Dayanaksız Etik İhlal İsnadı ve İhbarcının Sorumluluğu
Dayanaksız Etik İhlal İsnadı ve Hukuki Sonuçları
Etik ihlal ihbarı yasal bir haktır, ancak dayanaksız ve kasıtlı isnat ihbarcı için disiplin, ceza ve tazminat sorumluluğu doğurabilir. Haksız suçlanan akademisyenin savunma, iptal davası ve manevi tazminat yolları açıktır.
Dayanaksız etik ihlal isnadı, Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nde ayrı bir etik ihlal türü sayılır. Haksız yere suçlanan öğretim elemanının önünde ise disiplin, ceza ve tazminat yolları vardır. Bir akademisyen hakkında etik ihlal iddiasında bulunmak yasal bir haktır. Bu hak somut bilgi ve belgeye dayanmadan kullanılırsa ihbarcının kendi sorumluluğu doğabilir.
Dayanaksız Etik İhlal İsnadı Nedir?
YÖK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi etik ihlalleri iki grupta sayar. Birinci grupta intihal, sahtecilik, çarpıtma, tekrar yayım ve haksız yazarlık yer alır. İkinci gruptaki "diğer etik ihlal türleri" listesinin (f) bendi ise şudur: "Dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak etik ihlal isnadında bulunmak". Türlerin tanımları etik ihlal türleri ve cezaları yazısında açıklanmıştır.
Bent üç ölçüt taşır. İsnat dayanaksız olmalıdır. Yani inandırıcı bilgi ve belgeye dayanmamalıdır. İsnat aynı zamanda yersiz olmalıdır. Yersizlik, iddia edilen davranışın etik kuralların kapsamına girmemesi demektir. Üçüncü ölçüt kasıttır. Bu nedenle iyi niyetle yapılan ve sonradan haksız çıkan her başvuru bu bende girmez. Bent ihbar hakkını ortadan kaldırmaz, yalnız bu hakkın kötüye kullanılmasını yaptırıma bağlar.
Bendin muhatabı da sınırlıdır. İhbarcı bir öğretim elemanıysa hakkında etik inceleme yapılabilir. İnceleme sonrasında disiplin süreci de işletilebilir. İhbarcı üniversite dışından biriyse yönergenin disiplin sonucu doğmaz. Böyle bir olayda sorumluluk ceza hukuku ve özel hukuk alanında aranır.
YÖK Yönergesi ile ÜAK Yönergesi Arasındaki Fark
Konuyu düzenleyen iki ayrı yönerge var ve kapsamları örtüşmüyor. YÖK yönergesi, yükseköğretim kurumlarında yürütülen her tür araştırma ve yayını kapsar. ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi ise yalnız doçentlik adaylarının eserlerini kapsar. Dayanak da ayrıdır. İlki 2547 sayılı Kanunun 24, 42 ve 65. maddelerine, ikincisi 11 ve 24. maddelerine dayanır.
Sık Sorulan Sorular
Etik ihlal ihbarı asılsız çıkarsa ihbarcıya ne olur?
Sonuç ihbarcının sıfatına bağlıdır. YÖK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin 4. maddesi, dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak etik ihlal isnadında bulunmayı ayrı bir etik ihlal sayar. İhbarcı öğretim elemanıysa hakkında etik inceleme ve ardından disiplin süreci işletilebilir. Üniversite dışından biriyse sorumluluk ceza hukuku ve özel hukuk alanında aranır.
Her asılsız şikâyet iftira sayılmaz. Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesi, kişinin fiili işlemediğini bilerek yetkili makama isnatta bulunmasını arar. Ceza bir yıldan dört yıla kadar hapistir ve fiilin delilleri uydurulmuşsa yarı oranında artırılır.
Fark burada bitmiyor. ÜAK yönergesinde "diğer etik ihlal türleri" listesi vardır. Bu listede YÖK yönergesindeki (f) bendinin karşılığı yoktur. Listedeki (f) ve (i) bentleri, ÜAK'ın 21 Aralık 2016 tarihli ve 238 sayılı toplantısında kaldırılmıştır. Doçentlik başvurusu süren bir aday hakkındaki dayanaksız etik ihlal isnadı bu yüzden ÜAK komisyonu önünde ayrı bir ihlal olarak incelenmez.
Dosyanın hangi mercie gideceği de aynı ayrıma bağlıdır. Yönergenin 9. maddesi açık bir kural koyar. Şikâyet dilekçesinde adayın doçentlik başvurusunun sürdüğü belirtilmiş olabilir. O zaman üniversite durumu derhâl ÜAK Başkanlığına sorar. Başvurunun sürdüğü bildirilirse bütün bilgi ve belgeler ÜAK'a gönderilir. Doçentlik sürecine özgü itiraz yolları doçentlik etik ihlal itirazı yazısında ele alınmıştır.
Hangi Şikâyetler Dayanaksız Sayılır?
Dayanaksızlık ölçütü mevzuatta iki noktada somutlaşır. ÜAK yönergesinin 10. maddesine göre komisyon önce bir tespit yapar. İddianın inandırıcı bilgi ve belgeye dayanıp dayanmadığına bakar. Ceza yargılamasında ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 158. maddesi benzer bir süzgeç kurar. İhbar soyut ve genel nitelikteyse soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Aynı fıkra, şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemeyeceğini de söyler.
Dilekçenin biçimi de sonucu etkiler. 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 4. maddesi ad soyad, imza ve adres arar. Aynı Kanunun 6. maddesinin (c) bendine göre bu şartları taşımayan dilekçeler incelenemez. İsimsiz ihbarların idari makamlarda işleme alınmamasının dayanağı budur.
Ciddi bir ihbarın somut dayanağı olur. Benzerlik raporu, karşılaştırılan iki metnin sayfa numaraları, yayın tarihleri ve dergi kayıtları böyle bir dayanaktır. Yalnızca genel bir kanaat bildiren dilekçe ise bu ölçüyü karşılamaz.
Buna karşılık sonuçsuz kalan her başvuru dayanaksız etik ihlal isnadı sayılmaz. Türk Ceza Kanununun 128. maddesi, idari makamlar önünde yapılan başvurulara dokunulmazlık tanır. Somut isnat gerçek vakıalara dayanıyorsa ve uyuşmazlıkla bağlantılıysa ceza verilmez. Ölçüt, iddianın sonucu değil dayanağıdır.
Ön Değerlendirme Aşaması Nasıl İşler?
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/A maddesi bir sıra kurar. Yayın etiğine ilişkin fiillerde disiplin soruşturması açılmadan önce etik kurul incelemesi zorunludur. Bu kurala uyulmadan yürütülen bir süreç usul yönünden sakatlanabilir.
Üniversiteye ulaşan iddia, ilgili yayın etiği kuruluna gönderilir. Kurul, hakkında inceleme başlatılan kişiden yazılı savunma ister. Yönergenin 9. maddesine göre savunma süresi on beş gündür. Savunma verilmezse kurul eldeki diğer kanıtlara göre karar verebilir. Aynı madde bir hak daha tanır. İlgili kişi, iddiaları içeren evrakın bir örneğini isteyebilir.
Bilirkişi seçiminde yasaklar vardır. Yönergenin 8. maddesi bazı kişileri bu görevin dışında tutar. Bunlar; ilgilinin tez danışmanları, doçentlik jürisinde görev almış üyeler, kendi üniversitesindeki öğretim üyeleri, üçüncü dereceye kadar hısımları ve husumetli kişilerdir. Rapor süresi bir aydır. Süre bir kez daha uzatılabilir. Etik ihlal iddiasının hukuki anlamı için hukukçu bilirkişi de görevlendirilebilir. Dayanaksız etik ihlal isnadı savunması çoğu zaman bu aşamada kurulur.
Kurul kararı tek başına kesin işlem değildir. Yönergenin 9. maddesine göre nihai kararlar inceleme raporu niteliğindedir. Rapor, onaylanmak üzere rektöre sunulur. Dava konusu edilebilecek işlem rektörün onayıyla doğar. Yönergenin 10. maddesi bir bildirim yükümlülüğü de getirir. Etik ihlal kararları en geç bir ay içinde YÖK Başkanlığına bildirilir.
Tekrarlanan İhbarlar ve Zamanaşımı Sınırı
Aynı iddianın tekrar tekrar gündeme getirilmesi sınırlanmıştır. YÖK yönergesinin 12. maddesi bir yasak koyar. Esası hakkında karar verilmiş eserler için aynı iddialarla yeniden inceleme yapılamaz. Bunun için eserlerin ve iddiaların tamamen aynı olduğu kurulca tespit edilmelidir. ÜAK yönergesinin 14. maddesi de benzer bir sınır çizer. Yeni bir kanıt gösterilmedikçe aynı iddiayla başvuru yapılamaz.
Süre sınırı ayrı bir savunma imkânı verir. ÜAK yönergesinin 12. maddesi üç ihlali süreden bağışık tutar. Bunlar intihal, sahtecilik ve çarpıtmadır. Diğer etik ihlallerde eylem tarihinden itibaren on yıl geçmişse inceleme yapılamaz. Öğrenme tarihinden itibaren iki yıl içinde inceleme başlatılmazsa da iddia incelenemez. Sürelerin ayrıntısı etik ihlallerde zamanaşımı yazısındadır.
Dayanaksız İsnatta Bulunanın Sorumluluğu
Sorumluluk üç ayrı hatta yürür. Disiplin hukuku, ceza hukuku ve özel hukuk aynı fiile farklı sonuçlar bağlar. 2547 sayılı Kanunun 53/A maddesi bunu açıkça yazar. Ceza soruşturmasının varlığı, aynı fiilden disiplin cezası verilmesine engel değildir.
Disiplin Sorumluluğu
2547 sayılı Kanunun 53. maddesi öğretim elemanlarına uygulanacak fiilleri tek tek sayar. Yönergedeki (f) bendinin karşılığı bu listede aynı sözcüklerle yer almaz. Bu nedenle dayanaksız etik ihlal isnadı, disiplin bakımından hangi bende girdiğine göre ele alınır.
Üç bent öne çıkar. Uyarma cezasını gerektiren fiiller arasında "usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak" vardır. Aylıktan veya ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller arasında ise "Dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak suç isnadında bulunmak" sayılır. Basın yayın veya bilişim sistemleri kullanılarak iş arkadaşları hakkında haksız isnatta bulunmak da ayrıca sayılmıştır. Bu fiilin karşılığı kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıdır.
Süreler kısadır. Kanunun 53/C maddesi soruşturmaya başlamak için bir ay verir. Bu süre fiilin öğrenildiği tarihte işlemeye başlar. Kural, uyarmadan kademe ilerlemesinin durdurulmasına kadar olan cezalar için geçerlidir. Fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçmişse artık ceza verilemez. Savunma hakkı da güvence altındadır. Kanunun 53/A maddesinin 30 Temmuz 2026 tarihinde değiştirilen ikinci fıkrası, savunma için yedi günden az süre verilemeyeceğini söyler. Sürecin işleyişi akademisyen disiplin soruşturması aşamaları yazısında anlatılmıştır.
Ceza ve Tazminat Sorumluluğu
Ceza sorumluluğu iki maddede toplanır. Türk Ceza Kanununun 267. maddesi iftirayı düzenler. Aynı Kanunun 271. maddesi ise suç uydurmayı cezalandırır ve üç yıla kadar hapis öngörür. Özel hukuk tarafında Türk Borçlar Kanununun 49. maddesindeki haksız fiil sorumluluğu gündeme gelir. Manevi tazminatın dayanağı ise aynı Kanunun 58. maddesidir.
Tazminat isteminde süre belirleyicidir. Borçlar Kanununun 72. maddesi iki ayrı süre öngörür. İlki, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıldır. İkincisi, fiil tarihinden itibaren on yıldır. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir süre tanıyorsa o süre uygulanır. İftira suçunda dava zamanaşımı temel hâlinde sekiz yıldır.
İftira ve Kişilik Haklarına Saldırı Boyutu
İftira suçunun sınırları dardır. Kanunun 267. maddesi yetkili makamlara yapılan ihbar veya şikâyeti esas alır. Basın ve yayın yoluyla yapılan isnat da madde kapsamındadır. Kişi, "işlemediğini bildiği halde" bir başkasına hukuka aykırı fiil isnat etmiş olmalıdır. Ceza bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Maddenin aradığı amaç, soruşturma başlatılması ya da idari bir yaptırım uygulanmasıdır.
Son ibare akademik dosyaları da kapsama alır. Çünkü etik ihlal kararı idari bir yaptırıma yol açabilir. Bu yüzden suç, yalnız savcılığa yapılan şikâyetlerle sınırlı değildir. Maddenin ikinci fıkrası bir artırım sebebi de getirir. Fiilin maddi eser ve delilleri uydurularak işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır.
Zamanaşımının başlangıcı da özeldir. Maddenin sekizinci fıkrasına göre süre, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihte başlar. Kanunun 269. maddesi ise etkin pişmanlığı düzenler. İftira eden kişi iddiasından dönebilir. Bu dönüş, mağdur hakkında adli veya idari soruşturma başlamadan önce olursa cezanın beşte dördü indirilir.
Dayanaksız etik ihlal isnadı her olayda iftira suçunu oluşturmaz. İsnat yetkili makama değil de çevreye yapılmış olabilir. O zaman 125. maddedeki hakaret suçu gündeme gelir. Kişilik hakkı yönünden Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddeleri devreye girer. Zarar gören; saldırının hukuka aykırı olduğunun tespitini, kararın yayımlanmasını ve manevi tazminatı isteyebilir.
Şikâyet Hakkı ile İsnat Arasındaki Sınır
Şikâyet hakkının anayasal temeli vardır. Anayasanın 36. maddesi hak arama hürriyetini güvence altına alır. 74. maddesi ise dilekçe hakkını düzenler. Bu nedenle bir etik ihlal ihbarının sonuçsuz kalması tek başına hukuka aykırılık doğurmaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu sınırı somut bir dosyada çizmiştir. Kararda, şikâyet için yeterli emare bulunduğu belirtilmiştir. Daire, ilgilinin yasal şikâyet hakkını kullandığı sonucuna varmıştır. Beraat kararı verilmiş olmasına rağmen manevi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır (E. 2016/5620, K. 2018/3310, 02.04.2018).
Sınırın öteki yüzü de içtihatta görülür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bir dosyada haksız şikâyet iddiasını incelemiştir. Daire, davalıların eylemini şikâyet hakkının kötüye kullanılması sayan bozma kararına uyulmasını yerinde bulmuştur. Karar yalnız takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden bozulmuştur (E. 2014/8915, K. 2014/17571, 22.12.2014).
İki karar birlikte okunduğunda ölçüt netleşir. Belirleyici olan sürecin sonucu değildir. Başvuru anında elde ne olduğuna bakılır. Dayanaksız etik ihlal isnadı savını ileri süren akademisyen bu yüzden ihbarcının elindeki bilgiyi tartışmalıdır. Kastın varlığı çoğu kez doğrudan ispatlanamaz ve olayın akışından çıkarılır. Aynı iddianın kısa aralıklarla birden çok mercie gönderilmesi de bu akışın bir parçasıdır.
Haksız Suçlanan Akademisyenin Hakları
İlk hak savunmadır ve süreye bağlıdır. Öğretim elemanı, savunma istemini aldıktan sonra on beş gün içinde yazılı savunmasını sunar. İddiaları içeren evrakın bir örneğini de talep edebilir. Savunma dilekçesinin kurgusu için etik kurul savunma örneği yazısı yol gösterir.
İkinci hak gizliliktir. YÖK yönergesinin 11. maddesi kurul kararlarının gizli olduğunu söyler. Yönergede sayılan kişiler ile başvuru sahibi dışında kimseye bilgi verilmez. Yönergenin 9. maddesi de ayrı bir yasak koyar. Kurul üyeleri, uzmanlar ve bilirkişiler edindikleri bilgi ve belgeleri açıklayamaz. Bu kurala aykırı paylaşım ayrı bir sorumluluk doğurabilir.
Üçüncü hak yargı yoludur. Rektörün onayıyla kesinleşen etik ihlal kararı idari işlemdir. Bu işlem iptal davasına konu olur. Dava süresi 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca altmış gündür. Görevli ve yetkili mahkeme sorunu etik ihlal davalarında yetkili mahkeme yazısında ele alınmıştır.
Beraat Kararından Sonra Tazminat Yolu
Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı tazminatı kendiliğinden doğurmaz. Bu kararlar yalnız isnadın sabit olmadığını gösterir. Manevi tazminat için üç şart daha aranır. Bunlar hukuka aykırılık, kişilik hakkının ihlali ve illiyet bağıdır.
Dava adli yargıda açılır. Türk Medeni Kanununun 25. maddesi davacıya bir seçim hakkı verir. Davacı kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesine başvurabilir. Talep manevi tazminatla sınırlı değildir. Saldırının hukuka aykırı olduğunun tespiti de istenebilir.
İkinci bir yol idareye yöneliktir. Etik ihlal kararı yargı kararıyla iptal edilmişse doğan zarar için tam yargı davası açılabilir. 2577 sayılı Kanunun 12. maddesi, iptal ve tam yargı davasının birlikte ya da ardışık açılmasına izin verir. Bu davada karşı taraf ihbarcı değil, işlemi kuran üniversitedir.
Sonucu dosyanın kendisi belirler. Etik kurul kararı, ceza dosyası, bilirkişi raporları ve kurum içi yazışmalar birlikte incelenir. Dayanaksız etik ihlal isnadı nedeniyle açılan davada ihbarcının kastını gösteren yazışmalar belirleyici olabilir.
Dayanaksız Etik İhlal İsnadı Konusunda Avukat Desteği
Dayanaksız etik ihlal isnadı bakımından uygulanacak hukuki yol, mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Mevcut belgeler ve varsa idari ya da yargısal kararlar da bu değerlendirmeye girer. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Etik ihlal isnadı hakkında dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilirsiniz. Talebinizi Avukata Sor formu üzerinden de iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
İsimsiz etik ihlal ihbarı işleme alınır mı?
İdari makamlara verilen dilekçelerde ad soyad, imza ve adres bulunmalıdır. 3071 sayılı Kanun'un 4. maddesi bu şartları koyar; 6. maddesinin (c) bendine göre şartları taşımayan dilekçeler incelenemez. Cumhuriyet başsavcılığına yapılan ihbarlarda ise Ceza Muhakemesi Kanunu uygulanır ve soyut nitelikteki ihbar için soruşturmaya yer olmadığına karar verilebilir.
Beraat eden akademisyen ihbarcıdan manevi tazminat alabilir mi?
Beraat tek başına tazminat hakkı doğurmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, şikâyet için yeterli emare bulunan bir dosyada beraate rağmen manevi tazminat isteminin reddi gerektiğine karar vermiştir (E. 2016/5620, K. 2018/3310). Tazminat için hukuka aykırılık, kişilik hakkının ihlali ve illiyet bağı birlikte aranır.
Etik kurul incelemesinde savunma için kaç gün verilir?
Süre on beş gündür. YÖK yönergesinin 9. maddesine göre bu süre içinde yazılı savunma verilmezse kurul, eldeki diğer bilgi ve kanıtlara dayanarak karar verebilir. İlgili kişi savunmasını hazırlamadan önce iddiaları içeren evrakın bir örneğini isteyebilir.
Aynı etik ihlal iddiası ikinci kez incelenebilir mi?
Kural olarak incelenemez. YÖK yönergesinin 12. maddesi, esası hakkında karar verilmiş eserler için aynı iddialarla yeniden inceleme yapılmasını yasaklar. ÜAK yönergesinin 14. maddesi de yeni bir kanıt gösterilmedikçe aynı iddiayla başvuru yapılamayacağını belirtir.
Doçentlik başvurusu sürerken yapılan etik ihlal ihbarını kim inceler?
İnceleme Üniversitelerarası Kurul bünyesindeki etik komisyonlarına aittir. YÖK yönergesinin 9. maddesine göre üniversite, adayın devam eden bir doçentlik başvurusu bulunup bulunmadığını ÜAK Başkanlığına sorar. Başvurunun sürdüğü bildirilirse bütün bilgi ve belgeler ÜAK'a gönderilir.
Disiplin Soruşturması
Başkasına Tez Yazdırma Cezası ve Unvanın Geri Alınması
7592 sayılı Kanunla 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa eklenen Ek Madde 47, tezini başkasına yazdıran kişinin unvanını geri alıyor ve çalışmayı hazırlayanlara adli para cezası getiriyor.