Sağlık HukukuHASTANE ENFEKSİYONUNA BAĞLI MALPRAKTİS DAVASI

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis davası, hasta ile sağlık kurumu arasındaki hizmet ilişkisinden kaynaklanan ve tıbbi uygulamalarda özen yükümlülüğünün ihlali sonucu meydana gelen zararın tazmini amacıyla açılan bir dava türüdür. Özellikle hastaneye yatış sonrasında gelişen ve uygun sterilizasyon ile enfeksiyon kontrol önlemleriyle önlenebilir nitelikte olan enfeksiyonlar, sağlık personelinin veya hastanenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilir. Bu tür enfeksiyonların varlığı, sağlık kurumunun enfeksiyon kontrol protokollerini yeterince uygulayıp uygulamadığının sorgulanmasına neden olmakta ve ihmalin ispatı halinde tazminat yükümlülüğü doğmaktadır.

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis davalarında, davacının enfeksiyonunun hastane koşullarından kaynaklandığını ve bu durumun önlenebilir nitelikte olduğunu ortaya koyması beklenir. Bu kapsamda sağlık kurumunun temizlik, hijyen, sterilizasyon ve hasta güvenliği protokollerine uygun davranıp davranmadığı, mahkemece bilirkişi raporları ile değerlendirilmektedir. Özellikle, kamu hastanelerinde ortaya çıkan bu tür enfeksiyonlar, idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak tam yargı davası yoluyla tazminat talebine konu edilebilmektedir. Açılacak davada hem tıbbi standartlara aykırılık hem de idari organizasyon eksiklikleri dikkate alınarak hukuki sorumluluk belirlenecektir.

HASTANE ENFEKSİYONU NEDİR?

Hastane enfeksiyonu diğer adıyla sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyon, hastaneye yatıştan en az 48-72 saat sonra ortaya çıkan ve hastanın hastaneye yatma nedeninin dışında gelişen enfeksiyonlardır. Bu enfeksiyonlar, hastane ortamındaki mikroorganizmalarla temas sonucu oluşur ve genellikle cerrahi alanlar, kateter yerleri, solunum cihazları gibi invaziv işlemler sonrasında görülür. Hastane enfeksiyonu, bağışıklık sistemi zayıf olan hastalarda daha sık rastlanır ve uygun hijyen önlemleri alınmadığında hızla yayılabilir.

Hastane enfeksiyonu; sağlık kuruluşlarında temizlik, sterilizasyon, el hijyeni, antibiyotik kullanımı ve enfeksiyon kontrol protokollerinin yeterince uygulanmaması durumunda ciddi riskler oluştur. Hastane enfeksiyonunun en yaygın türleri arasında idrar yolu enfeksiyonları, cerrahi alan enfeksiyonları, kan dolaşımı enfeksiyonları ve zatürre yer alır. Bu hastane enfeksiyonu olarak addedilen hastalıklar, tedavi süresini uzatır, ek maliyet doğurur ve bazı durumlarda hastanın hayatını tehdit eder. Bu nedenle hastane enfeksiyonu hem tıbbi hem de hukuki açıdan dikkatle izlenmesi gereken mühim bir konudur.

HASTANE ENFEKSİYONUNA BAĞLI MALPRAKTİS, TAZMİNAT DAVASI KONUSU OLABİLİR Mİ?

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis bazı durumlarda tazminat davası konusu olabilir. Özellikle enfeksiyonun sağlık kurumunun gerekli önlemleri almaması, hijyen kurallarına uymaması, sterilizasyon eksiklikleri ya da enfeksiyon kontrol protokollerinin ihlali sonucu ortaya çıkması halinde bu durum malpraktis (tıbbi ihmal) kapsamında değerlendirilir. Böyle bir durumda hasta, uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi için tazminat talebinde bulunabilir.

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktisin tazminat davasına konu edilebilmesi için enfeksiyonun önlenebilir nitelikte olması, sağlık kuruluşunun veya personelinin kusurlu davranışı ile illiyet bağı bulunması ve bu durumun hastada bir zarara yol açmış olması gerekir. Örneğin, ameliyat sonrası gerekli sterilizasyon sağlanmadığı için gelişen bir cerrahi alan enfeksiyonu, hastanede daha uzun süre kalmaya, tekrar ameliyat olmaya veya kalıcı hasara neden olmuşsa hasta bu zararlar için maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Özellikle kamu hastanelerine karşı açılan davalarda idarenin hizmet kusuru gündeme gelir ve bu davalar tam yargı davası olarak idare mahkemelerinde yürütülür.

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis

HASTANE ENFEKSİYONUNA BAĞLI MALPRAKTİS TAZMİNAT DAVASI NEDİR?

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis, tazminat davası (malpraktis), bir hastanın hastaneye yatış sırasında maruz kaldığı enfeksiyonu, sağlık kurumunun veya sağlık personelinin ihmalinden(malpraktis) ya da tıbbi standartlara aykırı uygulamalardan kaynaklandığı iddiasıyla açılan bir hukuki tazminat davasıdır.

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis davasının amacı, hastane enfeksiyonu sonucu hastada oluşan tedavi masrafları, iş gücü kaybı, ek sağlık giderleri gibi maddi masrafları ve malpraktisten oluşan durumdan ötürü acı, elem gibi manevi zararların giderilmesini sağlamaktır. Bu davalarda temel hukuki dayanak, sağlık kuruluşunun hastaya karşı sahip olduğu özen yükümlülüğü ve hizmetin ayıpsız sunulması sorumluluğudur. Eğer hastane, enfeksiyon kontrol önlemlerini (sterilizasyon, el hijyeni, uygun bakım standartları vb.) yeterince yerine getirmemişse ve bu nedenle hastada enfeksiyon gelişmişse bu durum bir hizmet kusuru (malpraktis) olarak değerlendirilir.

Özel hastanelere karşı hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis davası tüketici mahkemesinde ya da asliye hukuk mahkemesinde açılırken; kamu hastanelerine karşı açılan davalar ise idare mahkemesinde tam yargı davası olarak yürütülür. Mahkemeler de genellikle bilirkişi raporları ile olayda ihmal ya da kusurun olup olmadığını derlerler.

HASTANE ENFEKSİYONU TAZMİNAT DAVASININ HUKUKİ DAYANAĞI

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis tazminat davalarının hukuki dayanağı, hem uluslararası sözleşmeler hem de ulusal mevzuat kapsamında ele alınmaktadır. Bu çerçevede en temel dayanaklardan biri Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Biyotıp Sözleşmesi’nın 4. maddesidir. İlgili maddeye göre, sağlık alanında yapılan her müdahalenin mesleki standartlara ve yükümlülüklere uygun olması gerektiği açıkça belirtilmektedir.

Ayrıca, Hasta Hakları Yönetmeliğinin 11. Maddesi, teşhis ve tedavi süreçlerinin tababet ilke ve kurallarına uygun yapılmasını şart koşmakta ve aldatıcı, hatalı ya da ihmale dayalı tıbbi uygulamaları yasaklamaktadır. Bunun yanı sıra, hastanenin kamu veya özel statüsüne göre Türk Borçlar Hukuku veya İdare Hukuku kapsamında sorumluluk doğmakta ve ihmal veya kusur halinde hastanın uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin talep edilebilmektedir.

HASTANE ENFEKSİYONU TAZMİNAT DAVASININ ŞARTLARI

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis tazminat davalarının kabul edilebilmesi için bazı temel hukuki şartların yerine getirilmesi gerekir:

  • Zararın varlığı: Hastanın hastanede yapılan tıbbi müdahale veya bakım sonucu maddi veya manevi zarar görmüş olmalıdır.
  • Zarar ile enfeksiyonun bağlantısı: Ortaya çıkan enfeksiyonun doğrudan hastanede yapılan işlemlerle ilişkilendirilmesi yani enfeksiyonun bu işlemlerden kaynaklı illiyet bağı içerdiğini kanıtlanması şarttır.
  • Öngörülebilirlik ve önlenebilirlik: Enfeksiyonun öngörülemeyen ve kaçınılmaz bir komplikasyon olmaması, önlenebilir bir ihmal veya kusur sonucu ortaya çıkması gerekir.
  • Hastanenin kusuru veya ihmali(malpraktis): Hastanenin hijyen ve sterilizasyon gibi tıbbi standartlara ve mevzuata uygun davranmaması enfeksiyon kontrol önlemlerini ihmal etmesi dava şartlarından biridir.

Bu şartların varlığı halinde, hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis davalarında maddi ve manevi zararların karşılanması talep edilebilir.

HASTANE ENFEKSİYONU TAZMİNAT DAVASINDA TAZMİNAT MİKTARI NASIL BELİRLENİR?

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis davalarında tazminat miktarının belirlenmesi, hastanın uğradığı maddi ve manevi zararların kapsamına göre belirlenir. Maddi tazminat; tedavi masrafları, ilaç giderleri, iş gücü kaybı ve benzeri ekonomik kayıpların belgelenmesi ile hesaplanır. Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı fiziksel acı, psikolojik stres, elem, keder, üzüntü ve hayat kalitesindeki düşüş gibi soyut zararların karşılığıdır ve genellikle mahkeme tarafından olayın ağırlığı, zararın derecesi ve kusurun niteliği göz önünde bulundurularak takdir edilir. Tazminat miktarının belirlenmesinde, sağlık kurulu raporları, bilirkişi görüşleri ve hukuki emsal kararlar önemli rol oynar. Ayrıca tazminatın orantılı ve hakkaniyete uygun olması esastır.

HASTANE ENFEKSİYONU MALPRAKTİS TAZMİNAT DAVASI İÇİN GEREKLİ OLAN KANITLAR

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis davalarında, hastanın haklarını ispatlayabilmesi için çeşitli kanıtların sunulması gerekmektedir. Öncelikle, enfeksiyonun hastanede yapılan tıbbi müdahalelerle doğrudan bağlantısını göstermek için tıbbi raporlar ve doktor belgeleri büyük önem taşır. Tedavi sürecine ilişkin belgeler, enfeksiyonu ne zaman ve nasıl ortaya çıktığını kanıtlar. Ayrıca, enfeksiyonun hastanenin ihmalinden (malpraktis) kaynaklandığını ortaya koymak için hastane ortamına ilişkin hijyen ve sterilizasyon koşullarına dair bilirkişi raporları gereklidir. Maddi zararların tespiti için fatura, reçete, iş göremezlik raporu gibi belgeler sunulur. Muayenenin tazminat talebi, varsa psikolojik destek raporları ve tanık beyanları da delil olarak kullanılabilir.

Toparlayacak olursak

  • Tıbbi raporlar ve doktor belgeleri
  • Tedavi ve hastane kayıtları
  • Bilirkişi raporları
  • Maddi zarar belgeleri
  • Manevi zarar kanıtları

HASTANE ENFEKSİYONU TAZMİNAT DAVASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Hastane enfeksiyonuna bağlı (malpraktis) davalarında dava hakkının korunabilmesi için öncelikle zamanaşımı sürelerine riayet edilmesi gerekmektedir. Türk hukukunda bu süre genellikle beş yıl olmakla birlikte enfeksiyonun sonuçlarına göre farklılık gösterebilir. Davanın başarılı olabilmesi için enfeksiyonlu hastanede gerçekleştirilen tıbbi müdahalelerle doğrudan nedensellik bağı içinde olduğu tıbbi raporlar ve belgelerle somut olarak kanıtlanmalıdır. Ayrıca hastanenin hijyen, sterilizasyon ve enfeksiyon kontrolüne ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı davranışı veya ihmali, bilirkişi raporları ile ortaya konulmalıdır.

