Hasta doğrudan bir hekime başvurduğunda ve hekim tarafından tedavi veya bakım hizmeti verilmesi için bir sözleşme ilişkisi kurulur ve hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu başlar.

HEKİM İLE HASTA ARASINDA KURULAN SÖZLEŞMENİN HUKUKSAL NİTELİĞİ

Hasta doğrudan bir hekime başvurduğunda ve hekim tarafından tedavi veya bakım hizmeti verilmesi için bir sözleşme ilişkisi kurulur. Her sözleşmede olduğu gibi, hasta ile hekim arasında da bir tür alacak-borç ilişkisi doğar. Hekim ile hasta arasındaki tedavi sözleşmesi, bir iş görme borcu altında olduğunu ve bu borcunun insan bedeni üzerindeki etkileri nedeniyle özel bir özen gerektirdiğini ifade eder. Bu sözleşme, hastanın bedensel bütünlüğünü korumak ve iyileştirmek gibi yüksek düzeyde özen ve dikkat gerektiren bir işi üstlenen hekimin sorumluluklarını belirtir.

Tedavi sırasında meydana gelebilecek hataların sadece maddi değil, aynı zamanda hastanın sağlığı ve yaşamı üzerinde de ciddi etkileri olabilir. Bu nedenle, hekimin yüksek özen borcu vardır ve hastanın bedeninde gerçekleştirdiği işlemlerde bu özeni göstermesi beklenir.

“Hekim ile hasta arasında kurulan hekimlik sözleşmesi, yasada düzenlenmemiş (atipik) iş görme sözleşmelerindendir. Hekimlik sözleşmesinde, isimsiz bir iş görme sözleşmesi görünümü nedeniyle tanım, hukuksal nitelik ve sonuçları konusunda tam bir açıklık yoktur. Bununla birlikte, hekimlik sözleşmesinin, serbest çalışan bir hekim ile bizzat hasta ya da onun temsilcisi arasında kurulan ve hekimi kendisine ödenecek bir bedel karşılığında tıbbî teşhis ve tedavi edimini yerine getirme yükümlülüğü altına sokan şeklinde tanımlanması mümkündür.

Bu tanımdan hareketle, sözleşmenin tarafları ve borçlanma konusu edimler belirlenebilir. Ancak, sözleşmenin hukuksal niteliği konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Buna göre, hekimlik sözleşmesini, iş görme sözleşmelerinden istisna (eser), hizmet (iş) ve vekalet sözleşmesinden biri olarak gören görüşler dışında, sözleşmenin hukuksal niteliğini kendine özgü, isimsiz bir iş görme sözleşmesi sayanlar da vardır.” [1].

KENDİNE ÖZGÜ (SUI GENERİS) SÖZLEŞME

Bu görüşe göre, hasta-hekim ilişkisi diğer ticari sözleşmelerden farklıdır çünkü hastanın sağlığı ve yaşamı gibi temel haklarıyla doğrudan ilişkilidir.

Bu tür bir sözleşmenin içeriğinde, yardım, güven, anlayış ve yüksek özen gibi unsurlar bulunur. Hasta, genellikle iyileşme umudu ve beklentisi içinde hekime başvurur ve hekimden varını yoğunu vermeye hazır olur. Bu durumda, hasta genellikle hekimin bilgi, uzmanlık ve deneyimine güvenir.

Ancak, bu güven ilişkisi, hekimin etik kurallara uyması ve hastanın haklarını koruması gerektiği gerçeğiyle dengelenir. Hekim, hastanın güvenini kötüye kullanarak etik dışı davranışlarda bulunmamalıdır. Hekim, hastanın iyiliği ve sağlığına zarar verecek şekilde hareket ettiğinde, bu durum hukuki ve etik sorumlulukları beraberinde getirebilir.

Bu nedenle, tedavi sözleşmesinin özel bir sözleşme türü olduğu ve hasta-hekim ilişkisinin güven, yardım ve yüksek özen gibi unsurlarla karakterize edildiği kabul edilir. Bu ilişkide, hekimin etik kurallara uyması ve hastanın haklarını koruması önemlidir çünkü hasta, çoğu zaman bilgisizlik, çaresizlik ve korku gibi zayıf bir konumda olabilir. Hekim, bu güveni kötüye kullanarak hastadan yüksek ücret alabilecek bir konumda değildir; aksine, hastanın iyiliği ve sağlığına odaklanmalı ve etik standartlara uygun davranmalıdır.

HİZMET SÖZLEŞMESİ

Hekimlik sözleşmesinin “hizmet sözleşmesi” olarak değerlendirilmesi Alman hukuku kaynaklıdır. Bu bakış açısı, hasta-hekim ilişkisinin bir tür hizmet alımı ve sunumu olarak değerlendirilmesine dayanır.

Alman Hukuku’nda vekillik sözleşmesinin karşılıksız olması gerektiği genel bir kuraldır. Ancak, bir hekimin hastaya sunduğu hizmet karşılığında bir ücret alması, bu ilişkinin bir vekillik sözleşmesi olarak değil, bir hizmet sözleşmesi olarak değerlendirilmesine yol açar.

Hasta-hekim ilişkisinin hizmet sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin bir sonucu olarak, Alman Hukuku’nda bu ilişki, hizmet sözleşmesi hükümleriyle çözümlenir. Bu da, taraflar arasındaki hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde, hizmet sözleşmelerine özgü kuralların uygulanması anlamına gelir.

Bu yaklaşım, tedavi sürecinin bir tür hizmet alımı ve sunumu olduğunu kabul eder ve taraflar arasındaki ilişkiyi bu çerçevede düzenler. Bu bağlamda, hekimin hastaya karşı taşıdığı yükümlülükler, genellikle bir hizmet sağlayıcısının müşterisine karşı taşıdığı yükümlülüklere benzer şekilde değerlendirilir.

VEKALET SÖZLEŞMESİ

İsviçre Hukuku’nda ve Türk Hukuku’nda da genellikle hekim ile hasta arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesi hükümleriyle açıklanır.

Vekâlet sözleşmesi, bir kişinin başka bir kişi adına hukuki işlemde bulunmasını veya belirli bir görevi yerine getirmesini içeren sözleşme türüdür. Hekim ile hasta arasındaki ilişki genellikle hekimin hastanın sağlık durumuyla ilgili olarak bir vekâlet ilişkisi üstlenmesiyle başlar. Hekim, hastanın iyileşme veya sağlık sorunlarını tedavi etme gibi belirli görevleri yerine getirmekle yükümlüdür ve bu görevi hastanın adına yerine getirir.

İsviçre Hukuku’nda, genellikle sadece “aile hekimliği” sözleşmesinin hizmet sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu kabul edilirken, diğer hekim-hasta ilişkilerinin vekâlet sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu kabul edilir.

“Hekimlik sözleşmesi, hastanın, hekim tarafından sağlığına kavuşturulmasını hedefleyen, maddî fiillere ilişkin bir vekalet sözleşmesi niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, hekimlik sözleşmesine, Borçlar Kanunu’nda düzenlenen vekâlet sözleşmesi hükümleri kıyas yoluyla uygulanacak ve tarafların hak ve borçları da öncelikle bu kapsamda belirlenecektir.” [2].

Türk Hukuku’nda da benzer şekilde, hekim ile hasta arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesi olarak kabul edilir. Ancak, Yargıtay’ın bazı kararlarında hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu, vekâlet sözleşmesinin yanı sıra hizmet sözleşmesi hükümlerine de dayandırılmıştır. Bu, hukukun belirli durumlarda her iki sözleşme türünü de göz önünde bulundurabileceğini ve hekim ile hasta arasındaki ilişkinin doğası ve içeriği göz önüne alındığında farklı hukuki temellere dayanabileceğini gösterir.

ESER SÖZLEŞMESİ

Eser (istisna) sözleşmesi, bir kişinin bir eser üretmek veya bir işi yerine getirmek için başka bir kişiye karşı yükümlülük üstlendiği sözleşme türüdür. Bu tür sözleşmelerde, eserin tamamlanması veya işin başarılı bir şekilde yerine getirilmesi esas alınır ve genellikle belirli bir sonucun sağlanması için bir sözleşme yapılmış olur.

Diş hekiminin porselen kaplama, protez, köprü ve kron gibi diş tedavilerini üstlenmesi eser sözleşmesi olarak nitelendirilebilir çünkü bu tür işlemler sonucunda belirli bir eser ortaya çıkar ve bu eserin tamamlanması gereklidir.

HEKİMLİK SÖZLEŞMESİNİN UNSURLARI

Hekimlik sözleşmesinin geçerli olabilmesi için çeşitli unsurlara sahip olması gerekmektedir. Bu unsurlar sayesinde yapılan sözleşmenin hekimlik sözleşmesi olup olmadığı yani geçerli olup olmadığı belirlenebilmektedir. Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğundan bahsedebilmek için bu unsurlara dikkat edilmesi gerekir.

TARAFLARIN SERBEST (BAĞIMSIZ) ÇALIŞAN HEKİM VE HASTA OLMASI

Hekimlik sözleşmesinin ilk temel unsuru, sözleşmenin taraflarının kimlikleri ve nitelikleriyle ilgilidir. Bu sözleşme, tıbbi teşhis ve tedavi borcunu üstlenen taraf ile hasta veya hasta vekili arasında kurulur. Bu taraf, genellikle serbestçe çalışan bir hekim veya bir sağlık kuruluşunda çalışan bir hekim olabilir.

Tıbbi teşhis ve tedavi faaliyetleri, sadece yetkili bir hekim tarafından gerçekleştirilebilir. Bu nedenle, hekimlik sözleşmesinin geçerliliği için, tıbbi müdahalelerin bir hekim tarafından yapılması gerektiği kabul edilir. Bu, hekimin mesleki yeterliliğine ve hekimlik şartlarını sağlamasına dayanır.

Türkiye’de hekimlik yapabilmek için Tıp Fakültesi diplomasına sahip olmak yeterlidir. Ancak, belirli bir dalda uzmanlık yapmak isteyen hekimler için Tıpta Uzmanlık Tüzüğü‘nde belirtilen şartları yerine getirmek ve uzmanlık belgesine sahip olmak gereklidir. Uzmanlık belgesi, hekimin belirli bir alanda uzman olduğunu ve bu alanda tıbbi teşhis ve tedavi hizmetleri verebileceğini gösterir.

Bu nedenle, hekimlik sözleşmesinin taraflarının nitelikleri, hekimin mesleki yeterliliği ve yasal gerekliliklerle uyumlu olmalıdır.

HEKİMİN TIBBÎ MÜDAHALEDE BULUNMASI

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu, hekimin yapmış olduğu eylemlerden kaynaklanır. Hekimlerin, hastalarıyla yapacakları sözleşme sınırları içinde üstlendikleri temel borçları, teşhis ve tedaviyi de içeren tıbbi müdahalede bulunmaktır.

Teşhis, hastalığın ne olduğunun tespit edilmesi anlamına gelir. Bu, hastanın semptomlarını değerlendirme, tıbbi testler yapma, görüntüleme çalışmaları yapma ve diğer incelemeler gibi çeşitli fiilleri içerebilir. Teşhis, bir hastalığın diğerinden ayırt edilmesi de dahil olmak üzere birçok faaliyeti kapsar.

Tedavi ise, tıbbi yöntemlerle hastalığı iyileştirmeyi veya hafifletmeyi amaçlar. Bu, ilaç tedavisi, cerrahi müdahaleler, rehabilitasyon, fizyoterapi, psikoterapi gibi çeşitli yöntemleri içerebilir. Tedavi, tıp biliminin kabul ettiği ve etkinliği kanıtlanmış metodlara dayanmalıdır.

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu bu teşhis ve tedavi eylemlerinden kaynaklanır. Hekim, bu eylemleri yerine getirirken profesyonel standartlara uygun davranmalı ve hastanın sağlığını korumalıdır. Eğer hekim, bu görevlerini yerine getirirken ihmalkâr davranır veya standartlara uymazsa, hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu doğabilir ve tazminat talebiyle karşılaşabilir. Bu nedenle, hekimlerin tıbbi müdahaleleri yaparken dikkatli olmaları ve mesleki standartlara uygun davranmaları büyük önem taşır.

HASTANIN BELİRLİ BİR ÜCRET ÖDEMESİ

Tıbbi teşhis ve tedavi hizmeti sunan tarafın hekim olması, taraflar arasında meydana gelen sözleşmenin vekâlet sözleşmesi niteliğini taşıdığını ifade eder. Bu, çünkü hekim, hastanın sağlık durumuyla ilgili olarak belirli bir edimi yerine getirmeyi üstlenir. Ancak, belirli bir sonucu garanti etmez, sadece hastanın ihtiyaç duyduğu teşhis ve tedavi hizmetini sunar.

Hastanın başlıca yükümlülüğünün ücret ödemesi olması, vekâlet sözleşmesini bir karşılıklı sözleşme haline getirir. Zira Borçlar Kanunu‘nun vekâleti düzenleyen hükümlerine göre ücret, vekâlet sözleşmesinin zorunlu bir unsuru değildir. Ancak, genellikle vekilin hizmeti karşılığında bir ücret talep etme hakkı vardır, bu da sözleşmenin karşılıklı bir nitelik kazanmasını sağlar.

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu verilen hizmetin niteliği ve sağlık standartlarına uygunluğu çerçevesinde belirlenir. Bu nedenle, hekimin sağladığı hizmetin karşılığı olan ücret üzerinden hesaplanarak hukuki sorumluluğu kapsamında talepler oluşturulabilir.

TARAFLARIN ANLAŞMASI

Hekimlik sözleşmesi genellikle tıbbi teşhis ve tedavi hizmeti karşılığında belirlenen ücret hususunda tarafların anlaşmasıyla tamamlanır. Bu tür sözleşmeler, tarafların irade açıklamalarıyla gerçekleşen rızaî sözleşmelerdir ve belirli bir merasime uymaya gerek yoktur.

Hekimlik sözleşmesinde, tıbbi teşhis ve tedavi hizmeti karşılığında belirlenen ücreti taahhüt eden teklif ve kabul, sözleşmenin kurulması için yeterli unsurdur. Hekimlik sözleşmesi her zaman açık bir kabul beyanıyla gerçekleşmeyebilir ve bazı durumlarda tarafların davranışları zımni bir sözleşme oluşturabilir.

Örneğin, acile kaldırılan bir hastanın ilgili birime götürülmesi veya hasta veya kanuni temsilcisinin hekimden randevu alması gibi durumlarda, taraflar arasında zımni bir sözleşme oluşabilir. Hekimlerin özel muayenehane açmaları ve şartlarını belirleyip ilan etmeleri, hastaların da ilgili kurum veya kuruluşa başvurmalarıyla, zımni bir sözleşme oluşabilir.

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu, tarafların anlaşması sonucunda hekimin müdahaleye yetkili hale gelmesiyle başlar. Bu nedenle, hekimlik sözleşmesinin geçerli olması ve Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu kabul edilmesi için taraflar arasında belirli bir anlaşma veya davranışın olması önemlidir.

HEKİMİN SÖZLEŞMEDEN DOĞAN SORUMLULUĞUNUN ŞARTLARI NELERDİR?

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu belirli şartların oluşması halinde gerçekleşmektedir. Bu şartların neler olduğunu inceleyecek olursak …

SÖZLEŞMENİN VARLIĞI

Hekim ile hasta arasında gerçekleştirilen tedavi amacıyla yapılan sözleşmenin hukuki niteliği vekâlet sözleşmesi olduğu için, hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu geçerli olabilmesi için öncelikle hasta ile geçerli bir vekâlet sözleşmesinin bulunması gerekir. Hekimlik sözleşmesi, vekâlet sözleşmesi niteliğindedir ve bu sözleşme türünde belirli bir maddi fiilin gerçekleştirilmesi esastır. Bu durumda, hekimin müdahaleye yetkili hale gelmesi için öncelikle hasta ile bir vekâlet sözleşmesinin varlığı aranır.

Vekâlet sözleşmesinin özelliği, genellikle maddi fiillere ilişkin olmasıdır. Hekimlik sözleşmesinde hekim, hastaya karşı maddi fiillerde bulunarak, özellikle tıbbi teşhis ve tedavi hizmetlerini yerine getirir. Bu nedenle, hekimlik sözleşmesi vekâlet sözleşmesi niteliğindedir ve hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu bu sözleşme kapsamında değerlendirilir.

Hekimlik sözleşmesi, tarafların karşılıklı ve uygun irade beyanlarıyla kurulur. Ancak, bazı durumlarda taraflar arasında zımni bir sözleşme de oluşabilir. Örneğin, acil durumlarda hastanın birime götürülmesi veya hasta veya kanuni temsilcisinin randevu alması gibi durumlarda, taraflar arasında zımni bir sözleşme oluşabilir.

Tarafların ehliyeti konusunda ise genel esaslar geçerlidir. Tam ehliyetliler ve sınırlı ehliyetliler hekimlik sözleşmesini tek başlarına yapabilirler. Ancak, tam ehliyetsizlerin hekimlik sözleşmesi yapmaları mümkün değildir ve bu durumda kanuni temsilci tarafından sözleşme yapılması gerekebilir.

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu ilişkin olarak, hekimlik sözleşmesinin vekâlet sözleşmesi niteliği taşıması nedeniyle, sözleşmenin kurulması ve hekimin sorumluluğunun kabul edilmesi için taraflar arasında bir vekâlet ilişkisinin bulunması gerekmektedir. Bu nedenle, Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu değerlendirilmesi için, öncelikle taraflar arasında geçerli bir vekâlet sözleşmesinin varlığı aranır ve bu sözleşmenin nitelikleri dikkate alınır.

SÖZLEŞMENİN İHLALİ

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğundan herhangi birine aykırı davranması, sözleşme gereği yaptırım doğurabilir. Bu aykırı davranışlar, genellikle tanı ve tedavi süreçlerindeki ihmaller, hatalar veya dikkatsizlikler şeklinde olabilir. Hekimin bu tür bir ihlali sonucunda ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulabilmesi için, öncelikle bu yükümlülüklerin ihlal edildiğinin belirlenmesi gerekir.

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu kapsamında yükümlülüklerini ihlal eden eylemin kusurlu olması da önemlidir. Kusur, mesleki hatalar, ihmaller veya dikkatsizlikler şeklinde ortaya çıkar. Bu kusurlu davranışlar genellikle meslek kusuru olarak adlandırılır ve ihmal kavramını içerir. Yani, hekimin özen göstermesi gereken bir durumu göz ardı etmesi veya gereken özeni göstermemesi sonucunda zararın ortaya çıkması durumunda, hekimin kusurlu olduğu kabul edilir ve sorumluluğu doğar.

Dolayısıyla, hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğunun temelinde, sözleşme gereği yükümlülüklerini ihlal eden kusurlu bir davranışın bulunması yatar. Bu ihlal ve kusur, hastanın zarar görmesine neden olan tıbbi hatalar veya ihmaller şeklinde ortaya çıkar.

ZARAR MEYDANA GELMİŞ OLMALI

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, sözleşmeye ait yükümlülüklere aykırı eylemi sonucunda hastanın zarara uğramış olması gerekmektedir. Bu zarar kavramı Borçlar Kanunu çerçevesinde ele alınır. Dolayısıyla, hekimin aykırı eylemi sonucunda hastanın bedensel varlığı veya mal varlığı üzerinde bir değer azalmasına veya değer kaybına sebep olması gerekmektedir. Bu zarar, maddi veya manevi olabilir ve hatta her ikisinin birlikte meydana gelmesi de mümkündür.

Kusurlu olduğuna karar verilen hekim, Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu kapsamında hastanın hem maddi hem de manevi zararlarını tazmin etmekle yükümlüdür. Tazminat miktarının hesaplanması bakımından, davanın akdi (sözleşmeye dayalı) veya sözleşme dışı (haksız fiil) sorumluluk esasına dayandırılması önemli bir farklılık yaratmaz. Yani, hekimin ihmal veya kusuru sonucunda ortaya çıkan zararlar, sözleşme hükümlerine dayanan bir dava olsun ya da haksız fiil hükümlerine dayanan bir dava olsun, tazmin edilmesi gereken zararlar olarak kabul edilir ve hekimin bu zararları tazmin etmesi beklenir.

İLLİYET BAĞI

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu kapsamında hekimin aykırı davranışı ile hastada meydana gelen zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması gereklidir. Yani, zararın hekimin kusurlu ve sözleşmeye aykırı eyleminden doğmuş olması ve bu nedensellik bağının başka bir faktör tarafından kesilmemiş olması gerekmektedir.

Yani Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu nedeniyle hastada meydana gelen zararın ortaya çıkmasında başka bir etkenin rol oynamamış olması önemlidir. Bu durumda, hekimin eylemleri ile hastada meydana gelen zarar arasında doğrudan ve kesintisiz bir nedensellik ilişkisi bulunmalıdır ki hekim tazmin sorumluluğuyla karşı karşıya kalabilsin.

SAĞLIK HUKUKUNDAN KAYNAKLANAN DAVA MASRAF VE HARÇLARI

Sağlık hukuku davası masraf ve harçları her sene değişkenlik göstermektedirler. 2024 yılı harçlarına göre mahkemeye ödenmesi gereken sağlık hukuku davasının, harcı, avans ve masrafları için takriben 2500 TL civarında olmaktadır. Sağlık hukuku davasının devamında mahkemece istenecek başka giderler olabileceği gibi üst mahkemeye itiraz ve karşı vekalet ücretlerinin olacağı da bilinmelidir. Ayrıca Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu davası nedeniyle açılacak maddi veya manevi tazminat davasının türüne ve istenecek tazminat miktarına göre de bu rakam değişebilmektedir. Masraf ve harç konusunda dava harcı hesaplama aracımızdan yararlanabilirsiniz.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI SEÇİMİ

Ankara sağlık avukatı seçimi, sağlık hukuku davası surecinin hızlı ve profesyonelce yönetilmesi için ve davanın başarıya ulaşması için son derece önemli olup doğru Ankara sağlık avukatını bulmak için yaşanabilecek süreci adım adım anlatırsak;

1.ADIM: NE İLE KARŞILAŞACAĞINIZI BİLİN

İlk adım, davanız esnasında ne türde hukuki konu ve uyuşmazlıklarla karşılaşacağınızı anlamanıza yardımcı olacaktır.

  • Davanızı Anlama: Sağlık hukuku davası sürecinde karşılaşabileceğiniz sorunları belirleyin. Bu, Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu, tıbbi malpraktis, hasta hakları, mesleki sorumluluk veya sağlık kuruluşları hukuku gibi konuları içerebilir.
  • Hukuki İhtiyacınızı Belirleme: Davanızla ilgili özel hukuki ihtiyaçlarınızı belirleyin. Örneğin, hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunabilirsiniz.

2.ADIM: UZMANLIK VE DENEYİM ARAŞTIRMASI YAPIN

İkinci adımda, ihtiyacınız olan alanda uzmanlaşmış Ankara sağlık avukatı bulmak için bir ön araştırma yapmanız maddi ve manevi bakımlardan önem taşımaktadır. İnternet ortamında avukatların web sitelerini inceleyebilir, forumlarda yer alan incelemeleri okuyabilir ve avukatların müvekkillerinin referanslarına ulaşabilirsiniz.

Seçtiğiniz avukatın referanslarını kontrol edin. Daha önce benzer davalarda başarılı bir geçmişi olan ve müvekkillerine etik ve profesyonel hizmet sunan bir Ankara sağlık avukat bulmak önemlidir.

Örneğin, internet üzerinde “Ankara sağlık avukatı” araması yapıp Ankara sağlık avukatı internet sitelerini ziyaret edebilir ve özgeçmişleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Ayrıca web sitemizi inceleyerek Uzman Ankara sağlık avukatı ekibimizden yardım alabilirsiniz.

3ADIM: İLK GÖRÜŞMELERİ ÖNCEDEN PLANLAYIN

Seçme ihtimaliniz olan Ankara sağlık avukatıyla yapacağınız ilk görüşmeler, size daha fazla bilgi ve tecrübe edinme ve kararlarınız için en doğru avukatı seçme fırsatı sunar. Bu görüşmeler esnasında, aşağıdaki hususlara değinmek ve örnek soruları sormak sizin açınızdan yol gösterici olabilir:

  • Deneyim ve Uzmanlık:

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu davalarında ne kadar deneyiminiz var ve benzer davalarda daha önce nasıl sonuçlar elde ettiniz?”

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu konusunda özel olarak uzmanlaştığınız veya önceki müvekkillerinizle benzer durumlarda başarı elde ettiğiniz örnekler var mı?”

  • Strateji ve Beklentiler:

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu konulu davamla ilgili en etkili strateji nedir ve beklentilerimi karşılayabileceğinizi düşünüyorsunuz?”

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu dava sürecinde benimle nasıl iletişim halinde olacaksınız ve kararlarıma ne kadar dahil olabileceğim?”

  • Ücretlendirme Politikası:

“Ücret tarifeniz nedir ve masrafların nasıl hesaplandığını öğrenebilir miyim?”

“Ödemeler ve masrafların takvimi hakkında bana daha fazla bilgi verebilir misiniz?”

  • Davanın Süresi ve Sonucu:

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu davasının ne kadar süreceği ve sonucu hakkında önceden bir tahminde bulunabilir misiniz?”

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu davasında hangi aşamalardan geçeceğimizi ve sonucun ne zaman ortaya çıkabileceğini öngörüyorsunuz?”

Bu sorular, avukatınızın uzmanlığı, iletişim tarzı, ücret politikası ve davanın muhtemel seyri hakkında size daha fazla bilgi sağlayabilir. Ayrıca, Ankara sağlık avukatınızın size güven verip vermediğini ve durumunuzu anladığını hissetmeniz de önemlidir. Bu görüşmeler, en uygun avukatı seçme sürecinde size rehberlik edebilir.

4.ADIM: ANKARA SAĞLIK AVUKATI, ÜCRETLERİNİ ANLAYIN

Dördüncü adımda, Ankara sağlık avukatınızla ücret ve vereceğiniz vekaletle ilgili sözleşme detayları hakkında net bir anlayış geliştirmeniz oldukça önemlidir. Örneğin; Ankara sağlık avukatınızın danışmanlık için sizden aldığı ücretin, Ankara sağlık avukatlı ücret tarifesince belirlenen asgari ücretlere ne kadar yakın olduğunu bilmeli, ekonomik bir tercih yapıp yapmadığınızı anlamalısınız.

5.ADIM: İŞ BİRLİĞİ VE İLETİŞİM

Ankara sağlık avukatınızla kaliteli bir iş birliği içinde olmak ve güçlü iletişim kurmak son derece önemlidir. Bu, karşılıklı güven oluşturmanıza ve dava sürecinin başarıyla yürütülmesine yardımcı olmaktadır.

Örneğin; Ankara sağlık avukatınıza, söz konusu davayla alakalı herhangi bir gelişme veya endişeniz olduğu zaman hemen başvurabileceğinizi bildirmeli ve Ankara sağlık avukatınızdan bu konuda teminat alabilmelisiniz. Aynı zamanda Ankara sağlık avukatınızın her duruşma ve gelişme neticesinde size düzenli olarak davanın ilerlemesi hakkında bilgi vermesini bekleyebilirsiniz.

6.ADIM: EN DOĞRU ANKARA SAĞLIK AVUKATI SEÇMEK

Sonuç olarak, Ankara sağlık avukatı seçimi, karmaşık ve stresli bir süreç olabilmekle beraber yukarıda sizler için sıraladığımız adımları izleyerek bu süreci daha etkili bir şekilde yönlendirmeniz mümkün. İhtiyaçlarınızı saptamak, deneyimli ve uzman bir Ankara sağlık avukatı araştırması yapmak, görüşmelerinizi planlamak, ücretleri anlamak ve etkili bir iletişim kurmak, doğru Ankara sağlık avukatını seçmenize yardımcı olacaktır. Bu şekilde, Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu dava sürecinizi daha az sıkıntılı ve çok daha başarılı bir şekilde sonuçlandırabilirsiniz.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI ÜCRETİ 2024

Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi vekalet ücretini düzenler. Bu maddeye göre vekalet ücreti, avukatlık sözleşmesi ile belirlenir. Ancak bu belirleme süreci Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile bağlıdır.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatların hizmetlerini sunarken talep edebilecekleri asgari ücretleri belirler. Avukatlar, bu tarife doğrultusunda vekalet ücretini belirlerken bu asgari ücret tarifesini dikkate almak zorundadır. Ancak bu tarife, avukatların sundukları hizmetlerin niteliğine, süresine, zorluk derecesine ve diğer faktörlere göre değişkenlik gösterebilir.

Ankara sağlık avukatı ücreti davanın niteliğine göre Ankara sağlık avukatı ve iş sahibi tarafından belirlenir. Ancak Ankara sağlık avukatı isterlerse Ankara Barosu En Az Ücret Tarifesine uyabilirler.

Ankara Barosu En Az Ücret tarifesi, asgari olarak Ankara’daki davalar bakımından önemli bir rehber niteliğindedir. Buna rağmen unutulmamalıdır ki her dava farklıdır ve müvekkiller Ankara sağlık avukatı ile özel olarak görüşerek özel durumlarını değerlendirmelidirler. Belirlenen ücretler, çokça farklı etkenden etkilenebilmekte ve davalarda ortaya çıkabilecek özel şartlarla ilintili olarak değişebilmektedir.

Ankara Barosu’nun bu tavsiye niteliği taşıyan asgari ücret tarifeleri, meslektaşlarımız ve kıymetli müvekkillerimizin adil bir hizmet sunma ve alımı için bir yol haritası sunar. Bu tarifelerin Adalet Bakanlığı’nın onayına tabi olması, güvenilirliği ve şeffaflığı artırır ve avukat-müvekkil ilişkileri açısından da gerçekleştirilecek hukuki işlemler için daha güvenilir bir çerçeve sunar.

Netice itibariyle, sağlık hukuku davalarında Ankara sağlık avukatı ücretleri mali açıdan ciddi bir yük olarak görülse de sağlık hukuku alanında uzman bir Ankara avukatına danışmamak daha fazla gider yapılmasına yol açmaktadır. Ancak doğru bir Ankara sağlık avukatıyla ve Akademik Hukuk & Danışmanlık gibi doğru bir hukuk bürosuyla iş birliği yaparak adil bir sonuca ulaşmak mümkündür. Bu noktada da en makul tercihi yapabilmek açısından Ankara sağlık avukatı için belirlenen asgari ücret tarifeleri önemli anlamda yol gösterici olabilmektedir.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI TUTMAK ZORUNDA MIYIM?

Ankara sağlık avukatı, hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu davası sürecinde kritik bir rol oynarlar. Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu davaları genellikle karmaşık, teknik ve uzmanlık gerektiren hukuki konular içerir. Ancak kural olarak bir Ankara sağlık avukatı tutmak zorunda değilsiniz.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI’NA NASIL ULAŞILABİLİR?

Ankara Barosu’na bağlı olan tüm Ankara avukatlarının iletişim bilgileri Ankara Baro levhasında yer almakta olup web sitesi ya da baroyu arayarak ulaşılabilmektedir. Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğu davası konusunda uzman bir Ankara sağlık avukatı arayışındaysanız, Baro Levhası üzerinden Ankara sağlık avukatı iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI AKADEMİK HUKUK & DANIŞMANLIK’TA

Konusunda uzman bir Ankara sağlık avukatından destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. Konusunda uzman Ankara sağlık avukatı ile istediğiniz yerden görüntülü ve farklı şekilde iletişim kurmak ve bilgi almak için Online Danışmanlık Sistemimizden randevu alabilirsiniz.

KAYNAK:

[1]-DEMİR, Mehmet. “HEKİMİN SÖZLEŞMEDEN DOĞAN SORUMLULUĞU”. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 57, sy. 3 (Eylül 2008): 225-52.

[2]- UYGUR, ATİYE. “HEKİMİN SÖZLEŞMEDEN DOĞAN SORUMLULUĞU”, Doktora Tezi, Anakara Üniversitesi, 2009.

[3]-https://www.mevzuat.gov.tr/

[4]-https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap