Boşanma HukukuBoşanma Davasında Tazminat

Evlilik birliği sona erdikten sonra taraflar birbirlerinden boşanma davasında tazminat talep edebilirler. Boşanma davasında tazminat konusunda için kusur oranı önemli olup boşanma davasında tazminat talep edebilmek için kusursuz ya da daha az kusurlu olmak gerekir. Türk Madeni Kanunu’nun 174. Maddesinde “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.boşanma davasında tazminat konusuna vurgu yapmıştır. Boşanma davasında tazminat almak isteyen taraf mutlaka karşı tarafın kusurunu kanıtlamalıdır. Boşanma davası reddedilen taraf boşanma davasında tazminat alamaz.

Boşanma davasında tazminat ikiye ayrılır;

  • Maddi Tazminat
  • Manevi tazminat

BOŞANMA DAVASINDA MADDİ TAZMİNAT

BOŞANMA DAVASINDA MADDİ TAZMİNAT

Boşanma davalarında maddi tazminat talep edilebilmesi için boşanma davasında tazminat talep edilen tarafın mevcut ya da beklenen bir menfaatinin zedelenmiş olması gerekmektedir. Örneğin evlenme ya da evlilik sırasında yapılan masraflar kadının kaybettiği nafaka, mal rejiminden kaynaklanan hakların kaybı, evlenme dolayısıyla verilen hediyeler, boşanma yüzünden kaybedilen miras hakları maddi tazminat kapsamında sayılmaktadır.

Talepte bulunan eşin isteğinin kabul edilebilmesi için öncelikle karşı tarafın kusurlu olması gerekmektedir. Bu aynı zamanda boşanmaya karar verilmesinin de şartıdır. Açılan boşanma davasında karşı tarafın kusursuz olduğu veya dava açandan daha az kusurlu olduğu anlaşılırsa davanın reddine karar verilmektedir. Bu sebeple boşanma konusunda uzman bir boşanma avukatından yardım alınması faydalı olacaktır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli 2019/1505 E., 2019/7166 K.

Taraflarca karşılıklı olarak Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine göre boşanma davası açılmış, ilk derece mahkemesince; boşanmaya neden olan olaylarda; kadının kusursuz ve erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilerek, boşanmaya ve fer’ilere ilişkin hüküm kurulmuş, ilk derece mahkemesinin bu kararı, davacı-karşı davalı erkek tarafından boşanma kararına itiraz edilmeksizin; kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden istinaf edilmiştir.

Türk Medeni Kanunu’na göre; boşanma davalarının eki niteliğinde nafakalar, maddi ve manevi tazminatlar “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz” (TMK m. 175) ve “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” (TMK m. 174/1,2) denilmek suretiyle madde metinlerinde kusur unsuruna açıkça yer verilmiştir. Belirtilen kusur unsurunun; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların kusur durumunu yorumladığı şüphesizdir.

Boşanma davasının fer’i niteliğindeki nafaka ve tazminat taleplerine ilişkin uygulamada; isteklerin tümü yasadan kaynaklı birbirlerinin fer’i niteliğinde bulunduklarından boşanma kararı ve boşanmanın fer’ilerine ilişkin kararlar, hükmün gerekçesiyle ve de gerekçede belirlenen “Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların kusur durumu” ile birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Boşanma davası ile nafaka ve tazminat davaları arasında hukuki sebep birliği yoksa da birbirlerinin eki olması itibariyle aralarında sıkı sıkıya bağlı, biri olmadan diğerinin varlık kazanamayacağı sebep ve sonuç ilişkisi vardır.

Tarafların, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusur unsurunun tespit edilmiş olunduğu gerekçe; münhasıran boşanma hükmüne değil, boşanma ve fer’i niteliğinde talep edilen istemlere ilişkin kurulan hükümlerin tümünün gerekçesidir. Kesinlik sadece hüküm fıkraları için söz konusu ise de; hüküm fıkraları ile gerekçe arasında anlatıldığı şekilde zorunlu bir bağ varsa hükmün gerekçesi de kesinlik kazanır. Boşanma davasıyla belirlenen “Kusur unsurunun” tespit edildiği gerekçe bölümünün; kesin hüküm ve kesin delil oluşturduğundan söz edilebilmesi için yukarıda anlatıldığı şekilde, kusur belirlemesi aleyhine olağan kanun yoluna başvurulmaksızın veya olağan kanun yollarına başvurularak tüketilmiş olması sonucunda ancak şekli anlamda kesin hüküm oluşturduğundan söz edilebilir.

Somut olayda; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkek tam kusurlu bulunmuş, buna ilişkin gerekçeye dayalı olarak da boşanmaya ve fer’ilerine karar verilmiştir. Hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından açıkça kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlara ilişkin istinaf edildiğinden ilk derece mahkemesince tespit edilen kusur durumunun yazılı olduğu gerekçe bölümü aleyhine olağan kanun yoluna başvurulmuş olması nedeniyle şekli anlamda kesinleşmediği ve HMK m. 303/1 maddesi gereği şekli anlamda kesinleşmeyen bir hükmün maddi anlamda da kesin hüküm oluşturmadığı dikkate alınmaksızın kesin hükmün varlığına davalı olarak bölge adliye mahkemesince; davacı-karşı davalı erkeğin kusur belirlemesine ilişkin itirazının esası incelenmeksizin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

O halde; bölge adliye mahkemesince yapılacak iş, ilk derece mahkemesinin kusur belirlemesine ilişkin tüm deliller değerlendirilerek tarafların kusur durumunun belirlenmesi ve bu belirlemeye bağlı olarak boşanmanın fer’i niteliğinde bulunan nafakalar ve tazminatlar yönünden karar vermekten ibarettir. Bu husus gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” kararından da anlaşılacağı üzere “kusur durumunun belirlenmesi ve bu belirlemeye bağlı olarak boşanmanın fer’i niteliğinde bulunan nafakalar ve tazminatlar yönünden karar vermekten ibarettir.” ifadesi ile boşanma davasında tazminat talep edilirken kusur oranının belirlenmesi önemi anlaşılmaktadır.

Boşanma Davasında Maddi Tazminat Miktarı

Boşanma davasında tazminat belirlenirken hâkim pek çok kriteri göz önünde bulundurur. Hâkim, maddi zararın miktarını kişisel düşünce ve tahminlere dayalı olarak belirleyemez. Boşanma davasında tazminat miktarı öncelikle tarafların ekonomik ve sosyal durumu, evliliğin süresi, çocukların durumu, boşanma nedeni, kusur oranı, tazminat talep eden tarafın zararı gibi kriterlere dayanarak ve paranın satın alma gücü ve ihlal edilen mevcut ve beklenen yararlar göz önünde bulundurularak mahkeme takdiri ile belirlenir. Hâkim, tazminat miktarını saptarken gerektiğinde bilirkişi incelemesine başvurabilir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.04.2021 Tarihli 2020/6999 E., 2021/2835 K.

1-Davalı-karşı davacı erkeğin, kadının boşanma davasının kabulü, kendi boşanma davasının reddi, velayet ve tazminat taleplerinin reddine yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;

İlk derece mahkemesince verilen kararlar, istinaf edilmeyen yönlerden kesinleşmiş olup istinaf edilmeyen konular temyize getirilemez. Davalı-karşı davacı erkeğin kadının boşanma davasının kabulü, kendi boşanma davasının reddi, velâyet ve tazminat taleplerinin reddine yönelik istinaf talebi bulunmadığından, istinaf edilmemiş bu yönlere ilişkin temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu itibarla davalı-karşı davacı erkeğin kadının boşanma davasının kabulü, kendi boşanma davasının reddi, velâyet ve tazminat taleplerinin reddine yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-karşı davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir.

Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.” kararından da anlaşılacağı üzere “Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-karşı davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır.

hükmü ile boşanma davasında tazminat hesaplanırken dikkate alınan kriterler belirtilmiştir.

Boşanma Davasında Maddi Tazminatın Ödenmesi

Mahkeme boşanma kararıyla birlikte maddi tazminat talebini de karara bağlar. Eğer talebin kabulüne karar vermişse tazminat miktarını da hükümde belirtir. Kararın istinaf veya temyiz yargı yoluna gitmesi halinde boşanma davasında tazminat kararının kesinleşmesi beklenir. Kararın kesinleşmesi ile tazminat hükmü icra edilebilir hale gelmiş demektir.

Boşanma davasında tazminat miktarı ne olursa olsun, harç ve vekalet ücreti ayrıca tahsil edilmez. Ancak, ayrı bir dava olarak talep edilen nafaka ve tazminatlar için talep edilen miktarın değerine göre belirlenen nispi harç ödenir

BOŞANMA DAVASINDA MANEVİ TAZMİNAT

BOŞANMA DAVASINDA MANEVİ TAZMİNAT

Boşanma davalarında manevi tazminat talep edilebilmesi için öncelikle kişilik haklarının ihlal edilmiş olması gerekmektedir. Boşanmaya giden süreçte davacıya uygulanan fiziksel şiddet, hakaret, tehdit, aşağılama kişilik hakkını zedeleyen unsurlardır. Kişilik hakkının ihlal edildiğini iddia eden tarafın bunu örnek olaylarla açıklaması ve iddialarını delillerle ispat etmesi gerekir. Davacı taraf örneğin bu iddialarını bu hususa ilişkin tanıklarını dinleterek kişilik haklarının ihlal edildiğini ispatlayabilir.

Bununla birlikte

  • Kişilik haklarının ihlalinde davalının kusurlu olması
  • Davacının meydana gelen olaylarda en azından diğer taraftan daha az kusurlu olması gerekmektedir.

Aynı durum maddi tazminat açısından da geçerlidir. Boşanma davasında tazminatın en önemli şartı karşı tarafın kusurunun bulunmasıdır. Tehdit, hakaret, aşağılama, küçük düşürme gibi olaylarda davalının kusurunun bulunduğu açıktır ancak bu olayların belirtilmesi ve ispatlanması tazminatın elde edilebilmesi açısından önemlidir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2022 Tarihli 2022/4417 E., 2022/6669 K.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yersizdir.

2-Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda, davacı-karşı davalı kadının boşanma davasının ve ferilerinin kabulüne, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminatların ve nafakaların miktarı, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise tüm yönlerden istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince davacı-karşı davalı kadının, kusur belirlemesi ve maddi tazminatın miktarı yönünden, davalı-karşı davacı erkeğin ise; kusur belirlemesi, karşı davanın reddi ve kadın lehine hükmedilen manevi tazminat yönünden istinaf istemlerinin kabulüne karar verilerek, erkeğin karşı davasının kabulüne, kadın lehine hükmedilen maddi tazminat miktarı arttırılarak 30.000 TL maddi tazminatın kadına verilmesine ve davacı-karşı davalı kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın, kusursuz veya diğer tarafa göre az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gerekir (TMK m. 174/2). Bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen davalı-karşı davacı erkeğin kusurlu davranışlarının, davacı-karşı davalı kadının kişilik değerlerine saldırı niteliğinde ve manevi tazminatı gerektirir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı-karşı davacı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğuna göre, davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, bölge adliye mahkemesince davacı-karşı davalı kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” Kararında “tazminat talep eden tarafın, kusursuz veya diğer tarafa göre az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gerekir (TMK m. 174/2).manevi tazminatın koşullarına vurgu yapmıştır.

Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.09.2018 2018/4823 E., 2018/10184 K.

1-Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır, davacı-karşı davalı kadının az da olsa kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Taraflarca dayanılmayan vakıalar kusur belirlemesinde esas alınamaz. Mahkemece, davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenen fiziksel şiddet vakıasına, davalı-karşı davacı erkek tarafından vakıa olarak dayanılmamıştır. Bu durumda mahkemece, usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan bir vakıa esas alınarak davacı-karşı davalı kadına kusur yüklenilmesi doğru olmamıştır (HMK m. 137, 140/3, 187). Davacı-karşı davalı kadının başkaca kusurlu bir davranışının varlığı da ispat edilememiştir.

Gerçekleşen bu durum karşısında, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken, boşanma davasının kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, davacı-karşı davalı kadının kabul edilen boşanma davasında verilen boşanma hükmü temyizin kapsamı dışında tutulmak suretiyle kesinleşmiş, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasında, boşanma isteminin konusu kalmamıştır. Davalı-karşı davacı erkeğin davasında, boşanma istemi konusuz kalmakla birlikte, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bir karar verilmesi gerekir. O halde davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davası hakkında açıklanan yönde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına nazaran davacı-karşı davalı kadın yararına hükmolunan manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat (TMK m. 174/2) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

3-Davalı-karşı davacı kadın, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden faize hükmedilmesini talep etmiştir. Bu talep hakkında olumlu-olumsuz hüküm kurulmaması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” kararında da belirtildiği üzere boşanma davasında manevi tazminat belirlenirken dikkat edilen “ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına” kriterlere vurgu yapılmıştır. Boşanma davasında tazminat talep ederken bu kriterlere dikkat etmek gerekir.

Boşanma Davasında Manevi Tazminat Miktarı

Boşanma davasında manevi tazminat, tazminat talep eden eşin boşanma nedeniyle yaşadığı üzüntü, acı, keder ve ruhsal yıpranmayı telafi etmeyi amaçlar. Boşanma davasında tazminat miktarı, mahkeme tarafından belirlenir ve hâkimin takdirine bağlıdır. Ancak, talep edilen boşanma davasında tazminat miktarın üzerine çıkılamaz.

Özellikle vurgulanmalıdır ki, manevi tazminat ödemeleri irat, taksit veya aylık ödemeler şeklinde yapılamaz; bunun yerine tek seferde toplu para ödenmelidir. Ayrıca, talep edilen boşanma davasında tazminat miktarı davanın ilerleyen aşamalarında değiştirilemez. Boşanma davasında tazminat için talep edilen miktar ne ise, mahkeme tarafından en yüksek verilebilecek boşanma davasında tazminat hükmü talep edilen meblağdır.

Boşanma Davasında Manevi Tazminatın Ödenmesi

Açılan davada hâkim belirtilen talebi haklı bulursa kişilik hakların saldırıyla orantılı bir tazminata hükmeder. Tazminat bir seferde ödenmek üzere kararlaştırılabilir, taksit ile ödenmesinin kararlaştırılması mümkün değildir. Manevi tazminatın kesinleşmesiyle birlikte karşı taraftan tahsili talep edilebilir. Boşanma davasında tazminatın ödenmemesi halinde icra takibi başlatılarak ilamların icrası yoluyla tazminatın tahsilini gerçekleştirmek mümkündür.

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT BOŞANMA İLE TALEP EDİLEBİLİR Mİ?

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT BOŞANMA İLE TALEP EDİLEBİLİR Mİ?

Boşanma davasında tazminat talepleri boşanma ile talep edilebilir. Dilekçeler aşaması sona erdiğinde talep belirtilmezse, boşanma davasında tazminat talebi aynı mahkemeye ayrı bir dava olarak açılabilir. Genellikle, mahkeme bu davaların bir arada görülmesi gereken davalar olarak görüp birleştirme kararı verir ve bu davalara birlikte karar verilir Bununla birlikte boşanma kesinleştikten sonra 1 yıl içerisinde tazminat davası açılabilir. Boşanma davasında tazminat hakkı 1 yıl sonra zamanaşımına uğrar.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.03.2021 Tarihli 2021/1110 E., 2021/2529 K:

“1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Dava erkek tarafından, Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2 ve 178. maddelerine dayalı olarak boşanmadan sonra açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda kesinleşen boşanma davasında sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek ağır kusuru kesinleşen kadın aleyhine ve erkek lehine 3.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş,

…maddi tazminat talebi yönünden ise, maddi tazminatın verilebilmesi için maddi tazminat isteyen eşin mutlaka maddi bir zararının mevcut olması ve bu maddi zararın dosya kapsamı itibariyle kanıtlanmış olması gerektiği, taraflar arasındaki kesinleşen boşanma dava dosyasına göre maddi tazminat istenilen kadının herhangi bir gelirinin bulunmadığı, maddi anlamda katkısı istenebilecek bir kişi olmadığı, bu durumda davacı erkeğin ispatlanan mevcut bir zararının olmadığı, beklenen menfaatler yönünden ise davacı erkeğin talebinin sadece bir beklentiden ibaret olup somutlaştırılmış bir menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı erkek tarafından temyiz edilmiştir.

Türk Medeni Kanunu’nun “Maddi ve manevi tazminat” başlıklı 174. maddesinin 1. fıkrası; “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. ” hükmünü içermektedir.

Maddi tazminat, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan talep ettiği tazminattır. (TMK m.174/1)

Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz.

Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde ise evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise; evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade etmektedir.

Yine tazminat talep eden tarafın kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekmektedir. Diğer maddi koşulu ise tazminat istenenin kusurlu olmasıdır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde somut olayda; tarafların 26.04.2001 tarihinde evlendikleri, müşterek iki çocuklarının bulunduğu, taraflar arasındaki Türk Medeni Kanunu’nun 166/1 maddesine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davalarının kabulü ile tarafların TMK m. 166/1-2 maddesi uyarınca boşanmalarına karar verildiği, hükmün gerekçesinde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda sadakat yükümlülüğünü ihlal eden kadının, evlilik birliğinin gerektirdiği ekonomik ve sosyal yükümlülükleri yerine getirmeyen ve kadına fiziksel şiddet uygulayan erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun belirtildiği, hükmün kadın tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.10.2014 tarih ve 2014/7986 Esas, 2014/18982 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği ve taraflarca süresi içerisinde karar düzeltme yoluna başvurulmayarak 29.11.2014 tarihinde hükmün kesinleştiği, eldeki davanın ise 13.03.2015 tarihinde TMK’nın 178. maddesinde öngörülen bir yıllık sürede açıldığı anlaşılmaktadır.

Mahkeme kararının gerekçesinde, her ne kadar davalı kadının herhangi bir gelirinin bulunmadığı, maddi anlamda katkısı istenebilecek bir kişi olmadığı, bu durumda davacı erkeğin ispatlanan mevcut ve beklenen bir zararının bulunmadığı belirtilerek erkeğin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ise de;

maddi tazminatın ön koşullarından olan mevcut ve beklenen menfaat kavramının sadece para ile değerlendirilebilir bir kavram olmadığı, kadın tarafından evlilik birliği içerisinde yemek, ütü, temizlik, çamaşır, bulaşık gibi ev işlerinin yapılması, çocukların bakım ve sorumluluğunun üstlenilmesi gibi durumların da evlilikteki mevcut ve beklenen menfaatler kapsamında sayılması gerektiği, kadının düzenli bir işi ve gelirinin bulunmayışının, davacı erkek yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1 maddesi kapsamında maddi tazminatın tâyininde değil ancak ve ancak maddi tazminatın miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilecek bir ölçüt olduğu, hâl böyle olunca boşanmaya sebebiyet veren olaylarda maddi tazminat isteyen davacı erkeğin, davalı kadından daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu erkeğin, en azından anılan yönlerden davalı kadının maddi desteğini yitireceği anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50,51) dikkate alınarak davacı erkek yararına uygun miktarda maddi tazminata hükmedilecek yerde yazılı gerekçe ile talebinin reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” kararından da anlaşılacağı üzere “kadının düzenli bir işi ve gelirinin bulunmayışının, davacı erkek yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1 maddesi kapsamında maddi tazminatın tâyininde değil ancak ve ancak maddi tazminatın miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilecek bir ölçüt olduğu” düzenli bir işi ve geliri olmayan tarafında boşanma davasında tazminat ödemesine hükmedilebileceği vurgulanmıştır.

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA TAZMİNAT

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA TAZMİNAT

Anlaşmalı boşanma davalarında eşler boşanma davasında tazminat dahil boşanmanın tüm unsurlarında anlaşmış olmalı ve yapmış oldukları anlaşmalı boşanma protokolünü mahkemeye sunmaları gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma protokolünde maddi tazminat hususu geçiyorsa tazminat talebinde bulunulabilir. Ancak anlaşmalı boşanma protokolünde maddi tazminata ilişkin huşular geçmiyorsa tazminat talebinde bulunulamaz.

Anlaşmalı boşanma davalarında manevi tazminat talebinde bulunulamaz.

BOŞANMA DAVASINDA TAZMİNAT ÖDENMEME DURUMUNDA NE OLUR?

BOŞANMA DAVASINDA TAZMİNAT ÖDENMEME DURUMUNDA NE OLUR?

Boşanma davasında tazminat ödenmezse karşı taraf aleyhinize icra takibi başlatabilir. İcra takibi başlatıldığında icra masrafları, faiz ve avukatlık vekalet ücreti de ekleneceğinden ödeme gereken miktar otomatik olarak artacaktır. Bu nedenle icra takibi başlatılmadan tazminat ödenilmesi daha mantıklıdır.

ANKARA BOŞANMA AVUKATINA NASIL ULAŞILIR?

Ankara Barosu’na bağlı olan tüm avukatların iletişim bilgileri Ankara Baro levhasında yer almakta olup web sitesi ya da baroyu arayarak ulaşılabilmektedir. Ancak, burada yer alan bilgiler sadece iletişim bilgilerini sağlanmakta olup hangi avukatın hangi alanda uzmanlaşmış olduğunu veya aktif faaliyet gösterip göstermediğini belirtmemektedir. Boşanma davasında tazminat konusunda yeterli ve tecrübeli bir avukat ile çalışmak tazminat miktarını etkilemektedir.

En İyi Ankara Boşanma Avukatları Akademik Hukuk & Danışmanlık’ta

Ankara boşanma avukatlarının en tecrübelileri ile çetrefilli olayları kısa zamanda çözen uzmanları Akademik Hukuk & Danışmanlık kadrosunda bulunmaktadır. En iyi Ankara boşanma avukatları için İletişim Bilgilerimiz’e tıklayarak bizi arayabilirsiniz. Bununla birlikte ofise gelmeden Ankara boşanma avukatı ile istediğiniz yerden görüntülü ve farklı şekilde iletişim kurmak ve bilgi almak için Online Danışmanlık Sistemimizden randevu alabilirsiniz.

Kaynak:

https://www.mevzuat.gov.tr/

https://karararama.yargitay.gov.tr/

 

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap