Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, etik, hukuki ve sosyal ilkeleri belirlemek amacıyla biyomedikal alandaki insan haklarını korumayı hedefleyen bir anlaşmadır.

AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİ NEDİR?

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, biyolojik ve tıbbi alanlardaki gelişmelerin kötüye kullanılmasını önlemek ve insanların onurunu, haklarını ve özgürlüklerini korumak için bir dizi ilke ve yasakları içeren uluslararası bir belgedir.

Avrupa Biyotıp Sözleşmesinin temel amacı, insan yararının bilimin veya toplumun yararının önünde geldiğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede, sözleşmede biyoetik, tıbbi araştırma, onam, özel yaşam ve bilgilenme hakkı, organ nakli, kamuoyunda tartışma gibi konularla ilgili bir dizi ilke ve yasaklama bulunmaktadır.

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, biyotıp alanında yaşanan gelişmelerin insan haklarına uygun bir şekilde yönetilmesini ve uygulanmasını sağlamayı amaçlar. Bu nedenle, sözleşme insan haklarını korumak için bir kılavuz olarak hizmet eder ve biyotıp alanındaki etik ilkelerin uygulanmasını teşvik eder.

“Bu Sözleşmenin tam adı “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi: İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi” dir.

Sözleşme’nin başlangıç kısmında da belirtildiği üzere bu Sözleşmeyi imzalayan devletlerin 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilân edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini; 4 Kasım 1950 tarihli İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesini;18 Ekim 1961 tarihli Avrupa Sosyal Şartını;16 Aralık 1966 tarihli Uluslararası Medenî ve Siyasî Haklar Sözleşmesini ve Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesini; 28 Ocak 1981 tarihli Kişisel Verilerin Otomatik İşlenmesine Karşı Bireylerin Korunması Sözleşmesini; 20 Kasım 1989 tarihli Çocuk Hakları Sözleşmesini göz önünde bulundurarak Sözleşmede geçen hükümleri kabul ettiklerini belirtmektedir.

Buradan da anlaşılacağı üzere temel insan hakları aslında biyotıp alanındaki hakların temelini oluşturmaktadır.” [1].

AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİNİN BAĞLAYICILIĞI

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, bağlayıcı bir uluslararası belgedir. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, Avrupa Konseyi bünyesinde kabul edilmiştir ve Avrupa Konseyi üyesi olan devletler için bağlayıcıdır. Sözleşmenin amacı, biyotıp alanındaki gelişmelerin insan hakları ve etik ilkelerle uyumlu olarak gerçekleşmesini sağlamaktır.

Üye devletler, sözleşmeyi imzalayarak ve onaylayarak bağlı olduklarını kabul etmişlerdir. Bu, sözleşmenin hükümlerinin üye devletler tarafından uygulanması ve sözleşmenin belirlediği ilkelerin ve yasakların yerine getirilmesi gerektiği anlamına gelir.

Avrupa Biyotıp Sözleşmesinin bağlayıcılığı, sözleşmenin üye devletler tarafından onaylanması ve ulusal yasal sistemlerine entegre edilmesi ile sağlanır. Dolayısıyla, sözleşme üye devletlerin iç hukukunda bir yasal dayanak oluşturur ve bu devletlerin sözleşmede belirlenen hükümleri uygulamalarını gerektirir.

Bu nedenle, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, üye devletler için bağlayıcı bir niteliğe sahiptir ve bu devletlerin biyotıp alanında etik standartları ve insan haklarını korumak için belirlenen ilkeleri uygulamalarını sağlar.

“Sözleşme’nin, taraf devletler bakımından bağlayıcılığının derecesi konusunda çeşitli görüşler dile getirilmektedir. Yirmi üç ve 25. maddelerde, taraf devletlerin Sözleşme ’de öngörülen hak ve ilkelerin hukuka aykırı› biçimde ihlal edilmesini önlemek amacıyla uygun yargısal korumayı› sağlamaları ve Sözleşme hükümlerine uyulmasını teminat altına almak üzere, hukuk düzenlerinde uygun yaptırımlar öngörmeleri gerektiği hükme bağlanmaktadır.

 Öte yandan 30. madde gereği, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’nin talebi üzerine, taraf devletler, Sözleşme hükümlerinin etkin biçimde uygulanması bakımından benimsedikleri hukuksal aygıtlara ilişkin gerekli bilgileri verecektir.

Bunun yanı sıra, Avrupa İnsan Haklar› Mahkemesi, 29. madde uyarınca Sözleşme’nin yorumu konusunda çıkan hukuksal sorunlar bakımından istişari görüş bildirebilecektir. Bu görüş, sürmekte olan bir davayı doğrudan etkilemek amacına yönelik değildir.

Sözleşme’nin 26. maddesinde, “Sözleşme ‘de yer alan haklar ve koruyucu hükümlerin kullanılmasında, kamu güvenliği, suçun önlenmesi, kamu sağlığının korunmasını veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması› için kanun tarafından öngörülen ve demokratik bir toplumda gerekli olanlardan başka kısıtlama konulmayacaktır” demek suretiyle anılan nedenlerle haklardan yararlanılması konusunda sınırlamalar getirilmesini yolu açılmıştır.

Bununla birlikte aynı maddenin ikinci fıkrası bu tür sınırlamaların yine Sözleşme’nin genetik kalıtım dolayısıyla ayrımcılığı yasaklayan 11, önleme, teşhis ve tedavi dışında insan genomuna müdahaleyi yasaklayan 13, cinsiyet seçimi amacıyla suni döllenme tekniklerini kullanılmasını yasaklayan 14, üzerinde araştırma yapılan kişilerin korunmasını öngören, araştırmaya rıza yeteneği olmayan kişileri koruyan 17, canlı donörden organ nakline ilişkin genel kuralı koyan 19, rıza yeteneğine sahip olmayan donörün korunmasına yönelik 20  ve insan vücudunun ve parçalarının, bu nitelikleri ile ticari kazanca konu olmasını yasaklayan 21. maddeleri bakımından mümkün olmadığını kesin bir ifade ile hükme bağlamaktadır.

Sınırlanması mümkün olmayan hak ve koruyucu hükümlere ilişkin bu düzenlemeler, Sözleşme’nin özünü oluşturmaktadır.” [2].

AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİNİN YAPISI

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, biyotıp alanındaki gelişmelerin insan haklarına uygun bir şekilde yönetilmesini ve uygulanmasını sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir metindir. Bu sözleşmenin bağlayıcılığı, üye devletlerin bu ilkeleri ve yasakları kabul etmeleri ve uygulamaları gerektiği yönündedir.

Avrupa Biyotıp Sözleşmesinde yer alan ilkelere ve yasaklara uyulması, üye devletler tarafından yasal olarak bağlayıcıdır ve sözleşme tarafından belirlenen standartlara uygun davranılması gerektiği vurgulanır. Bu nedenle, üye devletler sözleşmeyi kabul etmişlerse, sözleşme hükümlerini ulusal yasalarına dahil etmek ve uygulamak zorundadırlar.

Avrupa Biyotıp Sözleşmesinde yer alan temel konular arasında rıza (muvafakat), özel yaşam ve bilgilendirilme hakkı, bilimsel araştırma, embriyonik araştırma, insan genomu, canlı vericiden organ ve doku alınması, ticari kazanç yasağı ve insan vücudundan alınmış parçalar üzerinde tasarruf gibi önemli konular bulunmaktadır.

Başlangıç kısmından sonra, Avrupa Biyotıp Sözleşmesinde temel ilkelere ve genel hükümlere yer verilir ve ardından biyotıp alanına özgü düzenlemelere geçilir. Bu düzenlemeler, sözleşmenin bağlayıcılığını ve biyotıp alanındaki etik standartların korunmasını sağlamak amacıyla önemlidir.

AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİ VE HUKUKUMUZ

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, Türk hukuk düzeninde Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca bir parça haline gelmiştir. Bu sözleşme, biyoloji ve tıbbın uygulanmasına rehberlik eden temel bazı biyoetik ilkeleri içermektedir ve Türk pozitif hukukunun bir parçası olarak kabul edilir.

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, bu alandaki ilk bağlayıcı insan hakları metni olup, biyoloji ve tıbbın uygulanması konusunu bir insan hakları meselesi haline getirmiştir. Farklı ülkelerin ve kültürlerin katkıları, bazı muğlak ifadelerin kullanılmasına yol açmış olabilir; ancak, bu tür belgelerin geniş katılımla oluşturulmasının etkinliği göz önüne alındığında, ortak bir dilin oluşturulmasında olumlu katkılar sağlayabileceği düşünülmektedir.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi gibi, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi de birçok farklı ülkeden ve kültürden katılımcının ortak bir anlayış oluşturmak için bir araya gelmesini sağlamıştır. Bu, çeşitli kültürel, dini ve sosyal farklılıkları dikkate alarak insan haklarının korunması ve biyotıp alanındaki etik standartların güvence altına alınmasına yönelik önemli bir adımdır.

Sözleşme’nin bir hukuk belgesi olduğu ve bir etik bildirge olmadığı vurgulanmaktadır. Dolayısıyla, içeriği etik kuralları değil, bağlayıcı hukuk kurallarını içermektedir. Biyotıp alanında uygulanan etik kurallar, bu hukuk belgesinin içeriğine dahil edilmiştir.

Hukuk ve etik arasında bazı zamanlarda ihtilaflar olabileceği ifade edilmektedir. Bu ihtilaflı konular yasama organındaki çoğunluğun oylarıyla çözülmektedir. Pozitif hukuk, çoğunluğun iradesi iken etik, farklı kaynaklara sahiptir. Etik ilkelerin doğrudan hukuk kaynağı olarak kabul edilmemesi ve etik kuralların hukuk kurallarına dönüştürülmesi, Kıta Avrupası hukuk düzeni geleneğinin bir sonucudur.

Sözleşme’nin, biyoloji ve tıbbın uygulanmasıyla ilgili temel ve doğrudan uygulanma özelliğine sahip bir uluslararası insan hakları “kodu” olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Türk hukukunda, Sözleşme ile korunan varlık ve menfaatleri teminat altına alan çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır. Bu çerçevede, ceza hukuku alanında özel yaşamın gizliliği, kişisel bilgilerin korunması, insan ve çocuk üzerinde hukuka aykırı deneylerin yasaklanması, organ ve doku ticareti suçları gibi Sözleşme hükümlerine uyulmasını sağlayan düzenlemeler bulunmaktadır. Ayrıca, genel hükümlerden hareketle de Sözleşme hükümlerine uyulmasının sağlanabileceği belirtilmektedir.

Sözleşme, bilimsel araştırmalara ilişkin kısıtlayıcı hükümleriyle bazı eleştirilerle karşılaşmaktadır. Özellikle, tüpte embriyonlar üzerinde bilimsel araştırmaya ilişkin kısıtlayıcı hükümleri, birçok Avrupa ülkesinin Sözleşmeyi onaylamamasına neden olmuştur. Bu kısıtlayıcı hükümler, bilimsel araştırmaların engelleneceği endişesini taşıyan ülkelerin eleştirilerine yol açmıştır.

Bu durum, Avrupa Biyotıp Sözleşmesine taraf ülkelerin farklı hukuksal rejimlerinden kaynaklanan sıkı düzenlemelerden, görece daha serbest düzenlemelere bilim insanı ve hasta göçüne neden olabileceğini öne sürmektedir. Özellikle, tıbbi etkinliği ve etik yönü tartışmalı olan embriyonik kök hücre çalışmalarını sürdürmek isteyen bilim insanlarının, daha serbest hukuk iklimlerine göç etme olasılığı doğabilir.

AVRUPA BİYOTIP SÖZLŞEMESİ İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 02.02.2016 T. 2014/47854 E., 2016/2445 K.

“Davacı, 2012 yılı ocak ayında davalı hastanede bel fıtığı ameliyatı olduğunu fakat operasyon sonrası şikayetlerinin daha da fazlalaştığını ve iş gücü kaybının yaşandığını, ameliyatı yapan hekim ve hastanenin kusuru olduğunu ileri sürerek 10.000,00 TL maddi 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, hekim hatası iddiasına dayalı tazminat istemidir. Davacının, yapılan operasyon sonrası şikayetlerinin arttığını ve kusurlu hekim müdahalesi nedeniyle iş gücü kaybı yaşadığını ileri sürerek maddi ve manevi zararının tazminini istediği, davalıların da kendilerine atfedilebilecek kusur bulunmadığını savunduğu olayda uyuşmazlığın vekalet ilişkisi çerçevesinde çözümleneceği Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile sabittir…

Yine 4.4.1997 tarihinde imzalanan ve 9.12.2003 tarih ve 25311 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Avrupa Biyotıp Sözleşmesinde iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, sözleşmenin amaç başlıklı 1. Maddesi bu sözleşmenin tarafları tüm insanların hayatını ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlüdürler, yine 4. maddesinde ise, “araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir” düzenlemesi mevcuttur. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi yazılı olan veya yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi güvence altına almaktadır…

Somut olayda ise, davacı geçirdiği bel fıtığı operasyonunun kötü neticeler doğurur mahiyette olduğunu, teşhis ve tedavinin meslek kuralları içinde uygulanmaması nedeni ile maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece Adli Tıp Raporu nazara alınarak hüküm kurulmuştur. Ne var ki, Adli Tıp Kurumu raporunda davacıya yapılan operasyonun, kalıcı bir arızaya sebep olup olmadığı, halihazırda davacıda iş gücü kaybının var olup olmadığı hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA…” kararda Avrupa Biyotıp Sözleşmesine atıf yapılmıştır.

  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 26.02.2019 T. 2018/5523 E., 2019/801 K.

“Asıl dava, davalı tarafından yapıldığı iddia edilen haksız şikayet sebebi ile kişilik haklarının saldırıya uğramasından kaynaklı manevi tazminat davası, birleşen dava ise; davacı tarafından davalının vücudunda yapılmış olan kaş kaldırma ve liposuction (yağ aldırma) ameliyatı sebebi ile birleşen dosya davacısının yüz ve vücut estetiğinin bozulmasından kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece her iki davanın reddine dair verilen hüküm, taraf vekillerince temyiz olunmuştur.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl dosya davacısının temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2-Birleşen dosya davacısının temyiz itirazlarına gelince;

Taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Sözleşme ile birleşen davada davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Birleşen dosyada davacı hasta iş sahibi, davalı hekim ise yüklenicidir. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK’nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir…

04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa Biyotıp Sözleşmesi 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin “Meslek Kurallarına Uyma” başlıklı 4. maddesinde, “araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” düzenlemesi karşısında, davacıya hastane ortamında tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur.

Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o an ki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki estetik müdahalelerde de uygulanacağının kabulü zorunludur. Öte yandan ayrıca 5. maddede, aydınlatılmış rıza alınması zorunluluğu açık bir şekilde düzenlenmiştir…

Somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki eser sözleşmesi hükümlerine uygun şekilde yüklenici edimlerini ifa etmemiş olup davacıya yapılan estetik müdahalenin sonucu

itibariyle iş sahibi yararına sonuç vermediği gibi, davacıdan alınan aydınlatılmış onam formuna eklenen, “Kaşlarımdaki asimetrinin kısmen düzeltilebileceği bana anlatıldı. Ayrıca kaşlarımın fazla kaldırılmasını istemiyorum” şeklinde ifade edilen kısım, iş sahibi tarafından yazılıp paraf edilmemiştir. Bu haliyle aydınlatmanın yeterli olduğundan söz edilemez. Kaldı ki komplikasyon yönetiminin de doğru yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenlerle, davalı hekimin kusurlu olduğu gözetilerek, mahkemece uygun manevi tazminat takdiri yerine yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle asıl dosya davacısının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte yazılı nedenlerle kararın birleşen dosya davacısı yararına BOZULMASINA…” kararda Avrupa Biyotıp Sözleşmesine atıf yapılmıştır.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI SEÇİMİ

Ankara sağlık avukatı seçimi, sağlık hukuku davası surecinin hızlı ve profesyonelce yönetilmesi için ve davanın başarıya ulaşması için son derece önemli olup doğru Ankara sağlık avukatını bulmak için yaşanabilecek süreci adım adım anlatırsak;

1.ADIM: NE İLE KARŞILAŞACAĞINIZI BİLİN

İlk adım, davanız esnasında ne türde hukuki konu ve uyuşmazlıklarla karşılaşacağınızı anlamanıza yardımcı olacaktır.

  • Davanızı Anlama: Sağlık hukuku davası sürecinde karşılaşabileceğiniz sorunları belirleyin. Bu, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, tıbbi malpraktis, hasta hakları, mesleki sorumluluk veya sağlık kuruluşları hukuku gibi konuları içerebilir.
  • Hukuki İhtiyacınızı Belirleme: Davanızla ilgili özel hukuki ihtiyaçlarınızı belirleyin. Örneğin, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunabilirsiniz.

2.ADIM: UZMANLIK VE DENEYİM ARAŞTIRMASI YAPIN

İkinci adımda, ihtiyacınız olan alanda uzmanlaşmış Ankara sağlık avukatı bulmak için bir ön araştırma yapmanız maddi ve manevi bakımlardan önem taşımaktadır. İnternet ortamında avukatların web sitelerini inceleyebilir, forumlarda yer alan incelemeleri okuyabilir ve avukatların müvekkillerinin referanslarına ulaşabilirsiniz.

Seçtiğiniz avukatın referanslarını kontrol edin. Daha önce benzer davalarda başarılı bir geçmişi olan ve müvekkillerine etik ve profesyonel hizmet sunan bir Ankara sağlık avukat bulmak önemlidir.

 Örneğin, internet üzerinde “Ankara sağlık avukatı” araması yapıp Ankara sağlık avukatı internet sitelerini ziyaret edebilir ve özgeçmişleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Ayrıca web sitemizi inceleyerek Uzman Ankara sağlık avukatı ekibimizden yardım alabilirsiniz.

3.ADIM: İLK GÖRÜŞMELERİ ÖNCEDEN PLANLAYIN

Seçme ihtimaliniz olan Ankara sağlık avukatıyla yapacağınız ilk görüşmeler, size daha fazla bilgi ve tecrübe edinme ve kararlarınız için en doğru avukatı seçme fırsatı sunar. Bu görüşmeler esnasında, aşağıdaki hususlara değinmek ve örnek soruları sormak sizin açınızdan yol gösterici olabilir:

  • Deneyim ve Uzmanlık:

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi davalarında ne kadar deneyiminiz var ve benzer davalarda daha önce nasıl sonuçlar elde ettiniz?”

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi konusunda özel olarak uzmanlaştığınız veya önceki müvekkillerinizle benzer durumlarda başarı elde ettiğiniz örnekler var mı?”

  • Strateji ve Beklentiler:

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi konulu davamla ilgili en etkili strateji nedir ve beklentilerimi karşılayabileceğinizi düşünüyorsunuz?”

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi dava sürecinde benimle nasıl iletişim halinde olacaksınız ve kararlarıma ne kadar dahil olabileceğim?”

  • Ücretlendirme Politikası:

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi davasında ücret tarifeniz nedir ve masrafların nasıl hesaplandığını öğrenebilir miyim?”

“Ödemeler ve masrafların takvimi hakkında bana daha fazla bilgi verebilir misiniz?”

  • Davanın Süresi ve Sonucu:

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi davasının ne kadar süreceği ve sonucu hakkında önceden bir tahminde bulunabilir misiniz?”

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi davasında hangi aşamalardan geçeceğimizi ve sonucun ne zaman ortaya çıkabileceğini öngörüyorsunuz?”

Bu sorular, avukatınızın uzmanlığı, iletişim tarzı, ücret politikası ve Avrupa Biyotıp Sözleşmesi davasının muhtemel seyri hakkında size daha fazla bilgi sağlayabilir. Ayrıca, Ankara sağlık avukatınızın size güven verip vermediğini ve durumunuzu anladığını hissetmeniz de önemlidir. Bu görüşmeler, en uygun avukatı seçme sürecinde size rehberlik edebilir.

4.ADIM: ANKARA SAĞLIK AVUKATI, ÜCRETLERİNİ ANLAYIN

Dördüncü adımda, Ankara sağlık avukatınızla ücret ve vereceğiniz vekaletle ilgili sözleşme detayları hakkında net bir anlayış geliştirmeniz oldukça önemlidir. Örneğin; Ankara sağlık avukatınızın danışmanlık için sizden aldığı ücretin, Ankara sağlık avukatlı ücret tarifesince belirlenen asgari ücretlere ne kadar yakın olduğunu bilmeli, ekonomik bir tercih yapıp yapmadığınızı anlamalısınız.

5.ADIM: İŞ BİRLİĞİ VE İLETİŞİM

Ankara sağlık avukatınızla kaliteli bir iş birliği içinde olmak ve güçlü iletişim kurmak son derece önemlidir. Bu, karşılıklı güven oluşturmanıza ve dava sürecinin başarıyla yürütülmesine yardımcı olmaktadır.

Örneğin; Ankara sağlık avukatınıza, söz konusu davayla alakalı herhangi bir gelişme veya endişeniz olduğu zaman hemen başvurabileceğinizi bildirmeli ve Ankara sağlık avukatınızdan bu konuda teminat alabilmelisiniz. Aynı zamanda Ankara sağlık avukatınızın her duruşma ve gelişme neticesinde size düzenli olarak davanın ilerlemesi hakkında bilgi vermesini bekleyebilirsiniz.

6.ADIM: EN DOĞRU ANKARA SAĞLIK AVUKATI SEÇMEK

Sonuç olarak, Ankara sağlık avukatı seçimi, karmaşık ve stresli bir süreç olabilmekle beraber yukarıda sizler için sıraladığımız adımları izleyerek bu süreci daha etkili bir şekilde yönlendirmeniz mümkün. İhtiyaçlarınızı saptamak, deneyimli ve uzman bir Ankara sağlık avukatı araştırması yapmak, görüşmelerinizi planlamak, ücretleri anlamak ve etkili bir iletişim kurmak, doğru Ankara sağlık avukatını seçmenize yardımcı olacaktır. Bu şekilde, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi dava sürecinizi daha az sıkıntılı ve çok daha başarılı bir şekilde sonuçlandırabilirsiniz.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI ÜCRETİ 2024

Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi vekalet ücretini düzenler. Bu maddeye göre vekalet ücreti, avukatlık sözleşmesi ile belirlenir. Ancak bu belirleme süreci Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile bağlıdır.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatların hizmetlerini sunarken talep edebilecekleri asgari ücretleri belirler. Avukatlar, bu tarife doğrultusunda vekalet ücretini belirlerken bu asgari ücret tarifesini dikkate almak zorundadır. Ancak bu tarife, avukatların sundukları hizmetlerin niteliğine, süresine, zorluk derecesine ve diğer faktörlere göre değişkenlik gösterebilir.

Ankara sağlık avukatı ücreti davanın niteliğine göre Ankara sağlık avukatı ve iş sahibi tarafından belirlenir. Ancak Ankara sağlık avukatı isterlerse Ankara Barosu En Az Ücret Tarifesine uyabilirler.

Ankara Barosu En Az Ücret tarifesi, asgari olarak Ankara’daki davalar bakımından önemli bir rehber niteliğindedir. Buna rağmen unutulmamalıdır ki her dava farklıdır ve müvekkiller Ankara sağlık avukatı ile özel olarak görüşerek özel durumlarını değerlendirmelidirler. Belirlenen ücretler, çokça farklı etkenden etkilenebilmekte ve davalarda ortaya çıkabilecek özel şartlarla ilintili olarak değişebilmektedir.

Ankara Barosu’nun bu tavsiye niteliği taşıyan asgari ücret tarifeleri, meslektaşlarımız ve kıymetli müvekkillerimizin adil bir hizmet sunma ve alımı için bir yol haritası sunar. Bu tarifelerin Adalet Bakanlığı’nın onayına tabi olması, güvenilirliği ve şeffaflığı artırır ve avukat-müvekkil ilişkileri açısından da gerçekleştirilecek hukuki işlemler için daha güvenilir bir çerçeve sunar.

Netice itibariyle, sağlık hukuku davalarında Ankara sağlık avukatı ücretleri mali açıdan ciddi bir yük olarak görülse de sağlık hukuku alanında uzman bir Ankara avukatına danışmamak daha fazla gider yapılmasına yol açmaktadır. Ancak doğru bir Ankara sağlık avukatıyla ve Akademik Hukuk & Danışmanlık gibi doğru bir hukuk bürosuyla iş birliği yaparak adil bir sonuca ulaşmak mümkündür. Bu noktada da en makul tercihi yapabilmek açısından Ankara sağlık avukatı için belirlenen asgari ücret tarifeleri önemli anlamda yol gösterici olabilmektedir.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI TUTMAK ZORUNDA MIYIM?

Ankara sağlık avukatı, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi davası sürecinde kritik bir rol oynarlar. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi davaları genellikle karmaşık, teknik ve uzmanlık gerektiren hukuki konular içerir. Ancak kural olarak bir Ankara sağlık avukatı tutmak zorunda değilsiniz.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI’NA NASIL ULAŞILABİLİR?

Ankara Barosu’na bağlı olan tüm Ankara avukatlarının iletişim bilgileri Ankara Baro levhasında yer almakta olup web sitesi ya da baroyu arayarak ulaşılabilmektedir. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi davası konusunda uzman bir Ankara sağlık avukatı arayışındaysanız, Baro Levhası üzerinden Ankara sağlık avukatı iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

ANKARA SAĞLIK AVUKATI AKADEMİK HUKUK & DANIŞMANLIK’TA

Avrupa Biyotıp Sözleşmesi konusunda uzman bir Ankara sağlık avukatından destek almak, doğru ve hukuki açıdan sağlam bir konumda olmanıza yardımcı olabilir. Konusunda uzman Ankara sağlık avukatı ile istediğiniz yerden görüntülü ve farklı şekilde iletişim kurmak ve bilgi almak için Online Danışmanlık Sistemimizden randevu alabilirsiniz.

Hekimin hukuki sorumlulukları ile ilgili diğer makalelerimizi de inceleyebilirsiniz.

KAYNAK:

[1]- KÖK, A. N. (2018). İNSAN HAKLARI VE BİYOTIP SÖZLEŞMESİ’NİN UYGULANMASINDA TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU. Türkiye İnsan Hakları Ve Eşitlik Kurumu Akademik Dergisi(1), 147-162.

[2]- KATOĞLU, Tuğrul. “TÜRK HUKUKUNUN BİR PARÇASI OLARAK AVRUPA KONSEYİ İNSAN HAKLARI Ve BİYOTIP SÖZLEŞMESİ”. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 55, sy. 1 (Mart 2006): 157-93.

[3]- https://karararama.yargitay.gov.tr/

[4]-https://www.mevzuat.gov.tr/

[5]-https://dergipark.org.tr/tr/

[6]- https://www.coe.int/en/web/bioethics/home

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap