Organ nakli başka hiçbir tıbbi çare bulunamadığı için bir insanın organ veya dokularını ihtiyacı olanlara bağışladıktan sonra, bu organ veya dokuların tedavi amacıyla nakledilmesidir.
Organ nakli, bir kişinin organ veya dokusunun tedavi amacıyla başka bir kişiye aktarılmasıdır. İşlemin hukuki çerçevesini 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun çizer. Kanun, organ nakli için rıza, akrabalık ve etik denetim şartlarını birlikte arar. Bedel veya çıkar karşılığı organ alınmasını ve satılmasını ise açıkça yasaklar.
Kısa cevap: Organ nakli, 2238 sayılı Kanuna göre yapılır. Canlıdan nakil, kural olarak alıcının en az iki yıldır evli olduğu eşinden veya dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından yapılabilir. Reşit ve mümeyyiz vericinin rızası iki tanık önünde yazılı veya tutanakla alınır ve bir hekim tarafından onaylanır. Bedel karşılığı organ alınması yasaktır.
Organ Nakli Hangi Kurallara Tabidir?
Organ ve doku nakli, tedavisi güç hastalıklarda hayat kurtarır. Başarı oranları da tıbbi gelişmelerle birlikte artar. Böbrek yetmezliğinde nakil, hemodiyalize göre daha düşük maliyet doğurur. Bu nedenle organ nakli hem tıbbi hem ekonomik bir tercih hâline gelir.
Ancak arz ile talep arasındaki açık sorun yaratır. Bağış sayısı bekleyen hasta sayısını karşılamaz. Bu boşluk organ ticareti ve kayıt dışı nakil riskini büyütür. Kanun koyucu bu yüzden alanı sıkı denetime bağlar.
Denetimin üç ayağı vardır. Birincisi rıza ve aydınlatma kurallarıdır. İkincisi etik komisyon onayıdır. Üçüncüsü ceza hükümleridir. Organ nakli dosyalarında bu üç ayağı birlikte incelersiniz.
Organ Naklinin Hukuki Niteliği Nedir?
Nakil işlemi kendisine nakil işlemi gerçekleştirilen hasta için tıbbi bir müdahaledir. Bu sebeble tıbbi müdahale gerekleri kapsamında yapılmalıdır. Tıbbi müdahale, Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre; “Tıp mesleğini icraya yetkili kişiler tarafından uygulanan, sağlığı koruma, hastalıkların teşhis ve tedavisi için ilgili meslekî yükümlülükler ve standartlara uygun olarak tıbbın sınırları içinde gerçekleştirilen fizikî ve ruhî girişim”dir.
Her tıbbi müdahale kişinin beden bütünlüğüne yönelir. Fiili hukuka uygun kılan unsurlar bellidir. Müdahaleyi yetkili hekim yapar. Tıbbi zorunluluk yani endikasyon vardır. Hekim aydınlatma yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirir. Kişi de rızasını serbestçe açıklar.
Sık Sorulan Sorular
Organ nakli için vericinin rızası nasıl verilir?
Verici, onsekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olmalıdır. Rızasını en az iki tanık huzurunda yazılı ve imzalı olarak ya da sözlü beyanla verir. Bir hekim bu tutanağı onaylar.
Canlıdan organ nakli kimlerden yapılabilir?
Verici, alıcının en az iki yıldır evli olduğu eşi veya dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımı olabilir. Hastalık evlilikten sonra teşhis edildiyse iki yıllık evlilik şartı aranmaz. Bunların dışındaki vericiler için etik komisyon değerlendirmesi yapılır.
Akraba olmayan kişiden organ nakli yapılabilir mi?
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
Organ nakli iki ayrı müdahaleyi içerir. Vericiden organ alma birinci müdahaledir. Alıcıya nakil ise ikinci müdahaledir. Vericideki müdahale onun sağlığına doğrudan katkı sağlamaz. Bu yüzden hukuk, vericinin rızasını daha sıkı şartlara bağlar.
Vericinin Aydınlatılması Hangi Kapsamdadır?
Kanunun 7. maddesi hekime ayrı bir görev yükler. Hekim, organ ve doku alınmasının yaratabileceği tehlikeleri anlatır. Tıbbi, psikolojik, ailevi ve sosyal sonuçları da açıklar. Vericinin ruhsal değerlendirmesi için uzman görüşü alır. Aydınlatma eksikse rıza geçerli sayılmaz.
Organ Naklinde Vericinin Rızası Nasıl Alınır?
Rıza, canlıdan organ naklinin vazgeçilmez şartıdır. Kanunun 6. maddesi biçim kuralını koyar. On sekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan kişi rızasını iki tanık huzurunda açıklar. Beyan açık, bilinçli ve her türlü etkiden uzak olur.
“Onsekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur.”
Beyan iki biçimde geçerli olur. Birinci biçimde kişi beyanını önceden yazar ve imzalar. İkinci biçimde kişi beyanını en az iki tanık önünde sözlü olarak açıklar ve tutanağı imzalar. Her iki hâlde de bir hekim tutanağı onaylar. Onay olmadan organ nakli işlemine geçilmez.
Yaş sınırı da nettir. Kanunun 5. maddesi, on sekiz yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden organ ve doku alınmasını yasaklar. Yenilenebilen dokular bakımından ise Sağlık Bakanlığının yönetmelikleri özel usul öngörür.
Kök hücre ve doku naklinde ayrı bir düzenleme geçerlidir. İnsan Doku ve Hücreleri ile Bunlarla İlgili Merkezlerin Kalite ve Güvenliği Hakkında Yönetmelik vericinin bilgilendirilmesini düzenler. Küçükten doku alma söz konusuysa hekim yasal temsilciyi bilgilendirir. Ayrıca çocuğun kendisine de yaşına uygun açıklama yapar.
Ölüden Organ ve Doku Nakli Nasıl Yapılır?
Ölüden nakli Kanunun 11 ile 14. maddeleri düzenler. Burada ilk sorun ölüm anının tespitidir. Ölüm anı yalnız nakli değil, tedavinin sonlandırılmasını ve defin işlemlerini de etkiler. Bu yüzden kanun tespiti sıkı kurallara bağlar.
Hukuk iki ölüm kavramını ayırır. Bunlar biyolojik ölüm ve beyin ölümüdür.
Beyin ölümü, beyin sapı dâhil bütün beyin işlevlerinin geri dönüşsüz kaybıdır. Ölüden alınan organın canlılığını koruması gerekir. Bu nedenle kadavradan nakilde beyin ölümü kavramı öne çıkar. Kanunun 11. maddesi ölüm hâlinin dört kişilik bir hekimler kurulunca oybirliğiyle saptanmasını arar. Tanının ayrıntısını ise Sağlık Bakanlığının yönetmeliği belirler.
Biyolojik ölüm ise temel vücut işlevlerinin geri dönüşsüz kaybıdır. Merkezi sinir sistemi, dolaşım ve solunum işlevleri bu kapsamdadır.
Kanunun 14. maddesi ölüden alma şartlarını sıralar. Kişi sağlığında vücudunu veya organlarını resmî ya da yazılı vasiyetle bağışlar. İsteğini iki tanık önünde açıklamış olması da yeterlidir. Böyle bir beyan yoksa sıra yakınlara gelir.
Yakınların sırası da maddede yazılıdır. Ölüm anında yanında bulunan eş, reşit çocuklar, ana veya baba ya da kardeşlerden biri muvafakat verir. Bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakının muvafakati yeter. Aksine bir vasiyet yoksa hekim, kornea gibi ceset üzerinde değişiklik yapmayan dokuları alır.
Kişinin iradesi her hâlde önce gelir. Ölü, sağlığında organ alınmasına karşı olduğunu belirtmişse organ ve doku alınmaz. Bu irade yakınların rızasıyla aşılamaz. Kural, organ nakli hukukunun temel dengesini kurar.
“Ölü, sağlığında kendisinden ölümünden sonra organ veya doku alınmasına karşı olduğunu belirtmişse organ ve doku alınamaz.”
Canlıdan Organ Nakli Şartları Nelerdir?
Canlıdan nakilde iki eksen vardır. Birincisi rıza, ikincisi yakınlık ilişkisidir. Rıza bakımından Kanunun 6. maddesindeki biçim şartı geçerlidir. Yakınlık bakımından ise Ek 2. madde devreye girer.
Ek 2. madde çerçeveyi açıkça çizer. Alıcıya organ verecek ilk kişi, en az iki yıldan beri evli olduğu eşidir. Dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları da bu kapsamdadır. Dördüncü derece bu sayıma girer.
İki yıllık evlilik şartının istisnası vardır. Organ nakli gerektiren hastalık evlilikten sonra ortaya çıkmışsa bu şart aranmaz. Kural, hastalığı bilerek yapılan görünüşte evlilikleri engeller.
“Canlıdan organ nakli; alıcının en az iki yıldan beri evli olduğu eşi ile dördüncü dereceye kadar (dördüncü derece dahil) kan ve kayın hısımlarından yapılabilir. Organ nakli gereken hastalığın evlilikten sonra teşhis edildiği durumlarda eşlerin en az iki yıllık evli olması şartı aranmaz.”
Akraba Dışı Nakilde Hangi Usul İşler?
Yakınlık şartı dışında kalan bağışları kanun yasaklamaz. Ancak bu bağışlar etik denetime tabidir. Naklin yapılacağı ilde kurulan Etik Komisyon dosyayı inceler. Komisyon, alıcı ile verici arasında etik ve yasal olmayan bir durum bulunmadığına kanaat getirirse onay verir.
Başvuruyu hastane başhekimliği il sağlık müdürlüğüne iletir. Dosyada muvafakat belgesi, bilgilendirme formu ve sağlık raporu yer alır. Başvurucu, alıcı ile vericinin yakınlığını açıklayan dilekçeyi de ekler. Gelir düzeyi beyanı, borç beyanı ve adres beyanı dosyayı tamamlar.
Nakil türlerinin şartları ve denetimi aşağıdaki tabloda karşılaştırılmıştır:
Nakil Türü
Temel Şart
Denetim
Canlıdan, eş veya dördüncü dereceye kadar hısım
Tanıklı ve hekim onaylı rıza; en az iki yıllık evlilik (hastalık evlilikten sonra teşhis edildiyse aranmaz) veya dördüncü dereceye kadar hısımlık
Kanun etik komisyon değerlendirmesi öngörmez
Canlıdan, akraba dışı kişi
Aynı rıza şartı ve etik açıdan uygunluk
Etik Komisyon onayı; itiraz Ulusal Organ Nakli Etik Kuruluna yapılır
Ölüden
Sağlığında e-Devlet/Bakanlık sistemi beyanı, vasiyet veya iki tanık önünde açıklama; yoksa sırasıyla yakınların muvafakati (kaza veya afet hâlinde yakını yoksa m. 14'teki istisna)
Ölenin ret iradesi bağlayıcıdır; tıbbi ölümü hekimler tespit eder
Canlıdan Organ Nakline Kim Karar Verir?
Etik değerlendirmeyi il düzeyindeki komisyon yapar. Organ nakli hizmeti veren hastanenin bulunduğu her il bir komisyon kurar. Komisyon, başvuru tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde toplantı yapar. Acil hâllerde derhâl toplantıya geçer ve oyçokluğuyla karar alır.
İtiraz mercii Ulusal Organ Nakli Etik Kuruludur. Kurul, komisyon kararını inceler ve onaylar. Kararı iptal eder ya da komisyonun yerine geçip yeniden karar verir. Kurulun organ nakli başvurularına ilişkin kararları kesin niteliktedir.
Kurulun çalışma usulü de bellidir. Kurul, itiraz tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde toplantı yapar. Acil hâllerde derhâl toplantıya geçer. Kararı katılanların üçte iki çoğunluğuyla alır. Bu çoğunluk çıkmazsa Kurul itirazı reddeder.
Kurul ve Komisyon toplantılarını gizli oturum biçiminde yürütür. Kararlara ilişkin bilgi ve belgeler gizlidir. Komisyon bu belgeleri üçüncü kişi ve kuruluşlarla paylaşamaz.
Komisyon ve Kurulun teşkili ile çalışma esaslarını Sağlık Bakanlığı düzenler. Kayıtlar Türkiye Organ ve Doku Bilgi Sistemine geçer. Komisyonun uygun görmediği nakil yapılamaz. Bir komisyonun reddettiği başvuru için başka bir komisyon karar veremez.
Organ ve Doku Ticaretinin Cezası Nedir?
Organ ve doku ticareti Türk Ceza Kanunu madde 91/3 uyarınca suçtur. Organ satın alan, satan veya satışa aracılık eden kişiye beş yıldan dokuz yıla, konu doku ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Kanunun 3. maddesi bedel karşılığı organ alınmasını ve satılmasını yasaklar. Yaptırımı ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gösterir. Kanunun 91. maddesi organ ve doku ticaretini suç sayar.
Ceza fiile göre değişir. Hukuken geçerli rızaya dayanmadan kişiden organ alan kimse beş yıldan dokuz yıla kadar hapis cezası alır. Fiil doku ile ilgiliyse ceza iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Ölüden hukuka aykırı biçimde organ veya doku alan kişi ise bir yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşır.
Alım satım zinciri de cezasız kalmaz. Organ veya doku satın alan, satan ve satışa aracılık eden kişi aynı cezalara tabidir. Suç bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse ceza ağırlaşır. Bu hâlde sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası gündeme gelir.
Kanun, organını satan kişiyi ayrı değerlendirir. 92. madde, kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşulların dikkate alınmasına imkân tanır. Madde mahkemeye iki yetki tanır. Bunlar cezada indirim ve ceza vermekten vazgeçmedir. 93. madde ise etkin pişmanlığı düzenler. Kişi durumu resmî makamlar öğrenmeden bildirir ve suçluların yakalanmasını kolaylaştırırsa hakkında cezaya hükmedilmez.
Reklam yasağı da vardır. Kanunun 4. maddesi organ ve doku alınıp verilmesine ilişkin reklamı yasaklar. Bilimsel, istatistiki ve haber niteliğindeki bilgi bu yasağın dışındadır. Çıkar karşılığı organ temini için ilan veren kişi de ceza alır.
Organ Bağışını Nasıl Yaparsınız?
Bağış beyanı basit bir işlemdir. Kişi bağış isteğini yazılı olarak açıklar. Beyanı sağlık kuruluşlarına, il sağlık müdürlüklerine veya organ nakli merkezlerine verir. Kişi beyanını iki tanık huzurunda da açıklar.
Bağıştan dönme hakkı her zaman vardır. Kişi bu iradesini dilediği anda geri alır. Ayrıca ölüden organ alma aşamasında hekim, yakınların bilgisine de başvurur. Bu yüzden bağış kararını aile içinde paylaşmak pratik bir öneme sahiptir.
Bekleme Listesi Nasıl İşler?
Nakil bekleyen hastalar ulusal bir sistemde kayıt altındadır. Kayıtları Türkiye Organ ve Doku Bilgi Sistemi tutar. Sıralamada tıbbi aciliyet, doku uyumu, kan grubu ve bekleme süresi gibi ölçütler rol oynar. Ölçütlerin ayrıntısını Sağlık Bakanlığının yönetmeliği ve yönergeleri belirler.
Organ Nakli Başvurusunun Reddine İlişkin Mahkeme Kararı
Aşağıdaki karar akraba dışı naklin sınırını gösterir.
Kararı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdare Dava Dairesi vermiştir.
Davacı, böbrek yetmezliği nedeniyle yaptığı organ nakli başvurusunun reddine ilişkin 19/04/2018 tarihli işlemin iptalini istemiştir.
Konuya İlişkin Mevzuat Hükümleri
2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanunun 3.maddesinde, “Bir bedel veya başkaca çıkar karşılığı, organ ve doku alınması ve satılması yasaktır.” hükmü, 6.maddesinde, “Onsekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur.” hükmü, Ek 2.maddesinde, “Canlıdan organ nakli; alıcının en az iki yıldan beri evli olduğu eşi ile dördüncü dereceye kadar (dördüncü derece dahil) kan ve kayın hısımlarından yapılabilir. Organ nakli gereken hastalığın evlilikten sonra teşhis edildiği durumlarda eşlerin en az iki yıllık evli olması şartı aranmaz.
Birinci fıkrada yer alan hususların dışında kalan canlıdan organ nakillerinin etik açıdan değerlendirmesi, organ nakli başvurusunun yapıldığı ilde oluşturulan Organ Nakli Değerlendirme Etik Komisyonları tarafından yapılır. Organ nakli hizmeti sunan hastanelerin bulunduğu her ilde Organ Nakli Değerlendirme Etik Komisyonu kurulur. Komisyon başvurunun yapıldığı tarihten itibaren en geç 15 gün içinde, acil durumlarda ise derhâl toplanır ve oyçokluğu ile karar alır.
Organ Nakli Değerlendirme Etik Komisyonlarının kararlarına karşı yapılacak itirazları değerlendirmek üzere Ulusal Organ Nakli Etik Kurulu teşkil edilir. Ulusal Organ Nakli Etik Kurulu, itiraz üzerine komisyon kararlarını inceleyerek onaylar, iptal eder veya komisyonun yerine geçip yeniden karar alır. Kurulun organ nakli başvurularına dair verdiği kararları kesindir. Ulusal Organ Nakli Etik Kurulu itirazın yapıldığı tarihten itibaren en geç 15 gün içinde, acil durumlarda ise derhâl toplanır ve katılanların üçte ikisinin oyuyla karar alır. Bu çoğunluk sağlanamadığında itiraz reddedilmiş sayılır.
Ulusal Organ Nakli Etik Kurulu ve Organ Nakli Değerlendirme Etik Komisyonlarının toplantıları gizli oturum şeklinde yapılır. Toplantıda alınan kararlara dair bilgi ve belgeler gizlidir; üçüncü kişi ve kuruluşlarla paylaşılamaz.
Organ Nakli Değerlendirme Etik Komisyonları ve Ulusal Organ Nakli Etik Kurulunun teşkili ile çalışma usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca düzenlenir.” hükmü yer almıştır.
2238 sayılı Kanuna dayanılarak hazırlanan Organ Ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Canlıdan organ bağışı ve nakli” başlıklı16.maddesinde, “(1) Canlıdan organ nakli; alıcının en az iki yıldan beri fiilen birlikte yaşadığı eşi ile dördüncü dereceye kadar (dördüncü derece dâhil) kan ve kayın hısımlarından yapılabilir. Alıcı, verici ve nakil sonuçlarının TODS’a kaydı yapılır.
(2) Akraba dışı canlıdan organ nakli, naklin yapılacağı ilde oluşturulacak Etik Komisyonun verici ile alıcı arasında, bu Yönetmeliğe ve diğer ilgili mevzuata aykırı herhangi bir hususun bulunmadığını ve etik açıdan organ bağışının uygunluğunu onaylaması ile gerçekleştirilecek akraba dışı kişilerden yapılır. Akraba dışı canlıdan organ nakli için;
a) Alıcının TODS’a kaydı yapılır.
b) Nakil için alıcı ve verici, il sağlık müdürlüğü aracılığıyla aşağıda yer alan belgelerle birlikte Etik Komisyona başvurur.
3) Vericiden alınmış, en az iki tanıklı hekim onaylı muvafakat belgesi,
4) Verici ve alıcının hekim onaylı bilgilendirme formu,
5) Verici ve alıcının nâkile uygunluğunu bildiren sağlık raporu,
6) Alıcı ile vericinin yakınlığının nereden kaynaklandığını gösteren dilekçe ve mevcut ise ilgili belgeleri,
7) Alıcının ve vericinin gelir düzeyini gösteren beyanı,
8) Vericinin borcunun olup olmadığına dair beyanı,
9) Alıcının ve vericinin adres beyanı,
10) Komisyonun gerekli görmesi halinde ilgili diğer belgeler.
(3) Etik Komisyon, il sağlık müdür yardımcısı başkanlığında aşağıdaki üyelerden oluşur;
a) Valilikçe görevlendirilecek il emniyet müdür yardımcısı ya da kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele şube müdürü,
b) Naklin yapılacağı hastane haricindeki kamu hastanesinden bir tabip,
c) Naklin yapılacağı hastane personelinden olmayan bir psikiyatri uzmanı,
ç) Baro tarafından görevlendirilecek bir avukat,
d) Valilikçe görevlendirilecek bir sosyal hizmet uzmanı.
(4) Komisyonun sekretaryası il sağlık müdürlüğünce yürütülür. Başvurular naklin yapılacağı hastane başhekimliğince il sağlık müdürlüğüne yapılır. Komisyon 15 günde bir üye tamsayısının en az 2/3 çoğunluğuyla toplanır, gerekli gördüğü takdirde verici ve/veya alıcıyı ve akrabalarını dinler. Komisyona sunulan bilgi ve belgelerin doğruluğunu araştırır, alıcı ve verici arasında etik ve yasal olmayan bir durumun bulunmadığı kanaati oluştuğunda naklin etik açıdan uygunluğuna karar verir. Kararlar üye tamsayısının 2/3 oy çoğunluğu ile alınır. Acil nakil gereken hasta için başvuru olması halinde Komisyon ivedilikle toplanır ve karar alır. Etik Komisyon kayıtları TODS’a kayıt edilir. Komisyon kararları kesindir ve Komisyonca uygun görülmeyen nakiller yapılamaz. Bir komisyonun uygun görmediği başvuru için başka bir komisyon karar alamaz…” düzenlemesine yer verilmiştir.
Kararda Yaşam Hakkı Nasıl Değerlendirildi?
Yaşam hakkı, kişinin fiziksel varlığını koruyan en temel haktır.
Anayasa'nın 17. maddesi herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu söyler. Anayasanın 56. maddesi ise devlete görev yükler. Devlet, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlar. Bu görevi kamu ve özel sağlık kurumlarından yararlanarak ve onları denetleyerek yerine getirir.
Bu düzenlemeler bir sonuca çıkar. Vatandaşların yaşam hakkı devletin pozitif yükümlülüğü kapsamındadır. Anayasanın 17. maddesindeki yaşam hakkı yalnız hayatta kalmayı anlatmaz. Hak, sağlıklı yaşama hakkını da içerir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Yaşam Hakkı” başlıklı 2. maddesi’nin 1. fıkrasında da; “Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” düzenlemesi yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarında, “Yokluğunda Sözleşme’nin bütün diğer hak ve özgürlüklerinin hükümsüz hale geleceği yaşam hakkı bütün hakların ve özgürlüklerin varlığı için ön koşuldur.” şeklinde bir belirlemeye gidilerek yaşam hakkının önemine vurgu yapılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesi’nin, sadece devlet görevlilerinin haksız güç kullanımı sonucunda meydana gelen ölümleri kapsamadığını, ayrıca maddenin birinci paragrafının birinci cümlesinde devletlerin kendi yetki alanlarında bulunanların hayatını korumak amacıyla uygun hareket etme pozitif yükümlülüğünü de ortaya koyduğunu hatırlatmaktadır. ( L.C.B. – İngiltere – 23413/94, Paul ve Audrey Edwards – İngiltere – 44477/99 )
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu yükümlülüğü sağlık alanına da taşır. Calvelli ve Ciglio - İtalya kararı bu yöndedir. Karara göre devletin pozitif ödevi, hem özel hem kamu hastanelerindeki hastaların yaşamını korumak için düzenleme yapmayı kapsar.
Anayasa Mahkemesi ise; çeşitli kararlarında yaşam hakkına bakışını, Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinde hüküm bulan “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” ifadesiyle ortaya koymuştur.
Anayasa Mahkemesi de aynı çizgidedir. Mahkeme, devletin bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlü olduğunu belirtir. Bu değerlendirme E:2005/151 esas ve K:2008/37 karar sayılı dosyada yer alır.
Yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma hakkı devredilmez ve vazgeçilmez nitelik taşır. Devletin bu konuda hem negatif hem pozitif yükümlülüğü vardır. Negatif yükümlülük, kimsenin yaşamına kasten son vermemeyi gerektirir. Pozitif yükümlülük ise yaşam hakkını üçüncü kişilerden ve kişinin kendi eylemlerinden gelen risklere karşı korumayı gerektirir. Anayasa Mahkemesi bu ayrımı 2012/752 başvuru numaralı ve 17/9/2013 tarihli bireysel başvuru kararında ortaya koyar. Karar, kamusal makamlardan ve üçüncü kişilerden gelen riskleri birlikte ele alır.
Pozitif yükümlülük sağlık hizmetlerini de kapsar. Anayasanın 56. maddesi bu görevi ayrıca somutlaştırır.
Karar, organ naklinin taşıdığı toplumsal değeri de vurgular. Nakil, yaşama ümidi kalmayan hastalara iyileşme imkânı sunar. Tedavi maliyeti bakımından da avantaj sağlar.
Kararda madalyonun diğer yüzü de yer alır. Bağış sayısının yetersizliği organ ticareti ve kayıt dışı nakil riskini doğurur. Bu risk alanın sıkı denetimini zorunlu kılar.
Daire yasal çerçeveden şu sonucu çıkarır. On sekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan akraba dışı kişiden organ bağışına yasal engel yoktur. Ancak çıkar karşılığı ya da ticari amaçlı bağış yasaktır. Etik dışı veya hukuka aykırı amaç taşıyan bağış da kabul edilmez.
Daire, komisyon denetiminin amacını da açıklar. Denetim yalnız alıcıyı değil vericiyi de korur. Alıcı ile verici arasında yasal ve etik olmayan bir durum yoksa nakle engel yoktur. Komisyon böyle bir durum saptarsa vericinin yaşam hakkını korumak için izin vermez.
Somut olayda davacı böbrek yetmezliği hastasıydı. Bir üniversite hastanesinde nakil olmak istiyordu. Akraba dışı kişiden nakil için il sağlık müdürlüğüne başvurdu. İstanbul İl Organ Nakli Etik Komisyonu başvuruyu reddetti.
Komisyon gerekçesini tanışıklık düzeyine dayandırdı. Komisyon kararında, alıcı ile verici arasındaki tanışıklığın bağış için hayatın olağan akışına uygun bir hissiyat oluşturmadığını yazdı. Davacı bu kararın iptalini istedi.
Dosya iki tarafın beyanını içerir.
Alıcı, vericiyle dayısı aracılığıyla tanıştığını söyledi. Tanışıklık dört ay sürüyordu. Alıcı, vericinin ailesinin durumundan etkilendiğini ve başka çaresi olmadığı için bağışı kabul ettiğini bildirdi. Memur olduğunu ve aylık gelirini de beyan etti.
Verici tarafındaki beyanlar ise şöyledir.
Verici, alıcının dayısının iş yerinde tanıştıklarını söyledi. Arkadaşlıkları dört aylıktı. Bir işçi olarak çalıştığını ve gelirini beyan etti. Borcu bulunmadığını bildirdi; ancak komisyon önünde kredi borcu olduğunu açıkladı. Bağış isteğini babasının ısrarına bağladı.
Daire değerlendirmesine evlilik ölçüsüyle başladı. Kanun, eşler arasında bile iki yıllık fiilî birliktelik arar. Bu şart, naklin alıcı ve verici için taşıdığı ağırlığı gösterir. Akraba dışı başvurularda da etik sakınca bulunmadığı yönünde tam bir vicdani kanaat gerekir.
Daire yönetmelik hükmünü de gerekçe gösterdi. Etik Komisyon, taraflar arasında etik ve yasal olmayan bir durum bulunmadığı kanaatine varırsa nakle onay verir. Karar, apaçık bir belge aranmasını doğru bulmadı. Para transferi gibi bir kayıt beklemek geri dönülemez sonuçlar doğurur.
Daire bu noktada pratik bir gerekçe kurdu. Etik olmayan ilişki çoğu zaman belgeye dökülmez ya da taraflar bunu gizler. Belge şartı aranırsa akraba dışı nakillerin çoğu onay alır. Bu da organ ticaretinin ve kayıt dışı naklin önüne geçmeyi imkânsız kılar.
Daire bu nedenle kanaat ölçüsünü benimsedi. Komisyon; alıcıyı, vericiyi ve yakınlarını dinler. Gerekirse bilgi ve belge ister ve bunların doğruluğunu araştırır. Çapraz beyan gibi yöntemlerle kanaatini oluşturur.
Somut olayda daire iki çelişkiye dikkat çekti. Verici, dilekçesinde borcu olmadığını yazmış, komisyonda ise kredi borcunu açıklamıştı. Ayrıca bağış isteğini babasının ısrarına bağlamıştı. Tanışıklık ise yalnız dört aylıktı. Daire bu tabloda gönüllülük düzeyinde bir tanışıklık görmedi ve ret işleminde hukuka aykırılık bulmadı. (Bölge İdare Mahkemesi Kararı - İstanbul BİM, 7. İDD, E. 2019/189 K. 2019/644 T. 3.4.2019)
Nakil Sonrası Zarar Hâlinde Hangi Davayı Açarsınız?
Nakil sonrası zarar iddiaları ayrı bir hukuki alan oluşturur. Yol, sağlık kuruluşunun niteliğine göre değişir. Kamu hastanesinde gerçekleşen nakilde idareye karşı tam yargı davası açarsınız. Davayı idare mahkemesinde açar ve zararın giderilmesini istersiniz.
Özel hastanede tablo farklıdır. Burada ilişkinin temeli sözleşmedir. Hasta, hastaneye karşı adli yargıda dava açar. Hekimin kişisel kusuru varsa sorumluluğunu ayrıca tartışırsınız.
Aydınlatma eksikliği başlı başına bir dava sebebidir. Hekim, organ nakli öncesinde riskleri ve seçenekleri anlatmakla yükümlüdür. Aydınlatma yapılmadan alınan onam geçerli sayılmaz. Bu hâlde komplikasyon gerçekleşse bile sorumluluk doğar.
Organ Nakli Konusunda Avukat Desteği
Organ nakli bakımından hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine, mevcut belgelere ve varsa idari veya yargısal kararlara göre değişir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Etik komisyon kararı, nakil sonrası zarar ya da hekimin sorumluluğu hakkında dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilirsiniz. Talebinizi ücretsiz soru formu üzerinden de iletebilirsiniz. Görüşmedeki hukuki değerlendirme, paylaştığınız bilgi ve belgelere göre yapılır.
Organ Nakli ile Bağlantılı Sağlık Hukuku Konuları
Sağlık hukuku tek bir başlıktan oluşmaz. Hekimin sorumluluğu, hastanın onamı ve hastane sorumluluğu ayrı başlıklar oluşturur. Organ nakli dosyalarında bu başlıklar sık sık birlikte gündeme gelir.
Aşağıdaki yazılarımız konuyu farklı yönleriyle ele alır.
Kanun bunu yasaklamaz, ancak nakil etik açıdan değerlendirilir. Başvurunun yapıldığı ildeki Organ Nakli Değerlendirme Etik Komisyonu karar verir. Komisyon kararlarına karşı Ulusal Organ Nakli Etik Kuruluna itiraz edilir.
Organ satmanın veya satın almanın cezası nedir?
Bedel veya çıkar karşılığı organ alınması ve satılması yasaktır. Türk Ceza Kanunu madde 91 uyarınca organ satın alan, satan ve aracılık eden kişiye beş yıldan dokuz yıla, konu doku ise iki yıldan beş yıla kadar hapis verilir. Suç örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası verilir.
Ölen kişinin organları nasıl bağışlanır?
Kişi sağlığında e-Devlet veya Sağlık Bakanlığı sistemleri üzerinden beyan verebilir. Resmî ya da yazılı vasiyet veya iki tanık önünde açıklanan istek de yeterlidir. Böyle bir irade yoksa yakınların muvafakati aranır.
Nakil sonrası zarar için hangi yargı yoluna başvurulur?
Kamu hastanesinde önce idareye başvurulur (İYUK m. 13). Ret veya cevapsızlık üzerine idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Özel hastanede adli yargıda, kural olarak tüketici mahkemesinde dava açılır.
Sağlık Hukuku
SAĞLIK MESLEK MENSUPLARINA RÜCU
Sağlık meslek mensuplarına rücu, bir sağlık çalışanının görevini ihmal etmesi veya hatalı tedavi sonucunda ortaya çıkan zararın, öncelikle sigorta şirketi ya da Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanması halinde, ödemeyi yapan kurumun bu tutarı kusurlu sağlık çalışanından geri alma hakkını ifade eder. Uygulamada doktora rücu olarak da adlandırılan bu mekanizma, kusur, zarar ve neden-sonuç ilişkisi…