Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) nedeniyle boşanma Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen genel boşanma sebebidir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI (ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK) NEDİR?

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri özel ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılmıştır.

Özel boşama sebepleri ise;

  • Zina nedeniyle,
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle,
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle,
  • Terk nedeniyle,
  • Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası olarak sayılabilir.

Genel Boşanma sebepleri ise,

  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) nedeniyle,
  • Anlaşmalı boşanma,

Türk Medeni Kanunu’nun 166. Maddesi 1. Fıkrasında “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) nedeniyle boşanmanın gerekçesi açıklanmıştır.

Görüldüğü üzere, Türk Medeni Kanunu’nun konuyu düzenleyen 166. maddesinde, eskiden olduğu gibi “şiddetli geçimsizlik” ifadesi kullanılmamış, bunun yerine objektif şartı işaret etmek için “temelden sarsılma” ifadesi kullanılmış olup, temelden sarsılmanın, geçimsizliği de içine alan ama ondan çok daha geniş bir kavramı ifade ettiğini söylemek gerekir. Nitekim doktrinde, özel ve genel boşanma sebeplerinin tek tek ele alınması yerine, evlilik birliğinin temelinden sarsılması şeklinde tek çatı altında toplanması gerektiği fikri dahi, ileri sürülmektedir.”[1]

Boşanma davalarında “şiddetli geçimsizlik” kavramının soyut bir kavram olarak ve sadece genel anlamda tanımlaması yapılmıştır. Kanun metninde yer alan belirsizlikler, hakimlere geniş bir takdir yetkisi tanır. Bu da her bir davada, o davanın özgüllüğüne göre farklı değerlendirmeler yapılmasına olanak sağlar.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik), genellikle taraflar arasındaki ilişkinin, evlilik birliğinin sağlam temelleri üzerine kurulu olmaktan çıkması anlamına gelir. Bu durum, ortak hayatın sürdürülmesinin artık taraflardan beklenmeyecek bir halde olduğu zaman ortaya çıkar. Ancak bu kriterin ne zaman ve hangi koşullarda gerçekleştiği her durumda farklılık gösterebilir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için genel anlamda;

  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olmalı,
  • Eşlerin ortak hayatı sürdürmelerinin kendilerinden beklenmeyecek nitelikte bir hal ve vaziyetin mevcudiyeti söz konusu olmalı,
  • Boşanma davasını açan eşin diğer eşe nazaran kusursuz veya daha az kusurlu olması (TMK 166/2. maddesi gereğince) gerekmektedir.

Yargıtay içtihatları ve emsal kararlar, benzer durumlarda verilmiş olan kararların birikimiyle oluşmuş örneklerdir ve hakimlere rehberlik eder. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davalarında mahkemelerin, her bir olayın özgünlüğünü göz önünde bulundurarak adaleti sağlamak adına geniş takdir yetkisine sahip olduğu söylenebilir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMIŞ OLMALI

Evlilik birliği devam ederken eşler arasında duygu ve düşünce anlamında birliğin kaybolması evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) anlamına gelmektedir. Bu durumun net bir tanımı yoktur çünkü her evlilik farklı dinamiklere ve özelliklere sahiptir.

Hakimler, her bir davanın kendine özgü şartlarına ve olayın detaylarına göre, eşlerin davranışlarının evlilik birliğini temelden sarsıp sarsmadığına karar verirler. Özellikle duygu ve düşünce birliğinin yok olması, eşler arasındaki huzurun, birlikte paylaşılan gelecek kaygısının veya ortak arzuların olmaması, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına (şiddetli geçimsizlik) dair bir gösterge olarak kabul edilebilir.

ORTAK HAYATIN ÇEKİLMEZ HALE GELMESİ

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıyla ilgili boşanma davalarının ikinci şartı, ortak hayatın artık sürdürülemez hale gelmesidir. Bu durum, evliliği sürdürmenin çekilmez hale geldiği, eşler arasındaki ilişkinin zedelendiği ve artık ortak bir yaşamın sürdürülemeyeceği anlamına gelir.

Bu noktada, evliliği zorlaştıran unsurlar arasında sorumlulukların yerine getirilmemesi, ciddi ihmalkâr davranışlar, umursamazlık, diğer eşin görüşlerine saygı göstermemek gibi durumlar da bulunabilir. Bu tür davranışlar, evlilik birliğinin temelini sarsabilir (şiddetli geçimsizlik) ve ortak hayatın devamını zorlaştırabilir.

Evlilikte yaşanan bu tür ciddi problemler, duygusal ve düşünsel kopuşlara yol açabilir. Eşler arasındaki iletişimde bozulma, saygısız davranışlar veya karşılıklı olarak duygusal kopuşlar, ortak hayatın çekilmez hale gelmesine katkıda bulunabilir.

Bu durumlar, evliliği sürdürmeyi ciddi şekilde zorlaştırır ve eşlerden birinin veya her ikisinin de ortak hayatı sürdürmelerini beklemek artık mantıklı olmaz. Bu tür durumlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına (şiddetli geçimsizlik) ve boşanma davası için geçerli bir gerekçe oluşturabilir.

KUSUR

Boşanma davalarında kusur durumu, mahkeme tarafından önemli bir unsur olarak değerlendirilir. Özellikle, boşanmaya yol açan olaylarda kusurun derecesi, davacı ve davalı eşler arasında belirlenir. Eğer evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) ve ortak hayatın çekilmez hale gelmesi şartları gerçekleşmişse ancak davacı eş, davalı eşten daha ağır bir kusura sahipse, davalı eşin davaya itiraz etme hakkı vardır.

Davalı taraf, davacıdan daha ağır bir kusurun olduğunu iddia ederek boşanmanın reddedilmesini talep edebilir. Bu durumda mahkeme, tarafların kusur durumunu değerlendirir ve davacı eşin kusurunun daha ağır olduğunu tespit ederse davayı reddedilebilir.

Ancak, davalı eşin böyle bir itirazı, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Yani, eğer evlilik birliğinin devamında davalı eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme bu durumu göz önünde bulundurarak boşanma kararı verebilir

Bu durumlar, mahkemenin hassas bir değerlendirme yapmasını gerektirir. Kusur durumu ve eşlerin durumlarına ilişkin kanıtların incelenmesi, adil bir kararın verilmesi açısından önemlidir. Mahkeme, her bir davanın özgüllüğüne göre bu tür durumları değerlendirir ve en uygun kararı vermeye çalışır.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI (ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK) NEDENİYLE BOŞANMA DAVALARINDA KUSUR

Boşanma davalarında kusur durumu önemli bir rol oynar. Eşlerden birinin diğerinin kusuruna dayanarak açtığı çekişmeli boşanma davalarında, mahkeme kusur durumlarını detaylı bir şekilde değerlendirir.

Kusursuz eşin, diğer tarafın az da olsa kusurlu olduğunu ispatlaması durumunda, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) kabul edilerek boşanma kararı verilebilir. Ancak, kusursuz eş tarafından açılan boşanma davaları reddedilecektir.

Az kusurlu eşin, diğer tarafın daha fazla kusurlu olduğunu ispatlaması durumunda, yine şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı verilebilir.

Daha fazla kusurlu eşin, diğer eşin az da olsa kusurlu olduğunu ispatlaması durumunda ve az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkmazsa boşanma kararı çıkabilir. Ancak, az kusurlu eşin boşanmamak için direnmesi durumunda, boşanma kararının reddedilmesi için belirli şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evliliğin devamının korunmaya değer olmadığının anlaşılmasıdır.

Eşit kusur durumunda ise, tarafların boşanmasına karar verilir.

Tamamen kusurlu eşin açtığı boşanma davaları da reddedilir çünkü kendi eylemine ve kendi kusuruna dayanarak bir hak elde etmek hukuka aykırıdır.

Bu durumlar, mahkemelerin hassas bir şekilde değerlendirmesi gereken karmaşık ve detaylı durumlar. Mahkeme, her bir davada tarafların kusur durumlarını objektif bir şekilde değerlendirerek adil bir karar vermeye çalışır. Detaylı bilgi için BOŞANMADA EŞLERİN KUSURU VE KUSUR ORANININ BELİRLENMESİ isimli makalemizi inceleyebilirsiniz.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI (ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK) NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI AÇILMASI

Boşanma davaları, genellikle bir dizi prosedürü içerir. Dava açılırken, belgelerin ve delillerin doğru şekilde sunulması önemlidir. Boşanma sebeplerini içeren dilekçe, dava açan tarafın kimliğini doğrulayan belgeler, boşanma sebeplerini destekleyen kanıtlar ve gerekiyorsa avukat vekaletnamesi gerekebilir. Dava dilekçesinde, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet gibi istemlerin de detaylı bir şekilde belirtilmesi gerekir.

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma, evliliğin 1 gün bile sürdükten sonra açılabilir ancak şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma için haklı bir sebebin varlığı gereklidir.

Şiddetli geçimsizlik sebebiyle açılan boşanma davaları, genellikle süreçlerin tamamlanması için birkaç celse gerektirebilir. Bu süreç ortalama 5-6 celseye kadar uzayabilir ki bu da yaklaşık 1,5 yıla tekabül edebilir. Ancak, bazı durumlarda şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davaları tek celsede sonuçlanabilir, bu durumlar özellikle anlaşmalı boşanmalarda veya taraflar arasında anlaşma sağlandığında mümkün olabilir.

BOŞANMAK İSTEMEYEN EŞ BOŞANMAYA İTİRAZ EDEBİLİR Mİ?

Eşlerden birinin boşanmaya itiraz etmesi durumunda, mahkeme bu itirazı dikkate alır ve durumu değerlendirir. Ancak, itirazın kabul edilmesi için kötü niyetin olmadığına dikkat edilir. Kötü niyetli itirazlar, evliliği kurtarmak istemeyen, evlilik görevlerini yerine getirmeyen, aşağılayan veya eşini kötüleyen bir eşin boşanmaya itiraz etmesi gibi durumlarda söz konusu olabilir.

Örneğin, eşin diğer eşe sürekli yalan söylemesi, sürekli sevmediğini söylemek, aşağılayıcı veya hakaret edici davranışlar sergilemek, temizlik kurallarına uymamak gibi durumlar kötü niyetli itiraz olarak değerlendirilebilir. Bu tür davranışlar, evliliğin devam etmesine yönelik gerçek bir niyet olmadığını gösterebilir.

Ancak, eğer karşı taraf gerçekten evliliği sürdürmek istiyorsa, boşanmanın reddedilmesini talep etmek kabul edilebilir bir durum olabilir. Mahkeme, tarafların niyetlerini, davranışlarını ve durumlarını dikkate alarak, adil bir karar vermeye çalışır.

Evliliklerdeki bu tür hassas durumlar, mahkemelerin detaylı bir inceleme yapmasını ve her iki tarafın da niyetlerini ve davranışlarını objektif bir şekilde değerlendirmesini gerektirir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI SAYILAN DURUMLAR NELERDİR?

Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen bazı durumların gerçekleşmesi durumunda hakim başka bir sebep aramaksızın evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) nedeniyle boşanmaya karar verir.

ORTAK HAYATIN KURULAMAMASI

Ortak hayatın kurulamaması, evlilik sürecinde eşlerin birlikte sağlıklı ve uyumlu bir yaşam sürdürememesi durumunu ifade eder. Bu durum, çeşitli sebeplere dayanabilir; iletişim sorunları, uyumsuzluk, farklı beklentiler veya değerler, geçmişten gelen sorunlar veya çatışmalar gibi faktörler ortak hayatın kurulmasını engelleyebilir.

Evlilikte ortak hayatın kurulamaması, eşlerin birbirlerini anlayamaması, uyum sağlayamaması veya birlikte sağlıklı bir ilişki yürütememesi olarak da yorumlanabilir. Bu durum, evliliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesini engelleyebilir ve zamanla evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 166. Maddesinin 4. Fıkrasında “Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.” Belirtilerek ortak hayatın kurulamaması açıklanmıştır.

Boşanmanın reddi kesinleştikten sonra 3 yıl içerisinde ortak hayat kurulamamışsa ilgili kanun maddesi gereğince evlilik birliği temelinden sarsılmış (şiddetli geçimsizlik) sayılır. Bu durumda eşlerden herhangi biri boşanma davası açtığında hâkim başka herhangi bir sebep gözetmeksizin boşanma kararı verecektir. Ancak hâkim bu geçen 3 yıl içerisinde ortak hayatın kurulup kurulamadığıyla ilgili araştırma yapacaktır.

ANLAŞMALI BOŞANMA

Anlaşmalı boşanma adından da anlaşılacağı üzere çiftlerin anlaşarak evlilik kurumunu sonlandırdığı boşanma türüdür. Her iki eşin de boşanmayı istediği ve ayrıca boşanma sonunda oluşacak nafaka, tazminat, mal paylaşımı, velayet gibi konularda anlaşmış olmaları gerekmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi 3. fıkrasında evliliklerinde 1 yılı dolduran çiftlere anlaşmalı boşanma imkânı sağlamaktadır. İlgili kanun maddesine göre;

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.”

Yukarıda belirtilen madde uyarınca eşler arasında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın çekilmez olduğu konusunda anlaşma sağladığı kabul edilir. Boşanmanın tüm diğer şartları gerçekleştiğinde anlaşmalı boşanma gerçekleşir.

Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanma arasında usulen de farklılıklar vardır. Anlaşmalı boşanma tek celsede aynı gün sona erer. Anlaşmalı boşanma, boşanma için başvurulacak en kısa ve en uygun yoldur. Anlaşmalı boşanmanın aksine çekişmeli boşanma davaları çok daha uzun sürmektedir.

Anlaşmalı boşanmanın şartları ise;

1-Evlilik birliği en az bir yıl sürmüş olmalı

2-Tarafların birlikte boşanma davası açmaları veya birinin Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi 3.fıkrasına göre açtığı boşanma davasını diğer eşin kabul etmiş olması

3-Hâkimin tarafları duruşma esansında bizzat dinlemiş olması ve iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi

4-Tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında anlaşmaya varılan anlaşmalı boşanma protokolünü uygun bulması gerekmektedir.

Anlaşmalı boşanma protokolü içerisinde taraflar varsa çocuğun velayetini kimin alacağı, velayeti almayan kişinin çocukla nasıl bir ilişki içerisinde olacağı ve ne sıklıkla görebileceği, evlilik içerisinde alınan malların paylaşımının nasıl yapılacağı, boşanma sonrası tazminat ve nafaka ödenip ödenmeyeceği ödenecekse bunun tutarının ne olacağı gibi birçok hassas konuda uzlaştıklarını ifade eden belgedir.  Anlaşmalı boşanma protokolünün dikkatle hazırlanması gerekir.

Anlaşmalı boşanma protokolü içerisinde yapılacak hatalar ya da eksiklikler boşanma sürecinin uzamasına hatta açılacak davanın reddedilmesine neden olacaktır. Anlaşmalı boşanma davalarının reddi gibi bir durumda ise tekrar aynı hukuki gerekçe ile anlaşmalı boşanmak için 3 yıl beklenmesi gerekmektedir.

Hâkim, tarafları anlaşmalı boşanma şartlarını yerine getirmek kaydıyla, evlilik birliğinin temelinden sarsılması gerekçesiyle boşanmaya karar verir. Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için ANLAŞMALI BOŞANMA, PROTOKOLÜ, ŞARTLARI, SONUÇLARI VE DİLEKÇE ÖRNEĞİ isimli makalemizi inceleyebilirsiniz.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI-ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK SAYILAN DURUMLAR

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik), kanunda belirli bir listeye bağlı olmaksızın geniş bir yelpazede değerlendirilebilen bir kavramdır. Bu durum, evliliği sürdürmeyi zorlaştıran veya çekilmez hale getiren farklı faktörlerden kaynaklanabilir. Hâkim, her bir davanın özelliğine göre durumu değerlendirir ve evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan sebepleri inceler.

Örnek olarak, evlilik içi şiddet, ciddi anlaşmazlıklar, sürekli iletişim sorunları, sadakat ihlalleri, uyumsuzluk, aile içi problemler, aşırı maddi sorunlar, duygusal kopukluk, aşırı alkol veya madde kullanımı gibi durumlar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilir. Ancak, her bir durumun ayrıntıları ve koşulları farklı olabilir.

Yargıtay kararları, bu tür durumları ve evlilik birliğinin sarsılmasıyla ilgili örnekleri içerir. Ancak, her bir dava farklı olduğundan, hâkim her bir durumu ayrı ayrı değerlendirir. Bu nedenle, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıyla ilgili sebeplerin tam bir listesi bulunmamaktadır ve her vaka ayrı ayrı incelenir.

GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) nedeniyle boşanma davalarında görevli mahkeme Aile mahkemesidir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davalarda görevlidir.

Yetkili mahkeme yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya eşlerin son 6 ayda birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI (ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK) NEDENİYLE BOŞANMA DAVALARINDA NAFAKA

Nafaka, sözlükte hukuksal terim olarak “Birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık” anlamına gelmektedir. Anlamından da anlaşılacağı üzere önemli ve hassas bir konudur. Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için NAFAKA NEDİR? NASIL HESAPLANIR? İsimli makalemizi inceleyebilirsiniz.

TEDBİR NAFAKASI

Dava açıldığı andan itibaren hâkim tarafından dava süresince ödenmesine hükmedilen aylığa tedbir nafakası denir. Tedbir nafakası bir aile hukuku uyuşmazlığı sırasında, özellikle boşanma davaları veya ayrılık süreçlerinde talep edilen ve mahkeme tarafından geçici olarak verilir. Tedbir nafakası, dava süreci boyunca maddi desteğe ihtiyacı olan eş veya çocukların korunmasını amaçlar. Tedbir nafakasına hükmedilirken henüz boşanma kesinleşmediği için kusur aranmaz.

İŞTİRAK NAFAKASI

Velayeti kendisine verilmeyen eşin çocuk adına beslenme-eğitim-sağlık-barınma gibi ihtiyaçlarını karşılaması için verilir. Çocukların yaşına, eğitim durumuna, sağlık koşullarına, ihtiyaçlarına ve aile gelirlerine göre nafaka hesaplaması yapılarak mahkeme tarafından belirlenir.

YOKSULLUK NAFAKASI

Evlilik birliğinde daha az kusurlu olan ve boşanma ile evlilikteki refahı düşecek olan kimseye nafaka hesaplaması yapılarak ödenir. Evlilik birliği sırasında maddi desteğe ihtiyaç duyan eşin ekonomik durumunu iyileştirmeyi hedefler.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI (ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK) NEDENİYLE BOŞANMA DAVALARINDA VELAYET

Velayet en basit anlatımıyla bir çocuğun erginliğe ulaşana kadar anne ve babasının gözetimi altında yetiştirilmesidir. Velayet çocukların üstün yararını koruyan hak ve yükümlülüklerin toplamı olarak da ifade edilebilir. Evlilik süresi içerisinde baba ve anne çocuğun velayetini birlikte kullanırlar. Herhangi bir sebeple boşanma söz konusu olursa ergin olmayan çocuk hâkim kararı ile kime bırakılmış ise boşanmada velayeti o kişide alır. Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için BOŞANMADA VELAYET isimli makalemizi inceleyebilirsiniz.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI (ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK) NEDENİYLE BOŞANMA DAVALARINDA TAZMİNAT

Evlilik birliği sona erdikten sonra taraflar birbirlerinden tazminat talep edebilirler. Boşanma davasında tazminat konusunda için kusur oranı önemli olup boşanma davasında tazminat talep edebilmek için kusursuz ya da daha az kusurlu olmak gerekir.

Türk Madeni Kanunu’nun 174. Maddesinde “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”

Boşanma davasında tazminat konusuna vurgu yapmıştır. Boşanma davasında tazminat almak isteyen taraf mutlaka karşı tarafın kusurunu kanıtlamalıdır. Boşanma davası reddedilen taraf boşanma davasında tazminat alamaz. Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için BOŞANMA DAVASINDA TAZMİNAT isimli makalemizi inceleyebilirsiniz.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI (ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK) NEDENİYLE BOŞANMA DAVASINDA MAL PAYLAŞIMI

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle gerçekleşen boşanma durumunda mal paylaşımı, evlilik sırasında edinilen malların nasıl bölüneceğini belirler. Türkiye’de, eşler evlilikleri boyunca hangi mal rejimini seçmiş olursa olsun, boşanma durumunda bu malların tasfiyesi yapılır.

Eğer eşler özel bir mal rejimi belirlemedilerse, Türk Medeni Kanunu’nun öngördüğü edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.

Bu rejime göre, her eş kendi kişisel mallarını (örneğin, evlilik öncesinden gelen miras veya bağışlar gibi) geri alır ve paylaşıma dahil etmez. Daha sonra, evlilik süresince elde edilen “edinilmiş mallar” adı verilen varlıklar, genellikle yarı yarıya paylaşılır. Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI isimli makalemizi inceleyebilirsiniz.

KONUYLA İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.12.2021 T. 2021/9161 E., 2021/10013 K. “….

1-Tarafların tedbir nafaka davasına yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde; 6100 sayılı HMK’nın 362. maddesinin 1. fıkrasının b bendi uyarınca “Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” temyiz edilemez.

02.12.2016 tarihli 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesi ile de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen ek madde 1 uyarınca temyiz parasal sınırlarının (HMK m. 341, 362) Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüştür. Karar tarihi itibariyle bu miktar “78.630,00 TL” olarak belirlenmiştir.

Somut olayda münhasıran açılan tedbir nafaka davasında kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair verilen karar miktar itibariyle kesindir. Bu nedenle tarafların davalı-davacı kadının ziynet alacağı davasında hükmedilen ve reddedilen tedbir nafakalarına yönelik temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2-Davacı-davalı erkeğin reddedilen boşanma davasına yönelik temyiz itirazının incelenmesine gelince;

Davacı- davalı erkek tarafından 7.10.2016 tarihinde TMK 172 maddesi uyarınca ayrılık kararı sonrasında ortak hayatın kurulamadığından bahisle boşanma davası açılmış, 2.3.2018 tarihinde ise TMK 166/son maddesi uyarınca fiili ayrılık sebebine dayanarak boşanma isteminde bulunulmuş, bu dava ile birleştirilmesine karar verilmiş, davalı-davacı kadın tarafından ise birleşen tedbir nafakası davası açılmıştır.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda erkeğin TMK 172 ve 166/son maddelerine dayalı boşanma davalarının kabulü ile boşanmanın ferilerine, kadının nafaka davasının da kısmen kabulüne karar verilmiş, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine incelemeyi yapan bölge adliye mahkemesi tarafından erkeğin TMK 166/son maddesine dayalı boşanma davasının 3 yıllık fiili ayrılık süresi dolmadığından bahisle reddine karar verilmiş, kadının tedbir nafakası davasında ve boşanmanın fer’ilerine ilişkin istinaf taleplerinin ise kısmen kabulü ile bu hususlarda yeniden hüküm kurulmuştur.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğin … 12. Aile mahkemesinde açtığı boşanma davasının reddine karar verildiği, bu kararı 28.2.2015 tarihinde kesinleştiği, davacı-davalı erkeğin TMK 166/son maddesine dayalı boşanma davasını ise 2.3.2018 tarihinde açtığı, 3 yıllık fiili ayrılık süresinin gerçekleştiği ve tarafların bu süre içerisinde ortak yaşamı kuramadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Davacı-davalı erkeğin TMK 166/son maddesine dayalı boşanma davasının da kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

İlgili yargıtay kararında ortak hayatın kurulamaması boşanma sebebine değinilmiştir. Boşanma davasının reddi kesinleştikten sonra 3 yıl içerisinde ortak hayat kurulamamışsa ilgili kanun maddesi gereğince evlilik birliği temelinden sarsılmış (şiddetli geçimsizlik) sayılır. Bu durumda eşlerden herhangi biri boşanma davası açtığında hâkim başka herhangi bir sebep gözetmeksizin boşanma kararı verecektir. Ancak hâkim bu geçen 3 yıl içerisinde ortak hayatın kurulup kurulamadığıyla ilgili araştırma yapacaktır.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI (ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK) NEDENİYLE BOŞANMA DAVASINDA BOŞANMA AVUKATI SEÇİMİ

Boşanma hukuku ile ilgili mevzuat, Türk Medeni Kanunu ve Avukatlık Kanunu veya başka herhangi bir mevzuatta ‘boşanma avukatı’ adı altında özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Boşanma avukatı başta boşanma davası olmak üzere, aile hukuku ile ilgili davalarda ve işlemlerinde uzmanlaşmış veya çalışmalarını bu alanlara yoğunlaştırmış bir avukatı ifade eder.

ANKARA BOŞANMA AVUKATLARI AKADEMİK HUKUK & DANIŞMANLIK’TA

Ankara boşanma avukatlarının en tecrübelileri ile çetrefilli olayları kısa zamanda çözen uzmanları Akademik Hukuk & Danışmanlık kadrosunda bulunmaktadır. En iyi Ankara boşanma avukatları için İletişim Bilgilerimiz’e tıklayarak bizi arayabilirsiniz. Bununla birlikte ofise gelmeden Ankara boşanma avukatı ile istediğiniz yerden görüntülü ve farklı şekilde iletişim kurmak ve bilgi almak için Online Danışmanlık Sistemimizden randevu alabilirsiniz.

Ayrıca boşanma hukuku ile ilgili diğer makalelerimizi de inceleyebilirsiniz.

Kaynak:

  1. TEKBEN, T. “EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI SEBEBİNE DAYALI BOŞANMA ÜZERİNE BİR İNCELEME” YUHFD v.18. s.2 2021. Ss.1077-1129
  2. https://www.mevzuat.gov.tr/
  3. https://karararama.yargitay.gov.tr/

 

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yorum Yap