Kamu Görevinden Çıkarma Disiplin Cezası Hakkında Danıştay Kararı
Kamu Görevinden Çıkarma Disiplin Cezası Hakkında Danıştay Kararı
TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede öne sürülen düzeltme nedenleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54.
Kamu görevinden çıkarma, yükseköğretim disiplin hukukunun en ağır yaptırımıdır. Ceza, kişinin kamu kurumlarında bir daha göreve atanmasını engeller. Yasak, vakıf yükseköğretim kurumlarını da kapsar. Bu ağırlık nedeniyle isnat edilen fiillerin şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta ortaya konması aranır. Aşağıdaki Danıştay Sekizinci Daire kararı bu ölçütü uygular.
Kamu Görevinden Çıkarma Cezası Hangi Fiillerde Verilir
Fiiller 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu 53 üncü maddesinde tek tek sayılır. Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak bunlardan biridir. Listede yer almayan bir davranış için kamu görevinden çıkarma cezası verilemez. Ceza türlerini akademisyenlerin alabilecekleri disiplin cezaları yazısı karşılaştırır.
Cezayı Hangi Kurul Verir
Yetki aynı Kanunun 53/Ç maddesinde düzenlenir. Kamu görevinden çıkarma cezası, atamaya yetkili amirin teklifi üzerine verilir. Kararı Yüksek Disiplin Kurulu alır. Yetkisiz makamın verdiği ceza, esasa girilmeden iptal edilebilir. Yetki dağılımını yükseköğretim soruşturmalarında disiplin cezası verme yetkisi yazısı gösterir.
Kamu Görevinden Çıkarma Cezasında Zamanaşımı
Süreler Kanunun 53/C maddesindedir. Kamu görevinden çıkarma cezasında, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde soruşturmaya başlanması gerekir. Fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçmişse disiplin cezası verilemez. Süre geçmişse esasa girilmeden hukuka aykırılık doğar. Uygulamayı akademik disiplin cezalarında zamanaşımı yargı kararı yazısı aktarır.
Usul yönünden ise savunma hakkı belirleyicidir. Soruşturmacı, ilgilinin lehine ve aleyhine bütün delilleri toplar. Savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Fiilin nerede, ne zaman ve nasıl işlendiği somut biçimde gösterilir.
Ceza Davası ile Disiplin Dosyası Ayrı Yürür mü
İki süreç ayrı yürür. Aynı fiil için ceza kovuşturması açılması disiplin sürecini durdurmaz. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir. O hâlde disiplin zamanaşımı durur. Beraat kararı da her zaman disiplin cezasını ortadan kaldırmaz.
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesi işin gereğini görüşmüştür.
Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçedeki nedenler incelenmiştir. Nedenler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54 üncü maddesine uygun bulunmuştur. Bu yüzden düzeltme istemi kabul edilmiştir. Dairenin 01/11/2018 tarih ve E:2018/5012, K:2018/6277 sayılı kararı kaldırılmıştır. İşin esası yeniden incelenmiştir.
Davanın Konusu
Dava, bir disiplin cezasının iptali istemiyle açılmıştır. Davacı, Ankara Üniversitesinde bilimsel araştırma projeleri koordinatörü olarak görev yapmıştır. Bu dönemdeki eylem ve işlemleri nedeniyle hakkında ceza verilmiştir. Dayanak, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendidir. Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu, davacıya kamu görevinden çıkarma cezası vermiştir. Dava, bu kararın iptali istemini içerir. Davacı ayrıca yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle tazminini istemiştir.
İdare Mahkemesi Hangi Eksiklikleri Saptadı
İdare Mahkemesi, Dairenin 04/03/2016 tarih ve E:2015/9889, K:2016/2022 sayılı bozma kararına uymuştur. Kararda önce imza incelemesi ele alınmıştır. Sahte olduğu ileri sürülen imzalar üzerinde soruşturma aşamasında inceleme yaptırılmıştır. Kriminal raporda, imzaların davacının elinden çıktığı yönünde bir tespit yoktur. Davacı da bazı imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Rapora göre imzalar fazlaca el hareketi ve kaligrafi özelliği taşımaz. Bu nedenle imzaların kimin elinden çıktığı konusunda kanaat belirtilememiştir. Sahte imza iddiası bakımından somut ve kesin delil ortaya konulamamıştır.
Otomasyon sistemi üzerinde de inceleme yapılmıştır. Alımlarla ilgili işlemlerde davacının şifresi ya da bilgisayarı ile yapılmış bir işlem bulunamamıştır. Davacının izinli olduğu dönemde işe gelmesi tek başına suçu işlediğini göstermez. İleride yapılacak imza incelemesini bertaraf etmek için kısa imza attığı yönündeki iddia da soyut kalmıştır.
Projelerden artan paralar da tartışılmıştır. Davacının, bu paraların diğer projelerde kullanılacağını proje yürütücülerine söylememeleri yönünde birim çalışanlarına emir verdiği ileri sürülmüştür. Mahkemeye göre bu husus tek başına suçun işlendiğini göstermez. İlgili esas ve usullerin 11 inci maddesinin ikinci fıkrası buna imkân tanır. Fıkraya göre bir projeye ayrılan tutarın kullanım imkânı kalmazsa tutar başka projelerde kullanılabilir. Bu yönden araştırma yapılmamıştır.
Davacının alım yapılan firmalarla arasının iyi olduğu ve hediye aldığı da iddia edilmiştir. Bu iddia için yalnız birim personelinin ifadeleri vardır. İfadeler çelişkilidir. İfadeler doğrudan bilgiye değil, duyuma dayanır. Başka bir delil bulunmamaktadır. Davacının yaşamında önemli hukuksal sonuç doğuracak eylemler, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulamamıştır.
Davacıya zimmet suçu da isnat edilmiştir. Buna karşılık davacının ve yakınlarının malvarlığı üzerinde araştırma yapılmamıştır. Üniversitenin inceleme raporunda, davacının izinde olduğu dönemlerde de usulsüz işlem yapıldığı belirtilmiştir. Raporda, bu işlemleri yapan personelin suça iştirak ettiği de ileri sürülmüştür. Ancak bu kişiler hakkında soruşturma yürütülmemiştir. Söz konusu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir.
Soruşturma raporundaki tabloya göre usulsüz işlemler ağırlıklı olarak Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında yapılmıştır. Davacı ise 31/10/2011-17/02/2012 tarihleri arasında doğum iznine ayrılmıştır. Bu dönemdeki vekâlet sürelerinde usulsüz işlem yapılabilecekken yapılmadığı ileri sürülmüştür. İddia somut delillerle desteklenmemiştir. Bu nedenle kamu görevinden çıkarma cezasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından ceza soruşturmasına ilişkin bilgi ve belgeler istenmiştir. Başsavcılık 07/03/2018 tarihinde cevap vermiştir. Cevaba göre soruşturma dosyasında 02/01/2018 tarihinde ayırma kararı verilmiştir. Şikâyet edilenlere isnat edilen suçun zimmet olmadığı belirtilmiştir. Suçlar dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik ve görevi ihmal olarak nitelenmiştir. Bu suçların soruşturma yetkisi 2547 sayılı Kanun uyarınca ilgili üniversite veya Yükseköğretim Kurulu Başkanlığındadır. Bu gerekçeyle Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne görevsizlik kararı verilmiştir. Böylece davacı hakkında yürütülen bir soruşturma kalmamıştır.
Bu gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Yoksun kalınan parasal ve özlük hakların davacıya ödenmesine de hükmedilmiştir. Faiz, davanın açıldığı 29/08/2014 tarihinden itibaren işletilecektir.
Dairenin Önceki Bozma Kararı
Davalı idare, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemiştir. Daire, 01/11/2018 tarih ve E:2018/5012, K:2018/6277 sayılı kararıyla bu istemi kabul etmiştir. Kararda önce Danıştay Birinci Dairesinin 24/04/2018 tarih ve E:2018/573, K:2018/658 sayılı kararına değinilmiştir. Buna göre 2547 sayılı Kanunun 53-c/5 maddesi uyarınca lüzumu muhakeme süreci Yükseköğretim Kurulu Başkanlığında devam etmektedir.
Daire, dosyadaki bilgi ve belgeleri birlikte değerlendirmiştir. Davacının disiplin soruşturmasında sübuta eren eylemleri kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmaz görülmüştür. Eylemler yüz kızartıcı ve utanç verici sayılmıştır. Eylemlerin niteliği, oluş şekli ve ağırlığı gözetilmiştir. Bu nedenle kamu görevinden çıkarma cezası hukuka uygun bulunmuş ve Mahkeme kararı bozulmuştur.
Davacı, bu bozma kararının düzeltilmesini istemiştir. İstem, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54 üncü maddesine dayanır.
Lüzumu Muhakeme Süreci Hangi Aşamadadır
Dava dosyasının incelenmesinden şu bilgiler anlaşılmaktadır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının kararı üzerine Ankara Üniversitesi Rektörlüğünce bir kurul oluşturulmuştur. Kurul lüzumu muhakeme kararı vermiştir. Danıştay Birinci Dairesi 24/04/2018 tarih ve E:2018/573, K:2018/658 sayılı kararıyla bu kararı bozmuştur. Bu kez lüzumu muhakeme kararını Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı vermiştir.
Danıştay Birinci Dairesi bu kararı da bozmuştur. Bozma kararı 15/10/2019 tarih ve E:2019/1411, K:2019/1405 sayılıdır. Kararda birkaç eksiklik sayılmıştır. Şüphelilerle isnat edilen suçlar arasında illiyet bağı kurulmalıdır. Suçlarla şüpheliler ayrıştırılmalıdır. Şüphelilere atılı zimmet suçunun vasfı değiştiğinden ifadeleri yeniden alınmalıdır. İfade alma işlemi Ceza Muhakemesi Kanununa uygun yapılmalıdır. Fezlekedeki 26 proje dosyası ayrı ayrı ele alınmalıdır. Her şüphelinin hangi eylemi nedeniyle hangi suça karıştığı gösterilmelidir. Her şüpheliye atılı suç belirtilerek meni muhakeme ya da lüzumu muhakeme teklifi getirilmelidir. Yetkili Kurul da gerekçesini yazarak şüphelileri ve suçları ayrıştırmalıdır.
Bu nedenle 2547 sayılı Kanunun 53-c/5 maddesi uyarınca lüzumu muhakeme süreci hâlâ devam etmektedir.
Disiplin Cezasının Amacı ve İzlenecek Usul
Disiplin cezaları bir yaptırım türüdür. Kişiler, mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları yerine getirmeyebilir. Mevzuatta yasaklanan fiillerde de bulunabilirler. Bu durumlarda disiplin cezası uygulanır. Cezaların kişi bakımından öznel ve bireysel etkileri vardır. Kamu hizmetinin sürdürülmesi ve kamu düzeni yönünden ise nesnel ve kamusal bir yönü bulunur.
Bu nedenle usul kurallarını mevzuat belirler. Soruşturmada izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve yetkili makamlar kanunda gösterilir. Önce kusurlu hâl tespit edilir. Belli süreler içinde tarafsız bir soruşturmacı görevlendirilir ve soruşturma açılır. Soruşturmada ilgilinin lehine ve aleyhine bütün deliller toplanır. Deliller bir soruşturma raporuna bağlanır. Fiilin nerede, ne zaman ve nasıl işlendiği somut biçimde gösterilir. Tespit, hukuken kabul edilebilir delillerle ve şüpheye yer vermeyecek açıklıkta yapılır. Ancak bundan sonra yetkili disiplin amiri ya da kurulu ceza verebilir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik uygulanmıştır. Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 11 inci maddesi kamu görevinden çıkarma cezasını düzenler. Maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde bir fiil sayılmıştır. Bu fiil, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmaktır.
Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesi iki sürecin birlikte yürümesini düzenler. Aynı olaydan dolayı ceza muhakemesinde kovuşturmaya başlanması disiplin kovuşturmasını geciktirmez. Sanığın ceza kanununa göre mahkûm olması ya da olmaması disiplin cezasına engel değildir. Disiplin soruşturması ve sonuçları da ceza soruşturmasını etkilemez.
Ceza Hukuku ile Disiplin Hukuku Arasındaki Ayrım
Ceza hukuku ile disiplin hukuku amaç, kapsam, usul ve sonuç bakımından ayrışır. Suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilkeler de farklıdır. Bu yüzden idarenin disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemesinin ceza vermesine engel olmaz. Aynı şekilde ceza yargılaması sonucu verilen karar da disiplin cezasına engel değildir. Aksi uygulama disiplin hukukunun amacıyla bağdaşmaz.
İdari yargı yeri kendi incelemesini yapar. İnceleme, ceza mahkemesi kararından bağımsızdır. Dosyadaki disiplin soruşturması belgeleri ve tanık ifadeleri esas alınır. Davacının isnat edilen eylemleri işleyip işlemediği araştırılır. Eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı da değerlendirilir. Mahkeme, resen araştırma yetkisi kapsamında ceza dosyasındaki delilleri kullanabilir. Sanık ve tanık ifadeleri, bilirkişi raporları ve ceza mahkemesi kararındaki tespitler bu kapsamdadır.
Bir istisna vardır. Ceza kanunundaki suç tipi aynıyla disiplin hukukuna aktarılmış olabilir. Bu suçlarda suçun unsurları her iki sistemde de aynıdır. O hâlde ceza yargılamasında verilen hüküm disiplin hukukunu doğrudan etkiler.
Yüz kızartıcı ve utanç verici eylemlerde ayrı bir sorun doğar. Hukukumuzda hangi fiillerin bu kapsamda olduğunu gösteren bir düzenleme yoktur. Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak bütün hareketleri önceden saymak da mümkün değildir. Bu nedenle ceza kovuşturmasının sonucu bir karine oluşturur. Karine, disiplin makamları ve idari yargı yerleri için yol gösterir.
Bu durumda Mahkemece yeniden değerlendirme yapılması gerekir. Değerlendirmede lüzumu muhakeme sürecinin devam ettiği gözetilir. Davacı, bilimsel araştırma projelerinde görev ve sorumluluk taşımıştır. Disiplin cezasına dayanak fiiller bu projelerdeki usulsüzlüklere ilişkindir. Karar, yeniden yapılacak değerlendirme sonucunda verilecektir.
Açıklanan nedenlerle İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dosya, yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmiştir. Karar 28/01/2021 tarihinde oyçokluğu ile verilmiştir.
Karşı Oy
Karşı oy gerekçesi şöyledir. Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede öne sürülen nedenler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54 üncü maddesine uygun bulunmamıştır. Bu nedenle düzeltme isteminin reddi gerekirdi. Üye, aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmamıştır.
Karar künyesi şöyledir: Danıştay 8. Daire, E. 2019/3176, K. 2021/436, T. 28.1.2021.
Karardan Çıkan Ölçütler
Daire, kararın düzeltilmesi istemini kabul etmiş ve önceki bozma kararını kaldırmıştır. İşin esası yeniden incelenmiş, mahkeme kararı bozulmuştur. Kamu görevinden çıkarma cezasına dayanak fiiller yeniden değerlendirilecektir. Değerlendirmede lüzumu muhakeme süreci de gözetilecektir. Karar metnine Danıştay karar arama sisteminden ulaşılabilir.
Karar tek bir uyuşmazlığa ilişkindir. Buna karşılık iki ölçüt gösterir. Birincisi, disiplin hukuku ile ceza hukuku ayrı ilkelere tabidir. İkincisi, ceza kanunundaki suç tipi aynen disiplin hukukuna aktarılmışsa ceza yargılamasının sonucu doğrudan etkili olur.
Kamu Görevinden Çıkarma Konusunda Avukat Desteği
Kamu görevinden çıkarma cezasında uygulanacak hukuki yol yalnız mevzuatla belirlenmez. Somut olayın özellikleri, mevcut belgeler ve varsa idari ya da yargısal kararlar da rol oynar. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilirsiniz. Talebinizi soru sorma sayfamız üzerinden de iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
Disiplin Soruşturması
İntihal İddiası Nasıl İspatlanır ve Çürütülür
İntihal iddiası benzerlik yüzdesiyle değil, sayfa ve paragraf düzeyinde metin karşılaştırmasıyla ispatlanır. İspat yükü, bilirkişi incelemesi ve ilk yayın tarihinin belgelenmesi açıklanıyor.