Farklı sosyal güvenlik kurumlarında geçen süreleri birleştirilerek emekli aylığı bağlanan kamu görevlisine çoğu zaman ikramiye ödenmez. Kurum bu reddi 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasına dayandırır. Oysa Emekli Sandığına tabi hizmet tek başına aylık bağlanmaya yetiyorsa, birleştirilen hizmet ikramiyesi talebi aynı maddenin birinci fıkrasına göre değerlendirilir. Bu fıkra ayrımı, açılacak iptal davasının da temelidir.
Birleştirilen Hizmet İkramiyesi Hangi Kanun Maddesine Dayanır
Birinci fıkra, hizmetlerinin tamamı 5434 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenleri düzenler. Bu kişilere her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı ödenir. Fıkra, görevin ne şekilde sona erdiğini şart olarak aramaz.
İkinci fıkra ise doğrudan birleştirilen hizmet ikramiyesi konusunu düzenler. Mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen süreler üzerinden aylık bağlananlar bu fıkraya girer. Bu kişilere ödeme yapılabilmesi için Sandığa tabi çalışmanın 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesindeki kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun sona ermesi gerekir. Uygulamadaki bütün tartışma bu şarttan çıkar.
Emekli Aylığı Bağlanması ile İkramiye Ödenmesi Aynı Şey Değildir
Başvuru sahipleri çoğu kez aynı yanılgıya düşer. Kurum aylığı bağladığı için ikramiyenin de kendiliğinden ödeneceğini düşünürler. İki hak ayrı kurallara bağlıdır.
Emekli aylığı, yaş ve prim gün şartlarının karşılanmasıyla doğar. İkramiye ise 89 uncu maddedeki ek şartlara bağlıdır. Bu yüzden aylık bağlanan bir dosyada ödeme reddedilebilir. Ret yazısında çoğu zaman yalnızca ikinci fıkra anılır.
Sık Sorulan Sorular
Hizmetleri birleştirilen memura emekli ikramiyesi hiç ödenmez mi?
Ödenmemesi kesin bir kural değildir. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Sandığa tabi çalışmanın kıdem tazminatına hak kazandıracak biçimde sona ermesi şartıyla ödeme öngörür. Ayrıca Sandık hizmeti tek başına aylığa yetiyorsa birinci fıkra uygulanır.
SSK'lı bir günlük hizmet ikramiyeyi gerçekten engeller mi?
Tek başına engellemez. Belirleyici olan, Emekli Sandığına tabi sürenin aylık bağlanmaya tek başına yeterli olup olmadığıdır. Yeterliyse birleştirme işlemi ikramiye hakkını ortadan kaldırmaz.
Birleştirilen hizmet ikramiyesi talebinde bu ayrımın görülmesi gerekir. Aylık bağlama yazısı tek başına bir kanıt değildir. Asıl belge, Kurumun ikramiye talebini reddeden yazısıdır. Dava da bu yazıya karşı açılır.
Mülga 2829 Sayılı Kanuna Neden Hâlâ Atıf Yapılıyor
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun yürürlükte değildir. Bu Kanun, 5510 sayılı Kanunun 106 ncı maddesiyle yürürlükten kaldırıldı. Kaldırma hükmü 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe girdi. Buna rağmen 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi metninde "mülga 2829 sayılı Kanun" ifadesi geçer.
Bunun sebebi teknik bir atıftır. Kanun koyucu, birleştirme işleminin hangi kurala göre yapıldığını tarif etmek için eski metnin adını korumuştur. Yani 2829 sayılı Kanun uygulanmaya devam etmez. Yalnızca 1 Ekim 2008 öncesinde bu Kanuna göre yapılmış birleştirmeler tanımlanır. Sonraki dönemde birleştirme, 5510 sayılı Kanunun geçici hükümleri ve 53 üncü maddesindeki sigortalılık kuralları çerçevesinde yürür.
Bu ayrım dilekçe yazarken önem taşır. "2829 sayılı Kanun uyarınca hakkım vardır" biçiminde kurulan bir talep, yürürlükten kalkmış bir metne dayanır. Doğru dayanak 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesidir.
Sandığa Tabi Hizmet Tek Başına Yeterliyse Hangi Fıkra Uygulanır
Uyuşmazlığın düğüm noktası burasıdır. Kurum, dosyada bir gün bile SSK veya Bağ-Kur süresi görürse başvuruyu ikinci fıkra kapsamında değerlendirme eğilimindedir. Bu yaklaşım her dosyada doğru sonuç vermez.
Birinci fıkra, hizmetin tamamının Sandık kapsamında geçmesini arar. Ancak burada belirleyici olan, aylığın hangi süreyle bağlandığıdır. Emekli Sandığına tabi hizmet tek başına aylık bağlanmaya yeterliyse, kişinin aylığa hak kazanması için birleştirmeye ihtiyacı yoktur. Böyle bir dosyada birleştirme işlemi sonucu değiştirmez.
Bu durumda ikinci fıkranın "birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte" ifadesi karşılanmaz. Kişi zaten birinci fıkra kapsamındadır. Birleştirilen hizmet ikramiyesi reddi de bu noktada hukuka aykırı hâle gelir. İdari yargıda açılan davaların önemli bölümü tam bu değerlendirmeye dayanır.
Ölçüt sadedir. Önce Sandığa tabi fiili hizmet süresi, fiili hizmet süresi zammı ve varsa askerlik borçlanması toplanır. Sonra bu toplamın, ilgilinin tabi olduğu emeklilik şartlarını tek başına karşılayıp karşılamadığına bakılır.
Kıdem Tazminatı Şartının Aranmadığı Hâller
Kanun, ikinci fıkradaki kıdem tazminatı şartına iki önemli istisna getirmiştir. Bunlar çoğu başvuruda gözden kaçar.
Birincisi 89 uncu maddenin dördüncü fıkrasının son cümlesinde yer alır. Mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olsa bile bu istisna işler. Sandık kapsamındaki hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hâli bulunmayanlar için 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz. Yani SSK veya Bağ-Kur süresi hizmetlerin arasına girmiyorsa, ayrılma biçimi belirleyici olmaz.
İkincisi 5434 sayılı Kanunun geçici 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasıdır. Bu hüküm de 6270 sayılı Kanunla eklendi. 26 Ocak 2012 tarihinden önceki fasılalı hizmet süreleri bakımından kıdem tazminatı şartı aranmaz. Kesintili kamu görevi geçmişi olan dosyalarda bu hüküm doğrudan sonuca etki eder.
İstisnaların uygulanabilmesi için hizmet dökümündeki sıralamaya bakılır. Diğer sigortalılık süresi kamu görevinin öncesinde ya da sonrasında kalıyorsa durum değişir. Süre, Sandık hizmetlerinin arasına girmiyorsa birinci istisna gündeme gelir.
Bu iki istisna, birleştirilen hizmet ikramiyesi başvurusunun gerekçesinde ayrıca belirtilmelidir. Kurum kararlarında çoğu zaman yalnızca ikinci fıkra anılır ve istisnalar tartışılmaz.
Kurumun Görevin Sona Erme Sebebini Bildirme Yükümlülüğü
89 uncu maddenin beşinci fıkrası çalışılan kuruma bir yükümlülük getirir. Emeklilik veya malullük aylığı dışında bir sebeple görevi sona erenler için, sona erme sebebi belgeleriyle birlikte yazılı olarak Kuruma bildirilir. Bu belgeler özlük dosyasında saklanır.
Fıkranın ikinci cümlesi ağır bir sonuç öngörür. Bu zorunluluğa uymayanlar ikinci fıkra hükümlerinden yararlandırılmaz. Uygulamada bazı dosyalarda ödeme reddinin gerçek sebebi budur. Kişi kıdem tazminatına hak kazanacak biçimde ayrılmış olsa bile, kurumu bildirimi yapmadığı için ödeme yapılmaz.
Bildirimin yapılıp yapılmadığı hizmet dökümünden anlaşılmaz. Bu bilgi kurum yazışmasında bulunur. Bilgi edinme başvurusuyla da sorulabilir.
Bu ihtimalde önce eski kurumdan bildirim yapılması istenir. Kurum bildirimi tamamlarsa Sosyal Güvenlik Kurumuna yeniden başvurulabilir. Bildirim yapılmazsa, ilgili kurumun bu işlemsizliği de dava konusu edilebilir.
Otuz Yıl Sınırının Kaldırılması Hesabı Nasıl Etkiledi
6270 sayılı Kanunun ilk metninde ikramiye hesabı otuz fiili hizmet yılıyla sınırlıydı. Bu sınır Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Karar 25/12/2014 tarihlidir ve E.2013/111, K.2014/195 sayılıdır. 7 Ocak 2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Mahkeme, iptal edilen ibarenin Anayasanın 2 nci, 10 uncu ve 60 ıncı maddelerine aykırı olduğunu değerlendirdi.
İptal kararının ardından kanun koyucu geçici bir düzenleme yaptı. 18/1/2017 tarihli ve 6770 sayılı Kanunla 5434 sayılı Kanuna geçici 226 ncı madde eklendi. Madde, otuz yılı aşan hizmet süreleri için fark ödemesini bir başvuru takvimine bağladı. Başvuru süresi maddenin yürürlüğe girdiği 27 Ocak 2017 tarihinden itibaren bir yıldı.
Bu sürenin dolmuş olması hakkın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Yeni bağlanan aylıklarda otuz yıl sınırı zaten uygulanmaz. Otuz yılı aşan hizmetle emekli olan ve birleştirilen hizmet ikramiyesi hiç ödenmemiş kişilerde iki mesele birlikte değerlendirilir.
İdare Mahkemesi Kararında Hangi Ölçüt Kullanıldı
Sitede paylaşılan bir dosyada bir polis memuru 2016 yılında kamu görevinden çıkarıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu emekli aylığı bağladı. Buna karşılık hizmetlerin birleştirilmiş olduğu gerekçesiyle ikramiye ödemedi.
Davalı idarenin 07/11/2018 tarihli ek savunma dilekçesinde hizmet dökümü şöyle verildi. Davacının 5434 sayılı Kanuna tabi 29 yıl 1 ay 14 gün fiili hizmeti bulunuyordu. Buna 7 yıl 3 ay 11 gün fiili hizmet zammı ve 1 yıl 6 ay askerlik borçlanması ekleniyordu. 506 sayılı Kanuna tabi sigortalı süre ise yalnızca 11 aydı. Toplam hizmet 38 yıl 9 ay 25 gündü.
Ankara İdare Mahkemesi, Sandığa tabi hizmet süresinin 15/12/2016 tarihinden itibaren aylık bağlanmaya tek başına yeterli olduğunu tespit etti. Bu tespit üzerine 89 uncu maddenin birinci fıkrasının uygulanması gerektiği sonucuna vardı. Sandığa tabi hizmetin ne şekilde sona erdiğine bakılmayacağı belirtilerek işlem iptal edildi.
Bu kararın künyesi yayımlanmamıştır. Karar bir dosya örneğidir ve genel bir kural olarak sunulamaz. Yine de kullanılan ölçütü göstermesi bakımından yol göstericidir.
Akademik Personelde Hizmet Birleştirmesi Nasıl Ortaya Çıkar
Konu yalnızca güvenlik personelini ilgilendirmez. Öğretim elemanlarının kariyer geçmişi çoğu zaman farklı sigortalılık statüleri içerir. Devlet üniversitesindeki kadro 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındadır. Vakıf yükseköğretim kurumundaki öğretim elemanı ise aynı maddenin (a) bendine tabidir.
Bu yüzden vakıf üniversitesinde geçen yıllar, devlet üniversitesindeki hizmetle birleştirilen bir süre olarak görünür. Aynı sonuç, akademik kariyerden önce özel sektörde çalışmış olanlar için de doğar. Doktora sürecinde serbest çalışan ve Bağ-Kur primi ödeyenlerde durum değişmez. Vakıf üniversitesinde kıdem tazminatı hakkı ayrı bir uyuşmazlık başlığıdır ve bu dosyalarda ayrıca incelenir.
Öğretim elemanı emekliye ayrıldığında Kurum yine ikinci fıkraya yönelebilir. Oysa 2547 ve 2914 sayılı Kanunlara tabi geçen süre tek başına aylığa yetiyorsa aynı ölçüt geçerlidir. Akademisyen maaşlarının hangi kalemlerden oluştuğu ise ikramiyenin hesabında ayrıca önem kazanır, çünkü ödeme emekli keseneğine esas aylık unsurları üzerinden yapılır.
Ödeme Reddine Karşı Hangi Yol İzlenir
İlk adım Sosyal Güvenlik Kurumuna yazılı başvurudur. Başvuruda hizmet dökümü, emeklilik onayı ve görevden ayrılma belgesi sunulur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
Ret üzerine dava açma süresi altmış gündür. Süre, ret işleminin tebliğinden ya da otuz günlük sürenin bitiminden işlemeye başlar. Zımni ret hâlinde dava açılmazsa hak kaybı doğar. Bu yüzden başvuru tarihinin kayda geçirilmesi önemlidir.
Görevli yargı yeri idare mahkemesidir. Yetki bakımından, 2577 sayılı Kanunun 32 nci maddesindeki genel kural uyarınca işlemi yapan merciin bulunduğu yer esas alınır. Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı Ankara'da bulunduğundan davalar çoğunlukla Ankara idare mahkemelerinde görülür.
Dava, işlemin iptali istemiyle açılır. Ödenmeyen tutar da istenecekse tam yargı davası iptal istemiyle birlikte açılabilir. Aynı Kanunun 12 nci maddesi bu iki yolu birlikte kullanma imkânı verir.
Başvuru Dosyasına Hangi Belgeler Konur
Belge eksikliği çoğu başvuruyu daha ilk aşamada zayıflatır. Dosyaya konulacak belgeler bellidir ve kısa sürede toplanabilir.
Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan ayrıntılı hizmet dökümü
Emekli aylığı bağlama yazısı ve aylık başlangıç tarihi
Görevden ayrılma veya görevine son verme işlemi
Askerlik borçlanması yapıldıysa borçlanma belgesi
Fiili hizmet süresi zammına ilişkin kurum yazısı
Varsa vakıf yükseköğretim kurumu veya özel sektör hizmet cetveli
Hizmet dökümü en önemli belgedir. Sandığa tabi sürenin tek başına yeterli olup olmadığı bu belgeden okunur. Askerlik borçlanması ve fiili hizmet zammı da bu toplama girer. Birleştirilen hizmet ikramiyesi tartışmasının sayısal temeli budur.
Belgeler eksikse Kurum başvuruyu esastan incelemeden reddedebilir. Bu ret de dava konusu olur. Ancak dosyayı baştan tam kurmak süreci kısaltır.
Dava Açılırken Hangi Hatalar Sık Yapılır
Bir hata dava süresinin kaçırılmasıdır. Zımni ret tarihinden sonra beklemek hak kaybına yol açar. İkinci hata, yanlış idareye husumet yöneltmektir. Davalı, işlemi kuran Sosyal Güvenlik Kurumudur.
Üçüncü hata dayanağın eksik kurulmasıdır. Dilekçede yalnızca hakkaniyet ve eşitlik anlatılır. Oysa 89 uncu maddenin dördüncü fıkrasındaki istisna ve geçici 223 üncü madde açıkça yazılmalıdır. Birleştirilen hizmet ikramiyesi davasında bu hükümler sonucu doğrudan etkiler.
Dördüncü hata sayısal dökümün verilmemesidir. Mahkemeye Sandığa tabi sürenin yıl, ay ve gün olarak toplamı sunulmalıdır. Bu toplam olmadan yeterlilik değerlendirmesi yapılamaz.
Dava Dilekçesinde Faiz İstemi Neden Ayrıca Yazılır
Uygulamadaki en sık hata faiz isteminin dilekçeye yazılmamasıdır. Yalnızca iptal istemiyle açılan davada mahkeme faize hükmetmez. İptal kararı üzerine idare ikramiyeyi öder, ancak faiz ödemez.
Bu durumda ikinci bir dava gerekir. İkinci davada faiz, iptal üzerine açılan tam yargı davası kapsamında istenir. Süreç uzar ve masraf artar. Emekli ikramiyesinin faizi davasının nasıl yürüdüğü ayrı bir yazıda ele alınmıştır.
Doğru yöntem, ilk dilekçede hem iptal hem de faiz istemine yer vermektir. Faizin başlangıç tarihi olarak idareye ilk başvuru tarihi gösterilir. Kamu görevinden çıkarma sonrası ödenmeyen ikramiyelerde konu ayrıca değerlendirilir; kanun hükmünde kararnameyle ihraç edilenlerin emekli ikramiyesi sorunu bunun tipik örneğidir.
Birleştirilen Hizmet İkramiyesi Konusunda Avukat Desteği
Birleştirilen hizmet ikramiyesi bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine, mevcut belgelere ve varsa idari veya yargısal kararlara göre değerlendirilir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Birleştirilen hizmet ikramiyesi hakkında dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya Avukata Sor formu üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
Başvuru Sosyal Güvenlik Kurumuna yazılı olarak yapılır. Hizmet dökümü, emeklilik onayı ve görevden ayrılma belgeleri eklenir. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
Ret işlemine karşı dava açma süresi ne kadardır?
2577 sayılı Kanunun 7 nci maddesi uyarınca idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Süre, ret işleminin tebliğinden veya zımni ret tarihinden itibaren işler. Sürenin kaçırılması esasa girilmeden ret sonucunu doğurabilir.
Otuz yıldan fazla hizmeti olanlar için durum nedir?
Anayasa Mahkemesinin 25/12/2014 tarihli ve E.2013/111, K.2014/195 sayılı kararıyla otuz yıl sınırı iptal edildi. 6770 sayılı Kanunla eklenen geçici 226 ncı madde ise fark ödemesi için bir yıllık başvuru süresi öngörmüştü. Yeni bağlanan aylıklarda bu sınır uygulanmaz.
Vakıf üniversitesinde geçen süre hizmet birleştirmesi sayılır mı?
Vakıf yükseköğretim kurumundaki öğretim elemanı 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (a) bendine tabidir. Devlet üniversitesindeki kadro ise (c) bendine girer. Bu iki sürenin bir arada bulunması birleştirme sonucunu doğurur.
İkramiye ödendikten sonra faiz ayrıca istenebilir mi?
İstenebilir. İlk davada faiz talep edilmemişse, iptal kararının uygulanması üzerine tam yargı davası açılabilir. Faizin başlangıcı bakımından idareye yapılan ilk başvuru tarihi tartışılır.
İdare Hukuku
Üniversite Senatosu ve Yönetim Kurulu Kararı İptal Davası
Senato ve üniversite yönetim kurulu kararlarına karşı idare mahkemesinde açılan iptal davasının süresi, yetkili mahkemesi, itiraz yolu ve yürütmenin durdurulması şartları.