Anayasaya Aykırı Bulunan Yükseköğretim Kanunu Hükümleri

Anayasa Mahkemesi 13/10/2022 tarihinde E.2022/87 numaralı dosyada, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53/A maddesinin ikinci fıkrasının; (a) bendinin ikinci cümlesi ile (b) ve (c) bentlerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

Karara konu maddeler ;

“Savunma hakkı kapsamında gözetilecek hususlar şunlardır:

a) Soruşturulana, iddialar hakkında savunma imkânı tanınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen tarihte geçerli bir mazereti olmaksızın savunmasını yapmayan, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

b) Savunmaya davet yazısında hakkında disiplin soruşturması açılan fiilin neden ibaret bulunduğu, savunmasını belirtilen sürede yapmadığı takdirde savunmasından vazgeçmiş sayılacağı bildirilir.

c) Disiplin cezası vermeye yetkili makamlar gerek görürse, isnat edilen fiil ve soruşturma raporunda önerilen disiplin cezasını da belirtmek suretiyle, bu maddedeki esaslar çerçevesinde (a) ve (b) bentlerindeki usule göre tekrar savunma isteyebilir.”

Karar içeriği şu şekildedir;

Anayasa Mahkemesine İtiraz Konusu Kurallar

İtiraz konusu kurallarla, disiplin soruşturmasında savunma hakkına ilişkin esaslar düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi Başvuru Gerekçesi

Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kuralların savunma hakkını anayasal güvencelere aykırı şekilde kısıtladığı ileri sürülmüştür

Anayasa Mahkemesi Disiplin Soruşturmasına İlişkin Değerlendirme

Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği düzenlenerek savunma hakkı güvence altına alınmıştır.

Hakkındaki isnadı bilmeyen kimsenin savunma yapması mümkün değildir. İsnat, anılan kişinin savunma yapabilmesi için kişiye bildirilmektedir. Bu nedenle de bildirimde, ilgilinin hangi fiil ile itham edildiğinin ve hangi disiplin suçunu işlediğinin açıklanması gerekmektedir. Disiplin süreci esnasında fiilin hukuki niteliğinin değişmesi durumunda da ilgili bu değişiklikten haberdar edilmelidir.

İtiraz konusu ibarelerin yer aldığı (a) bendinin ikinci cümlesinde, soruşturmayı yapanın soruşturulana savunma hakkını kullanabilmesi için yedi günden az olmamak üzere savunma süresi vereceği düzenlenmiştir. (a) bendinin lafzı bir bütün olarak ele alındığında savunması alınmadan kişiye disiplin cezası verilemeyeceğinin açık olduğu, soruşturmayı yapanın savunma süresi verme hususunda bir takdir yetkisine sahip kılınmadığı, buna göre alt sınırı aynı bentte belirlenmiş şekliyle asgari savunma süresinin soruşturmacı tarafından verileceğinin Kanun’da açıkça düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Söz konusu ibarelerin savunma hakkının anayasal güvencelerine uygun olup olmadığının ortaya konabilmesi açısından savunmaya davet yazısında yer alacak bilgilerle bağlantılı olarak ele alınması gerekmektedir. Zira Kanun’un 53/A maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde savunma için süre verilmesinin yanında bu bentte yer alan dava konusu ibareler uyarınca soruşturmayı yapan tarafından tayin edilecek savunma süresinin (b) bendinde belirtilen içeriğe sahip bir savunmaya davet yazısıyla verileceği anlaşılmaktadır. Ayrıca disiplin sürecinde soruşturmayı yapanın görev aldığı aşama dikkate alındığında bu aşamanın ilgilinin savunma için ön koşul olan isnadı öğrenme hakkından gereği gibi yararlanmasına imkân verip vermediğinin değerlendirilmesi gerekir.

Kanun’un 53/A maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde, savunmaya davet yazısının içeriğinde soruşturmanın içeriği ile ilgili olarak sadece soruşturmaya konu eylemin ne olduğunun belirtileceği ifade edilmiştir. Kanun’ un lafzından, soruşturulanın etkili bir savunma hazırlayabilmesi açısından gerekli olabilecek bir bilginin savunmaya davet yazısında bulunması şeklinde yasal bir zorunluluk öngörülmediği anlaşılmaktadır.

Bunun yanında savunmaya davet yazısının soruşturulana soruşturmanın hemen başlangıcında -soruşturma dosyası henüz asgari bir düzeyde dahi olgunlaşmadan- gönderilip gönderilmeyeceği hususunda Kanun’da açık bir ifade bulunmamakla birlikte davet yazısının içeriğinde olması zorunlu bilgiler gözönünde bulundurulduğunda soruşturmacının bu konuda herhangi bir kayıtla sınırlandırılmadığı, dosyanın henüz olgunlaşmadığı bir aşamada da savunmanın istenebileceği anlaşılmaktadır.

Kanun’un 53/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiilin işlendiğini öğrenen disiplin amiri yazılı olarak disiplin soruşturması başlatır. Bu son kural ve ikinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde tercih edilen kavram farklılığı dikkate alındığında soruşturmayı yapanın davet yazısında soruşturma sırasındaki tespitlerden önce, sadece soruşturmanın başlatılmasına neden olan iddia çerçevesinde bildirimde bulunulmasının yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla isnadın sebebi (olay/olgu/eylem) kapsamında dahi yeterli bilgilendirmenin yapılmamasına imkân tanınmıştır. 

2547 sayılı Kanun’un 53/A maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde soruşturmanın görevlendirme yazısının tebliği tarihinden itibaren iki ay içinde tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 53/Ç maddesinin birinci fıkrasında disiplin cezası vermeye yetkili makamlar gösterilmiş, ikinci fıkrasında söz konusu makamların soruşturmada eksiklik olduğunu tespit etmesi hâlinde eksikliklerin giderilmesi için dosyayı iade edebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde disiplin cezası vermeye yetkili makamlara gerek görmeleri hâlinde tekrar savunma isteme yetkisinin soruşturma dosyası tamamlanıp teslim edildikten sonra verildiği anlaşılmaktadır.

Elbette ki disiplin cezası verilmeden önce herhangi bir aşamada, savunma hakkının etkili bir şekilde kullanılmasına imkân verecek şekilde soruşturulanın tekrar dinlenilmesi, yukarıda ortaya konulan eksikliğin telafisini sağlayabilir. Bu noktada 53/A maddesinin (c) bendinin idareye verdiği yetkinin niteliği önemli hâle gelir. Söz konusu bentte, disiplin cezası vermeye yetkili makamlara, isnat edilen fiil ve soruşturma raporunda önerilen disiplin cezasını da belirtmek suretiyle tekrar savunma isteme yetkisinin verildiği ancak bu yetkinin takdirî nitelikte olduğu görülmektedir.

Soruşturmanın başlangıcından disiplin cezasının verilmesine kadar olan süreçte uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ya da birden fazla ücretten kesme disiplin cezaları bakımından soruşturulanın savunma hakkının bütün gerekleriyle birlikte sağlanamadığı yapılan inceleme sonucunda esas itibarıyla ortaya çıkmıştır. Bu durumda soruşturma dosyasının tesliminden sonra fakat disiplin cezası verilmeden önce ilgili makamlara tekrar savunma isteme yetkisinin takdirî olarak verilmesiyle de soruşturulanın savunma hakkının güvence altına alınmasının mümkün olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak Anayasa’nın savunma hakkının tanınmasını takdire bırakmayan 129. maddesinin ikinci fıkrası karşısında itiraz konusu kurallar, 2547 sayılı Kanun kapsamında yürütülecek disiplin soruşturması bakımından, hakkında soruşturma yapılan kişiye çeşitli disiplin cezalarından biri verilmeden önce savunma hakkından bütün gerekleriyle birlikte yararlanmasını temin etmemektedir.

Anayasa Mahkemesi açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap