Meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatı, daha çok estetik amaçlı gerçekleştirilen cerrahi işlemler arasında yer almaktadır. Bu tür ameliyatlar genellikle kişinin fiziksel görünümünü iyileştirmek, vücut oranlarını düzeltmek veya sağlık problemlerini gidermek amacıyla yapılır. Ancak her cerrahi müdahalede olduğu gibi, hatalı meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatlarında da istenmeyen sonuçlar veya tıbbi hatalar meydana gelebilmektedir. Hatalı estetik sonucunda hasta fiziksel, ruhsal ve estetik açıdan zarar görebilir ve şartların oluşması halinde hasta ve/veya hasta yakınları bu zararın tazmin edilmesini dava açarak mahkeme kanalıyla talep edebilir.
Hasta ile doktor arasında bulunan hukuki ilişki çoğu zaman vekalet sözleşmesi olarak değerlendirilir ve buna uygun işlem tesis edilir. Ancak yargıtay kararlarında saç ekimi, diş protezi, burun estetiği (rinoplasti) gibi estetik amacıyla yapılan işlemler eser sözleşmesi olarak nitelendirilmiş ve eser sözleşmesi için kanunda düzenlenen hükümlerin somut olaya uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/2706 Esas 2022/2509 Karar Sayılı İlamında da
‘’ Taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Bu sözleşme niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu bu itibarla eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen BK’nın 355. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir.
Davacı meme protez, büyütme ve dikleştirme, karın, yüz, kol, bacak germe, yağ aldırma, göz kapağı, burun ve genital bölge estetiği gayesiyle yani estetik amaçla davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır.’’
açıklaması yapılarak estetik amaçlı yapılan işlemlerin eser sözleşmesi kapsamında değerlendirileceği belirlenmiştir.
İçindekiler
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI NEDİR?
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASININ HUKUKİ DAYANAĞI
- DOKTORUN ESER SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN SORUMLULUĞU
- HASTANE İŞLETMECİSİNİN SORUMLULUĞU
- YARDIMCI KİŞİLERİN HATASINDAN DOLAYI HEKİMİN SORUMLULUĞU
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE HASTANIN SEÇİMLİK HAKLARI NELERDİR?
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASININ ŞARTLARI
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE MADDİ TAZMİNAT DAVASI
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI DAVALARINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI DAVALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE DİKLEŞTİRME AMELİYATI SIKÇA SORULAN SORULAR
- Meme küçültme ameliyatında malpraktis sayılabilecek hatalar nelerdir?
- Ameliyat sonrası estetik açıdan memnuniyetsizlik malpraktis davasına konu olabilir mi?
- Meme küçültme ameliyatı sonrası his kaybı veya emzirme sorunları tazminat sebebi midir?
- Meme küçültme ameliyatında malpraktis davası açmak için hangi belgeler ve raporlar gerekir?
- Bu tür davalarda tazminat miktarı nasıl belirlenir ve Yargıtay’ın yaklaşımı nedir?
- HATALI MEME KÜÇÜLTME VE DİKLEŞTİRME AMELİYATI İLE İLGİLİ AVUKATA SORU SORABİLİRSİNİZ.
- AVUKATTAN ONLINE DANIŞMANLIK ALABILIRSINIZ.
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI
Meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatı, genellikle estetik kaygılarla ya da fiziksel rahatsızlıkları gidermek amacıyla yapılan cerrahi bir müdahaledir. Bu tür operasyonlar, tıbbi bilgi ve tecrübe gerektiren, detaylı planlama ve titizlik isteyen işlemlerdir. Ancak her tıbbi müdahalede olduğu gibi, meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatlarında da bazı hatalar meydana gelebilmekte ve bu hatalar hastada telafisi güç zararlara yol açabilmektedir.
Hatalı estetik kategorisinde de değerlendirilmesi gereken hatalı meme ameliyatı; genellikle uygunsuz cerrahi tekniklerin kullanılması, hastanın anatomik yapısının dikkate alınmaması, yetersiz bilgilendirme, ameliyat öncesi ya da sonrası bakım eksiklikleri ya da doğrudan hekim kusuru nedeniyle oluşur. Bu hatalar sonucunda hastanın işlem görmüş memesinde ciddi şekil bozuklukları, asimetri, doku kaybı, duyu kaybı, iz kalması, ya da emzirme yetisinin kaybı gibi hem estetik hem de fonksiyonel sorunlar ortaya çıkabilir. Özellikle estetik operasyonlarda beklenen sonucun elde edilememesi, hastanın hem fiziksel hem de psikolojik bütünlüğünü zedeleyebilir. Bu nedenle hatalı estetik operasyonları nedeniyle meydana gelen zararları hasta ve/veya yakınları tazmin edilmesini talep edebilir.
Böyle bir durumda hasta, hatalı tıbbi müdahale (malpraktis) kapsamında hekime ve/veya hastaneye karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Yargıtay içtihatlarına göre de estetik cerrahilerde hekim ile hasta arasında bir eser sözleşmesi bulunduğundan, hasta beklenen sonucun sağlanmaması durumunda, sözleşmeye aykırılık nedeniyle seçimlik haklarını kullanabilir. Örneğin; bedel indirimi, ayıplı eserin düzeltilmesi, sözleşmeden dönme ya da tazminat talebi gibi haklar gündeme gelecektir. Hasta ile doktor kendi aralarında anlaşarak ya da mahkeme kanalıyla taleplerin öne sürülmesi sonucu bu seçimlik haklar kullanılabilir.
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI NEDİR?
Hatalı meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatı nedeniyle tazminat davası, estetik amaçla yapılan bu cerrahi müdahale sonucunda hastada istenmeyen veya zarar verici sonuçların ortaya çıkması halinde, hasta tarafından hekim ve/veya hastane aleyhine açılan bir hukuki sorumluluk davasıdır. Bu dava hem fiziksel hem de psikolojik olarak zarar gören hastanın, uğradığı maddi ve manevi zararların tazminini talep etmesini sağlar.
Bu tür ameliyatlar genellikle estetik beklentiler doğrultusunda yapılmakta olup, hasta ile hekim arasında çoğu zaman bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulmaktadır. Yani hekim, yalnızca bir müdahalede bulunmayı değil, aynı zamanda belli bir estetik sonucu gerçekleştirmeyi taahhüt etmektedir. Eğer ameliyat sonucunda hastanın memelerinde asimetri, şekil bozukluğu, doku kaybı, iz kalması, his kaybı veya emzirme sorunları gibi komplikasyonlar ortaya çıkmışsa ve bu sonuç hekimin kusurundan kaynaklanıyorsa, hasta tazminat talebinde bulunabilir.
Tazminat davası kapsamında hasta; ikinci bir ameliyat masrafı, iş gücü kaybı, tedavi giderleri gibi maddi zararların tazminini; ayrıca yaşadığı psikolojik buhran, özgüven kaybı ve estetik görünümdeki bozulma gibi nedenlerle yaşadığı diğer maddi değeri olmayan sorunlar için de manevi tazminat talep edebilir. Bu davada kusur, zarar ve nedensellik bağı genellikle adli tıp raporları, uzman görüşleri ve tıbbi belgelerle ortaya konur.
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASININ HUKUKİ DAYANAĞI
Hatalı meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatı nedeniyle açılacak tazminat davasının hukuki dayanağı, somut olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte; genel olarak sözleşmeye aykırılık ve/veya haksız fiil sorumluluğu hükümlerine dayanır. Özellikle estetik cerrahi müdahalelerde hasta ile hekim arasında çoğu zaman eser sözleşmesi kurulduğu kabul edilir. Bu durumda hasta, beklenen estetik sonucun elde edilememesi veya ortaya çıkan sonucun ayıplı olması halinde Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine ilişkin 470 ve devamı maddeleri kapsamında haklarını ileri sürebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2012/177 E. , 2012/6939 K. Sayılı ilamında da ‘’(…) davacının memelerinin küçültülmesi yanında, meme başları da taşınmak suretiyle estetik bir görünüm kazandırılmasının da amaçlandığı, dolayısıyla, ameliyatı da plastik ve rekonsrüktif cerrahi uzmanı davalı Doktorun gerçekleştirdiği, böylece taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılmaktadır.
Eser yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir.
Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden ayıba karşı tekeffül borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekir. Dosya içeriğinden, davalı doktor ile görüşen davacının ameliyatın türü hakkında bilgilendirildiği ve ikinci bir ameliyat olmamak adına ilk ameliyatta meme küçültme yanında estetik açıdan meme başının da taşınmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak operasyon için davacının kızının oluru alınmış ise de davacıya ameliyatın risklerinin anlatıldığı ve kabul ettiğine dair bir bilgi ve belge sunulmamış, dinlenen davalı tanıkları kendilerine benzer ameliyatlarda davalı doktorun bilgi verdiğini beyan etmişler ise de bu beyanlar davacının da bilgilendirildiğini kabule yeterli görülmemiştir.
Kaldı ki bu ameliyat sonrası davacının meme uçlarının nakledildiği yere yapışmaması nedeniyle zaten eser ayıplı hale gelmiştir. O halde, mahkemece hukuki yorumda yardımcı olabilecek bir hukukçunun da bulunduğu bilirkişi kurulundan maddi tazminata ilişkin rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulmak gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.’’ Şeklinde eser sözleşmesinin hatalı estetik operasyonlarında meydana geliş şekli ve uygulanması gereken prosedürler hüküm içeriğinde dikkate alınmıştır. Doktor, bu tür ameliyatlarda yalnızca tıbbi özen göstermekle değil, aynı zamanda belli bir sonucu gerçekleştirmekle yükümlüdür. Eğer sonuç hastanın beklentisini karşılamıyor, memede belirgin asimetri, iz, his kaybı, doku kaybı gibi estetik ve fonksiyonel sorunlar meydana gelmişse; bu durum ayıplı eser olarak değerlendirilir.
Bu kapsamda hasta, Türk Borçlar Kanunu’nun 475. maddesi uyarınca seçimlik haklarını kullanarak eser üzerindeki hataların giderilmesini, estetik operasyon bedelinde indirim yapılmasını ya da sözleşmeden dönmeyi talep edebilir. Ayrıca söz konusu hatalı estetik nedeniyle bir zarar doğmuşsa maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunabilir.
Öte yandan hasta ile hekim arasında sözleşme ilişkisi bulunmasa da doktorun hukuka aykırı, kusurlu ve zarar doğurucu eylemi nedeniyle Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca haksız fiil sorumluluğu da gündeme gelebilir. Bu durumda hekim, tıbbi standartlara uymadan gerçekleştirdiği müdahale sonucu hastada zarara yol açmışsa, bu zarar nedeniyle tazminatla sorumlu tutulabilir.
Ayrıca hastane işletmecisi bakımından da hem yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk (TBK m.116) hem de kendi kusurundan doğan sorumluluk söz konusu olabilir. Hasta, zararını hem hekime hem de özel hastaneye karşı ileri sürebilir.
Sonuç olarak, hatalı meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatı nedeniyle açılacak tazminat davası; TBK m.49 ve devamı (haksız fiil), TBK m.112 ve devamı (sözleşmeye aykırılık) ve TBK m.470 ve devamı (eser sözleşmesi) hükümlerine dayandırılabilir. Uygulamada, hangi hükmün esas alınacağı; taraflar arasındaki ilişki, yapılan bilgilendirme, elde edilen sonuç ve zarar türü dikkate alınarak belirlenmektedir.
Söz konusu hak taleplerini içeren davalar özel uzmanlık gerektirmektedir. Bu nedenle avukat ile çalışılması hak kaybı yaşanmaması açısından önem arz etmektedir. Akademik Hukuk & Danışmanlık Bürosu olarak, hatalı estetik operasyonlara ilişkin dava süreçlerinizde bilimsel ve hukuki temellere hakim alanında uzman avukatlarımız ile siz danışanlarımıza yardımcı olabilmek için çalışıyoruz. Siz de bu süreçte profesyonel destek almak isterseniz, İletişim Adresimizden bize ulaşabilir veya Online Danışmanlık Sistemimiz (ODS) üzerinden randevu oluşturabilirsiniz.
DOKTORUN ESER SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN SORUMLULUĞU
Estetik cerrahi müdahalelerde, özellikle de meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatı gibi sonuç odaklı işlemlerde, doktor ile hasta arasındaki ilişki çoğu zaman eser sözleşmesi niteliği taşır. Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesi uyarınca eser sözleşmesi, bir sonucun (eser) meydana getirilmesini amaçlayan ve bu sonuca ulaşılması karşılığında bir bedel ödenmesini öngören sözleşme türüdür.
Yüksek mahkeme kararları da estetik operasyonlarda hekimin, hastaya sadece tıbbi müdahale sunmakla kalmadığını, aynı zamanda belirli bir estetik sonucu taahhüt ettiğini kabul ederek bu tür işlemlerde eser sözleşmesinin vücut bulduğunu açıkça göstermiştir.
Eser sözleşmesinin varlığı halinde doktorun sorumluluğu, yalnızca özen borcuna gösterme borcunu kapsamaz. Hekim hastasına sonuç da taahhüt eder ve sonuca uygun işlem yapmak üzere hasta ile bedel karşılığı anlaşır. Bu da demektir ki, doktor belirli bir sonucu elde edeceğini üstlenmişse ve bu sonucu ortaya koyamamışsa, hasta ortaya çıkan sonucun ayıplı olduğunu ileri sürerek çeşitli seçimlik haklarını kullanabilir. Bu haklar, bedelden indirim isteme, ücretsiz düzeltme talebi, sözleşmeden dönme ya da maddi/manevi tazminat talepleridir.
Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır: Estetik cerrah, her zaman yüzde yüz kusursuz bir sonuç vaat etmiş sayılmaz. Ameliyatın doğası gereği ortaya çıkabilecek bazı komplikasyonlar ya da öngörülemeyen riskler sonucunda istenmeyen bir durum meydana gelmişse ve doktor bu süreçte tıbbi standartlara uygun hareket etmişse, bu durumda sorumluluğunun doğmayabileceği de unutulmamalıdır. Bu nedenle eserin ayıplı olup olmadığı değerlendirilirken, hastaya verilen bilgi, aydınlatılmış onam, uygulanan yöntem, ameliyat sonrası bakım süreci ve uzman görüşleri dikkate alınır.
HASTANE İŞLETMECİSİNİN SORUMLULUĞU
Hastaneler, sağlık hizmeti sunan ve hasta ile doğrudan sözleşme ilişkisine giren kurumlardır. Bu kapsamda hastane işletmecisinin sorumluluğu, yalnızca fiziki altyapıdan değil; aynı zamanda çalışanlarının ve hizmet sunum sürecinde yer alan tüm sağlık personelinin davranışlarından da doğabilir. Özellikle özel hastanelerde gerçekleştirilen estetik amaçlı meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatları gibi müdahalelerde, ortaya çıkan bir zarardan dolayı sadece hekim değil, hastane işletmecisi de hukuken sorumlu tutulabilir.
Hastane, sağlık hizmetinin bütününden sorumlu bir organizasyon olarak; uygun nitelikte personel çalıştırmak, tıbbi araç ve gereçleri sağlamak, hijyen kurallarına uymak, hasta güvenliğini sağlamak ve hizmetin her aşamasını denetlemekle yükümlüdür. Eğer bu yükümlülüklerde ihmal söz konusuysa ve bu ihmal hastada zarar doğmasına neden olmuşsa, hastane işletmecisi doğrudan veya dolaylı sorumluluk altına girer.
Yargıtay da bu konuda istikrarlı bir şekilde hastane işletmecisinin, hizmeti sunarken özen borcuna uygun hareket etmekle yükümlü olduğunu ve oluşan zararların karşılanmasında müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu kabul etmektedir. Bu doğrultuda hasta, hekime karşı dava açabileceği gibi, yalnızca hastane aleyhine de dava açabilir veya her iki tarafa birlikte yönelerek sorumluluğun tespitini talep edebilir.
‘’ Kuruluş, örgütleniş ve işleyiş biçimi itibariyle devlet veya diğer kamu tüzel kişisi dışındaki kişiler tarafından hizmet yürüten ve yatırılarak tedavi etme, rehabilitasyon ve doğum yardımlarında bulunmak amacıyla kurulan sağlık kuruluşunun, özel hastane olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir (Canbolat, F.:Kamu Hastanesinde Yapılan Tıbbi Müdahalede Hekimin Özel Hukuktan Doğan Sorumluluğunun Dayanağı, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Ocak-Şubat 2009, Sayı:80, s. 158).
Özel hastane ile hasta arasında var olduğu kabul edilen sözleşmenin kurulması, sözleşmenin hukuki niteliği, bu hukuki niteliğe uygun olarak uygulanması gereken yasal hükümlerin neler olduğu, taraflara düşen hak ve borçlar ile bunlara aykırılığın varlığı hâlinde sorumluluklarının tespiti uyuşmazlığın çözümünde önem taşır.
Özel hastanelerde kural olarak hekim ile hasta arasında değil; hastane ile hasta arasında bir sözleşme ilişkisi vardır. Özel hastane ile hasta arasındaki sözleşme, Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş tipik bir sözleşme değildir. Özel hastaneye başvuran bir hasta veya kanuni temsilcisi ile yapılan ve özel hastane işleticisinin hem tıbbi hem de diğer mutad edimleri (oda, yiyecek, bakım vb otelcilik hizmetleri) yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeye hastaneye kabul sözleşmesi adı verilmektedir.
Hastaneye kabul sözleşmesinin kurulması için herhangi bir şekil şartına uyulması zorunluluğu bulunmamaktadır; hatta bu sözleşmenin zımni irade açıklaması ile kurulması dahi mümkündür. Bu şekilde hastaneye (hasta) kabul sözleşmesi adı altında, birden fazla edimi içeren, karma yapıda ve nitelikte bir sözleşme ilişkisinin kurulması söz konusudur. Bu sözleşme, özel hastane sahibi/işleticisinin, ayrıca bir tedavi yükümünü üstlenmiş bulunup bulunmamasına göre, tam (bölünmemiş) ya da kısmî (bölünmüş) hastaneye kabul sözleşmesi görünümünde kurulmuş olabilir.
Özellikle, tam hastaneye kabul sözleşmelerinde, hastane işleticisinin hastaya karşı; hastalığın teşhis ve tedavisi için gerekli tıbbi hizmetlerin verilmesi edimi başta olmak üzere, hastane bakımının sağlanması, hastanenin organizasyonu ve işleyişini gerçekleştirme yükümleri asli edim yükümleri olarak ortaya çıkmaktadır ‘’ Tüm bu açıklanan nedenlerle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/13-669 E., 2020/346 K. Sayılı ilamında da değinildiği üzere hastane işletmecisi de sunduğu hizmet kapsamında hastaya en doğru tedaviyi sunmakla sorumludur. Aksi takdirde hastane işletmecisi de hastaya uygulanan hatalı estetik nedeniyle meydana gelen zararlardan sorumlu olacaktır.
YARDIMCI KİŞİLERİN HATASINDAN DOLAYI HEKİMİN SORUMLULUĞU
Tıbbi müdahaleler genellikle bir ekip çalışması gerektirir ve bu süreçte hekimin yanında anestezi uzmanı, hemşire, tekniker, hasta bakıcı gibi çeşitli sağlık personeli yer alabilir. Bu kişilerin görevlerini ifa ederken yaptıkları hatalar da bazı durumlarda hekimin sorumluluğunu doğurabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 116. maddesi uyarınca, bir borcun ifasında yardımcı kişilerden yararlanan taraf, bu kişilerin kusurlarından kendi kusuru gibi sorumludur. Bu kural, hasta ile hekim arasında sözleşmesel bir ilişki olduğu durumlarda doğrudan uygulama alanı bulur.
Özellikle özel hastanelerde çalışan hekimlerin, ameliyat sırasında görev alan hemşire veya anestezi teknisyeninin hatalı uygulaması sonucu ortaya çıkan zararlardan sorumlu tutulması mümkündür. Bu tür durumlarda hekimin, süreci yöneten ve gözetim sorumluluğuna sahip kişi olarak, yardımcı kişilerin faaliyetlerini denetleme yükümlülüğü olduğu kabul edilir.
Ancak bu sorumluluğun sınırları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Yardımcı kişi, hekimin kontrolü dışında hareket etmişse veya hastane tarafından görevlendirilmiş ve yönetimi tamamen hastaneye ait bir personelse, sorumluluk doğrudan hastaneye de yöneltilebilir. Yargıtay da bazı kararlarında, hekimin görev tanımı dışındaki işlemlerde sorumlu tutulamayacağını, bu tür hallerde asıl sorumluluğun hastaneye ait olacağını belirtmiştir.
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE HASTANIN SEÇİMLİK HAKLARI NELERDİR?
Hatalı meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatı sonucunda hasta, tıbbi uygulama hatası nedeniyle zarar gördüğünde, Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yargı içtihatları çerçevesinde bazı seçimlik haklara sahiptir. Bu haklar, hastanın karşılaştığı zararın niteliğine ve kusurun kaynağına göre değişiklik gösterebilir. Özellikle estetik amaçlı yapılan bu tür ameliyatlarda hekimin sonuç taahhüdünde bulunması, hasta lehine daha farklı taleplerin gündeme gelmesine neden olabilir. Hastanın seçimlik hakları şu şekildedir:
- Hastanın öncelikli olarak başvurabileceği haklardan biri, sözleşmeden dönme hakkıdır. Eğer ameliyat sonucu vaat edilen şekilde gerçekleşmemişse ve ortaya çıkan durum hastanın tahammül edemeyeceği ölçüde ağırsa, hasta sözleşmeden dönerek yaptığı ödemelerin iadesini isteyebilir.
- Bir diğer seçenek, bedelden indirim talep etme hakkıdır. Hasta, ameliyatın kısmen başarılı olduğu ancak beklenen sonucu tam anlamıyla vermediği durumlarda ödediği ücretin bir kısmının iadesini talep edebilir.
- Hastanın bir diğer önemli hakkı da ayıplı işin ücretsiz şekilde düzeltilmesini isteme hakkıdır. Bu durumda hasta, aynı doktor ya da başka bir uzman tarafından hatalı müdahalenin giderilmesini, tekrar ameliyat yapılmasını ya da oluşan estetik bozuklukların düzeltilmesini isteyebilir. Ancak bu hakkın kullanılabilirliği, teknik olarak düzeltmenin mümkün olması ve hasta açısından aşırı bir risk içermemesi gibi koşullara bağlıdır.
- Tüm bu seçimlik haklara ek olarak, hasta maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunabilir. Hatalı müdahale sonucunda oluşan ek tedavi giderleri, iş gücü kaybı, psikolojik travma ve yaşam kalitesindeki düşüş gibi unsurlar maddi ve/veya manevi tazminat davalarına konu olabilecek gelişmelerdir.
Sonuç olarak, hatalı bir estetik ameliyat nedeniyle zarar gören hasta; sözleşmeden dönme, bedel indirimi isteme, hatanın düzeltilmesini talep etme ve tazminat isteme gibi seçimlik haklara sahiptir. Hangi hakkın ne şekilde kullanılacağı, somut olayın özelliklerine, zararın türüne ve düzeltmenin mümkün olup olmamasına göre değişecektir.
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASININ ŞARTLARI
Hatalı meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatı nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için bazı temel hukuki şartların bir arada bulunması gerekmektedir. Öncelikle, hasta ile hekim veya özel hastane arasında bir hukuki ilişkinin oluşması gerekir. Estetik operasyonlarda bu ilişki eser sözleşmesi olarak nitelendirilir.
Bu sözleşme kapsamında hekim, belirli bir sonucu taahhüt eder ve taahhüt edilen sonucun gerçekleşmemesi durumunda hekimin hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir. Ancak hekimin tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için sadece sonucun elde edilememesi yeterli değildir; hekimin sonucun elde edilememesinde kusurlu davranışı da bulunmalıdır. Kusur olarak değerlendirilebilecek haller, yanlış cerrahi teknik kullanımı, yeterli bilgilendirme yapılmaması sonucu hastanın durumunda kötüleşme, ameliyat sonrası bakımın ihmal edilmesi veya tıbbi özen yükümlülüğünün ihlali şeklinde ortaya çıkabilir. Ayrıca hastada hatalı estetik sonucu maddi veya manevi zararın meydana gelmiş olması da gerekir.
Hekimin kusurlu davranışı ile ortaya çıkan zarar arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunmalıdır; bu bağ kurulamadığı takdirde hekime hukuki bir sorumluluk yüklenemez. Tüm bu unsurların dava sürecinde belgelerle ve gerektiğinde bilirkişi raporlarıyla desteklenmesi büyük önem taşır. Aynı zamanda bu tür davalarda dava açma süresi sınırlandırılmış olup süresi içinde dava açılmaz ise dava açma ve zararların tazminini isteme hakkı ortadan kalkar. Sözleşmeye dayalı davalarda zamanaşımı süresi zararın öğrenilmesinden itibaren beş yıl; haksız fiil sorumluluğuna dayalı davalarda ise iki yıl ve her hâlükârda on yıldır. Ancak fiil aynı zamanda ceza gerektiren bir nitelik taşıyorsa, daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi esas alınır.
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE MADDİ TAZMİNAT DAVASI
Meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatları hem estetik beklentiler hem de sağlık sorunlarını gidermek amacıyla yapılan cerrahi işlemler arasında yer almaktadır. Ancak, bu tür işlemlerde hekimin tıbbi standartlara aykırı hareket etmesi, yanlış cerrahi teknik uygulaması veya yeterli özeni göstermemesi durumlarında hasta, ciddi şekilde zarar görebilmektedir. Bu zarar yalnızca fiziksel değil aynı zamanda maddi kayıpları da içermektedir. Estetik ameliyat sonucu hastanın memelerinde belirgin asimetri, doku kaybı, his kaybı, yara iyileşmesinde sorunlar ya da ek tedavi gerektiren sorunlar oluşabilir.
Bu tür durumlarda hasta, yeniden ameliyat olma ihtiyacı, uzun süreli tedavi giderleri, iş gücü kaybı gibi maddi zararlar nedeniyle maddi tazminat talebiyle dava açma hakkına sahiptir. Açılacak davada, zararın boyutunun ortaya konulabilmesi için tıbbi belgeler, faturalar, bilirkişi raporları gibi delillerin mahkemeye uygun bir şekilde sunulabilmesi hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşır.
Türk Borçlar Kanunu ve diğer ilgili mevzuatlar kapsamında, hekimin kusuru nedeniyle hastada meydana gelen maddi zararın tazmini mümkündür. Bu tür davalarda, hekimin yalnızca komplikasyon oluşmasından değil, tıbbi standartlara uymayan kusurlu uygulamalarından dolayı sorumluluğu doğmaktadır.
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI
Estetik cerrahi müdahaleler, hastaların yalnızca fiziksel değil, psikolojik sağlıklarını da doğrudan etkileyen işlemler arasında yer almaktadır. Özellikle meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatları gibi vücut bütünlüğünü kalıcı biçimde değiştiren ameliyatlarda, tıp doktoru tarafından gerçekleştirilen hatalı uygulamalar, hastanın bedeninde onarılması güç estetik bozukluklara, kalıcı izlere, his kaybına ya da emzirme yetisinin kaybına yol açabilmektedir. Bu gibi durumlar da işlem sonrası hasta üstünde önemli düzeyde fiziksel ve psikolojik travmaların meydana gelmesine neden olabilmektedir.
Hekimin tıbbi standartlara aykırı şekilde hareket etmesi, gerekli özeni göstermemesi veya hastayı yeterli ve doğru biçimde bilgilendirmemesi hâlinde, oluşan zarar yalnızca maddi değil, manevi nitelik de taşımaktadır.
Bu tür durumlarda hasta, yaşadığı elem, ızdırap ve yaşam kalitesindeki düşüş sebebiyle manevi tazminat talebiyle dava açma hakkına sahiptir. Açılacak bu tür davalarda, hekimin kusurunun ve zararın varlığının ispatı büyük önem arz etmekte olup, Yargıtay uygulamaları da estetik cerrahide hasta beklentilerinin ve hekim vaat ettiği sonucun özel olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündedir.
‘’ Eser sözleşmesini düzenleyen TBK’nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı, daha düzgün ve dik durması için göğüslerine silikon taktırmak şeklinde estetik gayeyle davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır.
Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Diğer yandan yüklenicinin borçları TBK’nın 471. maddesinde düzenlenmiş olup, “Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.”
denilmiş olup, yüklenici olan hekimin de bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin (hekimin) sorumluluğundadır.
Mahkemece alınan … Raporunda, davacının sol göğüs üst medialde ele gelen ağrılı kitlesinin olduğu, sağ göğüs alt bölgede ele gelen ağrılı sert kitle, her iki göğüs altında 3’er cm’lik ameliyat skarları bulunduğu, sol göğüs daha büyük görünümde, sağ göğüs sola göre daha sarkık görünümde olduğunun izlendiği belirtilmiştir. Somut olay değerlendirildiğinde, davacıya yapılan estetik müdahalenin sonucu itibariyle davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği, memede başlangıçta amaçlandığı şekilde estetik açıdan daha düzgün ve dik durma olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalı hekimin edimini sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirmediğinden ödenen bedel olan 5.178,00 TL’nin iadesi ile uygun görülecek oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.’’ Yargıtay 15. Hukuk Dairesi tarafından 2018/182 E., 2019/930 K. sayılı kararda da hatalı estetik sonucu hastanın durumdan memnun olmaması ve yaşadığı sıkıntıların giderilmesi amacıyla manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI DAVALARINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ
Hatalı estetik ameliyatlardan belki de en çok karşılaşılan meme küçültme veya meme dikleştirme ameliyatlarında dava açabilmek için belirli bir zamanaşımı süresi bulunmaktadır. Eğer hatalı estetik sonucu sözleşmeye dayalı tazminat davası açılacak ise burada zamanaşımı 5 yıldır. Eğer hatalı estetik operasyon sonucu zarar meydana gelmesinde hekimin ağır kusuru varsa bu durumda zamanaşımı süresi 20 yıla kadar çıkabilmektedir. Ancak haksız fiilden kaynaklı tazminat davası açılacak ise fiilin ve zararın öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlükârda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl olarak belirlenmiştir. Ceza kanunlarında söz konusu fiil daha uzun zamanaşımına tabi tutulmuş ise bu durumda ceza zamanaşımı uygulanır.
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI DAVALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
Hatalı meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatlarında açılacak olan davalarda görevli ve yetkili mahkemeler hatalı estetik işlemin meydana geldiği duruma göre farklılık göstermektedir.
- Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Açılan Tazminat Davaları
Meme küçültme ameliyatı ve meme dikleştirme ameliyatı gibi estetik ya da medikal cerrahi işlemler sonrasında, hekimin veya özel hastanenin kusurlu uygulaması nedeniyle açılacak tazminat davaları, kural olarak sözleşmeye aykırılık temeline dayanır.
Bu tür durumlarda hasta ile sağlık kurumu veya hekim arasında bir hizmet sözleşmesi bulunduğu kabul edildiğinden, ortaya çıkan zarardan ötürü Tüketici Mahkemelerinde dava açılması gerekmektedir.
Ancak Tüketici Mahkemelerinde dava açarken dikkat edilmesi gereken en önemli husus zorunlu arabuluculuk müessesesidir. 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik doğrultusunda 28 Temmuz 2020 tarihinde yürürlüğe giren 73/A hükmü gereğince, bazı istisnalar bulunmakla birlikte tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak getirilmiştir. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmamış olması halinde davanın esas incelemesine girilmeksizin dava usulden reddedilir.
Yetki bakımından ise, genel kural uyarınca dava, davalının dava açıldığı tarihteki yerleşim yerinin bulunduğu yerde açılır. Ancak tüketici mahkemelerinde görülecek davalarda, bu kurala ek olarak;
- Sözleşmenin ifa edildiği yer ile (estetik operasyonun gerçekleştiği yer)
- Davacının (hastanın) ikametgâhının bulunduğu yer mahkemeleri de yetkili sayılmaktadır.
Ancak bazı bölgelerde Tüketici Mahkemeleri kurulmamış olabilir. Bu gibi durumlarda genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde de söz konusu tazminat davaları açılabilmektedir.
- Haksız Fiil Sorumluluğuna Dayanılarak Açılan Tazminat Davaları
Eğer hasta ile hekim veya sağlık kurumu arasında önceden kurulmuş bir sözleşme ilişkisi bulunmuyorsa ya da sözleşme dışı bir zarar söz konusuysa, bu durumda ortaya çıkan sorumluluk haksız fiil kapsamında değerlendirilir. Haksız fiile dayalı bu tür tazminat davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Yetki açısından, yalnızca davalının yerleşim yeri değil;
- Haksız fiilin gerçekleştiği yer,
- Zararın ortaya çıktığı yer,
- Zarar gören kişinin ikametgâhı da dava açılabilecek yerler arasında sayılmaktadır
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE DİKLEŞTİRME AMELİYATI SIKÇA SORULAN SORULAR
Meme küçültme ameliyatında malpraktis sayılabilecek hatalar nelerdir?
Meme küçültme ameliyatı estetik kaygılarla ya da sağlık sorunları nedeniyle gerçekleştirilen cerrahi müdahaledir. Ancak her ameliyatta olduğu gibi meme küçültme ameliyatında da belli başlı riskler mevcuttur. Bu risklerin ameliyat esnasında ya da sonrasında ameliyat olan kişiyi olumsuz etkilemesi her zaman hekimin hatası olmayabilir ancak hekimin ya da hemşirelerin hatası mevcut ise bu durumda malpraktis davası gündeme gelecektir.
Malpraktis davası, sağlık alanında görev yapan doktor, hemşire, eczacı gibi sağlık meslek mensuplarının dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları, bilgisizlik, deneyimsizlik veya ihmalleri sonucu hastanın zarar görmesi durumunda, zarar gören hasta ya da yakınları tarafından açılabilen bir tazminat davasıdır.
Malpraktis sayılabilecek başlıca hatalar şunlardır: hastanın sağlık geçmişine bakılmaksızın işlem gerçekleştirilmesi, hastayı işlemin yararları ve zararları hususunda doğru ve açık bir şekilde aydınlatmamış olmak, meme küçültme ameliyatı sonrası teknik hatalar sonucu memede belirgin asimetri oluşması, aşırı doku çıkarılması, meme başı ya da ciltte beklenmedik değişikliklerin oluşması yer alır.
Ayrıca meme küçültme ameliyatı esnasında dokulara zarar verilmesi nedeniyle kalıcı his kaybı yaşanması, süt kanallarının zedelenerek emzirme fonksiyonunun kaybına yol açılması gibi hususlar da meme küçültme ameliyatında meydana gelebilecek deformasyonlardır ve bunlar malpraktis davasına konu olabilecek nitelikte sorunlardır.
Ameliyat sonrası estetik açıdan memnuniyetsizlik malpraktis davasına konu olabilir mi?
Yargıtay kararlarına göre, hekim ile hasta arasındaki ilişki kural olarak bir vekalet sözleşmesine dayanır. Bu sözleşme kapsamında doktor, sahip olduğu tıbbi bilgi ve deneyimle hastaya yardımcı olmayı taahhüt eder ancak iyileşme ya da kesin sonuç garantisi vermez. Ancak estetik ameliyatlar, bu genel kuraldan ayrılmaktadır. Yargıtay içtihatlarına göre, estetik ameliyatlarda hekimin hastaya belirli bir sonucu vaat etmesi söz konusu olduğundan, bu tür durumlarda taraflar arasında kurulan ilişki eser sözleşmesi niteliği taşır. Bu nedenle estetik ameliyatlarda hekimin, hastaya vaat ettiği sonucu gerçekleştirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Taahhüt edilen sonuç meydana gelmez ise hasta hekimin sorumluluğuna başvurarak zararının tazminini talep edebilir.
Bahsettiğimiz ayrıma değinen Yargıtay 13.Hukuk Dairesi’nin 1993/131 Esas ve 1993/2741 Kararında da bu husus
“Estetik ameliyatlarda, ameliyatı yapan doktor, estetik görünüm konusunda belli bir teminat vermişse, taraflar arasındaki bu sözleşme, eser sözleşmesidir. Eser sözleşmesinde de vekalet akdinde olduğu gibi yüklenici, işi sadakat ve özenle yapmakla borçlu olup davalı doktor, mesleki bilgisinin tüm icaplarını yerine getirdiğini ispatla zorunludur. Davada dayanılan maddî olgu, burnun estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan biçim ve şekle uygun güzel bir görünüm kazandırılmasıdır. Bu olgudan hareket edildiğinde, böyle bir sözleşmede sonucun ortaya çıkması yönünde teminat verilerek borç altına girildiği, diğer bir anlatımla belli bir sonucun elde edilmesinin kararlaştırıldığı kuşku ve duraksamaya yer olmayacak şekilde açıktır.
O nedenle, bu tip sözleşmenin eser sözleşmesi olarak kabul edilmesi hâlin icaplarına ve tarafların iradesine uygun düşeceğinin kabul edilmesi gerekir. Gerçekte de bu sözleşmedeki yükümlülük vekâlet sözleşmesinin konusunu oluşturan bir iş görme niteliğinde değildir. Çünkü, burada vekâlet akdindeki unsurların aksine çalışma sonunda; istenilen belli bir sonucun mutlaka elde edilmesi amacı güdülmektedir“ şeklinde belirtilmiştir.
Meme küçültme ameliyatı sonrası his kaybı veya emzirme sorunları tazminat sebebi midir?
Meme küçültme ameliyatı sonrası his kaybı veya emzirme sorunları, her durumda tazminat sebebi olmayabilir. Bu tür komplikasyonların hekimin hatalı uygulaması nedeniyle olup olmadığının tespitinde adli tıp raporunda yapılan değerlendirmeler oldukça önemlidir. Özellikle hastaya ameliyat öncesinde, his kaybı ve emzirme yetisinin etkilenebileceğine dair açık ve anlaşılır bir şekilde bilgi verilmemişse, hasta ameliyat sonrası uygulaması gereken adımlar konusunda eksik ya da hatalı bilgilendirildiyse, hekim ameliyat esnasında yanlış müdahalede bulunduysa; bu gibi durumlar hekimin tazminat sorumluluğuna yol açabilir. Dolayısıyla bu tür vakalarda, olayın tüm tıbbi ve hukuki yönleri birlikte incelenmeli ve mahkeme tarafından karar buna göre verilmelidir.
Meme küçültme ameliyatında malpraktis davası açmak için hangi belgeler ve raporlar gerekir?
Meme küçültme ameliyatı sonrasında malpraktis davası açabilmek için hasta ya da yakınları tarafından bazı önemli belgelerin ve raporların eksiksiz olarak hazırlanması gerekir. Öncelikle, hastanın ameliyat öncesinde ameliyatın riskleri ve olası komplikasyonlar hakkında bilgilendirilip bilgilendirilmediğini gösteren aydınlatılmış onam formu mutlaka bulunmalıdır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/26894 E., 2018/8072 K. Sayılı ilamında her aydınlatmanın kabul edilmediğini, hastaya yapılacak aydınlatmanın hukuka uygun ve tazminat sorumluluğundan kurtaran nitelikte olması için bazı şartları taşıması gerektiği belirtilmiştir.
‘’ Biyotıp Sözleşmesinin 5. maddesinde “Rıza” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilecektir” düzenlemesiyle rızanın kapsamı belirlenmiş ve Dairemizin yerleşik uygulamalarına paralel düzenlemeler getirilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde, hastanın salt işleme rıza göstermesi yeterli değildir. Ayrıca, risklerin de izah edilmesi yani bu rızanın da aydınlatılmış rıza olması gerekir.
Nitekim Hekim Etiği Kuralları’nın 26. maddesinde düzenleme yapılmış ve “Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir.
Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir. Acil durumlar ile, hastanın reşit olmaması veya bilincinin kapalı olduğu ya da karar veremeyeceği durumlarda yasal temsilcisinin izni alınır” düzenlemesiyle aydınlatmanın ne şekilde yapılacağı açıklanmıştır.’’
Ameliyatın nasıl gerçekleştirildiğini detaylı şekilde anlatan ameliyat raporu ve hastanın tıbbi kayıtları da davanın gidişatı için oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra, uzman bilirkişiler tarafından hazırlanan adli tıp raporu, hekimin tıbbi standartlara uygun hareket edip etmediğinin belirlenmesi açısından en önemli delil olarak kabul edilir.
Ameliyat öncesi ve sonrası döneme ait fotoğraflar, ortaya çıkan komplikasyonların belgelenmesi için önem taşır. Ayrıca, ameliyat sonrası tedavi masraflarını gösteren faturalar ve varsa tanık ifadeleri de dava sürecinde destekleyici kanıtlar arasında yer alır. Tüm bu belgelerin bir araya getirilmesi, malpraktis iddiasının doğru şekilde değerlendirilmesini sağlar ve hukuki süreçte hakkın korunmasına yardımcı olur.
Bu tür davalarda tazminat miktarı nasıl belirlenir ve Yargıtay’ın yaklaşımı nedir?
Hatalı meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatı gibi tıbbi malpraktis davalarında tazminat miktarının belirlenmesi, olayın somut koşulları, meydana gelen zararların niteliği ve kapsamına göre değişiklik gösterir. Tazminat genellikle maddi ve manevi zararlar olarak iki ana başlıkta değerlendirilir. Maddi zararlar, tedavi masrafları, gelir kaybı ve diğer doğrudan finansal kayıpları kapsarken, manevi zararlar ise yaşanan acı, ızdırap, psikolojik etkiler gibi unsurları içerir. Mahkemeler, tazminat miktarını belirlerken bilirkişi raporları, hastanın fiziki yapısı, yaşı, mesleği, ameliyat öncesi ve sonrası yaşam kalitesi gibi kriterleri dikkate alır.
Yargıtay kararları ise, hekimlerin tıbbi özen yükümlülüğünü ihlal ettikleri durumlarda hastanın mağduriyetinin tazmin edilmesi gerektiği yönündedir. Ancak Yargıtay, tazminat miktarını belirlerken orantılılık ilkesine önem verir ve tazminatın hem hastanın mağduriyetini gidermesi hem de hekimin hakkaniyetli şekilde korunması gerektiğini vurgular. Böylece hem hasta hem de hekimin hakları dengede tutulmaya çalışılır.
HATALI MEME KÜÇÜLTME VE DİKLEŞTİRME AMELİYATI İLE İLGİLİ AVUKATA SORU SORABİLİRSİNİZ.
AVUKATTAN ONLINE DANIŞMANLIK ALABILIRSINIZ.
Sorularınızı ve bu sorularla ilgili evrakı sisteme yükleyebilirsiniz. Online danışmanlıkta istediğiniz gün ve saati seçebildiğiniz gibi görüşme tipini de seçebilmektesiniz. Zoom, teams, whatsapp ya da telefon üzerinden görüşme sağlanabilmektedir. Ödemenin ardından tarafınıza randevu yapıldığına dair mail ile bilgi gelmektedir. Sistemde yaşanan herhangi bir sorun olduğundan iletişim numaralarımızdan iletişime geçtiğinizde toplantı manuel olarak planlanabilir. Hatalı meme küçültme ve meme dikleştirme ameliyatı konusunda müvekkillerimizin doğru bilgiye hızlı ve güvenilir şekilde ulaşmasını sağlamak için kurulan Online Danışmanlık Sistemimizden yüzlerce randevu alınmış olup müvekkillerimizin faydalanması amaçlanmıştır.




