Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, bir ceza mahkemesi kararının belli şartlarla açıklanmaması ve belirli bir denetim süresi sonunda sanığın yükümlülüklerine uygun davranması halinde cezanın düşmesini öngören bir uygulamadır. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, teknik olarak bir mahkûmiyet hükmü olmadığı için, adli sicil kaydında da yer almaz. Bu nedenle, Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı devlet memuru olmaya engel teşkil etmemesi gerekir.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARI NEDİR?

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 231. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, sanığa verilen ceza 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası ise, belirli koşulların varlığı halinde hükmün açıklanması 5 yıl süreyle geri bırakılabilir. HAGB’nin güvenlik soruşturmasına etkisi hakkında önemli bilgiler emsal karar makalemizde yer almaktadır. Bu madde kapsamında:

  • Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, kişi hakkında herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmaz.
  • Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı bırakılması kararına sadece itiraz edilebilir; temyiz veya istinaf yolu açık değildir.
  • Adli sicil kaydında görünmez.
  • Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında bir hüküm olarak kabul edilmez.
  • İlgili hakim ve savcılar dışında erişim mümkün değildir.
  • Yasal süresi geçtikten sonra dosya düşer.

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, sanığın suçu işlediğinin sabit olduğu ve belirli yükümlülükler getirdiği için beraat kararı olarak değerlendirilemez. Bu yükümlülükler yerine getirildiğinde verilecek davanın düşmesi kararı da beraat niteliğinde değildir. HAGB’nin güvenlik soruşturması üzerindeki etkisi bu nedenle önem arz eder. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı nedeniyle devlet memuru olamayan veya devlet memuru olarak ilişiği kesilen birçok kişi bulunmaktadır.

Hukuk mahkemeleri ve idari yargı, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı kararını tamamen göz ardı edemezler. Hukuk ve idare mahkemeleri, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı normal bir hüküm gibi değerlendirmezler. Ancak, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı dosyasında yer alan “hakaret içeren sözler, fiili saldırı, haksız tecavüz, görevi ihmal” gibi eylemleri değerlendirerek sonuca ulaşabilirler. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, hukuk ve idare mahkemelerini bağlamaz; fakat Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı dosyasında yer alan somut vakıalar ve deliller her durumda dikkate alınır. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı dosyasındaki maddi vakıalara dayanarak, hukuk mahkemesi tazminat kararı verebilir, idari yargı devlet memurunun görevden ihracına onay verebilir veya devlet memurunun güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanabilir.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARI GÜVENLİK SORUŞTURMASINI ETKİLER Mİ?

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, adli sicil ve arşiv kayıtlarında görünmez. Ancak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sırasında hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararına ilişkin bilgiler Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) tarafından başvurulan kuruma iletilir. Kurumlar bu bilgileri değerlendirme komisyonlarında göz önünde bulundurarak karar verirler. Genellikle kurumlar, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararını güvenlik soruşturması açısından olumsuz olarak değerlendirebilirler, ancak bu durum hukuka aykırı olabilir. Aşağıda belirtilen emsal kararlar incelendiğinde, mahkemelerin bu konuda nasıl kararlar verdiği daha iyi anlaşılabilir.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARI DEVLET MEMURU OLMAYA ENGEL Mİ?

Burada somut bir olay ve dosya üzerinden bir değerlendirme yapılır. Yukarıda açıkladığımız gibi, HAGB kararına sebep olan eylemin özü önemlidir. Örneğin, taksirle yaralamada veya stadyumda anlık bir kavgada basit yaralama suçu için verilen hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, genellikle polis okulundan atılmaya engel olmayabilirken; hırsızlık suçundan alınan HAGB kararı, dosyadaki somut verilere dayanarak meslekten çıkarılma kararına yol açabilir. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, bazı kurumlar için güvenlik soruşturması açısından engel teşkil edebilir.

Danıştay’ın 12. Dairesi, 28.11.2017 tarihli 2017/908 E. ve 2017/6060 K. sayılı kararında, Anayasa Mahkemesi’nin masumiyet karinesinin suç isnadı bulunan ancak henüz mahkumiyet kararı olmayan kişiler için geçerli olduğunu belirtmiştir. Ceza davasının düşmesi veya şarta bağlı olarak düşmesi durumunda masumiyet karinesinin devam ettiğini vurgulamıştır. Bu çerçevede, HAGB kararının idari uyuşmazlıklarda masumiyet karinesiyle çelişebileceğine dikkat çekilmiştir.

HAGB kararı, maddi anlamda kesinleşmiş bir hüküm değildir. Genellikle 2 yıl veya daha az süreli suçlarda uygulanabilir (yasal istisnalar hariç). HAGB kararı, devlet memuru olmaya son vermek için doğrudan temel oluşturmaz. Ancak HAGB dosyasındaki somut veriler ve deliller dikkate alınarak ilgili kişinin devlet memuru kadrosundan çıkarılması mümkündür. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu‘nun 58/A/5. maddesi gereğince, kasti bir suçtan mahkûm olan ve 1 yıldan fazla hapis cezası alan bir kişi devlet memuru olamaz. Bu durumda daha önce devlet memuru olan kişi, hapis cezası aldığında devlet memuru kadrosundan çıkarılır. Kasten işlenen suçların türü bu bağlamda belirleyici olabilir, suçun ciddiyeti önem arz eder.

YÜZ KIZARTICI SUÇLARDAN HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARI ALMAK DEVLET MEMURU OLMAYA ENGEL MİDİR?

Yüz kızartıcı suçlar olarak bilinen suçlar bakımından Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı almak, devlet memuru olmaya engel değildir çünkü HAGB bir mahkûmiyet hükmü değildir. Aslında, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) HAGB, mahkûmiyet hükmü olarak sayılmadığı için bir hüküm değildir. Dolayısıyla, HAGB kararı almak, hem denetimli serbestlik süreci boyunca hem de denetimli serbestlik süresi sona erdikten sonra kasti suç işlemeden geçirildiği için memuriyete engel teşkil etmez.

Kurumlar genellikle HAGB kararını güvenlik soruşturması açısından olumsuz olarak değerlendirse de, bu durumun hukuka aykırı olduğu ve dosyanın içeriğine göre idare mahkemeleri tarafından dava yoluyla çözüldüğü bilinmektedir. Bu cevap genel bir nitelik taşımakla birlikte, bazı kurumlar devlet memuru alımlarında yönetmelikleri aracılığıyla HAGB’yi de devlet memuru olmaya engel olarak düzenlemiş olabilir.

Yüz kızartıcı suçlardan dolayı HAGB alan bir kişi, HAGB süreci boyunca ve sonrasında kasti suç işlemediği sürece devlet memuru olabilir veya devlet memuru devam ettirebilir. Ancak bu konuda kurumların uygulamaları değişebilir ve belirli yönetmeliklerde farklı düzenlemeler bulunabilir. Bu nedenle, özel durumlar için ilgili kurumların yönetmeliklerine bakmak ve gerekirse idari yargı yoluna başvurmak önem arz eder.

DÜŞMÜŞ HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARI GÜVENLİK SORUŞTURMASI

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, hukukumuzda ilk olarak 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi ile kabul edilmiş olup, daha sonra 5560 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine eklenen 5. ve 14. fıkralarla büyükler için de uygulamaya başlanmıştır. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, belirli koşullar altında verilen bir karar olup, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet hükmü yerine geçmez ve bu süreçte adli sicil kaydında görünmez.

Düşmüş HAGB kararı, yasal olarak hüküm doğurmayan bir karardır ve 5 yıllık denetim süresi sonunda mahkemeye yapılacak dilekçe ile düşürülebilir. Ancak, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne başvuru yapılmadan düşmüş HAGB kararının tamamen ortadan kalkması sağlanamaz. Bu süreç tamamlanmadığında, bazı kurumlar düşmüş HAGB kararını dahi olumsuz olarak değerlendirebilir ve güvenlik soruşturmasında olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Hukuki olarak, düşmüş HAGB kararının güvenlik soruşturmasına etkisi olmamalıdır çünkü bu kararın ardından hukuki bir dosya bulunmamaktadır. Ancak uygulamada bazı kurumlar bu durumu dikkate almayıp olumsuz değerlendirebilmektedir. Bu gibi durumlarda, ilgili kişinin idari yargı yoluyla hakkını araması ve kararın hukuka uygunluğunu denetletmesi gerekebilir.

Düşmüş HAGB kararı hukuken güvenlik soruşturmasını olumsuz etkilememelidir. Ancak pratikte bu konuda farklı uygulamalar görülebilmektedir ve bu durumda hukuki haklarınızı korumak için uygun adımları atmanız önem arz etmektedir.

FETÖ HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARI DEVLET MEMURU OLMAYA ENGEL MİDİR?

Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olma iddiasıyla HAGB alınması durumunda, bu husus genellikle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kurumların değerlendirme komisyonları tarafından olumsuz olarak değerlendirilmektedir. Ancak, Silahlı Terör Örgütü üyeliği suçundan mahkum olmak devlet memuru olmaya engel olsa da, HAGB mahkumiyet hükmü olmadığı için devlet memuru olmaya engel teşkil etmez. Kurumlar olumsuz kararlar verse de, bu kararların iptali için dava yoluyla itiraz etmek mümkündür. İdare mahkemeleri, Fetö ile ilgili güvenlik soruşturması davalarında genellikle ceza dosyasının içeriğini ve atanılacak kurumun kritik bir kurum olup olmadığını değerlendirir.

Örneğin, Fetö üyeliğinden HAGB alan benzer delil durumuna sahip iki kişiyi düşünün. Birinin Milli Savunma Bakanlığı’na, diğerinin ise Sağlık Bakanlığı’na atanacağını varsayalım. İkisinin de güvenlik soruşturmasının olumsuz geldiğini ve açılan davaların aynı mahkemeye düştüğünü kabul edelim. Tüm şartlar aynı olmasına rağmen, emsal kararlar incelendiğinde Sağlık Bakanlığı’na karşı olan davanın kazanılması ihtimali daha yüksektir. İdare mahkemeleri, atanılan kurumun özelliklerini, atanacak personelin görevini ve suçlamaların ciddiyetini birlikte değerlendirerek karar verir.

Bu nedenle, Fetö/Pdy üyeliği ile ilgili olarak HAGB alan kişilerin, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması durumunda idare mahkemelerinde dava açarak haklarını aramaları önemlidir. Mahkemeler, davalarda bireysel durumları ve atanılacak kurumun kritik rolünü dikkate alarak karar vermektedir.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARI POLİS OKULUNDAN ATILMAYA NEDEN OLUR MU?

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı, cezanın belirli koşullarla ertelenmesi ve denetim süresinin ardından düşmesi anlamına gelir. HAGB kararları adli sicil kaydında görünmez ve kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü sayılmaz. Ancak bazı durumlarda, özellikle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması süreçlerinde HAGB kararları olumsuz değerlendirilebilir. Bu gibi durumlarda, adaylar idare mahkemelerinde iptal davası açarak haklarını arayabilirler.

  • Taksirle yaralama gibi hafif suçlarda verilen HAGB kararları genellikle devlet memuru olmaya veya polis okulunda eğitim almaya engel teşkil etmezken, hırsızlık veya dolandırıcılık gibi daha ağır suçlarda verilen HAGB kararlarında suçun maddi verileri, delilleri ve olayın tüm koşulları dikkate alınarak adayın ilişiği kesilebilir.
  • Örnek: Polis okulunda eğitim gören bir adayın taksirle yaralama suçundan HAGB kararı alması durumunda bu kararın devlet memuru olmaya engel teşkil etmeyeceği kabul edilebilir. Ancak hırsızlık suçundan HAGB kararı alan bir adayın, suçun maddi delilleri ve niteliği göz önünde bulundurularak ilişiği kesilebilir.

Sonuç olarak, HAGB kararı nedeniyle devlet memuru olmaya engel teşkil eden durumlarda iptal davası açmak mümkündür. İdare mahkemelerine yapılan başvurularda, HAGB kararının hukuki niteliği, emsal kararlar ve dava açma süresi gibi hususlara dikkat edilerek hukuki süreç yürütülmelidir. Bu tür durumlarda, hukuk danışmanlarından veya avukatlardan profesyonel destek almak, davanın olumlu sonuçlanması açısından faydalı olacaktır.

ÖĞRETMENLİK GÜVENLİK SORUŞTURMASINDA HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARI ETKİSİ

Öğretmen güvenlik soruşturması Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı nedeniyle olumsuz sonuçlanan adaylar, diğer kurumlarda olduğu gibi idare mahkemelerinde iptal davası açabilirler. Öğretmenlik mesleğinin atamaları Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yapılmaktadır. Güvenlik soruşturmasının olumsuz değerlendirilmesi sonucu ataması iptal edilen öğretmen adayları, hasım olarak MEB’i göstererek iptal davası açmalıdırlar. Bu davayı, idari işlemin kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren 60 gün içerisinde açmaları gerekmektedir.

Öğretmenlik güvenlik soruşturması HAGB kararı sonucunda olumsuz değerlendirilen adaylar, HAGB kararı nedeniyle ve bu kararın mahiyeti gereği yalnızca ilgili hakim ve savcılar tarafından incelenebilecek bir arşivde saklanması gerektiği gerekçesiyle iptal davasında kazanma şanslarını artırabilirler. HAGB kararı, hukuken mahkumiyet hükmü olmadığından, adayların devlet memuru olmaya kabul edilmeleri önünde engel teşkil etmemelidir.

Öte yandan, HAGB alınan suçun niteliği de önem arz eder. Öğretmenlik mesleğiyle bağdaşmayan bir suçtan HAGB alan adayların durumu, kurum tarafından olumsuz değerlendirilebilir. Örneğin, cinsel taciz suçundan HAGB alan bir öğretmenin, çocuklarla çalışacağı göz önünde bulundurularak olumsuz değerlendirilmesi olasıdır. Ancak, bu tür durumlarda bile HAGB kararlarının erişiminin kısıtlı olması ve hukuken mahkumiyet sayılmaması nedeniyle idari işlemin sebep yönünden sakatlığı, iptali gerektirebilir.

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı devlet memuru olmaya engel değildir. Güvenlik soruşturması nedeniyle olumsuz sonuçlanan öğretmen adayları, idare mahkemelerinde iptal davası açarak haklarını arayabilirler. Bu süreçte, HAGB kararının hukuki niteliği ve ilgili suçun öğretmenlik mesleğiyle bağdaşmayan bir suç olup olmaması gibi faktörler dikkate alınarak davalar sonuçlandırılır.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİSİ GÜVENLİK SORUŞTURMASINDA HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARI ETKİSİ

Özel güvenlik görevlileri de güvenlik soruşturmasına tabi tutulmakta ve özel güvenlik kimlik kartına sahip olmaları bu sürecin olumlu sonuçlanmasına bağlıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı, kişi hakkında hüküm doğurmayan bir karar olduğundan, özel güvenlik görevlisi olmak isteyen adaylar için sorun teşkil etmemelidir.

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırma Yönetmeliği’nin 4. maddesinin (g) fıkrasında güvenlik soruşturması, kişinin kolluk kuvvetleri tarafından aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetleri ve istihbarat üniteleriyle ilişiği, adli sicil kaydı, hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığı, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığı, ahlaki durumu, yabancılarla ilgisi ve sır saklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılarak saptanması ve değerlendirilmesi olarak tanımlanmaktadır.

Bu kapsamda, hakkında HAGB kararı bulunan bir şahsın adına başka bir olumsuz durum veya yukarıda sayılan maddelerden herhangi birinin bulunmaması, kişinin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanmasını sağlamalıdır. Çünkü HAGB, kişinin adli sicil kaydında görünmez ve hüküm doğurmaz.

Ancak, HAGB kararı nedeniyle özel güvenlik görevlisi adaylarının güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığında, bu karara karşı idari dava açmaları gerekmektedir. İdari işlemin tebliğ edilmesinden itibaren 60 gün içinde iptal davası açılmalı ve bu süreç kaçırılmamalıdır.

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı özel güvenlik görevlisi adayları için devlet memuru olmaya veya özel güvenlik kimlik kartı almalarına engel teşkil etmemelidir. Eğer kurumlar HAGB nedeniyle olumsuz karar verirlerse, bu kararın iptali için idare mahkemelerine başvurarak haklarını aramaları mümkündür

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARININ DEVLET MEMURU PLMAYA ENGEL OLDUĞU DURUMLARDA İPTAL DAVASI

İdari yargı, idare tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygunluğunu denetlemek amacıyla kurulan bir yargı sistemidir. İdari işlem iptal davaları da bu denetimin en önemli araçlarından biridir. İdari işlem iptal davalarında, idari işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptali talep edilir. İdari işlem iptal davaları, idare mahkemelerinde görülen ve idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetlemeyi amaçlayan dava türlerindendir. İdari işlem iptal davaları, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarından biriyle hukuka aykırı oldukları iddiasıyla açılır ve bu işlemlerden dolayı menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından talep edilir.

Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararının devlet memuru olmaya engel olduğu durumunda açılacak iptal davası, personelin görev yaptığı idare mahkemesinde görülür. Yargılama süresince göreve devam etme talebinde bulunulması halinde, Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararının devlet memuru olmaya engel olduğu durumunda açılacak davanın yürütmenin durdurulması talebiyle açılması önem taşır.

Yürütmenin durdurulması kararı (YD Kararı), idari işlemin yürütülmesini (icra edilmesini) durduran ve dava konusu idari işlemin tüm hukuki sonuçlarını askıya alan geçici bir tedbir mahiyetindedir. Bu karar, iptal davası açılması koşuluyla alınabilir ve bağımsız bir dava olarak talep edilemez.

İdare mahkemesinde dava açarken hedef, idari işlemin iptali ile hukuksuz bir şekilde yapılan işlemin geri alınmasını sağlamaktır. Ancak iptal kararının çıkması zaman alabilir ve bazı durumlarda bu süre zarfında işlemin uygulanması telafisi imkânsız zararlar doğurabilir. Bu nedenle, idari yargıda yürütmenin durdurulması kararı önemli bir mekanizma olarak devreye girmektedir.

İdare mahkemelerinde iptal davası açmak için belirli bir süre koşulu bulunmaktadır. Bu süre, idari işlemin ilgilisine tebliğinden itibaren 60 gündür. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 7. maddesi, bu süreyi ve sürenin başlangıç noktalarını açıkça düzenlemektedir. İYUK Madde 7 “İdari işlemler, işlemin tebliği veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren altmış gün içinde, idari dava açılabilir.” Bu hüküm doğrultusunda, iptal davası açma süresi şunları içerir:

  • Tebliğ Tarihi: İdari işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarih. İdari işlemin ilgilisine yazılı olarak veya elektronik ortamda bildirilmesidir. Tebliğ, idari işlemin ilgilisinin adresine yapılmalıdır. Adresi bilinmeyen veya adres kayıt sisteminde kaydı bulunmayan kişilere tebligat ilan yoluyla yapılır.
  • Başka Suretle Öğrenme: İlgilinin idari işlemi başka bir şekilde öğrendiği tarih. İlgili kişi idari işlemi resmi tebliğ dışında başka bir yolla (örneğin, idari işlem hakkında bilgi veren bir yazı, duyuru veya başka bir resmi bildirim) öğrendiğinde bu tarih esas alınır.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI (HAGB) KARARININ DEVLET MEMURU OLMAYA ETKİSİ İLE İLGİLİ DANIŞTAY KARARALARI

“İstemin Özeti : Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Davacı tarafından, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, ceza yargılaması sonucunda hakkında HAGB kararı verildiği, Bylock’a ilişkin tespitlerin kararda sehven yazıldığı,Bank Asya hesabındaki işlemlerinin olağan bankacılık faaliyeti olduğu, bankadaki hesap hareketlerinin eşi tarafından gerçekleştirildiği, eşinin ticari amaçla kullandığı, işlemde belirtilen sebeplerin eşinden dolayı gerçekleştiği, yasaya uygun bir şekilde kurulmuş sendika, dernek, okul ve basın kuruluşuna ilişkin tespitlerin hukuka aykırı olduğu, ileri sürülmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …

Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.

… Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 30/05/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.”

“Dava Konusu İstem : …Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksekokulunda emniyet amiri olarak görev yapan davacı, 4. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmemesine ilişkin Yüksek Değerlendirme Kurulu’nun 2015/3 sayılı işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : …. İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararla; davacı tarafından, kıdem ve liyakatinin terfi için yeterli olduğu… davacının bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin dava konusu işlemde mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında verilen 4 günlük aylıktan kesim cezasının iptale edilerek kesinleştiği, aynı olayla ilgili kendisi hakkında HAGB kararı verildiği, anılan kararın gerek terfiye gerekse atamaya engel bir durum yaratmadığı, kendisinden daha çok ve daha ağır disiplin cezası alanların terfi ettirildiği, objektif ve gerçekçi olmayan, öznel ve keyfi bir uygulamayla liyakat yönünden terfi ettirilmediği ileri sürülmektedir. .

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT :

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 6638 sayılı Kanun ile değişik “Terfi ve atama” başlıklı 55. maddesinde, “…Rütbelere terfi ettirilecek personelin kurullarda görüşülmesi kıdem sırasına göre, rütbelere terfiler ise bu maddede öngörülen sınav ve eğitim şartı saklı kalmak üzere liyakate göre yapılır.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Yukarıda yer verilen Kanun ve Yönetmelik kurallarının birlikte değerlendirilmesinden; polis amirlerinin üst rütbeye terfi ettirilip ettirilemeyeceği konusundaki temel ölçütün liyakat olduğu anlaşılmaktadır.

Buna göre, rütbelere terfi ettirilecek personelden; liyakatli olduğu değerlendirilen personel hakkında kadro bulunması halinde “terfi eder” kararı, kadro bulunmaması halinde “kadrosuzluk nedeniyle terfi etmez” kararı, bir üst rütbeye terfi etmek için liyakat yönünden yeterli görülmeyen personel hakkında ise “terfi etmez” kararı verilmesi gerekmektedir.

Personelin liyakat koşullarına göre değerlendirilmelerinde ise; bulunduğu rütbedeki sicil veya performans değerlendirme notunun, başarı ve üstün başarı belgesi bilgilerinin, mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetlerinin, bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen cezaları ile disiplin cezalarının, hakkında devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturma bilgilerinin ve Yönetmelikte belirtilen sınavlar sonucunda elde ettiği başarı durumlarının bir bütün halinde dikkate alınması gerekmektedir.

Davalı idarenin, ilgili personelin bir üst rütbeye terfi ettirilmesi konusunda takdir yetkisi bulunduğu açık ise de; bu yetkinin, mevzuatta öngörülen ölçütler gözetilerek kullanılması, belirtilen ölçütlerin terfi işlemlerinde uygulanması sırasında da eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanması, hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın yapılıp yapılmadığının ise, ancak, söz konusu ölçütlerin, terfi işlemlerinde nasıl dikkate alındığının idarece açıklanması sonucunda anlaşılabileceği açıktır…

Olayda, İdare Mahkemesince, davacının, bir üst rütbeye liyakat nedeniyle terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin hukuki denetimi yapılırken; bir bütün olarak tüm liyakat ölçütlerinin araştırılması ve bu ölçütlerin, kıdem sıralaması dikkate alınmaksızın terfi listesinde yer alıp terfi eden tüm personele kıyasla davacı açısından eşit, objektif ve istikrarlı şekilde uygulanıp uygulanmadığı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, davacının emniyet amiri rütbesindeyken almış olduğu adli cezasının bulunduğundan bahisle davanın reddi yolunda hüküm kurulmuş olmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;

  1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE …oybirliğiyle karar verildi.”

Akademik Hukuk İletişimHükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı konusunda uzman bir  idari dava avukatı Ankara destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı konusunda uzman İdari dava avukatı Ankara ile istediğiniz yerden görüntülü ve farklı şekilde iletişim kurmak ve bilgi almak için Online Danışmanlık Sistemimizden randevu alabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap