Çevre düzeni planlarına karşı açılan davalarda; Mahkeme kararlarında genel hatlarıyla aşağıdaki hususların önem arz ettiği anlaşılmıştır: Çevre düzeni planları hazırlanırken veya çevre düzeni planına…
Çevre düzeni planı, bölge veya il bütününde arazi kullanımını belirleyen üst ölçekli bir plandır. Bu plan taşınmazın kaderini doğrudan etkiler. Tarım arazisi sanayi alanına dönüşebilir. Turizm kararı bir kıyı köyünün yapılaşma düzenini değiştirebilir. Menfaati zedelenen kişi çevre düzeni planına karşı iptal davası açabilir. Aşağıda dava türü, süreler, görevli mahkeme ve yürütmenin durdurulması ele alınıyor. Planın tanımı ve hazırlanma usulü için çevre düzeni planları başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Çevre Düzeni Planına Karşı Hangi Dava Açılır
Planlar birer idari işlemdir. Bu nedenle onlara karşı açılacak dava, iptal davasıdır. Dayanak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 2 nci maddedir. Davacı, planın hukuka aykırı olduğunu ileri sürer. Mahkeme yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönünden denetim yapar.
Çevre düzeni planı, genel ve soyut kurallar koyan düzenleyici bir işlemdir. Plan paftası, plan hükümleri ve plan raporu bir bütündür. Dava dilekçesinde bu üç unsurdan hangisinin iptali istendiği açıkça yazılır. Yalnız bir parseli ilgilendiren bir plan hükmü de tek başına dava konusu olabilir.
Plandan doğan zarar ayrı bir konudur. Maliki zarara uğratan bir uygulama varsa tam yargı davası gündeme gelir. İki dava birlikte de açılabilir. Uygulamada önce iptal davası açılır, tazminat sonra istenir.
Çevre Düzeni Planı Davasında Dava Açma Süresi
Süre, planın askıya çıkarılmasıyla başlar. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği 33 üncü madde askı usulünü düzenler. Yönetmelik 14 Haziran 2014 tarihli Resmî Gazete sayısında yayımlandı. Plan, onay tarihinden itibaren en geç on beş iş günü içinde askıya çıkar. Askı süresi otuz gündür. İdare planı kendi internet sayfasında da aynı anda duyurur.
İlgililer otuz günlük askı süresi içinde idareye itiraz edebilir. İtiraz, dava açma süresini kesen bir zorunluluk değildir. Yine de itiraz yolu çoğu dosyada tercih edilir. Çünkü idare hatayı kendisi düzeltirse dava yükü doğmaz. İdare itirazı reddederse plan, ret kararı tarihinde kesinleşir.
İptal davası için genel süre altmış gündür. Bu süre 2577 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinden gelir. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre, ilan tarihini izleyen günden başlar. Askıdan indirme tarihi bu yüzden dosyanın en kritik verisidir. Süreyi kaçıran davacı esasa girilmeden reddedilir.
İdareye başvuru süreyi durdurur. Aynı Kanun'un 11 inci maddesi bu imkânı tanır. İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır. Duran süre bu tarihten sonra kaldığı yerden işler. Ayrıca planın uygulanması üzerine yeniden dava açılabilir. Örneğin plana dayanılarak bir ruhsat verilirse hem ruhsat hem plan dava edilebilir.
3194 sayılı İmar Kanunu 8 inci maddede bir üst sınır vardır. Kesinleşen planlara karşı her hâlde beş yıl içinde dava açılabilir. Beş yıl geçtikten sonra plan artık dava edilemez. Bu kural 2020 yılında eklendi ve uygulamada sıkça gözden kaçar.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli yargı yeri idari yargıdır. İlk derece mahkemesi idare mahkemesidir. Yetki kuralı 2577 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde yer alır. İmar, kamulaştırma, yıkım, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz uyuşmazlıklarında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Çevre düzeni planı davaları da bu kapsamdadır.
Yetki kamu düzenindendir. Mahkeme bunu kendiliğinden inceler. Yanlış yerde açılan dava yetki yönünden reddedilir ve dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Plan birden çok ili kapsıyorsa farklı illerde ayrı davalar açılabilir. Bu davalar bağlantılı sayılırsa dosyalar tek merci önünde birleşir.
Kimler Dava Açabilir ve Husumet Kime Yöneltilir
İptal davası açmak için menfaat ihlali gerekir. Menfaat kişisel, meşru ve güncel olmalıdır. Plan alanında taşınmazı bulunan malik bu şartı kolayca karşılar. Kiracı, sınırlı ayni hak sahibi ve komşu parsel maliki de dava açabilir.
Danıştay, planlarda dava ehliyetini geniş yorumlar. Plan alanında oturan kişiler çevresel menfaat üzerinden dava açabilir. Meslek odaları ve dernekler de tüzükleri elverdiği ölçüde taraf olur. Buna karşılık plan alanıyla hiçbir bağı olmayan kişinin davası ehliyet yönünden reddedilir.
Husumet, planı onaylayan idareye yöneltilir. Çevre düzeni planlarını onaylama yetkisi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndadır. Bu nedenle davalı taraf kural olarak Bakanlıktır. Plana dayanan alt ölçekli bir işlem de dava ediliyorsa ilgili belediye ayrıca hasım gösterilir. Alt kademe planların denetimi için imar planlarına itiraz ve iptal davası yazımız yol gösterir.
Yürütmenin Durdurulması Talebi
Dava açmak planın yürürlüğünü kendiliğinden durdurmaz. Bu kural 2577 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde açıkça yazılıdır. Yürütmenin durdurulması için iki şart birlikte aranır. Birincisi işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır. İkincisi uygulama hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararın doğmasıdır.
Mahkeme kararı gerekçeli yazmak zorundadır. Hangi sebeple hukuka aykırılık görüldüğü ve zararın ne olduğu belirtilir. Talep, davalı idarenin savunması alındıktan sonra karara bağlanır. Ancak uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde savunma beklenmeden karar verilebilir.
Çevre düzeni planı davalarında zarar somutlaştırılmalıdır. Ağaç kesimi, dolgu, hafriyat veya tesis inşaatı gibi geri dönülemez işler örnek gösterilir. Dilekçeye fotoğraf, uydu görüntüsü ve kurum yazıları eklenir. Soyut anlatım çoğu dosyada talebin reddine yol açar.
Çevre Düzeni Planı Davalarında Mahkemelerin Aradığı Ölçütler
Danıştay kararları belirli bir denetim çizgisi oluşturdu. İlk ölçüt araştırmadır. Plan hazırlanırken veya değiştirilirken yeni bir araştırma raporu düzenlenmelidir. Eski planlara ait raporların aynen kullanılması hukuka aykırı sayılır.
İkinci ölçüt veri güncelliğidir. Plana esas bilgiler ilgili kurumların güncel belgelerinden alınır. Eksik kurum görüşü tek başına iptal sebebi olabilir. Nüfus, jeoloji, tarım ve orman verileri özellikle denetlenir.
Üçüncü ölçüt yargı kararlarına uyumdur. Planlama bölgesi hakkında daha önce verilmiş mahkeme kararları plana yansıtılmalıdır. İdare aynı hukuka aykırılığı yeni planda tekrarlayamaz.
Dördüncü ölçüt planın stratejik niteliğidir. Çevre düzeni planı alt ölçekteki planları yönlendiren politikalar içerir. Plan bu işlevi görmüyorsa amaç unsuru yönünden sakatlanır.
Beşinci ölçüt ölçek uyumudur. Bu planlar bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirir. Alt ölçekli planlar ise parsel bazında fiziki kullanımı belirler. İki kademenin kararları bu yüzden aynı ayrıntıda olamaz.
Altıncı ölçüt uygulanabilirliktir. Çevre düzeni planı arazi kullanımını genel hatlarıyla belirler. Bu nedenle plan üzerinden ölçü alınarak uygulamaya geçilemez. Ölçü alınarak yapılan işlem yetki ve konu yönünden hukuka aykırı olur.
Mahkemeler bu ölçütleri şehircilik ilkeleri ve kamu yararı süzgecinden geçirir. Plan kararının nesnel bir gerekçesi yoksa iptal kararı çıkar. Bu denetimin ayrıntısı için imar planları uyuşmazlıklarında bilirkişi ve mahkeme ilkeleri yazımıza bakınız.
Bilirkişi İncelemesi Nasıl Yapılır
Plan davalarında keşif ve bilirkişi incelemesi kuraldır. Mahkeme genellikle üç kişilik bir kurul görevlendirir. Kurulda şehir plancısı bulunması beklenir. Uyuşmazlığın konusuna göre ziraat, orman veya jeoloji mühendisi de eklenir.
Bilirkişi raporu tek başına bağlayıcı değildir. Mahkeme raporu delil olarak serbestçe değerlendirir. Taraflar rapora karşı iki hafta içinde itiraz edebilir. İtiraz somut ve teknik olmalıdır. Genel beyanlar ek rapor alınmasını sağlamaz.
Rapora yönelik en etkili itiraz mevzuat dayanağı gösterir. Örneğin kurum görüşünün alınmadığı veya raporun eski verilere dayandığı ortaya konur. Böyle bir itiraz üzerine mahkeme ek rapor ya da yeni bilirkişi kurulu isteyebilir.
İptal Kararı Sonrasında Ne Olur
İptal kararı işlemi baştan itibaren ortadan kaldırır. Plan hiç yapılmamış sayılır. İdare kararın gereğini gecikmeksizin yerine getirir. Bu süre kararın tebliğinden itibaren otuz günü geçemez.
İptal edilen plana dayanan alt ölçekli planlar da hukuki dayanağını yitirir. Bu planlara karşı ayrıca dava açılması gerekir. Ruhsatlar ve parselasyon işlemleri için de aynı yol izlenir. Konunun kademe mantığı için imar planları yazımız açıklayıcıdır.
İdare iptal kararından sonra yeni bir plan yapabilir. Ancak yeni plan, kararın gerekçesindeki aykırılıkları tekrarlayamaz. Aynı sakatlıkla yapılan plan yeniden iptal edilir. Kararı uygulamayan idarenin tazminat sorumluluğu da doğar.
Nihai karara karşı istinaf yolu açıktır. Bölge idare mahkemesi kararı esastan inceler. Bazı uyuşmazlıklarda temyiz aşaması da işler. Süreler kısa olduğu için tebligat tarihleri dikkatle takip edilmelidir.
Çevre Düzeni Planı ile İmar Planı Davası Arasındaki Fark
Planlar arasında kademe ilişkisi vardır. Sıralama üstten alta doğru mekânsal strateji planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı biçimindedir. Her plan bir üst kademeye uygun olmak zorundadır.
Bu ayrım dava stratejisini belirler. Üst kademedeki plan iptal edilirse alt kademedeki planın dayanağı zayıflar. Buna karşılık yalnız uygulama imar planını dava etmek çoğu zaman yetersiz kalır. Çünkü aykırılığın kaynağı üstteki plan kararıdır.
Davacı bu nedenle iki planı birlikte hedef alabilir. Çevre düzeni planı ile ona dayanan nazım imar planı aynı dilekçede dava edilebilir. Mahkeme bağlantı görürse dosyaları birlikte inceler. Bu yol hem süre hem masraf yönünden avantaj sağlar.
Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır
Dilekçenin unsurları 2577 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde sayılır. Tarafların kimlik bilgileri, dava konusu işlem ve tebliğ tarihi yazılır. Sonuç kısmında iptal istemi açıkça belirtilir. Yürütmenin durdurulması talebi de aynı dilekçede ileri sürülür.
Ekler dosyanın kaderini belirler. Tapu kaydı, plan paftası örneği ve askı tutanağı ilk sıradadır. Plan hükümleri ile plan açıklama raporu da eklenir. İdareye yapılan itiraz varsa cevabıyla birlikte sunulur.
Hukuka aykırılık iddiaları başlıklar hâlinde yazılır. Şehircilik ilkeleri, kamu yararı ve planlama esasları ayrı ayrı tartışılır. Somut veriye dayanmayan iddia mahkemeyi ikna etmez. Bu yüzden kurum görüşleri ve teknik raporlar dilekçeye dayanak yapılır.
Çevre Düzeni Planı Davalarında Sık Yapılan Hatalar
İlk hata süre hesabında ortaya çıkar. Askı tarihi yerine öğrenme tarihi esas alınır ve dava geç açılır. İkinci hata husumettedir. Planı onaylayan idare yerine belediye davalı gösterilir.
Çevre Düzeni Planı Değişikliğine Karşı Dava
Üçüncü hata talep sonucunun eksik yazılmasıdır. Yalnız plan paftası dava edilir, plan hükümleri talep dışında kalır. Bu durumda iptal kararı beklenen sonucu doğurmaz. Dördüncü hata yürütmenin durdurulması talebinin gerekçesizliğidir.
Planın tamamı gibi değişiklikleri de dava edilebilir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği revizyon ile değişikliği ayırır. Revizyon, planın ana kararlarını ve bütünlüğünü etkileyen kapsamlı bir müdahaledir. Değişiklik ise plan bütünlüğünü bozmayan sınırlı bir düzenlemedir.
Beşinci hata bilirkişi raporuna itiraz aşamasında görülür. Rapor genel ifadelerle eleştirilir ve teknik karşı görüş sunulmaz. Mahkeme bu itirazı dikkate almaz. Çevre düzeni planı davalarında başarı, dosyanın teknik dokümantasyonuna bağlıdır.
Bu ayrım davada doğrudan işe yarar. Ana kararları etkileyen bir müdahale değişiklik adıyla yapılmışsa usul sakatlığı doğar. Davacı, işlemin gerçekte revizyon olduğunu ileri sürer. Mahkeme niteliği ada bazında ve plan bütünü üzerinden değerlendirir.
Değişiklik taleplerinde gerekçe zorunludur. Kamu yatırımı, çevrenin korunması veya maddi hatanın giderilmesi gibi bir sebep gösterilir. Talep, altyapı etkilerini değerlendiren bir raporla desteklenir. Gerekçesiz kabul edilen çevre düzeni planı değişikliği iptal edilir.
Planın Kesinleşmesi Dava Hakkını Etkiler mi
Plan, onaylandığı tarihte yürürlüğe girer. Kesinleşme ise askı ve itiraz sürecinin sonunda gerçekleşir. İtiraz yoksa plan askı süresinin sonunda kesinleşir. İtiraz reddedilirse ret kararı tarihinde kesinleşir.
Kesinleşme dava hakkını ortadan kaldırmaz. Yalnızca sürenin başlangıcını ve beş yıllık üst sınırı belirler. Ayrıca kesinleşmeyen kısımlarda imar planı onaylanamaz. Bu kural alt kademedeki işlemler için önemli bir denetim aracı sunar.
İtiraz üzerine planda değişiklik yapılırsa yeni bir askı süreci işler. Değişen kısımlar için süre yeniden başlar. Davacı bu ikinci askıyı kaçırmamalıdır. Çevre düzeni planı dosyalarında tarih takibi bu nedenle ayrı bir titizlik ister.
Tarım, Orman ve Kıyı Alanlarında Çevre Düzeni Planı Denetimi
Koruma alanları davalarda ayrı bir ağırlık taşır. Yönetmelik, planın orman alanlarını, tarım arazilerini, su kaynaklarını ve kıyıyı korumasını şart koşar. Doğal yapının ve ekosistemin sürekliliği de gözetilir. Bu esaslara aykırı bir plan kararı kolayca iptal edilir.
Mahkeme önce kurum görüşlerine bakar. Tarım, orman, su ve kültür varlıkları birimlerinden görüş alınmışsa dosya güçlenir. Görüş alınmadan verilen arazi kullanım kararı sebep unsuru yönünden sakat sayılır. Olumsuz görüşe rağmen yapılan plan da aynı sonuca uğrar.
Afet verileri ikinci sırada gelir. Plan, mevcut jeolojik etütleri ve afet raporlarını dikkate almak zorundadır. Heyelan, taşkın ve fay hattı verileri özellikle sorgulanır. Riskli alanda yapılaşma öngören çevre düzeni planı bu yönüyle denetlenir.
Davacı bu başlıklarda somut belge sunmalıdır. Kurum yazıları, etüt raporları ve uydu görüntüleri en güçlü delillerdir. Ayrıca alandaki mevcut kullanım fotoğraflarla ortaya konur. Böyle bir dosyada bilirkişi raporu da genellikle davacı lehine sonuçlanır.
Çevre Düzeni Planı Davalarında Avukat Desteği
Çevre düzeni planlarına karşı açılan davalarda süre yönetimi belirleyicidir. Askı tarihinin tespiti, itiraz dilekçesi ve yürütmenin durdurulması talebi teknik bilgi ister. Dosyanızı Online Hukuki Danışmanlık hizmetimizle değerlendirebilirsiniz. Sorularınızı ücretsiz soru formumuz üzerinden de iletebilirsiniz. İmar mevzuatının genel çerçevesi için imar hukuku sayfamız başlangıç noktası olur.
İmar ve Gayrimenkul Hukuku
İmar Avukatı
İmar avukatı; imar hukuku alanında uzman olan, imar uyuşmazlıklarında ve idari davalarda tecrübeli ve müvekkillerine bu alanda hukuki hizmet veren avukattır.