Enkaz kaldırma çalışması sırasında yıkılan binanın maliki hak sahibi sayılabilir. İdare bazı dosyalarda talebi reddetmektedir. Ret gerekçesi çoğu dosyada aynıdır. Yıkımın doğrudan afetten kaynaklanmadığı ileri sürülür. Danıştay ise afet sonuçlarının giderilmesine yönelik çalışmaları afetten ayrı değerlendirmemiştir.
Kısa cevap: Enkaz kaldırma çalışması sırasında yıkılan binanın maliki, 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi sayılabilir. Danıştay Onbirinci Dairesi, enkaz kaldırmayı afetin sonuçlarını gidermeye yönelik bir faaliyet saydığı için afetten ayrı değerlendirmemiştir. Hak sahipliği talebi reddedilirse, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.
Maddenin birinci fıkrası kimlere yardım yapılacağını gösterir. Yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan binalarda oturan ailelere konut yaptırılır ya da kredi verilir. Aynı kural, uğraması muhtemel olan binalar için de geçerlidir. İmar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalar da kapsamdadır.
“Yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarla imar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılır veya kredi verilir.”
Şart maddede açıkça yazılıdır. Yardım, hak sahibi olmak şartına bağlıdır. Bu şart sağlanmazsa yardım yapılmaz. Hak sahipliği ayrı bir işlemle tespit edilir.
Enkaz kaldırma sırasında yıkılan binanın maliki hak sahibi olabilir mi?
Danıştay Onbirinci Dairesinin E. 2002/920, K. 2004/893 sayılı kararına göre olabilir. Karar, afet sonuçlarının giderilmesine yönelik çalışmaların afetten ayrı değerlendirilemeyeceğini kabul etmiştir. Sonuç yine de her dosyanın kendi belgelerine göre değişir.
İlk hasar tespiti orta hasarlıysa talep kesin olarak reddedilir mi?
Reddedilmesi gerekmez. İncelenen kararda bilirkişi raporu ve sonraki ağır hasar tespiti birlikte değerlendirilmiştir. Daire, binanın esasen başlangıçta ağır hasarlı olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
. Yönetmeliğin 3. maddesine göre hak sahibi deyimi, afetzedelerin yıkılan veya ağır hasar gören binalarla olan mülkiyet ilişkilerini ifade eder. Deyim aynı zamanda bu kişilerin yeni binalardan veya inşaat kredisinden yararlanabilme durumlarını gösterir.
Yönetmeliğin 4. maddesi hak sahibi sayılacakları sayar. Konutları yıkılan, yanan veya oturulamayacak derecede ağır hasar gören afetzede aileler bu kapsamdadır. Konutları muhtemel bir afete maruz bulunan aileler de hak sahibi sayılır.
Enkaz Kaldırma Çalışması Afetten Ayrı Sayılır mı?
Hayır, Danıştay Onbirinci Dairesi incelediği kararda enkaz kaldırma çalışmasını afetten ayrı saymamıştır. Sorun burada doğar. Bina afet sırasında yıkılmamış olabilir. Yıkım, afet sonrasındaki enkaz kaldırma çalışması sırasında gerçekleşmiş olabilir.
İdare bu hâlde bazen ret kararı vermektedir. Gerekçe, yıkımın doğrudan afetten kaynaklanmamasıdır. Bir diğer gerekçe, ilk hasar tespitinin ağır hasar dışında bir dereceye işaret etmesidir.
Danıştay bu yaklaşımı benimsememiştir. İncelenen kararda enkaz kaldırma çalışması afetten ayrı değerlendirilmemiştir. Enkaz kaldırma işi, afetin sonuçlarını gidermeye yönelik bir faaliyet sayılmıştır.
Danıştay Kararında Uyuşmazlık Neydi?
Karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin E. 2002/920, K. 2004/893 sayılı ve 24.2.2004 tarihli kararıdır.
Olayın seyri şöyledir. 17.8.1999 tarihinde meydana gelen deprem sonucunda davacıya ait konutun bulunduğu bina orta hasarlı olarak tespit edilmiştir.
Sonra enkaz kaldırma aşaması başlamıştır. Enkaz kaldırma çalışması afet bölgesinde yürütülen genel programın parçasıdır. Enkaz kaldırma işleri bir inşaat, hafriyat, turizm ve ticaret limited şirketine ihale edilmiştir. Şirket, binanın yanlışlıkla yıkımına başlamıştır.
Malikler duruma müdahale etmiştir. Davacının da aralarında bulunduğu bazı kat malikleri 12.11.1999 tarihinde Kaymakamlığa başvurmuş ve yıkım durdurulmuştur.
Aynı günün akşamı yeni bir deprem olmuştur. Deprem sonrasında yapılan hasar tespit çalışmalarında bina bu kez ağır hasarlı olarak saptanmıştır. Hasar tespit tutanağının açıklamalar kısmına ise şirketin yıktığına dair şerh düşülmüştür.
Bina sonunda tamamen yıkılmıştır. Yıkımı yine aynı şirket yapmıştır. Şirket, 27.12.1999 günlü ağır hasar tespit raporuna dayanarak 2000 yılı Nisan ayında binayı yıkmış ve enkazını kaldırmıştır.
Malik yardım talebinde bulunmuştur. Talep reddedilince dava açılmıştır. Davacının kalıcı konutlardan hak sahibi kılınma talebi iki gerekçeyle reddedilmiştir. Birincisi taşınmazın ilk tespitinin orta hasarlı olmasıdır. İkincisi binanın inşaat şirketince yıkılmış olmasıdır.
Danıştay Kararının Gerekçesi Nedir?
Daire önce düzenlemelerin amacını belirlemiştir. Kararın bu bölümü şöyledir:
"Yukarıda yer verilen yasa ve yönetmelik hükümleriyle güdülen amacın; sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak, afetlerin genel hayata etki derecesi ve oluşturduğu ekonomik kaybın boyutu da dikkate alınarak, afete maruz kalan vatandaşların afet bölgesinde en temel ihtiyaç olarak ortaya çıkan konut ihtiyaçlarını gidermek ve böylece afet sebebiyle konutları oturulamayacak derecede hasar gören veya yıkılan kişilerin, bir an önce normal hayat düzenine kavuşturulması olduğu görülmektedir."
Daire sonra binanın gerçek durumunu incelemiştir. Kat maliklerinden birinin talebi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesince mahallinde tespit yapılmıştır. Tespit dosyası 1999/4467 sayılıdır.
Bilirkişi raporu somut bulgular içermektedir. 7.10.1999 günlü raporda binanın üç adet kolonunun kirişlerden ayrıldığı ve beton kopmalarının gözlendiği belirtilmiştir. Raporda sonuçta binanın yıkılması gereken binalardan olduğu kanaati bildirilmiştir.
Daire bu bulguları ağır hasar raporuyla birlikte değerlendirmiştir. Daire, binanın esasen başlangıçta ağır hasarlı olduğu sonucuna ulaşmıştır. Karara göre taşınmazın afet sonucu yıkıldığının kabulü gerekir.
Enkaz Kaldırma Çalışmasına İlişkin Temel Değerlendirme Nedir?
Kararın asıl hukuki katkısı şu paragraftadır:
"Diğer taraftan, doğrudan afet sonucu olmasa dahi, afet sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik olarak yürütülen ve bu nedenle afetten ayrı olarak değerlendirilmesi mümkün görülmeyen enkaz kaldırma çalışmaları sonucu konutları oturulamayacak derecede hasar gören veya yıkılan ilgililerin de, normal hayat düzenlerine kavuşturulması bakımından, anılan yönetmelik hükümleri uyarınca hak sahibi kabul edilmeleri sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir."
Daire kararını şu ifadeyle bağlamıştır:
"Bu durumda, yukarıda belirtildiği şekilde konutu yıkılan davacının, kalıcı konutlardan hak sahibi kabul edilmemesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olarak gösterilen hasar tespit işleminde hukuka uyarlık bulunmaması nedeniyle iptali gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir."
Hüküm fıkrası da bu yöndedir:
"Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüyle Sakarya 2. İdare Mahkemesinin 30.5.2001 gün ve E: 2000/2118, K: 2001/1386 sayılı kararının bozulmasına 24.2.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi."
Karardan Hangi İki Kural Çıkar?
Karar iki kural verir. Birinci kural hasar derecesine ilişkindir. İlk tespitteki derece tek başına bağlayıcı değildir. Bilirkişi raporu ve sonraki tespitler binanın gerçek durumunu gösterebilir.
İkinci kural nedensellik bağına ilişkindir. Enkaz kaldırma çalışması afetin sonuçlarını gidermeye yöneliktir. Enkaz kaldırma faaliyeti bu yönüyle afetin devamı sayılır. Bu nedenle çalışma afetten ayrı değerlendirilemez.
Karar tek bir uyuşmazlığa ilişkindir. Genel bir kural gibi sunulamaz. Buna karşılık kararın dayandığı hukuki ilke, benzer dosyalarda ileri sürülebilecek bir gerekçedir. Karar metnine Danıştay Karar Arama sisteminden ulaşılabilir.
Enkaz Kaldırma Çalışması Kimin Sorumluluğundadır?
Çalışmayı yürüten idare, işi yükleniciye vermiş olsa da hizmet kusuru varsa sorumlu tutulabilir; yüklenicinin kendi kusurundan doğan sorumluluğu ayrıca doğabilir. Çalışma idarenin yürüttüğü bir kamu hizmetidir. Uygulamada iş çoğunlukla ihale yoluyla yükleniciye verilir.
İhale ilişkisi idarenin sorumluluğunu kaldırmaz. Enkaz kaldırma çalışması idarenin gözetim ve denetimi altında yürütülür. Yüklenicinin kusuru, idarenin hizmet kusuru değerlendirmesini engellemez.
İki ayrı talep doğabilir. Birincisi hak sahipliği talebidir ve 7269 sayılı Kanuna dayanır. İkincisi zararın tazmini talebidir ve tam yargı davasına konu olur.
İki talebin dayanağı farklıdır. Talepler birbirini dışlamaz. Hak sahipliği tanınsa bile ayrıca doğan zarar için tazminat istenebilir. Buna karşılık aynı zararın iki kez karşılanması istenemez.
Yüklenicinin özel hukuk sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir. Bu ihtimalde husumetin kime yöneltileceği somut olaya göre belirlenir.
Yanlış Binanın Yıkılması Hangi Sonucu Doğurur?
İncelenen dosyada enkaz kaldırma işi yanlış binada başlatılmıştır. Bu olgu kararda açıkça yer almaktadır.
Yanlış yıkım iki ayrı sonuç doğurur. Birincisi idari işlemin sebep unsuruna ilişkindir. İkincisi doğan zarara ilişkindir.
Delil tespiti bu noktada belirleyicidir. Yıkım öncesi fotoğraflar, tutanaklar ve mahkeme tespit dosyaları binanın gerçek durumunu gösterir. Enkaz kaldırma başladıktan sonra bu delillerin elde edilmesi güçleşir.
Bu nedenle ilk adım kayıt toplamaktır. Kaymakamlığa ya da belediyeye yapılan başvuruların tarihli örnekleri saklanmalıdır.
Hasar Tespitine Nasıl İtiraz Edilir?
Hasar tespiti hak sahipliğinin ön şartıdır. Enkaz kaldırma başlamadan önceki tespit bu yüzden belirleyicidir. Bu nedenle tespite itiraz yolu kritik bir aşamadır.
Kural 7269 sayılı Kanunun 13. maddesindedir. Maddenin (a) bendine göre fen kurulları tarafından hasar tespit raporu düzenlenir.
Bende 2003 yılında bir fıkra eklenmiştir. Ek, 4864 sayılı Kanunla yapılmıştır. Buna göre teknik nitelikteki hasar tespit raporlarına mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebilir.
Aynı fıkra bir zorunluluk daha getirir. Gayrimenkulleri kesin biçimde hasarsız olarak tespit edilenler için ayrı bir kural vardır. Gayrimenkullerinin hasar tespiti hiç yapılmayanlar da bu kuralın kapsamındadır. Bu kişiler yargı yoluna gitmeden önce mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili idareye başvurmak zorundadır.
Yıkım kararı için süre daha kısadır. Aynı maddeye göre yıkılması gerekenler hakkında en çok üç gün süre verilir. Mal sahibi veya vekili bu bildiriye karşı üç gün içinde yetkili idare kurullarına itiraz edebilir. İdare kurulları itirazı en geç üç gün içinde inceler ve karara bağlar.
Süre 7269 sayılı Kanunun 28. maddesindedir. Madde 2003 yılında 4864 sayılı Kanunla değiştirilmiştir.
Maddeye göre başvuru için iki ay vardır. Süre, yapılacak yardıma ilişkin mahallî ilân tarihinden itibaren işler. Başvuru, mahallin en büyük mülkî amirine yazılı olarak yapılır ve taahhütname verilir. İdare bu süreyi bir ay uzatmaya yetkilidir.
Başvuru süresini ve yetkili makamı 7269 sayılı Kanun m. 28/1 şöyle düzenler; metindeki Bayındırlık ve İskân Bakanlığının yetkileri bugün halef kuruma geçmiştir:
“Bu Kanundan faydalanmak suretiyle inşaat kredisi verilmesini ya da bina yaptırılmasını isteyenlerin, Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca yapılacak yardıma ilişkin olarak mahallî ilân tarihinden itibaren iki ay içinde mahallin en büyük mülkî amirine yazılı başvuruda bulunmaları ve taahhütname vermeleri zorunludur. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bu süreyi bir ay uzatmaya yetkilidir.”
Maddede önemli bir cümle daha vardır. Bu müracaatın yapılmasında ve alınmasında hasar tespit raporlarındaki hasar oranlarına bakılmaz.
Kamulaştırma sahasındaki binalar için başlangıç farklıdır. Bu binaların sahipleri için süre, kamulaştırma kararının bildirilmesi ya da ilan tarihinden itibaren hesaplanır.
Listeye itiraz süresi de bellidir. Yönetmeliğin 22. maddesine göre hak sahibi olmadıkları anlaşılanlara durum yazılı olarak tebliğ edilir. İlgililer tebligattan itibaren on beş gün içinde itiraz edebilir. İtiraz komisyonca incelenerek karara bağlanır.
Kimler Hak Sahibi Sayılmaz?
Kanun bazı hâlleri kapsam dışında bırakmıştır. Sınırlamalar dört başlıkta toplanır. Kurallar 7269 sayılı Kanunun 29. maddesindedir.
Ruhsatsız yapılarda sınırlama vardır. Kendilerine ait olmayan arsa veya arazi üzerine inşaat ruhsatı almaksızın bina inşa eden yapı sahipleri hak sahibi kabul edilmez. Aynı kural, imar planında yapı yapılması sakıncalı belirlenen yerlerde ruhsatsız yapılan yapıların sahipleri için de geçerlidir.
Başka konutu olanlar da sınırlamaya tabidir. Kendisine veya eşine ait o yerde aynı cins müstakil hasarsız başka bir binası ya da dairesi olan ailelere bina ve inşaat kredisi verilemez.
Tüzel kişiler kapsam dışındadır. Yıkık olduğu ya da ağır, orta ve az derecede hasar gördüğü belirlenen binalardan mülkiyeti tüzel kişilere ait olanlara yardım yapılmaz.
Hak sahipliği devredilemez. Yönetmeliğin 11. maddesine göre afetzedelik ve buna ilişkin hak sahipliği üçüncü şahıslara devrolunamaz. Afetten zarar gören taşınmazı afetten sonra devralan üçüncü kişiler de hak sahibi niteliğini kazanamaz.
Bir güncellik uyarısı gerekir. Yönetmeliğin 9. maddesindeki bir fıkra, Danıştay Dördüncü Dairesinin 29/5/2025 tarihli ve E. 2024/1151, K. 2025/3488 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İptal kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/12/2025 tarihli ve E. 2025/2682, K. 2025/3774 sayılı onama kararıyla kesinleşmiştir. Bu nedenle başvuru öncesinde yönetmeliğin güncel metni kontrol edilmelidir.
Zorunlu Deprem Sigortası Sonucu Değiştirir Mi?
Değiştirebilir. Kural bir ek fıkrada yer alır. Fıkra 7269 sayılı Kanunun 29. maddesine 2012 yılında eklenmiştir. Ek, 6305 sayılı Kanunla yapılmıştır.
Fıkra zorunlu deprem sigortası kapsamındaki binalara ilişkindir. Bu binalar için Devletin konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülükleri ortadan kalkabilir. Sonuç, sigortanın yaptırılmamış olmasının tespit edilmesine bağlıdır.
Sigorta bulunması hâlinde ise ayrı bir kural işler. Aynı maddenin son fıkrasına göre hasarlı bina veya işyeri sigortalıysa yapılacak yardımdan sigorta tutarı indirilmez.
Sigorta şirketinden alınacak tazminat ayrı bir taleptir. Bu talep için deprem tazminat davası çalışması incelenebilir.
Madde iki kanunun birlikte işlemesine izin verir. 6306 sayılı Kanuna tabi riskli yapılar, riskli alanlar ve rezerv yapı alanları vardır. Bunlar hakkında 7269 sayılı Kanunun uygulanıyor olması bir engel değildir. Bu durum 6306 sayılı Kanunun uygulanmasına engel teşkil etmez.
Ayrım pratikte önemlidir. 7269 sayılı Kanun gerçekleşmiş bir afetin sonuçlarına yöneliktir. 6306 sayılı Kanun ise afet riski taşıyan yapıların dönüşümünü hedefler.
Ret işlemi bir idari işlemdir. Bu nedenle iptal davasına konu olur. Dava, işlemin hukuka aykırılığına dayanır. Görevli yargı kolu idari yargıdır.
Süre kuralı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesindedir. İdare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.
“Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.”
Dava öncesi başvuru da mümkündür. Kanunun 11. maddesine göre işlemin kaldırılması üst makamdan istenebilir. Başvuru, işlemeye başlamış dava açma süresini durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
Dosyada toplanacak belgeler bellidir. Tapu kaydı, hasar tespit raporları, itiraz dilekçeleri ve idarenin cevapları ilk sırada gelir. Enkaz kaldırma işine ilişkin ihale ve iş kayıtları da önemlidir. Enkaz kaldırma tarihini gösteren belgeler zaman çizelgesini kurar. Varsa mahkeme tespit dosyası ve bilirkişi raporu dosyanın en güçlü delilidir.
Enkaz Kaldırma Konusunda Avukat Desteği
Enkaz kaldırma sırasında hasar gören binalar bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine, mevcut belgelere ve varsa idari veya yargısal kararlara göre değerlendirilir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Enkaz kaldırma sırasında hasar gören binalar hakkında dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya Avukata Sor formu üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
Hasar tespit raporuna kaç gün içinde itiraz edilir?
7269 sayılı Kanunun 13. maddesine göre teknik nitelikteki hasar tespit raporlarına mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebilir. Hasarsız tespit edilenler ile hiç tespit yapılmayanlar, yargı yoluna gitmeden önce aynı süre içinde ilgili idareye başvurmak zorundadır.
Hak sahipliği başvurusu için süre ne kadardır?
7269 sayılı Kanunun 28. maddesine göre süre iki aydır. Süre, yardıma ilişkin mahallî ilân tarihinden itibaren işler. İdare bu süreyi bir ay uzatmaya yetkilidir.
Hak sahibi olmadığı bildirilen kişi ne yapabilir?
Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 22. maddesine göre tebligattan itibaren on beş gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz komisyonca incelenerek karara bağlanır. Ret hâlinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.
Zorunlu deprem sigortası yaptırılmamışsa yardım alınabilir mi?
7269 sayılı Kanunun 29. maddesine 6305 sayılı Kanunla eklenen fıkra bunu sınırlar. Sigorta kapsamındaki binalarda sigortanın yaptırılmadığı tespit edilirse Devletin konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülükleri ortadan kalkar.
Taşınmazı afetten sonra satın alan kişi hak sahibi olur mu?
Olmaz. Yönetmeliğin 11. maddesi afetzedeliğin ve hak sahipliğinin üçüncü kişilere devrini yasaklar. Afetten zarar gören taşınmazı afetten sonra devralan kişiler bu niteliği kazanamaz.
İmar ve Gayrimenkul Hukuku
İmar Avukatı
İmar avukatı; imar hukuku alanında uzman olan, imar uyuşmazlıklarında ve idari davalarda tecrübeli ve müvekkillerine bu alanda hukuki hizmet veren avukattır.
İnternet sitemizde yer alan bütün bilgiler Akademik Hukuk & Danışmanlıktarafından Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kuralları ve Avukatlık Kanunu kapsamında paylaşılmaktadır.
Sitede yer alan hiçbir içerik bağlayıcı hukuki görüş niteliği taşımaz; reklam mahiyetinde yorumlanamaz.