Sağlık HukukuMALPRAKTİS DAVALARINDA HASTANENİN ORGANİZASYON SORUMLULUĞU

Hastanenin organizasyon sorumluluğu, sağlık hizmetinin yalnızca hekimin bireysel hatasıyla değil; teknik altyapı, personel koordinasyonu ve yönetimsel disiplin gibi kurumsal standartlarla bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Malpraktis davasında hastanenin sorumluluğu, hastanın kabulünden taburuna kadar geçen süreçteki “objektif özen yükümlülüğüne” dayanmakta ve zararın bireysel bir hatadan mı yoksa sistemik bir aksaklıktan mı kaynaklandığını ayrıştırmaktadır. Bu kapsamda hastane yönetimi, hizmeti “hatasız işleyen bir sistem” olarak sunmakla yükümlü olup; nöbetçi doktor eksikliği veya cihaz arızası gibi organizasyonel kusurlarda, personelin eğitimli olduğunu kanıtlaması yetmemekte, sistem güvenliğini de bizzat ispat etmesi gerekmektedir. Yazımızda, hastanelerin yönetimsel ve kurumsal yükümlülükleri ile bu sorumluluğun hukuki sınırları kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.

Hastanenin organizasyon sorumluluğu

Hastanenin organizasyon sorumluluğu

HASTANENİN ORGANİZASYON SORUMLULUĞU KAVRAMI VE HUKUKİ ÇERÇEVESİ

Hastanenin organizasyon sorumluluğu, sağlık kurumunun işleyişindeki aksaklıklar nedeniyle ortaya çıkan “anonim kusur” hallerini kapsar. Malpraktis davasında hastanenin sorumluluğu, kurumun sunduğu tıbbi hizmetin organizasyonel yapısının güvenliğini sağlama yükümlülüğüne dayanır. Bu kavram, hastanenin organizasyon sorumluluğu uyarınca, işletmecinin organizasyonu kurarken, yönetirken ve denetlerken göstermesi gereken özeni ifade eder. Günümüzde sağlık hizmetlerinin ticari niteliğinin artması, hastanenin organizasyon sorumluluğu kapsamındaki kalite eşiğini yükseltmiştir. Bir malpraktis davasında hastanenin sorumluluğu, sadece bir kişinin fiiliyle değil, organizasyonel bozukluktan kaynaklanan aksaklıklarla da tetiklenir.

HASTANENİN ORGANİZASYON SORUMLULUĞUNUN DAYANAĞI

Hastanenin organizasyon sorumluluğu temelini Türk Borçlar Kanunu’nun 66/3. maddesinde yer alan işletme organizasyonuna ilişkin özen yükümlülüğünden alır. Malpraktis davasında hastanenin sorumluluğu, adam çalıştıranın sorumluluğundan ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktadır. Hastanenin organizasyon sorumluluğu, işletmenin belirli bir tehlike düzeyine ulaşmasını aramaksızın, objektif özen yükümlülüğüne aykırılığı esas alır. Hasta Hakları Yönetmeliği ise hastanenin organizasyon sorumluluğu kapsamında hastaya sunulması gereken asgari güvenlik standartlarını belirleyerek, malpraktis davasında hastanenin hukuki çerçevesini somutlaştırır.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Özen Sorumluluğu Başlıklı 66. Maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir;

“Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.”

İşbu ilgili hükmü sağlık kurumları özelinde yorumladığımızda; malpraktis davasında hastanenin kurtuluş kanıtı getirebilmesi için sadece “personelimi iyi seçtim” demesi yeterli değildir. Hastanenin organizasyon sorumluluğu gereği, hastane yönetiminin tıbbi müdahale süreçlerini, nöbet sistemini, sterilizasyon protokollerini ve acil müdahale zincirini zararı önlemeye elverişli biçimde kurduğunu ispatlaması gerekir. Eğer işletme yapısındaki bir bozukluk hastanın zarar görmesine sebebiyet vermişse, malpraktis davasında hastanenin TBK’nın 66. maddesi hükmü uyarınca kusursuz sorumluluğu gündeme gelecektir. Hasta Hakları Yönetmeliği de bu yasal dayanağı destekleyerek, hastanenin organizasyon sorumluluğu sınırlarını hastanın güvenli hizmet alma hakkı üzerinden desteklemektedir.

HASTANE–DOKTOR İLİŞKİSİ VE HİZMET KUSURU

Hastanenin organizasyon sorumluluğu ile hekimin şahsi kusuru, tıbbi uygulama hatalarında çoğu zaman iç içe geçse de hukuki nitelikleri itibarıyla birbirinden ayrılmaktadır. Malpraktis davasında hastanenin sorumluluğu, sadece hekimin teknik bir hatasından değil, hekime hatasız çalışabileceği uygun ve güvenli bir ortamın sunulmamasından da kaynaklanabilmektedir. İdare hukuku rejimine tabi olan kamu hastaneleri bakımından bu durum “hizmet kusuru” olarak adlandırılmakta ve sağlık hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde hastanenin organizasyon sorumluluğu doğrudan idarenin tazminat yükümlülüğünü doğurmaktadır.

Özellikle Anayasa m. 129 çerçevesindeki “idari güvence” ilkesi uyarınca, kamu görevlisi olan hekimlerin şahsi kusurları nedeniyle doğrudan kendilerine dava açılsa dahi, rücu ilişkisi saklı kalmak kaydıyla tazminatın asıl muhatabının idare olması, malpraktis davasında hastanenin kurumsal sorumluluğunu pekiştirmektedir. Netice itibarıyla, hekimin şahsi bir hatası tespit edilemese bile, tıbbi hizmetin organizasyonel yapısındaki sistematik bir aksaklık, hastanenin organizasyon sorumluluğu gereği hukuka aykırılık teşkil etmekte ve kurumun sorumluluğunu baki kılmaktadır.

TIBBİ MALZEME VE EKİPMAN YETERSİZLİĞİNİN SORUMLULUĞA ETKİSİ

Hastanenin organizasyon sorumluluğu çerçevesinde, sağlık kuruluşu tıbbi cihazları her an kullanıma hazır, steril ve teknolojik gelişmelere uygun şekilde güncel tutmakla yükümlüdür. Malpraktis davasında hastanenin teknik imkansızlıklar, cihaz arızaları veya sarf malzemesi eksikliği nedeniyle hastaya zarar vermesi, hukuken bir “beklenmedik hal” veya “komplikasyon” olarak değil, doğrudan organizasyonel bir eksiklik olarak nitelendirilmektedir. Tıbbi malzeme eksikliği, bozuk cihaz kullanımı veya biyomedikal bakımların aksatılması, kurumun “objektif özen borcuna” aykırı hareket ettiğinin kanıtı olup, hastanenin organizasyon sorumluluğu ihlalini oluşturur. Bu gibi durumlarda, malpraktis davasında hastanenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk esaslarına yaklaşmakta ve kurum, sistemik hatadan kaynaklanan zararı tazmin etmekle birincil derecede yükümlü kılınmaktadır.

YETERLİ VE NİTELİKLİ PERSONEL İSTİHDAM ETME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Hastanenin organizasyon sorumluluğu, tıbbi hizmetin sürekliliğini ve güvenliğini sağlamak amacıyla her branşta yeterli sayıda uzman hekim ile kalifiye yardımcı sağlık personeli istihdam etme borcunu kapsar. Malpraktis davasında hastanenin sorumluluğu, sadece personelin seçimiyle sınırlı kalmayıp, bu personelin çalışma şartlarının ve iş yükünün rasyonel bir şekilde düzenlenmesini de içerir; zira aşırı iş yükü veya personel azlığı nedeniyle meydana gelen tıbbi hatalar doğrudan bir “yönetimsel kusur” olarak nitelendirilmektedir.

Sağlık kurumunun, personelin güncel tıbbi gelişmelere uyumunu denetlememesi veya eğitim düzeyi yetersiz kişileri kritik görevlerde görevlendirmesi, hastanenin organizasyon sorumluluğu ihlalini teşkil eder. Bu bağlamda, malpraktis davasında hastanenin hukuki güvenliği, personelin görev tanımlarının netleştirilmesine, disiplinler arası koordinasyonun hatasız kurgulanmasına ve personelin profesyonel gelişiminin kurum tarafından periyodik olarak kontrol edilmesine bağlıdır.

HASTA KAYITLARININ TUTULMASI VE BİLGİLENDİRME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Hastanenin organizasyon sorumluluğu çerçevesinde, tıbbi sürecin her aşamasının eksiksiz, şeffaf ve kronolojik bir şekilde kayıt altına alınması, sağlık hizmetinin kurumsal bir disiplinle yürütülmesinin temel şartıdır. Malpraktis davasında hastanenin en önemli ispat aracı olan hasta dosyaları, sadece birer veri tabanı değil, aynı zamanda kurumun özen borcunu yerine getirdiğini gösteren hukuki belgelerdir; bu nedenle kayıtların tutulmaması veya tahrif edilmesi, hastanenin organizasyon sorumluluğu kapsamında ağır bir kusur varsayımı oluşturur.

Bununla birlikte, hastanın teşhis ve tedavi süreçleri hakkında anlaşılır bir dille aydınlatılması ve bu sürecin organizasyonel bir sistemle (uygun onam formları, tercüman desteği, mahremiyet alanı) güvence altına alınması zorunludur. Malpraktis davasında hastanenin “aydınlatılmış onam” yükümlülüğünü sadece hekimin omuzlarına bırakmayıp, bu bilgilendirmenin sağlıklı yapılabileceği kurumsal altyapıyı tesis etmesi, organizasyonel özen borcunun ayrılmaz bir parçasıdır.

ACİL SERVİS HİZMETLERİNDE ORGANİZASYON SORUMLULUĞU

Acil servisler, zamana karşı yarışılan doğası gereği hastanenin organizasyon sorumluluğu açısından en kritik ve yüksek riskli birimleri temsil eder. Malpraktis davasında hastanenin acil hastayı kapasite yetersizliği gerekçesiyle kabul etmemesi, triyaj sistemini hatalı kurgulaması veya acil müdahale ekibini hazır bulundurmaması ağır bir hizmet kusuru olarak kabul edilir. Hastanenin organizasyon sorumluluğu, saniyelerin hayati önem taşıdığı bu ortamda, personel ve ekipman arasındaki eşgüdümün hiçbir aksaklığa yer vermeyecek şekilde, önceden planlanmış protokollerle yürütülmesini şart koşar. Dolayısıyla, malpraktis davasında hastanenin acil servis yönetimi ve kriz anlarındaki organizasyonel refleksi, yargı makamları tarafından rutin sağlık hizmetlerine oranla çok daha sıkı ve tavizsiz bir denetime tabi tutulmaktadır.

YARGITAY KARARLARINDA HASTANELERİN ORGANİZASYON SORUMLULUĞU

Yargıtay, istikrar kazanan kararlarında hastanenin organizasyon sorumluluğu ilkesini “objektif özen borcu” olarak tanımlamaktadır. Malpraktis davasında hastanenin sorumlu tutulması için bireysel bir hekim hatasının tespit edilememesi durumunda, Yargıtay sistemik eksiklikleri, yani anonim kusuru araştırmaktadır. Yüksek mahkeme, sağlık hizmetinin sunumu sırasında organizasyonun işleyişindeki aksaklıkları bizzat kurumun kusuru kabul etmektedir.

Örneğin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2018/3642 E. ve 2019/10100 K. sayılı ilamında; hastanede kapılan enfeksiyonlar veya ameliyat sırasında teknik ekipmanın yetersiz kalması gibi durumlar doğrudan hastanenin organizasyon sorumluluğu kapsamında değerlendirilmiştir. Kararda, hastanenin sadece “personelimi iyi seçtim” diyerek sorumluluktan kurtulamayacağı, aksine malpraktis davasında hastanenin tüm işleyişi denetlediğini ispat etmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2021/3452 E. ve 2021/8760 K. sayılı güncel kararlarında; “hizmetin anonimleştiği” durumlarda, yani hatanın tam olarak hangi personelden kaynaklandığının belirlenemediği hallerde dahi, hastanenin organizasyon sorumluluğu gereği zarardan işletmecinin sorumlu olacağı açıkça belirtilmiştir. Malpraktis davasında hastanenin kurtuluş kanıtı getirebilmesi için, tıbbi cihazların bakım çizelgelerinden personel nöbet listelerine kadar tüm organizasyonel tedbirleri aldığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat etmesi beklenmektedir.

ÖZEL HASTANELER İLE KAMU HASTANELERİNİN SORUMLULUK FARKLILIKLARI

Hukuki süreçte hastanenin organizasyon sorumluluğu incelenirken, kurumun mülkiyet yapısı ve hukuki statüsü, davanın görüleceği yargı kolunu ve uygulanacak temel ilkeleri belirler. Malpraktis davasında hastanenin özel bir işletme veya bir kamu kurumu olması, ispat kurallarından zamanaşımı sürelerine kadar pek çok farklılık arz eder. Aşağıdaki tabloda, hastanenin organizasyon sorumluluğu bağlamında bu iki yapı arasındaki temel hukuki ayrışmalar özetlenmiştir:

ÖzellikÖzel HastanelerKamu Hastaneleri
Sorumluluk DayanağıSözleşmeye Aykırılık / Haksız FiilHizmet Kusuru (Kamu Hukuku)
Görevli MahkemeTüketici Mahkemesi / Asliye Hukukİdare Mahkemesi
Organizasyon KusuruHastanenin organizasyon sorumluluğuİdarenin Organizasyon Kusuru

Tabloda görüldüğü üzere, özel hastaneler kamu yönetimi dışında yer alıp özel hukuk hükümlerine tabidir; ancak hastanenin organizasyon sorumluluğu esası her iki türde de tazminatın temel dayanağıdır. Malpraktis davasında hastanenin kamu kurumu olması durumunda idari yargıda “tam yargı davası” açılması gerekirken, özel hastanelerde süreç adli yargıda “tazminat davası” olarak yürütülür. Her ne kadar yargılama usulleri farklılık gösterse de tıbbi hizmetin organizasyonel bir bütünlük içinde ve güvenli bir şekilde sunulması borcu, tüm sağlık kuruluşları için ortak bir hukuki paydadır.

HASTANENİN SİGORTA KAPSAMI VE RÜCU İLİŞKİSİ

Hastanenin organizasyon sorumluluğu kapsamında tesis edilen sigorta güvencesi ve personel ile olan rücu ilişkisi, malpraktis davalarının mali ve hukuki sonuçlarını yönetir. Bu bağlamda sigorta kapsamı, sadece hekimlerin bireysel hatalarını değil, kurumun sunduğu altyapısal ve yönetimsel hizmetlerin tümünü kapsayan bir risk yönetimi olarak kurgulanmalıdır. Malpraktis davasında hastanenin mali yükümlülüğünü paylaşan bu sistemde, rücu ilişkisi ise ödenen tazminatın asıl kusurluya yansıtılması sürecini ifade eder. Ancak bu hak mutlak olmayıp, organizasyonel kusur ile bireysel kusur arasındaki hassas dengeye göre şekillenir.

Hastanenin organizasyon sorumluluğu ve rücu mekanizmasına dair temel detaylar ve olası senaryoları şu şekildedir:

Sigorta Kapsamının Genişliği: Sağlık kurumları, “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası” dışında, kurumun genel işletme risklerini de kapsayan ihtiyari poliçelerle tahkim edilmelidir. Malpraktis davasında hastanenin sorumlu tutulduğu cihaz arızaları, hijyen ihlalleri veya idari planlama hataları gibi “kurumsal kusurlar”, ancak organizasyonel risk sigortaları ile güvence altına alınabilir.

Rücu Şartları ve Sınırları: Kurumun personeline rücu edebilmesi için personelin zararın oluşmasında “kast” veya “ağır kusur” (gross negligence) sahibi olması şarttır. Hafif kusur hallerinde veya zararın tamamen sistemik bir aksaklıktan (örneğin; yazılım hatası, hastane enfeksiyonu, yetersiz personel sayısı) kaynaklandığı durumlarda, hastanenin organizasyon sorumluluğu gereği tazminat yükü tamamen işletme üzerinde kalır ve çalışana gidilemez.

  1. Örneğin, Ameliyat sırasında bakımı ihmal edilmiş bir koter cihazının hastada yanık oluşturması durumunda; zarar organizasyonel bir eksiklikten (bakım ihmali) doğduğu için malpraktis davasında hastanenin tazminatı ödemesi gerekir. Bu durumda hekimin kişisel bir hatası yoksa, kurumun hekime rücu hakkı doğmaz.
  2. Başka bir örnek vermek gerekirse, Nöbet çizelgesindeki hatalı planlama nedeniyle 48 saattir çalışan bir hemşirenin yorgunluk sonucu yanlış doz ilaç vermesi halinde; yargı, hastanenin organizasyon sorumluluğu kapsamında “yönetimsel kusuru” ön planda tutar. Hemşirenin ağır kusuru bulunmadığı sürece, tazminatın rücu edilmesi hukuken mümkün olmayacaktır.
  3. Son örnek olarak, hekimin kurumun açık talimatlarına ve tıbbi protokollere aykırı olarak, gerekli sterilizasyonu yapmadan operasyona başlaması ve zarar doğması halinde; malpraktis davasında hastanenin ödediği tazminat, hekimin ağır kusuru nedeniyle kendisine rücu edilebilmesini verebiliriz.

UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Hastanenin organizasyon sorumluluğu söz konusu olduğunda uygulamada karşılaşılan en büyük handikap, tıbbi müdahalenin doğasından kaynaklanan “izin verilen risk” yani organizasyonel ile komplikasyonla bir eksikliğin sebep olduğu “malpraktis” arasındaki ince çizginin tayinidir. Malpraktis davasında hastanenin sorumluluğunun isabetli bir şekilde belirlenebilmesi için, mahkemelerin sadece tıbbi bilirkişi raporlarıyla yetinmeyip, hastanenin idari işleyişini ve kalite standartlarını denetleyebilecek işletme veya hastane yönetimi uzmanlarından da mütalaa alması gerekmektedir. Zira hekimin hatasız olduğu ancak sistemin yetersiz kaldığı vakalarda, kusurun aidiyeti ancak organizasyonel bir tetkikle mümkündür.

Bu karmaşık sorunların aşılması ve hastanenin organizasyon sorumluluğu ihlallerinin asgariye indirilmesi adına şu stratejik çözüm önerileri verebiliriz:

  • Risk Yönetim Birimlerinin Etkinleştirilmesi: Hastaneler bünyesinde sadece hukuki değil, teknik ve tıbbi verileri analiz eden “Risk Yönetim Birimleri” kurulmalıdır. Bu birimler, malpraktis davasında hastanenin aleyhine delil teşkil edebilecek sistemik açıkları (örneğin; nöbet değişimlerindeki veri kaybı, cihaz bakım aksaklıkları) önceden tespit ederek proaktif önlemler almalıdır.
  • Standart Tedavi Protokollerinin (SOP) Kurumsallaştırılması: Tıbbi süreçlerin kişilere bağlı kalmaksızın kurumsal bir standartta yürütülmesi gerekir. Standart operasyonel prosedürlerin yazılı hale getirilmesi ve personelin bu protokollere uyumunun denetlenmesi, hastanenin organizasyon sorumluluğu çerçevesinde bir “güvenlik kalkanı” oluşturacaktır.
  • Bilişim Altyapısının Güçlendirilmesi: Hasta kayıtlarının manipülasyona kapalı, anlık ve dijital olarak tutulması; malpraktis davasında hastanenin hem şeffaflığını artırır hem de ispat yükünü kolaylaştırır. Karar destek sistemleri sayesinde hatalı ilaç dozu veya alerji uyarılarının sistem tarafından verilmesi, organizasyonel hataları minimize eder.
  • Sürekli Eğitim ve Simülasyonlar: Kriz anlarında (acil servis yoğunluğu, cihaz arızası vb.) personelin nasıl koordine olacağına dair periyodik simülasyonların yapılması, hastanenin organizasyon sorumluluğu kapsamındaki denetim ve gözetim borcunu göstermektedir.

HASTANENİN ORGANİZASYON SORUMLULUĞU KONUSUNDA SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)

Organizasyon sorumluluğu ile hekimin kişisel kusuru arasındaki fark nedir?

Hekim kusuru, tıbbi müdahale sırasında uygulanan teknik bir hata veya ihmalden kaynaklanır; hastanenin organizasyon sorumluluğu ise sağlık hizmetinin sunulduğu altyapı, yönetim ve denetim mekanizmalarındaki sistemik aksaklıkları ifade eder.

Hastanede malzeme eksikliği veya personel yetersizliği malpraktis sayılır mı?

Evet, tıbbi cihazların yetersizliği, sterilizasyon hataları veya uzman doktor sayısının azlığı gibi durumlar doğrudan hastanenin organizasyon sorumluluğu ihlali niteliğindedir. Malpraktis davasında hastanenin, hastaya güvenli bir tedavi ortamı sunma yükümlülüğü bulunduğundan, bu tür yönetimsel eksiklikler kurumun tazminat ödemesine sebebiyet verir.

Hasta, doğrudan hastaneye karşı dava açabilir mi?

Evet, hasta veya yakınları, hatayı işleyen somut bir personeli muhatap almadan, doğrudan hastanenin organizasyon sorumluluğu ilkesine dayanarak kuruma karşı dava ikame edebilir. Malpraktis davasında hastanenin seçilmesi, özellikle “anonim kusur” denilen ve hatanın kaynağının tam belirlenemediği sistemik arızalarda hastaya ispat kolaylığı sağlar.

Kamu hastanelerinde organizasyon sorumluluğu nasıl uygulanır?

Kamu hastanelerinde bu sorumluluk rejimi “hizmet kusuru” ilkesi üzerinden idare hukuku kurallarıyla denetlenir ve İdare Mahkemelerinde “tam yargı davası” şeklinde açılır. Hastanenin organizasyon sorumluluğu, kamu hizmetinin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi kriterlerine göre değerlendirilerek idarenin kusursuz sorumluluğu sınırlarına kadar genişletilebilir.

Yargıtay, organizasyon sorumluluğu davalarında hangi kriterlere dikkat etmektedir?

Yargıtay, sunulan sağlık hizmetinin bir bütün olarak “objektif özen borcuna” uygun kurgulanıp kurgulanmadığına ve sistemde bir “anonim kusur” olup olmadığına bakmaktadır. Malpraktis davasında hastanenin kurtuluş kanıtı getirebilmesi için, zararın organizasyonel bir tedbirle önlenemeyeceğini ve işletme düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunu bilimsel verilerle ispatlaması gerekmektedir.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK İLE İLGİLİ AVUKATA SORU SORABİLİRSİNİZ.

Hastanenin organizasyon sorumluluğu avukata sor

Hastanenin organizasyon sorumluluğu

Hastanenin organizasyon sorumluluğu konusunda alanında uzman avukata soru sormak için Avukata sor linkini tıklayarak sorabilirsiniz.

AVUKATTAN ONLINE DANIŞMANLIK ALABILIRSINIZ.

Hastanenin organizasyon sorumluluğu

Hastanenin organizasyon sorumluluğu

Hastanenin organizasyon sorumluluğu kapsamında ortaya çıkan sorunların çözümünde konusunda uzman avukattan destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. Hastanenin organizasyon sorumluluğu konusunda uzman bir avukat ile iletişim kurmak ve danışmanlık almak için online danışmanlık sisteminiz üzerinden randevu almak, çok pratik bir çözüm olabilir.

Sorularınızı ve bu sorularla ilgili evrakı sisteme yükleyebilirsiniz. Online danışmanlıkta istediğiniz gün ve saati seçebildiğiniz gibi görüşme tipini de seçebilmektesiniz. Zoom, teams, whatsapp ya da telefon üzerinden görüşme sağlanabilmektedir. Ödemenin ardından tarafınıza randevu yapıldığına dair mail ile bilgi gelmektedir. Sistemde yaşanan herhangi bir sorun olduğundan iletişim numaralarımızdan iletişime geçtiğinizde toplantı manuel olarak planlanabilir. Hastanenin organizasyon sorumluluğu konusunda müvekkillerimizin doğru bilgiye hızlı ve güvenilir şekilde ulaşmasını sağlamak için kurulan Online Danışmanlık Sistemimizden yüzlerce randevu alınmış olup müvekkillerimizin faydalanması amaçlanmıştır.

Hastanenin organizasyon sorumluluğu

Hastanenin organizasyon sorumluluğu

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment