Suçları : K1’nin; 1/a- Aynı Üniversitede Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü ve Katıhal Fiziği Anabilim Dalı Başkanı olan şikayetçi K49’ın Nükleer Fizik Anabilim Dalı için profesör kadrosu talebi olmadığı, profesör ihtiyacı bulunmadığı halde, Bölüm Başkanının görüşünü almadan Anabilim Dalına profesör alımına yönelik 22.12.2011 tarihli ilana çıkmak ve bu ilanda “Genelleştirilmiş İstatistik Mekanik Konularında…
Akademik kadro ilanına belirli bir adayı tarif eden şart konulması, yalnızca idari bir sakatlık değildir. Kişiye özel ilan iddiası, ilanı hazırlayan ve onaylayan kamu görevlileri yönünden görevi kötüye kullanma suçu tartışmasını da başlatır. Bu sayfa konunun ceza hukuku yüzünü ele alır ve aşağıda Danıştay Birinci Dairesinin bir kararına yer verir.
Kişiye özel ilan nedeniyle yürütülen ceza soruşturması, öğretim elemanları bakımından genel soruşturma usulüne tabi değildir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesi bu kişiler için ayrı bir usul öngörür. Aşağıdaki bölümler önce suçun unsurlarını, sonra bu özel usulü açıklar.
Kısa cevap: Kişiye özel ilan ile görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin akademik kadro ilanına belirli bir adayı tarif eden şart koymasıyla gündeme gelir. Türk Ceza Kanunu madde 257/1, kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya haksız menfaate yol açan kamu görevlisini altı aydan iki yıla kadar hapisle cezalandırır. İlanı hazırlayan öğretim elemanı hakkındaki soruşturma 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesindeki özel usule tabidir.
Kişiye Özel İlan Hangi Hâlde Görevi Kötüye Kullanma Suçunu Oluşturur
Görevi kötüye kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre kamu görevlisi, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olabilir. Kişilere haksız bir menfaat sağlaması da aynı fıkra kapsamındadır. Bu hâllerde ceza, altı aydan iki yıla kadar hapistir. İkinci fıkra, görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösteren kamu görevlisi için üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörür.
“Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Sık Sorulan Sorular
Kişiye özel ilan çıkarmak suç mudur?
İlan şartının belirli bir adayı tanımlaması tek başına suç sayılmaz. Görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için TCK m.257 uyarınca kişilerin mağduriyeti, kamu zararı veya haksız menfaat unsurlarından birinin gerçekleşmesi aranır. Değerlendirme her dosyada ayrı yapılır.
Öğretim elemanı hakkında ceza soruşturmasını kim başlatır?
2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (c) bendine göre ilk soruşturmayı yetkili disiplin amiri doğrudan yapabilir veya bir soruşturmacı görevlendirir. Öğretim elemanlarından soruşturmacı görevlendirilirse, soruşturmacının aynı veya daha üst akademik unvana sahip olması şarttır.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
Kişiye özel ilan iddiasında tartışılan davranış, ilan metnindeki şartın belirli bir adayı tanımlayacak biçimde daraltılmasıdır. Bu daraltma, diğer adayların başvuru hakkını fiilen ortadan kaldırabilir. Böyle bir sonuç doğduğunda kişilerin mağduriyeti ve ilan edilen kişiye haksız menfaat sağlanması unsurları gündeme gelir.
Suçun oluşup oluşmadığı her dosyada ayrı ayrı incelenir. Kişiye özel ilan iddiasının ceza hukuku bakımından sonuç doğurması için kastın ve somut zararın ortaya konulması gerekir. İlanın idari yargıda iptal edilmiş olması, tek başına ceza sorumluluğunu doğurmaz.
İlan Şartını Belirleyen Kurulların Sorumluluğu
İlan şartını öneren ve onaylayan kurulların üyeleri ile rektörlük yetkilileri, kişiye özel ilan iddiasında kendi katkıları ölçüsünde ayrı ayrı değerlendirilir. Ceza sorumluluğu şahsidir ve üyenin şartın belirli bir adayı tarif ettiğini bilerek karara katılıp katılmadığı araştırılır. Akademik ilan metni tek bir kişinin işlemi değildir. Anabilim dalı önerisi, bölüm ve fakülte kurul kararları ile rektörlük onayı zinciri bulunur. Kişiye özel ilan iddiasında soruşturma, bu zincirdeki her halkanın katkısını ayrı ayrı değerlendirir.
Bir kurul üyesinin karara katılmış olması tek başına yeterli sayılmaz. Üyenin şartın kişiyi tarif ettiğini bilerek hareket edip etmediği araştırılır. Bu nedenle kurul tutanakları, öneri yazıları ve ilan taslakları kişiye özel ilan soruşturmasının temel belgeleridir.
Kişiye Özel İlan Soruşturması Hangi Usule Tabidir
Öğretim elemanları hakkında görevleri sebebiyle işlendiği ileri sürülen suçlarda 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (c) bendi uygulanır. Bu bent, ceza soruşturmasını ilk soruşturma ve son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verme aşamalarına ayırır. Kişiye özel ilan şikâyeti de bu usul içinde incelenir.
İlk Soruşturma ve Soruşturmacı Görevlendirmesi
Kişiye özel ilan şikâyetinde ilk soruşturma, yetkili disiplin amiri tarafından doğrudan veya görevlendirilecek soruşturmacı eliyle yapılır. Kanun soruşturmacı bakımından açık bir şart getirir. Öğretim elemanlarından soruşturmacı görevlendirilmesi hâlinde, soruşturmacının hakkında soruşturma yapılan öğretim elemanının akademik unvanına veya daha üst bir unvana sahip olması şarttır.
“Öğretim elemanlarından soruşturmacı tayin edilmesi halinde, bunların, hakkında soruşturma yapılacak öğretim elemanının akademik unvanına veya daha üst akademik unvana sahip olmaları şarttır.”
Bu şarta uyulmaması, kişiye özel ilan soruşturmasında usul sakatlığı iddiasının dayanağı olabilir. Örneğin profesör hakkında doçent tarafından yürütülen bir ilk soruşturma bu kurala aykırıdır. Sakatlık, sonraki aşamada verilecek kararın hukuki denetiminde ileri sürülebilir.
Lüzum-u Muhakeme ve Men-i Muhakeme Kararları
Bu kararlar soruşturma aşamasını bitirir; ancak lüzum-u muhakemeye itiraz edilebilir, men-i muhakeme ise kendiliğinden Danıştay'ca incelenir. Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek merci, ilgilinin sıfatına göre değişir. Öğretim elemanları hakkında bu kararı üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul verir. Rektör ve rektör yardımcıları bakımından ise Yükseköğretim Kurulu üyelerinden oluşturulan üç kişilik kurul yetkilidir.
Kurul, yargılamanın gerekli olduğu sonucuna varırsa lüzum-u muhakeme kararı verir. Aksi hâlde men-i muhakeme kararı verilir. Lüzum-u muhakeme kararına ilgililer itiraz edebilir; men-i muhakeme kararları ise itiraz olmasa dahi kendiliğinden Danıştay incelemesine gider.
Kişiye özel ilan soruşturmasında usul, ilgilinin görevine göre şöyle değişir; farklı statüdeki kişiler birlikte şüpheliyse usul üst dereceliye göre belirlenir (2547 sayılı Kanun md. 53/c-5):
Kişi
İlk soruşturmayı yapan
Son soruşturma kararını veren
Öğretim elemanı
Disiplin amiri doğrudan veya görevlendirdiği soruşturmacı (öğretim elemanıysa aynı ya da daha üst unvanlı)
Üniversite yönetim kurulu üyelerinden oluşan 3 kişilik kurul
Dekan, dekan yardımcıları, fakülte/üniversite yönetim kurulu üyeleri, enstitü ve yüksekokul müdürleri
Rektör doğrudan veya görevlendirdiği soruşturmacı
Rektörün başkanlığında rektör yardımcılarından oluşan 3 kişilik kurul
Rektör, rektör yardımcısı
Yükseköğretim Kurulu Başkanı veya disiplin amirlerince doğrudan ya da görevlendirilen soruşturmacı
Yükseköğretim Kurulu üyelerinden oluşan 3 kişilik kurul
Yükseköğretim Kurulu Başkanı
Milli Eğitim Bakanı başkanlığında, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden en az 3 kişilik kurul
Danıştay (Kanun lafzında 2. Daire; güncel iş bölümünde 1. Daire)
Kişiye özel ilan dosyalarında asıl hukuki tartışma çoğu zaman bu aşamada yoğunlaşır. Kurulun topladığı delillerin yeterliliği ve şüphelilerin eylemlerinin ayrı ayrı değerlendirilip değerlendirilmediği denetlenir. Aşağıdaki karar bu denetimin nasıl yapıldığını göstermektedir.
Kişiye Özel İlan Şikâyeti Nereye Yapılır
Kişiye özel ilan iddiası, kadronun açıldığı üniversitenin rektörlüğüne yazılı olarak bildirilebilir. Şikâyet dilekçesinde ilanın Resmî Gazete tarihi ve sayısı, tartışmalı şartın metni ve bu şartın hangi adayı tanımladığına ilişkin somut veriler gösterilir. Yükseköğretim Kurulu Denetleme Kurulu Başkanlığına yapılan bildirimler de inceleme başlatılmasına yol açabilir.
2547 sayılı Kanunda yer almayan hususlarda 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Cumhuriyet başsavcılığına yapılan ihbar da dosyanın yetkili merciye gönderilmesini sağlar. Kişiye özel ilan iddiasında savcılığın doğrudan kovuşturma yapabildiği hâller ise 53 üncü maddenin (c) bendinde sınırlı olarak sayılmıştır.
Şikâyetin Dayandırılacağı Mevzuat Hükümleri
Öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi kadrolarında ilan şartlarının sınırı, 2018 tarihli öğretim elemanı atama Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında çizilmiştir. Bu fıkraya göre yükseköğretim kurumları, mezuniyet alanları ile ilan edilen alana ait bilimsel, nesnel ve denetlenebilir koşullar dışında belirli bir adayı tanımlayan özel şart koyamaz.
Doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarında dayanak farklıdır. Bu kadrolarda Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uygulanır. Anılan fıkra, ilana başvuru koşulu olarak tez adlarının yazılmasını ve yalnızca belirli bir adayı tanımlayan özel şartları yasaklar. Kişiye özel ilan şikâyeti, ilgili kadro türüne göre bu iki hükümden birine dayandırılır.
Kişiye Özel İlanda Ceza Yolu ile İdari Yol Nasıl Ayrılır
Kişiye özel ilan nedeniyle yürütülen ceza soruşturması, ilanı hazırlayan kamu görevlilerinin kişisel sorumluluğunu araştırır. İdari yargı ise ilanın ve atama işleminin hukuka uygunluğunu denetler. İki yol birbirinden bağımsız yürür ve farklı sonuçlar doğurur.
Bu ayrım kişiye özel ilan dosyalarında pratikte önemlidir. Men-i muhakeme kararı verilmiş olması, ilanın idari yargıda iptal edilmesine engel değildir. Aynı şekilde ilanın iptali de ceza sorumluluğunu kendiliğinden doğurmaz.
Suç Duyurusu Dava Süresini Durdurur mu?
Hayır, savcılığa yapılan suç duyurusu idari dava açma süresini durdurmaz. İlana karşı iptal davası altmış gün içinde açılmalıdır (2577 sayılı Kanun m. 7). Süreyi durduran başlıca başvurular, işlemi yapan makama yapılan İYUK m. 11 başvurusu ve Kamu Denetçiliği Kurumu başvurusudur (6328 sayılı Kanun m. 17/8). Bu yüzden soruşturmanın sonucunu beklemek, dava hakkının kaybına yol açabilir.
Danıştay Kararında Kişiye Özel İlan İddiası Nasıl Değerlendirildi
Danıştay Birinci Dairesi bazı suçlamalarda delil yetersizliği nedeniyle men-i muhakeme kararını onamıştır. Diğer suçlamalarda ise soruşturma usulündeki eksiklikleri gerekçe göstererek kararı bozmuştur. Aşağıda, kişiye özel ilan ve ilgili diğer iddialar nedeniyle yürütülen bir soruşturmada verilen Danıştay Birinci Daire kararı yer almaktadır. Karar, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan yetkili kurulun kararına yapılan itiraz üzerine verilmiştir. Kararın tam metni değiştirilmeden aktarılmıştır.
Kişiye özel ilan dosyasına ilişkin bu kararda, atılı eylemlerin bir kısmı yönünden delillerin yeterliliği tartışılmış, bir kısmı yönünden ise soruşturma usulüne ilişkin değerlendirme yapılmıştır. Benzer kararlar Danıştay karar arama sisteminden incelenebilir.
Suçları :
K1’nin;
1/a- Aynı Üniversitede Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü ve Katıhal Fiziği Anabilim Dalı Başkanı olan şikayetçi K49’ın Nükleer Fizik Anabilim Dalı için profesör kadrosu talebi olmadığı, profesör ihtiyacı bulunmadığı halde, Bölüm Başkanının görüşünü almadan Anabilim Dalına profesör alımına yönelik 22.12.2011 tarihli ilana çıkmak ve bu ilanda “Genelleştirilmiş İstatistik Mekanik Konularında Çalışmaları Olmak” şartını getirerek söz konusu kadroya Bölümde Doçent olarak görevli K4’ın atanmasını sağlamak amacıyla kişiye özel şart belirlemek ve adı geçeni bu kadroya atamak suretiyle görevi kötüye kullanmak.
K3’nın;
1/b- Söz konusu ilan ile atamanın kişiye özel ve mevzuata aykırı olduğu hususunda yapılan şikayet üzerine başlatılan incelemeyi örtbas etmek suretiyle görevi kötüye kullanmak.
K4’ın;
1/c- Önce Nükleer Fizik Anabilim Dalı daha sonrada Katıhal Fiziği Anabilim Dalı için bir yıl içinde iki kezkişiye özel kadro ilanı yapılmasını sağlayarak bu kadrolara profesör olarak atanmak suretiyle görevi kötüye kullanmak.
K5’ın;
2/a- X2 Bilimleriyle ilgili yayımladığı ve kendisinin baş editör olduğu SCI niteliği taşımayan “X15” isimli Dergide, etik kurallara aykırı olarak yayın kurulu üyeleri ile makale değerlendiricilerinin (hakem) isimlerini bilgileri olmadan kullanmak, bazı üniversitelerle ve hastanelerle anılan Derginin bağlantısı olmadığı halde, varmış gibi göstererek sahte künyeyle yayım yapmak.
2/b- Üniversite Yönetim Kurulunun kararı olmaksızın Üniversite matbaasında anılan Derginin basımını gerçekleştirerek kamu zararına neden olmak, anılan Dergide makalesi yayımlanan akademisyenlerin unvan yükseltmelerinde ve/veya akademik faaliyet raporlarında kullanmalarını sağlayarak menfaat temin etmek, yayın kurulu üyesi ya da makale değerlendiricisi olarak belirtilen bazı öğretim üyelerinin mağduriyetine yol açmak suretiyle görevi kötüye kullanmak.
K1 ve K2’ın;
2/c- Anılan Derginin bilimsel niteliği ve etik kurallara aykırı olup olmadığı hususlarında ön araştırma yapılmasını sağlamayarak, takip ve kontrolü yapılmadan söz konusu Derginin 2014 Yılı Haziran, Ağustos ve Ekim sayılarını Üniversite matbaasında ücretsiz basımını sağlayarak kamu zararına neden olmak, söz konusu Derginin yayımına imkan ve fırsat vererek izinsiz olarak yayın kurulu üyesi olarak belirtilen öğretim üyelerinin mağduriyetine yol açmak, makalesi yayımlanan öğretim elemanlarına menfaat temin etmek suretiyle görevi kötüye kullanmak.
2/d- Söz konusu Dergide hakem ve yayın kurulu üyesi olarak görev yaparak kendilerine ve makalesi yayımlanan öğretim elemanlarına haksız menfaat sağlamak suretiyle görevi kötüye kullanmak.
İncelenen Karar :Şüphelilerden K1’nin kısmen men-i muhakemesine, kısmen lüzum-u muhakemesine, K2 ve K5’ın lüzum-u muhakelerine, diğer şüphelilerin men-i muhakemelerine ilişkinYükseöğretim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan Kurulun 2.1.2020 tarih ve 2020/8 sayılı kararı.
Karara İtiraz Edenler :Hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilenler K1 vekili Av.K51, K2 vekili Av. K50 ve K5.
İnceleme Nedeni :İtiraz üzerine ve Yasa gereği kendiliğinden.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 27.7.2020 tarih ve 4561 sayılı yazısı ekinde gönderilen soruşturma dosyası ile yukarıda belirtilen Kurul kararı ve bu kararın lüzum-u muhakemeye ilişkin kısmına hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilenler tarafından yapılan itiraz, Tetkik Hakimi K52’ın açıklamaları dinlenildikten sonra, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesi uyarınca incelendi;
Gereği Görüşülüp Düşünüldü :
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre 1/a, 1/b ve 1/c maddelerinden atılı suçlarla ilgili mevcut delillerin, 1/a maddesinde atılı suçtan şüpheli K1, 1/b maddesinde atılı suçtan şüpheli K3, 1/c maddesinde atılı suçtan da şüpheli K4 hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, Yükseöğretim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan Yetkili Kurulun 2.1.2020 tarih ve 2020/8 sayılı kararının; 1/a maddede atılı suçtan K1’nin, 1/b maddede atılı suçtan K3’nın, 1/c maddede atılı suçtan dolayı K4’ın men-i muhakemelerine ilişkin kısmının onanmasına,
Diğer taraftan, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinin ceza soruşturması usulüne ilişkin (c) bendinde, yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında yetkili makamlarca inceleme başlatılabileceği, inceleme sonucunda soruşturma açılmasına karar verilmesi ya da doğrudan soruşturma başlatılması halindesoruşturmanın şüphelilerin konumuna göre belirlenecek soruşturmacı tarafından yapılacağı; bu bendin yedinci alt bendinde ise, ideolojik amaçlarla Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrılığına dayanılarak nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadıyla işlenen suçlarla bunlara irtibatlı suçlar, öğrenme ve öğretme hürriyetini doğrudan veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve çalışma düzenini bozan boykot, işgal, engelleme, bunları teşvik ve tahrik, anarşik ve ideolojik olaylara ilişkin suçlar ile ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde, yukarıda yazılı usullerin uygulanmayacağı, bu hallerde Cumhuriyet savcısının doğrudan soruşturma yapacağı hükme bağlanmıştır.
2/a, 2/b, 2/c ve 2/d maddelerinden şüphelilere atılı suçlarla ilgili olarak, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 29.9.2017 tarih ve 8256 sayılı soruşturma onayında, K5’ın FETÖ/PDY Terör Örgütüyle bağlantısının adli makamlarca tespit edildiği, bazı üniversitelerle ve hastanelerle bağlantısı olmadığı halde varmış gibi gösterilen ve künyesinin sahte olduğu iddia edilen Dergiyi kurarak Üniversitede basımının sağlandığı, bu sayede kendi mensuplarına X15 Dergisinde yayım yaptırarak puan kazandırıp bir an önce akademik unvanlarının yükseltilmelerinin sağlandığı iddialarının önem arz ettiği, bu iddiaların FETÖ/PDY üyelerinin akademik yükselmelerinin nasıl gerçekleştiğine delil teşkil edebilecek olması ihtimali nedeniyle detaylı araştırılması gerektiği belirtilerek K1, K2, K5 ve sorumluluğu tespit edilecek diğer kişiler hakkında ceza soruşturması açılmasına karar verildiği, ancak bu iddialar üzerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yapılan soruşturmada, iddiaların FETÖ/PDY Terör Örgütüyle bağlantılı olduğunun ve mevzuat hükümleri doğrultusunda Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar kapsamında kalan bu suç nedeniyle Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca doğrudan soruşturma yapılması gerektiğinin dikkate alınmadığı, ayrıca, şüpheliler K1, K2, K6, K12, K24, K25, K26, K27, K28, K29, K30, K31, K32, K33, K34, K36, K43, K47 ve K48’ın mevzuata uygun olarak şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulmadığı, ücretsiz olarak basımı yapılan Dergi için Üniversite tarafından ne kadar harcama yapıldığı, Üniversitenin imkanları ve kaynakları kullanılarak Derginin hazırlanması, basılması ve dağıtılması sebebiyle kamu zararı oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa zarar miktarının ne olduğu gibi hususları aydınlatmak üzere bilirkişi raporu temin edilmediği, ceza soruşturmasının bu eksikliklerle sonuçlandırılarak fezleke düzenlendiği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan K24, K25, K26, K27, K28, K29, K30, K31, K48, K34, K32, K33, K36 ve K39’ın şüpheliler arasında gösterildiği, ancak Yetkili Kurulun 2.1.2020 tarih ve 2020/8 sayılı kararında bu kişiler için men-i muhakeme ya da lüzum-u muhakeme yolunda herhangi bir karar alınmadığı görülmekle birlikte, adı geçenlere atılı suçların Anayasal düzene karşı işlenen suçlar kapsamında kalmadığı sonucuna ulaşılması halinde Yetkili Kurul kararındaki bu eksikliğin kararımız üzerine yeniden yapılacak soruşturma sonucunda verilecek Kurul kararında giderilmesi gerektiği saptanmıştır.
Bu bağlamda, iddiaların, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar kapsamında kalıp kalmadığı hususu irdelenerek söz konusu iddiaların bu suçlar kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılması durumunda, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda anılan suçlar nedeniyle Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca doğrudan soruşturma yapılması gerektiğinden, dosyanın doğrudan Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi, söz konusu iddiaların, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar kapsamında kalmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca söz konusu iddialar yönünden yaptırılacak soruşturmada öncelikle şüpheliler K1, K2, K6, K12, K24, K25, K26, K27, K28, Selim Uzunuğlu, K30, K31, K32, K33, K34, K36, K43, K47 ve K48’ın mevzuata uygun olarak şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulması, Dergiye ait ve iddialarla ilgili tüm bilgi ve belgeler eksiksiz olarak temin edilmek suretiyle başka bir üniversitede görevli ve bu üniversite rektörlüğünce atanacak konusunda uzman en az üç kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, Derginin hangi yıllarda kaç kez ve kaç adet basıldığı, yıllar itibarıyla hazırlık ve basım maliyetinin ne olduğu, bu maliyetin her yıl için Üniversite tarafından karşılanan miktarının ne olduğu, Derginin basımı nedeniyle kamu zararına veya üçüncü şahısların menfaatine neden olunup olunmadığı, kamu zararına neden olunmuşsa zarar miktarının ne olduğu, bu zararın doğmasında kimin/kimlerin sorumluluğu bulunduğu, kime/kimlere ne suretle menfaat sağlandığı hususlarını açıklayan bilirkişi raporu alınması suretiyle yenidensoruşturma yapılarak Yetkili Kurul kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, itirazların kabulüyle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan Yetkili Kurulun 2.1.2020 tarih ve 2020/8 sayılı kararının; 2/a ve 2/b maddelerinde atılı suçlardan K5’ın, 2/c maddesinde atılı suçtan K1 ve K2’ın lüzum-u muhakemelerine, 2/d maddede atılı suçtan da K6, K7, K8, K9, K10, K11, K12, K13, K14, K15, K16, K17, K18, K19, K20, K21, K22, K23, K43, K42, K38, K37, K44, K45, K47, K35, K41, K46 ve K40’in men-i muhakemelerine ilişkin kısmının bozulmasına, söz konusu iddiaların Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar kapsamında kalıp kalmadığı hususu irdelenerek anılan iddiaların bu suçlar kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılması durumunda dosyanın doğrudan Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi, iddiaların Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar kapsamında kalmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise, zamanaşımı süresi de dikkate alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca ivedilikle soruşturma yaptırılması, bu soruşturma üzerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan Kurul tarafından atılı suçlar nedeniyle şüpheliler hakkında men-i muhakeme veya lüzum-u muhakeme yolunda karar verilmesi, verilecek kararın türüne göre şüphelilere ve şikayetçiye gerekli bildirimler yapıldıktan sonra bildirim alındıları ile birlikte Yasa gereği veya itiraz edilmesi halinde itiraz dilekçeleri de eklenerek Dairemize gönderilmesi, dosyanın karar ekli olarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına iadesine, kararın birer örneğinin X1 Üniversitesi Rektörlüğü ile itiraz edenlere gönderilmesine 15.10.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X – K A R Ş I O Y
1/a, 1/b, 1/c, 2/a, 2/b ve 2/c maddelerinden şüphelilere atılı suçlarla ilgili olarak, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinin ceza soruşturması usulüne ilişkin (c) bendinde, yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlarla ilgili olarak soruşturma yapılacağı, aynı maddenin 7 nci alt bendinde ise ideolojik amaçlarla Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrılığına dayanılarak nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadıyla işlenen suçlarla bunlara irtibatlı suçlar, öğrenme ve öğretme hürriyetini doğrudan veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükun, huzur ve çalışma düzenini bozan boykot, işgal, engelleme, bunları teşvik ve tahrik, anarşik ve ideolojik olaylara ilişkin suçlar ile ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde, Cumhuriyet savcısının doğrudan soruşturma yapacağı hükme bağlanmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 161 inci maddesinin sekizinci bendinde, Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılacağı, 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmünün saklı olduğu düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, söz konusu iddialarınDevletin güvenliğine karşı suçlar ve Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar kapsamında terör suçu olarak genel hükümlere göre Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturulması gereken iddialar olduğu belirlenmiştir.
Ancak, şüphelilere isnat edilen eylemlerin, “Devletin güvenliğine karşı suçlar” ve ”Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Kanunen genel hükümlere göre Cumhuriyet savcılarınca soruşturulması gereken bu iddialarla ilgili olarak şüpheliler hakkında 2547 sayılı Kanunun 53/c maddesi uyarınca ceza soruşturması yapılamayacağı, şüphelilere atılı suçların Anayasal düzene karşı işlenen suçlar kapsamında kalıp kalmadığı hususunda değerlendirme görev ve yetkisinin bu suçlarla ilgili soruşturmalar için yetkili kılınan Cumhuriyet savcılarında olduğu, kaldı ki, bu suçlarla ilgili Cumhuriyet savcılarının görev ve yetkisinin isnadın gerçekliğinden değil, varlığından kaynaklandığı, söz konusu isnadın sadece Cumhuriyet savcılarınca incelenebileceği, isnadın soyutluğu ya da gerçekliği noktasında da karar merciinin Cumhuriyet savcıları olduğu, dolayısıyla şüphelilere isnat edilen suçların Anayasal düzene karşı işlenen suçlar kapsamında kalıp kalmadığı hususunda tespit değerlendirme yapma yetkisi ve görevi olmayan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca atanacak soruşturmacı/soruşturmacıların kanaatlerine itibar edilmeyeceği, isnat olunan suçlar nedeniyle şüpheliler hakkında genel hükümlere göre işlem yapılması gerektiği açıktır.
Bu nedenlerle, itirazların kabulüyle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan Kurulun 2.1.2020 tarih ve 2020/8 sayılı kararının; 2/a ve 2/b maddelerinde atılı suçlardan K5’ın, 2/c maddesinde de atılı suçtan K1 ve K2’ın lüzum-u muhakemelerine, 1/a maddesinde atılı suçtan K1’nin, 1/b maddesinde atılı suçtan K3’nın, 1/c maddesinde atılı suçtan K4’ın, 2/d maddesinde atılı suçtan da K6, K7, K8, K9, K10, K11, K12, K13, K14, K15, K16, K17, K18, K19, K20, K21, K22, K23, K43, K42, K38, K37, K44, K45, K47, K35, K41, K46 ve K40’in men-i muhakemelerine ilişkin kısmının bozulması ve dosyanın adı geçen şüpheliler hakkında genel hükümlere göre soruşturma yapılmak üzere Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Danıştay 1. Daire, E. 2020/1190 K. 2020/1328 T. 15.10.2020
Kişiye Özel İlan Konusunda Avukat Desteği
Kişiye Özel İlan bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine, mevcut belgelere ve varsa idari veya yargısal kararlara göre değerlendirilir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Kişiye Özel İlan hakkında dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya soru formumuz üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
Lüzum-u muhakeme kararına karşı ne yapılabilir?
Lüzum-u muhakeme kararına ilgililer itiraz edebilir. Men-i muhakeme kararları ise itiraz olmasa bile kendiliğinden Danıştay incelemesine gönderilir. İnceleme sonucunda karar onanabilir veya kaldırılabilir.
Kişiye özel ilan şikâyeti nereye verilir?
Şikâyet, kadronun açıldığı üniversitenin rektörlüğüne yazılı olarak verilebilir. Yükseköğretim Kurulu Denetleme Kurulu Başkanlığına yapılan bildirim de inceleme başlatılmasına yol açabilir. Dilekçede ilanın Resmî Gazete künyesi ve tartışmalı şartın metni gösterilir.
İlanın iptal edilmesi ceza sorumluluğunu doğurur mu?
Hayır. İdari yargıdaki iptal kararı, işlemin hukuka aykırılığını tespit eder ve kendiliğinden ceza sorumluluğu doğurmaz. Ceza soruşturmasında kamu görevlisinin kastı ve eylemin sonucu ayrıca araştırılır.
Hangi kadroda hangi yasak hükmü uygulanır?
Öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi kadrolarında 2018 tarihli öğretim elemanı atama Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası uygulanır. Doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarında ise Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası esas alınır.
Ceza soruşturması ile iptal davası birlikte yürütülebilir mi?
Evet. İki yol birbirinden bağımsızdır ve aynı anda yürüyebilir. Ceza soruşturması kamu görevlisinin sorumluluğunu, iptal davası ise ilanın ve atamanın hukuka uygunluğunu inceler.
Disiplin Soruşturması
Akademik Yayında Yapay Zeka Uydurma Kaynak Sorunu ve Etik Sorumluluk
Yapay zekanın ürettiği hayali kaynak künyeleri hangi etik ihlal bendine girer, yazarın doğrulama sorumluluğu nereye kadar uzanır ve yayımdan sonra düzeltme ile geri çekme nasıl ayrılır.