Vakıf üniversitesinde işe iade davası otuz işçi, altı aylık kıdem ve belirsiz süreli iş sözleşmesi şartına bağlıdır. Akademik personelin sözleşmesi genellikle belirli süreli olduğu için yol iptal davasına döner.
Vakıf üniversitesinde işe iade davası herkes için açık bir yol değildir. Dava 4857 sayılı İş Kanunu'nun iş güvencesi hükümlerine dayanır. Kanun üç şart arar: otuz işçi çalıştıran işyeri, altı aylık kıdem ve belirsiz süreli iş sözleşmesi. Üniversitenin idari personeli bu şartları çoğu zaman taşır, akademik personelin sözleşmesi ise genellikle belirli sürelidir.
Vakıf üniversiteleri kanunla kurulur ve kamu tüzel kişiliğine sahiptir. Buna karşılık personelini kadroya değil sözleşmeye dayanarak çalıştırır. Dayanak Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkra iki cümleden oluşur. Birinci cümle akademik ve idari personelin çalışma esaslarını 2547 sayılı Kanuna bağlar. İkinci cümle aylık ve diğer özlük hakları bakımından 4857 sayılı İş Kanunu'nu uygular.
Bu ikili yapı dava yolunu da belirler. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) bendi bir kısmını netleştirir. Bende 2020 yılında eklenen cümleye göre öğretim elemanları dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel 4857 sayılı Kanuna tabidir. Üniversitenin sekreteri, teknisyeni, güvenlik görevlisi ve muhasebecisi bu nedenle açık biçimde işçidir.
Anayasa da bu bölünmüş yapıyı doğrular. 130. maddenin son fıkrası, vakıf yükseköğretim kurumlarını akademik çalışmalar, öğretim elemanının sağlanması ve güvenlik yönlerinden devlet üniversitesiyle aynı hükümlere bağlar. Mali ve idari konular ise bu kapsamın dışında bırakılmıştır. Ücret ve çalışma koşulları mali konu sayıldığı için İş Kanununa yer açılır.
Kanun bir hâlde iki grubu da açıkça işçi sayar. 2547 sayılı Kanunun Ek 11. maddesine 2016 yılında eklenen fıkra bunu düzenler. Kurucu vakfına kayyım atanan veya faaliyet izni kaldırılan bir vakıf yükseköğretim kurumunda akademik ve diğer personelin hizmet sözleşmelerine 4857 sayılı Kanun uygulanır. Kapatılan üniversitelerin personeli bu nedenle doğrudan iş mahkemesine gider.
Öğretim elemanlarında tablo daha karışıktır. Sözleşme imzalanır, ücret bordroya bağlanır, sigorta primi işçi statüsünde yatırılır. Aynı zamanda atama akademik organların önerisinden ve mütevelli heyetin onayından geçer. Vakıf üniversitesinde işe iade davası tartışması tam bu noktada başlar.
Sık Sorulan Sorular
Vakıf üniversitesinde çalışan herkes işe iade davası açabilir mi?
Hayır. Dava için 4857 sayılı Kanunun 18. maddesindeki üç şartın birlikte bulunması gerekir: işyerinde otuz veya daha fazla işçi, en az altı aylık kıdem ve belirsiz süreli iş sözleşmesi. Üniversitenin idari personeli bu şartları çoğu zaman taşır. Bir yıllık sözleşmeyle çalışan öğretim elemanı ise üçüncü şartta takılır.
İşe iade davasından önce arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?
Evet. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3. maddesi arabulucuya başvurmayı dava şartı sayar. Arabulucuya gidilmeden açılan dava, dilekçe karşı tarafa tebliğe çıkarılmadan usulden reddedilir. Kesinleşen ret kararının tebliğinden sonra iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.
İş güvencesi hükümleri 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ile 21. maddelerinde yer alır. 18. madde davanın kapısını açan şartları sayar. Şartlardan biri eksikse mahkeme feshin geçersizliğine karar veremez. Vakıf üniversitesinde işe iade davası bu üç şart üzerine kurulur.
Otuz İşçi Ölçütü
Fesih tarihinde işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışıyor olmalıdır. Sayım kural olarak işyeri esasına göre yapılır. 18. maddenin beşinci fıkrası bir ek kural getirir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa sayı hepsinin toplamına göre bulunur.
Vakıf üniversitelerinde bu ölçüt genellikle sorun çıkarmaz. Orta ölçekli bir üniversite bile yüzlerce kişi çalıştırır. Üniversiteye bağlı hastane, sürekli eğitim merkezi ve meslek yüksekokulu da hesaba katılır. Tartışma daha çok sayıya kimin dahil edileceği üzerinde çıkar. İş sözleşmesiyle çalışan öğretim elemanlarının bu sayıma girip girmeyeceği ayrıca değerlendirilir.
Altı Aylık Kıdem Şartı
İşçinin fesih tarihinde en az altı aylık kıdemi bulunmalıdır. Kıdem hesabında aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilir. Bir çalışan önce meslek yüksekokulunda, sonra fakültede görev yapmış olabilir. İki dönem tek kıdem sayılır.
Kanun tek bir istisna tanır. 18. maddenin ilk fıkrasına 2014 yılında eklenen cümle yer altı işlerinde kıdem şartını kaldırır. Yükseköğretim alanında bu istisnanın uygulama alanı yoktur. Deneme süresi kıdeme dahildir ve süresi en çok iki aydır.
Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi Şartı
Üçüncü şart en çok atlanan şarttır. İş güvencesi yalnız belirsiz süreli sözleşmeyle çalışanı korur. Sözleşme belirli süreliyse ve süre dolmuşsa ortada fesih bile yoktur. Sözleşme kendiliğinden sona erer.
Kanunun 11. maddesi belirli süreli sözleşmeyi objektif koşullara bağlar. Belirli bir iş, belirli bir olgu veya somut bir süre gerekir. Aynı madde zincirleme sözleşmeyi de sınırlar. Esaslı bir neden yoksa sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.
İşveren Vekilleri Kapsam Dışındadır
Üç şartı taşısa bile dava açamayan bir grup vardır. Kanunun 18. maddesinin son fıkrası işveren vekillerini iş güvencesi dışında bırakır. Kapsam dar tutulmuştur. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden vekil ile yardımcıları buna girer. İşyerinin bütününü yöneten ve işçi alma ile çıkarma yetkisi bulunan vekiller de kapsamdadır. Genel sekreter bu tanıma girebilir, bir bölüm başkanı ise kural olarak girmez.
Akademik Personelde Sözleşme Türü Engeli
Vakıf üniversiteleri öğretim elemanlarıyla çoğunlukla bir yıllık sözleşme imzalar. Sözleşmenin yenilenmesi mütevelli heyetin onayına bağlıdır. Bu düzenin arkasında 2547 sayılı Kanunun 31. maddesi vardır. Madde öğretim görevlilerinin süreli olarak görevlendirilebileceğini yazar. Atanma süresi sonunda görev kendiliğinden sona erer.
Uygulamada sözleşme her yıl aynı içerikle yenilenir. Beş yıl aynı bölümde ders veren bir öğretim görevlisi beş ayrı sözleşme imzalar. İş Kanununun 11. maddesi bu düzene müdahale eder. Yenilemenin arkasında esaslı bir neden yoksa sözleşme baştan belirsiz süreli sayılır.
Esaslı neden somut olarak gösterilmelidir. Belirli bir projenin süresi buna örnektir. Bir dersin tek dönemlik açılması da örnek olabilir. Yabancı uyruklu personelin çalışma izni süresi üçüncü bir örnektir. Akademik yılın bir yıl sürmesi ise tek başına yeterli görülmez. Vakıf üniversitesinde işe iade davası açan öğretim elemanının ilk işi bu nitelendirmeyi tartışmaktır.
Akademik Personelin İşe İade Yerine Başvuracağı Yol
Öğretim elemanının önündeki ikinci engel yargı yolu tartışmasıdır. Kararlar, vakıf üniversitesi öğretim elemanının işçi mi kamu personeli mi olduğu konusunda bölünmüştür. Bu bölünme aşağıda üç kararla gösteriliyor.
Belirsizlik nedeniyle uygulamada temkinli bir yol izlenir. Öğretim elemanı, sözleşmesinin feshine veya yenilenmemesine karşı idare mahkemesinde iptal davası açar. Süre 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesine göre altmış gündür. Süre işlemin yazılı bildirimini izleyen günden başlar.
İptal kararı işlemi baştan itibaren ortadan kaldırır. İdare kararın gereğini en geç otuz gün içinde yerine getirir. Öğretim elemanı görevine döner. Açıkta geçen süreye ilişkin parasal haklar tam yargı davasıyla istenir. Bu talep iptal davasıyla birlikte veya sonrasında ileri sürülebilir. Üniversite yönetim kurulu kararına karşı iptal davası da aynı usule tabidir.
Yanlış yargı yoluna gitmenin sonucu ağırdır. Adli yargı görevli değilse mahkeme dosyayı idare mahkemesine göndermez. Dava dilekçesi yargı yolu caiz olmadığından usulden reddedilir. Bu sırada altmış günlük dava süresi işlemeye devam eder.
Arabuluculuk Başvurusu ve Süreler
İşe iade talebi doğrudan mahkemeye götürülemez. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi arabulucuya başvurmayı dava şartı sayar. Kural, iş hukukunda arabuluculuk uygulamasının temelidir. Vakıf üniversitesinde işe iade davası açılmadan önce bu aşama tamamlanır.
Süreler kısadır. İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurur. Başvuru karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci bitirir. Bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir.
Anlaşma sağlanamazsa son tutanak düzenlenir. Dava, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde açılır. Son tutanağın aslı veya onaylı örneği dilekçeye eklenir. Taraflar anlaşırsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme de götürülebilir.
Arabulucuya gitmeden dava açılırsa dilekçe usulden reddedilir. Ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının tebliğinden sonra iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. İlk toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, davayı kazansa bile yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.
Yetkili mahkeme de baştan bilinmelidir. 7036 sayılı Kanunun 6. maddesine göre dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. İşin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi de yetkilidir. Kampüsün bulunduğu yer bu nedenle çoğu dosyada yetkili yerdir.
Arabuluculuk süreci bir de koruma sağlar. Büroya başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. Hak düşürücü süreler de bu sürede işlemez.
Arabuluculukta anlaşılırsa tutanakta üç unsur zorunludur. Bunlar işe başlatma tarihi, boşta geçen süre için ödenecek tutar ve işe başlatmama tazminatının tutarıdır. Üçü de yazılmazsa anlaşma sağlanamamış sayılır.
Geçerli Fesih Sebebinin Denetimi
İşveren feshi geçerli bir sebebe dayandırmak zorundadır. Kanun üç kaynak sayar: işçinin yeterliliği, işçinin davranışları ve işletmenin gerekleri. Bir programın kapanması veya kontenjanın düşmesi işletme gereği sayılabilir. Üniversite bu iddiayı somut verilerle desteklemelidir.
Fesih usulü de denetlenir. Bildirim yazılı yapılır ve sebep açık ve kesin biçimde yazılır. Davranış veya verim sebebiyle fesihte işçinin savunması önceden alınır. Savunma alınmadan yapılan fesih bu yönüyle sakatlanır.
Kanun bazı sebepleri baştan geçersiz sayar. Sendika üyeliği, işyeri sendika temsilciliği ve hamilelik bunlar arasındadır. İşveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak da geçerli sebep değildir. Bir çalışanın alacağı için dava açması bu kapsamda değerlendirilir.
Çalışma koşullarındaki değişiklik de bu başlığa girer. Kanunun 22. maddesi esaslı değişikliği yazılı bildirim şartına bağlar. İşçi altı iş günü içinde yazılı kabul vermezse değişiklik onu bağlamaz. İşveren bunun üzerine sözleşmeyi feshederse işçi yine 18 ile 21. maddelere göre dava açabilir. Ders yükünün ağırlaştırılması veya başka bir kampüse gönderilme bu kapsamda tartışılır.
İspat yükü işverendedir. İşçi feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bunu kendisi ispatlar. Geçerli sebep ile haklı nedenle fesih birbirinden farklıdır. Haklı sebep derhal feshi, geçerli sebep ise bildirimli feshi meşrulaştırır.
İşe İade Davasının Sonuçları ve Tazminatlar
Mahkeme feshi geçersiz bulursa iki sonuç doğar. Birincisi işe başlatma yükümlülüğüdür. Karar kesinleştikten sonra işçi on iş günü içinde işverene başvurur. İşveren, başvuru üzerine bir ay içinde işe başlatmak zorundadır.
İşveren işe başlatmazsa ikinci sonuç devreye girer. İşe başlatmama tazminatı en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarındadır. Miktarı mahkeme kararında belirlenir. Belirlemede kıdem süresi ve fesih sebebi gözetilir.
Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süre için ayrıca ödeme yapılır. Bu kalem en çok dört aylık ücreti ve diğer hakları kapsar. Mahkeme her iki tutarı da parasal olarak belirler. Hesapta dava tarihindeki ücret esas alınır.
İşçi işe başlatılırsa peşin ödenen ihbar ücreti ve kıdem tazminatı mahsup edilir. İşçi on iş günlük süreyi kaçırırsa fesih geçerli hâle gelir. Diğer işçilik alacakları ayrı bir davanın konusudur. Kanunun 21. maddesinin ilk üç fıkrası sözleşmeyle değiştirilemez.
Dava ivedilikle sonuçlandırılır. İstinaf başvurusunda bölge adliye mahkemesi kesin karar verir. Bu kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır.
İki Dava Türünün Karşılaştırılması
İki yol arasındaki fark yalnız mahkemenin adı değildir. Süreler, ön şartlar ve kazanılan sonuçlar da ayrışır. Aşağıdaki tablo temel farkları özetler.
Konu
İşe iade davası
İptal davası
Dayanak
4857 sayılı Kanun m. 18-21
2577 sayılı Kanun m. 2 ve 7
Görevli yargı
İş mahkemesi
İdare mahkemesi
Ön şart
Arabuluculuk dava şartıdır
Zorunlu ön başvuru yoktur
Süre
Bir ay arabulucu, iki hafta dava
Altmış gün
Kazanılırsa
Feshin geçersizliği ve işe başlatma
İşlemin iptali ve göreve dönüş
Parasal sonuç
Dört ile sekiz aylık tazminat
Tam yargı davasıyla mahrum kalınan haklar
Vakıf üniversitesinde işe iade davası ile iptal davası aynı anda açılamaz. Yol seçimi fesih bildiriminin tebliğinden hemen sonra yapılmalıdır.
Yargı Kararlarında Vakıf Üniversitesi Uygulaması
Yargıtay bu konuda uzun süre ikiye bölündü. 22. Hukuk Dairesi 2016 yılında adli yargıyı görevli saydı. Karar, bir vakıf üniversitesinde yardımcı doçent olarak çalışan davacıya ilişkindi. Daire, bu istihdamda kamu gücünün baskın ve belirleyici olmadığını belirtti. Yerel mahkemeden işin esasına girmesini istedi (E. 2016/12877, K. 2016/15414).
9. Hukuk Dairesi 2019 yılında ters yönde karar verdi. Daire, vakıf üniversitesinde çalışan öğretim elemanlarının idari sözleşmeyle çalıştığı sonucuna vardı. Kararda önemli bir usul uyarısı da yer alır. İdari yargı görevliyse gönderme kararı verilemez ve dilekçe reddedilir (E. 2019/5942, K. 2019/18696).
Hukuk Genel Kurulu tartışmayı 14 Aralık 2021 tarihinde ele aldı. Kurul oy çokluğuyla adli yargıyı görevli buldu. Gerekçeye göre kanunlarda bu sözleşmeyi idari hizmet sözleşmesi sayan bir hüküm yoktur. Sözleşme tarafların serbest iradesiyle kurulur ve özel hukuka tabidir (E. 2019/9-663, K. 2021/1668).
Kararın karşı oyunda Uyuşmazlık Mahkemesinin idari yargıyı işaret eden kararları anılır. Yargı yolu itirazı bu nedenle hâlâ gündeme gelebilir. Yükseköğretim hukuku alanında tartışma sürüyor.
Vakıf Üniversitesinde İşe İade Davası Konusunda Avukat Desteği
Vakıf üniversitesinde işe iade davası bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Fesih bildirimi, sözleşme metni ve yenileme yazışmaları da bu değerlendirmeye girer. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Fesih süreci hakkında dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilirsiniz. Talebinizi Avukata Sor formu üzerinden de iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
İşe iade davası hangi sürede açılmalıdır?
İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurur. Arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa dava, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde açılır. Arabulucu süreci görevlendirmeden itibaren üç haftada bitirir; bu süre zorunlu hâllerde bir hafta uzatılabilir.
Akademisyenin işe iade talebi neden iptal davasına dönüşebiliyor?
İki sebepten. Birincisi, öğretim elemanının sözleşmesi genellikle belirli sürelidir ve iş güvencesi hükümleri belirli süreli sözleşmede uygulanmaz. İkincisi, yargı yolu tartışmalıdır: bazı kararlar bu ilişkiyi idari sözleşme sayar. Bu nedenle uygulamada altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılması tercih edilir.
İşe iade davası kazanılırsa hangi tazminatlar ödenir?
İşveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı öder. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklar ödenir. Mahkeme her iki tutarı dava tarihindeki ücrete göre parasal olarak belirler.
Otuz işçi şartı vakıf üniversitesinde nasıl hesaplanır?
Sayım fesih tarihindeki işyeri çalışan sayısına göre yapılır. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa bu işyerlerindeki toplam işçi sayısı esas alınır. Üniversiteye bağlı hastane, meslek yüksekokulu ve sürekli eğitim merkezi de bu toplama girer. Uygulamada bu şart vakıf üniversitelerinde nadiren tartışma yaratır.
Belirli süreli sözleşmeyle çalışan akademisyen işe iade davası açabilir mi?
Kural olarak açamaz, çünkü iş güvencesi yalnız belirsiz süreli sözleşmeyi korur. Ancak 4857 sayılı Kanunun 11. maddesi bir kapı bırakır: esaslı bir neden olmadan üst üste yenilenen sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Bu değerlendirme her yenilemenin somut gerekçesine bakılarak yapılır.
Vakıf Üniversiteleri
Kapatılan Vakıf Üniversitesinde Akademik Personel Hakları ve Tazminat
Faaliyet izni kaldırılan vakıf üniversitesinde çalışan akademisyenin sözleşmesi hangi tarihte sona erer, alacağını kimden ister ve hangi mahkemeye başvurur.