Eseri izinsiz kullanılan yazar, kopyalayan kişiye karşı özel hukukta dava açabilir. Dayanak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunudur. İntihal nedeniyle tazminat davası, üniversitenin yürüttüğü etik soruşturmadan tamamen ayrı bir yoldur. Dava adli yargıda görülür ve sonucu unvanı değil, parayı ilgilendirir.

İntihal Kimlere Dava Hakkı Verir?
İntihal nedeniyle tazminat davası açma hakkı önce eser sahibine aittir. 5846 sayılı Kanunun 1/B maddesi eser sahibini "eseri meydana getiren kişi" olarak tanımlar. Makalede veya kitapta adı yazan kişi, aksi kanıtlanana kadar eser sahibi sayılır. Bu karine Kanunun 11. maddesindedir. Karine, akademik yayınlarda ispat yükünü davalı tarafa kaydırır.
Yazar hayatta değilse manevi hakları belirli kişiler kullanır. 19. madde sırayı gösterir. Önce vasiyeti yerine getirme görevlisi gelir. O yoksa sırasıyla sağ kalan eş ve çocuklar, mansup mirasçılar, ana baba ve kardeşler yetkilidir. Koruma süresi eser sahibinin ölümünden sonra yetmiş yıl devam eder.
Mali haklarını dergiye veya yayınevine devretmiş yazarın durumu farklıdır. Devredilen hakka dayanan parasal talebi artık devralan ileri sürer. Adın belirtilmesi gibi manevi haklar ise yazarda kalmaya devam eder.
Davalı yalnızca kopyalayan kişi olmak zorunda değildir. Kanunun 66. maddesinin ikinci fıkrası, tecavüz bir işletmenin temsilcisi veya çalışanı eliyle yapılmışsa işletme sahibine de dava açılmasına izin verir. Akademik yayında bu, yazarın yanında dergiyi ya da kongre kitabını basan şirkettir. Yargıtay incelemesinden geçen bir dosyada tazminat, yazar ve yayıncıdan müşterek ve müteselsil tahsil edilmiştir.
Karşı taraf bazen birlikte eser sahipliği savunması yapar. Hakem ya da danışman, metne katkı verdiğini ileri sürerek dava hakkını tartışmaya açar. Kanunun 10. maddesinin üçüncü fıkrası bu savunmaya sınır çizer. Eserin meydana getirilmesinde yapılan teknik hizmetler ve ayrıntıya ilişkin yardımlar iştirak sayılmaz. Düzeltme önerisi vermek tek başına ortak yazarlık doğurmaz.
Üniversite ile Yükseköğretim Kurulu bu davanın tarafı değildir. İntihal etik ihlali iddiası idari yolu işletir. Parasal sonuç ise yalnız adli yargıdan çıkar.
Hangi Akademik Çalışma Eser Sayılır
İntihal nedeniyle tazminat davası ancak korunan bir eser varsa sonuç verir. Bu nedenle kopyalanan metnin eser sayılması gerekir. Kanunun 2. maddesi, dil ve yazı ile ifade olunan çalışmaları ilim ve edebiyat eseri sayar. Makale, tez, kitap bölümü ve ders notu bu kapsama girebilir.
Tek başına yazılı olmak yetmez. 1/B maddesi eserin "sahibinin hususiyetini taşıması" şartını arar. Korunan şey fikir değil, o fikrin ifade ediliş biçimidir. Herkesin kullandığı bir yöntem, standart bir tablo düzeni veya müfredat gereği aynı olan konu başlığı hususiyet taşımaz.
Bu ayrım davanın kaderini belirler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin incelediği bir dosyada Türkçe dil bilgisi kitapları dava konusu olmuştur. İlk derece mahkemesi iki ayrı bilirkişi heyetinin uyumlu raporlarına dayanmıştır. Raporlara göre tablo kullanımı ve boşluk doldurma, 1928'den beri dil bilgisi öğretiminde kullanılan bir yöntemdir. Daire, bu içeriklerin hususiyet taşımadığı gerekçesiyle red kararını onamıştır (E. 2026/596, K. 2026/654, 02.02.2026).
Benzerlik yazılımının yüksek oran vermesi de tek başına yetmez. Yazılım kaynakçayı ve usulüne uygun alıntıları da sayar. Benzerlik oranının nasıl okunacağı bu nedenle ayrı bir sorudur.
İntihal Nedeniyle Tazminat Davasında Maddi Tazminat Kalemleri
İntihal nedeniyle tazminat davası içinde maddi talep iki ayrı hükme dayanabilir. Birincisi 70. maddenin ikinci fıkrasıdır. Bu fıkra, mali hakları zarar gören kişinin haksız fiil hükümlerine göre tazminat istemesine izin verir. Burada davalının kusuru şarttır.
Kanıtlanması gereken zarar somut olmalıdır. Akademik yayında sayılabilecek kalemler sınırlıdır. Alınamayan telif ücreti, kitap satışından kaybedilen pay ve yeniden basım geliri bunlara örnektir. Bir makalenin doğrudan piyasa değeri ise düşük kalır.
İkinci yol 70. maddenin üçüncü fıkrasıdır. Bu fıkra, tazminattan ayrı olarak tecavüz edenin sağladığı kârın istenmesine imkân tanır. Kongre kitabı katılımcılara ücretsiz dağıtılmışsa ortada böyle bir kâr bulunmaz.
Üçüncü yol 68. maddedir ve aşağıda ayrı başlıkta ele alınıyor. Yollar arasındaki temel fark kusur şartıdır. 70. madde kusur arar, 68. madde aramaz.
Manevi Tazminat Talebi
Manevi tazminatın dayanağı 70. maddenin birinci fıkrasıdır. İntihalde ihlal edilen manevi haklar bellidir. 14. madde eseri umuma arz etme kararını yazara bırakır. 15. madde eserin yazarın adıyla yayımlanmasını güvence altına alır. 16. madde eserde izinsiz değişikliği yasaklar.
Bir metni adı silinerek yeniden yayımlamak bu üç hakkı birden zedeler. Mahkeme para yerine ya da paraya ek olarak başka bir manevi tazminat biçimine de hükmedebilir. Bunun tipik biçimi kararın ilanıdır.
78. madde hükmün ilanını ayrıca düzenler. Haklı çıkan taraf, masrafı karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın gazetede yayımlanmasını isteyebilir. Bu hak, hüküm kesinleştikten sonra üç ay içinde kullanılmazsa düşer.
Ayrıca 67. maddenin ikinci fıkrası özel bir sonuç doğurur. Adı yazılmayan yazar isterse, tecavüz eden hem asıl nüshaya hem de dolaşımdaki kopyalara yazarın adını yazmak zorundadır.
Üç Kat Bedel Talebi Mümkün mü
68. madde, izinsiz kullanan kişiden "rayiç bedelin en çok üç kat fazlasının" istenmesine izin verir. Buradaki ifade bir üst sınırdır. Hâkim ihlalin kapsamını değerlendirir ve rayiç bedelin bir, iki veya üç katına hükmedebilir.
Rayiç bedel, taraflar sözleşme yapsaydı ödenecek tutardır. Akademik yayında bu tutar bilirkişi tarafından hesaplanır. Yargıtay incelemesine konu bir dosyada heyet somut bir yöntem önermiştir. Kitabın internet sitesinde kaldığı süre, sayfa görüntüleme ve indirme sayıları üniversitenin bilgi işlem kayıtlarından istenmiştir.
68. maddenin son fıkrası önemli bir sonuç doğurur. Bedel isteyen kişi, tecavüz edenle sözleşme yapmış olsaydı sahip olacağı bütün yetkileri ileri sürebilir. Yargıtay bunu farazi sözleşme ilişkisi olarak niteler ve talebi yenilik doğuran hak sayar.
Bunun pratik bir bedeli vardır. Üç kat bedel istenirse dava tarihine kadarki kullanımlar bakımından tecavüzün ref'ine karar verilemez. Çünkü kurulan farazi sözleşme, o dönem için tecavüzü zaten ortadan kaldırır. Geriye yalnızca ileriye dönük men talebi kalır. Bu nedenle intihal nedeniyle tazminat davası dilekçesinde talepler arasındaki seçim baştan bilinçli yapılmalıdır.
Tecavüzün Tespiti ve Önlenmesi Davaları
Parasal talepler tek seçenek değildir. 15. maddenin üçüncü fıkrası, eserin kime ait olduğu çekişmeliyse gerçek sahibine tespit davası açma hakkı verir.
66. madde tecavüzün ref'i davasını düzenler. Ref davasında davalının kusuru aranmaz. Mahkeme, ihlalin kapsamını ve kusurun ağırlığını değerlendirerek gerekli tedbirlere karar verir.
69. madde tecavüzün men'i davasıdır. Bu dava, henüz gerçekleşmemiş ama gerçekleşmesi muhtemel ihlal için açılır. Dağıtımı süren bir kitapta ihlalin devam etmesi de bu kapsamdadır.
77. madde ihtiyati tedbiri düzenler. Mahkeme, dava açılmadan önce ya da sonra çoğaltılmış nüshaların muhafaza altına alınmasına karar verebilir.
İnternette yayımlanan metinler için ayrı bir yol daha vardır. Ek 4. maddenin üçüncü fıkrası, hak sahibinin önce içerik sağlayıcıya başvurmasını öngörür. İhlalin üç gün içinde durdurulması istenir. İhlal sürerse Cumhuriyet savcısına başvurulur ve servis sağlayıcıdan hizmetin durdurulması talep edilir. Bu yol, dergi arşivinde duran bir yazı için hızlı sonuç verebilir.
Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
Hangi Mahkemede Dava Açılır
76. madde görevi belirler. Madde, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 156. maddesine yollama yapar. Buna göre intihal nedeniyle tazminat davası fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinde görülür.
Bu mahkeme her ilde yoktur. Kurulmamış olan yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi bakar. Karar başlığına "fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla" ibaresi yazılır. Yargıtay incelemesine giden bir akademik intihal dosyası Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde bu sıfatla görülmüştür.
Yetki kuralı talebe göre değişir. Tazminat istemlerinde 6100 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. 16. madde haksız fiil için ek yetki tanır ve zarar görenin yerleşim yerini de yetkili sayar. Ref ve men davalarında ise 5846 sayılı Kanunun 66. maddesinin son fıkrası eser sahibinin ikamet yerini yetkili kılar. İdari yoldaki kural bundan farklıdır; etik ihlal davalarında yetkili mahkeme idari yargı düzenine göre belirlenir.
Zamanaşımı Kaç Yıldır
5846 sayılı Kanunda tazminat için özel süre yoktur. Bu nedenle Türk Borçlar Kanununun 72. maddesi uygulanır. Süre, zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıldır.
Aynı madde önemli bir istisna içerir. Fiil daha uzun ceza zamanaşımı olan bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. Başkasına ait esere kendi adını koymak 5846 sayılı Kanunun 71. maddesinde suç sayılır. Ceza üst sınırı beş yılı geçmediği için dava zamanaşımı sekiz yıldır. Tazminat istemi de böylece daha uzun olan bu süreye tabi olur.
Arabuluculuk Şartı ve Talebin Miktarı
Fikri mülkiyet davaları kural olarak ticari davadır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi bunu açıkça yazar. Aynı fıkranın son cümlesi ise bir istisna koyar. Herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen fikir ve sanat eseri davaları ticari dava sayılmaz.
Bu ayrım arabuluculuk şartını belirler. İki akademisyen arasındaki uyuşmazlıkta ticari işletme yoksa dava şartı arabuluculuk uygulanmaz. Böyle bir olayda intihal nedeniyle tazminat davası doğrudan mahkemeye açılır. Davalılar arasında yayınevi varsa durum değişir ve 5/A maddesi devreye girer. Yargıtaya giden bir dosyada yayıncı şirket tam da bu itirazı ileri sürmüştür.
Talebin miktarında yakın tarihli bir değişiklik var. Rayiç bedel dava açılırken bilinemediği için bu davalar uzun yıllar belirsiz alacak davası olarak açılıyordu. 31 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun 6100 sayılı Kanunun 107. maddesini yürürlükten kaldırdı. Aynı Kanunun geçiş hükmü, mülga maddenin yalnız daha önce açılmış davalarda uygulanmasına devam edileceğini söylüyor.
Yeni açılacak dosyada yol kısmi davadır. 7589 sayılı Kanun, 109. maddeye dördüncü fıkra ekledi. Bu fıkraya göre talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat bitene kadar artırılabilir. Artırılan kısım için zamanaşımı da dava tarihinde kesilmiş sayılır. Harç yönünden ise 492 sayılı Kanunun 28. maddesi geçerlidir ve karar ilam harcının dörtte biri peşin ödenir.
Delillerin Toplanması ve Benzerlik Raporları
İntihal nedeniyle tazminat davası bilirkişi incelemesiyle yürür. 76. maddenin ikinci fıkrası ise davacıya bir kolaylık tanır. Davacı iddiasının doğruluğu hakkında kuvvetli kanaat oluşturacak kadar delil sunarsa mahkeme, karşı taraftan izin belgelerini ya da yararlanılan eserlerin listesini isteyebilir. Bu belgelerin sunulamaması haksız kullanım karinesi doğurur.
Benzerlik yazılımı raporu bu delillerden yalnızca biridir. Bilirkişi, iki metni sayfa sayfa karşılaştırır ve alıntının 35. maddedeki sınırları aşıp aşmadığını değerlendirir. 35. madde, ilim eserlerinde alıntının belli olacak şekilde yapılmasını ve alındığı yerin gösterilmesini şart koşar.
Somut ölçü de dosyaya yazılır. Yargıtay incelemesine giden akademik dosyada aktarılan bölümün 1.571 sözcük ve yaklaşık dört sayfa olduğu tespit edilmiştir. Parafraz yoluyla yapılan aktarma da aynı incelemeye tabidir. Hâkim, kanuni istisnalar dışında delilleri serbestçe değerlendirir.
Etik Kurul Kararının Davadaki Değeri
Etik kurul kararı idari bir işlemdir. Üniversitenin ya da Yükseköğretim Kurulunun etik kurulu, disiplin ve unvan süreçleri bakımından sonuç doğurur. Hukuk mahkemesi bu kararla bağlı değildir.
Karar yine de güçlü bir belge delilidir. Etik kurul raporu, eserin karşılaştırmalı incelemesini ve tarihleri içerdiği için dosyaya doğrudan katkı yapar. Mahkeme eser vasfını ve ihlali kendi bilirkişisiyle ayrıca belirler.
Ceza yargılamasının etkisi de sınırlıdır. Türk Borçlar Kanununun 74. maddesi, hukuk hâkiminin beraat kararıyla bağlı olmadığını söyler. Ceza hâkiminin kusur ve zarar değerlendirmesi de hukuk hâkimini bağlamaz. Bu nedenle beraat eden bir akademisyen hakkında tazminata hükmedilmesi mümkündür.
Tersi de geçerlidir. Tazminat kararı tek başına unvanı geri almaz. Doçentlik unvanının geri alınması ve tez ile diplomanın iptali ayrı idari süreçlerdir.
Emsal Kararlarda Tazminat Tutarları
İntihal nedeniyle tazminat davası sonucunda hükmedilen tutarlar ölçülüdür. Yargıtay karar arama sisteminde yer alan bir dosya bunu somut biçimde gösterir.
Olayda 2018'de yayımlanan hakemli bir makaleden 1.571 sözcük, 2020 tarihli bir kongre kitabına kaynak gösterilmeden aktarılmıştır. Davacı, üç kat bedeli belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000 lira ve manevi tazminat olarak 1.000 lira istemiştir. İlk derece mahkemesi makaleyi ilim ve edebiyat eseri saymış, 14. ve 15. maddelerdeki manevi hakların ihlal edildiğini kabul etmiştir. Mahkeme 1.000 lira manevi tazminata hükmetmiş, tutar davalılardan müşterek ve müteselsil tahsil edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı düzelterek onamıştır. Daire, üç kat bedel ile ref talebinin mükerrer olduğunu belirlemiş ve ref hükmünü karardan çıkarmıştır (E. 2025/1984, K. 2025/6794, 17.11.2025).
Bu dosya iki şeyi gösteriyor. Manevi tazminat tutarları yüksek değildir. Asıl parasal sonuç, rayiç bedelin doğru hesaplanmasına bağlıdır. Cezai boyut ise ayrı yürür: kaynak göstermeden alıntı ve başkasının eserine kendi adını koymak 71. maddede suç sayılır, soruşturma şikâyete bağlıdır.

İntihal Nedeniyle Tazminat Davası Konusunda Avukat Desteği
İntihal nedeniyle tazminat davası bakımından uygulanacak hukuki yol, ilgili mevzuatın yanında somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Eserin niteliği, aktarmanın kapsamı ve eldeki belgeler bu değerlendirmeye girer. Bu nedenle genel nitelikteki internet içeriği, dosyaya özgü hukuki incelemenin yerine geçmez.
İntihal iddiası hakkında dosyanıza özgü bir değerlendirme talep ediyorsanız Online Hukuki Danışmanlık sistemi üzerinden görüşme planlayabilirsiniz. Talebinizi Avukata Sor formu üzerinden de iletebilirsiniz. Görüşmede sunulacak hukuki değerlendirme, paylaşılan bilgi ve belgelere göre yapılır.




