Lüzum-u muhakeme kararı, akademik ceza soruşturmasının sonunda verilir. Karar, şüphelinin yargılanması gerektiğini gösterir. Yükseköğretim kurumlarındaki yönetici, öğretim elemanı ve memurlar için ayrı bir usul işler. Bu usulü 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinin (c) fıkrası düzenler.
Kısa cevap: Lüzum-u muhakeme kararı, yükseköğretim kurumlarındaki yönetici, öğretim elemanı ve memurların görev suçları hakkındaki ceza soruşturmasının sonunda yetkili merciin verdiği ve ceza mahkemesinde yargılanmayı gerektiren karardır. 2547 sayılı Kanunun 53/c maddesine dayanır; karar kesinleşince dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir, yargılama YÖK ve Denetleme Kurulu üyeleri hariç suçun işlendiği yer mahkemesinde yapılır.
Soruşturma sonunda yeterli delil çıkabilir. Bu hâlde kurul lüzum-u muhakeme kararı verir. Karar, kamu davasının açılmasına esas oluşturur. Niteliği bakımından iddianameye benzer. Yani karar kesinleşince ceza yargılaması başlar.
Lüzum-u Muhakeme Kararını Hangi Kurullar Verir
Yetkili merci, şüphelinin statüsüne göre 2547 sayılı Kanunun 53/c-2 fıkrasınca belirlenir. Danıştay (kanunda İkinci Daire yazar, bugün Birinci Daire yürütür) ile üç kişilik kurullar ve il idare kurulu arasında değişen beş ayrı merci yetkilidir. Kanunun 53/c maddesi yetkili kurulları tek tek sayar. Son soruşturmanın açılmasına bu kurullar karar verir. Şüphelinin unvanı, yetkili kurulu doğrudan belirler.
Yükseköğretim Kurulu başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu başkan ve üyeleri için Danıştay 2. Dairesi yetkilidir.
Rektörler, rektör yardımcıları ve üst kuruluş genel sekreterleri için üç kişilik kurul yetkilidir. Kurulu Yükseköğretim Kurulu üyeleri oluşturur.
Dekanlar, dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri, yönetim kurulu üyeleri ve üniversite genel sekreteri için rektörün başkanlığındaki üç kişilik kurul yetkilidir. Kurulu rektör yardımcıları tamamlar. İki rektör yardımcısı yoksa yetki, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden kurulan kurula geçer.
Öğretim elemanları ile fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri için üç kişilik kurul yetkilidir. Kurulu üniversite yönetim kurulu üyeleri oluşturur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlar için il idare kurulu yetkilidir. Yetki, görev yerine göre belirlenir.
Sık Sorulan Sorular
Lüzum-u muhakeme kararı ne anlama gelir?
Bu karar, şüpheli hakkında ceza yargılamasının başlaması gerektiğini gösterir. Yetkili kurul, soruşturma sonunda yeterli şüphe görürse kararı verir. İşlevi bakımından iddianameye benzer. Suçun sabit olup olmadığına ise ceza mahkemesi hükmeder.
Öğretim elemanı hakkında son soruşturma açılmasına hangi kurul karar verir?
Öğretim elemanlarında yetki, üniversite yönetim kurulu üyelerinden oluşan üç kişilik kuruldadır. Merci, 2547 sayılı Kanun m. 53/c'de unvana göre ayrı ayrı gösterilmiştir. Rektör ve rektör yardımcılarında karar mercii, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden kurulan üç kişilik kuruldur.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu 53/c-2 fıkrası, yetkili kurulu şüphelinin unvanına göre şöyle belirler:
“Son soruşturmanın açılıp açılmamasına; a) Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesi, (…) e) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında, mahal itibariyle yetkili il idare kurulu, Karar verir.”
Kararlar tek aşamada kesinleşmez. Danıştay 2. Dairesinin verdiği kararı Danıştay İdari İşler Kurulu inceler. Diğer kurulların kararını ise Danıştay’ın görevli dairesi ele alır. İnceleme kimi kararda itiraz üzerine, kimi kararda kendiliğinden başlar.
Kurullarda görev alan asıl ve yedek üyeleri bir yıl için seçerler. Süresi dolan üye yeniden seçim yoluyla görev alır. Bu seçim, kurulun usulüne uygun kurulduğunu gösteren ilk ölçüttür.
Kurul, üye tam sayısıyla toplantı yapar. İlk soruşturmayı yapan muhakkik kurula katılamaz. Hakkında karar verilen üye de kurulda yer alamaz. Eksikleri yedek üyeler tamamlar. Her üye oyunu kabul veya ret yönünde kullanmalıdır. Çekimser oy geçersizdir. Kararlarda oy çokluğu yeterlidir.
Bu kurallara aykırılık bozma sebebidir. Danıştay, usulsüz kurulan kurulun kararını esastan incelemez. Akademik personelin karşılaştığı disiplin ve ceza süreçlerinin ayrımını akademik personel disiplin soruşturması yazısında ele aldık.
Lüzum-u Muhakeme Kararında Hangi Unsurlar Bulunur
Karar; şüphelinin kimliği, unvanı, isnat edilen suç, eylem tarihi, gerekçe, oylama sonucu, deliller, uygulanan kanun maddesi ve yargılayacak mahkeme gibi unsurları içerir. Karar belirli unsurları taşımak zorundadır. Eksik unsur, dosyanın geri dönmesine yol açar. Kararda şu bilgiler yer almalıdır.
Şüphelinin adı ve soyadı.
Suç tarihindeki memuriyet unvanı ve görevi.
İsnat edilen suç ve suça konu eylem.
Her eylemin işlendiği tarih.
Her eylem için ayrı gerekçe.
Oy birliği mi, oy çokluğu mu.
Deliller ve suça uygulanan kanun maddesi.
Yargılamayı yapacak mahkeme.
Kurul, kararı şüpheliye bizzat tebliğ eder. Şüpheliye ulaşamazsa ilanen tebliğ yolu işler. Bu yolu 7201 sayılı Tebligat Kanunu düzenler. Tebliğ tarihi, itiraz süresinin başlangıcıdır.
Lüzum-u Muhakeme Kararına İtiraz Nasıl Yapılır
Şüpheli, karara karşı itiraz hakkına sahiptir. Süre, tebliğden itibaren 10 gündür. Dilekçeyi doğrudan Danıştay Başkanlığına verebilirsiniz. Soruşturmayı açan makama da sunabilirsiniz.
İtiraz üzerine dosya Rektörlük Makamına gider. Dosyaya fezleke, kurul kararı, tebliğ belgesi ve itiraz dilekçesi girer. Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu başkan ve üyeleri için itirazı Danıştay İdari İşler Kurulu inceler. Diğer kurulların kararlarında itirazı Danıştay’ın görevli dairesi karara bağlar.
İtiraz ve kendiliğinden inceleme merciini 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu 53/c-4 fıkrası şöyle düzenler:
“Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesinde verilen lüzum-u muhakeme kararına itiraz ile men-i muhakeme kararlarının kendiliğinden incelenmesi Danıştayın İdari İşler Kuruluna aittir. Diğer kurullarca verilen lüzum-u muhakeme kararına ilgililerce yapılacak itiraz ile men-i muhakeme kararları kendiliğinden Danıştay 2 nci Dairesince incelenerek karara bağlanır.”
İkinci aşamadaki kurul kararı bozabilir. Bozma hâlinde şüphelinin men-i muhakemesine hükmeder. Bu karar kesin niteliktedir. Şüpheli artık yargılanmaz.
Kurul kararı onarsa karar kesinleşir. Bu aşamadan sonra şüpheli hakkında kamu davası açılır.
İtiraz dilekçesinde soyut savunmadan kaçının. Somut usul eksikliklerini tek tek gösterin. Kurulun oluşumu, muhakkikin durumu, bilirkişi ihtiyacı ve ifade usulü en sık kabul gören başlıklardır. Soruşturmanın aşamalarını akademisyen disiplin soruşturması aşamaları yazısında karşılaştırabilirsiniz.
Lüzum-u Muhakeme Kararı Ne Zaman Kesinleşir
Şüpheli 10 gün içinde itiraz etmezse karar kesinleşir. İtiraz eder ve Danıştay kararı onarsa yine kesinleşir. Dosya, birinci aşamada kararı veren kurula döner. Kurul dosyayı yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir.
Lüzum-u muhakeme kararı iddianame niteliği taşır. Bu nedenle kamu davası karar anında başlar. Dosya mahkemeye ulaşınca yargılama öncelik alır. Mahkeme de dosyayı öncelikle bitirir.
Lüzum-u Muhakeme ile Men-i Muhakeme Arasındaki Fark Nedir
Lüzum-u muhakeme kararı yargılamanın önünü açar. Men-i muhakeme kararı ise yargılamayı durdurur. İki kararı da aynı kurul, aynı usulle verir. Aradaki fark delil değerlendirmesinde ortaya çıkar.
Lüzum-u muhakeme kararında kurul yeterli şüpheye ulaşmış demektir. Kurul delilleri tartışır, ancak suçu sabit görmez. Suçun sabit olup olmadığına ceza mahkemesi hükmeder. Bu ayrım savunmanın çerçevesini belirler.
Lüzum-u muhakeme ile men-i muhakeme kararları arasındaki farkı aşağıdaki tablo özetler:
Ölçüt
Lüzum-u Muhakeme
Men-i Muhakeme
Sonucu
Kesinleşince ceza yargılaması açılır
Danıştay onarsa yargılama açılmaz
Niteliği
İddianame yerine geçer
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına benzer
İnceleme
Şüphelinin 10 gün içindeki itirazı üzerine Danıştay Birinci Dairesi (YÖK/YÖDK üyeleri için İdari İşler Kurulu) inceler
İtiraz olmasa da Danıştay kendiliğinden inceler; şikâyetçi de 10 gün içinde itiraz edebilir
Dosyanın Geri Çevrilmesi Kararı Nedir
Danıştay dosyayı esastan incelemeden geri çevirir. Geri çevirme, usul eksiğinin tamamlanmasını sağlar. Uygulamada şu eksiklikler bu karara yol açar.
Soruşturma emrinin usule aykırı olması.
Diğer şüphelilerin soruşturma dışında kalması.
Şüpheli ve tanık ifadelerinde usulsüzlük.
Gereken hâlde bilirkişi raporunun alınmaması.
Yetkili kurulun kanuna aykırı oluşumu.
Kararda gerekçe, imza veya muhalefet şerhi eksiği.
Soruşturmacının karar organına üye olması.
Yasanın aradığı yazılı bildirimlerin yapılmaması.
Dosyanın görevsiz kurula gidişi.
Kurul, kararda gösterilen eksikleri giderir. Ardından yeniden karar verir. Dosya bu kez usulüne uygun biçimde Danıştay’a gider. Bu tur süreci aylarca uzatır.
Men-i Muhakeme Kararı Bozularak Lüzum-u Muhakeme Kararı Verilebilir mi
Evet; Danıştay, men-i muhakeme kararını kendiliğinden ya da itiraz üzerine incelerken delilleri kamu davası açılması için yeterli bulursa kararı bozup lüzum-u muhakemeye hükmedebilir. Bu karar kesindir ve itiraz yolu kapalıdır. Kurul, bazı hâllerde men-i muhakeme kararı verir. Suçun sabit olmaması bu hâllerden biridir. Kanuni unsurların oluşmaması da aynı sonucu doğurur. Eylemin şüpheliye bağlanamaması ve delil yetersizliği de bu gruba girer. Karar, son soruşturmanın açılmasını önler. Kurul kararı şüpheliye ve şikâyetçiye bildirir.
Şikâyetçinin de 10 gün içinde itiraz hakkı vardır. Şikâyetçi dilekçesini doğrudan Danıştay Başkanlığına sunar. Dilekçeyi soruşturmayı açan makama da verir. Dosya yine Rektörlük Makamı üzerinden Danıştay’a gider.
Men-i muhakeme kararları itiraz olmasa da Danıştay’a gider. Danıştay bu kararları kendiliğinden inceler. İnceleme sonunda bozma kararı da verir. Bozma hâlinde lüzum-u muhakeme kararı çıkar. Bu yoldan çıkan karar kesin nitelik taşır. Karara karşı itiraz yolu kapalıdır. Kurul kesinleşen kararı şüpheliye ve şikâyetçiye tebliğ eder. Bilgi için Personel Dairesi Başkanlığına da gönderir.
Kesinleşen Karardan Sonra Yargılamayı Hangi Mahkeme Yapar
Kesinleşen karardan sonra ceza yargılaması başlar. Yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer mahkemesidir. Görevli mahkemeyi ise isnat edilen suç belirler. Karar metni bu mahkemeyi açıkça gösterir.
Ceza yargılaması ile disiplin süreci ayrı yürür. Beraat kararı disiplin cezasını kendiliğinden kaldırmaz. Aynı eylem hem disiplin hem ceza sorumluluğu doğurur. Bu ayrımı gözden kaçıran savunma çoğu zaman sonuç vermez.
Kesinleşen lüzum-u muhakeme kararı, göreve devam bakımından kendiliğinden sonuç doğurmaz. Görevden uzaklaştırma ayrı bir tedbirdir. Bu tedbir ayrı gerekçe ve ayrı işlem gerektirir. Tedbire karşı idari yargıda iptal davası açabilirsiniz.
Ceza mahkemesindeki savunma ile lüzum-u muhakeme aşamasındaki savunma da farklıdır. Lüzum-u muhakeme itirazında usul denetimi öne çıkar. Ceza yargılamasında ise esas tartışılır. Dosyanın iki aşamasını birlikte planlamak zaman kazandırır.
Lüzum-u Muhakeme Konusunda Danıştay Kararları
Aşağıdaki örnekler itiraz ve kendiliğinden inceleme sonunda çıktı. Kararlar, kurulların hangi eksiklikte bozulduğunu somut biçimde gösterir. Güncel içtihatları Danıştay karar arama sisteminden takip edebilirsiniz. Men-i muhakeme kararının bozulduğu başka bir örneği yanlış beyan ihlalinde Danıştay men-i muhakeme kararı yazısında bulabilirsiniz.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal İddiasında Verilen Karar
Danıştay 1. Dairesi 19.02.2014 tarihli kararında men-i muhakeme kararını bozdu ve lüzum-u muhakemeye hükmetti:
“Olayda, Üniversite tarafından şikayetçiye bir anlamda yaşam alanı olarak tahsis edilen odadaki yangın alarmı cihazına gizli kamera yerleştirilmek suretiyle şikayetçinin özel hayatının gizlice kayda alındığı, bu durumun tutanak düzenlenmek ve resim çekilmek suretiyle somut olarak ortaya konulduğu, kaldı ki, şüphelilerin ifadelerinde de bu durumun kabul edildiği, şikayetçinin kişisel odası niteliğinde sayılması gereken çalışma odasına gizlice kamera yerleştirmek ve şikayetçiyle ilgili hususları kayda almak suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun işlendiği, bu nedenlerle mevcut delillerin atılı suçtan dolayı şüpheliler hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte olduğu anlaşıldığından,
… Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun 17.12.2013 tarih ve 14 sayılı men-i muhakeme kararının bozulmasına, atılı suç nedeniyle şüphelilerin lüzum-u muhakemelerine, eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 134 üncü maddesi uyarınca yargılanmalarına, yargılamanın … Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına, dosyanın karar ekli olarak Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına, kararın birer örneğinin Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğüne ve itiraz edene gönderilmesine 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Eksik İncelemeye Dayanan Kararın Bozulması
Danıştay, lüzum-u muhakeme kararlarını çoğunlukla iki nedenle bozar. Birincisi eksik inceleme, ikincisi 53/c usulüne aykırı soruşturmadır. Aşağıdaki 24.12.2013 tarihli karar eksikleri tek tek gösterir:
“…şikayetçinin ve kızının tedavi yardımından yararlandırılmaması iddiası ile ilgili olarak soruşturmacı tarafından “üniversite yetkililerine herhangi bir suç yüklenemeyeceğinin belirtildiği, Yetkili Kurul tarafından da şüphelilerin bu suçla illiyet bağı kurulmadan teklif şeklinde “üniversite yetkililerine herhangi bir suç yüklenemeyeceği” sonucuna ulaşıldığı, ancak şüpheliler hakkında men-i muhakeme veya başka bir karar verilmediği, öğretim elemanlarına ders görevi verilmemesi iddiası ile ilgili olarak da ders görevi dağıtımında görevli ve yetkili olanlar tespit edilmeden Rektör hakkında lüzum-u muhakeme kararı verildiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle itirazın kabulüyle eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen soruşturma raporu esas alınarak verilen Üniversite yetkililerine herhangi bir suç yüklenemeyeceğine, …’ın lüzum-u muhakemesine, diğerleri hakkında herhangi ceza uygulamasına yer olmadığına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan Kurulun 31.05.2013 tarih ve 2013/20 sayılı kararının bozulmasına, yukarıda belirtilen eksikliklerin tamamlanması ve aynı iddiaların 2007 ve 2010 yıllarında da şikayet konusu edildiği ve disiplin cezası verilmediği yönündeki …’ın açıklamalarının da değerlendirilmesi suretiyle yeniden düzenlenecek fezleke üzerine Yetkili Kurulca yeni bir karar verilmesi,
…verilecek kararın türüne göre on günlük itiraz süresini ve itiraza bakmakla görevli yeri de belirten gerekli bildirimler yapıldıktan sonra Yasa gereği veya itiraz edilmesi halinde itiraz dilekçeleri ile bildirim alındıları da eklenerek incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın karar ekli olarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına iadesine, kararın bir örneğinin itiraz edenin vekiline gönderilmesine 24.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Tıbbi İhmal İddiasında Verilen Karar
Danıştay 1. Dairesi 16.09.2008 tarihli kararında men-i muhakeme kararını bozdu:
“erken doğan bebeklerin retinopati riskine karşı periyodik olarak göz muayenelerinin yapılması gerekirken yapılmadığı ve böylece zamanında retinopati teşhisinin konulamaması nedeniyle tedavilerinin de gerçekleştirilmediği, bu nedenle, şüphelilerin üstlerine atılı suçu işlediklerini doğrulayacak ve haklarında kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterli kanıtın dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından,
Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun 20.3.2008 günlü ve sayısız men-i muhakeme kararının bozulmasına, şüphelilerin lüzum-u muhakemelerine ve eylemlerine uyan Türk Ceza Kanununun 89 uncu maddesi gereğince yargılanmalarına, yargılamanın Sivas Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına, dosyanın Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına, kararın birer, örneğinin Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğü ile şikayetçiler vekiline gönderilmesine 16.9.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
İntihal İddiasında Onanan Lüzum-u Muhakeme Kararı
Danıştay 1. Dairesi 17.01.2008 tarihli kararında intihal iddiasıyla verilen lüzum-u muhakeme kararını onadı:
“Yükseköğretim Denetleme Kurulunca ve Selçuk Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulca tespit edilen bilirkişilerce hazırlanan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, şüphelilerin yayınladıkları üç makalede şikayetçilerin eserlerinden kaynak göstermeden alıntı yaptıkları konusunda yeterli şüphe bulunduğu, bu nedenle delillerin takdirinin adli yargı yerlerine ait olmak üzere, üstlerine atılı suçu işlediklerini doğrulayacak ve haklarında kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterli kanıtın dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından,
Selçuk Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun 21.11.2007 günlü, sayısız lüzum-u muhakeme kararının onanmasına, eylemlerine uyan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 71 inci maddesi uyarınca yargılanmalarına, yargılamanın Konya Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına, dosyanın Konya Cumhuriyet Başsavcılığına, kararın birer örneğinin Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne ve itiraz edenlere gönderilmesine 17.1.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
İtiraz Eden ve Etmeyen Şüpheliler Bakımından Sonuç
Danıştay 1. Dairesi 29.01.2020 tarihli kararında itiraz eden şüpheliler yönünden kararı bozdu. Adı geçenlerin men-i muhakemesine hükmetti. İtiraz etmeyen şüpheli bakımından karar kesinleşti. Bu şüphelinin dosyası tefrik edildi ve Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi:
“Diğer taraftan, soruşturmada temin edilen ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri ile Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyelerince düzenlenen bilirkişi raporlarında, olayda, tercih edilen normal doğum için gerekli şartların oluştuğu, herhangi bir yöntemle doğumdan önce omuz takılmasının bilinemeyeceği, omuz takılmasından sonra müdahalelerin tıp biliminin verilerine uygun olduğu,
olayda tıp biliminin verileri ile örtüşmeyen, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı icrai ya da ihmali bir davranış bulunmadığı, iri bebeklerde daha fazla görülebilmekle birlikte, klavikula kırığının normal tartılı bebeklerde dahi olabileceği, solunum sıkıntısının klavikula kırığı ile ilişkisinin bulunmadığı, dolayısıyla bu bebekteki solunum sıkıntısı ile doğum şeklini ilişkilendirmenin mümkün olmadığı, bebekte doğuma bağlı beyin hasarı tanımı için uluslararası genel kabul gören kriterlerin hiçbirisi bulunmadığından,
“beyninde hasar oluşturulduğu, ileriye dönük olarak zihinsel engelli bir hayat sürebileceği, bir yıl boyunca fizik tedavi görmesi gerektiği” savı ile epikriz raporundaki hipoksik iskemik ensefalopati tanısını destekleyen herhangi bir klinik ve laboratuar verisine rastlanılmadığı, nörolojik bir bulgu tarif edilmediği, sevk sonrası dış merkezde bebeğin taburcu edilirken fiziki muayenesinin normal olarak kaydedildiği, ambulans kayıtları olmaması sebebiyle bebeğin sevki sırasındaki durumunun kesin olarak değerlendirilemeyeceği, ancak sevk eden ve sevki alan hastane kayıtlarına göre bebeğin sağlık durumunda sevk sırasında önemli bir değişiklik olmadığı hususlarının belirtildiği,
bu nedenlerle mevcut delillerin, 1 inci ve 2 nci maddelerde atılı suçlardan dolayı şüpheliler K3 ve K6 hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, itirazların kabulü ile Marmara Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun tarihsiz ve 20 sayılı kararının; 1 inci ve 2 nci maddelerde atılı suçlardan K3 ve K6’nin lüzum-u muhakemelerine ilişkin kısmının bozulmasına, atılı suçlar nedeniyle adı geçenlerin men-i muhakemelerine,
Dosyanın, hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilmekle birlikte bu dosyada itirazı bulunmayan K4 yönünden gereği yapılmak üzere tefrik edilerek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmesi için karar ekli olarak Marmara Üniversitesi Rektörlüğüne, kararının birer örneğinin itiraz edenlere gönderilmesine 29.1.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Lüzum-u Muhakeme Konusunda Avukat Desteği
Lüzum-u muhakeme kararı sicili ve mesleki geleceği doğrudan etkiler. Süreç, genel ceza soruşturmasından farklı bir usule tabidir. On günlük itiraz süresi de kısadır. Bu nedenle dosyaya özgü hukuki değerlendirme, genel nitelikteki internet içeriğinin yerine geçmez.
Lüzum-u muhakeme kararı hakkında dosyanıza özgü değerlendirme isterseniz Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya çevrim içi soru formu üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Paylaştığınız bilgi ve belgeler değerlendirmenin çerçevesini belirler.
Lüzum-u muhakeme kararına kaç gün içinde itiraz edilir?
Süre, kararın tebliğinden itibaren on gündür. Dilekçe doğrudan Danıştay Başkanlığına verilebileceği gibi soruşturmayı açan makama da sunulabilir. Süresinde itiraz edilmezse karar kesinleşir ve dosya yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
Men-i muhakeme kararı itiraz edilmese bile denetlenir mi?
Evet. Bu kararlar, itiraz olmasa da yasa gereği kendiliğinden Danıştay önüne gider. İnceleme sonunda karar bozulursa şüphelinin yargılanmasına hükmedilir. Bu yoldan çıkan karar kesin niteliktedir ve karşı itiraz yolu kapalıdır.
Danıştay dosyayı geri çevirirse süreç nasıl işler?
Geri çevirme esasa girilmeden verilir ve usul eksiğinin giderilmesini amaçlar. Kurul; soruşturma emri, ifade usulü, bilirkişi veya gerekçe gibi eksikleri tamamlar. Ardından yeni bir karar verir ve dosya yeniden Danıştaya gönderilir. Bu tur süreci aylarca uzatabilir.
Kararın metninde hangi bilgilerin bulunması gerekir?
Metinde şüphelinin kimliği, suç tarihindeki unvanı ve isnat edilen eylem yer alır. Her eylem için ayrı gerekçe, deliller ve uygulanan kanun maddesi gösterilir. Oy birliği mi oy çokluğu mu bulunduğu ile yargılamayı yapacak mahkeme de yazılır.
Ceza mahkemesinden beraat çıkarsa disiplin cezası kendiliğinden kalkar mı?
Hayır. Disiplin süreci ile ceza yargılaması ayrı ölçütlere göre yürür ve aynı eylem iki ayrı sorumluluk doğurabilir. Beraat, disiplin işleminin hukuka uygunluğunu tek başına ortadan kaldırmaz. Fiilin hiç işlenmediğine dair kesin tespit ise disiplin dosyasında ileri sürülebilir.
Disiplin Soruşturması
Akademik Yayında Yapay Zeka Uydurma Kaynak Sorunu ve Etik Sorumluluk
Yapay zekanın ürettiği hayali kaynak künyeleri hangi etik ihlal bendine girer, yazarın doğrulama sorumluluğu nereye kadar uzanır ve yayımdan sonra düzeltme ile geri çekme nasıl ayrılır.