Kamu görevinden çıkarma, bir öğretim elemanına verilebilecek en ağır disiplin cezasıdır. Ceza, kişinin üniversite ile bağını tümüyle koparır. Sonucu yalnız o görevle de sınırlı kalmaz. Bu yazı cezanın dayanağını, usulünü ve dava yolunu anlatır. Ardından Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 2020 tarihli bir kararı incelenir. Karar, davanın kime karşı açılacağını göstermesi bakımından önemlidir.
Kamu Görevinden Çıkarma Cezası Ne Anlama Gelir
Disiplin cezaları hafiften ağıra doğru sıralanır. En hafifi uyarmadır. Buna karşın en ağırı kamu görevinden çıkarma cezasıdır. Ceza 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde düzenlenir. Bu nedenle cezayı alan kişi kamu görevliliğini yitirir. Aynı zamanda üniversite öğretim mesleğinden de çıkarılmış sayılır. Yani tek işlem iki sonucu birden doğurur.
Ceza yalnız ağır fiiller için öngörülür. Nitekim kanun bu fiilleri tek tek sayar. Sayılanlar arasında öğrenciye cinsel tacizde bulunmak da yer alır. Listede olmayan bir davranış bu cezayı gerektirmez. Dolayısıyla idare kıyas yoluyla ceza veremez. Suç ve cezada kanunilik ilkesi disiplin hukukunda da geçerlidir. Akademik personelin karşılaşabileceği yaptırımları akademisyenlerin alabilecekleri disiplin cezaları yazımızda topluca ele aldık.
Cezayı Vermeye Hangi Kurul Yetkilidir
Yetki konusu bu tür dosyalarda ilk sırada gelir. Kamu görevinden çıkarma cezasını disiplin amiri tek başına veremez. Buna göre karar, atamaya yetkili amirin teklifi üzerine verilir. Teklifi karara bağlayan makam Yüksek Disiplin Kuruludur. Kural 2547 sayılı Kanunun 53/Ç maddesinde yer alır. Madde, 2/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanunla eklenmiştir. Yetkisiz makamın verdiği ceza yalnız bu nedenle bile iptal edilir.
Devlet üniversitelerinde teklifi rektörlük hazırlar. Söz konusu dosya sonra Yükseköğretim Kuruluna gönderilir. Kurul bünyesindeki Yüksek Disiplin Kurulu kararı verir. Bu durumda karar tebliğ edilince ceza hukuken doğar. Ayrıca tebliğ tarihi dava süresini başlatır.
Disiplin Soruşturması Hangi Kurallara Bağlıdır
Cezadan önce mutlaka bir disiplin soruşturması yapılır. Soruşturmayı görevlendirilen bir soruşturmacı yürütür. Soruşturmacı tanıkları dinler ve belgeleri toplar. Daha sonra bir rapor yazar. Rapor genellikle bir ceza teklifi de içerir. Bu teklif kurulu bağlamaz. Öte yandan kurul dosyayı kendisi değerlendirir. Süreç adımlarını akademik personel disiplin soruşturması yazımızda anlattık.
Soruşturmanın en kritik aşaması savunmadır. Nitekim savunma alınmadan ceza verilemez. İlgiliye isnat açıkça bildirilir. Kendisine uygun bir süre de tanınır. Bu güvence Anayasanın 129 uncu maddesinden gelir. Savunma hakkı tanınmazsa işlem şekil yönünden sakat olur. Ayrıntı için üniversitede disiplin soruşturmasında savunma hakkı yazımıza bakabilirsiniz.
Soruşturma Raporu Tek Başına Yeterli midir
Rapor bir kanaat belgesidir. Ancak tek başına cezanın dayanağı olmaz. Kurul, raporun dayandığı delilleri de görmelidir. Tanık beyanları tutarlı olmalıdır. Ayrıca somut olay ile isnat edilen fiil örtüşmelidir. Aksi hâlde ceza sübut yönünden sakat kalır. Yargı denetimi de çoğu kez bu noktaya yoğunlaşır.
Kamu Görevinden Çıkarma Kararına Karşı Dava Nasıl Açılır
Disiplin cezası bir idari işlemdir. İşleme karşı iptal davası açılır. Bu kapsamda dava idare mahkemesinde görülür. Süre altmış gündür. Kural 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 nci maddesinde yer alır. Süre yazılı bildirim ile işlemeye başlar. Sürenin kaçırılması davayı esasa girmeden bitirir.
Dava dilekçesinde işlem ve dayanakları açıkça gösterilir. Ayrıca hukuka aykırılık nedenleri ayrı ayrı yazılır. Soruşturma dosyası da mahkemeden istenir. Bu doğrultuda mahkeme dosyayı idareden getirtir. İnceleme kural olarak dosya üzerinden yapılır. Taraflar ayrıca duruşma isteyebilir. İstinaf yolunun işleyişini idari yargıda istinaf yazımızda açıkladık.
Yürütmenin Durdurulması İstenmeli midir
Kamu görevinden çıkarma cezası derhal uygulanır. Kişi göreve devam edemez. Ayrıca aylığı da kesilir. Bu nedenle dilekçede yürütmenin durdurulması istenir. Bu nedenle mahkeme iki koşulu birlikte arar. İşlem açıkça hukuka aykırı olmalıdır. Uygulanması telafisi güç zarar doğurmalıdır. Konuyu yürütmenin durdurulması nedir yazımızda ayrıntılı anlattık.
Davalı Olarak Hangi İdare Gösterilir
Husumet, davanın kime karşı açılacağını belirler. Yanlış hasım davayı hemen sonuçsuz bırakmaz. Nitekim mahkeme dilekçeyi gerçek hasma tebliğ eder. Bu kural 2577 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde yazılıdır. Öte yandan eksik hasım ayrı bir sorundur. İşleme katkı veren idare de davaya dahil edilmelidir. Aşağıdaki karar tam olarak bu noktayı ele alır.
Ankara Bölge İdare Mahkemesinin İncelediği Olay
Dosyada istinaf başvurusunu davacı yapmıştır. Davacı, ODTÜ Eğitim Fakültesinde araştırma görevlisi olarak çalışan bir akademisyendir. Karşı taraf ise Yükseköğretim Kurulu Başkanlığıdır. Her iki taraf da vekille temsil edilmiştir.
İstemin özeti şudur. Ankara 6 ncı İdare Mahkemesi 28/02/2020 günlü kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın numaraları E:2019/1221 ve K:2020/549 şeklindedir. Davacı vekili bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Başvuruda şu görüşler ileri sürülmüştür. Müvekkili hakkında mahkûmiyet kararı yoktur. İsnat edilen suç yönünden bir soruşturma da yapılmamıştır. Masumiyet karinesi gözetilmemiştir. İdari tahkikat sonucunda verilen ceza bu nedenle hukuka aykırıdır. Ayrıca işlem telafisi güç zararlar doğurmaktadır. Müvekkili doktorasının beşinci yılındadır. Mezuniyetine bir yıldan az süre kalmıştır. Yargılama sürerken bu süre dolacaktır. Davayı kazansa bile doktora hakkı yanacaktır. Altı yıllık emeği böylece boşa gidecektir.
Savunmanın özeti kısadır. Davalı idare, mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığını savunmuştur. Bu nedenle talebin reddine karar verilmesini istemiştir.
Karar Türk Milleti adına verilmiştir.
Hükmü Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4 üncü İdari Dava Dairesi kurmuştur. Daire, 2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesi uyarınca dosyayı incelemiştir. İşin gereği görüşülüp düşünülmüştür.
Dava Hangi İşleme Karşı Açılmıştır
Davacı, 2547 sayılı Kanunun 35 inci maddesi uyarınca ÖYP kapsamında görev yapmaktadır. Görev yeri Orta Doğu Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesidir. Söz konusu kadro araştırma görevlisi kadrosudur. Hakkında kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilmiştir. İşlem 21/03/2019 tarih ve 2019/36 sayılıdır. Davacı bu işlemin iptalini istemiştir.
İdare Mahkemesi davayı reddederken delilleri birlikte değerlendirmiştir. Şikayetçi öğrenci E.K. üniversite yönetimine dilekçe vermiştir. Aynı yöndeki beyanları disiplin soruşturmasında da tekrarlamıştır. Mahkeme 2015 yılında yaşanan başka bir olayı da gözetmiştir. O olayda ODTÜ öğrencisi Z.Ö.O. benzer bir şikayette bulunmuştur. Bunun yanında dosyada tanık beyanları yer almıştır. Davacının soruşturma safhasındaki beyanları da incelenmiştir. Mahkeme bu bilgi ve belgeleri bir arada değerlendirmiştir. Sonuçta cinsel taciz fiilinin sabit olduğu kanaatine varmıştır. Eyleme uyan cezanın kamu görevinden çıkarma cezası olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık görmemiştir.
Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme Nasıl Yapılır
Daire önce ilk inceleme kurallarını hatırlatmıştır. Kurallar 2577 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alır. Madde, dilekçelerin belirli yönlerden sırasıyla inceleneceğini söyler. Danıştayda inceleme görevli tetkik hâkimine aittir. İdare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye inceler.
(a) Görev ve yetki.
(b) İdari merci tecavüzü.
(c) Ehliyet.
(d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı.
(e) Süre aşımı.
(f) Husumet.
(g) Dilekçenin 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadığı.
Kısaca, sayılan bu yönler sırasıyla incelenir.
Aynı Kanunun 15 inci maddesi ilk inceleme üzerine verilecek kararı düzenler. Maddenin 1 inci fıkrasına göre kanuna aykırılık görülürse şu kararlar verilir.
(a) 3/a bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan dava reddedilir. İdari yargının görevli olduğu konularda ise dava görev veya yetki yönünden reddedilir. Dosya görevli veya yetkili mahkemeye gönderilir.
(b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hâllerde dava reddedilir.
(c) 3/f bendine göre dava hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılmışsa dilekçe gerçek hasma tebliğ edilir.
(d) 3/g bendinde yazılı hâlde dilekçelerin reddine karar verilir. İlgiliye otuz gün süre tanınır. Bu sürede dilekçe 3 ve 5 inci maddelere uygun biçimde yeniden düzenlenir. Noksanlar da aynı sürede tamamlanır. Ehliyetli kişinin avukat olmayan vekili dava açmışsa yine otuz gün verilir. Bu hâlde ilgili bizzat veya avukat aracılığıyla dava açar.
(e) 3/b bendinde yazılı hâlde dilekçeler görevli idare merciine tevdi edilir. Hüküm metni bu şekildedir.
Kamu Görevinden Çıkarma Cezasında Yetki Kuralı
Daire ardından yetki kuralına değinmiştir. 2547 sayılı Kanunun 53/Ç maddesi disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulları sayar. Madde 2/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanunla eklenmiştir.
Maddenin (c) bendi şu hükmü taşır. Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları atamaya yetkili amirin teklifi üzerine verilir. Kararı Yüksek Disiplin Kurulu alır.
Dosyadan Anlaşılan Olay Nasıl Gelişmiştir
Dava dosyasının incelenmesinden şu bilgiler anlaşılmaktadır. ODTÜ Mimarlık Bölümü öğrencisi E.K. 18.12.2017 tarihli bir dilekçe vermiştir. Dilekçeyi ODTÜ İç Hizmetleri Müdürlüğüne sunmuştur. Dilekçede 15.12.2017 Cuma günü yaşadığı olayı anlatmıştır. Saat 21.05 sularında kampüs içinde otostop çektiğini belirtmiştir. Bindiği araçta sürücü tarafından tacize uğradığını söylemiştir. Araçtan Eskişehir Yolunda güçlükle inebildiğini eklemiştir. Olayın şoku nedeniyle plakayı alamadığını belirtmiştir. Aracın koyu renk ve eski kasa bir arazi aracı olduğunu söylemiştir. Kamera kayıtlarının incelenmesini istemiştir.
Aynı öğrenci 15.01.2018 tarihinde ikinci bir dilekçe daha vermiştir. Bu dilekçeyi ODTÜ Cinsel Tacizi Önleme Birimine sunmuştur. Dilekçede aynı beyanlarını tekrarlamıştır. Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü 12.06.2018 tarihinde soruşturma emri vermiştir. Şikayetçi 27.06.2018 tarihinde soruşturmacıya ifade vermiştir. İfadesinde araca güzergâh birliği nedeniyle bindiğini anlatmıştır. Araçtaki akademik araç pulunun kendisinde güven oluşturduğunu söylemiştir. Yol sırasında sürücünün eylemini gördüğünden emin olduğunu belirtmiştir. Derhal inmek istediğini de eklemiştir. Israrı üzerine yol kenarında indirildiğini söylemiştir. Babasını arayarak yardım istediğini anlatmıştır. Nizamiyedeki polislerin kendisiyle ilgilendiğini de belirtmiştir.
Şikayetçinin babası T.K. 11.07.2018 tarihinde ifade vermiştir. Kızının olay akşamı saat 21.30 sularında kendisini panik hâlinde aradığını söylemiştir. Onu Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği önünde ağlarken bulduğunu belirtmiştir. Kızının olayı orada anlattığını eklemiştir. Beyanının doğruluğundan kuşku duymadığını da ifade etmiştir. Konunun bir eğitimciyle ilgili olmasının kendisini kaygılandırdığını söylemiştir.
Soruşturma Raporu Neye Dayanmıştır
Soruşturma raporunda 2015 yılına ait bir kayda da yer verilmiştir. Mühendislik Fakültesi öğrencisi Z.Ö.O. 18.06.2015 tarihli dilekçe vermiştir. Dilekçesinde 15.06.2015 günü saat 19.35 sularında otostop çektiğini anlatmıştır. Araçtan inerken sürücüyü uygunsuz durumda gördüğünü belirtmiştir. Aracın fotoğrafını çekip güvenlik kulübesine gittiğini söylemiştir. Ancak güvenlik kaygısıyla şikayetçi olmadığını bildirmiştir. İdari işlem başlatılmamasını da istemiştir.
Rapor sonuç bölümünde şu kanaate varmıştır. İki iddia arasında büyük benzerlik bulunmaktadır. Şikayetçinin iddiasını destekleyen güçlü nedenler vardır. Rapor bu nedenle 2547 sayılı Kanunun 53/b-6-b maddesine dayanmıştır. Madde, öğrencilere cinsel tacizde bulunmayı disiplin suçu sayar. Bu doğrultuda rapor kamu görevinden çıkarma cezası teklif etmiştir. Dosya karara bağlanmak üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilmiştir. Davacının savunması 21.03.2019 tarihinde alınmıştır.
Kurul kararında isnat edilen fiili sabit görmüştür. Kararda davacının kız öğrencilere yönelik taciz edici fiillerde bulunduğu belirtilmiştir. Son olayda da bu fiillere devam ettiği yazılmıştır. Kurul 2547 sayılı Kanunun 53/b/6-b maddesini uygulamıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesine de dayanmıştır. Fiilin niteliği nedeniyle 53/D maddesindeki iyi hâl hükmü uygulanmamıştır. Üniversitenin teklifi 53/Ç-c maddesi uyarınca kabul edilmiştir. Böylece kamu görevinden çıkarma cezası verilmiştir. Davacı da bu işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
Daire Hangi Usul Eksikliğini Saptamıştır
Bakılan uyuşmazlıkta Daire şu tespiti yapmıştır. Davacı 2547 sayılı Kanunun 35 inci maddesi uyarınca ÖYP kapsamında görev yapmaktadır. Görev yeri ODTÜ Eğitim Fakültesidir. Hakkındaki soruşturmayı da anılan üniversite yürütmüştür. ODTÜ Rektörlüğü kamu görevinden çıkarma cezası teklif etmiştir. Soruşturma dosyasını bu teklifle birlikte Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına göndermiştir. Bu durumda ODTÜ de hasım mevkiine alınmalıydı. Bu itibarla inceleme ve karar buna göre yapılmalıydı. Oysa yalnız Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı hasım gösterilmiştir. Daire bu nedenle kararı usul hükümlerine uygun bulmamıştır.
Hüküm Nasıl Kurulmuştur
Açıklanan nedenlerle Daire istinaf başvurusunun kabulüne karar vermiştir. Başvuruya konu mahkeme kararını kaldırmıştır. Dava dosyasını yeniden karar verilmek üzere Mahkemesine göndermiştir. Mahkeme yeniden karar vereceğinden yargılama giderleri yönünden ayrıca hüküm kurulmamıştır. Karar, 2577 sayılı Yasanın 45 inci maddesinin 5 inci fıkrası gereğince kesin olmak üzere verilmiştir. Hüküm 09/09/2020 tarihinde oybirliğiyle kurulmuştur.
Karar künyesi şöyledir. Ankara BİM, 4. İDD, E. 2020/1381, K. 2020/1827, T. 9.9.2020.
Karardan Çıkan Ölçütler
Karar tek bir dosyaya ilişkindir. Buna karşılık iki ölçüt gösterir. Birincisi, kamu görevinden çıkarma davasında husumet kendiliğinden Yükseköğretim Kuruluna yönelmez. Soruşturmayı yürüten ve cezayı teklif eden üniversite de hasım mevkiindedir. İkincisi, eksik hasımla verilen karar esastan doğru olsa bile kaldırılır. Dosya yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine döner.
Bu sonuç davacı için zaman kaybı anlamına gelir. Bu nedenle dilekçe aşamasında dikkatli davranmak gerekir. İşleme katkı veren tüm idareler dilekçede gösterilmelidir. Benzer bir uyuşmazlığı kamu görevinden çıkarma disiplin cezası hakkında Danıştay kararı yazımızda inceledik.
Kamu Görevinden Çıkarma Konusunda Avukat Desteği
Kamu görevinden çıkarma cezasında izlenecek hukuki yol yalnız mevzuatla belirlenmez. Somut olayın özellikleri, dosyadaki belgeler ve varsa idari ya da yargısal kararlar da rol oynar. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilirsiniz. Talebinizi ücretsiz soru formu üzerinden de iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır. Her dosya kendi verileri ile ele alınır.



