Doçentlik başvurusunda bulunan ve unvan almak isteyen her akademisyenin başvuru değerlendirme süreçlerinde doçentlik başvuru dosyalarının sağlaması gereken şartların  mevcudiyetinin incelendiği aşamalar bulunmaktadır.Bu aşamaların en başında adayların etik inceleme süreci yer alıp bu aşamada adayın herhangi bir  etik ihlal iddiasıyla karşı karşıya kalıp kalmadığı  değerlendirilip ardından asgari başvuru koşullarının sağlamış olup olmadığı incelenmektedir. En sonunda ise başvurulan alan bakımından dosyada beyan edilen eserlerin her birinin nitelik ve nicelik olarak yeterli ve alana özgün katkı sağlayan eserler olup olmadığına bakılmaktadır. Bu yazımızda doçentlik başvurusunun son aşaması olan eser inceleme ve değerlendirme kısmında başarısız bulunan  ve bu işleme karşı nasıl bir yol izlenmesi konusunda tereddüte düşen adaylara bilgi vermek amaçlanmaktadır.

Öncelikle başvuran adaylar bakımından etik ihlal iddialarından sonra sonuç ve süreç bakımından adayları en çok mağduriyet yaşatan aşama eser inceleme ve değelerlendirme aşaması denebilecektir. Çünkü doçentlik  unvanı  başvurusu ile elde edileceği sürece kadar adaylar yıllar içinde zaten pek çok eser meydana getirmiş  olup dosyaları mevcut  bir donanım ve birikim sağlamış olmaktadır. Nitekim unvanı elde etmek bakımından mevcut asgari koşullara göre de pek çok çalışmayla  nicelik şartını şartını sağlamış bulunmaktadır. Ancak buna rağmen başarısız olan adayların çok büyük çoğunluğu, Doçentlik unvanı elde etmek isteyen adaylar bakımından uygulanan temel mevzuat olan Doçentlik Yönetmeliği’nin 6(2). Maddesi’nde yer  verilen “…Doçentlik değerlendirme jürisi, hakkında bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali bulmadığı ve asgari başvuru şartlarını sağladığını tespit ettiği adayın akademik çalışmalarının niteliği ve bilim/sanat alanına katkısını esas almak suretiyle “başarılı” veya “başarısız” bulduğunu belirten ayrıntılı ve gerekçeli bir değerlendirme raporu hazırlar…” hükmüne aykırı olarak düzenlenen jüri raporları neticesinde  haksız ve hukuksuz olarak başarısız kabul edilmektedir.

Bu durumda eser inceleme ve değerlendirme aşamasında 5 asıl jüri üyesinden 3’ü veya daha fazlası tarafından düzenlenen olumsuz raporlar sonucu başarısız bulunan adaylar için mevcut yönetmelik gereği en erken izleyen üçüncü dönemde[1]yeniden doçentlik başvurusunda bulunabilecek olup sırf bu sebeple haksız yere 2 yıl gibi bir kayıp yaşayarak gecikme sebebi ile elde edebilecekleri birtakım haklardan mahrum kalacaklardır.  Diğer yandan her ne kadar Doçentlik Yönetmeliği’nin m. 6/8 hükmünde başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla tekrar izleyen üçüncü dönem başvuru yapabileceği ifade edilse de uygulamada eksiklerin giderilmesi halinde de adayların sonraki başvurularının eser inceleme raporlarında yer verilen başarısızlık gerekçelerinin başkaca subjektif kriterler olduğu görülmektedir. Bu durumda adayın bir sonraki  başvuru döneminde başarılı bulunulacağının garantisi de bulunmamaktadır. Çünkü bir sonraki başvuru süreci başkaca jüriler tarafından incelenecek olup aynı oranda başarılı/ başarısız olma ihtimali taşımaktadır. Elbetteki ki bu durumunda istisnaları bulunup 3 dönem başarısız bulunan ve üçüncü başvurusunda da önceki jüri üyeleri ile aynı fakültede mesai arkadaşı olan jüri üyelerine denk gelerek objektifliğini yitirmiş üyelerin hazırlamış olduğu raporlar sonucu başarısız bulunan adayların olduğunu söylemek gerekecektir. Bu durum da açıkça göstermektedir ki eser incelemeden kalan adaylar için ÜAK’ın belirleyeceği tarafsız jüri  değerlendirmesi kalmadığından hakkaniyetli  bir sonuç beklenemeyecektir.

Uygulamada hazırlanan ve başarısızlık gerekçesi olarak ileri sürülen pekçok jüri raporunun hukuki  hiç bir dayanağı olmayıp bununla birlikte tamamen subjektif bir çok değerlendirme barındırmaktadır. Örneğin; adayın eserleriyle hiçbir ilgisi bulunmayan ve eser inceleme ve değerlendirme aşamasına ilişkin olmayan açıklamalar (dergilere yönelik eleştiriler, adayın yapması mümkün olmayan şeylerin yokluğu vb.)başka adayların dosyasındaki eserlere dair incelemeler, asgari koşulların sağlanmadığına dair eleştiriler, subjektif şekilde jürinin kendi ölçütlerine göre yetersizlik gerekçeleri ve hatta yukarıda ifade edilmiş olan örnekteki gibi daha önceki başvurusunda başarısız bulan jürinin gerekçelerinin yerinde olduğu kanaatleri şeklinde çoğaltılabilecek pekçok husus ileri sürülmektedir. Başarısız bulunan birçok adayın ise gerekçeli hazırlanmış raporlar sonucu başarısız bulunduğu söylenememektedir.

Özellikle de 5 üyeden 3’ü tarafından başarısız bulunduğu için başvurusu olumsuz sonuçlanan adaylar bakımından bir jüri üyesinin özensizlik, dikkatsizlik vs. sebeplerle hatalı düzenlemiş olduğu raporu sebebiyle başarısız sonucu ortaya çıkmakta olup bu durumda ÜAK tarafından varılan sonuç tek kabul edilmekte ve yapılan itirazın tek rapordaki hata bağlamında ele alınmadığı görülmektedir. Bu durum adayların başvuruları ve akademik kariyerleri bakımından geri dönülmesi güç ve ciddi menfaat ihlallerine sebebiyet vermekteyse de ÜAK tarafından göz ardı edilerek itirazları gerekçesiz olarak reddedilmektedir.

Bu durumda pek çok başarısız bulunan aday, aslında kendi ile aynı alanda başvuruda bulunan  adaylarla ortalama aynı nitelikte dosyaya hatta belki daha iyi eserlere sahip olmasına rağmen atanan jüri üyelerinin farklı olması sebebiyle başarısız kabul edilebilmektedir.  Bu  durumda açıkça eşitlik ilkesinin ihlali ile subjektif  değerlendirmeler sonucu  aday başarısız kabul edilmektedir.

Adaylar için şu husus önemle ifade edilmelidir ki eser inceleme ve değerlendirme aşamasında başarısız bulunan adaylar, asgari ve etik ihlal sebebiyle başarısız olan adayalardan farklı olarak YALNIZCA OLUMSUZ JÜRİ RAPORLARI SEBEBİYLE BAŞARISIZ KABUL EDİLMEKTEDİR. Yani bir komisyon kararı sonucu eserlerin başarısız bulunması söz konusu olmayıp jürilerin hazırlamış olduğu olumsuz raporların, ÜAK tarafından bir denetim merci yoktur. Bu nedenle kuruma yapılan eser inceleme ve değerlendirme itirazlarına verilen cevaplar çok yüksek oranda adayın jürilerin değerlendirmesi sonucu başarısız bulunduğu gerekçesiyle itirazın reddi yönündedir. Bu durumda kalan adaylar için haklarını aramanın ve dosyalarının aslında tamamen hatalı raporlar sonucunda başarısız olduğunu izah etmenin tek yolu olumsuz jüri raporlarına karşı bağımsız bir denetim sağlayabilecek bir  yargı yoluna başvurmak olacaktır.

Nitekim  tarafımızca açılan davalarda mahkemelerin tarafsız bir bilirkişi süreci yürütmeleri adına adayların bu tarz eski jüri üyeleri veya tanıdıklarının incelemesinin önlenmesinin önüne geçilmeye çalışılmakta ve adayın mağduriyet yaşamaması adına gerçek bir uzman incelemesi sonucu dosyasının incelenmesi sağlanmaya çalışılmaktadır.  Özellikle eser inceleme ve değerlendirme bakımından adayın her bir eserinin nitelik olarak başvurulan alana katkısının detaylı değerlendirildiği ve bu şekilde yapılan hakkaniyetli bir inceleme sonucu başarılı/başarısız bulunduğu  bir rapor sunulması sonucu varılan netice tatmin edici ve kabul edilebilir olmaktadır.

[1] Doçentlik Yönetmeliği’nin 6 (8) maddesi

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap