K A R A R Şüpheli :K2 – Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi (X1 Tıp Merkezi) X2 Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Suçu :Şikayetçi K5’ın 6.6.2007 tarihli ameliyatında, takip ve tedavisinde acemilik…
Ameliyatta yanlış tedavi iddiası, öğretim üyesi hekim hakkında iki ayrı süreci birden başlatır. Ceza soruşturması ile yanlış ameliyat disiplin cezası süreci aynı olaydan doğar. Ancak ikisi farklı usullere göre yürür. Aşağıdaki Danıştay kararı, bu dosyalardaki en sık sorunu gösteriyor: eksik soruşturma.
Kısa cevap: Yanlış ameliyat iddiası iki ayrı süreç başlatır: 2547 sayılı Kanunun 53/c maddesine göre yürütülen ceza soruşturması ve 53/A maddesine göre yürütülen disiplin soruşturması. Disiplin soruşturması kural olarak ceza soruşturmasının sonucunu beklemez. Ceza soruşturması eksik yürütülürse Danıştay, yetkili kurulun men-i muhakeme kararını bozar. Disiplin cezasının iptali için tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir.
Karar, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesindeki kurulun men-i muhakeme kararını bozdu. Daire; şüphelilerin eksik belirlenmesini, ifade usulünü ve tek hekimden alınan raporu yeterli görmedi.
Yanlış Tedavi İddiası Hangi Süreçleri Başlatır
İki ayrı süreç başlar: 2547 sayılı Kanunun 53/c maddesine göre üniversitenin görevlendirdiği soruşturmacının yürüttüğü ceza soruşturması ve disiplin amirinin başlattığı disiplin soruşturması. Hasta çoğu kez önce Cumhuriyet başsavcılığına gider. Şüpheli öğretim elemanıysa savcılık görevsizlik kararı verir. Dosya da rektörlüğe gider. Ceza soruşturması bundan sonra 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu 53 üncü maddesindeki usule göre yürür.
Aynı şikâyet, yanlış ameliyat disiplin cezası soruşturmasının da tetikleyicisidir. Rektörlük, fiilin disiplin yönünü ayrı soruşturmayla inceletir. Hasta ayrıca üniversiteye karşı tam yargı davası açar.
Ceza, Disiplin ve Tazminat Yolları Hangi Ölçütlere Bakar
Ceza soruşturması suçun unsurlarını arar. Yanlış ameliyat disiplin cezası mesleki yükümlülüğün ihlaline bakar. Tazminat davası ise hizmet kusurunu ve zararı arar.
Üç süreç farklı ölçütlere bakar:
Süreç
Yürüten organ
Odaklandığı husus
Ceza soruşturması
Rektörün/disiplin amirinin görevlendirdiği soruşturmacı; karar 53/c'deki üç kişilik kurul
Sık Sorulan Sorular
Yanlış tedavi iddiası hangi süreçleri birlikte başlatır?
Aynı şikâyet ceza soruşturmasını, disiplin soruşturmasını ve tazminat davasını birlikte gündeme getirebilir. Ceza soruşturması suçun unsurlarını, disiplin soruşturması mesleki yükümlülüğün ihlalini arar. Üniversiteye karşı açılan tam yargı davasında ise hizmet kusuru ve zarar tartışılır.
Öğretim üyesi hekim hakkındaki şikâyeti savcılık doğrudan soruşturur mu?
Hayır. Şüpheli öğretim elemanı ise savcılık görevsizlik kararı verir ve dosyayı rektörlüğe gönderir. Ceza soruşturması bundan sonra 2547 sayılı Kanun m. 53'teki izin usulüne göre yürütülür.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
Disiplin amiri (rektör, dekan); ceza amir, disiplin kurulu veya YÖK Yüksek Disiplin Kurulu
Fiilin Kanunda sayılan bir disiplin suçuna uyup uymadığı
Tazminat davası
İdare mahkemesi
Hizmet kusuru, zarar ve illiyet bağı
Ceza Soruşturması ile Disiplin Cezası Süreci Nasıl Ayrılır
Men-i muhakeme kararı, şüpheli hakkında ceza yargılamasını başlatmaz. Bu karar yanlış ameliyat disiplin cezası verilmesini kendiliğinden engellemez. Disiplin soruşturması, ceza dosyasının sonucunu beklemek zorunda kalmaz.
Buna karşılık ceza dosyasındaki maddi tespitler disiplin dosyasını etkiler. Fiilin hiç işlenmediği kesin biçimde ortaya konursa yanlış ameliyat disiplin cezası da dayanaksız kalır.
2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesindeki disiplin hükümleri, yanlış ameliyat disiplin cezası verme yetkisini düzenler. Yükseköğretim disiplin suç ve cezaları sayfası ceza türlerini karşılaştırır.
İncelenen Danıştay Kararı Neye İlişkindir
Aşağıdaki karar, sol böbreğin alındığı bir ameliyat sürecini konu alır. Şikâyetçi, 2007 yılındaki ameliyatlarında acemilik ve dikkatsizlik iddiasını ileri sürdü. Daire, kurulun kararını eksik inceleme nedeniyle bozdu.
K A R A R
Şüpheli :K2 – Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi (X1 Tıp Merkezi) X2 Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Suçu :Şikayetçi K5’ın 6.6.2007 tarihli ameliyatında, takip ve tedavisinde acemilik ve dikkatsizlik göstererek ve yanlış tedavi uygulayarak hatalı davranıp sol böbreğini almak, bu ameliyattan sonra 9 kez daha ameliyat olmasına, her yıl ameliyat olmak zorunda kalmasına neden olmak suretiyle adı geçeni taksirle yaralamak.
İncelenen Karar :Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun tarihsiz ve 2020/02 sayılı men-i muhakeme kararı.
Karara İtiraz Eden :Yok.
İnceleme Nedeni :Yasa gereği kendiliğinden.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğünün 1.9.2020 tarih ve E.9362 sayılı yazısı ekinde gönderilen soruşturma dosyası ile yukarıda belirtilenKurul kararı, Tetkik Hakimi K1’in açıklamaları dinlenildikten sonra, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesi uyarınca incelendi;
Gereği Görüşülüp Düşünüldü :
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinin (c) bendi uyarınca görevlendirilen soruşturmacının öncelikle suç konusu eylemleri belirlemesi, bu bağlamda şikayetçinin, şüphelilerin ve varsa suç konusu eylemlerde tanıklığı bulunan kişilerin ifadelerine başvurması, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırması, şikayet dilekçesinden başlayarak yaptığı soruşturmada elde edilen tüm bilgi ve belgeleri değerlendirerek hazırlayacağı fezlekede gerekçesini belirtmek suretiyle ulaştığı kanaate göre, suçlarla illiyet bağı tespit edilemeyen veya eylemleri suç oluşturmayan şüpheliler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, suçlarla illiyet bağı olmayan, sonradan illiyet bağı kesilen veya soruşturma şartı bulunmayan şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, atılı suçları işledikleri şüphesi bulunanlar hakkında lüzum-u muhakemelerine, atılı suçları işlemedikleri kanaatine varılanlar hakkında ise men-i muhakemelerine karar verilmesi gerektiği yolunda öneri getirmesi, tüm bilgi ve belgelerin bulunduğu soruşturma dosyasını fezleke ile birlikte soruşturma emri veren makama teslim etmesi, 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi gereğince oluşturulacak yetkili kurulun da, iddia konusu suçların şüphelilerle illiyet bağını irdelemek suretiyle gerekçeleriyle birlikte şüpheliler hakkında yukarıda belirtilen türlerde kararlar vermesi gerekmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “İfade veya sorgu için çağrı” başlıklı 145 inci maddesinde ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişinin davetiye ile çağrılacağı, çağrılma nedeninin açıkça belirtileceği ve gelmezse zorla getirileceğinin yazılacağı; Kanunun “İfade ve sorgunun tarzı” başlıklı 147 nci maddesinde, şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde hangi hususlara uyulacağının düzenlendiği, buna göre, şüpheli veya sanığın kimliğinin saptanacağı, kendisine yüklenen suçun anlatılacağı, müdafi seçme hakkının bulunduğunun ve onun hukukî yardımından yararlanabileceğinin, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceğinin, müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirileceğinin hatırlatılacağı, ayrıca ifade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılacağı, ifade veya sorgunun bir tutanağa bağlanacağı, Kanununun “Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması” başlıklı 233 üncü maddesinde, mağdur ile şikâyetçinin, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinleneceği hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 14.3.2007-26.3.2007 tarihleri arasında Van Devlet Hastanesinde yatarak tedavi gören ve sol böbreğinde taş sebebiyle ameliyat edilen şikayetçi K5’ın 31.3.2007 tarihinde sol böbrekte kanama ve taş, sol üreterde taş tanılarıyla Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi X1 Tıp Merkezine yatışının yapıldığı, 5.4.2007, 10.4.2007 ve 10.5.2007 tarihlerinde ameliyat edildiği, daha sonra taburcu edilen hastanın kanama nedeniyle 3.6.2007 tarihinde tekrar yatışının yapıldığı, 6.6.2007 tarihinde yapılan açık ameliyatla da böbreğinin alındığı, adı geçenin 19.6.2012 tarihinde Özalp Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesinde, üç ay boyunca Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde yatarak tedavi olduğunu, 5 defa ameliyat yapılarak 2 defa taburcu edildiğini, her seferinde taburcu olduktan sonra böbreğinde kanama başladığını, 6.6.2007 tarihinde yapılan ameliyatla da böbreğinin alındığını, 2007 yılından sonra 9 kez ameliyat olduğunu, en son gittiği doktor tarafından kendisine, yılda bir ya da 6 ayda bir ameliyat olması gerektiğinin, sol böbreğinin alınmasının da doktor hatasından kaynaklandığının söylendiğini, sağlığını bozan ve böbreğini kaybetmesine neden olan sorumlulardan şikayetçi olduğunu belirttiği, Van Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2012 tarih ve Soruşturma No:2012/6141, K:2012/106 sayılı görevsizlik kararıyla evrakın 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca soruşturma yapılmak üzere Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğüne gönderildiği,Rektörün 21.12.2012 tarih ve 1206 sayılı yazısı ile K2 hakkında ceza soruşturması başlatıldığı görülmüştür.
Ancak konuyla ilgili soruşturmada, 2007 yılında şikayetçinin X1 Tıp Merkezindeki ameliyatlarına, takip ve tedavisine katılan, bu konuda talimat veren ve yönlendirmede bulunan tüm doktorların ismen ve görev unvanlarıyla belirlenerek şüpheli sıfatıyla soruşturma kapsamına alınmadıkları, şikayetçinin ve şüphelilerin mevzuata uygun olarak ifadelerinin alınmadığı, X1 Tıp Merkezine başvurmadan önce ve sonra Van Devlet Hastanesindeki, X1 Tıp Merkezinden sonra tedavisine devam edilen diğer hastanelerdeki hasta dosyalarının temin edilmediği, hastanın son durumunun tespiti için muayene ve tetkik yapılmadığı, diğer taraftan, K5’ın ameliyatlarında, takip ve tedavisinde tıbbi kusur, ihmal, acemilik, dikkatsizlik, eksiklik, hekim veya uygulama hatası bulunup bulunmadığı hususlarının aydınlatılması için bilirkişi raporu alınmadığı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi X2 Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. K6’dan bilirkişi raporu alındığı, ancak şüpheliyle aynı Üniversitede ve Anabilim Dalında görev yapan bir öğretim üyesinden bilirkişi raporu alınmasının raporun objektifliği ve tarafsızlığı hususunda tereddüt oluşturduğu gibi söz konusu raporun en az üç öğretim üyesinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden ortak bir rapor olarak alınması gerektiği, ayrıca tek hekimden alınan bu görüşün iddiaları aydınlatmaktan uzak olduğu, şikayetçinin iddialarını aydınlatmaya yeterli bilgi içermediği, eksik inceleme sonucu düzenlenen fezleke dikkate alınarak şüphelilerin men-i muhakemelerine karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda, soruşturmada öncelikle şüphelilerle ilgili eksiklikler giderilerek isnat edilen suçla illiyet bağı olan tüm doktorların şüpheli sıfatıyla soruşturmaya dahil edilmeleri, şikayetçinin ve şüphelilerin Ceza Muhakemesi Kanununa göre ifadelerinin alınması, K5’a ait Van Devlet Hastanesindeki, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesindeki ve daha sonra tedavisine devam edilen hastanelerdeki kayıtlar, tıbbi bilgi ve belgeler ile hasta dosyaları eksiksiz temin edilmek, hastanın muayene ve tetkikleri yapılıp mevcut sağlık durumu saptanmak ve bütün bilgi ve belgeler gönderilmek suretiyle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi dışında başka bir üniversitede görevli ve bu üniversite rektörlüğünce belirlenecek ikisi X2, birisi Nefroloji uzmanı en az üç öğretim üyesinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, şikayetçinin X1 Tıp Merkezine başvurmadan önceki ve sonraki ameliyatlarına ve tedavisine ait tüm tetkikler ve tıbbi belgeler de incelenerek, muayene ve tetkikleri yapılıp mevcut sağlık durumunun tespiti yapılmak suretiyle X1 Tıp Merkezine başvurduğunda K5’ın sağlık durumunun ne olduğu, hangi hastalığı/hastalıkları bulunduğu, Merkeze başvurduğunda sağlık durumunun teşhisinde ve tedavisinde eksiklik, hata, kusur, ihmal olup olmadığı, hastanın hangi tanılarla hangi tarihlerde hangi ameliyatları geçirdiği, hasta için konulan teşhisin, seçilen tedavi ve ameliyat yöntemlerinin tıbbi kurallara uygun düşüp düşmediği, ameliyatlarının ve tedavisinin başarılı olup olmadığı, hastanın ameliyatlarında ve müdahalelerinde böbreklerine zarar verilip verilmediği, sol böbreğinin ne zaman, hangi ameliyat ya da müdahalede, ne suretle zarar gördüğü, böbrekte fonksiyon kaybı yaşanıp yaşanmadığı, yaşanmışsa hangi oranda fonksiyon kaybı olduğu, 6.6.2007 tarihli ameliyatında sol böbreğinin alınıp alınmadığı, alınmışsa böbreğin alınmasının tıbbi zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, böbreğin alınmasının gerekip gerekmediği, hekim ya da uygulama hatası, dikkatsizlik, tedbirsizlik veya acemilik sebebiyle böbreğin alınmasına neden olunup olunmadığı, böbrek kaybı sebebiyle ya da böbreğin alındığı ameliyatta hekim veya uygulama hatası gösterilmesi sebebiyle bu ameliyattan sonra şikayetçinin hangi tanılarla, hangi ameliyatları geçirdiği, her yıl ameliyat olmak zorunda kalıp kalmadığı, mevcut sağlık durumunun nasıl olduğu, tekrar ameliyat edilmesinin gerekip gerekmediği, tedavisinin devam edip etmediği, hastada kalıcı veya geçici sakatlığa neden olunup olunmadığı, X1 Tıp Merkezindeki hastayla ilgili ameliyatlarda acemilik, tedbirsizlik, dikkatsizlik, kusur, ihmal veya eksiklik bulunup bulunmadığı, hekim veya uygulama hatası gösterilip gösterilmediği, varsa bu durumdan kim veya kimlerin sorumlu olduğu hususlarını ayrıntılı olarak açıklayan bilirkişi raporu temin edilmesi suretiyle yeniden soruşturma yapılarak usulüne uygun bir soruşturma raporu düzenlenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, Rektörün 21.12.2012 tarihli talimatıyla başlayan bu soruşturmada 6.6.2020 tarihinde fezleke düzenlendiği, bu soruşturmanın yaklaşık 7.5 yıl boyunca devam ettirilerek sürüncemede bırakıldığı görülerek kararımız üzerine yeniden yapılacak soruşturmanın sürüncemede bırakılması, savsaklanması halinde bu durumun ilgililerin cezai sorumluluğunu doğuracağı açıktır.
Açıklanan nedenle eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen soruşturma raporu esas alınarak verilen şüphelinin men-i muhakemesine ilişkin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun tarihsiz ve 2020/02 kararının bozulmasına, yukarıda belirtilen eksiklikler ivedilikle tamamlanmak suretiyle usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma üzerine yeniden düzenlenecek fezleke dikkate alınarak Yetkili Kurulca yeni bir karar verilmesi, verilecek kararın türüne göre kararın şüphelilere ve şikayetçiye mevzuatta gösterilen usule uygun olarak gerekli bildirimler yapıldıktan sonra bildirim alındıları ile birlikte Yasa gereği veya itiraz edilmesi halinde itiraz dilekçeleri de eklenerek Dairemize gönderilmesi için dosyanın karar ekli olarak Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğüne iadesine 21.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 1. Daire, E. 2020/1511 K. 2020/1376 T. 21.10.2020
Kararda Eksik Soruşturma Neden Bozma Sebebi Oldu
Danıştay, kurulun men-i muhakeme kararını eksik soruşturma nedeniyle bozdu. Bütün şüpheliler belirlenmemiş, ifadeler usulüne uygun alınmamış, hasta dosyaları toplanmamış ve tek hekimden alınan bilirkişi raporu tarafsızlık yönünden tereddüt doğurmuştu. Daire, soruşturmanın kapsamını ilk sırada ele aldı. Ameliyata, takip ve tedaviye katılan bütün hekimler ismen belirlenmemişti. Şüpheli sıfatı taşımayan kişiler hakkında karar da çıkmaz.
İkinci eksiklik ifade usulüdür. Karara göre ifadeler Ceza Muhakemesi Kanununa uygun alınmamıştı. Aynı eksiklik yanlış ameliyat disiplin cezası dosyalarında da sık çıkar. Bu eksiklik işlemi sakatlar.
Üçüncü eksiklik belge toplama aşamasında ortaya çıkar. Hastanın diğer hastanelerdeki dosyaları da dosyaya getirtilmemişti. Soruşturmacı, lehe ve aleyhe bütün delilleri toplamakla yükümlüdür.
Bilirkişi Raporu Nasıl Alınmalıdır
Danıştay bu dosyada bilirkişi raporunun başka bir üniversitede görevli, ilgili uzmanlık dallarından en az üç öğretim üyesinden oluşan bir heyetten alınmasını istedi. Şüpheliyle aynı anabilim dalındaki tek hekimin raporunu yeterli görmedi. Rapor, şüpheliyle aynı anabilim dalındaki bir öğretim üyesinden geldi. Daire bunu tarafsızlık yönünden sakıncalı buldu. Rapor ayrıca tek hekimden değil, üç kişilik bir heyetten gelmelidir.
Daire, ikisi cerrahi alandan ve biri nefroloji uzmanı üç öğretim üyesi aradı.
Bu ölçütler disiplin cezası dosyalarında da yol gösterir. Tıbbi kusur tartışması bilirkişi incelemesi olmadan çözülemez. Yanlış ameliyat disiplin cezası dosyasında savunma, raporun eksik veya taraflı yönünü somut sorularla göstermelidir.
Soruşturmanın Uzaması Hangi Sonuçları Doğurur
Bu dosyada soruşturma yaklaşık yedi buçuk yıl sürdü. Daire bu gecikmeyi açıkça eleştirdi. Soruşturmayı sürüncemede bırakan görevlilerin cezai sorumluluğuna dikkat çekti.
Gecikme yanlış ameliyat disiplin cezası bakımından daha ağır sonuç doğurur. Disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına tabidir. 2547 sayılı Kanundaki disiplin hükümleri bu süreleri gösterir. Süre geçtikten sonra verilen cezayı mahkeme, esasa girmeden iptal eder.
“Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil açısından altı yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.”
Bu nedenle hekim tarihleri not etmelidir. Şikâyet, soruşturma emri ve savunma istemi ayrı ayrı önem taşır. Akademik disiplin cezalarında zamanaşımı sayfası bu tartışmayı yargı kararıyla açıklar.
Öğretim Üyesine Hangi Disiplin Cezaları Verilir
2547 sayılı Kanun; uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarını düzenler. Madde, hangi fiilin hangi cezayı gerektirdiğini tek tek sayar.
İdare, yanlış ameliyat disiplin cezası vermeden önce ilgilinin savunmasını alır. Bu güvence Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 129 uncu maddesinden doğar. Mahkeme, savunma hakkı tanımadan verilen disiplin cezasını içeriğine girmeden iptal eder.
Anayasa, disiplin cezası verilmeden önce savunma hakkının tanınmasını 129 uncu maddesinde şöyle güvence altına alır:
“Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.”
Ceza, fiille orantılı olmalıdır. Aynı fiil için ağır bir disiplin cezası seçen idare, ölçülülük denetimiyle karşılaşır. Mahkeme cezanın ağırlığını ayrıca tartar. Yükseköğretim disiplin cezasında uygulanacak temel ilkeler sayfası bu denetimi ayrıntılandırır.
Disiplin Cezasına Karşı Hangi Yollar Açıktır
Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarına tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir; itiraz mercii itirazı yalnız kabul ya da reddedebilir. Kabul edilirse ceza tüm sonuçlarıyla kalkar; çıkarma cezalarında itiraz yolu olmayıp her cezaya karşı tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Yanlış ameliyat disiplin cezası kararı tebliğ edildiğinde süreler işlemeye başlar. İlgili, mevzuatta öngörülen sürede itiraz eder. İtiraz mercii disiplin cezası kararını kaldırır, hafifletir veya aynen bırakır.
İlgili, iptal davasını altmış gün içinde açar. Süre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 7 nci maddesinden gelir. Uyarma ve kınama cezaları da yargı denetimine tabidir.
Mahkeme, dava dilekçesindeki usul itirazlarını önce inceler. Soruşturmacı görevlendirmesi, savunma hakkı, yetkili kurul ve zamanaşımı bu başlıkların içindedir. Yükseköğretim disiplin soruşturmalarında itiraz sayfası aşamaları sıralar.
Yanlış Ameliyat Disiplin Cezası Konusunda Avukat Desteği
Disiplin cezası bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine, mevcut belgelere ve varsa idari veya yargısal kararlara göre değerlendirilir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya çevrim içi soru formu üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
Danıştay, şüpheliyle aynı üniversitede ve aynı anabilim dalında görevli bir öğretim üyesinden alınan raporu tarafsızlık yönünden sakıncalı bulmuştur. Rapor, başka bir üniversitede görevli en az üç öğretim üyesinden oluşan heyetten istenmelidir. Tek hekim görüşü iddiaları aydınlatmaya yetmez.
Men-i muhakeme kararı disiplin cezası verilmesini engeller mi?
Engellemez. Men-i muhakeme yalnızca ceza yargılamasının başlamayacağı anlamına gelir. Disiplin süreci ayrı usule tabidir ve ceza dosyasının sonucunu beklemek zorunda değildir. Buna karşılık fiilin hiç işlenmediği kesin biçimde saptanırsa disiplin cezası da dayanaksız kalır.
Soruşturmada hangi eksiklikler bozma sebebi sayılır?
Olaya katılan bütün hekimlerin şüpheli sıfatıyla belirlenmemesi ilk sırada gelir. İfadelerin Ceza Muhakemesi Kanununa uygun alınmaması ve diğer hastanelerdeki hasta dosyalarının getirtilmemesi de eksikliktir. Bu hâllerde düzenlenen fezleke karara dayanak yapılamaz.
Soruşturmanın yıllarca sürmesinin sonucu nedir?
Uzayan soruşturma zamanaşımı riski doğurur, çünkü ceza verme yetkisi süreye bağlıdır. Danıştay, yaklaşık yedi buçuk yıl süren bir soruşturmayı eleştirmiş ve savsaklamanın görevlilerin cezai sorumluluğunu doğuracağını belirtmiştir. Bu nedenle şikâyet, soruşturma emri ve savunma istemi tarihleri kaydedilmelidir.
Hekime verilen disiplin cezası ölçülülük yönünden denetlenir mi?
Evet. Mahkeme yalnız fiilin sabit olup olmadığına değil, fiil ile yaptırım arasındaki dengeye de bakar. Eylemin ağırlığı, kastın varlığı ve olayın oluş biçimi birlikte değerlendirilir. Savunma alınmadan verilen ceza ise içeriğine girilmeden iptal edilir.
Disiplin Soruşturması
Akademik Yayında Yapay Zeka Uydurma Kaynak Sorunu ve Etik Sorumluluk
Yapay zekanın ürettiği hayali kaynak künyeleri hangi etik ihlal bendine girer, yazarın doğrulama sorumluluğu nereye kadar uzanır ve yayımdan sonra düzeltme ile geri çekme nasıl ayrılır.