Maddi zararların tespiti için tedavi masrafları, ilaç giderleri ve iş gücü kaybını gösterir belgeler mahkemeye sunulurken; manevi zarar talepleri için ise hastanın maruz kaldığı fiziksel ve psikolojik zararlar ayrıntılı şekilde ispat edilmelidir. Tüm bu delillerin usulüne uygun ve eksiksiz şekilde dosyaya sunulması, hak kaybının önlenmesi ve tazminat talebinin kabulü açısından büyük önem arz etmektedir

HASTANE ENFEKSİYONU NEDENİYLE ÖZEL HASTANEYE VEYA BAĞIMSIZ DOKTORA KARŞI AÇILAN TAZMİNAT DAVALARI

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis durumu, özel hastaneye veya bağımsız doktora karşı açılan tazminat davaları, sağlık hizmetlerinde kusur ve ihmalin doğrudan sonucunda ortaya çıkan malpraktis davaları kapsamında değerlendirilir. Bu tür davalarda, hastanın maruz kaldığı enfeksiyonun özel sağlık kuruluşu veya doktorun tıbbi müdahalesi sırasında gerçekleştiği ve ihmal veya kusur sonucu ortaya çıktığı kanıtlanmalıdır. Özel hastaneler ve bağımsız doktorlar, hastalarına sunulan sağlık hizmetlerinin tıbbi standartlara, mevzuata ve etik kurallara uygun şekilde yapılmasından sorumludur.

Özel hastanelerde veya bağımsız doktora karşı açılan bu tazminat davaları enfeksiyonun oluştuğu, zararın meydana geldiği yer ya da hastanın yerleşim yeri tüketici mahkemelerinde açılır. Eğer enfeksiyon oluşumu bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle gerçekleşmişse hasta maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Davaların başarıya ulaşabilmesi için enfeksiyonun hastaneden kaynaklandığını gösteren tıbbi raporlar, hastane kayıtları ve bilirkişi incelemeleri gibi delillerin eksiksiz ve doğru şekilde dosyaya sunulması gereklidir. Ayrıca enfeksiyon kaçınılmaz bir komplikasyon olmadığı, gerekli işlem sterilizasyon önlemlerinin alınmadığı veya tedavi sürecinde hatalı uygulamaların bulunduğu ispat edilmelidir.

HASTANE ENFEKSİYONUNA BAĞLI TAZMİNAT DAVASININ DEVLET HASTANESİNE AÇILMASI

Devlet hastanelerinde veya kamu üniversitesi hastanelerinde meydana gelen tıbbi hatalar (malpraktis)  sonucu zarar gören kişiler, doğrudan dava açmadan önce ilgili kamu idaresine başvurmak zorundadır. Bu başvuru, zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde ve her halükarda olay tarihinden itibaren 5 yıl içinde yapılmalıdır. Başvuru, Sağlık Bakanlığına ya da ilgili kuruma dilekçeyle yapılır. İdarenin başvuruya 60 gün içinde cevap vermemesi ya da yetersiz cevap vermesi durumunda, bu sürenin bitiminden itibaren tam yargı davası açılabilir. İdare, başvuruyu açıkça reddederse ret kararının tebliğinden itibaren dava süresi işlemeye başlar. Bu tür davalar, özel hastanelere karşı açılan tazminat davalarından farklı olarak idare mahkemelerinde görülür ve usul kurallarına uyulmadığında dava usulden reddedililebilir

HASTANELERİN ORGANİZASYON SORUMLULUĞU

Hastanelerin organizasyon sorumluluğu, sağlık kurumlarının hizmet sunumunda düzenli, etkin ve güvenli bir çalışma sistemini tesis etmekle yükümlü olmalarını ifade eder. Bu sorumluluk kapsamında hastanelerin, personel istihdamından hijyen ve sterilizasyon standartlarının sağlanmasına, hasta güvenliği protokollerinin uygulanmasından tıbbi cihazların uygun kullanımı ve bakımına kadar geniş bir alanda yükümlülükleri vardır. Özellikle hastane enfeksiyonunun önlenmesinde, hastanenin organizasyon yapısını ve işleyişini yeterli olup olmadığı büyük önem taşır.

Organizasyonel eksiklikler veya ihmaller, enfeksiyon riskini artırmakta ve hastaların zarar görmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle hastane yönetimi, tıbbi personelin görev ve sorumluluklarını açıkça belirlemek, eğitim ve denetimleri düzenli yapmak ve sağlık hizmetlerinde standartları uygunluğu sağlamakla hukuki olarak yükümlüdür. Organizasyon sorumluluğunun ihlali durumunda hastane zarardan doğrudan sorumlu tutulabilir ve tazminat davalarında bu husus önemli bir delil olarak değerlendirilebilir.

HASTANE ENFEKSİYONUNA BAĞLI MALPRAKTİS KONUSUNDA SIKÇA SORULAN SORULAR

HASTANE ENFEKSİYONLARI HER ZAMAN MALPRAKTİS KAPSAMINDA MIDIR YOKSA KOMPLİKASYON SAYILABİLİR Mİ?

Hastane enfeksiyonu her zaman malpraktis (tıbbi hata) kapsamında değerlendirilmez. Zira bazı enfeksiyonlar, tıbbi müdahalelerin kaçınılmaz komplikasyonları olarak kabul edilebilir. Malpraktis kapsamında sayılabilmesi için enfeksiyonun sağlık personelinin ihmal veya kusuru sonucu ortaya çıkması yani tedavi sürecinde gerekli hijyen ve sterilizasyon önlemlerinin alınmaması gibi yükümlülüklerin yerine getirilmemesi gerekir.  Hastane enfeksiyonları, tıbbi uygulamalar sırasında ortaya çıkabilen istenmeyen durumlardır ve her zaman malpraktis kapsamında değerlendirilemeyeceği unutulmamalıdır.

Keza bu tür enfeksiyonlar, tüm koruyucu önlemlerin alınmasına rağmen gelişebiliyorsa tıbbi bir komplikasyon olarak kabul edilir. Ancak sağlık çalışanlarının gerekli hijyen kurallarına uymaması, enfeksiyon kontrol protokollerine riayet edilmemesi ya da sterilizasyon süreçlerinde ihmallerin bulunması durumunda bu enfeksiyonlar önlenebilir kabul edilir ve malpraktis kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla hastane enfeksiyonunun malpraktis mi yoksa komplikasyon mu olduğu somut olayın özelliklerine tıbbi standartlara uyulup uyulmadığına ve önlenebilirlik durumuna göre belirlenir.

HASTANE ENFEKSİYONU NEDENİYLE AÇILAN DAVADA SORUMLULUK KİME AİTTİR: DOKTOR MU, HEMŞİRE Mİ, HASTANE Mİ?

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis davalarında sorumluluk, enfeksiyonun oluşum nedenlerine bağlı olarak doktor, hemşire ve hastane arasında farklı şekillerde dağıtılabilir. Eğer enfeksiyon, doktorun tıbbi müdahalesindedeki hata veya ihmalden kaynaklanıyorsa doktor kişisel olarak sorumlu tutulabilir. Benzer şekilde hemşirenin bakımı hijyen kurallarına aykırı davranışı enfeksiyonun ortaya çıkmasına yol açtıysa hemşire de sorumluluk taşır.

Öte yandan hastanenin organizasyon eksikliği, sterilizasyon standartlarını yetersizliği veya personelin yeterince denetimlenmemesi gibi sistemsel hatalar enfeksiyonun ortaya çıkmasında etkili ise hastane tüzel kişiliği sorumluluk altına girer. Dolayısıyla sorumluluğun kime ait olacağı somut olayların koşullarına ve kusurun türüne ve mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesine bağlıdır diyebiliriz.

HASTANE ENFEKSİYONUNDA KUSUR NASIL İSPAT EDİLİR? HANGİ RAPORLAR GEREKİR?

Kusuru varlığını göstermek için enfeksiyonun hastanede uygulanan tedavi sürecindeki ihmal, hata veya eksikliklerden kaynaklandığını somut delillerle kanıtlamak gerekir. Bu amaçla hastanın tıbbi dosyası, tedavi ve bakım süreçlerine ayrıntılı şekilde gösteren raporlar mahkemeye sunulur. Özellikle enfeksiyonun türü, bulaşma şekli ve hastanedeki sterilizasyon ve hijyen uygulamalarının durumu hakkında hazırlanan uzman hekim raporları büyük önem taşır. Ayrıca bilirkişi incelemesiyle enfeksiyonun meydana gelmesinde tıbbi standartlara uyup uymadığı değerlendirilir. Laboratuvar testleri, mikrobiyoloji analizler ve hastane enfeksiyon kontrol kayıtları da kusurun ispatında destekleyici belge niteliğindedir.

ENFEKSİYON SONUCU ÖLÜM VEYA KALICI ZARAR OLMASI DURUMUNDA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT NASIL HESAPLANIR?

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis, ölüm veya kalıcı zarar meydana geldiğinde maddi ve manevi tazminatın hesaplanması hukuki ve ekonomik kriterlere göre yapılır. Maddi tazminat kapsamında tedavi ve bakım giderleri, iş gücü kaybı ile ölüm halinde geride kalan yakınların destekten yoksun kalma tazminatı dikkate alınır. Kalıcı zarar durumdaysa hastanın çalışma kapasitesindeki azalma ve tedavi masrafları hesaplanır. Manevi tazminat ise yaşanan acı, ızdırap ve psikolojik zararın telafisi amacıyla verilir ve mahkemenin takdirine bağlıdır. Tazminat miktarının belirlenmesinde tıbbi raporlar, bilirkişi incelemeleri ve ekonomik veriler önem taşır.

YARGITAY HASTANE ENFEKSİYONU NEDENİYLE AÇILAN MALPRAKTİS DAVALARINDA NASIL BİR YAKLAŞIM SERGİLEMEKTEDİR?

Yargıtay, hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis davalarında, sorumluluğun tespitinde titiz ve objektif bir yaklaşım benimsemektedir. Hastane enfeksiyonun oluşumunda sağlık personelinin veya hastanenin kusurunun somut delillerle kanıtlanmasını şart koşar. Ayrıca hastane enfeksiyonunun bazı durumlarda tıbbi komplikasyon olarak değerlendirilebileceğini göz önünde bulundurarak ihmal ve kusurun açıkça ortaya konulmasını bekler. Yargıtay kararlarında, tıbbi standartları uyulup uymadığı, hijyen ve sterilizasyon kurallarının yerine getirilip getirilmediğini bilirkişi raporları ışığında dikkatle incelenir.

HASTANE ENFEKSİYONUNA BAĞLI MALPRAKTİS İLE İLGİLİ AVUKATA SORU SORABİLİRSİNİZ.

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis konusunda alanında uzman avukata soru sormak için Avukata sor linkini tıklayarak sorabilirsiniz.

AVUKATTAN ONLINE DANIŞMANLIK ALABILIRSINIZ.

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis kapsamında ortaya çıkan sorunların çözümünde konusunda uzman avukattan destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis konusunda uzman bir avukat ile iletişim kurmak ve danışmanlık almak için online danışmanlık sisteminiz üzerinden randevu almak, çok pratik bir çözüm olabilir.

Sorularınızı ve bu sorularla ilgili evrakı sisteme yükleyebilirsiniz. Online danışmanlıkta istediğiniz gün ve saati seçebildiğiniz gibi görüşme tipini de seçebilmektesiniz. Zoom, teams, whatsapp ya da telefon üzerinden görüşme sağlanabilmektedir. Ödemenin ardından tarafınıza randevu yapıldığına dair mail ile bilgi gelmektedir. Sistemde yaşanan herhangi bir sorun olduğundan iletişim numaralarımızdan iletişime geçtiğinizde toplantı manuel olarak planlanabilir. Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis konusunda müvekkillerimizin doğru bilgiye hızlı ve güvenilir şekilde ulaşmasını sağlamak için kurulan Online Danışmanlık Sistemimizden yüzlerce randevu alınmış olup müvekkillerimizin faydalanması amaçlanmıştır.

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis

Hastane enfeksiyonuna bağlı malpraktis

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment