K A R A R Şüpheliler : 1-_K1 – X1 Üniversitesi X2 Fakültesi X3 Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 2- K2 – AynıAnabilim Dalında Öğretim Üyesi 3- K3 – Aynı Fakültede Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi…
Hatalı tedavi nedeniyle öğretim üyeleri hakkında yürütülen soruşturma 2547 sayılı Kanunun 53. maddesine tabidir. Şikayet önce üniversitenin kendi soruşturmasına düşer. Bu dosyada üniversite kurulu üç öğretim üyesi için men-i muhakeme kararı verdi. Danıştay 1. Dairesi ise soruşturmayı eksik buldu ve kararı bozdu.
Uyuşmazlık, rahim ağzı kanserinin geç teşhisine dayanır. Şikayetçiler, hatalı tedavi nedeniyle hastanın öldüğünü ileri sürdü. Daire, ilgili hekimlerin tamamının kapsama alınmadığını saptadı. Bilirkişi raporunun tarafsızlığını da tartıştı.
Kısa cevap: Akademisyene yöneltilen hatalı tedavi isnadı, 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (c) bendindeki özel ceza soruşturması usulüne tabidir. Cumhuriyet savcısı acil delil tespiti dışında doğrudan soruşturma yapmaz, evrakı üniversiteye gönderir. Rektör veya ilgili disiplin amiri soruşturmayı kendisi yürütür ya da soruşturmacı görevlendirir. Yetkili kurul men-i veya lüzum-u muhakeme kararı verir; men-i muhakeme kararı, itiraz olmasa da kendiliğinden Danıştayın incelemesine gider.
Kararın Konusu ve Tarafları
K A R A R
Şüpheliler :
1-_K1 – X1 Üniversitesi X2 Fakültesi X3 Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
2- K2 – AynıAnabilim Dalında Öğretim Üyesi
3- K3 – Aynı Fakültede Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Suçları :
1- Şikayetçi K4’un annesi ve K5’un eşi olan K6, kanama ve böbrek ağrısı yakınmasıyla hastaneye başvurdu. Hasta, X1 Atatürk Devlet Hastanesinden X1 Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine sevk edildi. Merkezde hidronefroz ve böbrek taşı tanılarıyla tedavi gördü. İsnat, hastanın rahim ağzı kanserini teşhis edememektir. Teşhis ve tedavide dikkatsizlik ve özensizlik göstermek de isnada dahildir. Şüphelilerin yanlış tanılarla hatalı tedaviler uyguladığı ileri sürülmüştür. Böylece hastalık ileri evrede teşhis edilmiş ve tedavide geç kalınmıştır. Sonuçta ölüme neden olunduğu iddia edilmiştir.
2- Şikayetçiler K6’a ait epikrizleri talep etmiştir. İkinci isnat, bu belgelerin yırtılıp yok edilmesidir. Belgelerin yenileriyle değiştirilmesi resmi belgede sahtecilik olarak nitelenmiştir.
İncelenen Karar :X1 Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun 7.8.2020 tarih ve 4 sayılı men-i muhakeme kararı.
Soruşturma dosyası, Rektörlüğün 26.10.2020 tarih ve 17432 sayılı yazısı ekinde gönderildi. Dosya ve yukarıda belirtilen Kurul kararı Dairemizce incelendi. İnceleme, Tetkik Hakimi K7’nin açıklamaları dinlendikten sonra yapıldı. Dayanak, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesidir.
Sık Sorulan Sorular
Üniversite hastanesindeki hekim şikâyeti hangi makama yapılır?
Şikâyet rektörlüğe veya yetkili disiplin amirine yapılır. Öğretim elemanları, görevleri sebebiyle işledikleri ileri sürülen fiillerde özel usule tabidir ve yetkili amir bir soruşturmacı görevlendirir. Soruşturmacı ifadeleri alır, belgeleri toplar, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırır.
Bilirkişi raporu hangi hâllerde tarafsız sayılmaz?
Raporun, olaya karışan kurumun kendi öğretim üyelerinden alınması tereddüt doğurur. İncelenen kararda tarama testlerinin yapıldığı üniversiteden rapor alınması eleştirilmiştir. Heyetin, dosyayla ilgisi bulunmayan bir üniversiteden ve yeterli sayıda uzmandan kurulması istenmiştir.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (c) bendi soruşturmacının görevini belirler. Soruşturmacı önce suç konusu eylemleri saptar. Şikayetçinin, şüphelilerin ve varsa tanıkların ifadelerine başvurur. Gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırır. Elde ettiği tüm bilgi ve belgeleri değerlendirir. Ulaştığı kanaati gerekçesiyle fezlekeye yazar. Suçla illiyet bağı kurulamayan şüpheliler için karar verilmesine yer olmadığı önerilir. Soruşturma şartı bulunmayan şüpheliler için kovuşturmaya yer olmadığı önerilir. Atılı suçu işlediği şüphesi bulunanlar için lüzum-u muhakeme istenir. Suçu işlemediği kanaatine varılanlar için men-i muhakeme istenir. Soruşturmacı dosyayı fezleke ile birlikte soruşturma emri veren makama teslim eder. 53 üncü madde uyarınca oluşturulan yetkili kurul da illiyet bağını irdeler ve kararını gerekçelendirir.
Tebligat Kurallarının Dayanağı
7201 sayılı Tebligat Kanununun 11 inci maddesi vekile tebligatı düzenler. Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Kanunun 17 nci maddesi meslek ve sanatın icra edildiği yeri düzenler. Kişi o yerde bulunmazsa tebligat aynı yerdeki daimi memur veya müstahdeme yapılır. Kanunun 23 üncü maddesi ise tebliğ mazbatasını düzenler. Tebliğ bir mazbata ile belgelendirilir.
Mazbata, tebliği çıkaran mercii ile tebliği isteyen tarafı gösterir. Muhatabın adı, soyadı ve adresi de yazılır. Tebliğin konusu ile yapıldığı yer ve zaman belirtilir. Tebliğ başkasına yapılmışsa o kişinin kimliği ve 22 nci maddeye göre tebellüğe ehil olduğu kaydedilir. Adreste bulunmama veya imtina hali 21 inci madde kapsamında yazılır. Adres kayıt sistemine yapılan tebligatta buna ilişkin kayıt eklenir. Sonda evrakı alan kişinin ve tebliğ memurunun imzası bulunur.
Dosyadan Anlaşılan Tıbbi Süreç
Dosyanın incelenmesinden şu durum anlaşılmıştır. K6, 25.12.2015 tarihinde halsizlik ve yorgunluk yakınmasıyla Hipertansiyon Polikliniğine başvurdu. Ultrasonda sol böbrekte şüpheli taş görünümü ve birinci derecede büyüme saptandı. Hastaya tomografi önerildi ve hasta evine gönderildi. Yan ağrısı şikayetiyle X1 Atatürk Devlet Hastanesine başvurdu. Tomografide sol üreterde dilatasyon ve üreter taşı bulundu. 24.1.2016 tarihinde üreterorenoskopi uygulandı, ancak üreterden geçiş sağlanamadı. Teknik donanım ve ekipman yetersizliği gerekçesiyle hasta üniversite merkezine sevk edildi. Sevkin amacı nefrostomi ve double J tüpü takılmasıydı.
Hasta 26.1.2016 tarihinde acil servise başvurdu ve hidronefroz tanısıyla yatırıldı. Sol böbrekte böbrek kaybına yol açacak büyüme ve çıkışı daraltan taş saptandı. 28.1.2016 tarihinde girişimsel radyoloji doktorlarınca perkütan nefrostomi yapıldı. İdrar kanalına tüp takılmaya çalışıldı, fakat işlem başarılı olmadı. Hasta ilerleyen günlerde yüksek ateş nedeniyle konsülte edildi. Üriner sistem enfeksiyonu teşhisiyle antibiyotik tedavisi uygulandı. Enfeksiyon kaynağı sayılan nefrostomi çıkarıldı, enfeksiyon azalınca yeniden takıldı. 3.2.2016 tarihinde kronik Hepatit B nedeniyle muayene yapıldı. Karaciğer ultrasonunda kitle görülmedi. Endometrial kavitede minimal mai ve düşük yerleşimli rahim içi araç saptandı. Bunun üzerine 15.2.2016 tarihinde kadın hastalıkları değerlendirmesi istendi.
Kanser Teşhisinin Konulduğu Aşama
Hasta, merkeze başvurmadan önce başka bir üniversitede de takip edilmişti. Bolu X4 Üniversitesinde 26.10.2015 ve 12.1.2016 tarihlerinde iki kez smear testi yapıldı. Her iki test de negatif sonuç verdi. Hekim, enflamasyon tedavisinden sonra smearin tekrarını önerdi. 11.4.2016 tarihinde yeniden smear testi yapıldı. 20.4.2016 tarihli endometrial küretaj sonucu ise farklı çıktı. Patolojik tanı, non-keratinize skuamoz hücreli karsinom olarak kondu. Şüpheliler bu sonuçtan telefonla haberdar edildi.
21.4.2016 tarihinde kadın hastalıkları bölümünden konsültasyon istendi. Konsültasyonda ileri evre rahim ağzı kanseri bildirildi. Vajenin üst üçte ikisi ve parametrium tutulmuştu. Hastadan toraks BT ve tüm abdomen MR istendi. Radyoterapi ve kemoterapi yapılabilecek ileri bir merkeze yönlendirme önerildi. Hasta 22.4.2016 tarihinde taburcu edildi. Tedavi Hacettepe ve X5 Üniversitesi hastanelerinde sürdü. K6, durumu ağırlaşarak 16.2.2017 tarihinde vefat etti.
Soruşturmadaki Eksiklikler
Erken teşhiste rahim ağzı kanserinin tedavisi yüksek oranda başarılıdır. Şikayet, hastanın sağlık durumuyla gereği gibi ilgilenilmediği yönündedir. Şikayetçilere göre hastalık teşhis edilememiş, hatalı tedavi nedeniyle ilerlemiştir. Epikrizlerin yırtılıp yok edildiği de ileri sürülmüştür. Rektörlük bu iddialar üzerine soruşturma başlattı.
Soruşturmada takip ve tedaviye katılan doktorların tamamı kapsama alınmadı. Talimat veren ve yönlendirme yapan hekimler de ismen belirlenmedi. Ayrıca iki bilirkişi raporu Bolu X4 Üniversitesi öğretim üyelerinden alındı. Oysa tarama testleri aynı üniversitede yapılmıştı. Bu durum raporun tarafsızlığı hakkında tereddüt doğurdu. Rapor, en az üç öğretim üyesinden ortak bir metin olarak alınmalıydı. 13.1.2019 tarihli rapor iddiaları aydınlatmaktan uzaktı. Tek hekimden alınan 7.4.2020 tarihli radyoloji uzmanı görüşü de yetersizdi. Men-i muhakeme kararı, bu eksik fezleke esas alınarak verildi.
Dairenin İstediği Yeni Soruşturma
Bu durumda soruşturmanın yeniden yapılması gerekir. Önce şüphelilerle ilgili eksiklik giderilmelidir. İsnat edilen suçla illiyet bağı olan tüm doktorlar soruşturmaya dahil edilir. Hastaya ait belgeler de eksiksiz toplanır. Belgeler X1 Atatürk Devlet Hastanesinden istenir. Bolu X4, X1, X5 ve Hacettepe Üniversitesi hastaneleri de gönderir. Tetkikler, görüntülemeler ve hasta dosyaları birlikte iletilir. Bilirkişi heyeti bu dört üniversite dışındaki bir üniversiteden kurulur. Heyeti o üniversitenin rektörlüğü atar. Heyette en az beş öğretim üyesi bulunur. Üyelerin ikisi jinekolojik onkoloji uzmanıdır. Diğer üyeler enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji, X3 ve girişimsel radyoloji uzmanıdır.
Heyet, hastaya hangi teşhislerle hangi tedavilerin uygulandığını açıklar. Kanser ihtimalinin araştırılıp araştırılmadığını değerlendirir. Hastanın şikayetlerinin kanser ihtimalini akla getirip getirmediğini tartışır. Teşhiste geç kalınıp kalınmadığını belirler. Gecikmede şüphelilerin ihmal, hata veya kusuru bulunup bulunmadığını inceler. Teşhisten sonra gerekli tedavinin acilen uygulanıp uygulanmadığına bakar. 20.4.2016 tarihli pozitif sonuca kadarki muayene ve tetkikleri değerlendirir. Erken evrede teşhisin mümkün olup olmadığını açıklar. Geç teşhisin tedaviyi imkansız hale getirip getirmediğini belirtir. Hastanın diğer sağlık sorunlarının vefata katkısını ayrıca inceler. Bu rapor alındıktan sonra usulüne uygun bir soruşturma raporu düzenlenir.
Tebligattaki Eksiklik
Tebligat yönünden de ayrı bir eksiklik vardır. Yetkili Kurulun 7.8.2020 tarih ve 4 sayılı kararı şikayetçi K5’a tebliğ edilmiş görünmektedir. Dosyaya eklenen 24.9.2020 tarihli alındı belgesi ise başka bir şahsı göstermektedir. Evrakı tebliğ alan K10’un kim olduğu belli değildir. Bu kişinin tebellüğe ehil olup olmadığı da belirsizdir. Ayrıca karar, şikayetçinin vekili Av. K9’a hiç tebliğ edilmemiştir. Oysa men-i muhakeme kararının şikayetçilere tebliği zorunludur. Lüzum-u muhakeme kararı da haklarında bu karar verilenlere tebliğ edilir. Bu nedenle yeni verilecek Kurul kararı hem şikayetçilere hem şüphelilere tebliğ edilmelidir.
Dairenin Sonuç Kararı
Açıklanan nedenlerle Daire, Yetkili Kurulun 7.8.2020 tarih ve 4 sayılı kararını bozmuştur. Karar, eksik incelemeye dayalı soruşturma raporu esas alınarak verilmişti. Belirtilen eksiklikler tamamlanarak soruşturma yeniden yapılacaktır. Yeni fezleke üzerine Yetkili Kurul yeni bir karar verecektir. Kararın türüne göre şüphelilere ve şikayetçilere bildirim yapılacaktır. Bildirim, şikayetçiler K4 ve K5 ile vekilleri Av. K9’a çıkarılır. Usul, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve ilgili Yönetmeliktir. Alındılar ve varsa itiraz dilekçesi dosyaya eklenir. Dosya karar ekli olarak Rektörlüğe iade edilir, sonra Daireye gönderilir. Daire bu yolda 15.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar vermiştir.
Danıştay 1. Daire, E. 2020/1776 K. 2020/1667 T. 15.12.2020
Hatalı Tedavi Nedeniyle Açılan Soruşturma Hangi Usule Tabi
Öğretim elemanları, görevleri sebebiyle işledikleri ileri sürülen suçlarda özel usule tabidir. Bu usulü 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (c) bendi kurar. Cumhuriyet savcısı doğrudan soruşturma yürütmez. Önce yükseköğretim kurumu inceleme yapar. Madde metni için 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu sayfasına bakabilirsiniz.
Hatalı tedavi nedeniyle yapılan şikayet de bu yoldan ilerler. Rektör ya da yetkili amir bir soruşturmacı görevlendirir. Soruşturmacı ifadeleri alır, belgeleri toplar ve gerekirse bilirkişiye başvurur. Sonunda fezleke düzenler ve hatalı tedavi nedeniyle sorumluluk doğup doğmadığını yazar. Yükseköğretimde ceza soruşturması sayfası bu aşamaları sıralar.
Soruşturmacının Unvanı Neden Önemli
Soruşturmacının unvanı düşükse soruşturma usule aykırı olur; Danıştay bu durumda kararı bozar ve soruşturmanın yeniden yapılmasını ister. Kanun, soruşturmacının unvanına açık bir şart getirir. Soruşturmacının unvanı, incelenen öğretim elemanının unvanına eşit ya da ondan üstün olmalıdır. Bir doktor öğretim üyesi, profesör hakkında soruşturma yürütemez. İlgili, bu eksikliği ilk itiraz sebebi yapar.
“Öğretim elemanlarından soruşturmacı tayin edilmesi halinde, bunların, hakkında soruşturma yapılacak öğretim elemanının akademik unvanına veya daha üst akademik unvana sahip olmaları şarttır.”
Men-i Muhakeme ve Lüzum-u Muhakeme Ne Anlama Gelir
Lüzum-u muhakeme, öğretim elemanı hakkında son soruşturmanın açılmasına, yani ceza mahkemesinde yargılanmasına karar verilmesidir; bu karar kesinleşince yargılama başlar. Men-i muhakeme ise yargılamaya yer olmadığı kararıdır. Fezlekeyi alan yetkili kurul, hatalı tedavi nedeniyle yöneltilen isnat hakkında iki karardan birini verir. Lüzum-u muhakeme, son soruşturmanın açılmasını yani ceza yargılamasını gerektirir. Men-i muhakeme ise yargılamaya gerek görmeyen karardır. Öğretim elemanları için bu kararı, yönetim kurulu üyelerinden kurulan üç kişilik bir kurul verir.
Kurul, üye tamsayısıyla toplanır. İlk soruşturmayı yapan üye kurula katılamaz. Hakkında karar çıkacak üye de toplantıya giremez. Yerine yedek üye oturur. Aykırı bir toplantı, kararı yetki yönünden sakatlar.
Kararı Danıştay Neden Kendiliğinden İnceler
Men-i muhakeme kararı, itiraz olmasa bile Danıştay önüne gider. Kanun bu denetimi kendiliğinden işleyen bir güvence olarak kurar. Lüzum-u muhakeme kararına ise ilgililer itiraz eder. Bu dosyada da kurul kararı itirazsız biçimde Danıştaya ulaştı.
Karar 2020 yılında Danıştay 1. Dairesinden çıktı. Kanunun bugünkü metni bu incelemeyi Danıştay 2. Dairesine bırakır. Kanunda boşluk kalan konularda 4483 sayılı Kanun devreye girer. Daire yapısına Danıştay sitesinden ulaşabilirsiniz.
“Diğer kurullarca verilen lüzum-u muhakeme kararına ilgililerce yapılacak itiraz ile men-i muhakeme kararları kendiliğinden Danıştay 2 nci Dairesince incelenerek karara bağlanır.”
Kanun metninde “2 nci Daire” ifadesi geçse de bu işlere bugün fiilen Danıştay Kanununun 42 nci maddesinin (k) bendi uyarınca Birinci Daire bakar.
Tebligat Eksikliği Neden Ayrı Bir Bozma Sebebi Oldu
Hatalı tedavi nedeniyle verilen kurul kararı şikayetçilere ulaşmalıdır. Tebligat yapılmazsa itiraz süresi işlemez. Süre işlemezse denetim yolu fiilen kapanır. Daire bu yüzden eksikliği ayrı bir bozma sebebi saydı.
Disiplin Soruşturması Ceza Soruşturmasından Ayrı Yürür
Hatalı tedavi nedeniyle iki ayrı süreç aynı anda işleyebilir. Birincisi ceza soruşturması, ikincisi disiplin soruşturmasıdır. İki süreç farklı kurallara ve farklı mercilere bağlıdır. Ceza soruşturmasının yürümesi, disiplin cezası verilmesini engellemez. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele olur ve disiplin zamanaşımı durur. Akademisyen disiplin soruşturması aşamaları sayfası iki yolu karşılaştırır.
Savunma Hakkı ve Süreler
İfadeye davet yazısı iddiaları açıkça gösterir. Kanun bu davet için en az yedi günlük süre arar. Savunmaya davet yazısı ise teklif edilen cezayı da bildirir. Hekim, savunmadan önce soruşturma evrakını inceler. Soruşturma, görevlendirme yazısının tebliğinden itibaren iki ay içinde biter. Üniversitede disiplin soruşturması ve savunma hakkı sayfası bu hakları anlatır.
Disiplin cezasına itiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür. İtiraz mercii altmış gün içinde karar verir. Süre kaçarsa ilgili doğrudan iptal davası yoluna gider. Yükseköğretim disiplin soruşturmalarında itiraz sayfası bu yolu ayrıntılandırır.
Hatalı Tedavi Nedeniyle Tazminat Nerede İstenir
Kamu üniversitesi hastanesinde çalışan hekimin görev sırasındaki eyleminden idare sorumlu olur. Zarar gören kişi, hatalı tedavi nedeniyle uğradığı zarar için hekime değil idareye dava açar. Görevli yargı yeri idare mahkemesidir. Bu ayrım Anayasadan ve 657 sayılı Kanundan doğar.
Sürede iki ölçü birlikte işler. Zarar gören, zararı öğrendiği günden itibaren bir yıl içinde idareye başvurur. Her halde eylem tarihinden itibaren beş yıllık süre işler. İdare isteği reddederse dava süresi başlar. Usul kuralları 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu metnindedir.
Hatalı tedavi nedeniyle açılacak tazminat davasında görevli yargı yeri, tedavinin yapıldığı kurumun niteliğine göre değişir:
Ölçüt
Kamu Üniversitesi Hastanesi
Özel / Vakıf Üniversitesi Hastanesi
Sorumlu taraf
İdare (üniversite)
Hastane işletmecisi ve/veya hekim
Görevli yargı yeri
İdare mahkemesi
Adli yargı (kural olarak tüketici mahkemesi)
Bilirkişi Raporuna Nasıl İtiraz Edilir
Rapor, dosyanın en belirleyici belgesidir. Taraf, rapora karşı süresi içinde yazılı itiraz verir. İtiraz, raporun hangi soruyu cevapsız bıraktığını gösterir. Hangi belgenin incelenmediğini de yazar. Adli tıp raporuna itiraz yolu sayfası örnek gerekçeler verir.
Karar Hekimler İçin Ne Anlama Gelir
Karar, hatalı tedavi nedeniyle suçlanan hekimler hakkında bir hüküm kurmaz. Daire yalnız soruşturmanın eksik kaldığını söyler. Süreç uzar, ancak dosya daha sağlam bir zemine oturur. Eksik soruşturmaya dayanan men-i muhakeme kararı hekimi de korumaz.
Hekim bu aşamada kendi savunma dosyasını hazırlar. Hasta kayıtları, nöbet listeleri ve konsültasyon istekleri bu dosyaya girer. Hatalı tedavi nedeniyle yöneltilen iddia çoğu kez tek bir kayıtla çözülür. Yanlış ameliyat ve disiplin cezası sayfası benzer bir tartışmayı ele alır.
Hatalı Tedavi Nedeniyle Avukat Desteği
Hatalı tedavi nedeniyle yürütülen soruşturmalarda izlenecek yol, somut olayın özelliklerine ve dosyadaki belgelere göre değişir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Dosyanız hakkında değerlendirme isterseniz Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya çevrim içi soru formu üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
Men-i muhakeme kararı şikâyetçiye tebliğ edilmek zorunda mıdır?
Evet. Karar şikâyetçilere, vekille takip edilen işlerde ise vekile tebliğ edilir. Tebligat yapılmazsa itiraz süresi işlemez ve denetim yolu fiilen kapanır. İncelenen dosyada tebligat eksikliği ayrı bir bozma sebebi sayılmıştır.
Tedaviye katılan hekimlerin tamamı soruşturmaya dahil edilmeli midir?
Evet. İsnat edilen fiille illiyet bağı kurulabilecek bütün hekimler ismen belirlenip kapsama alınır. Talimat veren ve yönlendirme yapan hekimlerin dışarıda bırakılması eksik inceleme sayılır. Bu eksiklik, yetkili kurul kararının bozulmasına yol açabilir.
Hatalı tedavi nedeniyle tazminat davası kime karşı açılır?
Kamu üniversitesi hastanesinde görev sırasında doğan zararda dava, hekime değil idareye karşı açılır. Görevli yargı yeri idare mahkemesidir. Özel hastanede çalışan hekim bakımından ise uyuşmazlık adli yargıda görülür.
Tazminat için idareye başvuru süresi ne kadardır?
Zarar gören, zararı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvurur. Her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıllık süre işler. İdare istemi reddederse dava açma süresi bu ret üzerine başlar.
Hekim savunma dosyasına hangi belgeleri koymalıdır?
Hasta dosyası, tetkik ve görüntüleme sonuçları, konsültasyon istekleri ile nöbet listeleri temel belgelerdir. Hangi işlemin hangi tarihte, kim tarafından yapıldığını gösteren kayıtlar çoğu tartışmayı çözer. Sevk ve taburcu yazıları da dosyaya eklenmelidir.
Disiplin Soruşturması
Akademik Yayında Yapay Zeka Uydurma Kaynak Sorunu ve Etik Sorumluluk
Yapay zekanın ürettiği hayali kaynak künyeleri hangi etik ihlal bendine girer, yazarın doğrulama sorumluluğu nereye kadar uzanır ve yayımdan sonra düzeltme ile geri çekme nasıl ayrılır.