İtibar ve güven duygusunu sarsacak davranış 657 sayılı Kanunda memurlar için düzenlenmiştir. Öğretim elemanları bakımından dayanak Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.
İtibar ve güven duygusunu sarsacak davranış, 657 sayılı Kanunda devlet memurları için öngörülmüş bir disiplin fiilidir. Fiil hizmet içinde işlenirse aylıktan kesme, hizmet dışında işlenirse kınama cezasını gerektirir. Öğretim elemanları bakımından ise durum farklıdır. Bu fiile dayanan cezanın hukuki dayanağı Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ortadan kalkmıştır.
Kısa cevap: İtibar ve güven duygusunu sarsacak davranış, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu madde 125'te düzenlenen bir disiplin fiilidir. Hizmet içinde işlenirse aylıktan kesme, hizmet dışında işlenirse kınama cezası uygulanır. Öğretim elemanları bu fiilden ceza alamaz; ilgili atıf 17/4/2020'de yürürlükten kalkmış, 2547 sayılı Kanun bu fiili kendi listesine almamıştır.
“ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,”
Sık Sorulan Sorular
Hizmet içinde ve hizmet dışında işlenen fiilin cezası neden farklıdır?
657 sayılı Kanun aynı davranışı iki ayrı bentte düzenlemiştir. Hizmet dışındaki davranış m.125/B-d uyarınca kınama, hizmet içindeki davranış m.125/C-ı uyarınca aylıktan kesme cezasını gerektirir. Ayrım, davranışın kamu göreviyle bağının derecesine dayanır.
Öğretim üyesine 657 sayılı Kanundan disiplin cezası verilebilir mi?
Verilemez. Anayasa Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.2017/33, K.2019/20 sayılı kararı bu atfı iptal etmiştir. 15/4/2020 tarihli ve 7243 sayılı Kanunla ilgili ibare madde metninden çıkarılmıştır. Öğretim elemanına yalnız 2547 sayılı Kanun m.53/b'de sayılan fiillerden ceza verilebilir.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2015 yılında mezunu olmuştur. Türk ve Alman vatandaşıdır. Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi almıştır. Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Marka-Patent-Fikri Sınai Haklar eğitimi sertifikasına sahiptir. 2016 yılından itibaren Ankara Barosu mensubu olup 2022…
Google aramalarında ve yapay zeka özetlerinde yazılarımızı öncelikli görmek için sitemizi tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyebilirsiniz.
Metinlerdeki tek fark "hizmet dışında" ve "hizmet içinde" ibareleridir. Buna karşılık sonuç ciddi biçimde değişir. Kınama yazılı bir bildirimdir. Aylıktan kesme ise brüt aylıktan 1/30 ile 1/8 arasında kesinti anlamına gelir.
İki bent arasındaki fark aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
Ölçüt
657 m.125/B-d (hizmet dışı)
657 m.125/C-ı (hizmet içi)
Ceza türü
Kınama
Aylıktan kesme
Cezanın içeriği
Yazılı bildirim
Brüt aylıktan 1/30-1/8 kesinti
Özlük dosyasından silinme talebi
Uygulamadan 5 yıl sonra
Uygulamadan 10 yıl sonra
Üst kadrolara atanma yasağı
Yok
5 yıl
Aynı maddede daha hafif bir fiil de vardır. (A) bendinin (e) alt bendi devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışı uyarma cezasına bağlar. Üç bent arasındaki sınır uygulamada tartışılır. Bu nedenle isnadın hangi bende dayandığı savunmanın ilk kontrol noktasıdır.
Hizmet İçi ve Hizmet Dışı Ayrımı Cezayı Nasıl Değiştirir?
Hizmet içi kabul edilen davranışa aylıktan kesme, hizmet dışı kabul edilene kınama cezası uygulanır; nitelendirme bir derece fark yaratır. Ayrım yer değil, bağlam ölçütüne dayanır. Belirleyici olan davranışın kamu göreviyle bağının bulunup bulunmadığıdır.
Mesai saatinde, görev yerinde ve görevle bağlantılı davranışlar hizmet içi sayılır.
Görev dışında kalan ancak memurluk sıfatıyla bağlantı kuran davranışlar hizmet dışı sayılır.
Kamu göreviyle hiçbir bağı bulunmayan özel yaşam alanı ise kural olarak disiplinin konusu değildir.
