Rektör hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla yapılan şikâyet doğrudan ceza yargılamasına dönüşmez. Yükseköğretim personeli için özel bir usul vardır. Şikâyet, 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesindeki inceleme ve soruşturma düzenine tabidir. Aşağıdaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararı bu düzeni açıklar.
Kısa cevap: Rektör hakkında görevi kötüye kullanma iddiası doğrudan ceza davasına dönüşmez. Şikâyet önce Yükseköğretim Kurulu Başkanlığında incelenir. Soruşturma açılırsa YÖK üyelerinden oluşan kurul, son soruşturmanın açılıp açılmayacağına karar verir. YÖK Başkanlığının verdiği soruşturma açmama kararı idari işlemdir. Menfaati etkilenen şikâyetçi altmış gün içinde iptal davası açabilir. Kurulun son soruşturmayı açmama kararı ise Danıştayca kendiliğinden incelenir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Nasıl Tanımlanır?
Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 257 nci maddesinde düzenlenir. Kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi aranır. Ayrıca kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız menfaat sağlanmasına yol açılması gerekir. Bu sonuçlardan biri doğmazsa görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz.
“Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Rektör Kamu Görevlisi Sayılır mı?
Rektör kamu görevlisi sıfatını taşır. Bu nedenle görevi kötüye kullanma iddiası bakımından 5237 sayılı Kanun kapsamındadır. Ancak yargılamanın başlatılması genel usule bağlı değildir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu 53 üncü maddesi özel bir ön aşama öngörür.
Sık Sorulan Sorular
Rektör hakkında görevi kötüye kullanma şikâyeti nereye yapılır?
Şikâyet, 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesindeki özel usule tabidir. Cumhuriyet başsavcılığına yapılan başvuruda görevsizlik kararı verilip dosya Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilebilir. İlk inceleme bu makamda başlar; şikâyet böylece önce idari bir incelemeye dönüşür.
Görevi kötüye kullanma suçunun unsurları nelerdir?
Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesinde düzenlenir. Kamu görevlisinin görevin gereklerine aykırı davranması aranır. Ayrıca kişilerin mağduriyeti, kamu zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması sonuçlarından biri doğmalıdır. Bu sonuçlardan hiçbiri yoksa suç oluşmaz.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
Cumhuriyet başsavcılığına yapılan şikâyette görevsizlik kararı verilebilir. Dosya, yetkili makam olan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilir. İlk inceleme bu aşamada başlar. Görevi kötüye kullanma şikâyeti böylece önce idari bir incelemeye dönüşür.
Soruşturma Açılmaması Kararı Dava Edilebilir mi?
Soruşturma açılmamasına ilişkin karar bir idari işlemdir ve iptal davasına konu olur. Dava süresi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 7 nci maddesine göre altmış gündür. Mahkemenin denetimi işlemin sebep unsuruna yönelir. İncelemenin gerçekten yapılıp yapılmadığı araştırılır. İddiaların karşılanıp karşılanmadığı da denetlenir. Buna karşılık idari yargı yeri, görevi kötüye kullanma suçunun işlendiğine karar veremez.
Şikâyetçi Her Zaman Dava Açabilir mi?
Her şikâyetçi dava açamaz. İdari yargıda dava açmak için hukuki menfaat aranır. Kural, 2577 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde yer alır. Meslek odaları da dava açabilir. Bunun için işlemin üyelerin ortak çıkarını ilgilendirmesi gerekir. Aşağıdaki kararda davacı bir meslek odasıdır. Odanın dava ehliyeti tartışma konusu olmamıştır.
Kararın Kesin Olması Ne Anlama Gelir?
Bazı istinaf kararları kesin olarak verilir. Kesin karara karşı temyiz yolu kapalıdır. Dayanak, 2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin altıncı fıkrasıdır. Böyle bir kararda tarafların başvurabileceği bir üst yol kalmaz. Kanun yararına temyiz ise ayrı bir yoldur. Bu yola yalnız Danıştay Başsavcısı başvurabilir.
Süreler bu yüzden dikkatle izlenir. İlk derece kararına karşı istinaf süresi otuz gündür. Süre, kararın tebliği ile işlemeye başlar. Süre kaçarsa karar kesinleşir. Kesin karar artık tartışılamaz. Bu yüzden ilk gün not edilir.
Son Soruşturmanın Açılmasına Kim Karar Verir?
Karar mercii kişinin görevine göre değişir. Rektörler için Yükseköğretim Kurulu üyelerinden oluşan üç kişilik kurul yetkilidir. Öğretim elemanları hakkında üniversite yönetim kurulu üyelerinden oluşan kurul karar verir. Aşamaları yükseköğretim ceza soruşturması yazısı sıralar.
Yetkili kurul iki karardan birini verir. Lüzum-u muhakeme, son soruşturmanın açılmasını ifade eder. Men-i muhakeme ise yargılamaya gerek bulunmadığı yönündeki karardır. Görevi kötüye kullanma dosyalarında bu kararlar Danıştay denetimine tabidir.
Ceza Süreci ile Disiplin Süreci Ayrı Yürür
Aynı olaydan dolayı ceza kovuşturmasına başlanması disiplin sürecini durdurmaz. Görevi kötüye kullanma iddiası bu nedenle iki ayrı dosya doğurabilir. Disiplin fiilleri ve cezaları 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde ayrıca sayılmıştır. Listeyi yükseköğretim disiplin suç ve cezaları yazısı verir.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti
Kararın Tarafları
Karar, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4 üncü İdari Dava Dairesince verilmiştir.
İstinaf başvurusunda bulunan davalı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığıdır.
Davalı idareyi Av. K1 temsil etmiştir.
Karşı taraf, yani davacı, F1 Odasıdır.
Davacı Odayı Av. K2 temsil etmiştir.
İstemin özeti şudur. Ankara 11 inci İdare Mahkemesi 03/12/2019 gün ve E:2019/1332, K:2019/2396 sayılı kararı vermiştir. Karar, dava konusu işlemin iptali yönündedir. Davalı idare vekili bu kararın kaldırılmasını istemiştir. Vekile göre ilgililer hakkında soruşturma başlatılmamasına ilişkin işlem usul ve yasaya uygundur. Haksız olarak açılan davanın reddi gerekirdi.
Savunmanın özeti kısadır. İstinaf dilekçesine karşı cevap verilmemiştir.
Türk Milleti adına karar verilmiştir.
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4 üncü İdari Dava Dairesi dosyayı incelemiştir. İnceleme, 2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesi uyarınca yapılmıştır.
Davanın Konusu
Davayı F1 Odası açmıştır. Oda, X1 Üniversitesi Rektörü ile üniversitenin bazı yetkilileri hakkında şikâyette bulunmuştur. İddiaya göre bu kişiler, birinci derece doğal sit alanı olan X1 ormanının yol açılarak yok edilmesine göz yummuştur. Şikâyet Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmıştır. Başsavcılık görevsizlik kararı vermiştir. Ardından bir inceleme raporu düzenlenmiştir. Rapor üzerine, şikâyet edilenler hakkında yapılacak bir işlem olmadığına karar verilmiştir. Dava, 14.05.2019 tarih ve 3325 sayılı bu işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi Neden İptal Kararı Verdi?
Mahkemeye göre yol genişliğine ilişkin iddialar hiç araştırılmamış; rapor yalnız yazılı savunmaya bakmış, işlem bu yüzden hukuka aykırı bulunmuştur. Bu karar istinafta kaldırılmış, dava reddedilmiştir. İdare Mahkemesi kararında şu tespitlere yer verilmiştir. Ankara Büyükşehir Belediyesi ile X1 Rektörlüğü arasında bir protokol imzalanmıştır. Protokol kapsamında, imar planı değişikliği çerçevesinde üniversiteye ait alandan yol geçirilmiştir. Rektörlük plan değişikliğine karşı dava açmıştır. Aynı Rektörlük, dava konusu plan değişikliği kapsamında 08.09.2017 tarihli protokolü imzalamıştır. Yargılama sonunda plan değişikliğinin iptaline karar verilmiştir.
Protokolde yol genişliği 40 metre olarak belirlenmiştir. Gerçekte ise yolun 100-120 metre genişliğe ulaştığı ileri sürülmüştür. İddiaya göre doğal sit alanı bu yüzden yok olmuştur. Mahkeme, bu iddialar hakkında hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadığını saptamıştır. Protokol hükümlerine aykırı işlem yapıldığı yolundaki iddialar da irdelenmemiştir. İnceleme raporu yalnızca verilen yazılı savunmaya dayanmıştır.
Mahkemeye göre 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki işlemler başlatılmalıydı. Oysa somut delil ve veri bulunmadığından bahisle bu işlemler başlatılmamıştır. Kamu yararı ve hizmet gerekleri de bu yönde değerlendirilmiştir. Bu nedenle dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiş ve işlemin iptaline karar verilmiştir.
2547 Sayılı Kanundaki Ceza Soruşturması Usulü
Kararın dayanağı 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesidir. Maddenin birinci fıkrasının (a) bendi yükseköğretim kurumlarının disiplin amirlerini gösterir. (b) bendi ise öğretim elemanlarına, memurlara ve diğer personele uygulanacak disiplin cezalarını sayar. Ceza soruşturması usulü ise (c) bendinde yer alır.
Bent geniş bir kişi grubunu kapsar. Kapsam kanunda tek tek sayılır. Yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri bu usule tabidir. Yükseköğretim kurumları yöneticileri ile kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanları da kapsamdadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar bakımından da aynı usul uygulanır. Görev dolayısıyla ya da görev sırasında işlendiği ileri sürülen suçlar hakkında yetkili makamlarca inceleme başlatılabilir. İnceleme sonunda soruşturma açılırsa bendin hükümleri uygulanır. Doğrudan soruşturma başlatılması hâlinde de aynı hükümler işler.
“Yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında yetkili makamlarca inceleme başlatılabilir, inceleme sonucunda soruşturma açılmasına karar verilmesi ya da doğrudan soruşturma başlatılması hâlinde aşağıdaki hükümler uygulanır: (...)”
İlk soruşturmanın nasıl yapılacağı bendin birinci alt bendinde gösterilmiştir.
Yükseköğretim Kurulu Başkanı için özel bir kurul öngörülmüştür. Kurul, Başkanın katılmadığı bir toplantıda oluşturulur. Toplantıya Millî Eğitim Bakanı başkanlık eder. Kurul, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden seçilen en az üç kişiden oluşur. Diğer kişiler için ilk soruşturmayı Yükseköğretim Kurulu Başkanı veya diğer disiplin amirleri yapar. Bu makamlar uygun sayıda soruşturmacı da görevlendirebilir.
Öğretim elemanlarından soruşturmacı görevlendirilmesi hâlinde bir şart aranır. Soruşturmacının akademik unvanı, hakkında soruşturma yapılacak öğretim elemanının unvanına eşit ya da daha üst olmalıdır.
Son Soruşturma Kararını Hangi Merciler Verir?
Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek merciler ayrı ayrı sayılmıştır.
Yükseköğretim Kurulu başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesi karar verir. Yükseköğretim Denetleme Kurulu başkan ve üyeleri de aynı daireye tabidir.
Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumu rektörleri için ayrı bir kurul öngörülmüştür. Rektör yardımcıları ile üst kuruluş genel sekreterleri de bu kapsamdadır. Kurul, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden seçilen üç kişiden oluşur.
Üniversite, fakülte, enstitü ve yüksekokul yönetim kurulu üyeleri için başka bir kurul yetkilidir. Fakülte dekanları ve dekan yardımcıları da bu kapsamdadır. Enstitü ve yüksekokul müdürleri ile yardımcıları ve üniversite genel sekreterleri de aynı kurula tabidir. Kurula rektör başkanlık eder. Kurul, rektörce görevlendirilen rektör yardımcılarından oluşur.
Öğretim elemanları hakkında ise üniversite yönetim kurulu üyelerinden oluşturulan üç kişilik kurul karar verir. Fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri de bu kurulun görev alanındadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında mahal itibarıyla yetkili il idare kurulu karar verir.
Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar veren merciler şunlardır:
Görev/Unvan
Son soruşturma kararı veren merci
Yükseköğretim Kurulu ve Denetleme Kurulu başkan ve üyeleri
Danıştay Birinci Dairesi (kanun metninde 2. Daire)
Devlet ve vakıf üniversitesi rektörleri, rektör yardımcıları, üst kuruluş genel sekreterleri
Yükseköğretim Kurulu üyelerinden oluşan 3 kişilik kurul
Üniversite/fakülte/enstitü/yüksekokul yönetim kurulu üyeleri, dekan ve yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve yardımcıları, üniversite genel sekreteri
Rektör başkanlığında rektör yardımcılarından oluşan 3 kişilik kurul
Öğretim elemanları, fakülte/enstitü/yüksekokul sekreterleri
Üniversite yönetim kurulu üyelerinden oluşturulan 3 kişilik kurul
657 sayılı Kanuna tabi memurlar
Yetkili il idare kurulu
6764 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklik
Bendin metni 2016 yılında değişmiştir. Değişikliği, 2/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi yapmıştır. Önceki metinde yalnızca “ileri sürülen suçlar hakkında” ibaresi yer alıyordu. İbare, inceleme başlatılmasına ve soruşturma açılmasına ilişkin yeni cümlelerle genişletilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi de yol gösterir. Gerekçeye göre suç işlendiği iddiası her zaman soruşturma gerektirmez. İhbar veya şikâyet somut ve inandırıcı bilgi ya da belgeye dayanmayabilir. Suçun işlenmediği kısa bir incelemeyle açıkça görülebilir de. Bu hâllerde inceleme sonunda ceza soruşturması başlatılmamasına karar verilebilmesi amaçlanmıştır.
Değişiklikten önceki uygulama farklıydı. Suç işlendiğinin ileri sürülmesi hâlinde yetkili merci soruşturmacı görevlendirmek zorundaydı. Soruşturmacı iddiaları bir rapora bağlardı. Yetkili kurul da bu rapora göre karar verirdi. Karar, men-i muhakeme veya lüzum-u muhakeme biçiminde olurdu. Bu sıra yasal bir zorunluluktu.
Değişiklikten sonra yetkili makamlara önce inceleme yapma imkânı tanınmıştır. İnceleme sonunda soruşturma açılmasına karar verilirse ilk soruşturma aşamasına geçilir. Aksi hâlde soruşturma açılmamasına karar verilebilir. Doğrudan soruşturma yolu ise saklı tutulmuştur. Soruşturma açılmasına karar verilirse (c) bendinin alt bentlerindeki usuller uygulanır.
Dava Dosyasındaki Tespitler
Dava dosyasının incelenmesinden şu bilgiler anlaşılmaktadır. Davacı Oda 21.09.2017 tarihli dilekçeyi vermiştir. Dilekçe, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve bazı çalışanları hakkındadır. X1 Üniversitesi Rektörü ve tespit edilecek diğer kişiler de şikâyete dâhil edilmiştir. İddia, birinci derece sit alanı olan X1 ormanının yol çalışmaları nedeniyle tahrip edilmesidir. Oda, görevi kötüye kullanma suçu kapsamında kamu davası açılmasını istemiştir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 27.04.2018 tarih ve 2018/86323 soruşturma, 2018/252 karar sayılı görevsizlik kararını vermiştir. Soruşturma evrakı, görevli ve yetkili Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilmiştir. Yükseköğretim Denetleme Kurulu, inceleme için kendi üyelerinden birini görevlendirmiştir. 25.12.2018 tarih ve 180 sayılı inceleme raporu düzenlenmiştir. Raporda, Rektör ve diğer yöneticiler için işlem yapılmasına gerek olmadığı yazılmıştır. Bu yöndeki işlem davacı Odaya bildirilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İstinaf İncelemesinde Ulaşılan Sonuç
İdare Mahkemesi kararı bir eksiklik gerekçesine dayanmıştır. Mahkemeye göre protokolde yol genişliği 40 metre belirlenmişti. Gerçekte ise yolun 100-120 metre genişliğe ulaştığı iddia edilmişti. Mahkeme bu konuda araştırma yapılmadığını kabul etmiştir. Oysa davalı idarece yapılan incelemede bu husus da ele alınmıştır. İncelemede, mevcut yol inşaatının ve tamamlandığında kapsayacağı alanın belirlenen sınırı aşmadığı saptanmıştır. Sınır, Ankara Orman Bölge Müdürlüğü Tespit Komisyonunca belirlenen 518.334,84 metrekarelik alandır.
Daire uyuşmazlıkta şu sonuca ulaşmıştır. Davacı Odanın şikâyet dilekçesinde belirttiği hususlar, idari yargıda açılan iptal davalarında incelenmiştir. İmar planları hakkında iptal kararı verilmesi, işlemi tesis eden idarecilerin suç işlediğine karine oluşturmaz. Davalı idare, şikâyetle ilgili gerekli ve yeterli araştırma ile incelemeyi yapmıştır. Bu nedenle Rektör hakkında ceza soruşturması açılmasına gerek olmadığı yönündeki işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamıştır.
Hüküm Fıkrası
Açıklanan nedenlerle davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Başvuruya konu mahkeme kararı kaldırılmıştır. Davanın reddine hükmedilmiştir. Mahkeme safhasına ait 126,90 TL yargılama gideri davacı üzerinde bırakılmıştır. İstinaf safhasına ait 165,10 TL yargılama gideri davacıdan alınacaktır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00 TL vekâlet ücreti de davacı tarafından davalı idareye ödenecektir. Artan tebligat avansı, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333 üncü maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iade edilecektir. Karar, 2577 sayılı Yasanın 45 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince diğer kanun yolları kapalı ve kesin olmak üzere 17/09/2020 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.
Karar künyesi şöyledir: Ankara BİM 4. İDD, E. 2020/1179, K. 2020/2090, T. 17.9.2020.
Karardan Çıkan Ölçütler
Karar tek bir uyuşmazlığa ilişkindir. Buna karşılık iki ölçüt gösterir. Birincisi, idari yargıda verilen iptal kararı tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz. İkincisi, inceleme raporunun şikâyet konularını karşılayıp karşılamadığı ayrıca denetlenir. Benzer bir uyuşmazlığı kişiye özel ilan ile görevi kötüye kullanma suçu yazısı ele alır.
Görevi Kötüye Kullanma Konusunda Avukat Desteği
Görevi kötüye kullanma iddiasında uygulanacak hukuki yol yalnız mevzuatla belirlenmez. Somut olayın özellikleri, mevcut belgeler ve varsa idari ya da yargısal kararlar da rol oynar. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilirsiniz. Talebinizi çevrim içi soru formu üzerinden de iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır. Her dosya kendi verileri ile ele alınır.
Soruşturma açılmaması kararına karşı dava açılabilir mi?
Açılabilir. Yetkili makamın inceleme sonunda kurduğu bu işlem, idari yargı denetimine tabidir. Mahkeme, inceleme raporunun şikâyet konularını karşılayıp karşılamadığını ayrıca denetler. İncelenen dosyada işlem bu gerekçeyle iptal edilmiştir.
Şikâyette bulunan herkes bu işleme karşı dava açabilir mi?
Hayır. İdari yargıda dava açmak için 2577 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca hukuki menfaat gerekir. Meslek odaları, işlem üyelerinin ortak çıkarını ilgilendiriyorsa dava açabilir. Menfaat bağı kurulamayan başvuru ehliyet yönünden reddedilir.
Her ihbar üzerine ceza soruşturması açmak zorunlu mudur?
Zorunlu değildir. 6764 sayılı Kanunla 2016 yılında yapılan değişiklikten sonra yetkili makam önce inceleme yapabilir. İhbar somut ve inandırıcı bilgi ya da belgeye dayanmıyorsa soruşturma açılmamasına karar verilebilir. Doğrudan soruşturma açma imkânı ise saklı tutulmuştur.
İstinaf kararının kesin olması ne anlama gelir?
Kesin karara karşı temyiz yolu kapalıdır; dayanak 2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin altıncı fıkrasıdır. Taraflar için başvurulacak bir üst yol kalmaz. Kanun yararına temyiz ayrı bir yoldur ve bu yola yalnız Danıştay Başsavcısı başvurabilir.
İdare mahkemesi kararına karşı istinaf süresi kaç gündür?
Süre otuz gündür ve kararın tebliğiyle işlemeye başlar. Süresinde başvurulmazsa karar kesinleşir. Bu nedenle tebliğ tarihi dosyada mutlaka kayda geçirilmelidir.
Disiplin Soruşturması
Akademik Yayında Yapay Zeka Uydurma Kaynak Sorunu ve Etik Sorumluluk
Yapay zekanın ürettiği hayali kaynak künyeleri hangi etik ihlal bendine girer, yazarın doğrulama sorumluluğu nereye kadar uzanır ve yayımdan sonra düzeltme ile geri çekme nasıl ayrılır.