İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 16/06/2020 gün ve E:2016/2703; K:2020/2482 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
Görevi kötüye kullanma iddiası akademik personel için iki ayrı süreç doğurur. Birincisi ceza yargılamasıdır. İkincisi disiplin soruşturmasıdır. İki süreç aynı olaydan doğar ama farklı kurallara tabidir. Bu yazı iki sürecin ilişkisini açıklar. Ardından Danıştay Sekizinci Dairesinin 2020 tarihli bir kararı incelenir.
Kısa cevap: Akademik personel hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla verilen disiplin cezasına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Ceza mahkemesinin beraat kararı, fiilin hiç işlenmediğini saptamışsa disiplin incelemesinde de esas alınır; aksi hâlde idare mahkemesi fiilin sübutunu ayrıca inceler. Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe durdurma cezalarına yedi gün içinde itiraz edilebilir; dava ise altmış gün içinde açılmalıdır.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Nasıl Tanımlanır
Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesinde düzenlenir. Madde kamu görevlisini muhatap alır. Görevin gereklerine aykırı hareket edilmesi aranır. Ayrıca somut bir sonuç doğmalıdır. Bu sonuç kişilerin mağduriyeti olabilir. Kamunun zararı da yeterlidir. Kişilere haksız menfaat sağlanması da sayılır. Bu sonuçlardan biri yoksa görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz.
Suçun temel biçimi 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesinin birinci fıkrasında şöyle tanımlanır:
“Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Disiplin Hukuku ile Ceza Hukuku Neden Ayrılır
Disiplin cezaları kamu hizmetinin düzenini korur. Ceza yasaları ise kamu düzenini korur. Ceza yargılamasında delil standardı yüksektir. Disiplin hukukunda ise fiilin sübutu aranır. Aynı olay bu nedenle iki ayrı sonuç doğurabilir. Görevi kötüye kullanma iddiaları bu ayrımın en sık görüldüğü alandır. Akademik personelin karşılaşabileceği yaptırımları akademisyenlerin alabilecekleri disiplin cezaları yazımızda topluca ele aldık.
Beraat Kararı Disiplin Cezasını Kaldırır mı
Sık Sorulan Sorular
Görevi kötüye kullanma suçu hangi şartlarda oluşur?
Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesinde düzenlenmiştir. Kamu görevlisinin görevin gereklerine aykırı hareket etmesi tek başına yetmez. Ayrıca kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması sonuçlarından biri doğmalıdır.
Ceza mahkemesindeki beraat disiplin cezasını kendiliğinden kaldırır mı?
Kural olarak kaldırmaz. Disiplin hukuku ile ceza hukuku farklı amaçlara hizmet eder ve ispat ölçütleri aynı değildir. İdare, beraate rağmen aynı fiili disiplin yönünden değerlendirebilir. Bu değerlendirme soruşturma raporu ve dosyadaki belgeler üzerinden yapılır.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
Kural olarak kaldırmaz. Ceza mahkemesi beraat kararı verse bile idare disiplin incelemesi yapabilir. Ancak bir sınır vardır. Beraat kararı fiilin hiç işlenmediğini saptamışsa idare bunu gözetir. Buna karşılık delil yetersizliğine dayanan beraat disiplin cezasını engellemez. Görevi kötüye kullanma dosyalarında bu ayrım çoğu kez belirleyici olur.
Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezası Ne Getirir
Ceza, memurun bulunduğu kademedeki ilerlemesini belirli süre durdurur. Süre fiilin ağırlığına göre bir ila üç yıl arasında belirlenir. Dayanak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesidir. Ceza maaş ve emeklilik haklarını da etkiler. Bu nedenle hafif bir yaptırım sayılmaz. Konuyu kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin cezası yazımızda ayrıca anlattık.
Devlet yükseköğretim kurumlarında kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının süresi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde şöyle belirlenir:
“Devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapan aylıklı öğretim elemanlarının bulundukları kademedeki ilerlemelerinin fiilin ağırlık derecesine göre bir ila üç yıl arasında durdurulması”
2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde öğretim elemanına uygulanabilecek altı disiplin cezası ve süreleri şöyledir:
Ceza türü
Süre / oranı
İtiraz
Uyarma
Yazılı bildirim (süre yok)
Birim disiplin kuruluna 7 gün içinde
Kınama
Yazılı bildirim (süre yok)
Birim disiplin kuruluna 7 gün içinde
Aylıktan veya ücretten kesme
Brüt aylığın 1/30-1/8'i (bir defaya mahsus)
Üniversite disiplin kuruluna 7 gün içinde
Kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme
Devlet: 1-3 yıl (1. derecenin son kademesinde 1/4-1/2 aylıktan kesme); vakıf: 3-6 ay, brüt ücretin 1/30-1/8'i
Üniversite disiplin kuruluna 7 gün içinde
Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma
Süresiz; akademik kadroya bir daha atanamaz
Yok; doğrudan idare mahkemesinde dava açılır
Kamu görevinden çıkarma
Süresiz; hiçbir kamu kurumuna ve vakıf yükseköğretim kurumuna öğretim elemanı ya da memur olarak atanamaz
Yok; doğrudan idare mahkemesinde dava açılır
Kararda Uygulanan Yönetmelik Bugün Yürürlükte midir
Hayır, yürürlükte değildir. Karara konu işlemde 1982 tarihli Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği uygulanmıştır. Bu Yönetmelik 20/10/2017 tarihli ve 30216 sayılı Resmî Gazete ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün disiplin fiilleri doğrudan 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde sayılır. Görevi kötüye kullanma iddiaları da bugün bu maddeye göre incelenir. Eski kararlar yine de yol gösterici olmayı sürdürür. Çünkü mahkemelerin kurduğu ölçütler değişmemiştir.
İstemin özeti şudur. Danıştay Sekizinci Dairesi 16/06/2020 günlü bir karar vermiştir. Kararın numaraları E:2016/2703 ve K:2020/2482 şeklindedir. Bu karar için düzeltme istenmiştir. İstem sahibi kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Talep 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54 üncü maddesine dayanmaktadır.
Savunmanın özeti kısadır. Karşı taraf savunma vermemiştir.
Dosyayı Danıştay Tetkik Hâkimi K1 incelemiştir.
Tetkik Hâkiminin Düşüncesi Nedir
Tetkik hâkimi, görevi kötüye kullanma fiilinin sübuta erdiğini ve iptal yönündeki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini düşünmüştür. Uyuşmazlıkta Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı ile davacı arasında 23/12/2005 tarihinde bir protokol imzalanmıştır. Protokol projenin yürütülmesine ilişkindir. Bu kapsamda 22/07/2005 tarihinde bir kooperatifin ana sözleşmesi oluşturulmuştur. Ana sözleşmeyi Ankara 10 uncu Noterliği tasdik etmiştir. S.S. F1 Kooperatifi 28/07/2005 tarihinde ilk toplantısını yaparak faaliyete geçmiştir. Bakanlık ile Gazi Üniversitesi arasındaki protokol ise henüz imzalanmamıştır. Buna rağmen 17/08/2005 tarihinde Üniversite ile Kooperatif arasında iş birliği protokolü yapılmıştır. Protokol, karayolu taşımacılık faaliyetleri mesleki yeterlilik belgesi projesine ilişkindir. Belgeyi Gazi Üniversitesi eski Rektörü K4 imzalamıştır. Kooperatif adına ise davacı ile K2 imza atmıştır. Davacının her iki protokolde de imzası bulunmaktadır.
Davacı ayrıca Kooperatifin hem ortağı hem de yönetim kurulu üyesidir. Bu husus, aynı soruşturma raporuyla ceza alan diğer davacının dosyasındaki belgelerden anlaşılmıştır.
Tetkik Hâkimi Sübut Konusunda Ne Demiştir
Davacı hakkında ceza yargılaması da yapılmıştır. Ankara 11 inci Sulh Ceza Mahkemesi 05/07/2012 günlü kararıyla beraat kararı vermiştir. Kararın numaraları E:2011/670 ve K:2012/2252 şeklindedir. Mahkeme, davacının görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olmadığını belirtmiştir. Karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Ancak tetkik hâkimine göre bu sonuç disiplin cezasını engellemez.
Düşüncede davacının rektör yardımcısı sıfatı vurgulanmıştır. Davacı, yetkinin Kooperatife devri konusunda gerekli uyarıyı yapmamıştır. Oysa gelirin Rektörlükçe veya Üniversitenin Döner Sermaye İşletmesince kullanılması gerekmektedir. Proje geliriyle 2006 ve 2007 yıllarında A1 Mahallesinde bir bina satın alınmıştır. Binanın bedeli 6.379.661,00 TL olarak gösterilmiştir. Ayrıca aynı gelirden araç ve tıbbi cihaz alınmıştır. Davacı Kooperatifin ortağı ve yönetim kurulu üyesidir. Bu nedenle işlemlerden bilgisi bulunduğunun kabulü gerekir. Düşüncede disiplin yönünden açık ihmal ve ihlal bulunduğu belirtilmiştir. Görevi kötüye kullanma fiilinin sübuta erdiği sonucuna varılmıştır. İdare Mahkemesi ise soruşturma raporunu ve belgeleri değerlendirmemiştir. Bu nedenle kararın bozulması gerektiği düşünülmüştür.
Karar Türk Milleti adına verilmiştir.
Hükmü Danıştay Sekizinci Dairesi kurmuştur. Daire işin gereğini görüşmüştür.
Karar düzeltme dilekçesindeki nedenler 2577 sayılı Kanunun 54 üncü maddesine uygun bulunmuştur. Daire bu nedenle düzeltme istemini kabul etmiştir. Sekizinci Dairenin 16/06/2020 günlü kararı kaldırılmıştır. Kararın numaraları E:2016/2703 ve K:2020/2482 şeklindedir. İşin esası yeniden incelenmiştir.
Dava Hangi İşleme Karşı Açılmıştır
Dava, Gazi Üniversitesi eski rektör yardımcısı olan davacı tarafından açılmıştır. Davacı hakkında önce kamu görevinden çıkarma cezası uygun bulunmuştur. Dayanak, Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b/6) bendidir. Ancak geçmiş çalışmaları gözetilmiştir. Daha önce disiplin cezası da almamıştır. Bu nedenle aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesi uygulanmıştır. Sonuçta 3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir. Cezayı Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu vermiştir. Kararın tarihi 25/09/2014, numarası 2014/12 şeklindedir. Dava bu kararın iptali istemiyle açılmıştır. Sürecin kaynağı ise davacıya yöneltilen görevi kötüye kullanma iddiasıdır.
İdare Mahkemesi davayı kabul etmiştir. Gerekçede Ankara 11 inci Sulh Ceza Mahkemesindeki dava esas alınmıştır. O davada davacının üzerine atılı suçu işlemediği ve beraat ettiği anlaşılmıştır. Dava konusu ceza ise Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (6) numaralı alt bendine dayanmaktadır. Alt bent, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmayı düzenler. Ceza, aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesi uygulanarak 3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması biçiminde verilmiştir. Mahkeme bu işlemde hukuka uyarlık görmemiştir. Bu nedenle dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.
Karara Dayanak Yapılan Yönetmelik Hükümleri
Uygulanan Yönetmelik 21/08/1982 tarihli ve 17789 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Yönetmeliğin 11 inci maddesi üniversite öğretim mesleğinden veya kamu görevinden çıkarma başlığını taşır. Maddeye göre (a) bendindeki fiilleri işleyenlere üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası verilir. (b) bendindeki fiilleri işleyenlere ise kamu görevinden çıkarma cezası verilir. Kamu görevinden çıkarma cezası alanlar üniversite öğretim mesleğinden de çıkarılmış olur.
Maddenin (b) bendinin 6 numaralı alt bendi şu fiili sayar. Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak. Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesi ise iyi hâlin değerlendirilmesini düzenler. Maddeye göre geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu olanlara bir derece hafif ceza uygulanabilir. Bunun için iyi veya çok iyi derecede sicil almış olmak gerekir. Hüküm yönetici, öğretim elemanı, memur ve diğer personeli kapsar.
Dosyadan Anlaşılan Olay Nasıl Gelişmiştir
Ulaştırma Bakanlığı 03/01/2005 tarihli olur vermiştir. Olur, Karayolu Taşımacılık Faaliyetleri Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönetmeliğinin Ek 1 inci maddesine dayanmaktadır. Amaç, sürücü belgelerine özgü bazı iş ve işlemlerin Gazi Üniversitesince yürütülmesidir. Bu amaçla 23/12/2005 tarihinde Bakanlık Müsteşarı ile davacı arasında protokol imzalanmıştır. Ondan önce, 22/07/2005 tarihinde S.S. F1 Kooperatifinin ana sözleşmesi oluşturulmuştur. Kooperatif 28/07/2005 tarihinde faaliyete geçmiştir. Üniversite ile Kooperatif ise 17/08/2005 tarihinde iş birliği protokolü imzalamıştır. Bu protokolü eski Rektör K4 ile Kooperatif adına davacı ve K2 imzalamıştır.
Soruşturma 27/11/2008 tarihli onayla başlamıştır. İddiaya göre Bakanlıkça Rektörlüğe devredilen yetki mevzuata aykırı olarak Kooperatife devredilmiştir. Gelir ve giderin döner sermaye hesapları içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yapılmamış ve Üniversite zarara uğratılmıştır. Ayrıca tahsil edilen paraların önemli bir kısmı belli kişilere ödenmiştir. Bu şekilde zimmet oluşmasına yol açıldığı ileri sürülmüştür. İsnat edilen disiplin suçu, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak nitelikte hareketler yapmaktır.
Soruşturma Raporunda Neler Yer Almıştır
Soruşturmayı Yükseköğretim Denetleme Kurulu Üyesi yürütmüştür. Raporda protokol kapsamındaki işlerin Kooperatifçe yerine getirildiği belirtilmiştir. Kitap basımı, soru bankası oluşturulması ve sınav yapılması adı altında ödemeler yapılmıştır. Bu ödemelerin büyük çoğunluğu telif ücretidir. Telif ücretleri 8 adet set hâlinde bastırılan 40.000 adet kitap karşılığında ödenmiştir. Buna karşın kitapların yalnız 496 adedi satılmıştır. Rapor bunu kazanç amacının göstergesi saymıştır. Davacı ile bir başka öğretim elemanına yapılan ödeme yaklaşık 2.000.000 TL tutarındadır. Proje gelirinden A1 Mahallesinde 6.379.661,00 TL bedelle bina alınmıştır. Rektörlük için X1 marka vasıta alınmıştır. Hastane için prostat cihazı alınmıştır. Rapora göre bu alımlar Üniversitenin özel bütçesi ve döner sermaye hesabından yapılmalıydı.
Raporda sorumlular da gösterilmiştir. Başta eski Rektör K4 olmak üzere Rektör Yardımcısı K5 ve proje sorumlusu davacı sorumlu tutulmuştur. Davacı, protokolün 4 üncü maddesi uyarınca Üniversite adına proje sorumlusudur. Rapora göre davacı, yetkinin Kooperatife devrinde gerekli uyarıyı yapmamıştır. Yüksek telif ücreti için büyük miktarda kitap basımına da sebep olmuştur. Rapor bu eylemlerin Üniversiteyi ve Kooperatifi zarara uğrattığını belirtmiştir. Teklif edilen ceza ise Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (d) fıkrasındaki aylıktan kesme cezasıdır.
Disiplin Süreci Nasıl İlerlemiştir
Son soruşturmaya yetkili kurul 08/12/2009 tarihli ve 2009/19 sayılı karar vermiştir. Kurula göre yetkinin Üniversitece kullanılması gerekirdi. Gelir ve giderler döner sermaye bütçesi içinde değerlendirilmeliydi. Bu yapılmadığından işlemler mevzuata aykırıdır. Bu itibarla kurul, eylemin zimmet suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Sorumlular arasında Rektör Yardımcısı Prof. Dr. K5 ile Proje Sorumlusu Prof. Dr. K3 sayılmıştır. Buna göre üçüncü sorumlu eski Rektör Prof. Dr. K4'tür. Nitekim eski Rektör, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 8. maddesindeki hükmü yerine getirmemiştir. Ayrıca Bakanlık ile Üniversite arasında imzalanmış bir protokol yokken yetkiyi Kooperatife vermiştir. Nitekim 17/08/2005 tarihli protokolde imzası da bulunmaktadır.
Disiplin yönünden ilk ceza 28/07/2010 tarihinde verilmiştir. Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulunun kararı 2010/48 sayılıdır. Kurul, Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b/6) bendi ile 16 ncı maddesini uygulamıştır. Sonuçta bir alt ceza olan görevden çekilmiş sayma cezası verilmiştir. Bu ceza Ankara 7 nci İdare Mahkemesinin 2010/1778 esas sayılı dosyasında iptal edilmiştir. Nitekim Danıştay bu kararı onamıştır. Cumhuriyet Savcılığı ise aynı konuda kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
Bunun üzerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı 30/05/2011 tarihinde yeni bir karar almıştır. Son Soruşturma Yetkili Kurulu kararının numarası 2011/19 şeklindedir. Kurul, davacının zimmet suçunu işlemediği sonucuna varmıştır. Buna karşılık görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kanaatiyle lüzumu muhakemesine karar vermiştir. Yüksek Disiplin Kurulu 12/07/2012 tarihinde ikinci kez ceza vermiştir. Kararın numarası 2012/103 şeklindedir. Verilen ceza yine görevden çekilmiş sayma cezasıdır. Bu ceza Ankara 5 inci İdare Mahkemesinin E:2012/1565 sayılı dosyasında iptal edilmiştir. Gerekçe, bu cezanın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda öngörülmemiş olmasıdır. Söz konusu ceza yalnız Yönetmelikle getirilmiştir. Bunun üzerine dava konusu üç yıllık kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir.
Ceza Yargılaması Nasıl Sonuçlanmıştır
Ankara 11 inci Sulh Ceza Mahkemesi, davacı ve diğer sanıkların görevi kötüye kullanma suçundan beraatine karar vermiştir. Davacı ve diğer öğretim üyeleri hakkında ceza yargılaması da yapılmıştır. Danıştay Birinci Dairesi 01/11/2011 günlü kararıyla yargılanmalarına karar vermiştir. Kararın numaraları E:2011/1661 ve K:2011/1689 şeklindedir. Karara göre şüphelilerin eylemleri TCK'nın 257 nci maddesi kapsamındadır. İddialar arasında yetkinin Kooperatife devrinin sağlanması yer almaktadır. Fahiş fiyatla bina alınması da iddialar arasındadır. Şüphelilere 2.000.000 TL telif ücreti ödenmesi ayrıca sayılmıştır. Araç alınması ve araca zırh yaptırılması da eklenmiştir. Tıp Fakültesine prostat makinesi alınması ile yüksek miktarda kitap bastırılması da iddialar arasındadır.
Dava Ankara 11 inci Sulh Ceza Mahkemesinde görülmüştür. Mahkeme, her üç sanığın da görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmediğini belirtmiştir. Herhangi bir kurumun veya kişinin zararına sebebiyet verilmediği de saptanmıştır. Sanıkların haksız menfaat sağlamadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim mahkeme tam bir vicdani kanaate ulaştığını yazmıştır. Bu nedenle her bir sanığın görevi kötüye kullanma suçundan beraatine karar verilmiştir.
Dairenin Gerekçesi Nedir
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gerektiği şekilde görülmesini amaçlar. Memurun görevine bağlılığını sağlamaya da yöneliktir. Kamu görevlisinin statüsünü ayrıca korur. Ceza yasalarının getirdiği cezalar ise kamu düzenini korumaya dayanır. İki yaptırım türü bu nedenle farklı nitelik taşır. Bir kamu görevlisinin ceza yasasına göre mahkûm olması veya olmaması sonucu değiştirmez. Eylem, disiplin hukukuna göre ayrıca değerlendirilir. Görevi kötüye kullanma iddiası da bu çerçevede ele alınır. Disiplin suçu kabul edilerek ceza da verilebilir.
Bu durumda dosyadaki beraat kararı tek başına belirleyici değildir. Ankara 11 inci Sulh Ceza Mahkemesinin 05/07/2012 günlü kararı davacının beraatine ilişkindir. Kararın numaraları E:2011/670 ve K:2012/2252 şeklindedir. Kararda görevi kötüye kullanma suçunun sabit olmadığı belirtilmiştir. Karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Ancak ceza kanununa göre cezalandırılmama disiplin cezasına engel değildir. İdare Mahkemesinin soruşturma raporunu ve diğer belgeleri incelemesi gerekirdi. Davacının görevi ve yetkileri de dikkate alınmalıydı. Eylemlerin disiplin cezası gerektirip gerektirmediği böylece karara bağlanmalıydı. Bu inceleme yapılmadan verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle Daire karar düzeltme istemini kabul etmiştir. Ankara 4 üncü İdare Mahkemesinin 12/11/2015 günlü kararı bozulmuştur. Kararın numaraları E:2015/522 ve K:2015/1543 şeklindedir. Dosya yeniden karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmiştir. Hüküm 22/10/2020 tarihinde oybirliğiyle kurulmuştur.
Karar künyesi şöyledir. Danıştay 8. Daire, E. 2020/6079, K. 2020/4594, T. 22.10.2020.
Karardan Çıkan Ölçütler
Karar iki ölçüt gösterir. Birincisi, beraat kararı disiplin incelemesini kendiliğinden sona erdirmez. İdare mahkemesi soruşturma raporunu ve dosyadaki belgeleri ayrıca değerlendirmelidir. İkincisi, değerlendirme kişinin görev ve yetkileri esas alınarak yapılır. Yönetici konumundaki bir akademisyenden daha yüksek özen beklenir. Benzer bir uyuşmazlığı satın alma işleminde görevi kötüye kullanma disiplin cezası yazımızda inceledik.
Bu nedenle dosya ilk derece mahkemesine dönmüştür. Bu nedenle dilekçe aşamasında sübut tartışmasının ayrıntılı yapılması önemlidir. Soruşturma raporundaki her isnat ayrı ayrı karşılanmalıdır. Görevi kötüye kullanma iddiasında zarar ve menfaat unsuru ayrıca tartışılmalıdır. Dava yolunun işleyişini idari işlem iptal davaları yazımızda anlattık.
Görevi Kötüye Kullanma Konusunda Avukat Desteği
Görevi kötüye kullanma iddiasında izlenecek hukuki yol yalnız mevzuatla belirlenmez. Somut olayın özellikleri, dosyadaki belgeler ve varsa idari ya da yargısal kararlar da rol oynar. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilirsiniz. Talebinizi çevrim içi soru formu üzerinden de iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır. Her dosya kendi verileri ile ele alınır.
Hangi beraat gerekçesi idari yargıyı da bağlar?
Ceza mahkemesi eylemin hiç gerçekleşmediğini kesin biçimde saptamışsa, bu maddi tespit idareyi ve idari yargıyı bağlar. Delil yetersizliğine dayanan beraat aynı sonucu doğurmaz. Bu ayrım disiplin dosyalarında çoğu kez belirleyici olur.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ne kadar sürer?
Ceza bir yıldan üç yıla kadar verilebilir ve süreyi fiilin ağırlığı belirler. Ceza, bulunulan kademedeki ilerlemeyi bu süre boyunca durdurur. Maaş ve emeklilik haklarına yansıdığı için hafif bir yaptırım sayılmaz.
Hayır, tetkik hâkiminin düşüncesi bir görüş niteliğindedir. Daire dosyayı kendisi değerlendirir ve bu görüşten farklı bir sonuca varabilir. Kararı okurken düşünce bölümü ile hüküm fıkrasını birbirinden ayırmak gerekir.
Karara dayanak 1982 tarihli disiplin yönetmeliği hâlâ yürürlükte midir?
Hayır. Söz konusu yönetmelik 20 Ekim 2017 tarihli Resmî Gazete ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün disiplin fiilleri ve cezaları doğrudan 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde yer alır. Eski kararlar yalnız ölçüt bakımından yol gösterir.
Görevi kötüye kullanma isnadına karşı savunmada neler tartışılır?
Rapordaki isnatların her birine ayrı cevap verilmelidir. Zarar ve haksız menfaat unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca ele alınır. Kişinin görev ve yetkilerinin sınırı da gösterilir, çünkü yönetici konumundakilerden daha yüksek özen beklenir.
Disiplin Soruşturması
Akademik Yayında Yapay Zeka Uydurma Kaynak Sorunu ve Etik Sorumluluk
Yapay zekanın ürettiği hayali kaynak künyeleri hangi etik ihlal bendine girer, yazarın doğrulama sorumluluğu nereye kadar uzanır ve yayımdan sonra düzeltme ile geri çekme nasıl ayrılır.
İnternet sitemizde yer alan bütün bilgiler Akademik Hukuk & Danışmanlıktarafından Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kuralları ve Avukatlık Kanunu kapsamında paylaşılmaktadır.
Sitede yer alan hiçbir içerik bağlayıcı hukuki görüş niteliği taşımaz; reklam mahiyetinde yorumlanamaz.