Sağlık HukukuMALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında tarafların tıbbi müdahaleden kaynaklanan uyuşmazlıklarını yargılamaya gitmeden önce çözebilmelerine imkan tanıyan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yoludur. Özellikle hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk, hem sağlık personellerinin sorumluluğunun hızlı ve etkin biçimde değerlendirilmesini hem de hasta ve hasta yakınlarının uğramış oldukları zararların daha kısa sürede giderilmesine amaçlayan önemli bir mekanizmadır.

Bu kapsamda malpraktis iddialarının teknik niteliği,  delil yapısı ve değerlendirme ölçütleri dikkate alındığında arabuluculuk süreci taraflara zaman, maliyet ve belirsizliklerin azaltılması bakımından ciddi avantajlar sağlar. Malpraktis davalarında arabuluculuk, hatalı tıbbi uygulama sonucu ortaya çıkan uyuşmazlıkların, taraflar arasında daha hızlı ve etkin bir şekilde çözümlenmesini amaçlayan önemli bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Özel hastanelerde sunulan sağlık hizmetleri veya özel hekimlik faaliyetleri kapsamında meydana gelen tıbbi hatalar, çoğu zaman tüketici işlemi niteliğinde değerlendirildiğinden, bu tür uyuşmazlıklarda hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk sürecine başvurulması 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca dava şartı olarak kabul edilmektedir.

Buna karşılık kamu hastaneleri ile kamu görevlisi hekimlere ilişkin hatalı tipi uygulama iddiaları, idari yargının görev alanına girdiğinden bu uyuşmazlıklar arabuluculuk kapsamına dahil değildir. Dolayısıyla, malpraktis iddiasının niteliği ve tarafların hukuki statüsü, arabuluculuk sürecinin zorunlu olup olmadığını belirlenmesinde temel unsurdur.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCULUK

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCULUK

MALPRAKTİS KAVRAMI VE HUKUKİ ÇERÇEVESİ

Malpraktis, sağlık mesleği mensuplarının mesleki bilgi, beceri ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları sonucu hastaya zarar vermesi durumunu ifade eder. Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Mesleği Etiği Kuralları’nın 13. Maddesinde, “bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle hastanın zarar görmesi hekimliğin kötü uygulanmasıdır” denilerek kavramın çerçevesi çizilmiştir. Ancak tıbbi müdahalelerde ortaya çıkan her olumsuz sonuç malpraktis olarak değerlendirilemez; tıp biliminin kabul ettiği standartlara uygun hareket edilmesine rağmen meydana gelen olumsuz sonuçlar komplikasyon olarak nitelendirilir. Dolayısıyla malpraktis, tıbbi müdahalenin hukuka aykırı ve kusurlu şekilde yapılması nedeniyle doğan zararlarla komplikasyondan ayrılmaktadır.

Türk hukukunda malpraktis doğrudan bir kanun maddesi ile tanımlamamakla birlikte, TBK’nin haksız fiil (M.49) ve hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri (madde 506 ve devamı) çerçevesinde ele alınır. Hekimin yükümlülüğü, “özen borcu” niteliğindedir. Bu nedenle hekim tedavi sonucunu garanti etmez ancak tıp biliminin kabul ettiği standartlara uygun davranmakla yükümlüdür. Hekimimin hukuki sorumluluğunun doğabilmesi için kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu unsurların bir araya gelmesi ile ortaya çıkan zarar, malpraktis olarak kabul edilmekte ve hukuki sorumluluk doğurmaktadır.

Malpraktis iddialarının özel hastaneler veya özel hekimlik uygulamaları kapsamında ortaya çıkması halinde, uyuşmazlıkların çözümünde malpraktis davalarında arabuluculuk ve hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk, süreçlere önemli bir aşama oluşturmaktadır. Zira bu tür uyuşmazlıklarda mahkemeye başvurmadan önce arabuluculuk yolu mevzuat gereği zorunlu bir dava şartı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle malpraktis değerlendirmesi yapılırken hem tıbbi standartlar hem de arabuluculuk sürecinin uygulanabilirliği birlikte göz önünde bulundurulmalıdır.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK KURUMUNUN MAHİYETİ

Arabuluculuk kurumu, Türk hukuk sistemine 2012 yılında kabul edilen ve 2013 yılında yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile girmiştir. Bu kanun tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında, mahkemeye gitmeden önce veya dava sürecinde tarafsız bir üçüncü kişi olan arabulucu aracılığıyla anlaşmalarına yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Kanunun ikinci maddesine göre arabuluculuk; sistematik teknikler uygulanarak tarafların birbirlerini anlamalarını, iletişim kurmalarını ve kendi çözümlerini üretmelerini sağlayan bir süreçtir. Bu yönüyle arabuluculuk, alternatif bir uyuşmazlık çözüm yoludur.

Kanun, arabuluculuğun gönüllülük, eşitlik, gizlilik ve tarafsızlık ilkelerine dayandığını vurgular. Bununla birlikte bazı uyuşmazlık türlerinde, özellikle ticari, tüketici ve iş davalarında dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk şartı getirilmiştir. Bu kapsamda özel sağlık hizmetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda malpraktis davalarında arabuluculuk ve hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk süreçleri de dava şartı olarak uygulanmaktadır. 6325 sayılı kanunun 18/A maddesi uyarınca, arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya varılması halinde düzenlenen tutanak mahkeme kararı niteliğinde olup icra edilebilirlik gücüne sahiptir. Bu düzenlemeyle birlikte yargının hem iş yükü azaltılmakta hem de taraflara daha hızlı, ekonomik ve dostane bir çözüm imkanı sunulmaktadır.

ZORUNLU ARABULUCULUK KAPSAMINA GİREN ARABULUCULUK UYGULAMASI

Malpraktis uyuşmazlıkları, sağlık hizmeti sunan taraf ile hizmet alan hasta arasındaki anlaşmazlıklardır ve hukuki niteliklerine göre zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilebilirler. Türkiye’de 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, özel hastane ve özel hekimler tarafından sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin tazminat talepleri tüketici işlemi niteliğinde olduğundan malpraktis davalarında arabuluculuk sürecine başvurulması zorunludur. Bu nedenle hasta veya yakınları dava açmadan önce arabuluculuk aşamasını tamamlamak zorundadır. Aksi halde mahkeme dava şartı olarak kabul edilen bu sürecin işletilmediği gerekçesiyle davayı usulden reddedebilecektir.

Hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk, çoğunlukla özel hukuk kapsamında hizmet sunan kişi veya kurumların kusur, zarar ve illiyet bağına dayalı sorumluluklarının ileri sürüldüğü tazminat taleplerine uygulanmaktadır. Örneğin, bir hastanın tedavi sürecinde uğradığı bedensel zarar nedeniyle doktor veya hastaneye yöneltecek maddi ve manevi tazminat taleplerinde mahkemeye başvurmadan önce, arabulucuya müracaat edilmesi zorunludur. Arabuluculuk süreci, tarafların uzlaşması halinde yargılamaya ihtiyaç duyulmadan hızlı, ekonomik ve dostane bir çözüm sağlanmasına amaçlar. Anlaşma sağlanamadığı durumda ise taraflar dava açarak yargılama sürecine geçebilirler.

HANGİ MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCULUK ŞARTTIR? 

  • Arabuluculuk şart olan malpraktis davaları

Özel hastaneler veya özel hekimler tarafından sunulan sağlık hizmetlerinden kaynaklanan malpraktis davalarında, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması gerekmektedir. Bu tür uyuşmazlıklar, tüketici işlemi niteliğinde olduğu için hem 6502 sayılı Kanun hem de 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında malpraktis davalarında arabuluculuk dava şartı olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle hasta veya yakınları, hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk sürecini tamamlamadan doğrudan mahkemeye başvuramaz. Mahkeme arabuluculuk başvurusu yapılmadığı taktirde davayı usulden reddeder veya sürecin tamamlanmasını bekler.

  • Arabuluculuk şartı olmayan malpraktis davaları

Kamu hastanelerinde görev yapan hekimler veya kamu görevlisi hekimlerin kusurlu uygulamalarından doğan malpraktis davaları, idari yargının görev alanına girdiğinden zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Aynı şekilde malpraktis nedeniyle açılan ceza davaları, kamu hukuku niteliğindeki uyuşmazlıklar ve tarafların gönüllü olarak arabuluculuğa gitmek istemediği özel durumlarda arabuluculuk şartı dışında kalır.

Ezcümle, zorunlu arabuluculuk yalnızca özel hukuk kapsamında değerlendirilen ve tüketici işlemi niteliği taşıyan malpraktis uyuşmazlıkları için geçerli olup bu çerçevede malpraktis davalarında arabuluculuk süreci belirleyici bir dava şartı niteliği taşımaktadır.

ARABULUCULUK BAŞVURU SÜRECİ VE USULÜ

Arabuluculuk süreci, taraflardan birinin veya her ikisinin arabulucuya başvurması ile başlar. Başvuru sırasında uyuşmazlığın konusuyla tarafların kimlik ve iletişim bilgileri arabulucuya veya yetkili arabuluculuk bürosuna bildirilir. Taraflar, arabulucuyu kendileri seçebileceği gibi aksi kararlaştırılmışsa ilgili kurum tarafından atanmasını da talep edebilir. Başvuru sonrasında arabulucu, tarafları ilk toplantıya davet eder ve sürecin usulüne uygun yürütülmesi için bir başlangıç anlaşması tutanağı düzenlenir. Bu tutanak, sürecin tarafların özgür iradesiyle yürütüleceğini ve görüşmelerin gizli olacağını tescil eden temel belgedir.

Görüşmeler sırasında arabulucu, tarafların taleplerini, önceliklerini ve çözüm seçeneklerini değerlendirebilmelerine yardımcı olur. Tarafların kendi çözüm önerilerini geliştirmesi esastır; arabulucu öneride bulunabilir ancak karar veremez. Sürecin tarafsızlık, eşitlik ve gizlilik ilkelerine uygun yürütülmesi zorunludur. Tarafların anlaşmaya varması halinde arabulucu tarafından hazırlanan uzlaşma belgesi imzalanır ve talep edilirse mahkeme veya noter tarafından ilam niteliğinde belgeye dönüştürülerek icra kabiliyeti kazanır. Anlaşma sağlanamazsa süreç sona erer ve tarafların dava açma hakkı saklı kalır.

Arabuluculuk sürecine başvurulması, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin durması açısından da önemli bir hukuki etkiye sahiptir. Bu kapsamlı yapı, özellikle malpraktis davalarında arabuluculuk ve hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk süreçlerinde hızlı, ekonomik ve taraf iradesine dayalı çözüm imkanı sağlayarak hem hasta hem de sağlık hizmeti sunanlar açısından etkin bir uyuşmazlık çözümü mekanizması oluşturmaktadır.

ARABULUCULUK SÜRECİNDE HASTA VE HEKİM HAKLARI

Malpraktis davalarında arabuluculuk süreci, hasta ve hekimin eşit haklara sahip olduğu, gönüllülük ve gizlilik ilkelerine dayanan bir mekanizmadır. Hastalar, sürecin amacı, işleyişi ve olası sonuçları hakkında tam bilgilendirilme hakkına sahiptir. Tedavi süreci, ortaya çıkan zarar ve taleplere ilişkin beyanlarını doğrudan veya avukatı aracılığıyla sunabilirler. Ayrıca arabuluculuk görüşmeleri sırasında paylaşılan bilgiler gizli tutulur ve mahkemede delil olarak kullanılamaz. Taraflar uzlaşma tekliflerini kabul etme veya reddetme konusunda tamamen serbesttir. Bu durum, hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk sürecinde de aynı şekilde geçerlidir.

Hekimler de süreçte uyguladıkları tedavi yöntemleri ve tıbbi kararlarını açıklama ve savunma hakkına sahiptir. Görüşmeler sırasında paylaşılan bilgiler hekim açısından da gizlidir ve disiplin ya da ceza soruşturmalarında otomatik bir delil niteliği taşımaz. Hekimler uzlaşmayı kabul etme, reddetme veya çözüm önerisi sunma hakkına sahiptir. Ayrıca arabulucunun tarafsızlığına ilişkin tereddütleri varsa itiraz edebilir ve arabulucunun değiştirilmesini talep edebilirler.

Her iki taraf da arabuluculuk sürecinde dürüstlük ve iyi niyet ilkeleri çerçevesinde katılmakla yükümlüdür. Arabuluculuk, gönüllülük esasına dayandığında taraflar sürece zorla dahil edilemez ve uzlaşma tutanağını imzalama veya reddetme konusunda özgürdürler. Bu hak ve sorumluluklar, malpraktis davalarında arabuluculuk sürecinin adil, güvenilir ve etkin bir şekilde yürütülmesini sağlayan temel unsurlardır.

SİGORTA ŞİRKETLERİNİN ARABULUCULUK SÜRECİNDEKİ ROLÜ

Malpraktis davalarında arabuluculuk sürecinde, özellikle özel hastaneler ve özel hekimler tarafından sunulan sağlık hizmetlerinde zarar gören hastaya tazminat ödenmesi gündeme geldiğinde, sigorta şirketleri sürecinin merkezi aktörlerinden biri haline gelmektedir. Özel sağlık kuruluşları ve hekimlerin büyük çoğunluğu mesleki sorumluluk sigortası kapsamında korunmakta olup hatalı tıbbi uygulama iddialarında doğabilecek tazminat yükümlülükleri sigorta teminatı altında karşılanmaktadır.

Arabuluculuk görüşmelerinde sigorta şirketleri doğrudan taraf sıfatıyla veya temsil ettikleri kurum/hekim aracılığıyla sürece dahil olur ve anlaşma müzakerelerde aktif rol oynarlar. Sigorta şirketinin temel işlevi; tazminat talebinin dayanaklarını, zarar miktarını ve hukuki sorumluluğun kapsamını objektif biçimde değerlendirmek, makul bir çözüm bulunmasını kolaylaştırmak ve gerektiğinde ödeme güvencesi sağlamaktır.

Bu yönüyle sigorta şirketlerinin sürece katılımı, hem hekim hem de hasta açısından belirsizlikler azaltır, yargılama risklerini düşürür ve malpraktis uyuşmazlıkların daha hızlı şekilde çözümlenmesine katkı sağlar. Bununla birlikte sigorta şirketlerinin müdahalesi arabulucunun gözetimi altında yürütülmeli; tarafların kendi iradelerini serbestçe ortaya koymalarına, taleplerini açıklamalarına veya uzlaşmayı reddetmelerine engel olmamalıdır. Bu denge gözetildiğinde malpraktis davalarında arabuluculuk mekanizması hem güvenli hem de etkin bir çözüm yolu olarak işlev görür.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK TAZMİNATIN BELİRLENMESİ

Malpraktis davalarında arabuluculuk sürecinde tazminatın belirlenmesi, tarafların makul ve adil bir miktarda uzlaşmasını sağlamayı amaçlayan esnek fakat hukuki hasara dayalı bir değerlendirme sürecidir. Bu aşamada hem hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk kapsamında ileri sürülen iddianın niteliği hem de ortaya çıkan zararların kapsamı dikkate alınır. İlk olarak, zararın türü ve boyutu netleştirilir; bedeni zararlar, tedavi giderleri, geçici veya kalıcı iş göremezlik, gelir kaybı, psikolojik zararlar ve oluşan kalıcı sakatlık gibi unsurlar ayrı ayrı ele alınır.

Tazminat miktarının doğru şekilde belirlenebilmesi için somut deliller büyük önem taşır. Hastane kayıtları, tedavi faturaları, uzman raporları, iş göremezlik belgelere ve gelir tabloları gibi belgeler arabuluculuk görüşmelerine temel oluşturur. Bunun yanında kusur oranı ve sorumluluğun taraflar arasında nasıl dağıtıldığı da tazminatın hesaplanmasında belirleyici bir etmendir. Taraflar, kusur derecelere doğrultusunda tazminat tutarının artırılması veya azaltılması konusunda müzakere edebilirler. Arabulucu da sürecin tarafsız yürütülmesini sağlayarak tarafların hukuki konumlarını ve taleplerini sağlıklı şekilde değerlendirmelerine yardımcı olur.

Malpraktis davalarında arabuluculuk sürecinin önemli avantajlarından biri, hasta, hekim ve varsa sigorta şirketi arasında daha hızlı ve esnek çözüm sağlayabilmektir. Sonuçta taraflar arasında zarar kalemlere ve tazminat miktarı üzerinde uzlaşmaya varıldığında bu mutabakat yazılı bir arabuluculuk anlaşma tutanağı ile kayıt altına alınır. Tutanak taraflarca imzalandığı  anda mahkeme kararı hükmünde olup doğrudan icra edilebilir nitelik kazanır.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK ANLAŞMALARININ BAĞLAYICILIĞI

Arabuluculuk sürecinde taraflar arasında sağlanan uzlaşma, özellikle malpraktis davalarında arabuluculuk uygulamalarının en önemli sonuçlarından biridir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca tarafların arabulucu huzurunda hazırlayıp imzaladıkları uzlaşma belgesi, arabulucu tarafından onaylandıktan sonra mahkeme ilam niteliği kazanır. Bu durum özellikle hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk sürecinde varılan anlaşmaların bağlayıcılığını güçlendirir ve anlaşma şartlarının yerine getirilmesini zorunlu hale getirir. Taraflardan biri yükümlülüğü yerine getirmezse tutanağın  icra edilebilirlik özelliği sayesinde icra yoluyla uygulanabilir.

Hukuki niteliği bakımından arabuluculuk anlaşmaları, hem sözleşme hem de ilam özellikleri taşır. Tarafların serbest iradelerine dayanarak belirledikleri tazminat, ödeme planı veya diğer yükümlülükler anlaşmanın imzalanmasıyla hukuken korunur. Buna karşılık uzlaşma sağlanmaması halinde tarafların dava açma hakkı saklıdır. Bu nedenle arabuluculuk, malpraktis ve hatalı tıbbi uygulama uyuşmazlıklarında çözümü hızlandıran, ancak tarafların yargı yoluna başvurma özgürlüğünü sınırlamaya bir mekanizma olarak işlevdedir.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK UYGULAMALARINDADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Uygulamada karşılaşılan problemler:

  • Bilge farkındalık eksikliği: Malpraktis davalarında arabuluculuk süreci hakkında tarafların bilgi düzeyi yetersizdir. Hem sağlık personeli hem de hastalar hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk mekanizmasının dava sürecini alternatif olarak nasıl işlediğini yeterince bilmediği için doğrudan yargı yoluna başvurabilmektedir.
  • Süreç yönetimi ve zamanlama sorunları: Malpraktis davalarında arabuluculuk, çoğu zaman hızlı çözüm sunsa da bazı durumlarda süreç yönetimindeki aksaklıklar nedeniyle gecikmeler yaşanabilmektedir. Arabulucu seçimi, toplantı tarihleri veya tarafların yoğunluğu zamanlamayı olumsuz etkileyebilir.
  • Uzman görüşlerinin yeterince etkin kullanılamaması: tıbbi hata iddialarına yönelik raporlar arabuluculuk aşamasında gerektiği gibi değerlendirildiğinde malpraktis davalarında arabuluculuk süreci sağlıklı yürütülmemektedir.
  • Tarafların uzlaşmaya yaklaşması: Kusur oranı tazminat miktarı ve manevi zarar talepleri nedeniyle taraflar uzlaşmaya yanaşmayabilir. Özellikle hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk oturumlarında yüksek tazminat talepleri anlaşmayı zorlaştıran temel etkenlerden biridir.
  • hukuki ve mevzuata ilişkin belirsizlikler: Arabuluculuğun gönüllülük esasına dayalı olması baz malpraktis uyuşmazlıklarda yeterince etkili olmasını engelleyebilir. Mevzuatta standart protokollerin bulunmaması uygulamada farklılıklar ve belirsizliklere yol açmaktadır.

Çözüm önerileri:

  • Bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri: Malpraktis davalarında arabuluculuk süreçlerine ilişkin farkındalığını artırılması için sağlık çalışanlarına, hukukçulara ve vatandaşlara yönelik eğitim programları düzenlenmelidir.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK KONUSUNDA SIKÇA SORULAN SORULAR

Malpraktis davalarında arabuluculuk zorunlu mudur?

Malpraktis davalarında arabuluculuk, taraflar için gönüllülük esasına dayanan ancak bazı durumlarda zorunlu hale gelen bir çözüm yoludur. Malpraktis uyuşmazlıkları çoğunlukla haksız fiil kapsamında değerlendirildiğinden arabuluculuk kural olarak zorunlu değildir ancak özel hastaneler ve özel hekimler tarafından sunulan sağlık hizmetlerinde tüketici işlemi söz konusu olduğundan dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak elzemdir. Buna karşılık kamu hastaneleri ve kamu görevlisi hekimlerle ilgili uyuşmazlıklar idari yargının alanına girdiği için hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk süreci uygulanmaz. Arabuluculuk taraflara hızlı, ekonomik ve daha uzlaşmacı bir çözüm sunduğunda uygulamada sık tercih edilmektedir.

Arabuluculukta anlaşmaya varılamazsa dava açılabilir mi?

Arabuluculukta taraflar anlaşmaya varamazsa dava açılması her zaman mümkündür. Arabuluculuk, uyuşmazlık mahkemeye gitmeden çözülmesine hedefleyen gönüllü bir süreç olup tarafların yargı yoluna başvurma hakkını ortadan kaldırmaz. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na göre, süreç sonunda uzlaşma sağlanmadığında taraflar uyuşmazlığı mahkemeye taşıyabilir. Özellikle malpraktis davalarında arabuluculuk, taraflara hızlı, ekonomik ve uzlaşmaya dayalı bir çözüm imkanı sunar; ancak anlaşma sağlanmadığında dava açma hakkı saklıdır.

Arabuluculuk sürecinde hasta lehine alınan anlaşma bağlayıcı mıdır?

Arabuluculuk sürecinde hasta lehine alınan anlaşma bağlayıcıdır ancak bu bağlayıcılık belirli şartlara bağlıdır. Özellikle malpraktis davalarında arabuluculuk ve hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk süreçlerinde tarafların anlaşma tutanağı, 6325 sayılı Kanun uyarınca kesin hüküm ve ilam niteliğinde belge sayılır. Taraflar anlaşma tutanağını imzaladığında belirlenen tazminat miktarı ve diğer yükümlülükler artık mahkemede yeniden tartışılamaz ve anlaşma hukuken uygulanabilir bir sözleşme niteliği kazanır. Bununla birlikte bazı istisnai durumlarda arabuluculuk anlaşması geçersiz sayılabilir veya mahkeme tarafından iptal edilebilir. Bu durumlar şunlardır:

  • Anlaşmanın taraf iradesi dışında baskı, tehdit veya zorlamayla imzalatılması
  • Aldatma, hata veya hileye dayalı şekilde imza alınması
  • Anlaşmanın içeriğinin hukuka, kamu düzenine veya emredici hükümlere aykırı olması
  • Anlaşmanın geçerliliği için gerekli yasal prosedürlerin tamamlanmamış olması

Bu hallerde anlaşmanın iptali gündeme gelebilir. Ancak olağan koşullarda, arabuluculuk anlaşması güçlü ve bağlayıcı bir hukuki belge olarak tarafları bağlar ve doğrudan icra edilebilir niteliktedir. Ezcümle, hasta lehine yapılan arabuluculuk anlaşması taraflarca imzalanıp hukuka uygun şekilde düzenlendiğinde bağlayıcıdır ve uygulama açısından kesin sonuç doğurur.

Sigorta şirketleri arabuluculukta taraf olmak zorunda mıdır?

Malpraktis davalarında arabuluculuk sürecinde hekim ve sağlık kuruluşları çoğunlukla mesleki sorumluluk sigortası kapsamındadır. Bu nedenle hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk görüşmelerine sigorta şirketinin katılması tazminatın zamanında ve güvenli şekilde ödenebilmesi açısından büyük önem taşır.  Her ne kadar sigorta şirketinin arabuluculukta zorunlu taraf olması hukuken gerekli olmasa da sigortanın sürece dahil olması hem anlaşmanın uygulanabilirliğini artırır hem de taraflara pratik bir güvence sağlar. Bu nedenle malpraktis davalarında arabuluculukta sigorta şirketinin katılımı zorunlu olmamakla birlikte sürece sağlıklı ve etkili kılan yerleşik ve tavsiye edilen bir uygulamadır.

Arabuluculukta varılan anlaşmaya rağmen tekrar dava açılabilir mi?

Arabuluculukta varılan anlaşma taraflarca imzalanmış ve hukuka uygun şekilde düzenlenmişse aynı konuda yeniden dava açılması mümkün değildir. Türkiye’de 6325 sayılı Kanun uyarınca, arabuluculuk sürecinin sonunda düzenlenen yazılı ve imzalı anlaşma kesin hüküm etkisine sahiptir. Bu nedenle, özellikle malpraktis davalarında arabuluculuk ya da hatalı tıbbi uygulama sonucu arabuluculuk süreçlerinde taraflar arasında yapılan anlaşma, tazminat ve diğer yükümlülükler açısından bağlayıcıdır ve sonradan mahkemede tekrar ileri sürülemez. Daha doğrusu, geçerli ve usulüne uygun bir arabuluculuk anlaşması, taraflar için kesin ve nihai niteliktedir; aynı konuda tekrar dava açılmasına izin verilmez.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK İLE İLGİLİ AVUKATA SORU SORABİLİRSİNİZ.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK, avukata sor

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK konusunda alanında uzman avukata soru sormak için Avukata sor linkini tıklayarak sorabilirsiniz.

AVUKATTAN ONLINE DANIŞMANLIK ALABILIRSINIZ.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK kapsamında ortaya çıkan sorunların çözümünde konusunda uzman avukattan destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK konusunda uzman bir avukat ile iletişim kurmak ve danışmanlık almak için online danışmanlık sisteminiz üzerinden randevu almak, çok pratik bir çözüm olabilir.

Sorularınızı ve bu sorularla ilgili evrakı sisteme yükleyebilirsiniz. Online danışmanlıkta istediğiniz gün ve saati seçebildiğiniz gibi görüşme tipini de seçebilmektesiniz. Zoom, teams, whatsapp ya da telefon üzerinden görüşme sağlanabilmektedir. Ödemenin ardından tarafınıza randevu yapıldığına dair mail ile bilgi gelmektedir. Sistemde yaşanan herhangi bir sorun olduğundan iletişim numaralarımızdan iletişime geçtiğinizde toplantı manuel olarak planlanabilir. MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK konusunda müvekkillerimizin doğru bilgiye hızlı ve güvenilir şekilde ulaşmasını sağlamak için kurulan Online Danışmanlık Sistemimizden yüzlerce randevu alınmış olup müvekkillerimizin faydalanması amaçlanmıştır.

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK

MALPRAKTİS DAVALARINDA ARABULUCLUK

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment