Vakıf Üniversitesi İşten Çıkarma Davasında Görevli Mahkeme
Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi İşten Çıkarma Davasında Görevli Mahkeme
Vakıf üniversitesinde akademik personel için idare mahkemesi, iş sözleşmesiyle çalışan idari personel için iş mahkemesi görevlidir. Ayrımın ölçütü statü ve göreve alınma biçimidir.
Vakıf üniversitesinden çıkarılan bir akademisyen için işten çıkarma davasında görevli mahkeme kural olarak idare mahkemesidir. Uyuşmazlık Mahkemesi son yıllarda öğretim elemanının sözleşmesini idari sözleşme sayar ve uyuşmazlığı idari yargıya bırakır. Aynı üniversitede iş sözleşmesiyle çalışan idari ve destek personeli bakımından ise iş mahkemesi görevlidir. Ayrım, kişinin statüsüne ve göreve alınma biçimine bakılarak yapılır.
Vakıf Üniversitesi Çalışanlarında Statü Ayrımı Neden Belirleyicidir
Vakıf üniversiteleri kanunla kurulur ve kamu tüzel kişiliği taşır. Anayasa'nın 130. maddesinin son fıkrası bu kurumlar için özel bir çerçeve çizer.
Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir.
Hüküm, akademik çalışma ve öğretim elemanı temini yönünden devlet üniversitesi rejimini vakıf üniversitesine taşır. Mali ve idari konular bu kapsamın dışında bırakılmıştır. Yargı yolundaki ikili yapı buradan doğar.
Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesi aynı ikiliği tekrar eder. Maddeye göre akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanun'a tabidir. Ölçü, bu Kanun'un devlet üniversiteleri için öngördüğü hükümlerdir. Aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu uygulanır.
Bu cümlenin bir bölümü artık yürürlükte değildir. Danıştay Sekizinci Dairesi 29/4/2011 tarihinde verdiği kararla maddedeki "özlük hakları" ibaresini iptal etmiştir. Karar E.2008/8234 ve K.2011/2452 sayılıdır. Gerekçe, vakıf üniversitesindeki akademik personelin özlük hakları yönünden 2547 sayılı Kanun'a tabi olmasıdır.
İbare, yönetmeliğin resmî metninde hâlâ görünür. İptal yalnızca sayfa altındaki dipnotta yer alır. Dipnotu okumayan bir kişi hükmü olduğu gibi yürürlükte sanabilir. İptalden sonra yönetmeliğin İş Kanunu'na yaptığı gönderme akademik personel için yalnız aylık bakımından geçerlidir.
Sık Sorulan Sorular
Vakıf üniversitesinden çıkarılan akademisyen hangi mahkemede dava açar?
Uyuşmazlık Mahkemesinin son yıllardaki kararlarında görevli yargı yeri idare mahkemesidir. Mahkeme, öğretim elemanı ile vakıf üniversitesi arasındaki sözleşmeyi idari sözleşme saymakta ve uyuşmazlığı 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında görmektedir. Yargıtay tarafında ise adli yargı yönünde kararlar vardır, bu nedenle görev itirazı gündeme gelebilir.
Vakıf üniversitesinin idari personeli de idari yargıya mı başvurur?
Hayır. İş sözleşmesiyle çalışan idari ve destek personeli için iş mahkemesi görevlidir. Uyuşmazlık Mahkemesi 04/05/2026 tarihli E.2026/166, K.2026/268 sayılı kararında bir daire başkanlığında işçi statüsünde çalışan müdürün işe iade istemini adli yargıya bırakmıştır.
Öğretim Elemanının İşten Çıkarma Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir
Akademik personel bakımından işten çıkarma davasında görevli mahkeme idari yargı yeridir. Uyuşmazlık Mahkemesi bu sonuca art arda gelen kararlarda ulaşmıştır. Kararların hepsi vakıf üniversitesiyle akademisyen arasındaki fesih uyuşmazlığına ilişkindir.
Çağ Üniversitesinde profesör unvanıyla çalışan öğretim elemanının parasal alacak istemi (E.2025/574, K.2025/656, 24/11/2025)
Aynı üniversitede doktor unvanlı öğretim üyesinin kıdem tazminatı ve izin ücreti istemi (E.2025/644, K.2025/801, 22/12/2025)
İstanbul Bilgi Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışırken feshedilen sözleşmeye bağlı tazminat ve alacak istemi (E.2025/735, K.2026/35, 12/01/2026)
Vakıf üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalışırken sözleşmesi feshedilen kişinin zarar istemi (E.2025/298, K.2025/518, 22/09/2025)
Yine bir araştırma görevlisinin aynı içerikli istemi (E.2025/506, K.2025/597, 13/10/2025)
Vakıf üniversitesi çalışanının kıdem tazminatı ve diğer alacaklarının tahsili istemi (E.2026/52, K.2026/142, 09/03/2026)
Kararların ortak sonucu açıktır. Talebin adı kıdem tazminatı, izin ücreti veya maaş farkı olsa bile görevli yargı yeri değişmez. Uyuşmazlık Mahkemesi alacağı feshe bağlı görür. Bu yüzden asıl işlemin bağlı olduğu yargı yolunu esas alır.
Unvan da sonucu tek başına değiştirmez. Araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, doktor öğretim üyesi ve profesör aynı çizgide değerlendirilmiştir. Belirleyici olan unvanın adı değildir. Yürütülen işin kamu hizmeti sayılıp sayılmadığına bakılır.
Akademik Personelde İdari Yargının Görevli Sayılmasının Dayanağı
Uyuşmazlık Mahkemesi gerekçesini üç noktaya dayandırır. Vakıf üniversitesi kanunla kurulan bir kamu tüzel kişisidir. Kuruluş amacı kamu yararı, faaliyet konusu ise kamu hizmetidir. Üniversitenin bilimsel özerkliği de anayasal güvence altındadır.
Mahkemeye göre öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atanmaları ve yükselmeleri anayasal güvence altındadır. Söz konusu haklar kanunla düzenlenir. Öğretim elemanı sürekli ve düzenli bir kamu hizmetinde çalışır. Bu nedenle idare hukuku anlamında kamu personeli sayılır. Taraflar arasındaki sözleşme de idari sözleşme kabul edilir.
Nitelemenin usul sonucu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesindedir. Maddenin birinci fıkrasının (c) bendi idari sözleşmeleri kapsar. Kamu hizmetinin yürütülmesi için yapılan sözleşmeden doğan uyuşmazlık idari dava sayılır. E.2025/644 sayılı karar bu bende açıkça dayanmıştır. Karar oy çokluğuyla alınmış, üç üye karşı oy kullanmıştır.
İdari ve Destek Personelinde İş Mahkemesinin Görevi
Aynı kampüste çalışan herkes bu sonuca tabi değildir. Uyuşmazlık Mahkemesi 04/05/2026 tarihli kararında farklı bir sonuca varmıştır. Karar E.2026/166 ve K.2026/268 sayılıdır. Uyuşmazlık, Haliç Üniversitesinde iletişim biriminde müdür unvanıyla işçi statüsünde çalışan kişinin işe iade istemine ilişkindir.
Mahkeme, Danıştay Sekizinci Dairesinin iptal kararının yalnızca akademik personele yönelik olduğunu belirtmiştir. Davacının statüsü, göreve alınma biçimi ve görevinin sonlandırılması ayrıca değerlendirilmiştir. Sonuçta davacının akademik personel veya kamu personeli olmadığı, sözleşmenin de idari sözleşme sayılamayacağı kabul edilmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
Bu durumda uyuşmazlık 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesine girer. Madde 4857 sayılı Kanun'a tabi işçileri kapsar. İşçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan uyuşmazlık iş mahkemesine bırakılır. Üniversitenin idari ve destek birimlerinde iş sözleşmesiyle çalışan personel bu kapsamda kalır.
Statü Ayrımında Hangi Ölçütler Öne Çıkar
Ayrım unvanla başlar ama unvanla bitmez. Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında üç ölçüt öne çıkar. Bunlar kişinin statüsü, göreve alınma biçimi ve sahip olduğu hak ve yetkilerdir. E.2026/166 sayılı kararda görevin sona erdirilme usulü de ayrıca tartışılmıştır.
Akademik personelin göreve alınması akademik bir karara dayanır. Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesi bunu açıkça yazar. Öğretim elemanının seçimi, değerlendirilmesi ve akademik unvanla görevlendirilmesi yetkili akademik organlarca yapılır. Atamada devlet üniversitelerinde aranan şartlar da aranır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 8. maddesi aynı yönde bir kural taşır. Maddeye göre öğretim elemanlarının nitelikleri devlet yükseköğretim kurumlarındaki niteliklerle aynıdır. Devlet üniversitelerinde çalışması yasaklanmış kişiler vakıf üniversitesinde de görev alamaz. Disiplin yoluyla çıkarılmış kişiler için de aynı yasak geçerlidir.
İdari kadroda tablo değişir. İşe alma kararı akademik bir organdan çıkmaz. Sözleşme doğrudan iş sözleşmesi olarak kurulur. Fesih de İş Kanunu usulüyle yapılır.
Dosyada ilk bakılan belge sözleşmedir. Ancak sözleşmenin başlığı tek başına yeterli değildir. Kararlarda göreve alınma biçimi ve fiilen yapılan iş de tartılır. Bu ölçütler işten çıkarma davasında görevli mahkeme belirlenirken birlikte değerlendirilir.
Uyuşmazlık Mahkemesi Kararlarının Getirdiği Çözüm
İki yargı kolu da kendini görevsiz görürse ortada olumsuz görev uyuşmazlığı vardır. 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesi bunun şartını gösterir. Taraflar, konu ve sebep aynı olmalıdır. İki merci de görevsizlik kararı vermelidir. Her iki kararın ayrıca kesinleşmesi gerekir.
Başvuruyu yalnızca davanın tarafları ileri sürebilir. Kanun'un 15. maddesine göre dosyalar, son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir. Gönderme kendiliğinden yapılmaz; taraflardan birinin istemi aranır. İstemi ihmal eden davacı dosyasını hareketsiz bırakmış olur.
İkinci yol Kanun'un 19. maddesidir. Görevsizlik kararı üzerine dosya kendisine gelen mahkeme, asıl görevli merciin diğeri olduğu kanısına varabilir. Böyle bir hâlde gerekçeli kararla Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve incelemeyi erteler. Buradaki başvuru tarafın istemine bağlı değildir.
Uyuşmazlık Mahkemesi istemi önce şekil ve süre yönünden inceler. Kanun'un 27. maddesi bunu emreder. Yönteme uymayan veya süresinde ileri sürülmeyen istem reddedilir. Başvurunun usulü bu nedenle esası kadar önemlidir. Verilen kararlar kesindir; bütün yargı mercileri ve makamlar bu kararlara uymakla ödevlidir.
Görevli Mahkemeye Göre Dava Türü ve Talepler
Yargı yolu değişince davanın adı, dilekçenin kurgusu ve istenebilecek sonuçlar da değişir. Bu nedenle işten çıkarma davasında görevli mahkeme sorusu yalnızca adres sorusu değildir. Dilekçedeki her hata aynı ağırlıkta da değildir. İdari yargıda hasmın yanlış gösterilmesi giderilebilir bir eksikliktir; dilekçe gerçek hasma tebliğ edilir. Yargı yolunun yanlış seçilmesi ise davanın esasını kapatır.
İptal Davası ve Tam Yargı Davası
İdari yargıda fesih işlemine karşı iptal davası açılır. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi iptal davasının çerçevesini çizer. İşlem yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönünden hukuka aykırı olmalıdır. Parasal sonuçlar tam yargı davasıyla istenir. İki talep aynı dilekçede birleştirilebilir.
Uyuşmazlık Mahkemesi 23.12.2019 tarihli kararında bu çerçeveyi genişletmiştir. Karar E.2019/603 ve K.2019/818 sayılıdır. Kararda, iş mahkemesince verilen işe iade hükmünün yerine getirilmemesinden doğan tazmin istemi de idari yargıya bırakılmıştır. Fesih işlemine dayanan mali sonuçlar, işlemin bağlı olduğu yargı yolunu izler. İdari yargıda ayrıca yürütmenin durdurulması istenebilir.
İşe İade ve İşçilik Alacağı Davası
İş mahkemesi yolunda talep işe iadedir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi bu talebi ayrı bir usule bağlar. İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır. Anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılır.
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ve izin ücreti gibi kalemler ayrı bir alacak davasının konusudur. Alacak davalarında da arabuluculuk dava şartıdır. İşçi alacaklarının kapsamı ve iş hukukunda zorunlu arabuluculuk ayrı kurallara tabidir.
Yanlış Yargı Yolunda Açılan Davanın Sonuçları
İşten çıkarma davasında görevli mahkeme yanlış seçilirse dava esastan görülmez. Adli yargıda mahkeme, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davayı usulden reddeder. Dayanak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. ve 115. maddeleridir. Dosya kendiliğinden idare mahkemesine gönderilmez.
Kanun bu noktada bir kurtarma hükmü öngörmüştür. 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi burada devreye girer. Adli yargıda görev yönünden reddedilen dava için yeni bir süre açılır. Ret kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açılabilir. Görevsiz mercie başvurma tarihi, idari yargıya başvurma tarihi sayılır.
Maddenin ikinci fıkrası ek bir imkân verir. Otuz günlük süre geçmiş olsa bile idari dava açma süresi henüz dolmamışsa o süre içinde dava açılabilir. Kurtarma hükmünün ters yönde bir karşılığı yoktur. İdari yargıda yargı yolu nedeniyle reddedilen dosya için benzer bir aktarma kuralı bulunmaz.
Sürenin başlangıcı için ret kararının kesinleşmesi beklenir. Kesinleşme tarihi dosyadan takip edilir. Tarih yanlış hesaplanırsa yeni dava da süre yönünden reddedilebilir. Bu yüzden ret kararı elde edilir edilmez kesinleşme şerhi istenir.
Her İki Yolda Dava Açma Süreleri
İdari yargıda genel dava açma süresi altmış gündür. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi süreyi yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlatır. Aynı Kanun'un 11. maddesi, süre içinde üst makama başvurma imkânı tanır. Başvuru, işlemeye başlamış süreyi durdurur; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
Üst makama başvuru her dosyada zorunlu bir aşama değildir. Durdurma etkisi de yalnız dava açma süresi içinde yapılan başvuruya bağlıdır. İstek reddedilirse süre yeniden işler; başvuru tarihine kadar geçen süre de hesaba katılır. Hesap çoğu zaman gözden kaçar.
İş mahkemesi yolunda süreler daha kısadır. İşe iade için öngörülen bir aylık süre kaçırıldığında bu talep bir daha ileri sürülemez. Alacak kalemlerinde ise 4857 sayılı Kanun'un ek 3. maddesi geçerlidir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti için zamanaşımı süresi beş yıldır.
Süre farkı, işten çıkarma davasında görevli mahkeme tartışmasını pratik bir soruna dönüştürür. Yanlış yolda geçen aylar, doğru yoldaki kısa süreyi tüketebilir. Bu risk, görev süresi uzatılmayan akademisyenin durumunda da benzer biçimde ortaya çıkar.
Yargı Uygulamasındaki Görüş Ayrılığı Nasıl Okunmalı
Tartışma tek sesli değildir ve hâlâ sürmektedir. Bir vakıf üniversitesi öğretim görevlisinin açtığı alacak davası bunu iyi gösterir. Dosya yıllar içinde iki yargı kolu arasında gidip gelmiştir. Aşamalar Yargıtay karar metinlerinden izlenebilir.
İş mahkemesi önce davayı kabul etmiştir. Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi 05.02.2019 tarihinde bu kararı bozmuştur. Bozma kararı E.2015/27265 ve K.2019/2811 sayılıdır. Daire, öğretim görevlisinin idari sözleşmeyle çalıştığını ve idari yargının görevli olduğunu belirtmiştir.
İlk derece mahkemesi bu bozmaya direnmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.12.2021 tarihinde direnmeyi uygun bulmuştur. Karar E.2019/9-663 ve K.2021/1668 sayılıdır. Genel Kurul, sözleşmeyi Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesine dayanan bir özel hukuk ilişkisi saymıştır. Sonuçta adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir.
