Lüzum-u muhakeme kararı akademik disiplin süreci sonunda şüphelinin yargılanmasını tayin eden karar anlamına gelmektedir. Yükseköğretim kurumlarındaki yönetici, öğretim elemanı ve memurların görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri suçlar hakkında yapılacak ceza soruşturması, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53.maddesinin (c) fıkrasında düzenlenen usule göre yürütülmektedir.

Bu doğrultuda yürütülen soruşturma neticesinde şüphelinin suçu işlediğine ilişkin inandırıcı ve yeterli delil bulunursa, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre şüphelinin yargılanmasını tayin eden lüzum-u muhakeme kararı verilmektedir. Şüpheli hakkında kamu davasının açılmasına esas olan “lüzum-u muhakeme” kararı, yargılamanın gerekliliğine ilişkin “iddianame” niteliği taşımaktadır.

LÜZUM-U MUHAKEME KONUSUNDA SORULARINIZ MI VAR?  ➽ HEMEN AVUKATA SOR 

LÜZUM-U MUHAKEME KARARI VERMEYE YETKİLİ KURULLAR VE KARAR ALMA SÜREÇLERİ

2547 sayılı Kanun’un 53-c maddesinde, son soruşturmanın açılması (lüzum-u muhakeme) veya son soruşturmanın açılmaması (men-i muhakeme) kararlarını vermeye yetkili karar kurulları şu şekilde belirlenmiştir:

  • Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştay 2. Dairesi
  • Üniversite rektörleri, rektör yardımcıları ile üst kuruluş genel sekreterleri hakkında, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden oluşturulacak üç kişilik kurul
  • Üniversite, fakülte, enstitü ve yüksekokul yönetim kurulu üyeleri, fakülte dekanları, dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve yardımcıları ile üniversite genel sekreteri hakkında, rektörün başkanlığında rektörce görevlendirilen rektör yardımcılarından oluşacak üç kişilik kurul (iki rektör yardımcısı bulunmaması nedeniyle kurul oluşturulamıyor ise, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden oluşturulacak yetkili kurul)
  • Öğretim elemanları, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul
  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlar hakkında, yer itibariyle yetkili il idare kurulu

Danıştay 2. Dairesince birinci aşamada verilen kararlar, Danıştay İdari İşler Kurulunca; diğer kurullar tarafından birinci aşamada verilen kararlar, Danıştay 2. Dairesince, kararın türüne göre itirazen veya kendiliğinden nihai olarak karara bağlanmaktadır.

Yükseköğretim Kurulu ile Üniversite Yönetim Kurullarınca oluşturulacak kurullarda görevlendirilecek asıl ve yedek üyeler bir yıl için seçilmektedir. Süresi sona erenlerin tekrar seçilmeleri mümkündür.

Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek kurullar üye tamsayısı ile toplanmaktadır. Kurullara ilk soruşturmayı yapmış olan üyeler (muhakkik) ile haklarında karar verilecek üyeler katılamazlar. Eksiklikler yedek üyelerle tamamlanmaktadır. Kurullarda, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamamaktadır. Kararlarda oy çokluğu esası uygulanmaktadır.

LÜZUM-U MUHAKAME KARARINDA YER ALMASI GEREKEN HUSUSLAR

Yukarıda sayılan yetkili kurullarca verilecek olan lüzum-u muhakeme kararlarında; şüphelinin adı, soyadı, suçu işlediği sıradaki memuriyet unvanı ve görevi, şüpheli hakkında cezai kovuşturma yapılmasını gerektiren suç konusu eylemin neden ibaret olduğu ve isnat edilen suç, cezai kovuşturmaya konu olan suç konusu eylemlerin hangi tarihte işlendiği, her eylem bakımından ayrı ayrı verilen kararın gerekçesi, verilen kararın oy birliği ile mi yoksa oy çokluğu ile mi verildiği, delillerin neler olduğu ve bu delillere göre suça uygulanacak kanun maddesi ve yargılamanın yapılacağı mahkeme yer almalıdır.

Bu şekilde alınan lüzum-u muhakeme kararları şüpheliye bizzat tebliğ edilmelidir. Şüphelinin bulunamaması durumunda, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda belirtilen ilanen tebliğ yolu ile tebligat yapılabilir.

LÜZUM-U MUHAKEME KARARINA İTİRAZ

Lüzum-u muhakeme kararına karşı şüphelinin, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Danıştay’a itiraz hakkı bulunmaktadır. İtiraz dilekçesi doğrudan Danıştay Başkanlığına verilebileceği gibi Danıştay’a gönderilmek üzere soruşturmayı açan makama da verilebilir. Karara karşı itiraz edilmesi halinde, kararın tebliğine ilişkin belge ve itiraz dilekçesi de eklenmek suretiyle fezleke, yetkili kurul kararı ve soruşturma dosyası Danıştay’a gönderilmek üzere ivedilikle Rektörlük Makamına iletilmektedir.

Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştay 2nci Dairesince verilen lüzum-u muhakeme kararına karşı yapılan itiraz, Danıştay İdari İşler Kurulu tarafından incelenmekte ve karara bağlanmaktadır. Diğer kurullarca verilen lüzum-u muhakeme kararına ilgililerce yapılacak itiraz ise Danıştay 1inci Dairesince incelenerek karara bağlanmaktadır.

İtiraz sonucu kararı ikinci aşamada inceleyen kurul, lüzum-u muhakeme kararını bozarak şüphelinin men-i muhakemesine karar verebilir. Bu durumda, şüpheli yargılanmaz ve bu karar kesindir.

İtiraz sonucu kararın onanmasına karar verilmesi halinde ise karar kesinleşmiş olur ve şüpheli hakkında kamu davası açılır.

LÜZUM-U MUHAKAME KARARININ KESİNLEŞMESİ

Lüzum-u muhakeme kararına karşı şüpheli tarafça 10 gün içerisinde itiraz edilmez veya itiraz edilmesine karşın karar üst kurulca (Danıştay) onanırsa kesinleşir ve dosya; şüpheli hakkında yetkili mahkemede son soruşturmanın yapılması için birinci aşamada kararı veren kurula, buradan da yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Lüzum-u muhakeme kararı iddianame niteliğinde olduğundan karar verildiği anda kamu davası açılmış sayılır ve mahkemeye ulaştığı anda da yargılamaya öncelikle başlanır ve öncelikle sonuçlandırılır.

DOSYANIN GERİ ÇEVRİLMESİ KARARI NEDİR?

Danıştay tarafından yapılan inceleme neticesinde; Dosyayı inceleyen yetkili kurul (İl İdare Kurulu ya da Üniversite 3 Kişilik Kurulu) tarafından soruşturma emrinin usule uygun alınmaması, soruşturmaya başka şüphelilerin de dahil edilmesi, şüpheli-tanık ifadelerinin hiç veya usulüne uygun alınmaması, eylemin bilirkişi incelemesini gerektiren bir suç olması halinde bilirkişi raporu düzenlettirilmemiş olması, soruşturmanın kanuna ve usule uyulmadan yapılması gibi durumların varlığı, yetkili kurulların kanun ve usule uygun olarak oluşmaması, toplanmaması ve usulsüz karar vermesi, verilen kararda noksanlık olması, oy çokluğu ile alınan kararlarda muhalefet görüşünün yazılmaması, kararda imzaların eksik olması, soruşturmacının karar organına üye olarak katılması, yasanın öngördüğü biçimde yazılı bildirimlerin yapılmaması, dosyanın başka bir kurula gönderilmesi gerekirken sehven yetkisiz ve görevsiz kurula gönderilmesi durumlarında dosyanın geri çevrilmesi kararı verilebilmektedir.

Bu durumda kararda belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden karar verilmekte ve dosya usulüne uygun olarak Danıştay’a gönderilmektedir.

DANIŞTAY TARAFINDAN MEN-İ MUHAKEME KARARI BOZULMAK SURETİYLE LÜZUM-U MUHAKEME KARARI VERİLMESİ

Şüpheliye isnat olunan suçun gerçekleştiğinin sabit bulunmaması, suçun kanuni unsurlarının oluşmaması, suç şüpheliye atfedilememesi ya da olay suç olmakla beraber şüphelinin suçu işlediği konusunda kamu davasının açılmasına yetecek ölçüde kanıt elde edilememesi hallerinde men-i muhakeme kararı verilmektedir. Men-i muhakeme kararı, şüpheli hakkında son soruşturma yapılmasını önlemekte ve bu karar şüpheliye ve varsa müştekiye bildirilmektedir.

Şikayetçiler tarafından men-i muhakeme kararına karşı 10 gün içerisinde itiraz edilebilmektedir. İtiraz dilekçesi doğrudan Danıştay Başkanlığına verilebileceği gibi Danıştay’a gönderilmek üzere soruşturmayı açan makama da verilebilir. Karara karşı itiraz edilmesi halinde, kararın tebliğine ilişkin belge ve itiraz dilekçesi de eklenmek suretiyle fezleke, yetkili kurul kararı ve soruşturma dosyası Danıştay’a iletilmek üzere Rektörlük Makamına gönderilmektedir.

İtiraz edilsin veya edilmesin, men-i muhakeme kararları incelenmek üzere kendiliğinden Danıştay’a gitmekte ve yapılan inceleme sonucunda Danıştay men-i muhakeme kararlarını bozup lüzum-u muhakeme kararı verebilmektedir. Danıştay’ın bu şekilde men-i muhakeme kararını bozmak suretiyle verdiği lüzum-u muhakeme kararı kesin niteliktedir ve bu karara karşı itiraz yolu bulunmamaktadır. Kesinleşen kararların müşteki ve şüpheliye tebliği ile bilgi için Personel Dairesi Başkanlığına ve şüphelinin dairesi amirine gönderilmesi gerekmektedir.

LÜZUM-U MUHAKEME KARARININ KESİNLEŞMESİ HALİNDE YARGILAMA YAPMAYA YETKİLİ MAHKEME HANGİSİDİR?

Ceza soruşturması neticesinde verilen lüzum-u muhakeme kararı kesinleşmiş ise yapılacak olan ceza yargılamasında yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesidir.

LÜZUM-U MUHAKEME DANIŞTAY KARARLARI

Lüzum-u muhakeme ya da men-i muhakeme kararlarına karşı itiraz neticesinde veya men-i muhakeme kararlarının Danıştay tarafından kendiliğinden incelenmesi sırasında lüzum-u muhakeme ilgili verilen kararlara örnekler aşağıda sunulmaktadır.

Danıştay 1. Dairesi’nin 19.02.2014 tarihli kararında men-i muhakeme kararı bozularak lüzum-u muhakeme kararı verilmiştir:

“Olayda, Üniversite tarafından şikayetçiye bir anlamda yaşam alanı olarak tahsis edilen odadaki yangın alarmı cihazına gizli kamera yerleştirilmek suretiyle şikayetçinin özel hayatının gizlice kayda alındığı, bu durumun tutanak düzenlenmek ve resim çekilmek suretiyle somut olarak ortaya konulduğu, kaldı ki, şüphelilerin ifadelerinde de bu durumun kabul edildiği, şikayetçinin kişisel odası niteliğinde sayılması gereken çalışma odasına gizlice kamera yerleştirmek ve şikayetçiyle ilgili hususları kayda almak suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun işlendiği, bu nedenlerle mevcut delillerin atılı suçtan dolayı şüpheliler hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte olduğu anlaşıldığından,

… Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun 17.12.2013 tarih ve 14 sayılı men-i muhakeme kararının bozulmasına, atılı suç nedeniyle şüphelilerin lüzum-u muhakemelerine, eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 134 üncü maddesi uyarınca yargılanmalarına, yargılamanın … Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına, dosyanın karar ekli olarak Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına, kararın birer örneğinin Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğüne ve itiraz edene gönderilmesine 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Danıştay’ın lüzum-u muhakeme kararlarını bozma gerekçesi büyük oranda eksik inceleme ya da 2547/53/c maddesi usulüne uygun yapılmayan soruşturmaya dayanmaktadır. Örneğin Danıştay 1. Dairesi’nin 24.12.2013 tarihli kararında belirli eksikliklerin tespiti nedeniyle lüzum-u muhakeme kararı bozulmuştur:

“…şikayetçinin ve kızının tedavi yardımından yararlandırılmaması iddiası ile ilgili olarak soruşturmacı tarafından “üniversite yetkililerine herhangi bir suç yüklenemeyeceğinin belirtildiği, Yetkili Kurul tarafından da şüphelilerin bu suçla illiyet bağı kurulmadan teklif şeklinde “üniversite yetkililerine herhangi bir suç yüklenemeyeceği” sonucuna ulaşıldığı, ancak şüpheliler hakkında men-i muhakeme veya başka bir karar verilmediği, öğretim elemanlarına ders görevi verilmemesi iddiası ile ilgili olarak da ders görevi dağıtımında görevli ve yetkili olanlar tespit edilmeden Rektör hakkında lüzum-u muhakeme kararı verildiği anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle itirazın kabulüyle eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen soruşturma raporu esas alınarak verilen Üniversite yetkililerine herhangi bir suç yüklenemeyeceğine, …’ın lüzum-u muhakemesine, diğerleri hakkında herhangi ceza uygulamasına yer olmadığına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan Kurulun 31.05.2013 tarih ve 2013/20 sayılı kararının bozulmasına, yukarıda belirtilen eksikliklerin tamamlanması ve aynı iddiaların 2007 ve 2010 yıllarında da şikayet konusu edildiği ve disiplin cezası verilmediği yönündeki …’ın açıklamalarının da değerlendirilmesi suretiyle yeniden düzenlenecek fezleke üzerine Yetkili Kurulca yeni bir karar verilmesi,

…verilecek kararın türüne göre on günlük itiraz süresini ve itiraza bakmakla görevli yeri de belirten gerekli bildirimler yapıldıktan sonra Yasa gereği veya itiraz edilmesi halinde itiraz dilekçeleri ile bildirim alındıları da eklenerek incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın karar ekli olarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına iadesine, kararın bir örneğinin itiraz edenin vekiline gönderilmesine 24.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Danıştay 1. Dairesi’nin 16.09.2008 tarihli kararında men-i muhakeme kararı bozularak şüphelilerin lüzum-u muhakemelerine karar verilmiştir:

“erken doğan bebeklerin retinopati riskine karşı periyodik olarak göz muayenelerinin yapılması gerekirken yapılmadığı ve böylece zamanında retinopati teşhisinin konulamaması nedeniyle tedavilerinin de gerçekleştirilmediği, bu nedenle, şüphelilerin üstlerine atılı suçu işlediklerini doğrulayacak ve haklarında kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterli kanıtın dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından,

Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun 20.3.2008 günlü ve sayısız men-i muhakeme kararının bozulmasına, şüphelilerin lüzum-u muhakemelerine ve eylemlerine uyan Türk Ceza Kanununun 89 uncu maddesi gereğince yargılanmalarına, yargılamanın Sivas Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına, dosyanın Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına, kararın birer, örneğinin Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğü ile şikayetçiler vekiline gönderilmesine 16.9.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Danıştay 1. Dairesi’nin 17.01.2008 tarihli kararında intihal fiilini işlediği tespit edilen şüpheliler hakkında verilen lüzum-u muhakeme kararı onanmıştır:

“Yükseköğretim Denetleme Kurulunca ve Selçuk Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulca tespit edilen bilirkişilerce hazırlanan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, şüphelilerin yayınladıkları üç makalede şikayetçilerin eserlerinden kaynak göstermeden alıntı yaptıkları konusunda yeterli şüphe bulunduğu, bu nedenle delillerin takdirinin adli yargı yerlerine ait olmak üzere, üstlerine atılı suçu işlediklerini doğrulayacak ve haklarında kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterli kanıtın dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından,

Selçuk Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun 21.11.2007 günlü, sayısız lüzum-u muhakeme kararının onanmasına, eylemlerine uyan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 71 inci maddesi uyarınca yargılanmalarına, yargılamanın Konya Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına, dosyanın Konya Cumhuriyet Başsavcılığına, kararın birer örneğinin Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne ve itiraz edenlere gönderilmesine 17.1.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

Danıştay 1. Dairesi’nin 29.01.2020 tarihli kararında hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilen şüphelilerden itiraz edenler bakımından karar bozularak men-i muhakeme kararı verilmiş, lüzum-u muhakeme kararına itiraz etmeyen şüpheli bakımından ise bu karar kesinleştiğinden itirazı bulunmayan şüphelinin dosyası tefrik edilerek gereğinin yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir:

“Diğer taraftan, soruşturmada temin edilen ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri ile Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyelerince düzenlenen bilirkişi raporlarında, olayda, tercih edilen normal doğum için gerekli şartların oluştuğu, herhangi bir yöntemle doğumdan önce omuz takılmasının bilinemeyeceği, omuz takılmasından sonra müdahalelerin tıp biliminin verilerine uygun olduğu,

olayda tıp biliminin verileri ile örtüşmeyen, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı icrai ya da ihmali bir davranış bulunmadığı, iri bebeklerde daha fazla görülebilmekle birlikte, klavikula kırığının normal tartılı bebeklerde dahi olabileceği, solunum sıkıntısının klavikula kırığı ile ilişkisinin bulunmadığı, dolayısıyla bu bebekteki solunum sıkıntısı ile doğum şeklini ilişkilendirmenin mümkün olmadığı, bebekte doğuma bağlı beyin hasarı tanımı için uluslararası genel kabul gören kriterlerin hiçbirisi bulunmadığından,

“beyninde hasar oluşturulduğu, ileriye dönük olarak zihinsel engelli bir hayat sürebileceği, bir yıl boyunca fizik tedavi görmesi gerektiği” savı ile epikriz raporundaki hipoksik iskemik ensefalopati tanısını destekleyen herhangi bir klinik ve laboratuar verisine rastlanılmadığı, nörolojik bir bulgu tarif edilmediği, sevk sonrası dış merkezde bebeğin taburcu edilirken fiziki muayenesinin normal olarak kaydedildiği, ambulans kayıtları olmaması sebebiyle bebeğin sevki sırasındaki durumunun kesin olarak değerlendirilemeyeceği, ancak sevk eden ve sevki alan hastane kayıtlarına göre bebeğin sağlık durumunda sevk sırasında önemli bir değişiklik olmadığı hususlarının belirtildiği,

bu nedenlerle mevcut delillerin, 1 inci ve 2 nci maddelerde atılı suçlardan dolayı şüpheliler K3 ve K6 hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, itirazların kabulü ile Marmara Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun tarihsiz ve 20 sayılı kararının; 1 inci ve 2 nci maddelerde atılı suçlardan K3 ve K6’nin lüzum-u muhakemelerine ilişkin kısmının bozulmasına, atılı suçlar nedeniyle adı geçenlerin men-i muhakemelerine,

Dosyanın, hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilmekle birlikte bu dosyada itirazı bulunmayan K4 yönünden gereği yapılmak üzere tefrik edilerek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmesi için karar ekli olarak Marmara Üniversitesi Rektörlüğüne, kararının birer örneğinin itiraz edenlere gönderilmesine 29.1.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

LÜZUM-U MUHAKEME KARARINDA AKADEMİK HUKUK VE DANIŞMANLIK DESTEĞİ

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53.maddesinin (c) fıkrasında düzenlenen usule göre yürütülmekte olan ceza soruşturması neticesinde kamu görevlisi konumundaki şüphelinin ceza almaması sicili ve geleceği açısından büyük bir öneme sahip olup yasal hakların takip edilmesi anlamında da hayati bir meseledir. Avukat desteği bu şekilde özel bir soruşturma usulünü içerisinde barındıran bir soruşturma yapısında çok önemlidir. Tarafımızca yıllarca bu tarz savunmalarda yer alınmış, lüzum-u muhakeme kararlarına karşı itiraz yolu kullanılmış ve olumlu kararlar alınmıştır.

Bu konuda İletişim Bilgilerimizden bize ulaşabilir, uzaktan danışmanlık almak ve sorularınızı sormak için Online Danışmanlık Sistemimize bakabilirsiniz.

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap