Bu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Birinci şart telafisi güç veya imkânsız zarardır. Zarar, idari işlemin uygulanmasından doğmalıdır. İkinci şart ise işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır. Danıştay ve idare mahkemeleri o zaman yürütmeyi durdurabilir. Karar, davalı idarenin savunması alındıktan sonra verilir. Savunma süresi geçmişse mahkeme yine karar verir. Mahkeme kararında gerekçe göstermek zorundadır. Ayrıca mahkeme her iki şartı da ayrı ayrı tartışır.
Kararın Dayandığı Anayasa Hükümleri
Mahkeme önce Anayasanın ilgili hükümlerini aktardı. Anayasanın 2. maddesi Cumhuriyetin niteliklerini sayar. Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına saygılı bir Devlettir. Devlet ayrıca demokratik, laik ve sosyaldir. Bir hukuk devleti olması da bu niteliğe dâhildir. Bu nitelikler Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanır. Anayasanın 5. maddesi ise Devletin amaç ve görevlerini düzenler. Devlet, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü korur. Ülkenin bölünmezliğini korumak da bu görevin içindedir. Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak yine Devletin işidir. Devlet, kişilerin ve toplumun refahını, huzurunu ve mutluluğunu sağlar. Temel hak ve hürriyetleri sınırlayan engelleri kaldırmak da görevidir. Bu engeller siyasal, ekonomik ve sosyal nitelikte olabilir. Söz konusu engeller hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmaz. Devlet ayrıca insanın maddî ve manevî gelişimi için gerekli şartları hazırlar.
Anayasanın 6. maddesi egemenliği düzenler. Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti egemenliğini yetkili organları eliyle kullanır. Bu kullanım Anayasanın koyduğu esaslara göre olur. Egemenlik hiçbir kişiye veya zümreye bırakılamaz. Bir sınıfa bırakılması da mümkün değildir. Hiçbir kimse kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. Aynı yasak organlar için de geçerlidir.
Anayasanın 10. maddesi kanun önünde eşitliği güvence altına alır. Herkes dil, ırk, renk ve cinsiyet ayrımı olmadan eşittir. Siyasi düşünce de bir ayrım sebebi olamaz. Felsefi inanç, din ve mezhep yine ayrım doğurmaz. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlar. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler için tedbir alınabilir. Bu tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Aynı kural şehit yakınları için de geçerlidir. Malul ve gaziler yine bu kapsamdadır. Hiçbir kişiye veya aileye imtiyaz tanınamaz. Zümre ve sınıflar için de imtiyaz yoktur. Devlet organları bütün işlemlerinde eşitlik ilkesine uyar. İdare makamları da aynı ilkeye bağlıdır.
Anayasanın Bağlayıcılığı ve Hakların Sınırı
Anayasanın 11. maddesinin 1. fıkrası Anayasanın bağlayıcılığını belirtir. Anayasa hükümleri temel hukuk kurallarıdır. Bu kurallar yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar. İdare makamları ve kişiler de aynı kurallara tabidir. Anayasanın 14. maddesinin 1. fıkrası ise bir yasak getirir. Temel hak ve hürriyetler kötüye kullanılamaz. Hiçbir hak, Devletin bölünmez bütünlüğünü bozmak için kullanılamaz. Aynı yasak laik Cumhuriyeti ortadan kaldırma amacı için de geçerlidir. Anayasa hükümleri bu hakları yok etme amacına imkân vermez. Hakların daha geniş sınırlandırılması da yorumla türetilemez.
Kamu Hizmetine Girme ve Sadakat
Anayasanın 70. maddesi kamu hizmetine girme hakkını tanır. Her Türk bu hakka sahiptir. Hizmete alınmada yalnız görevin gerektirdiği nitelikler aranır. Başka hiçbir ayırım gözetilemez. Anayasanın 129. maddesinin 1. fıkrası ise sadakat yükümlülüğü getirir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasaya sadık kalır. Kanunlara sadakat de bu yükümlülüğün parçasıdır.
Anayasa Hükümlerinden Çıkan Sonuç
Aktarılan Anayasa hükümlerinden şu sonuçlar çıkar. Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına saygılı bir hukuk devletidir. Devlet ayrıca demokratik, laik ve sosyaldir. Temel amaç, ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumaktır. Demokrasiyi korumak da bu amacın parçasıdır. Kişilerin refahı, huzuru ve mutluluğu yine gözetilir. Anayasadaki haklar bu bütünlüğü bozmak için kullanılamaz. Devlet egemenliği belli bir zümreye bırakılamaz.
Bu sonucun kamu hizmetine yansıması açıktır. Kamu hizmeti belli bir zümrenin menfaatine yürütülemez. Böyle bir davranışa girilmesi mümkün değildir. Kamu hizmetine alınmada nitelik esaslı bir ayrım yapılabilir. Ayrım, görevin gerektirdiği niteliklere dayanır. Kamu gücü kullanan görevliler tarafsız davranmak zorundadır. Bu görevlilerin Devlete sadakat yükümlülüğü de vardır. Sadakat ve tarafsızlığa aykırı davranış görevle bağdaşmaz. Devlet böyle kişilerle kamu hizmetini yürütmeye zorlanamaz. Aynı sonuç haklı ve objektif kanaat uyandıran kişiler için de geçerlidir. Bu kişiler kamu hizmetine alınmayabilir. Kamu hizmetinden çıkarılmaları da Devletin yetkisindedir. Özetle Anayasa, kamu görevinde tarafsızlığı zorunlu kılar.
Geçici 35 inci Maddenin Kapsamı
İşlemin dayanağı 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamedir. Kararnamenin Geçici 35. maddesi bu konuyu düzenler. Madde, 7145 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişti. Değişiklik 31.07.2018 tarihinde yayımlandı. Resmî Gazete sayısı 30495 idi. Hüküm yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Maddenin (b) fıkrası üç yıllık bir süre öngördü. Fıkra, terör örgütleriyle bağı olan personeli kapsar. Söz konusu bağ üyelik veya mensubiyet olabilir. İltisak ya da irtibat da yeterlidir. Aynı kapsama başka yapılar da girer. Bunlar, Millî Güvenlik Kurulunca millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen oluşum ve gruplardır. Öte yandan fıkra üç yıllık bir süreyle sınırlıdır. Fıkra bu süre içinde uygulanır.
Statülere Göre Yetkili Makamlar
Fıkra personeli statüsüne göre ayırdı. Askerî personel için yetki Milli Savunma Bakanındadır. Kanun ilk olarak 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununu sayar. Bu personel Bakan onayı ile kamu görevinden çıkarılır. Aynı usul 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu için de geçerlidir. Söz konusu personelin Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilmesi gerekir. Kanun ayrıca 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Kanunu sayar. Bu Kanuna tabi sözleşmeli subay ve astsubaylar da Bakan onayı ile çıkarılır. Usul, 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanununda da değişmez. Milli Savunma Bakanına bağlı personel yine Bakan onayı ile çıkarılır.
Kolluk personeli için karar mercii farklıdır. Jandarma Genel Komutanlığı personeli İçişleri Bakanının onayı ile çıkarılır. Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli de aynı usule tabidir. Emniyet Genel Müdürlüğü personeli yine bu kapsamdadır. Akademik personel bakımından yetki Yükseköğretim Kurulundadır. Kanun burada 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununu esas alır. Karar, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine verilir. Yükseköğretim kurumlarındaki 657 sayılı Kanuna tabi personel için usul ayrıdır. Bu personel üniversite yönetim kurulu kararıyla çıkarılır. Teklifi kurumun en üst yöneticisi verir. Yükseköğretim üst kuruluşlarında ise Yükseköğretim Kurulu karar verir.
Diğer Kamu Personeli Bakımından Usul
Mahalli idareler personeli için ayrı bir kurul vardır. Kurula vali başkanlık eder. Kurulun üyelerini de vali belirler. Bu personel İçişleri Bakanının onayıyla çıkarılır. Kanun koyucu diğer personel için genel bir usul öngördü. Usul, 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi personeli kapsar. Her türlü kadro, pozisyon ve statü bu kapsamdadır. İşçi statüsü de kapsam dışında değildir. Teklifi, kurumun en üst yöneticisi başkanlığındaki kurul verir. Kurulu ilgili bakan oluşturur. İşlemi yine ilgili bakan onaylar. Bazı kurumlar hiçbir bakanlığa bağlı değildir. Oralarda teklifi birim amiri yapar. İşlemi ise atamaya yetkili amir onaylar.
Dava Dosyasında Tespit Edilen Olgular
Dava dosyasının incelenmesinden şu hususlar anlaşılır. Davacı Hakkari ilinde üsteğmen olarak görev yapmaktadır. Bakanlık oluruyla bir kurul oluşturulmuştur. Kurul, idareye intikal eden bilgi ve belgeleri incelemiştir. Kurula göre davacının terör örgütleriyle bağı vardır. Bu bağ üyelik veya mensubiyet düzeyinde olabilir. İltisak ve irtibat da aynı sonucu doğurur. Söz konusu örgütler Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunmaktadır. Bu nedenle idare, davacı hakkında işlem başlatmıştır.
Kurul bunun üzerine davacıdan savunma istemiştir. Savunma süresi yedi gündür. İstemin dayanağı yine Geçici 35. maddedir. Davacıya bir uyarı da yapılmıştır. Savunma yapılmazsa bu haktan vazgeçilmiş sayılacaktır. Kurul daha sonra savunmayı değerlendirmiştir. Kurula göre dosyada kesin ve yeterli somut bulgu vardır. Bulgular kamu görevinden çıkarmayı gerektirecek derecededir. Kurul, bu bulguların sübuta erdiği kanaatine varmıştır. İşlem Bakan oluru ile tesis edilmiştir. İşlemin tarihi 24.08.2021, sayısı 2021/97 olmuştur. Davacı, Geçici 35. maddenin (B) bendi uyarınca çıkarılmıştır. Bakılmakta olan dava bu işlemin iptali için açılmıştır.
Yukarıdaki mevzuat hükümleri şu düzenlemeyi içerir. Terör örgütleriyle bağı olan personel kamu görevinden çıkarılabilir. Bağın başka yapılarla kurulması da yeterlidir. Bunlar millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen oluşum ve gruplardır. Bağ üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat olabilir. Düzenleme 657 sayılı Kanuna tabi personeli kapsar. Diğer mevzuata tabi personel de kapsamdadır. Her türlü kadro, pozisyon ve statü sayılır. İşçi statüsü de bunlara dâhildir. Teklifi, kurumun en üst yöneticisi başkanlığındaki kurul verir. Kurulu bağlı veya ilgili olunan bakan oluşturur. İşlemi ilgili bakan onaylar. Bu itibarla yetki ve usul kanunla belirlenmiştir.
Mahkemenin İltisak ve İrtibat Değerlendirmesi
İşlemin dayanağı yukarıda aktarılan Kanun Hükmünde Kararnamedir. Düzenleme doğrudan bir terör bağı aramaz. Terör faaliyetleriyle bağ kurulması şart değildir. Darbe teşebbüsüyle bağ da aranmamıştır. Yeterli olan, belirli yapılarla bağ kurulmasıdır. Bu yapılar Milli Güvenlik Kurulunca millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilenlerdir. Bağın üyelik veya mensubiyet olması zorunlu değildir. İltisak ya da irtibat düzeyi de yeterlidir. Bu nedenle davacının örgütle bağı ayrıca irdelenmelidir. Bağın hangi düzeyde olduğu da tartışılır. Ancak bu değerlendirme somut bilgi ve belgeye dayanmalıdır.
Zira çıkarma nedenleri üyelik ve mensubiyetle sınırlı değildir. İltisak, bir yapıyla yapışıkmış gibi hareket etmeyi anlatır. Gönüllü şekilde tabi olma da iltisak sayılır. Olayları aynı bakış açısıyla değerlendirmek yine bu kapsamdadır. Eylemlerini bir grubun talimatına göre yapmak da iltisaktır. Kişi bunu yaparken dünyevi ya da uhrevi fayda umabilir. İrtibat ise farklı bir hali anlatır. Kişi bir çıkar ilişkisi nedeniyle davranışını belirler. Bu belirleme gönüllü veya gönülsüz olabilir. Mesajlar bireysel iletişimle gelebilir. Basın ve sosyal medya paylaşımları da aynı işlevi görür. İltisak ve irtibat ceza yargılamasının ilgi alanında değildir. Buna karşılık idari işlemin hukuki gerekçeleri arasındadır. Bu nedenle beraat kararı incelemeyi bitirmez. İdari yargı yeri işlemi irtibat ve iltisak yönünden de değerlendirir.
Anayasa Mahkemesinin 2016 Tarihli Kararı
Yukarıdaki açıklamalar bir sonuca ulaştırır. Ceza yargılamasındaki karar iptal davasını engellemez. Bu karar davacı lehine hüküm kurmayı da zorunlu kılmaz. Anayasa Mahkemesi de benzer bir değerlendirme yapmıştır. Mahkemenin kararı 04/08/2016 tarihlidir. Karar 2016/6 Değişik İş ve 2016/12 karar sayısını taşır. Dayanak, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesidir. Maddede sayılan yargı mensupları arasında Anayasa Mahkemesi üyeleri de vardır.
Karara göre meslekten çıkarma tedbiri iki şarta bağlıdır. Birinci şart üyenin bağının değerlendirilmesidir. Bağ, terör örgütleriyle kurulmuş olabilir. Millî güvenliğe karşı faaliyette bulunan oluşum ve gruplar da sayılır. Bağ üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat biçimindedir. İkinci şart ise karar yeter sayısıdır. Değerlendirmeyi Genel Kurulun salt çoğunluğu yapar. Tedbir için doğrudan bir terör bağı aranmamıştır. Terör faaliyeti veya darbe teşebbüsü bağı da şart değildir. Anılan yapılarla bağ kurulması yeterli görülmüştür. Bağın üyelik düzeyinde olması da zorunlu değildir.
Maddede bağın sübut derecesinde ortaya konulması aranmaz. Bağın Genel Kurulca değerlendirilmesi yeterlidir. Buradaki değerlendirme bir kanaati ifade eder. Kanaat, salt çoğunlukta oluşur. Bu kanaat cezaî sorumluluktan bağımsızdır. Kanaat yalnızca meslekte kalmanın uygunluğuna ilişkindir. Kararname belli bir delile dayanma zorunluluğu getirmez. Kanaatin dayanağını Genel Kurul takdir eder. Önemli olan keyfîlikten uzak durulmasıdır. Kurulu kanaate ulaştıran nedenler somut olaya göre değişir. Yani kanaat, serbest bir delil değerlendirmesine dayanır.
Anayasa Mahkemesine göre bu süreç bir soruşturma değildir. Anılan 667 sayılı Kararname kapsamındaki inceleme somut bir eylemi araştırmaz. İnceleme, üyenin bir yapıyla bağını konu alır. Süreç, bu konuda kanaatin oluşturulmasından ibarettir. Bu nedenle mevcut bilgi ve belgeler esas alınır. Mahkeme iki üyesi hakkında somut olayın özelliklerini gözetmiştir. Anılan yapıyla ilgiye dair sosyal çevre bilgisi de değerlendirilmiştir. Üyelerin zaman içinde oluşan ortak kanaatleri tabloyu tamamlamıştır. Sonuçta üyelerin meslekte kalmayla bağdaşmayan bağları görülmüştür. Mahkemeye göre görevde kalmaları yargının saygınlığını zedeler. Üyeler A. A. ve E. T. hakkında karar oy birliğiyle verilmiştir.
Delillerin Tek Tek İncelenmesi
Dosyadaki deliller ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Sağlıklı bir sonuç için delillerin tek tek ele alınması gerekir. Davacı örgüte üye olma suçundan yargılanmıştır. Yargılamayı Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi yapmıştır. Mahkeme 21.09.2021 tarihinde beraat kararı vermiştir. Kararın numarası D:2021/…, K:2021/.. şeklindedir. Gerekçede şu tespitlere yer verilmiştir. Sanığın örgüt üyeliğine ilişkin tek delil ardışık arama kaydıdır. Dosyada 6 adet ardışık arama kaydı bulunmaktadır. Sanıkla birlikte aranan kişiler onu tanımadıklarını söylemiştir. Sanığı tanıdığını beyan eden tek bir tanık vardır. Bu tanık da örgütsel bir faaliyete rastlamamıştır. Dosyaya başka bir delil yansımamıştır. Nitekim gerekçe, bu tek delili yetersiz bulmuştur.
Beraat kararı istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Uyap üzerinden ayrıca sorgulama yapılmıştır. Davacı hakkında adli soruşturma veya kovuşturma bulunmamaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmiştir. Davacının örgütle irtibatını gösteren başka bir belge yoktur. Bu nedenle irtibat tespit edilememiştir. Dava konusu işlem Geçici 35. maddeye dayanmaktadır. İrtibat gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Dolayısıyla idarenin dayandığı olgu doğrulanmamıştır.
Dava konusu işlem davacıyı kamu görevinden çıkarmıştır. Bu nitelik gözetildiğinde sonuç açıktır. İşlem dava boyunca uygulanmaya devam edebilir. Böyle bir durumda telafisi güç zararlar doğar. Açıklanan nedenlerle işlemin hukuka aykırılığı açıktır. Uygulanması halinde telafisi güç zarar doğacaktır. Mahkeme bu nedenle yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir. Kararın dayanağı 2577 sayılı Kanunun 27. maddesidir. Karar teminat alınmaksızın verilmiştir. Mahkeme tebligatın tamamlanmasına da hükmetmiştir. Karara karşı itiraz yolu açıktır. Süre, tebliği izleyen günden itibaren 7 gündür. İtiraz Erzurum Bölge İdare Mahkemesine yapılır. Karar 14/01/2022 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir. Bu durumda işlem, karar boyunca uygulanamaz.
Mahkeme Kararının Hukuki Değerlendirmesi
Beraat Kararının İdari Yargıya Etkisi
Ankesör ihraç göreve iade davasında ceza mahkemesinin beraat kararı idari yargıyı doğrudan bağlamaz.
İdare mahkemesi işlemi iltisak ve irtibat yönünden de incelemek zorundadır.
Bu ayrım, ankesör ihraç göreve iade dosyalarının en zor noktasıdır.
Kesinleşen beraat kararı, ankesör ihraç göreve iade dosyasının en güçlü belgelerindendir. Kapsamını ankesör ardışık arama beraat yazısı gösterir.
Ankesör ihraç göreve iade dosyasında ilk delil çoğu kez ardışık arama listesidir.
Karara göre davacıya isnat edilen tek delil altı adet ardışık arama kaydıdır.
Arama kaydı konuşmanın içeriğini göstermez; hattın kime ait olduğu da ayrıca tartışılır.
Aranan kişilerin davacıyı tanımadıklarını beyan etmesi de gerekçede yer almıştır.
Ankesör ihraç göreve iade dosyasında ceza yargılamasının ölçütleri de tartışılır; bunları Yargıtay'ın ankesör kriterleri yazısı derler.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yalçınkaya kararı, delil değerlendirmesi bakımından yeni bir tartışma açtı.
Karar ceza yargılamasına ilişkindir; buna karşılık ankesör ihraç göreve iade dosyalarındaki delil eleştirilerini de güçlendirebilir. Ayrıntısı Yalçınkaya kararının ihraçlara etkisi yazısındadır.
Göreve başlatma işlemi, ankesör ihraç göreve iade sürecinin bu aşamasında yapılır.
Karara karşı tebliğden sonraki yedi gün içinde itiraz edilebilir. İtirazı bölge idare mahkemesi kesin olarak karara bağlar.
Ankesör İhraç Göreve İade Konusunda Avukat Desteği
Göreve İade Sonrasında Özlük ve Parasal Haklar
İhraç İşleminde Dava Açma Süresi Nasıl İşler
Yürütmenin Durdurulması Kararından Sonra Ne Olur
Yalçınkaya Kararının Ankesör Dosyalarına Etkisi
Ankesör İhraç Davasında Deliller Nasıl Tartışılır
Ankesör ihraç göreve iade sürecinde izlenecek yolu yalnız mevzuat belirlemez. Dosyadaki deliller ve varsa yargısal kararlar da rol oynar. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez. Dosyanıza özgü değerlendirme isterseniz Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya soru sorma sayfamız üzerinden talebinizi iletebilirsiniz.
İdare Hukuku
Üniversite Senatosu ve Yönetim Kurulu Kararı İptal Davası
Senato ve üniversite yönetim kurulu kararlarına karşı idare mahkemesinde açılan iptal davasının süresi, yetkili mahkemesi, itiraz yolu ve yürütmenin durdurulması şartları.
Ankesör ihraç göreve iade davasında süre, işlemin yazılı bildiriminden itibaren altmış gündür.
Süre kaçırılırsa ankesör ihraç göreve iade davası usulden reddedilir; bu nedenle tebliğ tarihi ilk not edilen veridir.
Ankesör ihraç göreve iade davası, işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yer idare mahkemesinde açılır.
Ankesör ihraç göreve iade sonucunda kişi eski kadrosuna döner; yoksun kalınan parasal haklar için dava dilekçesinde ayrıca talepte bulunulur.
İşlemin dayanağı olan geçici 35 inci maddenin kapsamını 375 sayılı KHK ile ihraç yazısı ele alır. Madde bugünkü hâlini 31 Temmuz 2018 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Kanun ile almıştır. Ankesör ihraç göreve iade dosyalarının çoğu bu maddeye dayanır.