Dosya bunun üzerine esastan görülmüştür. Dokuzuncu Hukuk Dairesi 12.10.2023 tarihli kararında kıdem ve ihbar tazminatı istemini incelemiştir. Bu karar E.2023/15344 ve K.2023/14188 sayılıdır. Genel Kurul kararı Yargıtay karar bankasında ayrıca yayımlanmamış, künyesi ve gerekçesi Daire kararlarında aktarılmıştır.
Aynı ayrılık Uyuşmazlık Mahkemesi içinde de görülür. E.2025/644 sayılı karara karşı oy veren üyeler yönetmelikteki ayrıma dayanmıştır. Bir yanda çalışma esasları vardır. Diğer yanda aylık ve özlük hakları yer alır. Onlara göre uyuşmazlık ücret ve tazminata ilişkinse adli yargı görevlidir.
Görüş ayrılığının pratik sonucu şudur. Görev itirazı davalı üniversitenin sık kullandığı savunmalardan biridir. İtiraz kabul edilmese bile yargılamayı uzatır. Uyuşmazlık Mahkemesinin son yıllardaki çizgisi akademik personel yönünden idari yargı lehinedir. Yine de somut dosyada unvan, sözleşme metni ve fiilen yapılan iş ayrıca değerlendirilmelidir.
Belirsizliği yönetmenin yolu süreleri paralel korumaktır. Dosyanın hangi kolda görüleceği tartışmalıysa her iki yoldaki hak düşürücü sürelerin takibi gerekir. Aynı yaklaşım üniversite yönetim kurulu kararına karşı iptal davası açılan hâllerde de geçerlidir.
İşten Çıkarma Davasında Görevli Mahkeme Konusunda Avukat Desteği
Vakıf üniversitesinde işten çıkarma davasında görevli mahkeme bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine, mevcut belgelere ve varsa idari veya yargısal kararlara göre değerlendirilir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Fesih işlemi hakkında dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya Avukata Sor formu üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
Görevsiz yargı yolunda açılan dava süre kaybına yol açar mı?
Adli yargıda açılıp görev yönünden reddedilen dava için 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi bir kurtarma imkânı verir. Ret kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açılabilir ve ilk başvuru tarihi esas alınır. Ters yönde, yani idari yargıdan adli yargıya geçişte böyle bir hüküm bulunmaz.
Öğretim üyesi ile idari personelin dava yolu neden farklıdır?
Fark, göreve alınma biçiminden ve işin niteliğinden doğar. Öğretim elemanı yetkili akademik organların kararıyla ve 2547 sayılı Kanun'un aradığı niteliklerle göreve alınır; yürüttüğü iş kamu hizmeti sayılır. İdari personel ise doğrudan iş sözleşmesiyle çalıştırılır ve 4857 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.
Görev itirazı dava sürecini nasıl etkiler?
Görev itirazı, davanın esasına girilmeden önce incelenir ve kabul edilirse dava usulden reddedilir. İki yargı kolu da kendini görevsiz görürse 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesi anlamında olumsuz görev uyuşmazlığı doğar. İtiraz kabul edilmese bile yargılamanın uzamasına yol açabilir.
Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruyu kim yapabilir?
Olumsuz görev uyuşmazlığında başvuruyu yalnızca davanın tarafları ileri sürebilir. 2247 sayılı Kanun'un 15. maddesine göre dosyalar, taraflardan birinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece gönderilir. Ayrıca Kanun'un 19. maddesi uyarınca dosyayı inceleyen mahkeme de kendiliğinden başvurabilir.
Kıdem tazminatı istemi de idari yargıda mı görülür?
Uyuşmazlık Mahkemesi akademik personele ilişkin kararlarında talebin adına bakmamaktadır. E.2025/644, K.2025/801 sayılı kararda kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve maaş farkı istemleri idari yargıya bırakılmıştır. Gerekçe, bu alacakların fesih işlemine bağlı olmasıdır.
Vakıf Üniversiteleri
Kapatılan Vakıf Üniversitesinde Akademik Personel Hakları ve Tazminat
Faaliyet izni kaldırılan vakıf üniversitesinde çalışan akademisyenin sözleşmesi hangi tarihte sona erer, alacağını kimden ister ve hangi mahkemeye başvurur.