Bu ayrım dava dilekçesinde ayrıca tartışılır. İdare hizmet dışı bir fiili hizmet içi sayarak aylıktan kesme cezası vermişse, ceza bir derece ağır uygulanmış olur. Tersi durumda ise idare kendi lehine bir nitelendirme yapmış sayılmaz. Her iki hâlde de nitelendirmenin gerekçesi işlemde gösterilmelidir.
Fiilin Sınırı Nerede Çizilir?
İtibar ve güven duygusunu sarsacak davranış soyut bir kavramdır. Kanun hangi somut hareketlerin bu kapsama gireceğini saymaz. Bu belirsizlik iki yönlü sonuç doğurur.
İdare bakımından takdir alanı geniştir. Buna karşılık takdir denetimsiz değildir. Yargı, işlemin sebep ve konu unsurlarını birlikte inceler.
Savunmada şu sorular sırayla sorulur.
Davranış somut olarak nedir ve hangi delille ispatlanmıştır?
Davranışın kamu göreviyle bağı nasıl kurulmuştur?
İdarenin itibar ve güven duygusunu sarsacak davranış nitelendirmesi hangi olguya dayanmaktadır?
Aynı olayda daha hafif bir bent uygulanabilir miydi?
Geçmiş hizmetler ve ödüller değerlendirilmiş midir?
Son soru önemlidir. 657 m.125 uyarınca geçmiş hizmetleri olumlu olan ve ödül ya da başarı belgesi alan memurlara bir derece hafif ceza uygulanabilir. Bu takdir kullanılmamışsa gerekçesi sorulur.
Kanun bir de benzerlik kuralı içerir. Maddede sayılan fiillere nitelik ve ağırlıkları bakımından benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden ceza verilir. Bu kural idareye esneklik tanır. Ancak benzerliğin hangi ölçüte göre kurulduğu işlemde açıklanmalıdır. Aksi hâlde denetim yapılamaz.
Bugünkü hukuki durumda verilemez. Sebebi iki aşamalı bir gelişmedir.
Birinci aşama Anayasa Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.2017/33, K.2019/20 sayılı kararıdır. Karar, öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğuna 657 sayılı Kanunda sayılan fiillerin tamamını dâhil eden ibareleri iptal etmiştir.
İkinci aşama 15/4/2020 tarihli ve 7243 sayılı Kanundur. Bu Kanunla 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.53/b yeniden yazılmıştır. Maddedeki "657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak" ibaresi metinden çıkarılmıştır.
Bugün 2547 m.53/b öğretim elemanlarına özgü kapalı bir fiil listesi içerir. Listede itibar ve güven duygusunu sarsacak davranış başlıklı bir bent bulunmaz. Aynı maddeye eklenen ikinci cümle ise ayrımı tamamlar. Üniversitenin 657 sayılı Kanuna tabi memurları hakkında 657 m.125 uygulanmaya devam eder. İş sözleşmesiyle çalışan personel ise 4857 sayılı Kanuna tabidir.
Mahkemenin gerekçesi doğrudan bu konuyu örnek verir. Kararda, salt devlet memurluğu sıfatına yönelik ifadelerin öğretim elemanlığı görevinin kapsam ve niteliğiyle örtüşmediği belirtilmiştir. Devlet memuru vakarı ve devlet memurunun itibar ve güven duygusu bu ifadelere örnek gösterilmiştir.
Kararda iki somut aykırılık daha sayılır.
Yetkili olmadan basına demeç vermek 657 sayılı Kanunda kınama sebebidir. Bir öğretim elemanının bilimsel alanına ilişkin açıklamasının yaptırıma bağlanması bilim hürriyetiyle bağdaşmaz.
Siyasi partiye girmek 657 sayılı Kanunda memurluktan çıkarma sebebidir. Oysa 2547 sayılı Kanun öğretim elemanlarının siyasi partiye üye olmasına izin verir.
Mahkeme, kanun koyucunun yalnız kamu görevinden çıkarma bendinde öğretim elemanı sıfatına özgü fiil ihdas ettiğini, diğer cezalarda bu yöntemi izlemediğini vurgulamıştır. Bu nedenle uygulamanın belirli ve öngörülebilir olmadığı sonucuna varılmıştır. Kararın özeti Anayasa Mahkemesi basın duyurusunda yayımlanmıştır.
Öğretim Elemanının Özel Yaşamı Disiplin Konusu Olabilir mi?
Kural olarak hayır; hizmetle bağı olmayan mahremiyet alanındaki davranışları cezalandıran bent 2023'te iptal edildi. Ancak 2547 sayılı Kanunda açıkça sayılan bazı fiiller, örneğin yüz kızartıcı hareketler ve uyuşturucu kullanımı, hizmet dışında da ceza sebebidir. 7243 sayılı Kanun bu boşluğu doldurmayı denedi. 2547 m.53/b'nin kınama bendine (t) alt bendi eklendi. Bent, taşıdığı sıfatın gerektirdiği özen yükümlülüğüne aykırı, genel ahlak ve edep dışı tutum ve davranışlarda bulunmayı kınama sebebi saydı.
Bu bent de ayakta kalmadı. Anayasa Mahkemesi 28/12/2023 tarihli ve E.2020/55, K.2023/228 sayılı kararıyla alt bendi iptal etti. Gerekçe özel hayata saygı hakkına dayanır.
Mahkemeye göre bu tür davranışların bir kısmının kamu hizmetiyle ilgisi bulunmayabilir. Kural, öğretim elemanının mesleki hayatına ilişkin olmayan ve hizmetin sunumuna etkisi bulunmayan mahremiyet alanındaki davranışlarını da cezaya bağlıyordu. Bu nedenle sınırlama demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun görülmedi.
Aynı kararda bir bent ayakta bırakıldı. Görevi sırasında amirine sözle saygısızlık etmek fiilinin kınama sebebi sayılması Anayasa'ya aykırı bulunmadı. Mahkeme, aynı fiilin 657 sayılı Kanunda daha ağır bir cezayla, aylıktan kesme ile karşılandığına da işaret etti. İki rejim arasındaki derece farkı bu değerlendirmede rol oynadı.
İzmir Bölge İdare Mahkemesi Kararı Ne Diyor?
İlk derece mahkemesi, basın açıklamasına pasif katılımın ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına hükmetmiştir. Ayrıca 2547 sayılı Kanunda karşılığı bulunmayan 657 md. 125/B-d'ye dayanılarak kınama verilemeyeceğine karar vermiş, Bölge İdare Mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir. Sayfada yayımlanan karar bu tartışmanın somut örneğidir. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde öğretim üyesi olan davacıya 657 m.125/B-d uyarınca kınama cezası verilmiştir. İşlem 25.10.2019 tarihli ve 5209 sayılıdır.
Olay bir basın açıklamasına dayanır. Fakülte binasının Tınaztepe Kampüsüne taşınması kararına karşı bir grup öğrenci ve öğretim görevlisi rektörlük önünde açıklama yapmıştır. İdare, davacının bu eyleme aktif katıldığını ileri sürmüştür.
İzmir 1. İdare Mahkemesi 13/03/2020 tarihli ve E.2019/1511, K.2020/352 sayılı kararıyla işlemi iptal etmiştir. Mahkeme iki ayrı gerekçeye dayanmıştır.
Birinci gerekçe olguya ilişkindir. Soruşturma raporu ve görsel dökümler birlikte değerlendirildiğinde davacının açıklamada aktif yer almadığı, döviz veya pankart taşımadığı tespit edilmiştir. Davacı, ortamdan uzaklaşmayarak eleştirilere destek verdiğini beyan etmiştir. Mahkeme bu davranışı Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla çerçevesi çizilen ifade özgürlüğü kapsamında görmüştür. Kararda ayrıca eylemin gerçeğe aykırı açıklama veya haksız isnat içermediği belirtilmiştir.
İkinci gerekçe dayanağa ilişkindir. Mahkeme, 2547 m.53/1'deki atıf ibaresinin dava konusu işlemden önce Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini saptamıştır. Bu nedenle 2547 sayılı Kanunda kınama cezası gerektiren fiiller arasında yer almayan 657 m.125/B-d'ye dayanılarak kurulan işlem hukuka aykırı bulunmuştur.
Davalı idare istinaf yoluna başvurmuştur. İdarenin iddiası şudur. Açılan döviz ve pankartlar bireysel değil toplu bir eylem biçiminde taşınmıştır. Davacı da bu eyleme iştirak etmiştir. Ayrıca bir yasal düzenlemenin iptali, kesinleşmiş idari tasarrufların geçerliliğini etkilemez.
İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi 10/11/2020 tarihinde davalı idarenin istinaf başvurusunu reddetmiştir. Karar E.2020/778, K.2020/1141 sayılıdır ve kesindir. Daire, ilk derece kararının gerekçesini usul ve yasaya uygun bulmuştur.
Karar Hangi Sonuçları Doğurur?
Karar üç noktayı gösterir. Birincisi olgu tespitinin önemidir. Soruşturma raporu ve görüntü kayıtları davacının eyleme aktif katılmadığını ortaya koymuştur.
İkincisi dayanak denetimidir. İşlem tarihinde yürürlükte olmayan bir hükme dayanan ceza ayakta kalmaz. Bu denetim savunmanın ilk sırasına alınır.
Üçüncüsü ifade özgürlüğünün disiplin hukukundaki yeridir. Bir öğretim elemanının kurumsal bir karara karşı görüş açıklaması kural olarak korunur. Kınama cezasına ilişkin başka bir örnek kınama disiplin cezası yargı kararı sayfasındadır.
Basın Açıklamasına Katılmak Disiplin Suçu Mudur?
Kural olarak katılmanın kendisi suç değildir. Değerlendirmede eylemin içeriğine bakılır.
2547 m.53/b bu alanda sınırlı sayıda fiil sayar. Şiddet veya nefret amaçlı bildiri, afiş ve pankartları basmak, çoğaltmak, dağıtmak ya da teşhir etmek kınama sebebidir. Kamu hizmetinin yürütülmesini engellemek, boykot ve işgal eyleminde bulunmak ise kademe ilerlemesinin durdurulmasını gerektirir.
İki ölçüt öne çıkar. Eylem başkalarının hak ve özgürlüklerine müdahale ediyor mu? Kamu hizmetinin yürütülmesini fiilen engelliyor mu? Bu iki soruya olumsuz cevap veriliyorsa disiplin cezasının dayanağı zayıflar.
Tekerrür Cezayı Nasıl Ağırlaştırır?
Disiplin hukukunda geçmiş cezalar unutulmaz. İki ayrı kural devreye girer.
Birinci kural tekerrürdür. Ceza verilmesine sebep olan bir fiil, cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekrarlanırsa bir derece ağır ceza uygulanır. Yani hizmet dışı bir davranıştan kınama almış memur aynı fiili tekrarlarsa aylıktan kesme ile karşılaşabilir.
İkinci kural üçüncü uygulamaya ilişkindir. Aynı derecede cezayı gerektiren ancak ayrı fiiller nedeniyle verilen cezaların üçüncü uygulamasında da bir derece ağır ceza verilir.
Öğretim elemanları için aynı ilkeler 2547 m.53/D'de yer alır. Orada iki ek sınır vardır. Kanunla affedilmiş cezalar tekerrüre esas alınmaz. Tekerrür nedeniyle verilen bir derece ağır cezalar da tekerrüre esas alınmaz. Ayrıca tekerrüre esas cezanın kesinleşmiş olması gerekir.
“Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiilin, cezaların özlük dosyasından çıkarılmasına ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Tekerrüre esas alınacak cezanın, süresi içerisinde itiraz edilmemesi veya itirazın reddedilmesi suretiyle kesinleşmiş olması gerekir. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiiller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. Kanunla affedilmiş disiplin cezaları ile tekerrür nedeniyle verilen bir derece ağır cezalar tekerrüre esas alınmaz.”
Aynı Fiil Hem Ceza Hem Disiplin Konusu Olabilir mi?
Olabilir. İki süreç ayrı yürür ve ayrı sonuç doğurur.
657 sayılı Kanun m.131 bunu açıkça yazar. Ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktirmez. Memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması disiplin cezasının uygulanmasına engel değildir.
2547 sayılı Kanun m.53/A da benzer bir hüküm içerir. Aynı fiilden ceza soruşturması yürütülmesi disiplin soruşturmasına engel olmaz. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir. Bu karar verilirse disiplin zamanaşımı süreleri durur.
“Bir fiilden dolayı ilgili hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yapılıyor olması, aynı fiilden dolayı disiplin soruşturması yapılmasına, ceza verilmesine ve bu cezanın yerine getirilmesine engel değildir. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir. Bu durumda disiplin soruşturmasına ilişkin zamanaşımı süreleri durur.”
Beraat kararının etkisi sınırlıdır. Delil yetersizliğine dayanan beraat disiplin cezasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Buna karşılık fiilin işlenmediğine dair kesin tespit içeren bir karar dosyada güçlü bir dayanak olur.
Bir noktanın ayrıca hatırlanması gerekir. Aynı fiile birden fazla disiplin cezası verilemez. Fiil birden çok disiplin suçu oluşturuyorsa en ağır cezayı gerektiren hüküm uygulanır.
Ceza Verilmişse Hangi Yollar İzlenir?
Kınama ve aylıktan kesme cezasına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde disiplin kuruluna itiraz edilebilir; itiraz edilmese de altmış gün içinde iptal davası açılabilir. Süreler tebliğ tarihinden işler ve kısadır.
Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı yedi gün içinde disiplin kuruluna itiraz edilir.
İtiraz mercii 657 sayılı Kanun kapsamında otuz gün, 2547 sayılı Kanun kapsamında altmış gün içinde karar verir.
Dava dilekçesine eklenecek belgeler bellidir. Soruşturma emri, görevlendirme yazısı, savunma istem yazısı, soruşturma raporu ve ceza kararı dosyaya getirtilir. İşlemin dayandığı bent numarası da ayrıca sorulur.
Zamanaşımı da kontrol edilir. Fiilin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde soruşturmaya başlanmalıdır. Fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçmişse ceza verilemez.
İdare, cezayı verirken izlediği takdiri de açıklamak durumundadır. Hangi bendin neden seçildiği ve hafifletici hâllerin neden uygulanmadığı işlemin gerekçesinden anlaşılmalıdır.
Kesinleşen ceza özlük dosyasına işlenir. Uyarma ve kınama cezaları beş yıl, diğer cezalar on yıl sonra silinme talebine konu olur. Aylıktan kesme cezası alanlar ayrıca beş yıl süreyle daire başkanı ve üstü kadrolara atanamaz. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında bu süre on yıldır. İtiraz ve dava yolunun ayrıntısı memur disiplin cezası itiraz ve iptal davası sayfasındadır. Benzer kararlar Danıştay karar arama sisteminden taranabilir.
İtibar ve Güven Duygusunu Sarsacak Davranış Konusunda Avukat Desteği
İtibar ve güven duygusunu sarsacak davranış isnadı bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine, mevcut belgelere ve varsa idari veya yargısal kararlara göre değerlendirilir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
İtibar ve güven duygusunu sarsacak davranış iddiası hakkında dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya uzman avukata soru formu üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
Üniversitede çalışan memura hangi kanun uygulanır?
Üniversitenin 657 sayılı Kanuna tabi memurları hakkında 657 m.125 uygulanır. Kural 2547 sayılı Kanun m.53/b'ye 7243 sayılı Kanunla eklenen cümlededir. İş sözleşmesiyle çalışan personel ise 4857 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.
Kınama cezası ne zaman özlük dosyasından silinir?
Uygulanmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra atamaya yetkili amire başvurularak silinmesi istenebilir. Diğer cezalarda bu süre on yıldır. Talebin kabulü için ilgilinin bu süre içindeki davranışlarının isteği haklı kılacak nitelikte görülmesi gerekir.
Disiplin cezasına itiraz süresi kaç gündür?
Cezanın tebliğinden itibaren yedi gündür. İtiraz mercii 657 sayılı Kanun kapsamında otuz gün, 2547 sayılı Kanun kapsamında altmış gün içinde karar verir. İtiraz edilmemesi dava açma hakkını ortadan kaldırmaz.
Geçmiş başarılarım cezayı hafifletir mi?
Hafifletebilir. 657 sayılı Kanun m.125, geçmiş hizmetleri olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlara bir derece hafif ceza uygulanabileceğini öngörür. Bu bir takdir yetkisidir ve kullanılmamışsa gerekçesi dava dilekçesinde sorgulanabilir.
Basın açıklamasına katılmak tek başına ceza sebebi midir?
Tek başına değildir. Değerlendirmede eylemin içeriğine bakılır. Şiddet veya nefret içerikli materyal kullanımı ile kamu hizmetinin yürütülmesini engelleyen eylemler 2547 sayılı Kanunda ayrıca sayılmıştır. Bunların dışında kalan katılım ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilir.
Disiplin Soruşturması
Akademik Yayında Yapay Zeka Uydurma Kaynak Sorunu ve Etik Sorumluluk
Yapay zekanın ürettiği hayali kaynak künyeleri hangi etik ihlal bendine girer, yazarın doğrulama sorumluluğu nereye kadar uzanır ve yayımdan sonra düzeltme ile geri çekme nasıl ayrılır.