Görevi Kasten Yapmamak Nedeniyle Verilen Disiplin Cezası
Görevi Kasten Yapmamak Nedeniyle Verilen Disiplin Cezası
Görevi kasten yapmamak memurlar için kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirir. Öğretim elemanları bakımından karşılığı ise aylıktan kesme cezasıdır.
Görevi kasten yapmamak, iki ayrı kanunda iki ayrı ağırlıkta karşılanan bir disiplin fiilidir. Devlet memurları için ceza kademe ilerlemesinin durdurulmasıdır. Öğretim elemanları için karşılık gelen ceza ise aylıktan veya ücretten kesmedir. Bu derece farkı savunmanın kurulmasında belirleyici olur.
Fiil Hangi Maddede Düzenlenmiştir
Memurlar bakımından dayanak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125'tir. Maddenin (D) bendinin (n) alt bendi "verilen görev ve emirleri kasten yapmamak" fiilini kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına bağlar. Süre fiilin ağırlığına göre bir ila üç yıl arasında belirlenir.
Öğretim elemanları bakımından dayanak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.53/b'dir. Maddenin üçüncü bendinin (l) alt bendi "kasıtlı olarak görevi tam ve zamanında yapmamak" fiilini aylıktan veya ücretten kesme cezasına bağlar. Kesinti oranı brüt aylığın ya da ücretin 1/30 ile 1/8 arasındadır.
İki metin arasındaki fark yalnız ifadede değildir. Ceza derecesi de farklıdır. Bu nedenle görevi kasten yapmamak isnadıyla karşılaşan bir öğretim elemanının ilk sorusu hangi kanunun uygulandığıdır.
Kayıtsızlık Kusur ve Kasıt Nasıl Ayrılır
Her iki kanun da aynı davranışı üç basamakta derecelendirir. Belirleyici olan kusurun ağırlığıdır.
Memur rejiminde basamaklar şöyledir.
Kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak uyarma cezasını gerektirir.
Kusurlu davranmak kınama cezasını gerektirir.
Kasıtlı olarak görevleri tam ve zamanında yapmamak aylıktan kesme cezasını gerektirir.
Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirir.
Öğretim elemanı rejiminde ise ilk üç basamak vardır, dördüncüsü yoktur.
Sık Sorulan Sorular
Öğretim üyesine görevi yapmama nedeniyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilebilir mi?
2547 sayılı Kanun m.53/b'de bu fiil için ayrı ve daha ağır bir bent yoktur. Kasıtlı olarak görevi tam ve zamanında yapmamak, maddenin üçüncü bendinin (l) alt bendi uyarınca aylıktan veya ücretten kesme cezasını gerektirir. Daha ağır bir ceza verilmişse nitelendirme dava dilekçesinde tartışılır.
Kastın bulunmadığını nasıl ileri sürebilirim?
Emrin açıklığı, tebliğ edilip edilmediği, tanınan süre ve görevin fiilen yapılabilirliği ayrı ayrı ortaya konur. Hastalık, izin, iş yükü ve kaynak yetersizliği gibi olgular belgeyle desteklenir. Kast tespit edilemezse fiil kusurlu davranma ya da kayıtsızlık olarak nitelendirilir.
Kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak uyarma cezasını gerektirir.
Kusurlu davranmak kınama cezasını gerektirir.
Kasıtlı olarak görevi tam ve zamanında yapmamak aylıktan veya ücretten kesme cezasını gerektirir.
Görevi kasten yapmamak fiili için 2547 sayılı Kanunda ayrı ve daha ağır bir bent bulunmaz. Bu nedenle öğretim elemanına bu fiilden kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesi tartışmalıdır.
İki Rejim Arasındaki Derece Farkı Neden Önemlidir
Fark yalnız teorik değildir. Cezanın sonuçları da farklıdır.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ilerlemeyi bir ila üç yıl durdurur. Aylıktan kesme ise tek seferlik bir kesintidir. İkisi arasındaki mali fark yıllara yayılır.
İdari sonuç da farklıdır. 2547 m.53/D uyarınca aylıktan veya ücretten kesme cezası alanlar üç yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlar beş yıl boyunca belirli görevlere atanamaz. Bu görevler arasında rektörlük, dekanlık, enstitü ve yüksekokul müdürlüğü, bölüm başkanlığı ile anabilim dalı başkanlığı sayılmıştır. Ceza verildiği tarihte bu görevlerde bulunanların görevi kendiliğinden sona erer.
Memur rejiminde benzer bir yasak 657 m.132'dedir. Aylıktan kesme cezası alanlar beş yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlar on yıl boyunca daire başkanı ve üstü kadrolara atanamaz.
Görevi kasten yapmamak isnadının ağırlığı kast unsurundan gelir. Kast, bilerek ve isteyerek yapmama anlamına gelir.
İspat yükü idaredir. Soruşturma raporunun şu noktaları karşılaması beklenir.
Verilen görev veya emir açık ve yazılı mıdır?
Emir ilgiliye usulüne uygun tebliğ edilmiş midir?
Görevin yapılması için makul bir süre tanınmış mıdır?
Görev fiilen yapılabilir durumda mıdır?
Yapmama davranışının makul bir mazereti var mıdır?
Bu sorulardan biri cevapsız kalırsa kast tespiti zayıflar. Nitelendirme kusurlu davranmaya, hatta kayıtsızlığa iner. Böyle bir durumda görevi kasten yapmamak yerine daha hafif bir bent uygulanması gerekir.
Savunmada belge önemlidir. Yazışmalar, izin ve rapor kayıtları, iş yükü çizelgeleri ile kurul kararları dosyaya eklenir.
Bir başka nokta da isnadın somutluğudur. Görevi kasten yapmamak isnadı, hangi görevin hangi tarihte yapılmadığını göstermelidir. Genel ifadelerle kurulan isnat denetlenemez.
Soruşturma Aşamasında Neye Dikkat Edilir
Kast tartışması esas olarak soruşturma dosyasında yürür. Bu nedenle usul kuralları da izlenir.
Soruşturmanın yazılı bir işlemle başlatılmış olması gerekir. Soruşturmacının unvanı, soruşturulanın unvanının üstünde ya da onunla aynı düzeyde olmalıdır. Soruşturma, görevlendirme yazısının tebliğinden itibaren iki ay içinde tamamlanır.
Savunma düzeni de 2026 yılında değişti. Bugün önce soruşturmacı ifadeye davet yazısı gönderir, sonra ceza vermeye yetkili makam savunmaya davet yazısı gönderir. Her iki yazıda da verilecek süre yedi günden az olamaz. Savunmaya davet yazısında teklif edilen cezanın da belirtilmesi gerekir.
Hukuka Aykırı Emir Yerine Getirilmek Zorunda mıdır
Bu soru görevi kasten yapmamak dosyalarında sık gündeme gelir. Cevabı 657 m.11'dedir. Kural akademik personel için de yol göstericidir.
Maddenin kurduğu düzen şöyledir.
Memur, aldığı emri Anayasa'ya, kanuna, Cumhurbaşkanlığı kararnamesine veya yönetmeliğe aykırı görürse yerine getirmez.
Bu aykırılığı emri verene bildirir.
Amir emrinde ısrar eder ve emri yazıyla yenilerse memur emri yerine getirmek zorundadır.
Bu hâlde sorumluluk emri verene aittir.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez.
Bildirim yapılmışsa dosyada iz kalır. Bu iz, görevi kasten yapmamak isnadına karşı doğrudan bir savunma aracıdır. Bildirim yapılmadan gerçekleşen yapmama davranışı ise savunulması güç bir tabloya yol açar.
2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu m.20 de bu bağlantıyı kurar. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 2547 ve 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
Göreve Gelmemek ile Görevi Yapmamak Aynı Şey midir
Aynı değildir. İki fiil ayrı bentlerde düzenlenmiştir ve gün sayısına göre derecelenir.
Öğretim elemanları için düzen şöyledir.
Özürsüz ve kesintisiz üç ila dokuz gün göreve gelmemek aylıktan veya ücretten kesme cezasını gerektirir.
Özürsüz veya izinsiz olarak bir yılda toplam yirmi gün göreve gelmemek üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektirir.
Görevi gereği katılmakla yükümlü olunan kurul ve toplantılara bir yıl içinde birden fazla katılmamak kınama cezasını gerektirir.
Memurlar için düzen daha kademelidir.
Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek aylıktan kesme cezasını gerektirir.
Özürsüz ve kesintisiz üç ila dokuz gün göreve gelmemek kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirir.
Özürsüz olarak bir yılda toplam yirmi gün göreve gelmemek memurluktan çıkarma cezasını gerektirir.
Ayrım savunmada işe yarar. Göreve gelinmiş ancak belirli bir iş yapılmamışsa fiil devamsızlık değildir. Bu durumda görevi kasten yapmamak tartışması gündeme gelir. Tersi hâlde ise devamsızlık bentleri uygulanır ve gün sayısı belirleyici olur.
Mazeretin belgelenmesi ayrı bir başlıktır. Rapor, izin belgesi ve görevlendirme yazıları özür kavramını doldurur. Belgenin sonradan sunulması da mümkündür. Önemli olan mazeretin fiil tarihinde var olmasıdır.
Yönetim Görevinden Ayırma Cezası Artık Yok
Sayfada yayımlanan kararda 2547 m.53'ün eski metni aktarılmıştır. Eski metinde ceza türleri arasında yönetim görevinden ayırma da sayılmıştı.
Bugünkü metin farklıdır. Öğretim elemanlarına uygulanabilecek cezalar uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarmadır. Yönetim görevinden ayırma bu listede yer almaz.
Buna karşılık yönetim görevinin sona ermesi başka bir yoldan gerçekleşebilir. 2547 m.53/D uyarınca belirli cezaları alanların yönetim görevleri kendiliğinden sona erer. Yani sonuç aynı olabilir ama hukuki yol farklıdır.
Bu ayrımın pratik değeri şudur. İşlemde yönetim görevinden ayırma cezası verildiği yazıyorsa, ceza türü bakımından kanuni dayanak sorgulanır. Görevin sona ermesi ile ceza verilmesi ayrı işlemlerdir ve ayrı ayrı dava konusu edilir. Yönetim görevinden ayırma cezasının niteliğine ilişkin Danıştay kararı da bu cezanın ancak yöneticilik görevi bulunanlara verilebileceğini göstermektedir.
Danıştay Kararı Hangi Sorunu Çözdü
Sayfada yayımlanan karar bu alandaki geçiş dönemine ilişkindir. Danıştay Sekizinci Dairesinin E.2016/8169, K.2020/4498 sayılı ve 20.10.2020 tarihli kararı bir üniversitenin eski rektörü hakkındadır.
Olayda davacıya "verilen görev ve emirleri kasten yapmamak" fiili isnat edilmiştir. Ceza, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 9/m maddesine dayandırılmıştır. Yüksek Disiplin Kurulu 14.07.2015 tarih ve 2015/61 sayılı kararıyla kademe ilerlemesinin durdurulması cezası vermiştir.
İdare mahkemesi işlemi iptal etmiştir. Gerekçe şudur. Anayasa Mahkemesi 14/01/2015 tarihli ve E.2014/100, K.2015/6 sayılı kararıyla, Yönetmeliğin dayanağı olan 2547 m.53'ün (b) fıkrasının ikinci cümlesini iptal etmiştir. Mahkemeye göre yasal dayanağı kalmayan Yönetmelik hükmüne dayanan cezada hukuka uyarlık yoktur.
Anayasa Mahkemesinin gerekçesi kanunilik ilkesine dayanır. Mahkeme, disiplin işlemlerine ilişkin usul ve esasların kanunda gösterilmeyip tamamen Yükseköğretim Kuruluna bırakılmasını Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmaz bulmuştur. Yani sorun cezanın içeriğinde değil, düzenlemenin yapıldığı normun düzeyindedir.
Danıştay bu gerekçeyi kabul etmemiştir. Dairenin dayandığı olgu iptal kararının yürürlük tarihidir.
Anayasa Mahkemesi Kararı Neden Geriye Yürümedi
Anayasa Mahkemesi 2015 tarihli kararında iptal hükmünün yürürlüğünü ertelemiştir. Karar 07/04/2015 tarihli ve 29319 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Erteleme süresi dokuz aydır. Dolayısıyla iptal hükmü 08/01/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dava konusu işlem ise 14.07.2015 tarihlidir. Yani iptal hükmü yürürlüğe girmeden önce kurulmuştur. Daire, uyuşmazlığın işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuata göre çözümlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Daire bu nedenle mahkeme kararını bozmuştur. Dosya, işin esası hakkında karar verilmek üzere geri gönderilmiştir. Karar oyçokluğuyla alınmıştır. Karşı oy veren üye, ilk derece kararının onanması gerektiği görüşünü açıklamıştır.
Bu kararın bugüne bakan yönü şudur. Bir disiplin cezasının dayanağı denetlenirken işlem tarihindeki mevzuat esas alınır. İptal kararlarının yürürlük tarihi ayrıca kontrol edilir. Benzer kararlar Danıştay karar arama sisteminden taranabilir.
Disiplin Yönetmeliği Artık Yürürlükte Değil
Karara konu Yönetmelik bugün uygulanmaz. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, 21/8/1982 tarihli ve 17789 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmeliği yürürlükten kaldırmıştır. Kaldırma yönetmeliği 20 Ekim 2017 tarihli ve 30216 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Boşluk kanun düzeyinde doldurulmuştur. 2/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanunla 2547 sayılı Kanuna 53/A ile 53/G arasındaki maddeler eklenmiştir. 15/4/2020 tarihli ve 7243 sayılı Kanun ise m.53/b'deki fiil listesini öğretim elemanlarına özgü hâle getirmiştir.
Bunun pratik sonucu nettir. Bugün bir öğretim elemanına Yönetmelik maddesine dayanılarak ceza verilemez. İşlemde Yönetmelik maddesi gösterilmişse bu durum dava dilekçesinde ayrıca ileri sürülür. Kanun ile yönetmelik arasındaki bu geçiş yükseköğretim disiplin suç ve cezaları sayfasında ayrıca ele alınmıştır.
Kararın Bugün Nasıl Okunması Gerekir
Karar iki başlıkta yol gösterir. Birincisi zaman bakımından uygulamadır. İşlemin dayanağı, işlemin kurulduğu tarihteki mevzuata göre denetlenir.
İkincisi normun düzeyidir. Disiplin fiili ve cezası kanunla belirlenmelidir. Bugün bu şart karşılanmaktadır çünkü fiil listesi doğrudan kanun metnindedir.
Üçüncü bir nokta da eklenebilir. İptal kararı verilse dahi idare, kalan zamanaşımı süresi içinde yeni bir işlem kurabilir. Süre dolmuşsa veya üç aydan az kalmışsa bu süre en geç üç aydır.
Ceza Verilirse Hangi Yollar İzlenir
Süreler kısadır ve tebliğ tarihinden işler.
Aylıktan veya ücretten kesme ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarına karşı yedi gün içinde itiraz edilir.
Öğretim elemanlarında itiraz mercii üniversite disiplin kuruludur.
İtiraz mercii 2547 sayılı Kanunda altmış gün, 657 sayılı Kanunda otuz gün içinde karar verir.
Dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması ayrıca istenir.
Zamanaşımı da denetlenir. Fiilin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde soruşturmaya başlanmalıdır. Fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçmişse ceza verilemez.
Dosyaya getirtilecek belgeler bellidir. Soruşturma emri, görevlendirme yazısı, isnada esas alınan görev veya emir yazısı, tebliğ belgesi, ifade ve savunma yazışmaları ile soruşturma raporu istenir. İşlemin dayandığı bent numarası da ayrıca sorulur.
Cezanın hangi tarihte uygulanacağı da kanunda yazar. Aylıktan veya ücretten kesme ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları, cezanın verildiği tarihi izleyen aybaşında uygulanır. Bu kural yürütmenin durdurulması talebinin zamanlaması bakımından önemlidir.
İtiraz kabul edilirse ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar. Buna karşılık ilgili makam, kabul gerekçesine uygun olarak en geç üç ay içinde yeni bir işlem kurabilir. Aynı imkân yargı kararıyla iptal hâlinde de vardır. Bu nedenle savunma yalnız usule değil, görevi kasten yapmamak isnadının esasına da yöneltilir. İtiraz aşamasının ayrıntısı yükseköğretim disiplin soruşturmalarında itiraz sayfasındadır.
Görevi Kasten Yapmamak Konusunda Avukat Desteği
Görevi kasten yapmamak isnadı bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine, mevcut belgelere ve varsa idari veya yargısal kararlara göre değerlendirilir. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
Görevi kasten yapmamak iddiası hakkında dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilir veya Avukata Sor formu üzerinden talebinizi iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.
Hukuka aykırı gördüğüm bir emri yerine getirmek zorunda mıyım?
657 sayılı Kanun m.11 uyarınca aykırılığı emri verene bildirmeniz gerekir. Amir emrinde ısrar eder ve emri yazıyla yenilerse emir yerine getirilir ve sorumluluk emri verene ait olur. Konusu suç teşkil eden emir ise hiçbir şekilde yerine getirilmez.
Yükseköğretim disiplin yönetmeliği hâlâ uygulanıyor mu?
Uygulanmıyor. 21/8/1982 tarihli Yönetmelik, 20 Ekim 2017 tarihli ve 30216 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelikle yürürlükten kaldırılmıştır. Fiil ve cezalar bugün doğrudan 2547 sayılı Kanun m.53/b'de düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı önceki cezaları kendiliğinden kaldırır mı?
Kaldırmaz. İptal kararları kural olarak geriye yürümez ve yürürlük tarihi ertelenebilir. Danıştay Sekizinci Dairesi de uyuşmazlığın işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuata göre çözümlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası hangi görevlere atanmayı engeller?
2547 sayılı Kanun m.53/D uyarınca bu cezayı alanlar beş yıl boyunca rektör, dekan, enstitü müdürü, yüksekokul müdürü, bölüm başkanı ve anabilim dalı başkanı gibi görevlere atanamaz. Ceza tarihinde bu görevlerde bulunanların görevi kendiliğinden sona erer.
İtiraz sonucunda ceza kalkarsa dosya kapanır mı?
Kapanmayabilir. İtirazın kabulüyle ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar. Ancak ilgili disiplin amiri veya kurulu, kabul gerekçesine uygun olarak en geç üç ay içinde yeni bir işlem kurabilir.
Disiplin Soruşturması
İntihal İddiası Nasıl İspatlanır ve Çürütülür
İntihal iddiası benzerlik yüzdesiyle değil, sayfa ve paragraf düzeyinde metin karşılaştırmasıyla ispatlanır. İspat yükü, bilirkişi incelemesi ve ilk yayın tarihinin belgelenmesi açıklanıyor.